Avrupa'da Çift Meclisli Parlamentolar

Avrupa'da Çift Meclisli Parlamentolar

Tek Meclis ve Çift Meclis Nedir? Farkları Nelerdir?

Çift meclis sistemi, yasama yetkisinin birden fazla meclis arasında paylaştırıldığı ve kanunlar yapılırken iki ayrı meclisin hemfikir olmasının gerektiği kurumsal bir tasarımdır. Bu sistemde üyeleri doğrudan halk tarafından seçilen kanat "alt meclis" veya "birinci meclis" olarak adlandırılırken; pek çok özelliğiyle ilkinden farklılaşan diğer kanat "üst meclis" veya "ikinci meclis" olarak nitelendirilir. Çift meclisli parlamentolar, toplumdaki farklı kesimlerin, çıkarların veya federal yapılarda bölgelerin temsil edilmesine olanak sağlar.Kanun önerilerinin ikinci kez müzakere edilmesini sağlayarak acele kararları önler, muhtemel hataları giderir, yasama kalitesini artırır ve aynı devlet erki içinde bir denge ve denetleme mekanizması kurar. Tek meclisli sistem ise yasama yetkisinin ve demokratik sorumluluğun seçilmiş tek bir mecliste toplandığı sistemdir. Tek meclisli yapılar, çift meclisli yapılara göre daha basit, daha az masraflı ve daha verimli olarak değerlendirilir. Ayrıca tek meclisli sistemler; çift meclisli sistemlerde görülebilen yetki çatışmalarını, yasama sürecindeki kilitlenmeleri ve gereksiz tekrarları önleyerek daha hızlı bir işleyiş sağlar. Federal ülkelerde tek meclis sistemi istisnai bir durumdur.

Türkiye'de Çift Meclisli Parlamento

Türkiye parlamento tarihindeki ilk çift meclisli yapı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1876 yılında Kanun-i Esasî'nin kabul edilmesiyle kurulmuştur. "Meclis-i Umûmî" adı verilen bu parlamento, "Meclis-i Mebûsan" ve "Meclis-i A'yân" isimli iki ayrı meclisten oluşmaktaydı. Cumhuriyetin ilanından sonra 1921 ve 1924 Anayasaları döneminde hızlı karar alabilmek ve savaş/kuruluş koşullarını yönetebilmek amacıyla güçler birliğine dayalı tek meclis sistemi uygulanmıştı. Ancak bu yapı, 1961 Anayasası ile değiştirildi ve 1961-1980 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi; "Millet Meclisi" ve "Cumhuriyet Senatosu" adlı iki meclisten kurulu olarak yasama faaliyetlerini sürdürdü. 1950'lerdeki iktidarın, tek meclisli sistemde sayısal çoğunluğa dayanarak baskıcılaştığı düşüncesi, 1960 sonrasında "çoğunluğun frenlenmesi" gerektiği fikrini doğurdu. Bu yüzden 1961 Anayasası ile iktidar gücünü dengelemek adına çift meclisli sisteme (Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) geçildi. 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi üyeleri, yeni anayasaya eklenen bir maddeyle Cumhuriyet Senatosu'nun "Tabii Üyesi" (Ömür Boyu Senatör) oldular. Meclisin seçilmiş üyelerinin yanı sıra "tabii üyeler" ile cumhurbaşkanı tarafından seçilen "kontenjan senatörlerini" de barındıran bu meclise aday olabilmek için 40 yaşını doldurmak ve yükseköğrenim görmüş olmak gibi özel nitelikler aranıyordu. Ayrıca eski cumhurbaşkanlarına da bu hak tanındı. Buradaki temel mantık; siyasi partiler seçimle gelip gitse bile, darbeyi yapan askerî kadronun ömür boyu parlamentonun üst kanadında yer alarak sivil siyaset üzerinde kalıcı bir denetim mekanizması kurmasıydı. 1970'li yıllar boyunca Türkiye'de aşırı siyasi kutuplaşma, koalisyon krizleri ve meclisteki tıkanıklıklar hakimdi. Özellikle 1980 yılında meclisin aylarca (100'den fazla turda) cumhurbaşkanı seçememesi, sistemin tamamen kilitlenmesine yol açtı. 12 Eylül 1980'de yönetime el koyan askerî yönetim iki meclis arasındaki uyuşmazlıkların ve yavaş işleyen yasama sürecinin karar almayı zorlaştırdığını savundu. Bu yüzden Cumhuriyet Senatosu'nu tamamen kaldırarak yeniden tek meclisli, hızlı karar alabilen ve yürütmenin güçlendirildiği bir yapıya döndü. 1980 darbesini yapan Milli Güvenlik Konseyi (MGK) üyeleri, ortada bir Senato kalmadığı için kendilerini senatör yapmadılar. Bunun yerine 1982 Anayasası'na ekledikleri geçici maddelerle kendilerini doğrudan yürütmenin tepesine yerleştirdiler. Darbenin lideri Kenan Evren, anayasanın halk oylamasından geçmesiyle otomatik olarak 7 yıllığına Cumhurbaşkanı oldu. Diğer MGK üyesi dört kuvvet komutanı ise 6 yıl boyunca görev yapacak olan "Cumhurbaşkanlığı Konseyi"ne dönüştürüldü. Yani MGK üyeleri kendilerini yasama organında değil, yürütme organında geniş yetkilere sahip bir konsey olarak garantiye aldılar. 1980 askerî müdahalesi sonrasında oluşturulan 1982 Anayasası'nda ise, devlet işleyişinin hızlandırılması ve güçlü bir iktidar/yürütme yapısının kurulması hedeflendiği için Cumhuriyet Senatosu kaldırılarak, hâlen geçerli olan tek meclisli parlamento sistemine geri dönüldü.

Not: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de tek meclisli yapıdadır.

Kaynak: https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/Yayinlar/Dosya/c77fbaed-1861-4b3f-af93-1b3bfa0a1fb3.pdf

u/lnx24 — 1 day ago

Avrupa'da Sanayi istihdamının Payı

Avrupa'da Sanayi İstihdamının Payı :

%25 ve üzeri Çekya, Slovakya, Slovenya, Macaristan

%20-25 Polonya, Romanya, Almanya, Avusturya, Hırvatistan, Bulgaristan

%15-20 İtalya (kuzey ağırlıklı), Portekiz, İspanya (iç bölgeler), Estonya, Litvanya

%10-15 Fransa, İsveç, Danimarka, İrlanda, Yunanistan, İspanya (sahiller), Güney İtalya

%10 altı Norveç, Lüksemburg, Hollanda (bazı bölgeler)

Kaynak: x.com/petrolandeco

u/lnx24 — 30 days ago

Avrupa'da Seçim Sistemleri

(Kahverengi) Çoğunluk Blok Oy: Blok Oy olarak da bilinen Serbest Listeli Çoğunluk Sistemi, bir seçim çevresinde birden çok temsilcinin seçildiği (geniş bölge) bir sistemdir. Bu sistemde her bir seçmenin seçim çevresine düşen sandalye sayısı kadar oy hakkı vardır ve seçmen bu oyları tek bir partinin adaylarına vermek zorunda değildir. Seçimler tek turlu olarak gerçekleştirilir. Serbest Listeli Çoğunluk Sistemlerinin uygulandığı ülkelerin çoğunda seçmenler isterlerse daha az sayıda oy kullanma hakkına da sahiptir.

(Mor) Çoğunluk İki Turlu: iki Turlu Sistemde seçimler, aralarında bir ya da iki hafta olacak şekilde iki turda yapılmaktadır. Bu sistemde seçimlerde genellikle Tek İsimli Tek Turlu Sisteme benzer şekilde oylama yapılmaktadır ancak bir adayın seçimleri ilk turda kazanabilmesi için oyların belirli bir oranından fazlasını (nitelikli çoğunluk) (genellikle %50) alması gerekmektedir. Herhangi bir adayın ya da partinin gerekli çoğunluğu sağlayamaması halinde ikinci tur seçimler yapılmaktadır.

(Mavi) Çoğunluk Tek İsimli Tek Turlu: Tek İsimli Tek Turlu Sistem çoğunluk sisteminin en basit şeklidir. Bu sistemde her seçim çevresinden yalnız bir aday seçilmekte ve seçimlerde partiler yerine adaylar yarışmaktadır. Oy kullananlar, adaylardan yalnızca bir tanesini seçmekte ve o seçim çevresinde en çok oyu alan aday seçimi kazanmaktadır. Teorik olarak bu seçim sisteminde tüm diğer adayların yalnızca bir oy alması halinde iki oy alan aday seçimi kazanacaktır.

(Sarı) Karma Paralel Sistem: Paralel Sistem, Listeli Nispi Temsil ve Tek İsimli Tek Turlu Sistemden sonra en yaygın uygulanan seçim sistemidir. Bu sistemde sandalyelerin bir kısmı Nispi Temsil ile kalan kısmı ise Çoğunluk Sistemlerinden biriyle veya nadiren “Diğer Sistemlerden” biriyle belirlenir. Sistemde, genellikle sandalyelerin bir kısmı Listeli Nispi Temsil Sistemiyle, kalan kısmı ise Tek İsimli Tek Turlu Sistem ile belirlenmektedir.

(Turuncu) Karma Üyeli Orantılı Sistem: Karma Üyeli Orantılı Sistemde sandalyelerin bir kısmı nispi temsil sistemiyle, kalan kısmı ise genellikle Tek İsimli Tek Turlu Sistem ile belirlenmektedir. Çoğunluk sistemiyle oluşan orantısızlıklar, nispi temsil üzerinden belirlenen sandalyelerin ilgili partilere verilmesi yoluyla giderilmeye çalışılmaktadır. Örneğin bir parti ulusal düzeyde nispi temsil ile yapılan seçimde %10 oranında oy almış ancak Tek İsimli Tek Turlu Sistem ile yapılan seçimde o oranda sandalye kazanamamış ise ulusal düzeydeki oy oranına kavuşması için o partiye belli sayıda milletvekili verilmektedir.

(Yeşil) Listeli Nispi Temsil: En yaygın olan sistemdir En basit şekliyle Listeli ya da Liste Usulü Nispi Temsil Sisteminde her bir parti her seçim çevresi için aday listesi sunmaktadır. Seçmenler oylarını siyasi partilere verirler ve partiler, seçim çevresinde aldıkları oyla orantılı şekilde sandalye kazanırlar. Kazanan adaylar listede bulundukları sıraya göre belirlenir.

(Kırmızı) Nispi Temsil Devredilebilir Tek Oy: Nispeten yeni bir sistemdir. Çok isimli seçim çevrelerinde, seçmenin tek bir oy hakkı olduğu ancak pusuladaki adayları kendi öncelik sırasına göre (1, 2, 3...) sıralayabildiği sistemdir. Bir adayın seçilmesi için belirli bir oy kotasına ulaşması gerekir. Kotayı aşan adayların fazla oyları ya da en az oy alıp elenen adayların oyları, seçmenlerin sonraki tercihlerine göre diğer adaylara devredilir.

Not: Biraz fazla teknik bir harita oldu. ayrıntılı bilgi ve örnek isteyenler esas aldığım aşağıdaki TBMM yayınına bakabilirler: https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/Yayinlar/Dosya/2528d3d6-3b60-488d-ac07-1eb26878b7e2.pdf

u/lnx24 — 1 month ago
▲ 4 r/avukat

Staj tercihi

Şu an 3. Sınıfım geçen yıl yaz aylarında ulusal staj programı kapsamında 1 ay şehrimdeki adliyenin ağır ceza Mahkemesi'nde staj yaptım. Bol bol dosya okuma fırsatım ve kısmen de olsa çevre edinme fırsatım oldu sağolsunlar mahkeme kalemi istediğim şekilde dosyalara erişimimi sağlıyordu. Ancak 4 hakimden 3 izinde ve birisi de bölge adliyeye geçtiği için hakimler staj sürecinin çoğunda yoktular dolayısıyla onlardan pek yararlanamadım. Ancak mahkeme işleyişi ve adliye içi işleyişi öğrenmem de faydalı oldu. Bu yıl yine başvurdum ve yine staj teklifi geldi. Daha önce başka bir yerde staj veya avukat yanında çalışmadım. Sizce bu yaz bir avukat yanında 2 ay çalışmayı mı yoksa lisans sonrası dönemdeki stajın yeterli olacağından hareketle tekrar adliye stajını seçmemi mi önerirsiniz? Artı olarak MEB ve defterdarlık gibi yerler de staj teklifi gönderebiliyor. Onları da seçebilirim.

reddit.com
u/lnx24 — 1 month ago

Avrupa Hukuk Sistemleri Haritası

Hukuk sistemleri temelde "yazılı kanunlara mı" yoksa "önceki mahkeme kararlarına mı" dayanıldığına göre şekilleniyor. İşte haritadaki renklerin anlamları:

Koyu Mavi (Kıta Avrupası Napolyon Ekolü): Her şeyin detaylıca yazılı olduğu, kuralcı sistem. Temelini Fransız İhtilali sonrası Napolyon'un hazırlattığı medeni kanun oluşturur. Hakim, kanun kitabında ne yazıyorsa onu uygular.

Turkuaz (Kıta Avrupası Cermen Ekolü): Napolyon ekolü gibi bu da yazılı kanunlara dayanır ama çok daha sistematik, soyut ve Alman disipliniyle hazırlanmıştır. Türkiye de özel hukuk ve ceza hukuku bağlamında bu grubun (Cermen ekolünün) bir parçasıdır. İstisna olarak İdare Hukuku bağlamında Türkiye Napolyon Ekolü içerisindedir.

Açık Yeşil (Cermen Etkisinde Napolyon Ekolü): Aslında köken olarak Fransız (Napolyon) mantığıyla kurulmuş ama zamanla Alman (Cermen) sistematiğinin o detaycı yapısına özenip kendi kanunlarını revize etmiş melez ülkeler.

Sarı (Anglo-Sakson Hukuk Sistemi): "Önceki mahkeme benzer bir olayda ne karar vermiş?" sorusunun kanunlardan bile önemli olduğu sistem. Hakimlerin kararları (içtihatlar) hukuku büyük oranda belirler.

Kırmızı (İskandinav Hukuku): Ne tam Kıta Avrupası gibi kanun kitaplarına boğulmuş, ne de tam İngilizler gibi esnek. Kendi içlerinde uyumlu, pratik ve kuzey ülkelerine has özgün bir hukuk sistemidir.

Pembe (Kıta Avrupası Karma): Çoğunluğu eski Doğu Bloku ülkeleri. Geçmişlerindeki "sosyalist/komünist hukuk" altyapısının üzerine günümüzde modern Avrupa kanunlarını inşa ettikleri için kendi içlerinde karma bir yapıya sahipler.

Kahverengi (Karma Sistem): Coğrafi veya tarihi nedenlerle iki dev sistemin tam ortasında kalanlar. Örneğin Malta veya Kıbrıs; aile ve miras gibi özel konularda Kıta Avrupası kurallarını uygularken, ticaret ve ceza davalarında doğrudan İngiliz (Anglo-Sakson) sistemini kullanır. (Not: Birleşik Krallığın içinde ancak İskoçya da aslında tam olarak bu gruptadır).

Siyah (Dini Sistem): Kuralların tamamen dini metinlere dayandığı sistem. Avrupa'da devlet düzeyinde bunun tek örneği, kilise hukuku (Kanon) ile yönetilen Vatikan'dır.

u/lnx24 — 1 month ago