u/lonerfluff

▲ 5 r/SOL

Zekâmızla Düşünüp Yapay Zekâmızla Yazmak (mı)? Yapmamayı Tercih Ederim! - Sinem Yıldız

Yazıyı bir emek süreci olmaktan çıkarıp bir çıktıya dönüştürdüğümüzde, yalnızca dilimizi değil, düşünme biçimimizi de dönüştürmeye başlıyoruz. Ve belki de bu yüzden, yeniden başa dönmek gerekiyor: Kalemi bir kürek gibi tutup, yüzeyi değil derini kazmaya razı mıyız?

​Zekâmızla Düşünüp Yapay Zekâmızla Yazmak (mı)? Yapmamayı Tercih Ederim! - Sinem Yıldız (@snemyldzz) yazdı.

u/lonerfluff — 3 days ago
▲ 15 r/SOL+1 crossposts

Mahkemeden kritik "WhatsApp" kararı: İşçi işveren arasında bağlantıyı kesme hakkı

Pandemi sonrasında uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, iş hukukunda dijital iletişim ve çalışma süresinin sınırlarına ilişkin yeni tartışmaları gündeme taşıdı.

Son dönemde verilen yargı kararlarında, mesai saatleri dışında işveren tarafından gönderilen dijital talimatların bazı koşullarda fazla çalışma kapsamında değerlendirilebileceği yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor.

Karar neden önemli?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararında, mesai bitiminden sonra WhatsApp üzerinden iletilen iş talimatlarının çalışma süresine dahil edilebileceği ve buna bağlı olarak fazla mesai ücreti doğabileceği yönünde bir yaklaşım benimsendi. Kararın, özellikle işverenin işçiye mesai dışında da görev yüklemesi ve sürekli iletişim halinde kalınmasını beklemesi durumunda önem kazandığı belirtiliyor.

Uzaktan çalışma modelinin en çok tartışılan yönlerinden biri, çalışma süresinin sınırlarının net olmaması. Birçok çalışan, mesai saatleri dışında da mesajlara yanıt vermek zorunda kaldığını, hafta sonlarında iş takibinin sürdüğünü ve sürekli erişilebilir olma baskısı yaşadığını dile getiriyor. Uzmanlar bu durumun iş-özel yaşam dengesini zayıflattığını, tükenmişlik riskini artırdığını ve psikolojik baskı oluşturduğunu değerlendiriyor.

"Bağlantıyı kesme hakkı"

Avrupa’da bazı ülkelerde uygulanan “bağlantıyı kesme hakkı” modeli de Türkiye’de iş hukuku tartışmalarına dahil olmuş durumda. Bu yaklaşıma göre çalışanların mesai saatleri dışında e-posta, telefon ya da mesajlara yanıt verme zorunluluğunun sınırlandırılması hedefleniyor. Türkiye’de de benzer düzenlemelerin ilerleyen dönemde gündeme gelebileceği öngörülüyor.

İş hukuku değerlendirmelerinde WhatsApp yazışmaları, Teams kayıtları, e-posta trafiği ve sistem giriş-çıkış loglarının fazla mesai davalarında delil olarak kullanılabildiği vurgulanıyor. Özellikle düzenli görev verilmesi, mesai dışı talimatların süreklilik kazanması ve anlık dönüş beklentisi, fazla çalışma iddialarını güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.

4857 sayılı İş Kanunu kapsamında haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak kabul ediliyor ve bu çalışmalar için normal saat ücretinin yüzde 50 fazlasıyla ödeme yapılması gerekiyor. Yargı kararlarında da dijital iletişim kayıtlarının ve fiili çalışma düzeninin, fazla mesai tespitinde önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor.

bianet.org
u/lonerfluff — 3 days ago
▲ 101 r/CHP+1 crossposts

Gazeteciler artık bakanlara soru soramayacak

AK Parti Grup Başkanlığı, bakanlara, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gazetecilere herhangi bir bilgilendirme yapmaması konusunda yazı gönderdi.

Duyuruda, haftalık olağan grup toplantılarında parti ve grup adına yapılacak gündem değerlendirmeleri ile bilgilendirmelerin Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı tarafından gerçekleştirildiği hatırlatıldı.

Duyuruda, grup toplantıları öncesinde bakanların toplantı salonunda basına veya ajanslara açıklama yapmasının, röportaj vermesinin ve bilgilendirme faaliyetlerinde bulunmasının salon hazırlık sürecinde aksamalara yol açtığı ifade edildi.

Bu gerekçeyle bakanlardan, grup toplantısı öncesinde salonda basına herhangi bir bilgilendirme yapmamaları konusunda hassasiyet göstermeleri istendi.

Gazeteciler artık bakanlara soru soramayacak

AK Parti Grup Başkanlığı tarafından yayımlanan duyurunun tamamı şöyle:

“Haftalık Olağan Grup Genel Kurul Toplantılarımızda Partimiz ve Grubumuz adına yapılacak gündem değerlendirmeleri ile gerekli bilgilendirmeler Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız tarafından yapılmaktadır.

Grup toplantılarımız öncesinde Sayın Bakanlarımız tarafından Grup toplantı salonumuzda basına veya ajanslara beyanat verilmesi, röportaj ve bilgilendirme yapılması, Grup toplantı salonumuzun hazırlanmasında da sıkıntı oluşturmaktadır.

Bu nedenle; Grup toplantımız öncesi Sayın Bakanlarımızın salonumuzda basına yönelik herhangi bir bilgilendirme yapmamaları hususunda hassasiyetlerini istirham ederiz.”

u/lonerfluff — 4 days ago
▲ 73 r/Turkey

İsrail ordusu, uluslararası sulardaki Küresel Sumud Filosu'na müdahale başlattı: 23 tekneyle irtibat koptu; en az 29 Türk vatandaşı alıkonuldu!

İsrail ordusu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'nu ele geçirmek için Akdeniz’deki uluslararası sularda saldırı başlattı. Küresel Sumud Filosu Kriz Masası, İsrail ordusunun uluslararası sularda saldırdığı filoda, 23 tekne ile irtibatlarının koptuğunu açıkladı. İsrail basınındaki haberlerde ise filoya katılanlardan 100 kişinin hukuk dışı olarak alıkonulduğu aktarılarak, aktivistlerin önce hapishaneye dönüştürülen bir gemiye bindirileceği ve oradan da İsrail'in güneyindeki Aşdod (Usdud) Limanı'na nakledilecekleri belirtildi. Öte yandan gemide alıkonulan bazı Türk vatandaşlarının isimleri açıklandı.

Küresel Sumud Filosu Kriz Masası, Kıbrıs Adası açıklarındaki filoda bulunan teknelerden iki savaş gemisinin görüldüğünü açıklarken, bazı teknelere yanaşarak taciz eden İsrail ordusu hücumbotlarının fark edildiği videolar paylaştı. İsrail basınında da "müdahalenin başladığı" haberleri yer alırken teknelerdeki bazı aktivistlerin canlı yayınlarda, İsrail askerlerinin kendilerine yaklaşması nedeniyle telefonlarını denize atıp ellerini havaya kaldırdığı görüldü.

Dışişleri Bakanlığı, İsrail ordusunun Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda müdahalesine ilişkin yaptığı açıklamada yaklaşık 40 ülkenin vatandaşlarının filoda bulunduğunu vurgulayarak İsrail'in "Filistin halkıyla dayanışmasını hiçbir şekilde engelleyemeyeceğini" belirtti. Açıklamada, "Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri konusunda gerekli girişimlerde bulunulmakta ve diğer ülkelerle iş birliği halinde süreç yakından takip edilmektedir," denildi.

23 tekneyle irtibat koptu

Küresel Sumud Filosu Kriz Masası, İsrail ordusunun uluslararası sularda saldırdığı filoda, 23 tekne ile irtibatlarının koptuğunu açıkladı.

Sumud Filosu'nda bulunan Fatih Varol: Zodyak bot takibinden kurtulduk; Gazze'ye ilerliyoruz

Sumud Filosu’ndan Nablus isimli gemide bulunan Sumud Yönetim Kurulu üyesi Avukat Fatih Varol, teknedeki son durumu T24’e aktardı.

2 adet İsrail savaş gemisinin filoya yaklaştığını ve zodyak botlara birlikte taciz ve alıkoyma işlemleri gerçekleştirdiğini belirten Varol, “Şu an itibariyle 4 tane teyitli, 6 tane de şüpheli olmak üzere 10’a yakın tekne üzerinde uluslararası sularda alıkonulma işlemi yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Varol, “Biz Nablus gemisi olarak zodyak bot takibinden kendimizi kurtardık ve Gazze’ye doğru yolumuza devam ediyoruz. Bizimle birlikte yola devam eden 10’a yakın tekneyi de çıplak gözle görebiliyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanlığı'ndan tepki

Dışişleri Bakanlığı, İsrail ordusunun Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda müdahalesine ilişkin yaptığı açıklamada yaklaşık 40 ülkenin vatandaşlarının filoda bulunduğunu vurgulayarak İsrail'in "Filistin halkıyla dayanışmasını hiçbir şekilde engelleyemeyeceğini" belirtti. Açıklamada, "Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri konusunda gerekli girişimlerde bulunulmakta ve diğer ülkelerle iş birliği halinde süreç yakından takip edilmektedir," denildi.

Dışişleri Bakanlığı, Küresel Sumud Filosu'na ait 23 teknenin İsrail ordusu tarafından uluslararası sularda müdahaleye uğramasına tepki gösterdi.

Açıklamada şöyle denildi:

"Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen ve yeni bir korsanlık eylemi teşkil eden müdahaleyi kınıyoruz.

Söz konusu filoda yaklaşık 40 ülkenin vatandaşı bulunmaktadır. İsrail’in saldırıları ve sindirme politikaları, uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını hiçbir şekilde engelleyemeyecektir.

İsrail’in, müdahaleye derhal son vermesi ve alıkonulan filo katılımcılarını koşulsuz olarak serbest bırakması gerekmektedir.

Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri konusunda gerekli girişimlerde bulunulmakta ve diğer ülkelerle iş birliği halinde süreç yakından takip edilmektedir.

İsrail’in hukuk tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu gecikmeksizin ortak ve kararlı bir tutum almaya davet ediyoruz."

Türk vatandaşlarının ismi açıklandı

İsrail basınındaki haberlerde ise filoya katılanlardan 100 kişinin hukuk dışı olarak alıkonulduğu aktarılarak, aktivistlerin önce hapishaneye dönüştürülen bir gemiye bindirileceği ve oradan da İsrail'in güneyindeki Aşdod (Usdud) Limanı'na nakledilecekleri belirtildi.

Kriz Masası yetkililerinin verdiği bilgiye göre, İsrail ordusunun uluslararası sularda hukuka aykırı alıkoyduğu Türk vatandaşları arasında Arif Yılmaz, Erol Büyük, Hüseyin Kılıç, Mehmet Harput, Mehmet Sait İspir, Orhan Kara, Rahim Mercan, Abdulmecid Bağcivan, Muhammed Huzeyfe Küçükaytef, Sinan Akılotu, Bilali Yıldırım, Fatma Zengin, Sibel Dugan, Enver Öztürk, Hakan Kaya, Hüseyin Yılmaz, Ümmügülsüm Durmuş, Bilal Kıtay, Mirac Üstün, Selçuk Arkın, Emrullah Demir, Muhammed Ensar Aslan, Mustafa Güzyaka, Mustafa Şimşek, Tunç Yılmaz, Validin Asaf, Yasin Yalçın, Zeynel Abidin Özkan bulunuyor.

Küresel Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Ayçin Kantoğlu yaptığı görüntülü açıklamada, "Aktivistler şiddetsiz ve sivil bir eylem gerçekleştiriyorlar. Soykırıma uğrayan bir halkın ihtiyaçlarını ortaya koyarak oraya bir insani yardım koridoru açmaya çalışıyorlar. Gözaltına alınmalarını gerektirecek hiçbir suça müdahil değiller." dedi.

Kantoğlu, filodaki katılımcıların silahsız ve eylemlerinin şiddetsiz olduğunu vurgulayarak, "Dolayısıyla yapılan bu müdahale uluslararası hukuka da uygun değildir. İnsan vicdanına da uygun değildir." ifadelerini kullandı.

ARKAPLAN: İsrail ordusunun, Küresel Sumud Filosu'na saldırıları

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı.

Uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak aktivistleri taşıyan teknelere saldıran İsrail ordusu, Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta ve Yunan kara sularından birkaç mil açıkta 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu.

Küresel Sumud Filosu'ndan yapılan bilgilendirmeye göre, 52 teknede toplam 426 katılımcı yer alıyor.

96 Türk aktivistin bulunduğu filoda, Türkiye'nin yanı sıra Almanya, ABD, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Belçika, Brezilya, Cezayir, Endonezya, Fas, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İtalya, İsviçre, Kanada, Libya, Malezya, Meksika, Mısır, Moritanya, Norveç, Pakistan, Polonya, Romanya, Slovakya, Sri Lanka, Şili, Tunus, Umman, Vietnam, Yeni Zelanda olmak üzere 39 ülkeden aktivistler bulunuyor.

İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu'na benzer bir saldırıda bulunmuştu. (AA)

t24.com.tr
u/lonerfluff — 4 days ago
▲ 8 r/CHP

İBB'ye yeni operasyon: 57 kişi gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon daha düzenlendi.

İBB iştiraki Boğaziçi A.Ş.'ye yönelik yeni “İhaleye Fesat Karıştırma” iddiasıyla düzenlenen operasyonda Boğaziçi Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Sema Akça'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey ismin gözaltına alındığı öğrenildi.

Soruşturma kapsamında İstanbul merkezli Adana, Bursa, Diyarbakır, Konya ve Yalova’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda toplam 57 kişi gözaltına alındı.

BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2024/247765 sayılı soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının iştirak firmalarından Boğaziçi Tesis Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi unvanlı firmanın ihalelerinin şüpheli şahıslarca organize edilerek ihalelerde mevzuata aykırılıklar yapıldığı, örgütsel faaliyet kapsamında İhaleye Fesat Karıştırma suçunun işlendiği değerlendirilerek soruşturma savcısının talimatları doğrultusunda; 58 şüpheli şahsın yakalanarak gözaltına alınması için 18.05.2026 tarihinde (İstanbul merkezli, Adana, Bursa, Diyarbakır, Konya ve Yalova illerinde) 6 ilde eş zamanlı operasyon yapılmış,

Operasyon kapsamında 57 şahıs yakalanarak gözaltına alınmış, firari 1 şahsı yakalamaya yönelik çalışmalar devam etmektedir."

GÖZALTINA ALINAN İSİMLER BELİRLENDİ

Gazeteci Ceylan Sever'in aktardığına göre operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen isimler şu şekilde:

- Ahmet Sırtlı — İhale ve Sözleşmeler Şefi / Başkan

- Aydın Soydaş — 1. Operasyon Yönetim Şefi

- Aytaç İnal — İnsan Kaynakları Şefi

- Bozan Aslan — Trafik Operasyon Yönetim Şefi / Üye

- Büşra Emen — Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanı

- Ekrem Aslan — 2. Operasyon Yönetim Müdürü V. / Uzman Üye

- Erhan Çamkıranoğlu — Boğaziçi Tesis Çalışanı

- Ethem Pişkin — Genel Müdür

- Eyüp Öztürk — Muhasebe Müdürü / Mali Üye

- Gökhan Parlak — 1. Operasyon Yönetim Müdürü / Uzman Üye

- Hamdi Sağlam — Operasyon Yönetim Müdürü

- Hüsnem Gökhan Büyükdağ — Satınalma Personeli

- İsmail Koçan — Vira Matbaacılık Firması Yetkilisi

- Kübra Silik — İhale ve Satınalma Uzmanı

- Mansur Güneş — Yönetim Kurulu Başkan V.

- Mehmet Alkanalka — Yönetim Kurulu Başkan V.

- Metin Çelik — Boğaziçi Tesiste Uzman

- Mustafa Özay — 3. Operasyon Yönetim Şefi

- Nihat Güven — İnsan Kaynakları Müdürü

- Nurullah Yetiştiren — Boğaziçi Tesiste Destek Personeli

- Oğuzhan Şaştım — Boğaziçi Tesiste Şef

- Onur Öz — Finans Şefi

- Ömer Yazıcı — Kuveyt Bankasında Yönetmen

- Rıfat Çimen — Kurumsal İletişim ve İş Geliştirme Müdürü

- Salih Kuzu — Boğaziçi Tesiste Şef

- Selim Çolak — Eylül Group Çalışanı

- Sema Akça Oflas — Genel Müdür

- Sercan Öztürk — Şehir Tuvaletleri Operasyon Yönetim Şefi / Uzman Üye

- Sinan Bilgin — Destek Hizmetleri Müdürü

- Tolga Volkan Aslan — Yönetim Kurulu Başkan V.

- Ufuk Zereden — İnsan Kaynakları Müdür V. / Üye

- Yasin İpek — Genel Müdür Yrd. V.

- Yavuz Şaştım — Isparta’da Uzman

- Zeliha Sırtlı — ADL Seyahat Firması Genel Sekreteri

- Zeynel Duman — Satınalma Müdürü

- Coşkun Ekşi — Art Event Firması Yetkilisi

- Çiğdem Ağaoğlu — Ağaoğlu Danışmanlık Firması Yetkilisi

- Elif Köleoğulları — Boğaziçi Tesis Yönetimde Uzman

- Emin Ayaz — GEPA Firması Yetkilisi

- Erhan Samancı — TESA Firması Yetkilisi

- Ferit Balyen — Atlantik Firması Yetkilisi

- Halil İbrahim Büyükparmaksız — Pratik Firması Yetkilisi

- Hasan Zeki Amasyalı — GEPA Firması Yetkilisi

- Hayrettin Bakır — Eylül Group Firması Yetkilisi

- Hilal Koçan — EST Firması Yetkilisi

- İsmail Takak — İSA Araç Kiralama Firması Yetkilisi

- Kasım Er — İmparator Oto Firması Yetkilisi

- Kurtuluş Acar — İlktem Firması Yetkilisi

- Mehmet Mişe — 2M Ticaret Firması Yetkilisi

- Meryem Manisa — Kırkbeş Turizm Firması Yetkilisi

- Mesut Türkeri — MTS

- Muammer Yamak — BAYA Firması Yetkilisi

- Sabri Bakır — Yapiken Firması Yetkilisi

- Safa Bülent Kalkavan — Cleankal Firması Yetkilisi

- Yiğit Avcı — Cleankal Firması Yetkilisi

- Yusuf Dalkılıç — Pestem Firması Yetkilisi

- Zafer Kuruoğlu — Canel Firması Yetkilisi

birgun.net
u/lonerfluff — 5 days ago
▲ 256 r/borsavefon+1 crossposts

"Balıkesir'de Türkiye'nin, dünyanın en iyi zeytinyağı yapılıyor. Maalesef Tunus'tan 4 bin 700 ton kötü zeytinyağı ithal ettiler. 200 liraya getiriyorlar. Buradaki zeytinyağının maliyeti 270 lira. “

Özgür Özel

"Balıkesir'de Türkiye'nin, dünyanın en iyi zeytinyağı yapılıyor. Maalesef Tunus'tan 4 bin 700 ton kötü zeytinyağı ithal ettiler. 200 liraya getiriyorlar. Buradaki zeytinyağının maliyeti 270 lira.

Dünyanın en güzel zeytinyağını, dünyanın en kalitesiz zeytinyağıyla rekabet ettiriyorlar. Zeytin Birliği buna isyan ediyor. Biz de zeytin üreticilerimizin sonuna kadar yanındayız."

u/FeatureAggravating75 — 5 days ago
▲ 134 r/borsavefon+1 crossposts

Chp’den yeni video gelmiş: “Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır 🤩”

Chp’den yeni video gelmiş: 24 yıldır hep aynı nakarat!

“Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır 🤩”

u/FeatureAggravating75 — 5 days ago
▲ 170 r/borsavefon+1 crossposts

“O dehaları Alman üniversitelerine kaptırdığına değdi mi şimdi?”

Özgür Özel

“O gün 18 yaşında çocukları hedef gösteren Tayyip Efendi, bak bugün karar kesinleşti: Esastan ret, hiçbir suç yoktur, talepleri halinde Türkiye Cumhuriyeti tazminat ödeyecektir! O dehaları Alman üniversitelerine kaptırdığına değdi mi şimdi?”

u/FeatureAggravating75 — 6 days ago
▲ 56 r/CHP+1 crossposts

İBB’ye yeni operasyon: 29 kişi gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen “yolsuzluk” soruşturmaları kapsamında, Ağaç ve Peyzaj A.Ş. iştirak şirketi üzerinden ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla operasyon düzenlendi.

Başsavcılığın açıklamasında, 30 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 29 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Bir kişinin de yurtdışında olduğu aktarıldı.

Tahliye edilen Fatih Yağcı yeniden gözaltında

Gözaltına alınanlar arasında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel ile Park ve Bahçeler Daire Başkanı Tuğba Ölmez Hancı da bulunuyor.

Gözaltına alınanlar arasında Ağaç A.Ş. Şefi Fatih Yağcı da bulunuyor. Yağcı, soruşturma kapsamında tutukluydu. 17 Mart’ta duruşmada savunma yapan Yağcı, “Firmalar Ağaç A.Ş.’ye gelip gittiği için bu kişilerle HTS vermem normal. Yeni Şafak’ta bir haber yapıldı. Bunlar KVKK’ya aykırı. Haberi yapan kişiyle görüşmeye çalıştım, bir hafta sonra da tutuklandım. Hiç kimseyle para alışverişi yapmadım ama bundan dolayı tutukluyum” demişti. Yağcı 31 Mart’ta tahliye edilmişti.

Gözaltına alınanların tam listesi:

  1. Yasin Çağatay SEÇKİN — İTÜ Öğretim Görevlisi

  2. Esra KÖYMEN — İBB Mimar

  3. Tolga KILIÇ — İBB Mühendis

  4. Nilgün CENDEK — İBB Kentsel Ekolojik Sistemler Şube Müdürü

  5. Mustafa ATLI — İBB Mühendis

  6. Tuğba ÖLMEZ HANCI — İTÜ Öğretim Görevlisi

  7. Sezer Ada ATEŞ — İBB Mühendis

  8. Muammer Ali ÖZDİL — Eski Ağaç A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı

  9. Fatih TEMÜR — Ağaç A.Ş. Şef

  10. Aytekin KARAARSLAN — Ağaç A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı

  11. Metin ARAS — Ağaç A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı

  12. Murat CİRİK — Ağaç A.Ş. Şef

  13. Oktay ÖZEL — İBB Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı

  14. Fatih YAĞCI — Ağaç A.Ş. Şef

  15. Eren SÖNMEZ — İBB Hukuk Müşaviri

  16. Selim MARANGOZ — Ağaç A.Ş. Satın Alma Yöneticisi / Müdürü

  17. Ahmet KOCADAĞ — Tibetoğlu İnş. Ltd. Şti. Ortağı

  18. Cezair ADAY — Vadi Peyzaj A.Ş. Ortağı

  19. Süleyman UZUN — Sas Peyzaj Ltd. Şti. Ortağı

  20. Adnan CULLANMAK — Zirve Harita Ltd. Şti. Ortağı

  21. Hakan CULLANMAK — Zirve Harita Ltd. Şti. Ortağı

  22. Ayhan SUBAŞI — Ayhan Subaşı Ltd. Şti. Ortağı

  23. Ünal AKSOY — Parametre Mühendislik Ltd. Şti. Ortağı

  24. Ekrem OFLUOĞLU — İstanbul Teknik Ltd. Şti. Ortağı

  25. Binali SARITAŞ — Sarıtaş Yapı Ltd. Şti. Ortağı

  26. Murat DAĞDEVİREN — Seka Peyzaj Ltd. Şti. Ortağı

  27. Derya DAĞDEVİREN — Seka Peyzaj Ltd. Şti. Ortağı

  28. Orhan YOLDAŞ — Çatak İnşaat Ltd. Şti. Ortağı

  29. Yunus DOĞAN — TYT İnşaat Ltd. Şti. Ortağı

29 kişi, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Başsavcılığın konuya dair açıklaması şöyle:

“Cumhuriyet Başsavcılığımızca Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulan suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen eylemlere yönelik olarak yapılan soruşturmalar kapsamında, örgütün Ağaç ve Peyzaj A.Ş isimli iştirak şirketi üzerinden usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırdığı iddialarına yönelik olarak 08.05.2026 tarihinde gerçekleştirilen operasyon kapsamında 30 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş olup, şüphelilerden 29’u kolluk kuvvetlerince yakalanarak gözaltına alınmış, 1 şüpheli ise yurtdışında bulunması nedeniyle hakkında yakalama çalışmalarına devam edilmektedir. Soruşturmalar titizlikle yürütülmekte olup, kamuoyunun bilgisine sunulur.”

medyascope.tv
u/lonerfluff — 14 days ago
▲ 10 r/SOL

Gençlik Örgütleri Forumu’nun (GoFor) Adil Staj Hareketi kapsamında hazırladığı Stajyer Hakları ve Deneyimleri El Kitabı, Türkiye’de stajın eğitim ile istihdam arasında bir geçiş süreci olmaktan çıkarak güvencesiz emeğin parçasına dönüştüğünü gösteriyor.

El kitabı, 23-25 Ocak 2026’da Ankara’da düzenlenen Stajyer Hakları Forumu’na ve başvuru sürecinde paylaşılan gençlerin deneyimlerine dayanıyor.

"Öğrenme" adı altında ücretsiz emek

El kitabına göre stajyerler, üretim süreçlerine aktif biçimde katılmalarına rağmen çoğu zaman ücret, sigorta ve sosyal haklardan yararlanamıyor.

Başvuru verilerinde 57 genç ücretsiz çalıştığını, 48 genç angarya işlere yönlendirildiğini, 45 genç hakları konusunda bilgiye erişemediğini, 40 genç sigortasız çalıştığını, 40 genç çalışma saatlerinin belirsiz olduğunu, 35 genç ise ayrımcı ya da dışlayıcı muameleyle karşılaştığını belirtti.

GoFor, bu deneyimlerin tekil örnekler olmadığını, farklı şehir ve sektörlerde sistematik biçimde tekrar ettiğini vurguluyor. El kitabında yer alan genç anlatıları, stajyer emeğinin nasıl görünmez kılındığını ortaya koyuyor. Bir stajyer, deneyimini şu sözlerle aktarıyor:

"Kadrolu çalışanın yapması gereken tüm işleri yaptım; kadrolu çalışan olsa iş tanımım olurdu, haklarım olurdu."

Para vererek staj

El kitabındaki dikkat çekici başlıklardan biri de "para vererek staj" deneyimi. Bir genç, ücretsiz çalışmanın yanı sıra staj yapabilmek için kendisinden para talep edildiğini belirtiyor:

"Ücretsiz stajı yeni yeni kabullenmeye başlamışken para vererek staj yapmanın normalleşmesini kabul etmek zor."

GoFor’a göre bu tablo, stajın yalnızca karşılıksız emek değil, kimi durumlarda gençlerin maliyet üstlendiği bir sürece dönüştüğünü gösteriyor.

Angarya işler ve belirsiz görev tanımları

Gençlerin aktarımlarına göre stajyerler, çoğu zaman mesleki öğrenme hedefleriyle ilgisi olmayan işlere yönlendiriliyor.

Temizlik, fotokopi, sekreterlik, arşiv düzenleme gibi görevler; staj deneyiminin parçası haline geliyor. Görev tanımlarının belirsizliği ise stajyerlerin itiraz etmesini zorlaştırıyor. El kitabı, bu durumun stajın eğitim işlevini aşındırdığını ve gençleri güvencesiz çalışma ilişkilerine hazırlayan bir mekanizmaya dönüştürdüğünü belirtiyor.

Hak temelli mevzuat çağrısı

GoFor, adil staj için şu önerileri sıralıyor:

Ücretsiz stajın kaldırılması, tüm staj türlerini kapsayan hak temelli bir mevzuat oluşturulması, ücretli ve sigortalı stajın güvence altına alınması, bağımsız denetim ve erişilebilir şikâyet mekanizmalarının kurulması, stajyerlerin sendikal haklarının tanınması ve stajın açık öğrenme hedefleriyle yeniden yapılandırılması.

Hak arama yolları görsel

u/lonerfluff — 16 days ago
▲ 4 r/CHP

Gazeteci Ferhat Murat’ın hâkim-savcı koridoruna girmesi tartışma yaratmıştı: İmamoğlu'nun avukatından mahkemeye dilekçe

CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve onun tutuklu avukatı Mustafa Pehlivan’ın avukatı Tora Pekin, dün İBB davasının duruşmasında gazeteci Ferhat Murat ve sanıklar arasında yaşanan gerginlik sonrası mahkemeye dilekçe verdi. Murat'ın hâkim-savcı koridoruna girmesinin hatırlatıldığı dilekçede , "Ferhat Murat adlı kişinin bulunduğu yer sanık müdafilerine de yasak olan bir alana açılmaktadır. Duruşmayı mahkeme tarafından kendilerine tahsis edilen alanda takip eden gazetecilerin heyetinizin emri ile kolluk güçleri tarafından salon dışına çıkarılmak istendiği bir esnada Ferhat Murat adlı bir kişiye imtiyaz niteliğinde yer tahsisi ironiktir. Ayrıca bu kişi -bilindiği kadarıyla- duruşma salonunda bulunmadığı halde duruşma ile ilgili olarak sosyal medyada paylaşım yaparak sanık müdafilerinden Avukat Tuba Torun'u hedef göstermiştir" ifadelerine yer verildi.

İBB davasında hakim-savcı kapısını kullandığı iddia edilen gazeteci Ferhat Murat sebebiyle gerginlik | İmamoğlu: Yandaş bir medya görevlisi kimsenin giremediği yere girip bize parmak sallıyor

İBB davası Silivri Cezaevi kampüsünün yanında bulunan duruşma salonlarında görülmeye devam ederken duruşmanın 31. celsesinde yaşanan hâkimin avukatlara söz vermeme kararı ve Ferhat Murat krizi nedeniyle duruşma başlamadan bugüne ertelenmişti.

CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve onun tutuklu avukatı Mustafa Pehlivan’ın avukatı Tora Pekin mahkemeye dün yaşanan krizle ilgili dilekçe sundu.

Pekin dilekçesinde “Bir kez daha vurgulamak isteriz ki hukuka, norma açıkça aykırı, yargılama diyalektiğini tümden ortadan kaldıran bu uygulamalarınızın sanıklar ve biz müdafiler tarafından kabulü asla mümkün değildir. Heyetinizi bir kez daha yargılamanın usuli rasyonalitesi ve kurallarına uymaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Dilekçedeki ifadelerin tamamı şu şekilde:

"Davanın başladığı 9 Mart 2026 tarihinden bugüne heyetinizce yürütülen faaliyetin neden bir yargılama faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceğini gerekçeleriyle birlikte birden çok kez sözlü ve yazılı olarak mahkemenize iletmiştik.Yaşanan hak ihlallerinin derinliği dolayısıyla görünürde dahi norma uygunluğu sağlanamayan bu faaliyet, ortaya çıkardığı yeni usulsüzlüklerle hukukun ağır ve açık ihlaline sebebiyet vermektedir. Son olarak, 4 Mayıs 2026 tarihli oturumda avukatların talepte bulunmasının mahkeme başkanı tarafından keyfi olarak engellenmesi, mikrofonların kapatılmasıyla duruşma diyalektiğinin hukuka aykırı bir biçimde ortadan kaldırılması; ardından hiçbir gerekçe gösterilmeden heyetinizin salonu terk etmesi ve duruşmaya son verildiğinin mübaşir vasıtasıyla sanık ve müdafilerine bildirilmesi bahse konu keyfi uygulamalara bir yenisini eklemiştir.

Ancak 4 Mayıs 2026 tarihinde yaşanan ve asla kabul edilemeyecek ihlaller bu kadarıyla da kalmamıştır. Heyetinizin duruşma salonunu terk etmesi esnasında, sadece yargıçların ve kalem çalışanlarının kullandığı kapıda adının Ferhat Murat olduğu öğrenilen ve gazeteci olduğunu iddia eden bir kişi belirmiştir. Bu kişi sadece yargıçların kullanabildiği salon girişinde durmakla yetinmemiş yaptığı hareketlerle sanıkları tahrik etmeye çalışmıştır. Bu durum sanık müdafileri tarafından tutulan ve dilekçeye eklediğimiz tutanakla da sabittir. Ayrıca salona bu dava esnasında eklenen kameralarla alınan görüntü kayıtları da bu beyanlarımızı teyit edecektir.

Ferhat Murat adlı kişinin bulunduğu yer sanık müdafilerine de yasak olan bir alana açılmaktadır. Duruşmayı mahkeme tarafından kendilerine tahsis edilen alanda takip eden gazetecilerin heyetinizin emri ile kolluk güçleri tarafından salon dışına çıkarılmak istendiği bir esnada Ferhat Murat adlı bir kişiye imtiyaz niteliğinde yer tahsisi ironiktir. Ayrıca bu kişi -bilindiği kadarıyla- duruşma salonunda bulunmadığı halde duruşma ile ilgili olarak sosyal medyada paylaşım yaparak sanık müdafilerinden Avukat Tuba Torun'u hedef göstermiştir.

Sonuç olarak; 4 Mayıs 2026 günkü duruşma bir yandan yetkisiz kişilere tanınan ve kötüye kullanılan imtiyazlarla, diğer yandan usule aykırı keyfi uygulamalarla yürütülmeye çalışılmış, sanık ve müdafilerin hukuka aykırı bu duruma karşı çıkmaları üzerine duruşma sonlandırılmıştır.

t24.com.tr
u/lonerfluff — 17 days ago
▲ 44 r/CHP+1 crossposts

Felaket içtiğimiz suda gizli!

Balıkesir – Balıkesir Üniversitesinden Murat Çelebi, Çağla Çelebi, Hasan Susar, Hüseyin Şen ve İzzet Karahan’dan oluşan bilim insanı heyetinin yayımladığı bilimsel bir araştırma, madencilik faaliyetlerinin içme sularımız üzerinde yarattığı ölümcül tehlikeyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Balıkesir’in Bigadiç ilçesinde bulunan Eti Maden İşletmelerine ait Bigadiç bor maden sahası ve çevresindeki su kaynaklarında yapılan çalışmaya göre; sudaki arsenik oranı Dünya Sağlık Örgütü limitlerinin 125 katı. Bu felaketin kapıda değil, doğrudan halkın ve hayvanların tükettiği içme sularının içinde olduğunu kanıtlıyor.

Bölge üç risk çemberine ayrıldı

Araştırmacılar, maden sahasının içme sularına etkisini ölçebilmek amacıyla, halen TMSF bünyesinde faaliyet gösteren bir kamu kuruluşu olan Bigadiç Bor Maden İşletmelerine ait İskele madenini merkez kabul ederek bölgeyi üç farklı uzaklık çemberine böldü: Madene 0-5 km uzaklıktaki “yakın alan”, 5-15 km uzaklıktaki “orta alan” ve 15-30 km uzaklıktaki “uzak alan.” Bölgedeki halk ve hayvanlar tarafından aktif olarak kullanılan içme suyu kaynaklarından toplam 60 numune toplandı ve bu örnekler indüktif eşleşmiş plazma-optik emisyon spektrometresi (ICP-OES) adı verilen hassas bir teknolojiyle analiz edildi.

Arsenik oranı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) limitlerinin 125 katı!

Ortaya çıkan laboratuvar sonuçları tek kelimeyle dehşet verici boyutta! Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerikan Çevre Koruma Ajansı (USEPA) tarafından içme suları için belirlenen güvenli arsenik limitinin 10 µg/L. Ancak madene en yakın olan 0-5 kilometrelik alandaki içme sularında tespit edilen ortalama arsenik (As) miktarı 1249.89 µg/L olarak ölçüldü. Bu durum göz önüne alındığında, sudaki arsenik oranının güvenli sınırın yaklaşık 125 katı olduğu ortaya çıktı.

Arsenik kirliliğinin maden faaliyetleriyle olan doğrudan ilişkisi, uzaklık arttıkça kirliliğin düşmesiyle de ispatlandı. Madenden 5-15 km uzaklaşıldığında arsenik oranı 324.,08 µg/L’ye, 15-30 km bandında ise 24.56 µg/L’ye geriliyor. Ancak bu en uzak bölgedeki su bile hâlâ uluslararası güvenli limitlerin 2 ila 6 kat üzerinde yer alıyor.

Kadmiyum ve cıva da sınırları aşıyor

Sadece arsenik değil, insan sağlığı için son derece zehirli olan kadmiyum (Cd) ve cıva (Hg) oranları da madene yaklaştıkça tehlikeli seviyelere ulaşıyor.

Kadmiyum: WHO’nun 3 µg/L olarak belirlediği güvenli limit, madene 0-5 km uzaklıktaki sularda 8.89 µg/L olarak ölçülerek sınırın neredeyse 3 katına çıktı. Madenden uzaklaşıldıkça bu oran 15-30 km bandında güvenli sınır olan 1.83 µg/L’ye düşüyor.

Cıva: Madene yakın suların cıva oranı ortalama 4.75 µg/L olarak tespit edildi. Bu oran, USEPA’nın belirlediği 2 µg/L’lik limitin çok üzerinde bulunuyor. Tıpkı diğer metaller gibi cıva kirliliği de madenden uzaklaştıkça azalarak 1.59 µg/L’ye geriliyor.

Kurşun neden istisna?

Araştırmada incelenen dört ağır metalden yalnızca kurşun (Pb), madene olan uzaklığa bağlı olarak anlamlı bir değişim göstermedi. Üç bölgede de ölçülen kurşun oranları (7.03 µg/L, 5.20 µg/L ve 8.24 µg/L) uluslararası kabul edilen güvenli limitlerin (10-15 µg/L) altında kaldı.

Bilim insanları bu durumu, kurşunun bölgedeki genel trafik, sanayi emisyonları veya jeolojik yapı gibi farklı bölgesel kaynaklardan homojen olarak dağılmasına bağlıyor.

Bilim insanlarından ‘acil müdahale’ çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü limitlerini kat kat aşan bu bulgular, halk sağlığı ve ekolojik denge için “kronik maruz kalma riski” anlamına geliyor. Çelebi ve araştırma ekibi, ağır metallerin vücutta biriktiğine ve doğada yok olmadığına dikkat çekerek yetkilileri uyarıyor. Yer altı sularının acilen “yüksek riskli” bölgeler öncelikli olmak üzere düzenli olarak izlenmesi, maden deşarjlarının çok daha sıkı denetlenmesi, gerekirse bu kirlenmiş su kaynaklarının içme suyu kullanımına kapatılarak halka alternatif temiz su sağlanması hayati önem taşıyor.

Halk sağlığı radikal şekilde korunmalı

Bulletin of Environmental Contamination and Toxicology (Çevresel Kirlenme ve Toksikoloji Bülteni)’nde yayımlanan makalede, suyun yönetimi konusunda sadece kağıt üzerindeki kanunların yetmeyeceğini, bizzat suyun kaynağında, madenlerin zehirli etkilerine karşı doğanın ve halk sağlığının radikal şekilde korunması gerektiğini ortaya koyuyor.

evrensel.net
u/lonerfluff — 17 days ago
▲ 149 r/borsavefon+1 crossposts

Özgür Özel

"Verilen ihalelerde hızlı trenlerin rayları KARDEMİR'den değil İngiliz çelik firmasından alınıyor. Bu firma zordaydı, batıyordu, bizimkilerin gayretiyle ayağa kaldırdılar. KARDEMİR, dünyanın en iyi tren raylarını üretecek durumda ama hızlı trenlerin rayını İngiliz firmasından alan bir akıl yönetiyor ülkeyi."

KRDMA • KRDMB • KRDMD

u/borsavefon — 18 days ago
▲ 6 r/CHP

AYM'den SEGBİS kararı: Savunma hakkı ihlali

Gazeteci Alican Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 19 Şubat’ta Ankara’da gözaltına alındı. Uludağ, 20 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde savcı ve hakimliğe çıkarılarak tutuklandı.

Uludağ hakkında İstanbul’daki mahkeme yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderdi. Toplam 19 yıla kadar hapsi istenen Uludağ için Ankara Adliyesi'nde 21 Mayıs’a duruşma günü verildi.

SEVK TALEBİ BEKLEMEDE

Gazeteci Uludağ, 72 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Ankara’ya naklini istedi. Uludağ’ın talebi henüz karşılanmazken Ankara’daki mahkeme, Uludağ’ın duruşmaya Silivri’den SEGBİS yoluyla bağlanmasına karar verdi. Karara tepki gösteren Uludağ, “Hâkimi görmeden savunma mı olur?” diye sordu.

AYM'DEN EMSAL KARAR

Uludağ’a yönelik kararların ardından gözler, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) emsal niteliğindeki SEGBİS kararlarına çevrildi. Yüksek Mahkeme’ye taşınan bir dosyada, talep dışında SEGBİS ile duruşmaya katılımın, “Adil yargılanma hakkına müdahale” olarak nitelendirildiği görüldü.

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde kalan hükümlünün, hastaneye götürülürken ring aracındaki kamerayı peçeteyle kapattığı tespit edildi. Hakkında disiplin soruşturması başlatılan hükümlü, dört gün hücre cezasına çarptırıldı. Hücre cezasına itiraz için Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine başvuruldu. Mahkeme, duruşma yapılması ve hükümlünün duruşmaya SEGBİS ile katılmasına yönünde karar aldı.

Kararın ardından hükümlü, duruşma tebligatının kendisine geç yapıldığını belirterek avukatıyla savunma için ek süre istedi ve SEGBİS ile savunma yapmak istemediğini kaydetti. Ek süre talebini kabul eden mahkeme, SEGBİS itirazını ise reddetti. İkinci duruşmada hükümlü, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek tekrar süre istedi ancak mahkeme, “Daha önce süre verilmiş olması” gerekçesiyle bu talebi de geri çevirdi. Hükümlünün, “Yüz yüze ifade isteği” de mahkeme tarafından olumsuz karşılandı.

AYM’DEN İHLAL KARARI

İnfaz Hakimliğinin kararının ardından hükümlü, AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. Kararı değerlendiren Yüksek Mahkeme, “Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği” iddiasını kabul edilebilir buldu. Dosya üzerinde yapılan incelemenin ardından, “Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine” hükmedildi. AYM’nin kararında, duruşmada hazır bulunma hakkının Anayasa’nın 36’ıncı maddesi güvence altına alındığı vurgulandı.

birgun.net
u/lonerfluff — 19 days ago

İSTANBUL (Medyascope) – Hollanda’nın başkenti Amsterdam, 1 Mayıs itibarıyla et ve fosil yakıt ürünlerine yönelik açık hava reklamlarını yasakladı. Karar, iklim hedefleriyle uyum gerekçesiyle alındı.

Amsterdam, kamusal alanlarda et ve fosil yakıt ürünlerinin reklamını yasaklayan ilk başkent oldu. 1 Mayıs’tan itibaren billboardlar, tramvay durakları ve metro istasyonlarında burger, uçak bileti ve benzinli araç reklamları kaldırıldı.

Belediye yetkilileri, bu adımın kentin çevre politikalarıyla uyumlu olduğunu vurguluyor. Amsterdam’ın hedefi 2050’ye kadar karbon nötr olmak ve et tüketimini yarıya indirmek.

Yeşil Sol Parti’den Anneke Veenhoff, “İklim krizi çok acil. Hem iklim politikalarında öncü olup hem de kamusal alanları bunun tersine reklamlarla dolduramazsınız” diyerek kararı savundu.

Düzenleme, et ürünlerinin yanı sıra uçuşlar, kruvaziyer tatilleri ve benzinli-dizel araç reklamlarını da kapsıyor. Böylece et tüketimi ilk kez doğrudan bir iklim meselesi olarak ele alınıyor.

Karar, sektör temsilcilerinin tepkisini çekti. Hollanda Et Birliği düzenlemeyi tüketici davranışını etkilemeye yönelik bir müdahale olarak değerlendirirken, seyahat sektörü de uçuş içeren tatil reklamlarının yasaklanmasını orantısız buldu.

Uzmanlara göre bu adım kısa vadede tüketimi doğrudan değiştirmeyebilir ancak toplumsal normları dönüştürme potansiyeline sahip.

medyascope.tv
u/lonerfluff — 19 days ago
▲ 39 r/CHP+1 crossposts

Gürlek, İmamoğlu'nun diplomasını iptal eden üniversitenin etkinliğinde konuştu: 'Bu millet sandıkla konuşur'

CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını 18 Mart 2025 tarihinde iptal eden İstanbul Üniversitesinin iş birliği ve Akın Gürlek'in katılımıyla 'Siyaset Okulu' etkinliği düzenlendi.

İmamoğlu'nun diploması iptal edildikten bir gün sonra 19 Mart 2025'te tutuklandığı operasyonu İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak yürüttükten ve hakkında 23 asırdan fazla ceza istenen iddianameyi yazdıktan sonra Adalet Bakanı yapılan Akın Gürlek, etkinlikte 'sandık' mesajı verdi.

Rektör de katıldı

Etkinlik, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle Fatih'teki MTTB Genel Merkezi'nde düzenlendi. Programa, İmamoğlu'nun diploması için, "Burada yürüyen bir hukuk zinciri vardı. YÖK incelemelerini yaptı. Bu kadar usulsüzlük varken, bunları görmezden gelseydik, biz görevi ihmal etmiş olurduk" diyen Rektör Osman Bülent Zülfikar da katıldı.

"Bu millet seçim atmosferini çok iyi kullanmayı bilmiştir"

Anadolu Ajansının aktardığına göre Gürlek, dünkü açılış programında yaptığı konuşmada, ülkelerin siyaset mekanizmalarının 'lider üretme sıkıntısı' yaşamasının, bugün dünyadaki en önemli sorunlarından biri olduğunu söyledi. Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyaset ve devlet adamlığının Türkiye'nin 'bu süreçte en büyük şansı' olduğunu savundu.

Darbe süreçlerine değinen Gürlek, "Darbecilerin ve cuntacıların anlayamadığı şudur; tarihin onlara yaptıklarının yanlış olduğunu defalarca yüzlerine vurulmasına rağmen milletimizin teslim olmayışı, geri çekilmeyişi, aşağılanma hislerinin yok oluşu ve millet aklının her defasında ayağa kalkarak vesayet duvarını yıkabilmesi tarihi bir gerçek olarak her seferinde ortaya konulmuştur. Zamanı geldiğinde milli iradenin yansıdığı seçim sandığının kurulmasıyla birlikte millet elindeki tek argüman olan hür seçim atmosferini çok iyi kullanmayı bilmiştir. Bu millet sandıkla konuşur, iradesini yeniden ortaya koyar, kendisine çizilmek istenen sınırları aşmasını bilir ve her seferinde kendi içinden yeni bir başlangıç iradesi çıkararak yoluna devam eder" dedi.

evrensel.net
u/lonerfluff — 19 days ago

Bursa’da lise öğrencilerinin “güvenli okul” talebiyle gerçekleştirdiği oturma eylemi sonrası disiplin soruşturması başlatıldı, öğrencilere yöneltilen sorular tepki çekti.

Cumhuriyet'ten Ufuk Sepetci'nin haberine göre 
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta Türkiye’yi yasa boğan okul saldırıları, güvenlik tartışmalarını da beraberinde getirdi. Şanlıurfa’daki saldırıda 16 kişi yaralanırken, Kahramanmaraş’ta dokuz öğrenci, bir öğretmen yaşamını yitirmişti. Bugün ise Kahramanmaraş'ta okuldaki saldırıda yaralanan 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu, 18 gündür tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybetti. Saldırıların ardından öğrenciler, öğretmenler ve yurttaşlar birçok kentte protesto eylemleri düzenledi. 

Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu hayatını kaybetti

“Güvenli okul” talebiyle yapılan eylemlerde, yetkililere önlem çağrısı yapıldı. Bursa’nın Gürsu ilçesindeki Borsa İstanbul Anadolu Lisesi’nde öğrenciler, öğle arasında okul bahçesinde oturma eylemi yaptı.

“Bu eylemi yapmaya sizi öğretmenler mi yönlendirdi?” sorusu

Eylem, atılan sloganların ardından sona erdi. Ancak eylemin ardından öğrenciler hakkında okul tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında öğrencilerin ifadelerinin alınmaya başlandığı öğrenilirken bazı öğrencilere “Bu eylemi yapmaya sizi öğretmenler mi yönlendirdi?” sorusu yöneltildiği öne sürüldü.

TÖBSEN: Öğrencilerin güvenli okul talebi suç değildir

Konuya ilişkin ortak açıklama yapan Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖBSEN), Eğitim Sen ve Öğrenci Veli Derneği öğrencilerin demokratik haklarını kullandığını vurguladı. Açıklamada, öğrencilere yöneltilen soruların baskı içerdiğini belirterek, “Öğrencilerin güvenli okul talebi suç değildir” ifadeleri kullanıldı.

Öğrencilerin günün büyük bölümünü geçirdiği okullarda güvenlik kaygısı yaşamasının doğal olduğuna işaret edilen açıklamada, “Bu meşru talebi bastırmaya yönelik adımlar kabul edilemez” denildi. Disiplin soruşturmasının geri çekilmesi gerektiği kaydedilen sendikaların açıklamasında, salı günü okul binası önünde yapılacak açıklama için de çağrıda bulunuldu.

u/lonerfluff — 19 days ago
▲ 61 r/CHP+1 crossposts

TBB seçimi İmamoğlu’nun mektubu gerginliğiyle başladı, CHP'li Vahap Seçer yeni başkan seçildi

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkan seçimi yapmak üzere toplandı ancak toplantı kavgayla bölündü. Divan Başkanı ve Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okumak istediğinde tansiyon yükseldi.

İki yıl önce TBB Başkanlığına seçilen ancak tutuklanmasıyla yerine vekâlet edilen İmamoğlu’nun mesajının okunmasına AKP’liler izin vermedi.

TBB Mayıs ayı olağan Meclis toplantısında gündem başkan, TBB Encümeni ve İhtisas Komisyonu Üyeleri seçimiydi. TBB başkanlığı görevini vekaleten yürüten Vahap Seçer, CHP’nin adayı oldu. AKP’nin adayı ise Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’di. Seçer’in CHP’li belediyelere dönük operasyonlara da dikkat çektiği açış konuşmasının ardından Divan Başkanı olarak Nuri Çavuşoğlu, İmamoğlu’nun mesajını okumak istedi.

Kavga çıktı

İmamoğlu’nun selamlama cümleleri okunurken AKP’li Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar tepki göstererek kürsüye yöneldi. Hemen ardından TBB başkan adayı olan AKP’li Fırat Görgel ayağa kalktı.

CHP’li belediye başkanları da kalkınca yumruklar konuştu. Çavuşoğlu, İmamoğlu’nun mesajını okumaya devam edemedi. Sükûnet çağrıları yaparken sandalyeler, sehpalar kırıldı. Toplantıya yirmi dakika ara verildi.

Yirmi dakikalık ara uzadı, taraflar uzlaşı aramak için bir araya geldi. TBB Başkanvekili ve CHP’nin adayı Vahap Seçer ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve TBB Encümen Üyeleri, AKP’nin adayı Fırat Görgel’in bulunduğu salona gitti. Seçimlere devam edip etmemeyi değerlendirirken dışarıda sesler yine yükseldi. Başkanlar yoktu ancak AKP’liler kapı önünde toplandı. İçeri girmeye zorladıklarında gerginlik devam etti.

Seçimlerin ertelenmesi değerlendirildi

Taraflar seçimlerin ertelenmesini de değerlendirdi ancak devam edilmesi yönünde uzlaşıldı. Salona döndüklerinde Yavaş, Seçer ve Görgel yan yana oturdu. Divan Başkanı Çavuşoğlu, kimsenin istemeyeceği görüntüler olduğunu vurgulayarak toplantıyı sürdürdü. İmamoğlu’nun gerginliğe sebep olan mesajı ise okunmadı. Çavuşoğlu, İmamoğlu’nun selamını iletmiş olduğunu ve konuyu kapatacağını söylerken, bu defa CHP’liler yuhalayarak kısa süreli protesto etti.

Çavuşoğlu’nun çağrısıyla adaylar sahneye gelerek birlikte fotoğraf çektirdi. Salonda zaman zaman sesler yükselirken, sükûnet çağrılarıyla faaliyet raporu ve kesin hesap raporları okundu.

Görgel ve Seçer’in adaylık konuşmalarının ardından oylama başladı. Görgel yaşanan gerginlik için Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okumak isteyen Divan Başkanı Çavuşoğlu’nu suçladı, tarafsız olmadığını söyledi. Seçer ise siyasetin belediye başkanlarının işi olmadığına, TBB’nin her partiden belediyeye eşit mesafede olduğuna dikkat çekti.

Seçer TTB Başkanı seçildi

Seçer, İmamoğlu tutuklandığında yerine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın ve temmuz ayında Karalar tutuklandığında kendisinin başkanvekili seçildiğini hatırlattı. CHP’li belediyelere dönük operasyonlara dikkat çeken Seçer şunları söyledi:

“Tarihimizin hiçbir döneminde görülmeyen yerel yönetimlere karşı bir operasyon süreci yaşıyoruz. Kayyum atanıyor, görevden alınıyor, görevden alınıyor, cezaevinde bir süre kalıyor, Sayın Karalar gibi tahliye ediliyor ama göreve iade edilmiyor. Ya da kayyuma neden olan dosyasından beraat ediyor, Sayın Türk gibi. Gerçekten hukuken tartışabileceğimiz, adalete güvenin sarsılabileceği uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Birçok arkadaşımız cezaevinde. Belediye başkanları, Meclis üyeleri, belediye bürokratları… Elbette yargılansınlar ama tutuksuz yargılansınlar, adil yargılansınlar. Geciken adalet adalet değildir. İnsanların en kutsal hakkını, hürriyet hakkını, özgürlük hakkını elinizden alınıyor. Umut ediyorum Türkiye’de herkesin arzu ettiği standartta bir hukuk devleti normuna kavuşuruz. Umut ediyorum adalet herkes için eşit olur. Köylü Mehmet Ağa da ‘Ankara’da hakimler var’ diyebilmeli. ‘Benim güvencem var, bağımsız, bağlantısız Yüce Türk mahkemeleri var’ diyebilecek bir ülkede yaşamak dileğimiz var.”

Daha sonra oylamaya geçildi. Oylama sonucunda Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildi.

Vahap Seçer 446 oy alırken, AKP’li rakibi Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ise 311 oyda kaldı.

Ekrem İmamoğlu okunmayan mesajını paylaştı

İmamoğlu, X hesabından TBB toplantısında okunmayan mesajını paylaştı:

“Bugün Türkiye Belediyeler Birliği Meclisi toplantısında okunmasına tahammül edilmeyen mesajım:

‘Ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullar altında, milletimizin çıkarları doğrultusunda, birliğimizin, tüm varlığı ve azmiyle, yerel yönetimleri destekleyen çalışmalarını takdirle karşılıyor, sizlere bu çalışmaları devam ettirdiğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum. İçinde bulunduğumuz olağanüstü dönemin olağanüstü koşullarında yapılan bu seçimin birliğimiz ve milletimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum. Demokratik bir ülkede, halkın oyu ve güveniyle iş başına gelmiş yöneticilerin tutuklu olarak yargılanması, yalnızca o kişiler için ağır bir hukuksuzluk örneği değildir. Aynı zamanda seçmen iradesine ve demokratik hukuk düzenine karşı işlenmiş, onarılması güç, son derece ağır bir hak ihlali ve hukuksuzluk da teşkil eder. Böylesi bir hukuksuzluğa karşı çıkmak, hangi siyasi partiden olursa olsun tüm yerel yöneticilerin görevi ve sorumluluğudur. Aynı sorumluluk, sadece hukuksuzluklara karşı durmakla sınırlı değildir; kamu kaynaklarının kullanımında adaleti, şeffaflığı ve hesap verebilirliği tesis etmek de yerel yönetim anlayışımızın temelini oluşturmalıdır. Önceki dönemde sizlerin kıymetli oylarıyla seçildiğim Türkiye Belediyeler Birliği başkanlığında ‘imtiyaz değil adalet, menfaat değil hakkaniyet’ ilkesiyle hayata geçirdiğimiz uygulamalarla, uzun yıllar sonra ilk kez sistemli, ölçülebilir ve denetlenebilir bir dağıtım mekanizmasını hayata geçirdik. Yaklaşım ve vizyonumuz liyakati esas alan, hiçbir ayrıcalığa yer vermeyen, hakkaniyeti merkeze koyan bir yönetim anlayışının da somut ifadesidir. Yerel yönetimlerin tamamına eşit mesafede duran bu anlayışın, vatandaşlarımızın güvenini pekiştirecek en önemli zemin olduğuna inanıyorum. Aynı anlayış ve ilkelerle bayrak yarışını üstün başarıyla yürüten başkanlarımız Sayın Zeydan Karalar ve Sayın Vahap Seçer ile tüm encümen üyesi başkanlarına şükranlarımı sunuyorum. Bize yönelen tüm hukuksuz girişimlere rağmen bu anlayışla milletimize hizmet etmekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha dile getirmek isterim. Bugün yapılacak meclis toplantısında, tutuklu bulunan tüm belediye başkanlarımızın ve belediye kadrolarımızın tutuksuz yargılanmasının; demokrasi ve milli egemenlik açısından taşıdığı önemi vurgulayan kararın oy birliğiyle alınmasını umut ediyorum. Atacağınız bu tarihi adım milletimizin demokrasiye, adalete ve huzura duyduğu hasret ve inancın da açık bir ifadesi olarak tarihe geçecektir. Türkiye Belediyeler Birliği Meclis Toplantısı’nın ülkemiz adına hayırlı, verimli çalışma ve kararlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Yine Yusuf Alemdar

5 Haziran 2024’te, Ekrem İmamoğlu’nun TBB Başkanı seçildiği meclis toplantısı da gerginlikle başlamıştı ve yine aynı isim, AKP’li Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar tartışmanın odağındaydı.

“En yaşlı” delege sıfatıyla divan başkanı olarak meclisi yöneten Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, konuşmasına Hakkari’ye kayyum atanmasını kınayarak başladı.

Türk’ün konuşması sırasında, salondaki AKP’li ve MHP’li bazı belediye başkanları “Biz kınamıyoruz” diyerek tepki gösterirken, Türk’ü terörü savunmakla suçladı. Yusuf Alemdar ayağa kalkarak, kayyum atamasını kabullenmemenin mümkün olmadığını söyledi. Alemdar usule ilişkin itirazlarını sürdürürken, Ekrem İmamoğlu ilk defa görev yapan bir divana destek olunması gerektiğini söyledi.

Öte yandan o gün TBB Meclisi’ni yöneten Ahmet Türk de ilerleyen süreçte kendisi de görevden alındı. Türk’ün yerine atanan kayyumun görev süresi bugün iki ay daha uzatıldı.

medyascope.tv
u/lonerfluff — 20 days ago
▲ 8 r/CHP

Yavuzyılmaz'dan İzmir Çevre Yolu iddiası: Ücretsiz yol paralı hale getirilecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, İzmir Çevre Yolu’nun özelleştirileceğine ilişkin iddiaları sosyal medya hesabından duyurdu.

Yavuzyılmaz, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından ücretsiz işletilen yolun 25 yıllığına özel sektöre devredilmesinin planlandığını ileri sürdü.

"Yol ücretsiz olmaktan çıkacak"

Paylaşımında İzmir’de yaşayanları ve yolu kullananları uyaran Yavuzyılmaz, özelleştirme gerçekleşirse çevre yolunun ücretli hale geleceğini belirtti.

Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen otoyollardaki ücret tarifelerini baz alarak örnek bir fiyatlandırma da paylaşan Yavuzyılmaz, farklı güzergâhlar için geçiş ücretlerinin 30 ila 40 TL arasında olabileceğini ifade etti.

Yıllık gelir iddiası: 4,3 milyar TL

Yavuzyılmaz, 2025 yılı için İzmir Çevre Yolu’ndaki araç geçiş sayısının 141 milyonun üzerinde olduğunu belirterek, özelleştirme sonrası bu veriler üzerinden hesaplama yaptı.

Buna göre, yolun ücretli işletilmesi halinde şirketlerin yurttaşlardan yılda en az 4 milyar 326 milyon TL geçiş ücreti tahsil edebileceğini öne sürdü. 25 yıllık işletme süresi boyunca bu tutarın toplamda 108 milyar TL’ye ulaşabileceğini de iddialarına ekledi.

Resmi açıklama yok

Yavuzyılmaz, çevre yolunun maliyetinin geçmişte kamu kaynaklarıyla karşılandığını hatırlatarak özelleştirme planına tepki gösterdi, planın iptal edilmesi çağrısında bulundu.

İzmir Çevre Yolu’nun özelleştirilmesine ilişkin iddialar hakkında yetkili kurumlardan henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

bianet.org
u/lonerfluff — 20 days ago