

Matta 25:1-12
MATTA 25:1-12 TCL02
[1] “O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek. [2] Bunların beşi akıllı, beşi akılsızdı. [3] Akılsızlar yanlarına kandillerini aldılar, ama yağ almadılar. [4] Akıllılar ise, kandilleriyle birlikte kaplar içinde yağ da aldılar. [5] Güvey gecikince hepsini uyku bastı, dalıp uyudular. [6] “Gece yarısı bir ses yankılandı: ‘İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!’ [7] Bunun üzerine kızların hepsi kalkıp kandillerini tazelediler. [8] “Akılsızlar akıllılara, ‘Kandillerimiz sönüyor, bize yağ verin!’ dediler. [9] “Akıllılar, ‘Olmaz! Hem bize hem size yetmeyebilir. En iyisi satıcılara gidin, kendinize yağ alın’ dediler. [10] “Ne var ki, onlar yağ satın almaya giderlerken güvey geldi. Hazırlıklı olan kızlar, onunla birlikte düğün şölenine girdiler ve kapı kapandı. [11] “Daha sonra gelen öbür kızlar, ‘Efendimiz, efendimiz, aç kapıyı bize!’ dediler. [12] “Güvey ise, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, sizi tanımıyorum’ dedi.
Bu pasajı ve bu pasaj üstüne yapılan bir konuşmayı sizlerle paylaşmak istedim. Aziz Sarovlu Serafim'in bir konuşması var bunun üstüne.
​
"Akıllı bakirelerin kandillerindeki yağ uzun süre parıl parıl yanabiliyordu. Böylece bu bakireler, ışıl ışıl yanan kandilleriyle gece yarısı gelen Güvey'i karşılayabildiler. O'nunla birlikte sevinç dolu düğün odasına girebildiler. Akılsız olanlar ise, kandilleri sönmek üzereyken daha fazla yağ satın almak için pazara gitmiş olsalar da, zamanında geri dönemediler; çünkü kapı çoktan kapanmıştı.
Pazar, bizim hayatımızdır; kapanan ve Güvey'e giden yolu kapatan düğün odasının kapısı ise insan ölümüdür; akıllı ve akılsız bakireler Hristiyan ruhlarıdır; yağ ise iyi işlerin kendisi değil, iyi işler aracılığıyla elde edilen ve ruhları bir durumdan diğerine değiştiren Tanrı'nın En Kutsal Ruhu'nun lütfudur — yani, çürüyebilir bir durumdan çürümeyebilir bir duruma, ruhi ölümden ruhi yaşama, karanlıktan ışığa, varlığımızın (tutkuların dilsiz hayvanlar ve vahşi canavarlar gibi bağlı olduğu) ahırından İlahiyat'ın tapınağına, Rabbimiz, Yaratanımız, Kurtarıcımız ve ruhlarımızın sonsuz Güvey'i Mesih İsa'daki sonsuz sevincin parıldayan düğün odasına dönüştüren lütuftur."
​
Vakit bulamadığım için sadece çeviri AI ile. Metnin İngilizcesini de bırakıyorum:
"The oil in the lamps of the wise virgins could burn brightly for a long time. So these virgins, with their bright lamps were able to meet the Bridegroom, who came at midnight. With Him, they could enter the bridal chamber of joy. But the foolish ones, though they went to market to buy more oil, when their lamps were going out, were unable to return in time, for the door was already shut. The market is our life; the door of the bridal chamber, which was shut and barred the way to the Bridegroom is human death; the wise and foolish virgins are Christian souls; the oil is not the good deeds, but the grace of the All-Holy Spirit of God which is obtained through good deeds and which changes souls from one state to another - such as, from a corruptible state to incorruptible state, from spiritual death to spiritual life, from darkness to light, from the stable of our being (where the passions are tied up like dumb animals and wild beasts) into a temple of the Divinity, the shining bridal chamber of eternal joy in Christ Jesus our Lord, the Creator, Redeemer and eternal Bridegroom of our souls.
​
Kısacası: Aziz Serafim diyor ki evet bütün kızlar erdemliydi fakat akılsız olanlar erdemleri dünyevi şeyler için yaptı burda asıl önemli olan Allah rızası için olan erdemler ve Aziz Ruh'un lütufları...
​
Kaynak: On the acquisition of the Holy Spirit
HABERCİLERİN İŞLERİ 15:1-6 KKDEU
[1] Yahudiye'den Antakya'ya bazı kimseler gelip kardeşlere şöyle diyorlardı: “Eğer Musa'nın bildirdiği töreler uyarınca sünnet edilmezseniz kurtulamazsınız.” [2] Pavlus'la Barnabas onlarla çekişip uzun boylu tartıştılar. En sonunda Pavlus'la Barnabas'ın ve başka bazı kişilerin Yeruşalim'e gidip bu konuda habercilerle ve İhtiyarlar'la görüşmelerine karar verildi. [3] Kilise onları yolcu etti. Finike ve Samiriye yörelerinden geçerek ulusların Tanrı'ya dönüşünü anlattılar. Bu haberler bütün kardeşlere derin sevinç getirdi. [4] Yeruşalim'e ulaştıklarında kiliseyle haberciler ve İhtiyarlar kendilerini iyi karşıladılar. Onlar da Tanrı'nın kendilerini kullanarak yaptığı işlerin tümünü anlattılar. [5] Ama Ferisiler'den olup da iman etmiş bazı kişiler ayağa kalkıp, “Onları sünnet etmek ve Musa'nın yasasını uygulamaları için kendilerine buyruk vermek gerekir” diye konuştular. [6] Habercilerle İhtiyarlar bu sorunu görüşmek amacıyla bir araya geldiler.
YUHANNA 15:1-8 KKDEU
[1] “Ben gerçek asmayım, Babam da bağcıdır. [2] O bende ürün vermeyen her çubuğu keser; ürün veren her çubuğu ise daha bol ürün versin diye budayıp temizler. [3] Size söylediğim sözle siz zaten temizsiniz. [4] Bende kalın, ben de sizde. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden ürün veremediği gibi, siz de bende kalmazsanız ürün veremezsiniz. [5] “Ben asmayım, sizler çubuklarsınız. Bende kalan, benim de kendisinde kaldığım kişi bol ürün verir. Çünkü bensiz hiçbir şey yapamazsınız. [6] Kim bende kalmazsa, asma çubuğu gibi dışarı atılıp kurur. Onları toplayıp ateşe atarlar. Orada yanar. [7] Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, her ne isterseniz dileyin, size verilecektir. [8] Babam bununla, yani bol ürün vermenizle yüceltilir; böylece öğrencilerim olursunuz.
HABERCİLERİN İŞLERİ 14:19-28
[19] Bu arada Antakya'dan, Konya'dan Yahudiler gelip dayandı. Bunlar halkı kandırdı. Pavlus'u taşa tuttular. Onu ölü sanarak kentten dışarıya sürüklediler. [20] Öğrenciler çevresinde toplanınca, Pavlus ayağa kalkıp kente girdi. Ertesi gün Barnabas'la birlikte oradan ayrılıp Derbe'ye gitti. [21] Derbe'de Sevindirici Haber'i müjdeleyip birçok öğrenci kazandıktan sonra Listra'ya, Konya'ya ve Antakya'ya döndüler. [22] Öğrencileri cesaretlendirip imanda durmaları için onlara öğüt verdikten sonra, “Bizim Tanrı'nın Hükümranlığı'na birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekiyor” dediler. [23] Kiliselerin her birine İhtiyarlar atadıktan sonra, oruç tutarak dua ettiler ve onları iman edip güvendikleri Rab'be emanet ettiler. [24] Pisidya'dan geçerek Pamfilya'ya geldiler. [25] Perge'de Tanrı'nın sözünü bildirdikten sonra Antalya'ya indiler. [26] Oradan da artık yerine getirmiş oldukları göreve başlamadan önce Tanrı'nın kayrasına teslim edildikleri yere, Antakya'ya doğru yelken açtılar. [27] Antakya'ya ulaşınca, inanlılar topluluğunu bir araya getirdiler. Tanrı'nın kendileri aracılığıyla yaptığı işlerin tümünü onlara bildirdiler; O'nun iman kapısını uluslara nasıl açtığını anlattılar. [28] Orada öğrencilerle birlikte uzun süre kaldılar.
YUHANNA 14:27-31 KKDEU
[27] “Sizlere esenlik bırakıyorum. Size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın, korkmayın! [28] ‘Gidiyorum ama yine size geleceğim’ dediğimi duydunuz. Eğer beni seviyorsanız, Baba'ya gittiğim için sevinç duyarsınız. Çünkü Baba benden üstündür. [29] Bunları sizlere şimdi, olmadan önce bildirdim. Öyle ki, olunca iman edesiniz. [30] Bundan böyle sizinle çok konuşmayacağım. Çünkü bu dünyanın başkanı geliyor ve onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. [31] Ama dünya Baba'yı sevdiğimi anlasın diye, Baba'nın bana verdiği buyrukları yerine getiriyorum. “Kalkın, buradan gidelim.”