Başlık: TCK 158 (Nitelikli Dolandırıcılık) Şikayetinde İnanılmaz Eksik Soruşturma ve KYOK Kararı - Görüşlerinizi Rica Ediyorum
Değerli hukukçular ve sub üyeleri,
Avukatımla birlikte Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz hazırlığında olduğumuz bir "Nitelikli Dolandırıcılık" dosyasındaki savcılık kararı hakkında tecrübelerinizi ve yorumlarınızı rica ediyorum. Zira karşılaştığımız KYOK (Takipsizlik) kararı, eksik soruşturmanın adeta ders kitabı niteliğinde.
Olayın Özeti ve Dosyaya Sunulan Deliller:
Şüpheli şahıs, çeşitli bahaneler ve güven telkiniyle benden yüksek meblağlarda para almıştır. Paraların çok büyük bir kısmı (kasa olarak kullanılan) şüphelinin annesinin banka hesabına gönderilmiştir. Dosyaya sunduğum dekontlarda tam 560.000 TL tutarındaki gönderimin açıklamasında açıkça "Borç verilen" ibaresi yazmaktadır. Ayrıca şahsın bana olan devasa borcunu kabul ettiği, tanıklar huzurunda imzalanmış milyonluk senetler (kambiyo evrakı) mevcuttur. Borçlu olan kişinin Şu anki icradaki bana olan senet borcu 7 milyon TL üzerindedir.
Olayın tanıkları (para tesliminde, hesaplamalarda ve senet imzasında bizzat bulunan bağımsız kişiler) şikayet dilekçemizde isimleri ve T.C. kimlik numaraları ile bildirilmiştir. Ayrıca tanıklarımızın da bu kişiyle olan ticaretlerinden dolayı kişinin annesinin heabına gönderdikleri ve aldıkları tutarların dekontları delil olarak dosyada sunulmuştur.
Şüphelilerin Savcılık İfadeleri:
Şüpheli savcılıkta verdiği ifadede, "İş yapmak amacıyla bana toplamda 400.000 TL verdi, elde edilen kardan kendisine para verdim" diyerek hem 560.000 TL'lik "Borç verilen" açıklamalı resmi dekontu inkar etmiş, hem de alınan parayı eksik bildirmiştir.
Hesap sahibi anne ise "Engelli ve yaşlıyım, banka kartımı oğluma verdim, hesabıma giren çıkan paradan haberim yok" diyerek hesabını kullandırdığını itiraf etmiştir.
Savcılığın İncelemediği Hususlar (Eksik Soruşturma):
Savcı, annenin hesabının bir "Ponzi" veya suç kasası gibi (başka mağdurların da parasının girip girmediğini) tespit etmek için MASAK raporu veya geriye dönük detaylı banka hesap incelemesi talep etmemiştir. Dilekçede isimleri açıkça belirtilen ve dolandırıcılık kastını/kumpası ispatlayacak olan şahitlerin hiçbirisi ifadeye çağrılmamıştır. Dosyada 560.000 TL'lik banka onaylı dekont dururken, savcı şüphelinin uydurduğu "400.000 TL" rakamını alıp karara kopyalamıştır.
En vahimi; şüphelinin halihazırda benzer suçlardan 4 yıllık kesinleşmiş denetimli serbestliği olmasına rağmen, savcı kararında "UYAP kayıtları incelendiğinde açık dolandırıcılık dosyaları bulunmadığı" şeklinde bir ibare kullanmıştır (kesinleşmiş sabıka kaydı göz ardı edilip sadece derdest dosyalara bakılmıştır).
Kişinin kesinleşmiş suçları;
TCK 158/1-f (Nitelikli Dolandırıcılık): 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ve 39.740 TL Adli Para Cezası
TCK 204/1 (Resmi Belgede Sahtecilik): 1 Yıl 8 Ay Hapis Cezası
Kesinleşme Tarihi: 17/02/2021
Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) Tarihi: 25 Nisan 2023 / Benim davayı açtığım olaylar da 2023 ve 2024 yıllarında yaşanıyor.
İnfaz Durumu: Bu suçlardan aldığı cezaların yatarını tamamlayarak 25/04/2023 tarihinde hapis cezasından Koşullu Salıverilmiş (Şartlı Tahliye edilmiş) olup, halen aktif denetim süresi altındadır.
Savcılığın KYOK Gerekçesi:
Savcı hiçbir araştırma yapmadan; "Müştekinin kendi isteğiyle para verdiği, şüphelinin davranışlarının hile boyutuna ulaşmayan basit yalan niteliğinde dahi olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin güven ilişkisine aykırılıktan kaynaklı hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu" gerekçesiyle Takipsizlik kararı vermiştir.
Sormak İstediğim Sorular:
Ortada "Borç verilen" açıklamalı dekont, ödenmeyen devasa senetler, şüphelinin çelişkili ve yalan ifadesi (400 bin TL yalanı) ve annenin hesabını kullandırma itirafı varken; şahitler dinlenmeden ve hesap hareketleri incelenmeden sırf "hukuki ihtilaf" kılıfıyla dosyanın kapatılması Yargıtay içtihatlarına göre ne derece hukuka uygundur?
Sulh Ceza Hakimliği'ne yapacağımız itirazda, özellikle MASAK incelemesi yapılmaması ve şahitlerin dinlenmemesi üzerinden "Eksik Soruşturma" vurgusu yapmak kararın kaldırılması için yeterli midir? Adliyelerdeki malum "yan oda/meslektaş dayanışması" refleksiyle Sulh Ceza'nın bu kadar bariz eksiklikleri bile görmezden gelme (itirazı reddetme) ihtimali pratikte nedir?
Eğer Sulh Ceza itirazımızı reddederse; halihazırda Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmış olduğumuz Manevi Tazminat ve İtirazın İptali (icra) davalarından ileride çıkacak lehe kararları (ve hakimin karşı tarafın kötü niyetini tescillemesini) "Yeni Delil" (CMK md. 172/2) olarak sunup bu ceza dosyasını tekrar canlandırmamız mümkün müdür?
Vakit ayırıp okuyan ve kıymetli yorumlarını esirgemeyen tüm meslektaşlara ve üyelere şimdiden teşekkür ederim.