
3 sene sonra ilk kez CS GO girdim ve kolu olmadığı için ağzıyla oynayan adamdan daha kötü oynadım -
İstemsiz bekarlık kötü bişi. Manitam olsa kötü oynamazdım... - Sütlü Nescafe

İstemsiz bekarlık kötü bişi. Manitam olsa kötü oynamazdım... - Sütlü Nescafe
Diğer iki çocuğunda boyu 1.80den uzundu.
Haşlanmış yumurta ne alaka derseniz günlük belli miktarda protein alıyorum.
Filmleri özellikle orjinal dilinde , türkçe altyazılı ve mümkünse 1080p olarak arşivliyordum. Bir kaç farklı harici diskte parça parça tutuyordum. Bir gün gidip hepsinin sığabileceği bir disk aldım ve 2 günümü bu filmleri tek bir harici diske aktarmaya ve düzenlemeye ayırdım.
İşim bittiği zaman hadi bir film izliyim ağız tadıyla diyip odama projeksiyonumu kurup , harici diski bağlayıp yanılmıyorsam Jurassic Park 1'i açıp izledim. Film bittiği zaman tam koltuğumdan kalkarken ayağım harici diskin güç kablosuna takıldı ve inanılmaz şekilde harici disk fırladı ve yere çaat diye düştü ve paramparça oldu. Resmen şok olmuştum. Şakasız elim ayağım titriyordu. Yapacak bişey yoktu. Çalışır umuduyla bir şekilde bilgisayara bağladım ama çalışmıyordu.
Daha sonraları bir şekilde bilgisayara bağlamayı başardım ve verileri kurtarmayı denedim. Ama aldığı hasar nedeniyle sadece bir avuç filmi kurtarabilmiştim. O günden sonra "film arşivleme" hobimi bıraktım. Aklıma geldikçe üzülüyorum.
Hani bazıları diyor ya "Abicim istemsiz bekarlık diye bişey yok. Hobi edinin , boş durmayın" diye. Var abicim hobilerimiz. Siz istemsiz bekarları bütün gün yatakta yattığı yerden mobil pubg oynayan tipler sanıyorsunuz heralde.
Öncelikle ikinci kez meksika bardak söyledim ve harbi benlik değilmiş. 2 bira içip kalkıcaktım ama öyle özlemişimki barda tek başına içmeyi anlatamam. Turşu patates kızartması ve soğuk biramla oturup canlı müzik dinliyorum.
Sosyal ilişkiler çok zor. Biri bişey söylediğinde karşılığında ne demem gerektiği hakkında düşünüyorum. İnsanların sosyal ilişkilerindeki dinamikleri kavrayamıyorum. Doğru zamanda doğru cümleyi doğru tonlama ile söyleyemiyorum. Söylediğim şeyin karşı tarafı üzeceğini ön göremiyorum. Güzel bişey söylediğimi zannederken aslında kötü bişey dediğimi fark ediyorum. İnsan ilişkileri çok zor.
Genel olarak ise boktan adamın tekiyim , dünya kadar negatif özelliğimin yanında çok az bir pozitif özelliğim var sanırım.
Sürekli güneş gözlüğü takmaya çalışıyorum çünkü göz teması kuramıyorum.
istemsiz bekar , kısa boylu ve tipsiz biriyim. Kendi halimde ilgilendiğim bir iki ufak hobim haricinde hiç bişeyim yok. Bir sonraki gün doğumunu asla istemiyorum.
Bu subın ana teması dert ve kendi çektiğiniz yemek fotoğraflarının paylaşılmasıdır. Burası soru sorma subı , dating sub ya da shit post subı değildir. Temadan sapmayın. Ve en ilkel insanların bile uyabileceği bazı basit kurallarımız var.
1- Birbirinize ana avrat sövmek , tehdit etmek vs. yasak. Cümlelerinize dikkat edin. Hele karşınızdaki 18den küçükse ekstra dikkat edin.
2- Tacizin her türlüsü yasaktır. Ve cezası kalıcı olarak subtan yasaklanmaktır. SS atarak bildirdiğiniz her tacizci kalıcı olarak banlanır.
3- Yemek fotoğraflarını internetten bulup atmayın. Yasak.
4- Irkçılık ve homofobi yasak.
5- İntihara teşvik etmek kalıcı ban sebebidir.
6- Her türlü şiddet eylemi ve türevlerini savunmak , özendirmek kalıcı ban sebebidir.
7- Birbirinizin dertleri ile abartmadan dalga geçebilirsiniz. Çizginin geçilip geçilmediği modların insiyatifindedir.
8- 18 yaşından küçük olan kişilere karşı daha hoş görülü ve ılıman olmanızı bekliyoruz
Şimdilik kurallarımız bu şekilde. İstek, öneri ve şikayetleriniz için modmaili kullanabilirsiniz.
Okula yeni gelmiştim kimseyi tanımıyordum. Ciddi ailevi sıkıntılarım vardı. Aşırı içime kapanıktım. Hiç sesim çıkmazdı.
Ya tamam kıza hak veriyorum gelip söylemesine bişey demiyorum ama o küçümseyerek söylediği an yıllar geçse bile hala aklımda. Ki uzun zamandır hatırlamadığım bir andı. Durduk yerde aklıma geldi.
Neyse bu T-Bone Bifteği 1 saat kadar mutlu eder beni. Yanınada süzme yoğurt ve köz patlıcan... oh mis awk
İlkokuldan beri asla ama asla arkadaş bulabilen biri olmadım. Arkadaş edinebilen biri değilim. Kısa boylu ve çirkin olduğum için hiç manitamda olmadı haliyle. Bu durumun tek avantajı size sınırsız özgürlük sunması. En ufak bir sorumluluğunuz olmuyor. Her boş vaktimde arabaya atlayıp başka şehirlere gidiyorum. Denemediğim yemekler ve tatlılar deniyorum. Yolda olmayı seviyorum.
2 hafta önce yine 3-4 günlüğüne bir yere gittim. Dönüş yoluna çıkmadan önce güzel bir san sebastian cheese cake aldım. Yolda bir benzinlikte durdum. Her yer doluydu arabayı kenara bir yere çektim. Otomattan kahve aldım ve arabanın bagajını masa yapıp tatlı ve kahvemi gömdüm. Ama o an şunu fark ettim, benzinlikte herkes birileriyleydi. Tek başına olan bir ben vardım. Ve salak gibi kıyıda köşede bagajın üstünde muhtemelen yüzümde salak bir sırıtışla cheesecake yiyordum. O yalnızlığı idrak ettiğiniz an bok gibi oluyorsunuz. Geri kalan yol boyunca inanılmaz yağmur yağdı ve içimden şunu geçirdiğimi hatırlıyorum , bas gaza sonuna kadar. Tekerlek kayıp kaza yapıp gebersen bile nasılsa bekleyen ne bir dostun ne bir manitan var...
Neyse geçen gün pastrami sandviç yedim ve kısa bir anlığına mutlu oldum. Böyle bir yarım saat iyi hissettim kendimi.