Oyunum için organik pazarlamaya 4 gün önce başladım: 8-9 → 75 Wishlist | Yaptıklarımı paylaşmak istedim

Oyunum için organik pazarlamaya 4 gün önce başladım: 8-9 → 75 Wishlist | Yaptıklarımı paylaşmak istedim

https://preview.redd.it/jdz1b123u8th1.png?width=788&format=png&auto=webp&s=fc3efa46ba9380df41d1b6126c9729e2ef8cb629

Tidyspell için aktif olarak pazarlama yapmaya başlayalı yaklaşık 4 gün oldu.

Daha yolun çok başındayım ve rakamlarım büyük değil. Ama özellikle benim gibi ilk kez Steam'de bir oyun yayınlama sürecinden geçen geliştiricilere faydası olabilir diye yaptıklarımı ve sonuçlarını olabildiğince açık paylaşmak istedim.

Başladığımda yaklaşık 8-9 wishlist vardı. Bunların da büyük bölümü arkadaşlarım ve yakın çevremden geliyordu.

Bugün itibarıyla:

8-9 → 75 wishlist

Şu ana kadar reklama 0 TL harcadım. Tamamen organik ilerliyorum.

İlk yaptığım şey aslında sosyal medyada oyunu paylaşmak olmadı.

Öncelikle Steam sayfasını toparlamaya çalıştım. Sayfayı ilk yayınladığımda fragman bile hazır değildi.

Sonrasında fragmanı tamamladım, açıklamaları yeniden düzenledim, farklı diller için yerelleştirmeler ekledim, capsule ve screenshotları iyileştirdim. Temel amacım sayfaya giren birinin mümkün olduğunca hızlı şekilde “Bu oyun ne?” sorusunun cevabını alabilmesiydi.

Bundan sonra oyunu paylaşmaya başladım.

https://preview.redd.it/2baprcn3u8th1.jpg?width=1199&format=pjpg&auto=webp&s=5ef09b97270eb4a8021db3e91b7253633ebe6cda

Şu ana kadar ağırlıklı olarak Reddit, X/Twitter ve LinkedIn kullandım. Bunların yanında oyunla alakalı birkaç küçük indie/cozy topluluğunda da paylaşım yaptım.

Bu 4 günde benim için en ilginç gözlem şu oldu:

Doğru kitle, büyük kitleden daha değerli olabiliyor.

Örneğin tidy-up oyunlarıyla özellikle ilgilenen nispeten küçük bir topluluktan gelen trafik, bazı çok daha büyük genel game development topluluklarından daha iyi wishlist dönüşümü sağladı.

Ama buradaki veriler hâlâ çok küçük. O yüzden “şunu yapın kesin çalışıyor” gibi bir çıkarım yapmak istemiyorum. Şimdilik sadece kendi oyunumda gördüğüm bir sonuç.

Basın ve indie oyunları paylaşan discovery hesaplarına ulaşmaya ise daha yeni başladım. Dolayısıyla mevcut 75 wishlist'i bu çalışmalara bağlamıyorum. Önümüzdeki günlerde etkisi olup olmadığını göreceğim.

Aynı şekilde henüz Instagram, TikTok ve YouTube tarafına başlamadım.

Demo da henüz hazır değil.

Bundan sonraki süreçte de rakamları paylaşmayı düşünüyorum.

Basına ve oyunu paylaşabileceğini düşündüğüğüm yerlere mail → Youtube + instagram + tiktok → Demo → Next Fest → Tidy up festivali → Release

boyunca wishlist sayısının nasıl değiştiğini, hangi kanallardan trafik geldiğini, nelerin işe yaradığını ve nelerin hiçbir sonuç vermediğini elimden geldiğince paylaşacağım.

Ben de bu süreci ilk defa deneyimliyorum. O yüzden bunları bir “indie game marketing rehberi” olarak değil, bir oyunun sıfırdan pazarlanmasının açık bir günlüğü gibi düşünün.

İlerleyen günlerde elimde daha fazla veri oldukça UTM sonuçlarını ve kanal bazında dönüşümleri de paylaşabilirim.

Burada kendi oyununu pazarlayan başka geliştiriciler varsa, sizde nelerin işe yaradığını da merak ediyorum.

reddit.com
u/Cold-Rive — 12 days ago
▲ 2 r/TrGameDeveloper+1 crossposts

Boş zamanlarımda geliştirdiğim incremental golf oyunum Puttlingo’nun ilk prototipi. Feedbacklerinizi bekliyorum

Selamlar, boş zamanlarımda Puttlingo adında incremental / hybrid incremental bir golf oyunu geliştiriyorum.

Paylaştığım video oyunun sadece ilk oynanış katmanını gösteriyor. Şu anki temel loop; golf toplarını deliğe sokmak, topları biriktirmek, merge ihtimaliyle geliştirmek ve buradan hem kaynak hem de para üretmek üzerine kurulu.

Oyunun ilerleyen kısmında Skill Tree doğrudan bir menü değil, ayrı bir oynanış alanına dönüşüyor. Topladığınız golf toplarını fizik tabanlı bir challenge içerisinde kullanıp Core’ları kırarak skill’leri açıyorsunuz. O kısım hâlâ geliştirme aşamasında olduğu için bu paylaşımda özellikle golf tarafına dair feedback toplamak istiyorum.

Özellikle şunları merak ediyorum:

  • İlk bakışta oynanış anlaşılır mı?
  • Topları deliğe sokmak / birbirine çarptırmak tatmin edici görünüyor mu?
  • Tempo fazla yavaş ya da fazla aktif hissettiriyor mu?
  • Görsel feedback, UI veya okunabilirlik açısından sizi rahatsız eden bir şey var mı?
  • Bu videoyu gördükten sonra oyunun devamında ne olduğunu merak eder miydiniz?

Geliştirme sürecinde AI’ı hem kodlama hem de görsel üretimde yardımcı araç olarak kullanıyorum. Pixel art tarafında çıkan işleri Aseprite’a alıp düzenleme, cleanup ve animasyonlarını yapıyorum; kod tarafı da hibrit ilerliyor. Oyunun müziklerini ise kendim yapacağım.

Tam zamanlı çalıştığım için süreci elimden geldiğince bu şekilde ilerletiyorum ve özellikle erken aşamada gerçek feedback toplamak istiyorum.

Olumlu yorumdan çok, neyin çalışmadığını duymak benim için daha değerli. Her türlü eleştiriye açığım.

u/Cold-Rive — 2 months ago
▲ 3 r/bursa

Bursa içerisinde defter, notdefteri bastırabileceğim bir yer varmıdır ?

50-60 Sayfalık az adetli çalışabilen defter sayfalarına da baskı yapabilecek bir yer arıyorum

reddit.com
u/Cold-Rive — 2 months ago

Marketing nasıl yapılır ? ( Yeni başlayanlar için en basit yol )

Şimdi dijital pazarlama ikiye ayrılıyor dostlar.

  1. Organik 2. İnorganik

  2. Organik kısmı en basitinden oyun sektörü için sosyal medya, eposta, şeklindedir

  3. İnorganik kısım paralı reklamlama yaptığınız kısım. Basarsınız Meta ads, Google ads, Twitter Ads falan etkileşim alırsınız

Indie olduğunuzu varsayarsak inorganiği sallıyorum o yüzden organikten devam ediyorum.

Sosyal medya için Oyun prototip aşaması gelirken videolar çekilir geliştirme aşamasından kareler alınır videolar kaydedilir

biraz oyunun eli yüzü düzgün hale geldiği zaman steam sayfası açılır ( Steam sayfası çok çok önemli. Mümkünse fotoğrafları ve videoyu en kaliteli şekilde hazırlayın. Steam kapak fotoğrafını oyununuzu en başarılı yansıtacak şekilde yapın veya yaptırın )

sonrası geliştirme sürecinde elde ettiğiniz görseller ve videolar ile içerikler paylaşmaya başlarsınız ve wishlist için destek istersiniz.

  1. youtube

  2. twitter

  3. reddit

  4. Instagram

( Sıralama rastgele bir faktöre bağlı değil )

Sonrasında aynı anda bu oyuna başladığınız anda hatta yaptığınız genre ile alakalı video çeken, zamanında çekmiş, içerik üretici, basın, herkesin mail listini topluyorsunuz. ( bu mail listesi birikecek sürekli ) İlk mailler demo sürecinde atılacak ki oyununuz ilgi çekerse denenilebilsin videosu çekilebilsin ve WL sayısı artsın. ( Katılabiliyorsanız birde festivale denk getirin demoyu )

Sonrasında Oyun çıkış sürecinde de aynı kişilere bir tur daha mail patlatın ve Sosyal medyada oyununuzun çıktığını söylediğiniz içerikleri paylaşın.

( Oyununuz potansiyelliyse publisherlar yazıcak zaten aralarında en makul olanı steam içerisinde publish ettikleri oyunlara ve başarılarına bakarak seçin. Sonrasında marketing içinde anlaşma yaparsınız zaten tüm süreci onlar yürütür inorganik için uğraşmazsınız yine organikten devam edersiniz. )

Son olarak feedbackler çok önemli hepsini dikkate alıp oyununuzu buna göre geliştirin.

Herkese başarılar.

reddit.com
u/Cold-Rive — 3 months ago

Dışarıdan "çöp içerik" gibi görünen bir konseptle sıfırdan nasıl organik bir marka inşa ettim?

Oyun geliştirmeyi seviyordum ve günün birinde başarılı bir oyun stüdyosu kurmak istiyordum. Fakat ortada büyük bir problem vardı: Kimse sizi tanımıyorsa yaptığınız şeyi satın alacak, destekleyecek veya takip edecek bir kitle oluşturmak oldukça zor. Özellikle odak süresinin dehşet verici şekilde düştüğü, her gün binlerce yeni içeriğin üretildiği, herkesin bir şey satmaya ve görünür olmaya çalıştığı 2025–2026 döneminde bu durum çok daha kritik bir hal aldı.

Ben de şunu merak ettim: Bugün sıfırdan bir marka gerçekten nasıl kurulabilir?

Bu soru üzerinden bir strateji belirledim ve plan yaptım. Planım basitti; insanların gözü önünde sıfırdan bir yapı inşa edecektim. Hani bilirsiniz, "X bir şey yapıyorum: 1. Gün" tarzı konseptler vardır. Ancak günümüz tüketim hızında bu konseptin tek başına uzun vadede tutmayacağının da farkındaydım. Bu yüzden marka kurulum sürecini olabildiğince göz önünde, ama dışarıdan bakıldığında ana odak bu değilmiş gibi kurgulamam gerekiyordu.

Dışarıdan bakıldığında "çöp içerik" gibi gözüken ama tüm sürece bütünsel bakıldığında özünde bir marka kurulum mantığı barındıran içerik arayışına başladım. Kriterlerim şunlardı:

  • Türkiye'de halihazırda yapılmamış olması,
  • Kitleyle bağ kurulabilecek bir objenin varlığı,
  • Süreci olabildiğince uzun tutabileceğim bir yapı.

Algoritmamı bu yöne kaydırmak için sosyal medyada saatlerce kaydırıp bu tarz videoları beğendim. Dikkatimi en çok çeken iki konsept oldu: Biri, bir pelüş oyuncağı her gün takipçi sayısı kadar mesafeden (hedefi Burj Khalifa'ydı) aşağı bırakan bir hesaptı; ancak bunun yapıldığını görmüştüm. Diğeri ise küre olana kadar her gün aynı taşı tekmeleyen bir adamın videosuydu. Adam taşı tekmeliyor, bunu yaparken kendi ikinci el dükkanında sergileyip satışlarını ve görünürlüğünü artırıyordu. Türkiye'de yapılmadığını fark ettim ve tüm isteklerime uyuyordu. Fikir kafama yattı.

İlk Adım ve Beklenmedik Etki

Hiç beklemeden abimle dışarı çıkıp bir taş bulduk. İlk videoyu çektik, arkasına kısa bir metin yazıp seslendirdim. Videoda sadece taşı tekmeliyor ve konuşuyordum. Yalan olmasın, büyük bir beklentim yoktu; sadece umut ediyordum. Olmasaydı tekrar farklı bir yöntem deneyecektim. Hatta videoyu yükledikten sonra uyuyakaldım.

Uyandığımda video yaklaşık 10 bin görüntülenmeye ulaşmıştı. (Burada küçük bir parantez açmak gerek: Sıfırdan hesap açıp direkt aynı gün bu izlenmeyi yakalamadım. Kullandığım hesap, yaklaşık 1-2 aydır aktif olarak kaydırdığım, algoritması oturmuş bir hesaptı. Yani hesapların ve maillerin öncesinde biraz "ısıtılması" gerekiyor.)

İnsanlar yorum yapıyor, beğeniler yağıyor, DM kutusu dolup taşıyordu. Aradaki bağı artırmak için hepsine teker teker cevap vermeye başladım. Takipçilerin isteklerini dikkate almam, bu süreçteki en büyük artılardan biri oldu. İkinci videoda, bir maskot oluşturma isteğiyle takipçilerden isim önerileri istedim ve etkileşimi artırdım. Taşın ismi "Turşu" oldu. Gidip tahta kalemiyle üzerine bir yüz çizdim.

Maskot oluşturma süreci iyi gidiyordu; izlenmeler 100 binleri geçti ve durmadı. Tekmelerken taşın bir gözü silindi, ben de üzerine korsan göz bandı ekledim. Karakteristik yapısı güçlendikçe, insanlar sadece bir taşı değil, yaşayan bir karakteri takip etmeye başladı. Videolar milyon izlenmelere ulaştı, takipçi sayısı hızla arttı.

İçerik Üreticiliğinden Markaya Geçiş

En başında da dediğim gibi, amacım yalnızca izlenmek değildi; bir topluluk oluşturmaya ve marka kurmaya çalışıyordum. Yarışmalar düzenledim, takipçilere yapay zeka araçlarını kullandırdım, bazı videolarda arkada motivasyon verip disiplinin öneminden bahsettim. ARG ve geocaching sistemlerinden ilham alarak ödüllü taş avları hazırladım. Kitleyi aktif olarak sürece dahil ettikten sonra oyun stüdyosu hayalim için bir sonraki adımı açıkladım: Turşu'nun oyununu yapacaktım.

Çok güzel geri dönüşler aldım. İnsanların ilgisini görünce yalnızca bir oyun değil, gelecekte kurulacak markanın bütün üretim planını hazırlamaya başladım. Küresel pazarı da düşünerek ismi "TURSHU GAMES" olarak netleştirdim ve kafamdaki ürün gamını oturtmaya başladım: Oyunlar, tişörtler, çizgi romanlar, stickerlar, posterler ve koleksiyonluk kartlar...

Bu süreç boyunca birçok girişimci, e-ticaret profesyoneli ve oyun sektörü çalışanıyla konuşma fırsatım oldu. Beni en çok mutlu eden kısım, bazı insanların aslında ne yapmaya çalıştığımı anlamasıydı. Birçoğu bunun bir "içerik hesabı" olmaktan ziyade bir marka inşa süreci olduğunu fark etti. Başından beri anlatmaya çalıştığım şey tam olarak buydu.

Başarısızlıklar ve Devam Etme Gücü

Tabii ki her şey kusursuz gitmedi. Kayıplar yaşadım, sağlıkla ilgili beklemediğim haberler aldım ve bazı dönemlerde içerik üretmeyi tamamen bıraktım. Hayatın anlamını sorguladığım dönemlerde video atamadım, algoritma şaştı, dengeyi kaçırdım. Hatta şu an bile yoğunluktan dolayı yaklaşık bir aydır video atamadığım bir süreçten geçiyorum.

Ama tek bir şey söyleyebilirim: Önemli olan, her şeye rağmen devam edebilecek bir amaç bulabilmek.

Daha önce başarısız olan onlarca denemem vardı: Tişört markası girişimleri, yayıncılık denemeleri, oyun içerikleri, tutmayan projeler, yanlış kararlar, ekip kurma çalışmaları, pitch deck veya business plan nedir bilmeden tamamen özgüvenle katıldığım başarısız yatırım toplantıları...

Bugün dönüp baktığımda tüm bu başarısızlıkların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü her seferinde bir şey öğreniyorsunuz. Anlaşılması gereken asıl nokta; suçu kimseye atmadan hatayı kendinde arayabilmek, ders çıkarabilmek ve o oltayı tekrar suya atabilmektir. Motivasyonun geçici olduğuna inanıyorum; beni buraya getiren şey motivasyon değil, takıntı, merak ve devam etme iradesiydi.

Bugün Neredeyiz?

Yürüttüğüm bu konsept proje, sadece 4-5 ay içerisinde toplamda 31 gönderi ile 31 bin takipçiye ve milyonlarca izlenmeye ulaştı. Benim için asıl değer takipçi sayısı değil; influencer olmak gibi bir amacım olsaydı bu sayı az bile sayılabilirdi. Sürecin asıl değerli kısmı; insanların gözünün önünde bir fikrin, bir karakterin ve bir markanın yavaş yavaş somut bir şeye dönüşmesini görmek ve arkasında güzel bir hikaye bırakabilmekti.

Şimdi ise bir gün kuracağım oyun stüdyosunun ofisinde, o tekmelenerek yuvarlak hale gelmiş taşı sergilemek istiyorum. Belki o gün, bu hikayenin en güzel kısmı olacak.

An itibarıyla ilk oyunum hazır yayınlama süreci için hazırlanıyorum. Website ve ilk fiziksel ürünler tasarlanıyor. Diğer oyun projeleri için mobil ve PC odaklı çalışmalarada başladım. Bakalım hikaye bizi nereye götürecek?

Merak ettiğiniz şeyleri sorabilirsiniz cevaplayacağım teker teker.

reddit.com
u/Cold-Rive — 4 months ago

Dışarıdan "çöp içerik" gibi görünen bir konseptle sıfırdan nasıl organik bir marka inşa ettim?

Oyun geliştirmeyi seviyordum ve günün birinde başarılı bir oyun stüdyosu kurmak istiyordum. Fakat ortada büyük bir problem vardı: Kimse sizi tanımıyorsa yaptığınız şeyi satın alacak, destekleyecek veya takip edecek bir kitle oluşturmak oldukça zor. Özellikle odak süresinin dehşet verici şekilde düştüğü, her gün binlerce yeni içeriğin üretildiği, herkesin bir şey satmaya ve görünür olmaya çalıştığı 2025–2026 döneminde bu durum çok daha kritik bir hal aldı.

Ben de şunu merak ettim: Bugün sıfırdan bir marka gerçekten nasıl kurulabilir?

Bu soru üzerinden bir strateji belirledim ve plan yaptım. Planım basitti; insanların gözü önünde sıfırdan bir yapı inşa edecektim. Hani bilirsiniz, "X bir şey yapıyorum: 1. Gün" tarzı konseptler vardır. Ancak günümüz tüketim hızında bu konseptin tek başına uzun vadede tutmayacağının da farkındaydım. Bu yüzden marka kurulum sürecini olabildiğince göz önünde, ama dışarıdan bakıldığında ana odak bu değilmiş gibi kurgulamam gerekiyordu.

Dışarıdan bakıldığında "çöp içerik" gibi gözüken ama tüm sürece bütünsel bakıldığında özünde bir marka kurulum mantığı barındıran içerik arayışına başladım. Kriterlerim şunlardı:

  • Türkiye'de halihazırda yapılmamış olması,
  • Kitleyle bağ kurulabilecek bir objenin varlığı,
  • Süreci olabildiğince uzun tutabileceğim bir yapı.

Algoritmamı bu yöne kaydırmak için sosyal medyada saatlerce kaydırıp bu tarz videoları beğendim. Dikkatimi en çok çeken iki konsept oldu: Biri, bir pelüş oyuncağı her gün takipçi sayısı kadar mesafeden (hedefi Burj Khalifa'ydı) aşağı bırakan bir hesaptı; ancak bunun yapıldığını görmüştüm. Diğeri ise küre olana kadar her gün aynı taşı tekmeleyen bir adamın videosuydu. Adam taşı tekmeliyor, bunu yaparken kendi ikinci el dükkanında sergileyip satışlarını ve görünürlüğünü artırıyordu. Türkiye'de yapılmadığını fark ettim ve tüm isteklerime uyuyordu. Fikir kafama yattı.

İlk Adım ve Beklenmedik Etki

Hiç beklemeden abimle dışarı çıkıp bir taş bulduk. İlk videoyu çektik, arkasına kısa bir metin yazıp seslendirdim. Videoda sadece taşı tekmeliyor ve konuşuyordum. Yalan olmasın, büyük bir beklentim yoktu; sadece umut ediyordum. Olmasaydı tekrar farklı bir yöntem deneyecektim. Hatta videoyu yükledikten sonra uyuyakaldım.

Uyandığımda video yaklaşık 10 bin görüntülenmeye ulaşmıştı. (Burada küçük bir parantez açmak gerek: Sıfırdan hesap açıp direkt aynı gün bu izlenmeyi yakalamadım. Kullandığım hesap, yaklaşık 1-2 aydır aktif olarak kaydırdığım, algoritması oturmuş bir hesaptı. Yani hesapların ve maillerin öncesinde biraz "ısıtılması" gerekiyor.)

İnsanlar yorum yapıyor, beğeniler yağıyor, DM kutusu dolup taşıyordu. Aradaki bağı artırmak için hepsine teker teker cevap vermeye başladım. Takipçilerin isteklerini dikkate almam, bu süreçteki en büyük artılardan biri oldu. İkinci videoda, bir maskot oluşturma isteğiyle takipçilerden isim önerileri istedim ve etkileşimi artırdım. Taşın ismi "Turşu" oldu. Gidip tahta kalemiyle üzerine bir yüz çizdim.

Maskot oluşturma süreci iyi gidiyordu; izlenmeler 100 binleri geçti ve durmadı. Tekmelerken taşın bir gözü silindi, ben de üzerine korsan göz bandı ekledim. Karakteristik yapısı güçlendikçe, insanlar sadece bir taşı değil, yaşayan bir karakteri takip etmeye başladı. Videolar milyon izlenmelere ulaştı, takipçi sayısı hızla arttı.

İçerik Üreticiliğinden Markaya Geçiş

En başında da dediğim gibi, amacım yalnızca izlenmek değildi; bir topluluk oluşturmaya ve marka kurmaya çalışıyordum. Yarışmalar düzenledim, takipçilere yapay zeka araçlarını kullandırdım, bazı videolarda arkada motivasyon verip disiplinin öneminden bahsettim. ARG ve geocaching sistemlerinden ilham alarak ödüllü taş avları hazırladım. Kitleyi aktif olarak sürece dahil ettikten sonra oyun stüdyosu hayalim için bir sonraki adımı açıkladım: Turşu'nun oyununu yapacaktım.

Çok güzel geri dönüşler aldım. İnsanların ilgisini görünce yalnızca bir oyun değil, gelecekte kurulacak markanın bütün üretim planını hazırlamaya başladım. Küresel pazarı da düşünerek ismi "TURSHU GAMES" olarak netleştirdim ve kafamdaki ürün gamını oturtmaya başladım: Oyunlar, tişörtler, çizgi romanlar, stickerlar, posterler ve koleksiyonluk kartlar...

Bu süreç boyunca birçok girişimci, e-ticaret profesyoneli ve oyun sektörü çalışanıyla konuşma fırsatım oldu. Beni en çok mutlu eden kısım, bazı insanların aslında ne yapmaya çalıştığımı anlamasıydı. Birçoğu bunun bir "içerik hesabı" olmaktan ziyade bir marka inşa süreci olduğunu fark etti. Başından beri anlatmaya çalıştığım şey tam olarak buydu.

Başarısızlıklar ve Devam Etme Gücü

Tabii ki her şey kusursuz gitmedi. Kayıplar yaşadım, sağlıkla ilgili beklemediğim haberler aldım ve bazı dönemlerde içerik üretmeyi tamamen bıraktım. Hayatın anlamını sorguladığım dönemlerde video atamadım, algoritma şaştı, dengeyi kaçırdım. Hatta şu an bile yoğunluktan dolayı yaklaşık bir aydır video atamadığım bir süreçten geçiyorum.

Ama tek bir şey söyleyebilirim: Önemli olan, her şeye rağmen devam edebilecek bir amaç bulabilmek.

Daha önce başarısız olan onlarca denemem vardı: Tişört markası girişimleri, yayıncılık denemeleri, oyun içerikleri, tutmayan projeler, yanlış kararlar, ekip kurma çalışmaları, pitch deck veya business plan nedir bilmeden tamamen özgüvenle katıldığım başarısız yatırım toplantıları...

Bugün dönüp baktığımda tüm bu başarısızlıkların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü her seferinde bir şey öğreniyorsunuz. Anlaşılması gereken asıl nokta; suçu kimseye atmadan hatayı kendinde arayabilmek, ders çıkarabilmek ve o oltayı tekrar suya atabilmektir. Motivasyonun geçici olduğuna inanıyorum; beni buraya getiren şey motivasyon değil, takıntı, merak ve devam etme iradesiydi.

Bugün Neredeyiz?

Yürüttüğüm bu konsept proje, sadece 4-5 ay içerisinde toplamda 31 gönderi ile 31 bin takipçiye ve milyonlarca izlenmeye ulaştı. Benim için asıl değer takipçi sayısı değil; influencer olmak gibi bir amacım olsaydı bu sayı az bile sayılabilirdi. Sürecin asıl değerli kısmı; insanların gözünün önünde bir fikrin, bir karakterin ve bir markanın yavaş yavaş somut bir şeye dönüşmesini görmek ve arkasında güzel bir hikaye bırakabilmekti.

Şimdi ise bir gün kuracağım oyun stüdyosunun ofisinde, o tekmelenerek yuvarlak hale gelmiş taşı sergilemek istiyorum. Belki o gün, bu hikayenin en güzel kısmı olacak.

An itibarıyla ilk oyunum hazır yayınlama süreci için hazırlanıyorum. Website ve ilk fiziksel ürünler tasarlanıyor. Diğer oyun projeleri için mobil ve PC odaklı çalışmalarada başladım. Bakalım hikaye bizi nereye götürecek?

Merak ettiğiniz şeyleri sorabilirsiniz cevaplayacağım teker teker.

Kısa özet: Oyun stüdyosu kurabilme hayalim vardı. Bu yüzden sosyal medyada sıfır bütçeyle organik bir kitle yaratabilmek adına 5 ay boyunca aynı taşı tekmelediğim bir strateji planladım. Süreç içinde kitleyle bağ kurup taşı bir maskota dönüştürdüm, milyonlarca izlendim ve topluluğu bu sürece dahil ederek anlamsız görünen bir konsepti adım adım bir oyun stüdyosu markasının temeline çevirdim anlık 31 bin takipçi toplam milyonlarca organik izlenmeye sahibim.

reddit.com
u/Cold-Rive — 4 months ago

What are your thoughts on the use of AI in the textile industry?

Hello everyone, I’m part of the R&D team at a textile focused company. I’d like to hear your thoughts on the use of AI in this industry, and I’m happy to answer any questions you may have!

reddit.com
u/Cold-Rive — 4 months ago