





Çoğumuzun Kemalizm hakkındaki teorik birikimi yetersiz olduğunu, bu yetersizlik ise Kemalizm üzerine yapılan spekülasyonlara ve dezenformasyonlara karşı bizleri savunmasız bıraktığını düşünüyorum.
Bu sebepten ötürü Kemalizm teorisi hakkında daha fazla okuma yapmamız gerektiğini, bu okumayı ise 2. ve 3. el kaynaklardan değil, doğrudan Atatürk Dönemi'nde yazılan ve yayımlanan teorik çalışmalardan yapmamız gerektiğini savunuyorum.
Sizin bu konu hakkındaki görüşleriniz ne yöndedir?
Kendimizi teorik okuma konusunda nasıl geliştirebiliriz?
Bu paylaşımda, Kadro dergisinde yayımlanan tüm yazılar ve mevcut yazıların yazarları listelenmiştir.
Kadro dergisinin tüm sayılarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
>https://digitale-sammlungen.ulb.uni-bonn.de/ulbbnioa/periodical/structure/3137049
Yazı Adı: Müstemleke İktisadiyatından Millet İktisadiyatına
Yazarı:Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Ham Madde Memleketlerindeki Para Buhranının Karakteri
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Dünya Buhranı Ne Halde?
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Amerika Sanayiinde Buhranın Tesirleri
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Çökmekte Olan Cihan Nizamı
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Şairin, Bize Anlatacağı Şey Kaldı Mı?
Yazarı: Yakıp Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Bir Ruh Fantazisi Yahut Yerli Peygamber
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: İnkılabımız ve Hilafet
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Kitap Günü
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Ümmilikle Mücadele İçin Köy Kampları
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Çin ve Hindistan
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Tasarruf ve Yerli Malı Haftası
Yazar: ...
Yazı Adı: İnkılap Heyecanı (Antuziasm)
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Müstemleke İktisadiyatından Millet İktisadiyatına (2)
Yazarı:Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Köy İktisadiyatında Teknik İnkılap
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Merhumun Dolaşık İşleri
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Milli Tasarruf ve Halk Edebiyatı
Yazarı: Yakıp Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Ziya Gökalp
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Türk Tütüncülüğü ve İktisadi Devletçilik
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Gümüş Para Meselesi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Mutahassıs
Yazarı: Yakup Kadri
-
Yazı Adı: Dünya Buhranı Hakkında Bazı Rakamlar
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
Yazı Adı: İnkılap Bitti mi?
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Asya
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ham Madde ve Halkla Sanatkar
Yazarı: Yakıp Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Tabiata Tahakküm
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Türkiye Köy İktisadiyatında Borçlanma Şekilleri
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Halk Evleri
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Leipzig Sergisinde Türk Sesi
Yazarı:...
-
Yazı Adı: Cumhuriyet Merkez Bankası
Yazarı: M. Z.
-
Yazı Adı: Birkaç Söz
Yazarı:...
Yazı Adı: Genç Nesil Meselesi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Türkiye Köy İktisadiyatında Toprak Rantı
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Afyon Meselesi
Yazarı: Mümtaz Ziya
-
Yazı Adı: Haile Unsuru
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Kreuger, Hitler, Göthe
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Benerji Kendini Niçin Öldürdü?
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Zeytindağı
Yazarı: Y.K.
-
Yazı Adı: Asyada Nüfus Hareketleri
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Eskiler Almayalım
Yazarı: Y.K.
-
Yazı Adı: Dünya Konjonkturuna Umumi Bir Bakış
Yazarı: ...
Yazı Adı: Plan Mefhumu Hakkında
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Değişen Cihan Münasebetleri İçinde Türkiye
Yazarı:Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türkiye'de El Sanayii
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Emtia Krediler ve Türk'ün Alınteri
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Maxim Gorki ile Mülakat
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Çok Nüfuslu Anadolu
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: (Kadro)yu Teyit Eden Bir Eser
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: 1932=1913
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Türkiye'de Ziari Kooperatifler
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Ottawa Konferansı
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Japonya ve Mançuri Meselesi
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Üçüncü Milli Sanayi Sergisi Münasebetiyle
Yazarı: Vedat Nedim Tör
Yazı Adı: Kadro ve Die Tat
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Ankara, Moskova, Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Geri Teknik ve Say'in Sefaleti
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Değişen Cihan Münasebetleri İçinde Türkiye
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Bedii Heyecan
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Cemiyeti Akcam İstikrazları ve Mali Müdahaleler
Yazarı:İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Bir İcmal
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Derebeyi ve Dersim
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Kadro ve İzvestiya
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Kadro ve Elmuhadenet
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
Yazı Adı: "Europacentrisme"in Tasfiyesi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Donan Ziraat Kredilerine Karşı
Yazarı:Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türkiye'de Derebeylik Rejimi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Ferdiyet ve Şahsiyet
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Makina Medeniyeti
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara, Moskova, Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Lausanne'daki Anlaşmaların İç Yüzü
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Plan Mefhumu Hakkında
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
Yazı Adı: Milli Kurtuluş Hareketlerinin Ana Prensipleri
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Mefhum Teşkilatı Değil Madde Teşkilatı
Yazarı:Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: 592-inci Konferans'ın Zabıtlarından Çıkarılmış Bir Parçadır
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Edebiyat Buhranına Dair
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Türkiye'de Derebeylik Rejimi II
Yazarı:İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Faşizm ve Türk Milli Kurtuluş Hareketi
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Yarı Münevverler Kulübü
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Üzüm Meselesi
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Arkada Kalan Darülfünun
Yazarı: Burhan Asaf Belge
Yazı Adı: İş Hasreti ve 500.000.000 Liralık Türk Bütçesi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Fındıkta Devlet Kooperatifi
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türkçe
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Türkiye'de Toprak Ağalığı
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Fırka Mektebi
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara-Moskova-Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Milli Kurtuluş Hareketleri ve Bunların İnkılap Nazariyeleri (G. Safarof'a Cevaptır)
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Falih Rıfkı ve Son Eseri
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: İnkılap ve Kadro (5.9.1932 tarihli Hakimiyeti Milliye'den)
Yazarı: Falih Rıfkı Atay
Yazı Adı: İçpazar vve İktisatta "Bütün"lük
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: İktisat İşlerinde Devlete Veto Hakkı ve İktisat Vekaleti
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türkiye'de Milli Sermaye Hareketi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Enderun Şairleri ve Halk Edebiyatı
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Cihan Buhranı Bitti mi?
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara-Moskova-Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: İnkılap ve Kadro (6 Eylül 1932 Tarihli Hakimiyeti Milliye Gazetesinden)
Yazarı: Neşet Halil-
-
Yazı Adı: Bir Eser
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
Yazı Adı: Şeker İstiklali ve 160.000 Ton Türk Şekeri
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Sınıflaşmamak ve İktisat Siyaseti
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Şark Vilayetlerinde Derebeylik
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Yalın Söz
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: İnkılabımızın Sesi
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara, Moskova, Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Milyonların Marşı
Yazarı: Behçet Kemal
-
Yazı Adı: Bir Tenkit Münasebetiyle Bergsonizm yahut Bir Korkunun Felsefi İfadesi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
Yazı Adı: Enflasyon Değil İş Bolluğu
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Serbest Ticaretten Bağlı Ticarete
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Şark Vilayetlerinde Derebeylik
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Eski-Yeni
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Rejimler Nasıl, Niçin Değişiyor?
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara-Moskova-Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Kötürüm
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Milli Kurtuluş Hareketleri Hakkında Bizim Tezimiz
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
Yazı Adı: Ergenekon Efsanesi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Bizde Hususi Teşebbüsün Zaferi
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Anadoluda Bir Köy Tipi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Mübadelenin Rolü ve Karakteri
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara-Moskova-Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Niçin Sanatsızız?
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Elektrikli Türkiye II
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Bergson Bahsi ve Hürriyet Telakkimiz
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Bir Rüya...
Yazarı: Vedat Nedim Tör
Yazı Adı: Darülfünun-İnkılap Hassasiyeti ve Cavit Bey İktisatçılığı
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Türk İktisadiyatının Erkanı Harbiye Dairesi Ali İktisat Meclisi
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Anadolu Köyünde Bünya Tahavvülü
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Bir Kıssa ve Bir Hisse
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Para Tezimiz ve Prof. Wagemann
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara-Moskova-Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Türkiye'de Elektrik Sanayisi Nasıl Olmalıdır?
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Dördüncü Buhran Senesine Girerken yahut Üç Senede Otuz Sene Geri
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
Yazı Adı: Türkiye'nin İktisadi Mıntıkalara Bölünmesi: Rayonlaştırma
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Devletin Yapıcılık ve İdarecilik Kudretine İnanmek Gerekir
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Müstemleke ve Yarı Müstemlekelerde Buhranın Tesirleri
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Kültür ve Medeniyet
Yazarı: Yakup Kadri
-
Yazı Adı: İman Teşettütü Dalgası Şimdi Fransanın Üzerinde
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara-Moskova-Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Sanat ve Teknik
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Elektrikli Türkiye III
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Türk Edebiyatının İlk Orijinal Eseri: "YABAN"
Yazarı: Ta. Hay.
-
Yazı Adı: İlimlerin Telakkisi, Ortodoks Nazariyeleri Nakzediyor
Yazarı: Lord Mechett (İmperial Chemical Ltd. Adlı Umum İngiltere Kimya Tröstü Reisi) - Türkçeye Çeviren: Z. Zeybek
Yazı Adı: Emperyalizm Şahlanıyor mu?
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Kuvayı Milliye
Yazarı: Falih Rıfkı Atay
-
Yazı Adı: Gene Fındıkta Devlet Kooperatifi
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türk Parasının Kıymeti ve Kemmiyetçiler
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Samimyete Davet
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Liberal Emperyalizmden Dirije Emperyalizme Doğru
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Ankara-Moskova-Roma
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Sanat ve Edebiyat
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Elektrikli Türkiye IV: Evvela Enerji Planı
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: İşte Bir Roman: "Yaban"
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türk Dilinin Ana Çizgileri
Yazarı: İbrahim Necmi
-
Yazı Adı: Bizdeki Azlıklar
Yazarı: Burhan Asaf Belge
Yazı Adı: Bir Münakaşanın Manası
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Don Kişot'un Yeldeğirmenleriyle Muharebesine, Kürsü Politikacılığına ve Cavit Bey İktisatçılığına Dair...
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Türk Devletçiliği İhtibas Devletçiliği Değildir
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türk Parasının Kıymeti ve Kemmiyetçiler
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Washington-Londra
Yazarı: Burhan Asaf
-
Yazı Adı: İktisadi Devletçilik
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Sanat'ın Salamurası Karşısında (Ankara Resim Sergisi Münasebetiyle)
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: 12.000.000 Liralık Dahili İstikraz Tahvilleri Neden En Sağlam Bir Plasmandır?
Yazarı: A. Şefik
-
Yazı Adı: Fende de İstiklal...
Yazarı: T.
Yazı Adı: Fikir Hareketleri Arasında Türk Nasyonalizmi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Bizim Köy
Yazarı: Falih Rıfkı Atay
-
Yazı Adı: Milli Kurtuluş Hareketleri ve Buhran
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Milli Kurtuluş Devletçiliği
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Milli Kurutluş İnkılabının Cihanşumul Ehemmiyetini Anlayan Anlayana
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Kapitalizm (Emperyalizm) ile Millet İktisat Rejimi ve Ferdiyatçılık ile Devletçliğin Manaları
Yazarı: Ahmet Hamdi
-
Yazı Adı: Milli Mahrukat Meselesi
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Ayarlı Millet ve Plan
Yazarı: Tahir Hayrettin
-
Yazı Adı: Avrupa Bize İdeal mi Örnek mi Olabilir?
Yazarı: Hakkı Mahir
-
Yazı Adı: Demir Yollarımızda Nakil Ücretleri
Yazarı: Mühendis Nazir
-
Yazı Adı: İnkılabı Bilmek
Yazarı: Mehmet İlhan
-
Yazı Adı: İnkılap Edebiyatı
Yazarı: Eflatun Cem
-
Yazı Adı: YABAN
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Eski Türk Hikayelerinden Dil ve Edebiyat İçin Ne Güzel Şeyler Çıkarılabilir?
Yazarı: İbrahim Necmi
-
Yazı Adı: Faydalı Hava Hatları Kar Getirmek İçin Nasıl Olmalıdır
Yazarı: Şakir Hazım
-
Yazı Adı: Buhranda Para Nazariyesi
Yazarı: Zeki Zeybek
-
Yazı Adı: Arkada Kalan Darülfünunun Başına Gelenler
Yazarı: A. B.
Yazı Adı: Fikir Hareketleri Arasında Türk Nasyonalizmi II: Marksizm
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Ziraat Siyasetimizde Liberalizmden Devletçiliğe
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Milli Kurtuluş Devletçiliği
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Ölü Doğan Çocuk: Londra Konferansı
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Türk İnkılabı Kürsüleşiyor
Yazarı: Tahir Hayrettin
-
Yazı Adı: Milli Mahruk Meselelerinen: Petrol ve Türkiye Petrolleri Hakkında Bir Eser
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Dede Korkut Kitabından: Kanlı Koca Oğlu Kanduralı Boyu
Yazarı: İbrahim Necmi
-
Yazı Adı: Hava Nakliyatının Faydaları: İyi Malzeme, İyi Teşkilat
Yazarı: Şakir Hazım
-
Yazı Adı: Kooperatif Mecmuası
Yazarı: KADRO
-
Yazı Adı: Ahmet Haşim'in Ölümü
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Mimar Yetiştirmek, Mimara İş Vermekle Olur
Yazarı: Vedat Nedim Tör
Yazı Adı: Fikir Hareketleri Arasında Türk Nasyonalizmi III: Türk Nasyonalizmi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Devletçi Bir Ziraat Siyasetinin Ana Prensipleri
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Dünya Buhranına Umumi Bir Bakış
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Üniversitenin Manası
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: İnkılap ve Köy
Yazarı: Tahir Hayrettin
-
Yazı Adı: Milli Mahrukat Meselesi III: İspirto
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Dede Korkut Hikayeleri Üzerine Bir İki Söz
Yazarı: İbrahim Necmi
-
Yazı Adı: Şehirlerimizin Güzelliğini Zevksiz Ev Sahiplerinin Tecavüzünden Kurtarmalıyız!
Yazarı: Vedat Nedim Tör
Yazı Adı: Beynelmilel Fikir Hareketleri Arasında Türk Nasyonalizmi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Devletçilik Karşısında Zümre Menfaati ve Münevver Mukavemeti
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Türk Köylüsü Bir Toprak Reformu Bekliyor
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Secil Sorel, Marlene Dietrich ve Poul Verlain'in Büstü
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Hürriyet Mefhumu Etrafında
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Milli Mahrukat Meselesi IV: Kömürve Linyit
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Dede Korkut Hikayeleri Üzerine Bir İki Söz
Yazarı: İbrahim Necmi
-
Yazı Adı: Burhanlar ve İnkılaplar Telakkisi
Yazarı: Ahmet Hamdi
Yazı Adı: Gazi Hazretleri'nin Kadro'ya İltifatları
Yazarı: Mustafa Kemal Atatürk
-
Yazı Adı: Fırkamızın Devletçilik Vasfı
Yazarı: Başvekil İsmet İnönü
-
Yazı Adı: İnkılap Neslinin Şarkısı
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: İktsatta İstiklal
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Milli İktisat Bütünlüğüne Doğru
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin-
-
Yazı Adı: Fikirde İstiklal
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: "Gazi Cumhuriyet"
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Teknikte İstiklal
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Halkın Karşısında Bürokrat
Yazarı: Mehmet İlhan
-
Yazı Adı: Türk Devletçiliği ve Himayeci Ferdiyetçilik
Yazarı: Ahmet Hamdi
-
Yazı Adı: Yine Dede Korkut Kitabından III
Yazarı: İbrahim Necmi
Yazı Adı: Makinaların Muhacereti
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Devletçilik Yolunda Aydınlık
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Fotomontaj
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Türk İnkılabında Üslup
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Milli Mahrukat Meselesi V: Komür ve Linyitlerimizden Mayi Mahruk İstihsali
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Türk Köylüsü Topraklandırılmalı, Fakat Nasıl?
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Siirt Mebusu Mahmut Beyefendiye Açık Mektup
Yazarı: KADRO
-
Yazı Adı: Bizde Kürsü İktisatçıları ve İktisat İlmi
Yazarı: Muhlis Etem
Yazı Adı: Türk İnkılabında Gazi ve Bizim Bir İnancımız
Yazarı: KADRO
-
Yazı Adı: Milli İktisat Planı ve Şeker Sanayimiz
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Sanayileşme Davası
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Bizde Hatiplik
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Anadolu'da Zirai İşletme Şekilleri
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Büyük Sanayi Kuruluşunun Devletleşmesindeki Teknik Zaruretler
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Bir Mektup
Yazarı: İriboz
-
Yazı Adı: Milli Kurtuluş Davasını Tarih, Mikado'ya yahut Mussolini'ye Vermiştir
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: İstikrarlı Para, Mütevazin Bütçe, Zengin ve Dolgun Bütçe
Yazarı: KADRO
Yazı Adı: Yürüyen Devlet
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Kömürde Devletçilik
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: İnkılap Edebiyatı
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: 1933-1934: Bir Yılbaşı Bilançosu
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Kömür Yakan Türkiye
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Millet İçinde Sınıf Meselesi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Büyük Meclis ve İnkılap
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Ziraatte Planlı Çalışmak Zarureti
Yazarı: İriboz
Yazı Adı: İnkılap Hukuku
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Dış Ticarette Devletçilik
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: İngiliz Tuhaflığı
Yazarı: Falih Rıfkı Atay
-
Yazı Adı: Millet İçinde Sınıf Meselesi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Gene İnkılap Edebiyatına Dair
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Faşizm Niçin Beynelmilelleşmek İstiyor?
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Rakamların Anlattığı Sanayi
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: İncirde Devletin Rolü
Yazarı: İriboz
-
Yazı Adı: Mecmualarımız
Yazarı: ...
Yazı Adı: Memleketin Büyük Kaybı
Yazarı: KADRO
-
Yazı Adı: The New History Society Reisliği'ne
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Açık Bütçeden Mütevazin Bütçeye, Mütevazün Bütçeden Zengin Bütçeye
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Çimento Sanayiinde Devletçilik
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Beş Senelik Programın Manası
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Allah ve Şeytan
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: "Makinaların Muhacereti"ne Zeyl.
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Harp Sanayii
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Rakamların Anlattığı Sanayi
Yazarı: ....
-
Yazı Adı: Oklar Neyi Gösteriyor
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Mecmualarımız
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Doktor Reşit Galip
Yazarı: ...
Yazı Adı: İnkılap Kürsüsünde, İnkılap İlimleşmelidir
Yazarı: Şevket Süreyya
-
Yazı Adı: Belediyeleştirme
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Beş Senelik Sanayi Programı ve Kredi Meselesi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Eser ve Halk
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Planlı Dış Ticaret Ofisleri
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Rakamların Anlattığı Sanayi
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Moda ve Sakarya
Yazarı: Y.K.
-
Yazı Adı: Ahmet Hamdi Beyin Mühim Bir Yazısı
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Ankara İkinci Tütün Kongresi
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: ANKARA
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Mansur Tekin
Yazı Adı: Yeni Devletin İktisadi Fonksiyonları
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Kazançlı İstihsal Seferberliği
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Bir Kredi Ekspansiyonu Bir İnflasyon Yapar Mı?
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Sanat Ölçüleri
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: İnkılap Sanatına Varmak Yolları
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Bizde Kok ve Demir Sanayii
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: İsmail Hakkı Beyin Mefkureciliği
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Biz Avrupanın Hayranı Değil, Mirasçısıyız
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Heba Olan Enerjiler
Yazarı: Y.K.
Yazı Adı: İş Kanunu Yeni Cemiyetin Temel Kanunlarından Biridir
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Pamuk Sanayii, Pamuk Ziraatinde İnkılap İstiyor
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Buğday İşine Bir Bakış
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Yarıda Kalan Bir "Bahariye"
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Bizde Kök ve Demir Sanayii
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Şeker Mütehassısının Raporu Niçin Eksiktir
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Hasta Mahsul
Yazarı: İri Boz
Yazı Adı: İş Kanunu, Cemiyetin Temel Kanunlarından Biridir II: Kıymetsiz "Sa'y"den Kıymetli "Sa'y"e
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Pamuk Sanayii, Pamuk Ziraatinde İnkılap İstiyor
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Gümüş Meselesi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Sanayi Kuruluşunda Eleman Meselesi
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Hüseyin Cahit beyin Hazin Tarafı
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: İçtimai Zihniyet
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
Yazı Adı: 1789 İhtilalinin Mezarı Başında
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Demiryolu Tarife Siyasetimizde İnkılap
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Garpta Sermaye Terakümünde Müstemlekelerin Rolü
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Sanayide Norm ve Kalite Meselesi
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Taymis Kıyıları
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Emperyalizmin Telaşı
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Orta Avrupa
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Yapı Heyecanı
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Bir "Kıymet" Kendini Vadediyor
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Dünya Piyasasına Bir Bakış
Yazarı: ...
Yazı Adı: 1789 İhtilalinin Mezarı Başında II: Mahreç Yok...
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Köylü Kazanmalıdır
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: İç Pazar Meselesi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Moskova Edebiyat Kongresinde
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: Orta Avrupanın Davasızlığı
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Kömür Sanayiine ve Madeni Mahrukata Doğru
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Hüseyin Cahit Bey Öncü...
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Aydın İncir Müstahsillerinin Başvekil İsmet Paşaya Arızaları
Yazarı: ...
Yazı Adı: Programlı Devletçilik
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Devlet İncir Kooperatifine Doğru
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Dünya Konjonkturuna Bir Bakış
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: Artist ve Politikacı
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Orta Avrupanın Davasızlığı
Yazarı: ...
-
Yazı Adı: Avusturyacılık
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Enerjide Tarife Meselesi
Yazarı: M. Şevki
-
Yazı Adı: Bir İlk Eser: Türkiye Köy İktisadiyatı
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
Yazı Adı: Soysal Milliyetçiliğin Zaferi
Yazarı: Şevket Süreyya Aydemir
-
Yazı Adı: Sanayi Planından Sonra Ziraat Planı
Yazarı: Vedat Nedim Tör
-
Yazı Adı: Sovyet Edebiyatı
Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Yazı Adı: 1934
Yazarı: Burhan Asaf Belge
-
Yazı Adı: Türkiye Endüstrisinde İlk Sermaye Birikmesi
Yazarı: İsmail Hüsrev Tökin
-
Yazı Adı: İleri Teknik ve İleri Sanayi Amacımız
Yazarı: M. Şevki-
-
Yazı Adı: 1935'in Romanı
Yazarı: Burhan Asaf Belge
Topluluğumuzun kitap arşivini yeniledik. Başta TBMM arşivi ve İnternet Archive'da bulunan belli başlı eserleri aşağıdaki konu başlıklarına göre sınıflandırdık.
Şimdilik arşivimiz çok küçük bir vaziyette bulunsa da zaman geçtikçe ve yeni eserler de eklendikçe arşivin hak ettiği büyüklüğe ulaşacağına inanıyoruz.
Aşağıdaki bağlantıdan Topluluk Arşivi'ne ulaşabilirsiniz.
Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim. Bugün sizlere 23 Şubat 1971 tarihinde Yassıada Soruşturma Kurulu Üyesi Doğan Tanyer tarafından yazılan ve Devrim Gazetesi'nde yayımlanan "27 Mayıs Öncesi Günlerde Gençliğe Karşı Orduyu Kullanma Çabaları" başlıklı yazının ilk kısımlarını paylaşacağım.
Hepinize iyi okumalar dilerim.
Tüm gençlik yıllarını bir savaşta geçirerek, bugünlere geldik. Demokrasi uygulayıcıları, politikacılar bu yıllar boyunca, ulusa hiçbir gün mutluluk tattırmadılar. En iyi niyetlerle kurulan müesseseleri kısa süre sonra örene benzettiler.
Vatan cephelerinin bu müesseselerinde işi neydi?
Gençliği hırpalamak için, bu müesseseler, cop, bomba imalathaneleri mi olmalıydı?
O gençler ki, devrimciydiler. Atılgan, korkusuz eylem ve fikirleriyle Atatürkçüydüler. Bizim kuşaklar, ancak onlara yardımcı olabilirdi. Yoksa, devrimcilik iddiasında bulunmak şansları yoktu. Atatürk’ün büyük nutku ve Bursa nutku bizim zamanımızda da hüküm ve isteğini sürdürüyordu.
Ne yapabilirdik?
Şimdi size bir belge sunuyorum… Görün ki, değişen bir şey var mı? Bu belgelerdeki eylemler, Anayasaların üzerine titrediği demokrasiyi savunma ve korumak için mi yapılıyor?
Belgede adı geçenlere hiç bir art düşüncem yok. Sadece olayları dinletmek istiyorum size. Ne olmuş ki bu memlekette ki belgenin ortaya konduğu eylemlere gidilmiş…
İç savaş mı? Seferberlik mi var?
Fabrikalar sis bombaları ve coplar imal ediyor. Kentler havadan gözetim altında. Kulelerdeki nöbetçiler raporlar gönderiyorlar. Üniversite gençlerine serseriler deniyor. Sokaklarda cesetler ve yaralılar. Uçaklar havaları tarıyor, tanklar sokakları. Mahkemeler kuruluyor yeni yeni.
Bu görünümü bir belgeden ibretle, sabırla izleyelim isterseniz.
(Milli Savunma Bakanlığı sabık müsteşarı Orgeneral Salih Coşkun’un evrağı arasından)bulunarak Milli Savunma Bakanlığı’nın 7.9.1960 tarih, 456 sayılı yazısı ile gönderilen ve üzerinde Vekâlet İstişare Konseyi yazılı bulunan kırmızı kaplı blok not içindeki notlar)
Canip Paşa’dan: 30.4.1960 saat 13.00
a) 30-40 kadar avukat toplantı yapmışlar. Polislerle dağıttık 13.30’da bir toplantı olacağını haber aldık. Buna karşı da hazırız.
b) Birinci Ordu Kurmay Başkanlığı’ndan: Saat 13.45
1-) Üçüncü zırhlı Tugayı Belediye Sarayı önünde taarruza geçti.
Halktan ve talebeden yaralanan ve tanklardan ezilenler var. Topluluk Saraçhanebaşı ile Belediye Sarayı arasındaki kesafet peyda ediyor. İki piyade alayı ile bir piyade alayının, ayrıca Hadımköy’den […] biryiz.
2-) Saat 14.20 Kurmay Başkanlığı'ndan:
Beyazıt kulesinden alınan rapora göre Belediye Sarayı bölgesinde bir hasar yoktur. Yalnız Beyazıt’tan Sultanahmet’e doğru ilerleyen 2000 kişi kadar kuvveti birliğimiz tayzik ediyor. Köprüler açık. Vilayet ile Belediye Sarayı bizim muhafazamız altında.
Çorlu’dan bir piyade alayı İstanbul’a yürümesine, iki topçu taburunun Çatalca’dan bir piyade alayını ve ayrıca Kadımköy’den bir tank bölüğünün İstanbul’a yürümesine, Babaeski’den birinci zırhlı tugayın piyade ve tank taburlarının İstanbul’a yürümesine emir verildi.
3-) Fahri Paşa’dan: Saat 15.00
Beyazıt meydanından gelen topluluğu Ankara sinemasının yanında geriye doğru inen yolda kıt’alarımız sıkıştırıyor. Göz yaşartıcı bomba yok. Orada varsa aldıralım. Bu bölgenin emir ve kumandası 61’inci Tümen Kumandanına verildi.
Erkanı Harbiye Reisi de toplantı olan yerleri helikopter ile tespit ediyor ve birliklere ikaz emirleri atıyor. Kule ile irtibat halindeyiz. Duruma hakimiz. Talebeler halk ile karışıktır. Onun için yakalanamıyorlar.
Çemberlitaş’ın karşısında duran bir tanka birkaç talebe atlamıştır. Erler yakalamışlar fakat halkın arasına karışıp kaçmışlar. Bu hadise yurtlarla alakalı semtler civarında oluyor. Asker yürüyünce yurtlara kaçıyorlar ve asker ayrılınca tekrar çıkıyorlar.
Refik Tulga rahatsızlık geçirmiş. Kendisine izin verilmiş. 61’inci Tümen Kumandanı kumandayı eline almış. Sis bombalarını toplatalım. Ne kadar varsa.
Köprü açık olduğundan bir kısım insanların kayıklarla Eminönü’ne, Eminönü’nden Karaköy’e geçtiğini öğrendik. Tertibat aldık. Bunun karşı tarafa geçmek isteyen halk olması da muhtemel.
4-) Saat 15.10 Emniyet Umum Müdürüne telefon,
İstanbul’da göz yaşartıcı bomba kalmamış, sizde varsa göndermenizi rica ediyor.
Cevap: Dün sabah 500 bombayı polis aldı. Şimdiye kadar tahminen 100 bombanın sarf edildiğini sanıyorum. Daha 400 bombaları var. Burada da pek az kaldı. Makine Kimya’ya yaptırıyoruz.
5-) Saat 15.45 30/4 Ordu Donatım Daire Başkanı Yekta Paşa’dan:
10.000 göz yaşartıcı bomba sipariş etmişler. 3.000 tanesi Çarşamba günü verilecek. 2.000 Ankara’ya, 3.000’i İstanbul’a, 5.000 ihtiyat kalacak.
(Taksim tasavvuru)
6-) Canip Paşa’dan: Saat 16.99
Hiçbir şey olmadı, 50-60 kişilik bir grup Bornova’dan İzmir’e gelirken dağıtıldı. Basmahane bölgesinde 50-60 kişilik grup müdahalesiz dağıldı. Şimdi Basmahane civarında ufak tefek gruplar dolaşıyor. Haizi ehemmiyet bir şey yok. Karşıyaka’dan kaymakam kuvvet istedi İhtiyati tedbir olarak.
Oraya Merkez Kumandanı gitmiştir.
7-) Adnan Bey Ordu Kurmay Başkanına 5.000 lira gönderecekti, söyledi. Pazartesi günü muamelesini yapalım
8-) Kurmay Başkanından: Saat 17.00
Ordu kumandanımız helikopterle dolaşıyor. Henüz dönmedi. Birliklerden aldığımız bilgilere göre 66’ncı tümeni Radyo evini, Valinin evini kordon altına aldık. Spor Sergi Sarayı istikametinde ufak tefek gruplar gidiyor. Kuvvet sevkettik: Endişeyi mucip bir hal yok.
9-) Kurmay Başkanından: Saat 18.35
Şimdi Ordu Kumandanı geldi. Helikopterle dolaşmış, mühim bir şey yok. Yalnız bir küçük yürüyüş grubunun Eminönü’nden […] istikametinde gittiğini görmüş. Şimdi Pangaltı Harbiye istikametinde geliyormuş, Harbiyeye 400 metre mesafede.
İki bölük sevkedildi. Saraçhane-Belediye Sarayı bölgesinde elinde 10 bayraklı ve 100 de erkek olmak üzere bir grup yakalandı.
Hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim. Bugün sizlere 11 Kasım 1969 tarihinde Devrim Gazetesi'nde yayımlanan "Köy Anketi Sonuçları" isimli yazının kalan kısımlarını paylaşacağım.
Hepinize iyi okumalar dilerim.
Köy Anketi’nin ortaya koyduğu başka bir sonuç Türkiye’nin her bölgesinde önemli miktarda köylünün açlık tehlikesinden kurtulamayışıdır. Yıl içinde kısa ya da uzun süre köylü gıda sıkıntısı çekmektedir.
Köylülere geçen yol aç kaldıkları günler olup olmadığı sorulmuştur. Ege ve Marmara gibi bölgelerde dahil köylü ailelerinin dörtte birine yakın kısmı açlık çektiklerini söylemişlerdir.
Açlık oranı, Doğu’da ve Karadeniz Bölgesi’nde iyice yükselmektedir:
Soru: Geçen yıl aç kaldığınız günler oldu mu?
| Tarım Bölgeleri | Yüzde Olarak “Evet” Cevabı Verenler |
|---|---|
| Orta Kuzey | 42 |
| Ege | 22 |
| Marmara | 25 |
| Akdeniz | 33 |
| Kuzey Doğu | 66 |
| Güney Doğu | 48 |
| Karadeniz | 52 |
| Orta Doğu | 54 |
| Orta Güney | 41 |
| Türkiye Ortalaması | 42 |
Toprak sıkıntısına ve şehirlere akın isteğine rağmen, Türk köyü hala oldukça hareketsiz bir manzara göstermektedir. Köylü erkeklerin yüzde 88’i bütün hayatlarını kendi köylerinde geçirmişlerdir. Ayrıca yüzde 6 kadar köylü, 16 yıldır aynı köyde yaşamaktadır.
Yakın köy ve kasabalara ziyareti de, daha çok erkekler yapmaktadır. 8 kadından 5’i köyün dışına çıkmadan ömürlerini geçirmektedir. Köylülerin yarısından çoğu hayatında mektup dahi yazmış değildir.
Köylülerin yüzde 56’sı, hayatlarında hiç sinemaya gitmemiştir. Yüzde 52Si hiç gazete okumamış ya da birisi okurken dinlememiştir. Yüzde 56’nın radyodan da haberi yoktur ya da hayatlarında bir iki kez radyo dinlemişlerdir.
Şehre doğru artan göçlere rağmen köylü ailelerin yüzde 77’sinin şehirde yaşayan kimseleri yoktur. Frey, “Kitle haberleşme araçlarından böyle bir nispi habersizlik şartlarında, dünyada olup bitenleri en iyi bildiği sanılan birkaç kişi, pek çok bakımdan önem kazanmaktadır” demektedir.
Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere, muhtarlar ve imamların dahi dış alemle irtibatları pek geniş değildir
| (Cevap verenlerin yüzdesi olarak) | Muhtar | İmam | Köy Erkeği |
|---|---|---|---|
| Telgraf Gönderme | 33 | 40 | 28 |
| Telefonda Konuşma | 74 | 51 | 46 |
| Doktora Gitme | 75 | 74 | 59 |
| Tarım Memuruna Danışma | 77 | 29 | 23 |
| Kredi Alma | 63 | 45 | 46 |
| Hükümetten Tohum ve Gübre Alma | 47 | 34 | 34 |
Köylülerin yüzde 62’si hayatlarının kendi kontrollerinin ötesinde dış güçler tarafından tayin edildiğini düşünmektedir.
Köylü okul, yol yapımı, su gibi köy yaşantısını iyileştirebilecek hizmetleri genellikle hükümetten beklemektedir. Köylülerin yüzde 27’si, içinde oturdukları evlerin ıslahını dahi hükümet işi saymaktadır.
Türk köylüsü, daha iyi yaşama şartları için kendine değil, hükümete güvenmektedir.
Köylüler anketçilerin birçok sorularını “Hükümetin dediği olur” diye cevaplandırmıştır. Frey bu tutumu “Pasif ve Kaderci” bulmaktadır.
Köylüde ulusal düzeyde iktidara katılma isteği yoktur. Köy planında da köylülerin yüzde 18’i “köyü bir adam yönetir”, yüzde 36’sı da “birkaç adam yönetir” demektedir.
Resmi kişilere saygı vardır. Muhtar köyde en nüfuslu kişi sayılmaktadır. Bu nedenle Frey, köy kalkınmasının muhtara dayandırılarak yürütülmesi gerektiğini yazmaktadır.
Köylünün köy dışındaki resmi kişilerle teması çok azdır. En çok gördüğü jandarma ve tahsildardır.
| Resmi Kişiler | En Az Ayda Bir Gelen | Ayda Birden Az Gelen | Hiç Gelmeyen |
|---|---|---|---|
| Kaymakam, Nahiye Müdürü | 25 | 41 | 34 |
| Askeri Kişiler | 7 | 19 | 72 |
| Polis ve Jandarma | 91 | 6 | 2 |
| Tahsildar | 19 | 77 | 4 |
| Eğitmen, Öğretmen (Köy Dışından) | 7 | 60 | 32 |
| Tarım Görevlileri | 22 | 34 | 42 |
| Sağlık Memuru, Doktor | 54 | 27 | 18 |
| Postacı | 62 | 11 | 27 |
Bu tabloya dayanarak Prof. Frey köylünün hükümet temsilcisi diye en çok jandarmayı gördüğünü belirtmekte, tarım memuru ve doktor köye çok daha sık gittikçe, köylü davranışının değişeceğini ileri sürmektedir.
Buraya kadar Türk köyünden kötümser bir tablo çıkmaktadır. Fakat iyimserlik unsurlarını da hesaba katmak gerektir.
Anket sonuçlarına göre din, köy hayatında aktif bir güçtür. Hemen her köyde cami ve mescit vardır. Bununla birlikte, Türk köylerinde gelenekçilik, kökleşmiş bir ideoloji haline gelmiştir.
Doktrin gereği, yeniye karşı eskinin savunması yapılmamaktadır. Yeniliğe karşı direnme zayıftır.
Köylülerin yüzde 96’sı okulun çocuklar için iyi bir şey olduğunu söylemiştir. Köylülerin yüzde 49’u erkek çocuklarının, yüzde 26’sı kız çocuklarının üniversite öğrenimi yapmasını arzulamaktadır. “İlkokul yeter” diyenlerin oranı yüzde 11’dir. Kızlar için bu oran yüzde 34’ü bulmaktadır.
Cahil erkeklerin yüzde 60’ı okuma yazma öğrenme isteğindedir. Okuma yazmaya “hayır” diyenler, genellikle yaşlı kişilerdir. Erkeklerin yüzde 75’i köyde meslek eğitiminden geçmeye hazırdır.
Yüzde 89 gazetelerin, yüzde 85 radyonun iyi bir şey olduğunu söylemektedir. Gelenekçi cahil kadınlar dahi, gazeteye iyi gözle bakmaktadır.
Köylülerin yüzde 24’ü kendilerini eski kafalı, yüzde 59’u modern saymaktadır.
Köylülerin yüzde 80’i şehir hayatını köy hayatına tercih etmektedir. Bunlara göre, insan şehirde daha mutlu olur, daha iyi para kazanır, sanat öğrenir, çocuklarını daha iyi yetiştirir.
Şehir sevgisi güçlüdür. Köylülerin ancak beşte biri şehrin ahlak bakımından kötü bir yer olduğunu düşünmektedir. Dörtte bir “şehirde insan yalnız kalır” endişesindedir. Beşte iki “şehre giden ailesini unutur, dostunu unutur” demektedir, ama her beş köylüden dördü şehirde yaşamayı arzulamaktadır.
Bu durumda Frey, Türk Köyünde “fikri bakımdan ilerlemeye engel yok” yargısına varmaktadır. İlerlemeyi fakirlik, yalnızlık, hareketsizlik ve cehaletin yarattığı kısır döngü engellemektedir.
Bununla birlikte “Bir iş seçerken en çok neye önem verirsiniz? Ücretin yüksekliği mi, prestiji m, sağladığı yetki mi, duyulan ilgi mi, işin kolaylığı mi en önemlidir?” sorusuna köylülerin çoğu “işin kolaylığı” cevabını vermişlerdir.
Kadınlardan çok erkekler, en başta işin kolaylığını düşünmektedirler.
Frey, bu tutumda köy hayatının güçlüklerinin büyük rol oynadığını kabul etmekle birlikte, yüksek ücret, prestij, kudret yerine kolaylığı ön planda tutulmasını şaşırtıcı bulduğunu belli etmektedir.
Hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim. Bugün sizlere 11 Kasım 1969 tarihinde Devrim Gazetesi'nde yayımlanan "Köy Anketi Sonuçları" isimli yazının belirli kısımlarını paylaşacağım.
Hepinize iyi okumalar dilerim.
Amerikan Yardım Teşkilatı ile Devlet Planlama Teşkilatı’nın birlikte yürüttükleri “Büyük Köy Anketi” sonuçları, şimdiye kadar Türk Kamuoyu’ndan gizli tutulmuştur. Anketin amacı, ülke çapında Türk Köylüsünün davranışlarını tespit etmek ve köy hakkında bilgi toplamak idi.
Yüzlerce Türkün yürütülmesine katıldığı anketin yöneticiliğini, Frey başkanlığındaki Hyman, Wayland, Lerner, Pool gibi Amerikalı profesörler, “Danışma Ekibi” adı altında yapmışlardır.
Anket sonuçları Amerika’ya götürülerek orada değerlendirilmiştir. Prof. Frey ilk bulguları yayımlamıştır. Türk Kamuoyu’ndan şimdiye kadar gizli tutulan anket sonuçlarından ilgi çekici bulduklarımızı okuyucularımızı duyuruyoruz.
Atatürk’ün ölümünün 31. yıl dönümünde, önce anketin Atatürk’le ilgili sorusundan başlayalım. Frey ekibi, muhtarlara, imamlara ve köy erkeklerine “en çok takdir ettikleri iki kişinin” adlarını sormuştur.
Muhtarların yüzde 54’ü bu iki kişi arasında Atatürk’ün adını vermişlerdir. Köy erkeklerinde bu oran yüzde 36’ya, imamlarda ise yüzde 29’a düşmektedir.
Demek ki, köy erkeklerinin yüzde 64’ü ve imamların yüzde 71’i Atatürk’ü en çok takdir ettikleri kişiler arasında görmemektedir. 23 yıllık “Cici Demokrasi” köylerde büyük kurtarıcının adını geniş ölçüde unutturmuştur.
Atatürk, “Öğretmen”i köy önderi olarak görmüştü. Fakat Köy Anketi, öğretmenin köyde pek az nüfus sahibi olduğunu, hatta köye yabancı bir kişi sayıldığını göstermektedir. “Köyde en büyük nüfusa sahip olan kimdir?” sorusuna hiç kimse “Öğretmendir” dememiştir.
Toprak anlaşmazlıklarını çözmede öğretmen sayılmaktadır. Çeşitli sorunlarda öğretmene verilen öncem şöyledir.
| Soru | "Öğretmendir" Cevabı Verenlerin Yüzdesi |
|---|---|
| Yenilik Getiriciler Kimlerdir? | 15 |
| Çiftçilik Sorunlarında Köy Lideri Kimdir? | 1 |
| Toprak Anlaşmazlıklarında Köy Lideri Kimdir? | 0 |
| Köyde En Nüfuslu Kişi Kimdir? | 0 |
| En Büyük Saygı Uyandıran Kişi Kimdir? | 3 |
Bu tabloya dayanarak Frey, “Öğretmen, esas itibariyle köyün iyice oturmuş sosyal yapısının dışındadır” demektedir.
“Dünyada olup bitenleri en iyi kim bilir” sorusuna dahi, okumuş erkeklerin yüzde 29’u “Muhtar”, yüzde 19’u ise “Öğretmen” cevabını vermektedir. Okumuş kadınların yüzde 43’ü “Her şeyi en iyi muhtar bilir” demektedir.
”Öğretmen bilir” diyenlerin oranı yüzde 13’tür.
Frey, Türk köyünde gelişmeyi engelleyen dört özellik görmektedir. Bunlar fakirleşme, yalnızlık, hareketsizlik ve cehalettir. Yalnızlık ve hareketsizliği daha önce gördük. Fakirleşmeye gelince, Frey bu konuda şu bilgiyi vermektedir:
Bu yüzden fakirliğin “kısır döngüsü” işlemektedir. Köylü gelirlerindeki artış, yatırıma değil, tüketime gitmektedir. Ekstra gelir, gıda maddeleri, gaz, giyim ve ev eşyaları için harcanmaktadır.
Aşırı fakirlik, yenilik ve teşebbüs ruhunu öldüren psikososyal baskılar yaratmaktadır. Hareketsizlik, yalnızlık ve fakirliğin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Cehalete gelince, köylülerin yüzde 71’i açıkça okuma yazma bilmediğini söylemektedir. Köylülerin yüzde 28’i okula devam ettiklerini söylemişlerdir. Köylülerin yüzde 28’i okula devam ettiklerini söylemişlerdir. Fakat bunların yüzde 58’i beş yıllık ilkokul öğrenimini yapmış değildir.
UNESCO ölçüleriyle, öğrenilenin unutulmaması için en azından dört yıllık bir öğrenim gereklidir. Daha az bir süre okula gidenler, öğrendiklerini unutmaktadır. Bu nedenle Frey, Türk Köyünde cehalet oranının yüzde 80-85’e yükseldiğini hesaplamaktadır.
Frey’e göre “Cehalet fakirliğin kısır döngüsünü tamamlar, bir anlama göre çıkış yolunu kapar.” Öylece “geleneksel hayat biçimlerinin kendi kendini esleyen hareketsizliği” ortaya çıkmaktadır.
1962 yazında yapılan araştırmada, köylülerin yüzde 79’u genel seçimlerde oy kullandıklarını söylemişlerdir. Fakat köylülerin ancak yüzde 65’i herhangi bir siyasi partinin adını bilmektedir.
Yüzde 35, siyasi partilerin adlarından dahi habersizdir. Oy hakkına sahip köylü kadınlardan yüzde 50’si hiçbir siyasi partinin adını söyleyememektedir. Frey, bu durumda “köylülerin ir kısmı oylamıyor, oylatılıyor” demektedir.
Partilerin adından dahi habersiz seçmenlerin oranı, Güney Doğu ve Orta Doğu Bölgelerinde çok daha yüksektir. Türkiye ortalaması yüzde 34 olduğu halde, bu bölgelerde oran sırasıyla yüzde 46 ve yüzde 55’e ulaşmaktadır.
Ege’de bu oran yüzde 25, Akdeniz bölgesinde ise yüzde 26’dır. Oysa 27 Mayıs Devrimi’ne kadar, köylerin büyük çoğunluğunda DP ve CHP ocakları mevcuttu. Parti adlarının bilinişinde bu ocakların varlığının etkisi büyüktür. Buna rağmen, seçmenlerin önemli bir kısmının, partilerin adlarından dahi habersiz oluşu dikkat çekicidir.
Köylüler, köy ihtiyaçları sorulunca en başta su ve yol demektedirler. Ancak yüzde 10, “en önemli” sorunun toprak yetersizliği, toprakların adaletsiz dağılışı olduğunu söylemekte, hükümetlerin toprak dağıtma vaatlerinin boşluğuna parmak basmaktadır.
Köylülerin yüzde 18’i durumlarının iyiye, yüzde 27’si ise kötüye gittiğini ileri sürmektedir. Yüzde 54 ise, durumlarının değişmeyip aynı kaldığını belirtmektedir.
Mensup olduğu ailenin prestijinin artıp artmadığı sorusuna ise yüzde 38 "arttı", yüzde 44 "azaldı" cevabını vermekte, yüzde 14 ise "değişiklik yok" demektedir.
Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim.
Bugün sizlere Devrim Gazetesi'nde "Türkiye Nasıl Kalkınabilir?" başlığı ile yayımlanan yazının devamını paylaşacağım.
Mevcut yazıda Sol Kemalizm'in kalkınma stratejisinin temel unsurları ifade edilmiştir. Mevcut yazının kalan kısımları ilerleyen günlerde paylaşılacaktır.
Gelişmiş kapitalist ülkeler dahi, savaş yıllarında bu tip merkeziyetçi bir planlamaya başvurmuşlardır. Bütün kaynaklar savaş amaçlarına yöneltilmiştir. Temel ihtiyaç maddeleri vesikaya bağlanmıştır.
Otomobil ve buzdolabı gibi lüks sayılan dayanıklı üretim maddelerinin üretimi yasaklanmıştır. Çalışma saatleri uzatılmış, işgücü prodüktivitesini yükseltmek ve çalışma disiplinini sağlamak üzere, çalışanların vatanseverlik duygularına seslenilmiştir.
Bu metotlarla, milli gelir içinde tüketim payı ABD’de 1940 yılında yüzde 75.4 iken 1944’te yüzde 53.9’a düşürülmüştür.
Tüketimin azaltıldığı oranda yatırımlar artmıştır. Yatırımlardaki büyük artış sonucudur ki, 1931-1940 döneminde durgunluk içinde bulunan ABD’de çok hızlı bir ekonomik gelişme görülmüş, milli gelir 1940-1945 döneminde iki kata yakın artmış ve ABD, savaştan çok güçlü ve rakipsiz bir sanayi devleti olarak çıkmıştır.
Az gelişmişlikten kurtulma, 1940-1945 savaşından çok daha güç ve çetin bir savaştır. Az gelişmiş ülkeler bu savaşta, başları sıkışınca ileri kapitalist ülkelerin dahi başarıyla uyguladıkları savaş ekonomisi metotlarını benimsemek zorundadırlar.
Savaş ekonomisi şartlarının başta gelen özelliklerinden biri,
gibi genel plandaki milli muhasebe rakamlarıyla yetinmeyip, sınırlı demir, çelik, çimento, enerji vb. ni belli amaçlar uğuruna en rasyonel biçimde kullanmaktır.
İleri kapitalist ülkeler, bir savaş kazanmak söz konusu olunca, uçak ve tank imalinde ihtiyaç duyulan demir ve çeliğin binek otomobili ve mesken yapımında kullanılmasına izin vermeyi reddetmişlerdir.
Oysa Türkiye’nin bugün demir, çelik, çimento vb. gereksiz lüks mesken inşaatında ve tüketin sanayisinde israf olunmaktadır.
Hızla kalkınma iddiasında bir ülke, sınırlı miktarda ürettiği demir, çelik, kömür vb’ini bir an önce kalkınmayı sağlayacak alanlarda kullanma durumundadır. Bu malzemeyi villalar inşasında değil; motor, makine ve kimyevi madde üretimine yöneltmek zorundadır.
Piyasa mekanizmasına bel bağlayan ekonomistler, kaynakların piyasa mekanizmasını hiçe sayarak bu biçimde kullanılmasını eleştirirler. Ne var ki, az gelişmiş bir ülkede piyasa mekanizmasına bel bağlandığı sürece, kaynakların gerçek bir sanayileşmenin aleyhine olarak, gereksiz tüketim alanında israfını önlemeye imkan yoktur.
Kısa sürede kalkınma iddiasında bir ülke, piyasa mekanizmasına güvenilemeyeceğinden bir kilo demir ve çekliği bile kalkınmayı en çabuk sağlayacak biçimde kullanmak gerektiğinden, ülke çapında ir fiziki planlamaya yönelme durumundadır.
Merkezi Planlama Örgütü, parayla ifade edilen global rakamlarla yetinmeyip bu soruyu en iyi biçimde cevaplandırmaya çalışacaktır.
Diyelim ki, 10 makine fabrikası, 20 enerji santrali, 15 kimyevi madde fabrikası, çelik tesisi, 2 motor fabrikası vb. kurma kararı alınmıştır. Bunlar için yalnızca mali hesaplarla yetinmeyip gerekli demir, çelik, kömür, çimento, işgücü, döviz vb’nin de ayrıntılı hesabını yapmak ve bu fiziki kaynakların ikici derecede önemli alanlarda kullanılmasını yasaklayıp hayati sayılan alanlara kaydırılmasını sağlamak gereklidir.
Demek ki, şu kadar ton çelik, şu kadar ton kömür diye ifade olunan kalkınma için hayati kaynakların ülke çapında fiziki planlamasını yapmak gereklidir.
Piyasa mekanizmalarına göre düşünmeye alışmış batılı ekonomistler, kıt stratejik kaynakların idari kararlarla tahsisine yönelinmesini reddederler. Oysa, gelişmiş kapitalist ülkelerde dahi, fiziki planlamaya ve idari kararlarla tahsise dayanan savaş ekonomisi, belli amaçlara ulaşmada rasyonelliğini kanıtlamıştır.
Piyasa mekanizması çok daha kötü işleyen ve ürettiği mallar sınırlı bulunan az gelişmiş bir ülkede ise “kalkınmaya yönelmiş savaş ekonomisi” metotları daha kolay uygulanabilir.
Nihayet 100 ile 1500 stratejik maddenin ve kilit sektörleri sıkı sıkıya planlaması ve belli miktarlarının fiziki olarak tespiti söz konusudur.
Ayrıca sistemin katıldığı, temel maddelerde stratejik ihtiyatlar tesisi ve aksamalar olduğu takdirde ikinci derecede önemli kesimlerden önemli kesimlere kaynak kaydırılması ve malların standardizasyonuna gidilmesi yoluyla yumuşatılabilir. Böyle bir planlama mümkündür ve gereklidir.
Mali planlama ise, fiziki planlamaya tabi olarak düzenlenir. “Şu kadar paramız var, şu kadar yatırım yapabiliriz” denmez, mevcut demir, çelik, kömür vb. ile istenen yönde ne kadar yatırım yapılabileceği hesaplanır.
Sınırlayıcı unsur para değil, fiziki kaynaklardır. Para hiçbir zaman kaynakların tam ve istenilen yönde kullanılmasına engel teşkil etmez.
Teşebbüsler düzeyinde de fiziki planlama etkin bir çalışma ve denetleme sağlar. Bu teşebbüslerin ne miktar malzeme, işgücü vb. kullanarak ne miktar üretim yapacağı önceden planlanmış bulunmakta ve gerekli kaynaklar onlara öncelikle sağlanmaktadır.
Bu şartlarda teşebbüs yöneticilerine geniş inisiyatif bırakılmakta, .eşitli teşvik tedbirlerine başvurulmakta, fakat onlardan plan hedeflerine erişmeleri beklenmektedir.
Plan hedeflerine erişemeyen yöneticilere ise hesap sorulmaktadır. Bir “iktisadi suç” ve ceza söz konusudur. Türkiye’de bugün 3-5 kuruş alan cezalandırılmakta, fakat kötü ve beceriksiz yönetimiyle yüz milyonları kaybına yol açanlara hiçbir şey denilmemektedir.
Devlet teşebbüsleri, bu sorumsuzluk yüzünden kötü işlemektedir.
Sorumsuzluk, cezalandırılmalıdır.
Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim.
Bugün sizlere Şevket Süreyya Aydemir'in kaleme aldığı İnkılap ve Kadro isimli eserin "Faşizm" isimli bölümünü paylaşacağım. Mevcut bölüm, Sol Kemalizm'in ve Sol Kemalistlerin Faşizm'e karşı olan bakış açısını güzel bir biçimde göstermektedir.
Bizde çok defa aydınlar, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve ona iktisadi kuruculuk ve teşkilatçılık vazifesi vermek görüşü ile, faşist devleti birbirine karıştırırlar. Hâlbuki faşizm, sömürgeci bir memlekette, sömürgecilik ihtiraslarının, hazmedilemeyecek kadar şahlandırılmasında başka bir şey değildir.
Faşizm, mesela İtalya’da olduğu gibi bir emperyalizmdir. Yahut da böyle bir güce de erişemeyen, mesela bazı Güney Amerika memleketlerinde olduğu gibi pis, müsrif, zalim bir oligarşidir. Hatta yağmacı bir oligarşi ile, işsiz güçsüz birtakım askeri güçlerin, memleket hem soymak, hem dışarıya da saymak pahasına pis bir işbirliğidir. Mesela Meksika’da veya Arjantin’de olduğu gibi.
Özetle faşizm, millet üstünde ve millet aleyhine bir mütekabille nizamıdır. Ya otokrasi, ya da plütokrasi şeklinde ve hatta bazen teokratik güçlerle de işbirliği yapan millet dışı bir nizamdır^((1)).
>^((1)) Bu son şeklin en iyi misalini, bugünkü Franko İspanyası verir
O kendisine atfedilen, yahut ortaya attığı özellikleri, o memlekette ve olayların kendisini sürüklediği gelişmeler içinde, kendi iradesi haricinde benimser. Faşizmin değil bir ideolojisi, hatta müstakil bir stratejisi bile yoktur.
Denebilir ki bu rejim, ölçüsüz şahlanışları ile harekete getirdiği düşmanlarının veya karşı güçlerin karşısında, teşebbüsü er veya geç, onlara kaptırmak zorunda olan, ordulaşmış bir sokak hareketidir.
Özetle bütün bu ve bunlara benzer sebeplerledir ki, Milli Kurtuluş Hareketlerinin faşizm ile hiçbir ilgisi yoktur. Biz, inkılap davamızda bütünü ile, ne örnek alacağımız, ne adapte edeceğimiz, diğer bir inkılap şekli aramak ihtiyacında değiliz.
İnkılabımızın ideolojik prensipleri ve bu prensiplerin ifadeleri olan müesseseler üzerinde de, taklit edeceğimiz yabancı şekillere ihtiyacımız yoktur. İnkılabımız, kendi prensipleri gibi, kendi siyasi ve iktisadi müesseselerini de, kendi akışı içinde ve kendi niteliklerine uygun olarak kendisi, adım adım verecektir…
Gerçi, Türk toplumunun yaşamakta olduğu inkılabın asaletine, soyluluğuna ve Türk milletinin yaratıcılık kudretine inanmayan bahtsız vatandaşlara her adımda rastlanır. Fakat bunları da inkılabın, Türk milletinin kaderi ve insanlık medeniyeti için mana ve önemine inandırmak, onları da millet kütlesi içinde millet varlığına kazanmak, inkılap işinde bir zerrenin bile feda edilmemesi hesabına bir borç ve bir vazifedir.
Hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim.
Bugün sizlere Doğan Avcıoğlu tarafından kaleme alınan ve Devrim Gazetesi'nde "Kemalizm'i İyi Anlamak Gerek" başlığı ile yayımlanan bir yazıyı paylaşacağım. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Atatürkçü bildiğimiz bazı çevrelerden dahi gelen bir eleştiri var:
Türkiye, politik bağımsızlığını ekonomik bağımsızlık temeline oturtarak tam bağımsızlığını gerçekleştirmiş, feodalizmin ülke çapında alt ve üst yapılardaki etkilerini kesinlikle silmiş, geniş kitleleri ekonomik özgürlüklerine kavuşturmuş ve kalkınmasını tamamlamış bulunsaydı, bu eleştiriler bir ölçüde geçerli sayılabilir; Kemalist devrimin amaçlarına eriştiği ileri sürülebilirdi.
Oysa bağımsız, kalkınmış, uygar ve gerçekten demokratik bir Türkiye, dün olduğu gibi bugün de bütün halkçı ve ulusçu güçlerin ortak özlemini teşkil etmektedir. Kemalizm, bu ortak özlemin ifadesidir. O halde Kemalist devrim daha tamamlanmış değildir. Devrimcilerin baş görevi, ulusçu ve halkçı güçlerin bu ortak özlemini bir an önce hayata geçirmeye çalışmak olmalıdır.
Kemalizm, her şeyden önce, bazılarının “Batılılaşma” adını verdikleri Tanzimat’la birlikte başlayan uydulaşma ve sömürgeleşme sürecine karşı milliyetçi bir tepkidir.
Bu tepki, daha Namık Kemal günlerinde “Avrupa neden üstün?” ve “Türkiye Avrupa gibi üstün duruma nasıl gelebilir?” sorusuna cevap arama biçiminde ortaya çıkmıştır.
Namık Kemaller, Ziya Gökalpler gibi vatansever düşünürler, bu soruyu cevaplandırmaya çalışmışlardır.
Fakat her iki milliyetçi düşünürde de, emperyalizmin boyunduruğu altında açık Pazar haline getirilmiş bir ülkede, medeniyet ithalinin nasıl mümkün olacağı hususunda açık bir fikir yoktur.
Emperyalizm, sömürgeleştirdiği bir ülkenin medeniyet ithaline, yani sanayileşmesine ve kalkınmasına elbette müsaade etmeyecektir. Medeniyeti getirebilmek için her şeyden önce, emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmak gereklidir.
Bugün için de geçerli olan bu gerçek. İlk kez Atatürk tarafından tam bağımsızlık ilkesiyle ortaya atılmıştır. Tam bağımsızlık, duygusal bir milliyetçi talep değil, kalkınmanın ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın vazgeçilmez ön şartıdır.
Alt ve üst yapısıyla feodal olan bir düzen üzerine, buhar makinesi ve lokomotifiyle medeniyeti ithal edip yerleştirmek mümkün müydü? Namık Kemal ve Ziya Gökalp, bunun mümkün olabileceğini düşünmüşlerdir. İlk kez Atatürk, “Feodal yapı üzerine sanayi uygarlığı aşılanmaz. Uygarlığa giden yol, içeride düzen değişikliği gerektirir” tezini açıkça ortaya koymuştur.
Kısa bir sürede uygarlığa ulaşmak isteyen bir ülke, gerekli düzen değişikliklerini nasıl sağlayacaktır? Devrimle.
İşte Kemalist tez, kısaca bundan ibarettir:
>“Bağımsızlık içinde, devrim yoluyla düzen değişikliğini gerçekleştirmek ve kısa sürede çağdaş uygarlığa ulaşmak”
Ne var ki, üst yapıda esaslı değişiklikler yapılmakla birlikte, devrim alt yapıya indirilmemiştir. Feodalizmi bütün kalıntılarıyla kökünden tasfiye edecek toprak devrimi başarılamamıştır.
Bu başarısızlığın nedeni, kişilerde değil tarihsel şartlarda aranmalıdır. Kurtuluş Savaşımızın, devrimcileri, feodal ve yarı feodal unsurlarla işbirliğine zorlayan şartları, altyapı devrimlerinin başarılmasını önlemiştir. Atatürk’ün devrimleri gerçekleştirme aracı olarak kurduğu parti, halkın değil, eşrafın partisi haline gelmiştir. Devrimci olması gereken parti, bu yüzden kısa sürede tutucu nitelik kazanmıştır.
Ama devrimlerinin başarılamayışı, Kemalist tezin doğru ve bugün için de geçerli olduğu gerçeğini değiştirmez.
Günümüzde çağdaş uygarlığa, halkın ve bütün ulusçu güçlerin el ele verecekleri ve tam bağımsızlık ve düzen değişikliği mücadelesiyle ulaşılacaktır. Bu da, yarıda kalan Kemalist devrimin, günümüzün şartlarında sürdürülmesinden başka bir şey değildir.
Kemalist devrim bitmemiştir, devam etmektedir.
• Amodei, “Bakın, bu modellere erişimimiz yok; bu modellerin tam olarak nasıl kullanıldığını bilmiyoruz" dedi.
​
• Anthropic CEO’su ayrıca, okul saldırısındaki kullanım biçiminin şirket politikalarını ihlal etmediğini ve askeri liderlerin “en iyi koşullarda bile” hata yapabildiğini söyledi.
​
• Amodei, “Benimsediğimiz ilke ve burada da uygulandığını düşündüğüm ilke şu: Son kararı bir insan verir” diye ekledi.
​
Kaynak:https: //www.forbes.com.tr/yapay-zeka/anthropic-ceo-sundan-aciklama-abd-iran-saldirilarinda-claude-u-nasil-kullaniyor
Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim.
Bugün sizlere Korgeneral Cemal Madanoğlu tarafından yazılan ve Devrim Gazetesi'nde "Düzenin Kısır Döngüsü" başlığı ile yayımlanan bir yazıyı paylaşacağım. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Üçüncü Dünya kurtuluşçulukta giderek etkinleşirken, emperyalizme ilk karşı çıkan Türkiye, kapitalizmin boyunduruğu altında giderek bitkinleşiyor:
İşbirlikçi Tutucular Ortaklığı, Emperyalizmin denetiminde, Kapitalizmin yönetiminde, gericiliğe dayanarak çalışır.
Tutucular Ortaklığı, Müteahhit, komisyoncu nitelikte sanayici, ithalatçı, ihracatçı ile toprak ağası, bunların hükümet ve partiler içerisinde yerleşik temsilcileri, örgütlenmiş-örgütlenmemiş pazar, kredi piyasası ve karaborsasının aracı, tefecileri, bayileri, ticaret-sanayi-ziraat odalarında banka ve sigortalardaki işteşlerden kuruludur.
Tutucular Ortaklığı, gericiliğe ve özel görev derneklerine dışarlak (dışarıdan) ve içerlek (içeriden) köklü destekleme yatırımları yapar;
ve komünistlik suçlamaları ile kamu algısının üzerinedir.
Gümrük duvarları açılık ucuzluk satışları başlayınca, Ortak Pazar tulumbası borç basıp döviz emerek ortakçı Türkiye’nin satın alma gücüne güç katacak...
...ve daha neler olacak…
Toplum, evrimin sürünmeceli tutusuna yatkındır, devrimin sürükleyici itişinden çekinir, yaşaya ve alışa geldiği temelsiz dağınız düzenden kendiliğinden çıkamaz.
Atatürkçü temel üzerine yanaşık düzene girmenin bilincine erişilmesine erişilmiştir ama bu bilinç askıda beklemektedir.
Geciktirilemez koşulların gereği; ulusçu, çağcıl, güçlü ve güvenlikli Türkiye için, kurtuluşçu düşünce oluşturup örgütlenmek, güç kümeleşmelerine tırmanan tutuklu çekişmelerin üstünde kadro kurmaktır.
Gerçek aydınlar, düşünürler, sanatçılar, uzmanlar ve bilginler toplumu geleneksel yapısından çıkarmada ve devrimi benimsetmede, bölünüp parçalanmışken bile ters akımlara karşı çıkabilen gençliği toparlayıp ortama uyarlamakta, ordunun ulusal güç ve güvenlik izleminin bilimsel dizgelerini bulup belirtmede Atatürk ödevlisi, devrim görevlisidirler.
Uluslaşma; tarih, dil, dilek ve yurt birliğinde buluşarak kendi kendini tanımanın ve anlamanın yaratacağı dayanışmadır.
Çağcıllaşma; Ekonomiyi toplumsal yarara göre işletip toplumsal, kültürel ve teknik alanlarda bu işleyişe göre “biçimlenme”den doğacak yenileşmedir.
Ulusal güce ulaşmanın, ulusal güvenliğe kavuşmanın yolunu uluslaşma ve çağcıllaşma açacaktır.
Ulusal güç, olanakları bir araya toplayıp üretici yönde kullanarak, sorunları birbirine bindirmeli devrim planlarına bağlayarak sağlanacaktır.
Ulusal güvenlik, ülkenin jeopolitik yapısının ulusal güçlenme ile değerlendirilmesine dayandırılmalıdır. Türkiye’nin tarafsızlıkta diretebilecek kadarlık güçlü olarak taraf tutmaması, tarafların işlerine gelir, taraf tutması yalnız tuttuğu tarafın işine gelir ve tutmadığı tarafın yok yere düşmanlığını çeker.
Jeopolitik yapısını kendisine saklayan, kendisi için kullanan Türkiye, güvenliğini güvenceye almış olduktan başka, kişilikli tutumu ile dengenin güvenliği için de etken bir ağırlık olur. Ülke üzerinde odaklaşan Karadeniz-Akdeniz eksenindeki oluşumlar gelecekteki gelişimlerin öncüleridir, ileri karakolluk ederek geçiştirilecek türden değildir.
Ulusal varlık dengeyi oynaklaştıran saptırıcı bağlantılardan uzak tarihi doğrultunun izlenmesiyle sürdürülür.
Ulusal bağımsızlık ve ulusal ordu özlemleri bu kesenkes gereklerden ve koşullardan doğmaktadır.
Ordu, aydın çevre ile bağlaşık, ulusla kaynaşık olarak; komuta kurulunu çekelemelerin, Yardımlaşma Kurulunu itelemelerin nedenlerini anlamaktadır.
Subay, ülkede ordu yönetiminin zor kullanmaya dayandığını, cunta içinde ve cunta ile komutanlar arasında bölünmenin kaçınılmaz olduğunu, zor kullanmanın gerçekliğe uymadığını bilmektedir. Bunun için nasıl olsa parçalanıncaya kadar sürecek bir “Zor Yönetimi”ne karşıdır ve temel devlet kuruluşu olarak yönetiminde kaynaşacağı devlete doğrudur.
Yurttaş, dününden kopmuştur, gününü kurtaramamış, yarınına bağlanamamıştır.
Yoksuldur, düşkündür. Devletten de yılgındır, yüz yıllar boyudur devlet hep almış, hiç vermemiştir. Devrimci yöntem halkın sıkıntısının giderilmesini, geçiminin kolaylaştırılmasını ilk ölçem (kriter) olarak getirirken, yurdun olanaklarını sömürenler kendi kemerlerini sıkacakları yerde halkın kemerlerinin sıkılacağını öne sürerler.
Devlet gerçek özgürlüklere saygılı, bilimsel ve toplumsal eleştirinin yargısına açık, gerçekçi, usçu ve halktan yana oldukça, devrimci kalkınma içinde olanakları gelişen halk, devrimin kopmaz destekçisi olur.
Bir kez yurttaş yarınları kendi gücü ile aşmanın ve başarıdan yararlanmanın övüncünü duymaya görsün…
Ulusçu-Devrimci yöntem dışında, dayanışmasız hiçbir uygulama başarıya ulaşamaz.
Devlet öncülüğünde hızla kalkınmak için aydınlar Ulusçu-Devrimci sorumluluklarını yüklenmeli ve bencilliklerini ulusal yararın üstünde tutup çıkar çevresine yaslanmış bilgiçlerin koşutunda ülkeyi köleleşmeye bırakmamalıdırlar.
Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim. Bugün sizlere Devrim Gazetesi'nde "Türkiye Nasıl Kalkınabilir?" başlığı ile yayımlanan yazının başlangıç kısımlarını paylaşacağım.
Mevcut yazıda Sol Kemalizm'in kalkınma stratejisinin temel unsurları ifade edilmiştir. Mevcut yazının kalan kısımları ilerleyen günlerde paylaşılacaktır.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu az gelişmiş ülkeler, sermaye kıtlığından değil, mevcut kaynaklarını israf ettiklerinden dolayı kalkınamamaktadırlar.
Örneğin, kabaca bir hesapla, Türkiye’de milli gelirin üçte birine yakın kısmını alan egemen sınıflar, bunun pek az bir kısmını yatırımlara yöneltmekteler, büyük kısmını yurt içinde ve yurt dışında lüks tüketim için harcamaktadırlar. Yatırımlar da, genellikle lüks mesken inşaatına ve tüketim sanayisine gitmektedir.
Bu durum, emperyalizmin dünya sistemi içinde bulunan azgelişmiş bir ülkede, kapitalist gelişmesinin doğal sonucudur. Yerli ve yabancı sermaye çevrelerinin çıkarlarına uygun düşen bu gelişme yolu, ülkenin kalkınmasını sağlamadığı gibi, toplumsal adaletsizliği de arttırmaktadır.
Günümüzde kapitalist yoldan kalkınmasını gerçekleştirme yoluna girmiş hiçbir azgelişmiş ülke mevcut değildir. Kalkınmak için, kapitalist olmayan bir kalkınma yolunun izlenmesi zorunludur.
Model, üç bölümde incelenebilir:
1) Modelin ön şartları:
>Gelişmiş kapitalist ülkelerle olan sömürge ya da yarı sömürge ilişkilerine ve yabancı sermaye egemenliğine son verilmesi.
>Bu, ekonomik ve politik gücün, büyük arazi sahipleri ile işbirlikçi sermayenin elinden alınarak, geniş halk kitlelerinin eline geçmesini gerektirir. Demek ki kapitalist olmayan bir kalkınmanın ön şartı, politik ve ekonomik güce el değiştirten bir toplumsal devrimdir.
2) Modelin Kuramsal Özellikleri:
>Kapitalist olmayan bir kalkınma modeli, tarımda büyük kooperatif çiftliklere dayanır. Tarım dışında, devlet teşebbüslerinin egemenliği esastır. Gerek kamu, gerekse özel kesim için, uyulması zorunlu merkezi planlama şarttır.
3) Kalkınma stratejisi:
kapitalist olmayan kalkınma stratejisinin ana çizgilerini teşkil eder.
Şimdi bu üç noktayı biraz daha ayrıntılarıyla görelim.
I. Kalkınmanın ön şartı, politik ve ekonomik bağımsızlıktır.
>Hemen bütün az gelişmiş ülkeler günümüzde politik bağımsızlıklarını elde etmişlerdir. Ne var ki, bu ülkelerin çoğunun ekonomik bakımdan bağımsız olduklarını söylemek mümkün değildir.
>Yeni sömürgecilik, bu ülkelerde egemendir. Emperyalizm, dış yardımlar ve yabancı sermaye yoluyla, az gelişmiş ülkelerde tutucu egemen sınıflara yaslanmakta ve bağımlı bir gelişme yolunu empoze etmektedir.
>O halde bağımsız bir gelişme yolu izleyebilmek için, bu bağımlı kapitalist ilişkilerden kurtulmak ve bu ilişkilerin geliştirdi ya da tasfiye edemediği egemen sınıfları etkisiz kılmak gereklidir.
>Bu nedenle, Atatürk’ün “tam bağımsızlık” ilkesi, yalnız bir duygusal milliyetçi talep değil, kalkınmanın vazgeçilmez ön şartı olmaktadır. Öte yandan tam bağımsızlığın gerçekleştirilmesi, ülke içinde de sınıfsal bir değişiklik, yani bir toplumsal devrimi gerektirmektedir.
>Eski ABD Başkanı Johnson’un dış politika müşaviri olan W. W. Rostow gibi tutucu iktisatçılar (“Ekonomik Kalkınma Aşamaları” kitabı) ile Edward Mason gibi liberal görüşlü ünlü iktisatçılar dahi, kalkınmanın ön şartı olarak bir devrimi zorunlu saymaktadırlar.
>Esasen Batı’da da kapitalizmin gelişmesi, politik ve ekonomik gücün aristokrasiden burjuvaziye geçişini sağlayan bir toplumsal devrim ile mümkün olmuştur.
>1640-1688 İngiliz ve 1789 Fransız Devrimi, Batı ülkelerini kapitalist yoldan kalkınmasının ön şartlarını sağlamıştır. Az gelişmiş ülkelerde ise kapitalizm, emperyalizm yoluyla dışarıdan gelmiştir. Emperyalizmin hegemonyasındaki kapitalist gelişme, dinamik ve yatırımcı bir kapitalist sınıfın gelişmesini engellemiştir.
>Tarımda modernleşmeyi güçlendiren feodal ve yarı-feodal ilişkilerin tasfiyesi çok yavaş olmaktadır. Yabancı sermaye egemenliğindeki kapitalist sınıf, Batıdakinin tersine,feodal ya da yarı-feodal nitelikteki büyük arazi sahiplerini tasfiye etmek yerine onlarla uzlaşmaya gitmekte ve hatta onlarla birlikte hızla kalkınma ve modernleşme için zorunlu toplumsal dönüşümleri engellemek üzere bir “Tutucu Güçler Koalisyonu” teşkil etmektedir.
>Bu Tutucu Güçler Koalisyonu, yatırımcı ve kalkınmacı değil, tüketicidir. Ulusçu değil, işbirlikçidir.
>Bu tutucu güçlerin önderliğinde, azgelişmişlikten kurtulmak mümkün değildir. Bir toplumsal devrim, bunun için zorunludur.
>Günümüzde azgelişmiş ülkelerde toplumsal devri çeşitli biçimlerde gerçekleşmektedir. Halk savaşları yoluyla toplumsal devrim, bunun en radikal biçimini teşkil etmektedir.
>Öteki uçta, parlamenter yoldan devrim denemeleri bulunmaktadır. Ne var ki, günümüzde parlamenter usullerde toplumsal devrim yoluna yönelebilmiş tek bir azgelişmiş ülke mevcut değildir.
>Devrimci partilerin parlamenter yoldan iktidara gelebilmeler, pek ender görülmektedir. Geldikleri takdirde de, bu partilerin hiçbiri tutucu güçler koalisyonu çemberini kırmayı başaramamakta, aksine yozlaşarak tutucu güçler çarkının bir dişlisi olmaktadırlar.
>Son zamanlarda Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerinde, ilerici askeri rejimlerin, tutucu güçler koalisyonuna karşı cephe alarak, toplumsal devrime öncülük ettikleri görülmektedir.
>Fakat bu rejimlerin de toplumsal devrimi bütün amaçlarına ulaştırma şansı hayli sınırlı kalmaktadır. Bu rejimler, geniş halk kitlelerini seferber edip devrimci bir parti eliyle halkın bilinçli ve örgütlü desteğini sağlayabildikleri ve nihayet gerçek bir halk iktidarını kurabildikleri ölçüde, devrimi başarıya ulaştırmaya namzet gözükmektedirler.
>Bütün bu durumlarda “su içinde balık” gibi kitlelerle kaynaşmış, bilimsel, halkçı bir ideoloji benimsemiş partiler, toplumsal devrimin vazgeçilmez aracını teşkil etmektedirler.
>Devrimci parti, dönüşümlerin gerçekleştirilmesinde, halka devrimci ideolojinin ve yeni değerlerin benimsetilmesinde, eğitim seferberliğinde ve halkın yaratıcı enerjisinin kalkınmaya yöneltilmesinde öncülük yapmaktadır.
II. Tarım ve sanayide Yeni Kurumlar: Tarım ve sanayi alanlarında köklü dönüşümler, kapitalist olmayan bir kalkınma yolunun hareket noktasını teşkil etmektedir.
>Az gelişmiş ülkelerde, tarım alanında feodal ve yarı feodal ilişkiler günümüzde de yaşamaktadır. Tefecilik yaygındır. Büyük arazi mülkiyetinin yanı sıra, ilkel şartlarda tarın yapan cüce mülkiyet çoğunluktadır.
>Bu sıralarda, büyük arazileri kamulaştırıp köylüye dağıtma biçiminde bir toprak reformu, tarımın süratle modernleştirilmesine ve hızlı bir kalkınmanın desteği yapılmasına pek az yardımcı olacaktır.
>Köylü kitlesinin büyük kooperatif çiftlikler içinde toplanması, tarımın modernleştirilmesi ve işgücü, sermaye ve döviz sağlayarak hızlı bir kalkınmaya sağlam bir destek olması için gereklidir.
>Ticaret ve sanayi alanında da, tutucu güçler koalisyonunun politik ve ekonomik egemenliğine son verebilmek, bunların elinde israf edilen kaynakları topluma mal edebilme ve herkesçe uyulması zorunlu merkeziyetçi bir planın tam uygulanmasını sağlayacak şartları yaratmak için geniş çapta millileştirmeler zorunludur.
>Gerçekten, azgelişmiş ülkelerde yatırılabilir kaynakların kısa sürede büyük çapta artırılabilmesi, mülkiyetten sağlanan fakat yatırımlara gitmeyen gelirin topluma mal edilmesiyle mümkündür.
>Bir Birleşmiş Milletler incelemesine göre, Brezilya’da mülkiyet yoluyla sağlanan gelir, milli gelirin yüzde 52sine ulaşmaktadır. Bu oran Seylan’da yüzde 47, Kolombiya’da yüzde 54, Ürdün’de yüzde 58 Peru ve Filipinler’de yüzde 55’tir. Venezuella’da nüfusun yüzde 5’i milli gelirin yüzde 30,7’sini, Seylan’da yüzde 31’ini, Rodezya’da yüzde 63,3’ünü, Kenya’da yüzde 50,9’unu almaktadır. Bu gelirin pek az bir kısmı verimli yatırımlara gitmektedir.
>Millileştirmeler, bu kaynakların yatırımlara gitmesini sağlayacaktır.
>Türkiye’de Amerikan Yardım Teşkilatı adına Prof. Enos tarafından yapılan bir inceleme, faal nüfusun yüzde 2’sinin milli gelirin üçte birine yakın bir kısmını aldığını göstermiştir. Fakat bu gelirin ancak dörtte biri kadarı yatırımlara gitmekte, gerisi gösterişçi lüks harcamalarda tüketilmektedir.
>Yatırımların da yarısından fazlası lüks mesken gibi verimsiz yatırımlardır. Dış ticaret, bankacılık, sigortacılık, büyük sanayi ve hatta belli iç ticaret alanlarında millileştirmelere gitmekle, israf edilen bu kaynaklar topluma mal edilebilecek ve verimli yatırımlara yöneltilebilecektir.
>Öte yandan kalkınmaya pek az katkıda bulunan ve getirdiğinden çok fazlasını götüren yabancı sermaye talanına, millileştirmeler yoluyla son verilebilecektir.
>Topluma mal edilen bu geniş kaynakların israf edilmeyip, en verimli biçimde hızlı sanayileşme yolunda kullanılması merkezi bir planlamayı gerektirmektedir. Kaynaklar, Planlama Örgütünün çizdiği temel önceliklere göre kullanılacaktır.