tek kelime laf etmeden insanı koltuğa mıhlayan o acımasız ukrayna filmi: the tribe (plemya)
▲ 14 r/sinema

tek kelime laf etmeden insanı koltuğa mıhlayan o acımasız ukrayna filmi: the tribe (plemya)

filmde tek bir replik, altyazı veya dış ses yok. baştan sona işaret diliyle konuşuluyor. işitme engelliler yatılı okuluna yeni gelen çocuğun kendini kanıtlamak için mafyatik bir çetenin içine girmesini izliyoruz. hırsızlık, gasp, gece kamyoncularına kız pazarlama derken olay tam bir suç sarmalına dönüyor. ne bir müzik var arkada ne de seni rahatlatacak bir numara. sadece adımların, tokatların ve o saf öfkenin gürültüsü kalıyor. o kürtaj sahnesi ise midene yumruk gibi oturuyor; izlemesi zor tavizsiz ve fena halde sert bir deneyim.

u/IzoleAuteur — 18 hours ago
▲ 8 r/sinema

her evden ayrı bir krizin çıktığı o tuhaf banliyö: ken park (2002)

film daha ilk dakikadan bir çocuğun intiharıyla başlıyor ama etrafındakilerin pek de umurunda olmuyor. herkes kendi dünyasına gömülmüş durumda. anne baba dediklerin zaten tam bir enkaz; kimi dinle kafayı bozmuş, kimi sınırları tamamen aşmış. izleyeni rahatsız etmek için çekilmiş gibi bir havası var ama olay sadece şok yaratmak değil. o dışarıdan kusursuz görünen ailelerin arkasında nelerin saklandığını hiç süslemeden, doğrudan suratına vuruyor. (queer kırılmaları da olan, sansürsüz ve cidden sert bir iş.)

u/IzoleAuteur — 9 days ago
▲ 13 r/sinema

lie with me (2005) cinselliğin arkasına saklanan harbi bir yalnızlık filmi

millet zamanında sırf açık sahneleri var diye erotik kült film deyip geçiştirmiş ama bence olay hiç öyle değil. hiç öyle sanatsal tahlil kasmaya gerek yok, adamlar dümdüz insanın kimseyle bağ kuramama halini çekmiş işte. izlerken o yalnızlık ve çaresizlik hissi direkt geçiyor insana. erotik drama diye kestirip atmayın, kafa boşken izlenecek harbi iyi bir film.

u/IzoleAuteur — 13 days ago
▲ 1 r/sinema

hayatta kalmak ve bir kimlik elde etmek uğruna insanın neye dönüştüğünü anlatan çok net bir film: "disco boy"

filmin ilk dikkat çeken kısmı görsellik ve müzik ancak sadece bundan ibaret sanmak haksızlık olur, merkezinde oldukça sert bir konu var. fransa'da vatandaşlık almak için paralı asker olan belaruslu aleksei ile nijer'de kendi toprağını savunan jomo'nun çatışmasını izliyoruz. yönetmen kimseye iyi ya da kötü demiyor, sistemin çaresiz insanları nasıl karşı karşıya getirdiğini gösteriyor. hikayenin kırılma noktasından sonra olay tamamen suçluluk duygusuna ve sınırların anlamsızlığına kayıyor. sömürgecilik ve hayatta kalma mücadelesi gibi meseleleri kafamıza vurmadan, doğrudan karakterlerin travması üzerinden işleyen sağlam bir yapım.

u/IzoleAuteur — 19 days ago
▲ 4 r/aiArt

three moments, none completed.

generative digital art | flux.1 [dev]

u/IzoleAuteur — 21 days ago
▲ 35 r/sinema

öylesine açmıştım ama son zamanlarda hissettiğim o saçma yalnızlığı bu kadar iyi anlatan başka bir şey görmedim.

"sometimes i think about dying" bu filmi sırf meraktan açtım, bir insanın kendi dünyasına çekilip etrafındaki her şeyden soyutlanmasını o kadar dürüst ve kendi halinde anlatmış ki vurdu resmen. içinizdeki tuhaf boşluğu aşırı tanıdık bir yerden yakalıyor. vaktiniz varsa mutlaka şans verin derim. mubi'de yayında.

u/IzoleAuteur — 26 days ago
▲ 4 r/sinema

altı kişinin tek evlilikte buluştuğu o tuhaf 70'ler kafası: group marriage

1970'ler amerika'sında altı kişinin bir araya gelip tek bir evlilik yaşama çabasını anlatan, sinema tarihindeki o keşfedilmemiş tuhaf incilerden biri bu film. hiç öyle büyük toplumsal dersler verme derdinde olmayan, meseleyi tamamen dönemin absürt, hafif ve yargısız mizahıyla ele alan çok samimi bir iş. kafa dağıtmalık!

u/IzoleAuteur — 1 month ago
▲ 5 r/sinema

amores perros (2000) kasmadan çekilen en çiğ ve en gerçek film olabilir mi?

bu filmi her izlediğimde hikayelerin birbirine bağlanmasından ziyade insanların köpekleşmesi, köpeklerin de insandan daha asil kalması canımı sıkıyor. hani herkes bir şeylerin peşinde koşarken aslında kendi kuyruğunu ısırmaya çalışan deliler gibi dolanıyor ortalıkta, kazalar, kavgalar, aşklar falan hep bu yüzden patlıyor. film resmen bağırmadan, efekt falan kasmadan insanın içindeki o çiğ, yırtıcı tarafı suratımıza fırlatıyor ve aradan geçen yıllara rağmen hala aynı derecede can acıtıyor, sizce de iñárritu sonradan büyük bütçeli işlere girince bu ilk filmdeki o tekinsiz, sokak köpeği gibi saldıran enerjisini kaybetti mi yoksa sadece tarz mı değiştirdi? (mubi’de yayında, izleyebilirsiniz)

u/IzoleAuteur — 1 month ago
▲ 1 r/sinema

bağımsız sinemada teknolojik cinnet: the code (parola)

jean baudrillard yaşasaydı ve bu filmi izleseydi muhtemelen "simülasyon gerçeği yuttu" der, ekranı kapatıp giderdi. eugene kotlyarenko’nun the code (parola) filmi, bağımsız sinemanın o samimi kafasını teknolojik bir cinnetle öyle bir birleştiriyor ki, karşımızdaki şey basit bir gen z eleştirisi falan değil. bu bildiğiniz iletişimin imkansızlığı… filmde güya herkes sürekli online, herkes birbiriyle konuşuyor ama aslında kimse kimseye ulaşamıyor. özellikle o çiftin karşı karşıya gelip yan yana olmalarına rağmen kendi telefon ekranlarına gömüldükleri, aralarındaki sessizliği sadece bildirim seslerinin böldüğü sahne filmin özeti gibi. yan yanalar ama aralarında kilometrelerce dijital mesafe var. iş yatağa taşındığında, o en sıcak ve libidonun tavan yapması gereken flörtleşme/seks anlarında bile arzu doğrudan birbirlerinin tenine değil, ekran üzerinden birbirlerini tahrik etmeye akıyor; telefon kamerasına verdikleri o şehvetli pozlar ve ekrandan akan o seksi mesajlaşmalar asıl olayın kendisi haline geliyor. bağ kurmaya çalıştıkça batıyorlar. yönetmen internet dünyasının o delice hızını alıp günümüz insanının yalnızlığını anlatmak için çok iyi kullanmış. mubi’de yayında izleyin derim.

u/IzoleAuteur — 1 month ago
▲ 19 r/sinema

muazzam bir kısa film estetiğinin 105 dakikaya sıkışma sancısı

yeni izleme şansım oldu ve dürüst olmak gerekirse beklentimin epey altında kaldı. a24 ve kane pixels iş birliği kağıt üstünde harika duruyordu ama uzun metraja geçince işin büyüsü biraz kaçmış. bir buçuk saatlik bir sinema filmine dönüştürmek için mecburen bir anlatı iskeleti kurmaya, karakter draması eklemeye çalışmışlar. sorun şu ki, o loş koridorlarda karakterlerin kişisel travmalarını ya da şirketin arka plan detaylarını izlemek, o saf liminal alan gerilimini baltalamış. youtube serisinde bizi asıl geren şey arkadaki hikayeyi bilmemek, o mekanda kaybolmuşluk hissiydi. filmde her şeye bir mantık ve olay örgüsü dikilmeye çalışılınca mekanın o çiğ, tekinsiz atmosferi evcilleşmiş. kötü mü? kesinlikle değil. set tasarımları, vfx estetiğinin fiziksel mekanlara aktarılması, ses tasarımı falan teknik olarak temiz iş. ama izlemeyen bir şey kaybetmez…

u/IzoleAuteur — 2 months ago
▲ 5 r/sinema

araba anahtarını o masada unuttuğun o bir saniyelik boşluk: spoorloos (1988)

selam, george sluizer’ın 1988 yapımı spoorloos filmini mubi’de yakalayıp izleme fırsatım oldu. hani hayatımızda her şeyin yolunda gittiği, güneşli ve çok sıradan bir günde içimize aniden bir ürperti düşer ya, işte bu film tam olarak o hissin sinemaya dönüşmüş hali. bir otoyol kenarında, kalabalığın tam ortasında sevgilini kaybediyorsun ve o andan itibaren hayatının geri kalanı devasa bir belirsizliğe dönüşüyor. işin zekice kısmı, yönetmen bize katili ya da ne olduğunu hiç saklamıyor; kartlarını en baştan masaya açık açık koyuyor film bittiğinde, o klostrofobik ve sinema tarihinin en net finallerinden biriyle baş başa kaldığınızda, aslında en büyük dehşetin canavarlardan değil, insanın içindeki o çiğ ve sıradan meraktan doğduğunu anlıyorsunuz. mubi'de vizyondayken mutlaka şans verin, bence üzerine konuşacak çok şey var…

u/IzoleAuteur — 2 months ago

iphone 16 pro'ya ios 27 developer beta yükleyen var mı? ciddi sorun yaşayan var mı?

selamlar, ios 27 developer beta sürümünü m4 ipad pro'ma yükledim ve orada şimdilik gayet akıcı çalışıyor. public beta henüz çıkmadığı için günlük olarak kullandığım iphone 16 pro'ma da yüklemeyi düşünüyorum ama cesaret edemedim. dev beta 1 sürümünü 16 pro'da deneyen var mı? pil durumu, ısınma ve şebeke/wi-fi kararlılığı ne alemde? günlük kullanımı tamamen baltalayan çökmeler veya açılmayan bankacılık uygulamaları var mı? şimdi yüklemeli miyim yoksa önümüzdeki ay çıkacak public beta'yı beklemek daha mı mantıklı?

reddit.com
u/IzoleAuteur — 2 months ago
▲ 1 r/sinema

tremor'da son gece'yi izlediniz mi? oriol paulo bu sefer cidden ters köşe işini abartmış ama çok iyi olmuş…

netflix’te tremor’da son gece’ye (la última noche en tremor) denk gelip izleyen var mı? ispanyol gerilimlerinin o meşhur yönetmeni oriol paulo yapmış yine yapacağını. hikaye bir piyanistin travmalarından kaçıp ıssız bir kıyı kasabasına taşınmasıyla başlıyor. sonra işin içine garip vizyonlar, fırtınalar falan giriyor. o kasabanın o sisli, tekinsiz havası o kadar iyi kurulmuş ki izlerken o klostrofobik hissi tamamen alıyorsunuz. uzun zamandır netflix'te bu kadar temiz, sinematografik açıdan üzerine düşünülmüş ve seyirciyi aptal yerine koymayan bir gizem işi izlememiştim. temposu evet biraz yorabilir ama o büyük yapboz parçaları sonunda yerine öyle bir oturuyor ki ekrana baka kalıyorsunuz. haftalık çerezlik dizilerden sıkıldıysanız, kafayı biraz çalıştırmalık bir şeyler arıyorsanız kesinlikle şans verin derim.

tür: psikolojik gerilim / gizem
format: mini dizi (8 bölüm)

u/IzoleAuteur — 3 months ago
▲ 1 r/sinema

normalde bu tarzı hiç sevmem ama how to get away with murder'ı 2 kez bitirdim…

biri bana gelip en sevdiğin dizi ne? diye sorsa hiç düşünmeden net how to get away with murder derim. işin tuhafı suç veya hukuk dramaları falan aslında hiç benlik değildir. hatta bu kategoride pek dizi de izlemem. beni tam olarak neyin çektiğini hala bilmiyorum. sinema lisans mezunuyum normalde bir şeyler izlerken ister istemez kurgusuna, çekimine falan takılır kendi kendimi yerim. ama bunda öyle bir şey olmuyor. dizi inanılmaz akıcı geliyor. mutlaka izleyenler vardır. siz neler düşünüyorsunuz bu dizi hakkında merak ediyorum.

u/IzoleAuteur — 3 months ago
▲ 1 r/sinema

az önce sinemadan çıktım. damian mccarthy fena bir hikaye bulmamış aslında…

hikayenin temelini bayağı sevdim ama abi bir korku filmi çekiyorsun biraz risk alsana. sahneleri o kadar düz ve garantici çekmiş ki o gerilim potansiyeli resmen harcanmış. elindeki malzeme çok daha karanlık ve manyakça bir şeye dönüşebilirdi ama bu haliyle sadece iyi bir fikir olarak kalmış. izlenir mi, evet izlenir ama salon çıkışı o çok daha iyi olabilirdi hissi insanın sinirini bozuyor. (film: “hokum”)

u/IzoleAuteur — 3 months ago