
İlber Ortaylı'nın Devrim Gazetesi Yazıları | Ulusal Tiyatro
Hepinize hayırlı sabahlar, iyi günler ve iyi akşamlar dilerim.
Bugün sizlere, Devrim Gazetesi'nin 31 Mart 1970 tarihli 24. sayısında yayımlanan ve İlber Ortaylı'nın kaleme aldığı "Ulusal Tiyatro" başlıklı yazıyı paylaşacağım.
Ulusal Tiyatro
Bugün Türk tiyatrosunda en çok tartışılan kavram, ulusal tiyatrodur. Türk tiyatrocuları genellikle ulusal bir tiyatromuz olmadığı konusunda birleşiyor. Ancak ulusal bir tiyatronun ne olduğu ve nasıl kurulacağı açıklık kazanamış bir sorundur.
Türkiye’de Ulusal Tiyatro Niçin Yoktur?
Çünkü Türk tiyatrosunun ülke şartlarından doğan ve dünya tiyatrosuna da katkıda bulunduğu bir dramaturji, reji, oyunculuk, yönetim olmadığı gibi, dünya tiyatro edebiyatını zenginleştiren büyük yazarları da yoktur.
İkincisi, Türk tiyatrosu başka ulusların zenginliklerinden de devrimci düşüncesinden de sistemli ve bilinçli olarak yararlanamamış, çağının sorunlarını, ülkesinin problemlerini kitlelerin önüne serememiştir.
Modern Türk tiyatrosunun kuruluşu ve işleyişi, bir kültür emperyalizminin sonucudur. Modernleşme sürecinin ve endüstrileşmenin zayıf olduğu yarı sömürge toplumların aydınları, dış dünyayı da görmeyen ve değerlendiremeyen kişilerdir.
Burada, bilim gibi edebiyat ve tiyatro da çoğunlukla yaşadığı ortamdan kopuk lüks faaliyetlerdir. Bizim modern tiyatromuz bir uluslaşmanın ya da bir sosyal değişimi yansıtan düşüncelerin ürünü olarak değil, bir eğşemce gereğinin ve dar bir zümrenin kısır bir aydınlaşma isteğinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
Bunun içindir ki, ulusal tiyatro denen kurumun yokluğu ülkemizde başlıca sorun olmuştur.
"Ulusal Tiyatro Devrimcidir" Diyoruz.
Çünkü hiçbir zaman çağının gerisindeki kurumların ve akımların, ulusun özgürlüğünü ve gelişimini tehdit etmesine göz yumamaz ve hele onların sözcüsü hiç olamaz.
Sömürülen ve ezilen sınıfların ve halkların savunucusu olmaktan kaçınamaz. Yığınların devrimci mücadelesinde bu kadar büyük rol oynayan bu kurum birkaç kişinin kafasında veya teatral ustalıklarında biçimlenemez.
Ulusal tiyatro, çağmızda emperyalizme ve onun bir silahı olan kültür emperyalizmine karşı verilen ulusal mücadele sürecinin içinde ve o mücadelenin ilerleyişine paralel olarak doğar, İrlanda’nın bu mücadele içinde doğan ulusal Abbey tiyatrosu gibi.
Ulusal tiyatro antifeodaldir: feodaliteye karşı olacaktır. Ulusal tiyatro dinamiktir: romantik halkçıların yaptığı gibi, kitle dalkavukluğu ve şovenizme ulaşan bir geri milliyetçilik yapmaz.
Çağımızda bir halkın emperyalizme karşı savaşını sadece o halk değil, ezilen ve emperyalizme karşı savaş veren diğer halkarda birlikte yapar. Demek ki, ulusal tiyatro geçmişin zengin devrimci geleneğinden olduğu kadar, başka halkların devrimci geleneği ve tiyatro anlayışından da yararlanacaktır.
Bu demektir ki, “ulusal tiyatro kendi ulusal kültürümüz, folklorumuzdan yararlanarak kurulacak, yabancı tiyatro akımlarına hayır denecek” gibi bir anlayışın çağımız tiyatrosuyla ilgisi yoktur.
Biz, devrimci gelenek ve edebiyatı başka ulusun yaratıcısı da olsa kendimizden sayarız. Ulusal tiyatromuzun repertuvarı da bu açıdan düzenlenmelidir.
Devrimci her yöntem ve çağını ileri sürükleyen her büyük tiyatro adamı, ulusal tiyatro repertuarımızın başköşesindedir.
Halk Tiyatrosundan Yararlanmak Nasıl Olacaktır?
Herhalde bazılarının dediği gibi özünden diye kestirip atmakla olmaz. Pekala tutucu veya pasifist, yer yer mistik olabilen halk tiyatrosunun özünden yararlanmak çok sağlam bir tiyatro görüşüyle mümkün olabilecektir.
İdeolojisiz bir tiyatroda bunun için mümkün değildir.
Bu ideoloji de çağın devrimci düşünce ve eylemidir.