



Elazığ'da son 10 günde düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında 1107 sentetik ecza, 286 gram metamfetamin, 148 gram esrar ve 118 gram sentetik kannobinoid ve bir pompalı tüfek ele geçirildi. Operasyonlarda 7 şüpheli tutuklandı, 1 kişiye adli kontrol uygulandı ve 55 kişi hakkında uyuşturucu kullanmaktan işlem yapıldı
Batman'da bulunan bir site yönetimi, erkeklerin yerleşke içerisindeki ortak kullanım alanlarında şortla dolaşmasını yasakladı. Karar, site sakinlerine iletişim amacıyla kurulan WhatsApp grubu üzerinden duyuruldu.
İskender ile Sinoplu Diyojen arasındaki ilk ünlü karşılaşma, MÖ 4. yüzyılda Korinthos şehrinde(Mora yarım adasının bağlantı noktası günümüz Yunanistan Bölgesi) gerçekleşmiştir. İki figür arasındaki tarihsel diyaloglar şu şekildedir
İskenderin selamlaması ve teklifi:
Genç hükümdar Büyük İskender, Diyojen’in güneşlendiği fıçısının(evet Diyojen fıçıda yasıyor :D) yanına yaklaşır ve kendini tanıttıktan sonra ona yardım teklifinde bulunur
-------------
İskender: "Ben Büyük İskender'im"
Diyojen: "Ben de köpek Diyojen'im"(köpek demesinin sebebi halkın ona taktığı bir isim ve bu isimle gurur duyuyor)
İskender: "Benden bir isteği var mı? Ne istersen sana vereyim"
Diyojen: "Gölge etme başka ihsan istemem"(Güneşimi kapatma baska bisey istemiyorum diyor)
------------------
Yanındakilerin ve askerlerin Diyojen'in bu tavrına alaycı yaklaşması üzerine İskender, Diyojen'in bağımsızlığına ve felsefesine duyduğu saygıyı ifade eden son sözü söyler:
İskender : "Eğer iskender olmasaydım, Diyojen olmak isterdim"
Diyojen: (Gülümseyerek)"Ben de Diyojen olmasaydım yine Diyojen olmak isterdim" :D
Bunun gibi Diyojenle alakalı baska seyler okumak istiyorsanız araştırıp bakabilirsiniz daha pek çok inanılmaz şey bulucaksınız onun hakkında. Ayrıca evet gercekten fıçı da yasıyor
Gazi Erdal Özdemir, 1993 yılında Bingöl-Elazığ yolunda pkk lı teröristlerin saldırısına uğrayan otobüsteki askerlerimizden biridir. Otobüsteki 33 kahraman askerimiz silahsız bir şekilde ani bir saldırı sonucu şehit olurken 3 askerimiz ağır yaralı bir sekilde kurtarılmıştır. Yaralı bir şekilde kurtulanlardan olan Erdal Özdemir çerçeve yasanın kabul edilmemesi için katıldığı protestolarda davasından hiç geri durmadı. Ankara Güvenpark'ta aradığı hak arayışı sırasında ani bir şekilde fenalaştı. Acil bir şekilde Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırılan Erdal Özdemir yoğun bakıma alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen maalesef beyin ölümü gerçekleşti. Yakınları onu hastaneden alıp memleketi Denizli'ye götürürken yolda hayatını kaybetti.
Arkadaslarının katillerinin affedilmemesi için girdiği bu hak arayışında kahraman gazimiz hayatını kaybetti.
Tüm şehitlerimiz ve Erdal özdemir için:
Mekanları cennet, komşuları peygamber, ruhları şad olsun.
29 Temmuz’da Sarıyer’deki evinde ölü bulunan MasterChef Türkiye 2021 şampiyonu ünlü şef Eren Kaşıkçı'nın ölüm nedeni neredeyse netleşti. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan ön otopsi raporunda, Kaşıkçı'nın kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği değerlendirildi. Nihai raporun gelmesiyle birlikte ölüm nedeni kesinleşecek.
Necip Fazıl Kısakürek, Türk edebiyatındaki edebi gücü kadar hayatı boyunca peşini bırakmayan zafiyetleri ve sert siyasi polemikleriyle de tartışılan bir isim oldu. Kendisi hakkında sosyal medyada veya direkt çevrenizde onunla alakalı bir konu konuşulduğunu duymuşsunuzdur. Necip Fazıl edebi yönü kadar da kumar tutkusu ile de biliniyor. Şairin kumar tutkusu gençlik yıllarında başladı. 1924 yılında devlet bursuyla Paris Sorbonne Üniversitesi'ne felsefe eğitimi almaya giden Necip Fazıl, burs parasını kumarhanelerde harcayınca 1925'te bursu kesilerek eğitimini tamamlayamadan Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı. Kendisiyle birlikte Yurt dışına devlet bursuyla eğitim almaya giden Aydın Sayılı ve Cahit Arf gibi kisiler yanında o bursunu kumara kaptırdı. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Atatürk'ün sağlığı yerinde iken Cumhuriyet yandaşı yazılar yazsa da ilerleyen dönemlerde tavrı değişmiştir.Yıllar sonra, Büyük Doğu dergisiyle muhafazakâr bir yayın çizgisi izlediği dönemde, 22 Mart 1951 gecesi İstanbul Taksim’deki bir kumarhane baskınında polis tarafından yakalandı. Mahkemede gazeteci sıfatıyla (Bazıları yazacağı bir kitap için diyor tam bilmiyorum burayı) "gözlem ve araştırma yapmak için oradaydım" savunmasını yapsa da bu olay kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Fikri hayatında yaşadığı dönüşümün ardından Cumhuriyet’in kurucu kadrosuna cephe alan Necip Fazıl, özellikle İsmet İnönü’ye "Sağır İsmet" ve "Din düşmanı" gibi ağır ithamlarda bulunarak sayısız hapis cezası aldı. 1951 yılında çıkarılan 5816 sayılı yasa nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’e karşı doğrudan değil, daha çok örtülü bir dille muhalefet etti; Cumhuriyet inkılaplarını ve Harf Devrimi'ni "milli ve dini kimlikten kopuş" olarak nitelendirdi. Ayrıca cumhuriyeti ve Atatürk dönemini din tahribatı olarak nitelendirdi. İlerleyen yıllarda kumar bağımlılığından kurtulamadı hatta evindeki pekçok eşyayı sattı en son da 25 mayıs 1983'te evinde hayatını kaybetti.
Ek Bilgi: Mina Urgan'ın "Bir Dinozorun Hayatı" isimli kitabında şu cümlelere yer verilmektedir.(bu kitap Mina Urgan'ın Otobiyografi kitabıdır ayrıca Mina Urgan Eşref Şefik Atabey'in kardeşidir):
Eşref Şefik Atabey hasta olduğu bir gün, kendisini ziyarete gelen yakın arkadaşı Necip Fazıl'a ilaç alması için bir miktar para verir. Necip Fazıl eczaneye gideceğini söyleyerek çıkar ancak ilacı almak yerine doğrudan kumarhaneye gider ve parayı kumarda kaybeder.
Eşref Şefik'in Tepkisi ise Sabaha kadar ilacın gelmesini bekleyen ve yüksek ateşle kıvranan Eşref Şefik, Necip Fazıl'ın eli boş döndüğünü görünce sinirlenerek bir lazımlığı doldurur ve pencerenin önüne pusu kurar. Kumarhaneden dönen Necip Fazıl binaya girerken lazımlığı başından aşağı boşaltır.
NOT:Lazımlık bir tür içine çiş yapılan torba çocuklar için tuvalet eğitimini sağlayan bir araç gibi düşünebilirsiniz.
KAYNAKÇA:
●Urgan, Mîna. Bir Dinozorun Anıları, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul. (Eşref Şefik Atabey ile yaşanan ilaçve kumar anısı ve bohem döneme dair tanıklıklar)
●5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun Kapsamındaki Dava Dosyaları ve Dönem Basını (1951-1983): Büyük Doğu Dergisi Arşivi ve Cumhuriyet/Milliyet Gazetesi Kupürleri. (Taksim kumarhane baskını haberi [23 Mart 1951] ve İsmet İnönü/Atatürk eleştirileri nedeniyle açılan davalar)
●İlk görsel Necip Fazıl'ın kendi resmi
●İkinci görsel İsmet İnönü'nün engeliyle dalga geçmesi
●Üçüncü görsel 1951 yılında kumarhane baskınında tutuklanınca çekilen bir fotoğrafı
Piyade Uzman Onbaşı Birhan Er 27 Şubat 2020 tarihinde Suriye'nin İdlib bölgesindeki Beşar Esad rejim güçlerinin düzenlediği hava saldırısı sonucu şehit olmuştur 1999 doğumlu olan Birhan Er daha 21 yaşındaydı
19 Eylül 1976 gecesi İstanbul'dan Antalya'ya giden Türk Hava Yolları'na ait Boeing 727 tipi yolcu uçağı, yardımcı pilotun Isparta şehir ışıklarını Antalya Havalimanı pisti sanması sonucu saat 23.20 sularında Isparta yakınlarındaki Karatepeye çarptı ve infilak etti. Kazada 154 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti.
Olayın gerçekleşme süreci ise Kaptan Pilotun bir süreliğine kabinden ayrılması sonucu yardımcı pilot tam komutayı devraldı o zamanlar Isparta'da yeni yapılan Atatürk Bulvarı'nın ışıklandırılması yeni yeni açılmıştı yardımcı pilot bu ışıklandırmaları havalimanı pisti ışıklandırmaları sandı ve kontrolsüz bir alçalma gerceklestirdi. Kule'nin uyarılarına ve talimatlarına rapmen yardımcı pilot bunları dikkate almadı.Yardımcı pilot uçaktaki navigasyon cihazlarını kontrol etmeyi de ihmal etti ve çıplak gözle uçuşu sürdürdü az zaman sonra birden önündeki büyük kütleyi yani Karatepe'yi de görse de artık çok geçti ani manevra bile yapamadan uçak dağa çakıldı ve infilak etti. Yardımcı pilotun dağı görmemesi ama arkadındaki ışıkları görmesinin sebepleri arasında o gecenin ay ışığından yoksun olması ve genellikle havacılıkta bilinen "kara delik yanılsaması" yani "black hole illusion" olayıdır coğrafi körlük de denebilir birnevi. Uçakta bulunan 154 yolcunun:
8 kişisi mürettebattı
Kalan 146 kişinin ise 120 ila 130 kadarı yabancı uyrukluydu. Bu kadar yabancı uyruklu yolcunun olmasının sebebi Milano'dan Antalya'ya gitmek isteyen İtalyanlar bu uçağa binmişti.
Kokpit ekibi ise:
Kaptan Pilot: Celal Topçuoğlu
İkinci Pilot (Yardımcı Pilot): Sacit Soğangöz
Uçuş Mühendisi: Ahmet Bursalı
Teknisyen: Muhittin Güçlü
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş,Genç Diplomasi Derneğince (GDD) Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Bosphorus Diplomasi Forumu'nun (BDF'26) kapanış programında bir konusma yaptı yaptığı konuşmada Türkiye demokrasisinin bir devrinin acı hatıralarına sahip olan bu adada önemli bir etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçenleri tebrik etti. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin:
“Aramızda eğer bir söz olacaksa bundan sonra bu söz ayrılığın ayrıştırmanın, ötekileştirmenin sözü değil, kardeşliğin ve beraberliğin sözü olacaktır”
Dedi.
Halk tek basına kaldı arkadaslar. Türk Milletinin meclisinde milleti temsil eden(!) Milletvekilleri(!) görevini yerine getirmiyor.
Abdullah Kara-Antalya:
Öğretmendi, Bingöl'de Kavaklı köyü ilkokuluna atanmıştı daha 25 yaşındaydı
Adem Zongür-Kırıkkale:
Jandarma Eriydi daha 21 yaşındaydı görev yeri olan Hakkari'ye giderken hain saldırıda şehit düştü
Ahmet Apak-Denizli:
Piyade Eriydi daha 20 yaşındaydı diğer arkadasları ile birlikte şehit edildi
Ahmet Aran-Manisa:
Daha 20 yaşındaydı
Ali Arar-Konya
Aydın Kuzey-Çanakkale:
Jandarma Er, daha 21 yaşındaydı
Baki Umutlu-Denizli:
Jandarma Er, daha 20 yaşındaydı
Birol İrfan Aşkar-Afyonkarahisar:
Silahsız Er ve Öğretmendi daha 24 yaşındaydı
Cavit Yaman-Samsun:
Jandarma Er, daha 20 yaşındaydı
Ercan Çobanoğlu-Denizli:
Jandarma Er
Erkan Kaçar-Konya
Hasan Gültutan-Hatay:
Jandarma Er
Haydar Aslan-Trabzon:
Jandarma Er
Hikmet Özdemir-Malatya
Hilmi Şahin-Konya:
Jandarma Komando Er, daha 20 yaşındaydı
Hüseyin Çelik-Denizli:
Jandarma Er
İbrahim Erten-Konya:
Jandarma Er
İlyas Uyar-Konya:
Jandarma Er (fotoğrafını bulamadım)
Mehmet Öztürk-Denizli:
Jandarma Er
Mehmet Tura-Adana:
Jandarma Er, daha 20 yaşındaydı
Mevlüt Özkan-Konya:
Jandarma Er
Murat Elibol-Çanakkale
Murat Menteş-Bolu
Musa Sarıgöz-Osmaniye
Mustafa Koçanoğlu-Denizli:
Jandarma Er
Mustafa Yılmaz-Konya:
Piyade Er
Nihat Odabaşı-Kastamonu:
Jandarma Er
Ramazan Akkaya-Kastamonu:
Jandarma Er
Selahattin Aysan-Isparta:
Öğretmen Er
Şenol Cansız-Samsun:
Jandarma Er
Şeref Tay-Denizli:
Jandarma Er,daha 20 yaşındaydı
Uğur Bozacı-İstanbul
Ünal Kalafat-İstanbul:
Çavuş(?)
Allah'ım vatan ve mukaddesat uğruna can veren tüm şehitlerimizin ruhunu şad mekanlarını cennet olsun.
(Maksimum 20 görsel sınırı var devamını yorumlar kısmına koycam ayrıca bazı kisilerin fotoğraflarını ve ne yaptıklarını bulamadım özür dilerim gözümden kacmıs olabilir)
31 Ekim 2024 tarihinde İstanbul Şişli'de ailesi tarafından kayıp başvurusu yapılan Şirin daha 6 yaşındaydı ailesi onu İstanbul gibi bir şehirde sokağa salıp başıboş gezmesine izin veriyordu komşulardan da alınan ifadeye göre Şirin yabancılardan gün boyu çikolata ve para toplayıp akşam da eve dönüyordu yine bir gün dışarı çıktığı zaman eve dönmedi ailesi karakola başvurdu güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu Şirin'in en son bir karton toplayıcı olan Mustafa Örün'ün yanında olduğu görüldü (Şirin, Mustafa Örün'ü tanıyordu çünkü Şirin'in ailesi de karton topluyordu) kamera kayıtlarının devamında Şirin'in, Mustafa Örün'ün aracığa bindiği görüldü ve Örün'ün ve Şirin'in arabayla gittikleri yer ise Feriköy Mezarlığıydı. Mustafa Örün mezarlığa Şirin ile girmis ama tek başına çıkmıştı. Kamera kayıtlarından sonra Mustafa Örün tutuklandı ve mahkemede suçunu itiraf etti. İtirafınds Şirin'i mezarlığa götürdüğünü ve çalıların arasında onu boğduğunu ve en sonda üstünü birkaç şey ile kapatıp çalıların içinde bıraktığını söyledi. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanık Mustafa Örün hiçbir indirim uygulanmaksızın çocuğa karşın kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, çocuğun cinsel istismarı ve hürriyetten yoksun kılma suçlarından ise toplam 51 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf mahkemesi kararı hukuka uygun bularak onayladı ve verilen ağırlaştırılmış müebbet + 51 yıl hapis cezası kesinleşti.(Biraz karışık yazmıs olabilirim özür dilerim)
Rümeysa Kadak, en son kanun teklifini 10 Ağustos'ta vermiştir. Kanun içeriği ise Trivago, Airbnb gibi yurt dısı merkezli turizm ve konaklama şirketleri için çıkarılacak bir vergi ve eğer uyulmazsa kesilebilecek cezalar ile alakalıdır. Bunlar dısında milletvekilinin 21 Nisan 2026 tarihli bir araştırma önergesi de bulunmaktadır önergenin içeriği ise dijital ortamın çocuklar üzerine etkisi, çocukların dijital ortamdaki riskli durumu ve durumun belirlenip önlem alınması gerektiği ile ilgilidir. Önergenin devamında çocukların:ekran süreleri,sosyal medya gibi mecraların çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi ve çocukların dijital dünyadaki risklere karşı korunması için alınması gereken idari yöntemler ile ilgilidir.
Boka sardı çoktandır,bilmem kaç yıldır böyle.oyun buldum diyosun bakıyosun iki saat oyun sana tutorial yaptırıyo tutorial bitiyo oyun baslıo oyunun amacı da sadece tıklamak ekrana tıklıyorsun bos bos hiçbir kazanç eğlence keyif yok gercekten. Diyosun kendime has kendi sevdiğim bir şeyi oynim diyosun strateji seciyorsun bok bok seyler cıkarıyo strateji ile alakası yok çıkan oyunların. Sıkıldım artık. Eski oyunları oynamak istesem bu sefer de tarı kacmıs oluyo mesela stardew oynuyorum artık eğlenceli gelmiyor biliyorum ne olacağını çünkü. Ayrıca yeni çıkan ya da işte popüler olan oyunların temeli pay to win üzerine. Sıkıldım
Kocaeli Şehir Hastanesi’nde yasanan bir olay 28 Temmuz 2026 tarihinde ses teli ameliyatı geçiren Ali Çelik adındaki bir babaya oda servisinde yanlış iğne uygulanıyo ve baba kısa sürede fenalaşıp kalbi duruyo doktorlar yaklasık 6 ila 8 dakika arasında anca gelebiliyorlar (oğlu Eymen Çelik'in iddiası).doktorlar 2 dk aralıklarla kalp masajı yapıyorlar kalp masajı duruyo bi süreliğine o sırada Eymen Çelik de odadan dısarı cıkarılıyo. Kısa süre sonra elektroşok cihazları ile müdahale ediliyor. Aynı sırada odadan çıkarılan Eymen Çelik beklerken bir hastane personeli ona birtakım yazışmalar gösteriyor (gönderiye koyduğum fotoğraf ). Baba Ali Çelik'in durumu biraz daha iyileşince Eymen çelik doktorların yanına gidip yazışmayı gösteriyor ve zorla güvenlik tarafından çıkartılıyor. Aynı zamanda hastanın E-nabız sistemine verilen iğne müdahaleler ve elektroşok müdahalesi gibi müdahaleler yazılmıyor rapor eksik bırakılıyor. Baba Ali Çelik'in oğlu Eymen Çelik de bu durumu sosyal medyada ve basında duyurmaya çalışıyor.
İzmirde olmus olay annesi 58 yasında cocugu 19 yasında cocugu lösemi hastası özel eğitim de görüo ayrıca okula gitmeden önce annesi tabancayla vuruyo çocugu sonra da intihar ediyor aynı tabancayla cocugu almaya gelen servisçi kapının açık oldugunu farkedip içeri girip cansız bedenlerş görüo bugün yasanmıs olay
Eğer bu kurguysa komik falan değil eğer kurgu falan değilse gercekten utanç verici düğüne davet ettiğin kisiden para almak ne uluyo tam olarak