
BOZKUR TÜRK-MOĞOL GELENEĞİNDE ASKERİ/SİYASİ İHANETİN, TARAF DEĞİŞTİRMENİN NORMAL SAYILMASI.
Çok ilginç. Buna ilk samuraylarda rastlamıştım. Samuray ya da Japon tarihine şöyle bir göz atan biri, neredeyse her savaşta savaş öncesinde ya da savaş sırasında saf değiştiren samuraylar olduğunu bilir. Ha keza daimyoların ve vassallarının ne kadar oportünist davrandığını. Tabii saf değiştiren, düşmanın tarafına geçen, ihanet eden samuray ya da vassal öldürülebilir, seppuku yapmaya zorlanabilir ihanet ettiği tarafından ama bu bir kan davasına, intikam davasına dönüşmez ya da ihanet edenin şerefi, itibarı sarsılmazdı. Herkes bunu oyunun doğal bir parçası olarak görürdü.
Ha keza Çin tarihi. Yaşamış en büyük savaşçı olarak, Üç Krallık döneminde yaşayan Lü Bu'yu kabul ederler. Lü Bu, istisnasız emrine girdiği bütün lordlara ihanet etmiş, arkalarından vurmuş, hatta Dong Zhuo'yu bizzat hançerleyerek öldürmüştür. Hiçbir lord da dememiştir ki, ya bu bir önceki efendisine ihanet etti, ondan öncekine şöyle yaptı, berikini bizzat öldürdü biz bunu almayalım emrimize!
Beatrice Forbes Manz da Timurlenk adlı çalışmasında bunun özellikle altını çiziyor. Kendisi Orta Asya ve Türk-Moğol tarihi hakkında en donanımlı batılı araştırmacıdır. Manz'ın çalışmasına göre bozkır siyasetinde kendi safını bırakıp güçlü tarafın safına geçmek ve hatta muharebe sırasında daha güçlü görünen düşmanın saflarına katılmak (Ankara Savaşı'nda Türkmenlerin ve Tatarların yaptığı gibi) kişinin şerefini, onurunu ayaklar altına alan bir davranış olarak değil, emirlerin, beylerin askerleri ve obalarına karşı sorumlu davranma açısından beklenen ve mazur görülen bir davranış olarak görülürdü.
Bunun davası güdülmez, bu yüzden cezalandırılmazlardı kolay kolay. Hatta Çağatay devletinde yasa, besa vardı, taraf değiştirenlerin cezalandırılmasını engelleyen. Değil diplomatik gerilim sürecinde saf değiştirenler, muharebe sırasında saf değiştirenler bile, bir sonraki savaşta Timur'un emrinde savaşabiliyordu.
Bozkır siyasetinde emirler devletlere değil kişilere bağlıydı, kişilerle arasında bir patronaj ilişkisi geçerliydi. Bir han zayıf duruma geldiğinde ya da zafiyet gösterdiğinde, altındaki emirlerin saf değiştirmesi olağan kabul edilirdi. Her emir öncelikle devletin, hanın değil kendi obasının selametini gözetirdi bu da olağan kabul edilirdi.
Çalışmayı okurken, Timur'la; Celayir, Toktamış, Emir Hüseyin, Süleyman Sufi, Muzafferiler arasındaki mücadeleler, savaşlarda hangi emirin, hangi tarihte hangi safta olduğunu karıştırıyorsunuz. Hatta ismi geçenlerin... Acayip yani, bakıyorsun adam Timur'a ihanet edip arkasından vuruyor, sonra tahta, post kavgasında kaybedince gelip Timur'a sığınıyor, Timur hilat giydirip emrine ordu veriyor falan...