
Türk tarihinde en kutsal görülen hayvan hangisi?
Bildiğiniz üzere kurt zaten milli hayvanımız. Ancak eski Türklerde geyik ve kartalda önemli figürlerdi. Zaten Kazakistan bayrağında kartal var. Ne düşünüyorsunuz?

Bildiğiniz üzere kurt zaten milli hayvanımız. Ancak eski Türklerde geyik ve kartalda önemli figürlerdi. Zaten Kazakistan bayrağında kartal var. Ne düşünüyorsunuz?
Hepimizin Aziz Sancarı DNA üzerine yaptığı çalışmalar ve Nobel ödülü alması,Anıtkabir’e bağışlaması ve Amerika’da Türk öğrenciler için Türk evi yaptırdığını biliyoruz. Ama Aziz Sancar kırılma noktalarından bir olabilir benim okuduğum ve araştırıldığıma göre Aziz Sancar gençlik yıllarında futbol tutkunu ve kaleci olarak çok iyimiş Mardin spordan kalecilik yapıyordu Hatta U-18 milli takım seçmelerine çağırılmış ama boyunun bir kaleciyi göre uygun olmadığını düşündüğü için başka bir alana yönelmeye karar veriyor bu düşüncesini bu sözler ile dile getirmiş “ eğer futbola devam etseydim normal bir kaleci olurdum. Ama okumayı seçince Nobel aldım.”
Bu olay Antep'te ki direnişi başlatan kıvılcım olmuştur.14 yaşındaki çocuğun cesareti günümüzdeki birçok siyasetçi ve devlet adamında olmaması bu kahramanın değerini daha da artıyor.Allah rahmet etsin.
Bu tür ülkeler olumlu oluş ve durumların belirtildiği istatistiki verilerde hep üst sıralardayken tam tersi olumsuz oluş ve durumların belirtildiği olanlarda hep aşt sıralarda. Bu ülkeler neden bu kadar mükemmel ya da aslında mükemmel değil de istatistiki veriler bizi oyuna mı getiriyor? Bu ülkeler bildiğimce 19. yüzyılda görece fakir ülkelerdi. Hatta Amerika'ya göç veriyorlardı. Ayrıca işin ironik tarafı şu ki bugünlerde insan haklarının en çok kendine yer bulduğu bu ülkeler eskiden öjeni politikaları kapsamında insanları zorla kısırlaştırıyor, azınlıkları asimile ediyordu? Bu ülkeler nasıl oldu da o rezil durumdan buralara geldiler? Hatalarını nasıl fark ettiler ve gerçek anlamda halka hizmet eden ülkeler olmayı nasıl başardılar?
Tarih bilgimin yeterli olmadığını biliyorum, yanlış tarihi bilgiler verme ihtimalim olduğunun farkındayım. Eğerki böyle bir durum olursa içtenlikle özür diliyorum
Sovyetlere yönelik Barbarossa harekatının hemen öncesi yayınlanan Kararname'nin bir bölümü. Belge Fuhrer Adolf Hitler'in ve OKW'nin bașı Wilhelm Keitel'in açık imzalarını içermektedir.
Sovyetlerin cinsiyetler arası tam eșitlik politikasının tam aksine NAZI hükümeti oldukça katı bir politika izlemekteydi. Doğanın onlara atadığı sorumluluk ve görevi yerine getirmeyen veyahut dıșına çıkanlar bu doğanın parçası olmaya, yașamaya layık değildi.
Savaș süresince 1 milyonu așkın kadın personel Kızıl Ordu'da görev yapmıștır. Yakalanan bütün kadın personeller bu emir doğrultusunda Askeri Normlara aykırı davrandıkları gerekçesiyle asker deģil, terörist/partizan kabul edilmiș, ve tahmin edebileceğiniz üzere saatler süren ișkenceler ve cinsel suçların ardından infaz edilmișlerdir.
11 kasım 1914 the times gazetesi
TÜRKİYE'NİN EYLEMİ
"Yüksek kültürün bir başka ulusal temsilcisi olan Türkiye tarafından gölgede bırakıldık. (Gülüşmeler.) Uluslararası savaşın gerekliliklerine ve unsurlarına karşı aynı özellikleri, aynı aşağılamayı fark ediyorum. Bir kavgadan kaçınmak için elimizden gelenin en iyisini yaptık. Saatlerce size detaylandırabileceğim hakaretler ve zararlar karşısında hiç kimse Büyük Britanya'nın gösterdiği sabırdan daha fazlasını gösteremezdi; bu sabır, Boğaziçi'ndeki bu sefil, perişan, aşağılık İmparatorluk tarafından bize reva görülen muamele karşısında gösterilmiştir. (Tezahüratlar.) Ancak kavga bizim elimizden alındı. Kaderin ellerindeydik ve Türk ile hesaplaşma saati kaderin büyük saatinde çaldı. Türk, kötü yönetimle kendi inancının itibarını sarstığı için kendi inancının en büyük düşmanıdır. Türkler kültüre, sanata ya da düşünebileceğiniz insan ilerlemesinin herhangi bir yönüne ne katkıda bulunmuşlardır? Onlar, kötü yönettikleri toprakların etinde sürünen bir kanserdir (tezahüratlar) ve hayatın her lifini çürütmektedirler. Ve şimdi büyük hesaplaşma gününün o ulusun üzerine geldiğine seviniyorum. (Tezahüratlar.) Türk'ün, doğru ile yanlış arasındaki bu devasa savaşta, insanlığa karşı uzun süredir devam eden rezalet sicilinin son hesabını vermeye çağrılmasından memnuniyet duyuyorum. Türklerin, Belçika'yı yerle bir edenlerle omuz omuza harekete geçmesi son derece uygundur. Kendilerini yoldaş yapmışlardır. Ermenistan'ı yakıp yıkanlar ile Flandre'yi yerle bir edenler. Doğunun Türk'ü ve Batının Türk'ü; her ikisi de tek bir tanrısı olan, o da şiddet olan acımasız askeri İmparatorluklardır. Onların çöküşü, nesiller boyu onların kasvetli varlığı tarafından ezilen ve karartılan bir dünyaya mutluluk, güvenlik ve barış getirecektir."
Bu metin, savaşın ilk aylarında İngiliz halkını orduya katılmaya teşvik etmek, kamuoyunu mobilize etmek ve Osmanlı Devleti'ne karşı nefret uyandırmak amacıyla hazırlanmış kara propaganda ve psikolojik savaş unsurları içeren siyasi bir propaganda söylevidir.
Neo- Con ideolojisinin dünya üzerindeki en güçlü savunucularından ve uygulayıcılarından biridir daha doğrusu kurucusu . Vietnam savaşından kaçmak için her türlü sahtekarlığı yaptı. ABD tarihinde en genç Özel Kalem müdürüdür İsrail sayesinde yıl 1075 . Baba Bush zamanında körfez savaşında Savunma bakanı olmuştur ki bu adam asker kaçağı olduğunu unutmayın . 11 eylülü planlayan kişidir , Bush’u beyaz saraydan çıkarıp başkanın emri olmadan havada ki bir çok uçağın vurulması emrini vermiştir daha bilmediklerimiz var.
Ülkemizin 248 yıllık tarihinde, Donald Trump’tan daha büyük bir tehdit oluşturmuş başka bir birey hiç olmamıştır. Seçmenlerin kendisini reddetmesinin ardından iktidarda kalmak için yalanlar ve şiddet kullanarak son seçimi çalmaya çalıştı. Ona bir daha asla güç emanet edilemez. Vatandaşlar olarak her birimizin, partizanlıktan önce ülkemizi koyarak Anayasamızı savunmak gibi bir görevi vardır. Bu nedenle oyumu Başkan Yardımcısı Kamala Harris’e vereceğim.
Trumps bu yüzden 250 inci kutlamaları önem verdi ve bu yüzden Türkiye ve Erdoğan’a değer veriyor .
Bence ermenilerin ve rumların zulümlerini görüp onlarla bu kadar sertçe mücadele etti o yüzden benim gözümde kahramandır
İnsanların topraklarını, dillerini,kültürlerini ve zenginliklerini sömürdüler.Onları kendilerine köle yaptılar.Üstelik bütün bunlara rağmen Batılıların kendilerine "medeniyet" kelimesini yakıştırması ve diğer ülkelere bunu göstermeye çalışması ayrı bir trajikomik.
Sovyetler Birliği'ndeki küçük bir silah tasarımcısı olan Mihail Kalaşnikov tarafından geliştirilen bu silah, Kalaşnikov tüfek ailesinin ilk modelidir ve yaratılmasının üzerinden 70 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen hâlâ dünyanın en popüler ve yaygın olarak kullanılan silahlarından biridir.
Çok ilginç. Buna ilk samuraylarda rastlamıştım. Samuray ya da Japon tarihine şöyle bir göz atan biri, neredeyse her savaşta savaş öncesinde ya da savaş sırasında saf değiştiren samuraylar olduğunu bilir. Ha keza daimyoların ve vassallarının ne kadar oportünist davrandığını. Tabii saf değiştiren, düşmanın tarafına geçen, ihanet eden samuray ya da vassal öldürülebilir, seppuku yapmaya zorlanabilir ihanet ettiği tarafından ama bu bir kan davasına, intikam davasına dönüşmez ya da ihanet edenin şerefi, itibarı sarsılmazdı. Herkes bunu oyunun doğal bir parçası olarak görürdü.
Ha keza Çin tarihi. Yaşamış en büyük savaşçı olarak, Üç Krallık döneminde yaşayan Lü Bu'yu kabul ederler. Lü Bu, istisnasız emrine girdiği bütün lordlara ihanet etmiş, arkalarından vurmuş, hatta Dong Zhuo'yu bizzat hançerleyerek öldürmüştür. Hiçbir lord da dememiştir ki, ya bu bir önceki efendisine ihanet etti, ondan öncekine şöyle yaptı, berikini bizzat öldürdü biz bunu almayalım emrimize!
Beatrice Forbes Manz da Timurlenk adlı çalışmasında bunun özellikle altını çiziyor. Kendisi Orta Asya ve Türk-Moğol tarihi hakkında en donanımlı batılı araştırmacıdır. Manz'ın çalışmasına göre bozkır siyasetinde kendi safını bırakıp güçlü tarafın safına geçmek ve hatta muharebe sırasında daha güçlü görünen düşmanın saflarına katılmak (Ankara Savaşı'nda Türkmenlerin ve Tatarların yaptığı gibi) kişinin şerefini, onurunu ayaklar altına alan bir davranış olarak değil, emirlerin, beylerin askerleri ve obalarına karşı sorumlu davranma açısından beklenen ve mazur görülen bir davranış olarak görülürdü.
Bunun davası güdülmez, bu yüzden cezalandırılmazlardı kolay kolay. Hatta Çağatay devletinde yasa, besa vardı, taraf değiştirenlerin cezalandırılmasını engelleyen. Değil diplomatik gerilim sürecinde saf değiştirenler, muharebe sırasında saf değiştirenler bile, bir sonraki savaşta Timur'un emrinde savaşabiliyordu.
Bozkır siyasetinde emirler devletlere değil kişilere bağlıydı, kişilerle arasında bir patronaj ilişkisi geçerliydi. Bir han zayıf duruma geldiğinde ya da zafiyet gösterdiğinde, altındaki emirlerin saf değiştirmesi olağan kabul edilirdi. Her emir öncelikle devletin, hanın değil kendi obasının selametini gözetirdi bu da olağan kabul edilirdi.
Çalışmayı okurken, Timur'la; Celayir, Toktamış, Emir Hüseyin, Süleyman Sufi, Muzafferiler arasındaki mücadeleler, savaşlarda hangi emirin, hangi tarihte hangi safta olduğunu karıştırıyorsunuz. Hatta ismi geçenlerin... Acayip yani, bakıyorsun adam Timur'a ihanet edip arkasından vuruyor, sonra tahta, post kavgasında kaybedince gelip Timur'a sığınıyor, Timur hilat giydirip emrine ordu veriyor falan...