
u/_jeanmesa

Moral bozukluğu
Bu aralar moralim bozuk hafiften...
Geçtiğimiz 1-2 hafta aslında çok mutlu olmuştum. Çünkü uzun zamandan sonra benimle tanışmak isteyen biriyle date'e çıktım. Hatta 35. doğum günümü bu kadınla geçirdim.
Aslında inancımı söylemiştim ama sorun etmemişti ilk başta. Ama galiba sonradan benim niyetimin ciddi olduğunu görünce yan çizdi muhtemelen bilmiyorum. Belki de sadece eğlenmek için benimleydi...
İnsan 35 yaşına gelince bu konularda daha çok üzülüyor. Çünkü geçmişte de ilişkiler konusunda çok şanslı olduğum söylenemez. Kadınların pek sevdiği birisi olmadım. Zaten bir de ailemin bana uyguladığı ev hapsi sebebiyle sosyal birisi olamadım pek.
Kiliseden evlensem zaten kadın sayısı o kadar fazla değil. Tanıştığım kadınlar için de pek çekici değilim sanırım. Bir de çoğunun imanlı olmayan kadınlardan farkı yok gibi geliyor bana. O sebeple kiliseden biriyle ilişki kurmaya çok yeltenmiyorum.
Bir defasında gerçekten hoşlandığım birisi vardı mesela kilisede. "Ben çocuğumu vaftiz ettirmem herhalde, 18 yaşına gelince o seçsin" falan demişti. Sonra bir ara Ermeni flörtüm olmuştu ama aşağı yukarı yine aynı şeyleri yaşadım. Zaten biraz Katoliklere ve sonradan Hristiyanlara bakış açısı değişikti. Neyse...
Haliyle evlilik bana çok imkansız geliyor bu aralar her ne kadar hayatımda gerçekleşmesini çok istesem de. Bir de bu şeyleri anlatacak kimsem yok çevremde. Anlayan kimse de yok. Bazen insan sevgiye ihtiyaç duyuyor...
Anlamlı bir meme
Bazen kendimizi çok öğrenmeye adayıp inancımızın özünü gözümüzden ayırıyoruz...
Hayallerimiz gerçek olmadığı zaman...
Protestanlıktan sonra henüz yeni yeni Katolik Kilisesi'ne gitmeye başladığım günlerde yolum kesişmişti bu pederle. Ama epeydir dinlemiyordum. Geçenlerde algoritma tekrar önüme çıkardı ve şu günlerde gerçekten ilaç gibi geldi bana. Halbuki bildiğim ve belki de 97867867867868 defa dinlediğim şeyler ama kendisinden de duymam gerekiyormuş demek ki ((:
Paganlarla Hristiyanlar Arasındaki Dua Farkı
Dün Katolik Kilisesi'ndeki İncil okuması Pavlus'un Atina'da yaşadıklarıydı. Haliyle vaaz da bunun üzerineydi.
Pederimiz de paganlarla Hristiyanlar arasındaki davranış farkları üzerine bir vaaz verdi bu sebeple.
Dünden aklımda kalanlar şöyle:
____________________________________________________________
Paganlar Allah'ı kontrol edebileceklerini düşünürler.
Paganlar dualarının gerçekleşmesi için çok dua ederler. Ama çok dua etmemiz dualarımızın gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Paganlar Allah ile bir ticaret yaparlar.
Bazı Hristiyanlar da çok dua edip kiliseye çok fazla bağışta bulununca Allah'ı kontrol edebileceklerini düşünürler. Kiliseye çok bağışta bulununca zengin olacaklarını düşünen Hristiyanlar da var.
Ama Allah bizden bir ilişki istiyor.
Bir konu için dua ederken yapmamız gereken Allah2ın lütuflarını beklemek ve o lütufları almaya hazırlanmak.
____________________________________________________________
Aslında hepimiz en sondaki kısmı kaçırıyoruz gibi çoğu zaman.
Mesela bu konuda çok ilginç bir deneyimim var.
Hep bir arabam olsun isterdim. Arabayla işe gidip gelmeyi çok isteyen biriydim. Çünkü toplu taşıma araçlarının durumu malum. Bir de sağlık sorunlarımdan ötürü güneş altında çok kalmamam gerekiyor.
İşin tuhaf yanı benim 20'li yaşlarımda falan hiç arabaya heves etmememdi. Bu konuda hiç girişim göstermedim genç yaşlarımda. Hala da metroda kitap okumayı seven biriyim. Arabanın tek sevmediğim yönü bu olabilir ((:
Bu konu hakkında düşünürken bir şey fark ettim. Ehliyetimin süresi dolalı epey oluyordu ve ehliyetimi yenilemem için gereken süre de epey azalmıştı. Önce ehliyetimi yeniledim.
Sonra tesadüf eseri ucuz bir direksiyon hocası buldum.
Babamdan kalan eski arabayla araba sürmeyi iyice öğrendim. Araba sürmeyi iyice öğrendikten ve bir kaza atlattıktan altı ay sonra da bir akrabamızın arabasını sattığını öğrendim. Maddi imkanlarım da elveriyordu ve arabasını aldım.
Yani sonuç olarak ehliyetiniz yoksa ve Allah'tan araba istiyorsanız belki Allah önce ehliyet almanızı ve iyi bir şoför haline gelmenizi bekleyebilir ((: Hemen Allah'a isyan etmeyin.
109 yıl önce bugün: İlk Fatima Görünümü (13 Mayıs 1917)
13 Mayıs 1917'den itibaren Cova da Iria'da Meryem Ana'nın altı görünümü bildirildi. Çocuklar onu "Güneşten daha parlak bir Hanımefendi" olarak tanımladılar. Çocuklar o yılın 13 Ekim'inde Hanımefendinin kimliğini açıklayacağına ve "herkesin inanması için" bir mucize gerçekleştireceğine dair bir kehanet bildirdiler.
Gazeteler bu kehanetleri haber yaptı ve birçok hacı bölgeyi ziyaret etmeye başladı. Çocukların anlatımları son derece tartışmalıydı ve hem yerel laik hem de dini yetkililerden yoğun eleştiriler aldı. Bir il yöneticisi, kehanetlerin 1910'da kurulan resmi olarak laik Birinci Portekiz Cumhuriyeti'ne karşı siyasi amaçlı olduğuna inanarak çocukları kısa süreliğine gözaltına aldı.
Kaynak: Wikipedia
İyice sapıtmışlar ((:
Hristiyanofobinin geldiği son nokta galiba ((:
Fatima ve Evlilik
Bugün tesadüfen karşıma çıktı ve nedense beni eskisinden daha çok etkiledi.
Meryem Ana’nın Fatima’daki peygamberliklerinden birisi de aile ve evlilik kavramlarının şeytanın son savaş alanı olduğunu söylemesiydi.
Son zamanlarda sadece Türkiye değil, dünyanın bir çok yerinde devletler “Allah rızası için çocuk yapın” demeye başladılar. Elbette bunu çok iyi Hristiyan oldukları için söylemiyorlar. Belki de başka ajandaları var bilemeyiz.
Ama dikkat çektikleri şey gerçekten doğru. Aile kavramı giderek yok oluyor.
Bu nasıl başladı peki?
Elbette doğum kontrol araçlarının ortaya çıkışı çok daha eski ama her şey Meryem Ana’nın da belirttiği gibi Rusya’nın yanlış öğretilerini tüm dünyaya yaymasıyla başladı.
Dünyada kürtajı ve bahanesiz boşanmayı legal hale getiren Sovyet Rusya oldu.
Tabii en nihayetinde bu adamlar da gökten zembille inmedi.
Lise yıllarımda komünizme epey meraklanmıştım. Sonra nasıl olduysa tesadüf eseri Komünist Manifesto’yu okuma fırsatım oldu. Marx ve Engels’in daha ilk bölümlerde aile kavramına saldırmasını görmemle Komünizmi terk etmem bir oldu. Üstelik çok da aile saadeti görmüş birisi olmamama ve henüz Hristiyanlığı da tam olarak benimsemiş olmamama rağmen.
Sonuç olarak aile kavramının giderek yok olması tesadüf eseri değil. Bunu hızlandıran başka araçlar da var elbette ama bu şeyler yeni başlamadı. Yıllardır devam eden bir süreç.
Not: Evet komünist düşünceye karşıyım ama benim yazdıklarımı okuyup da gaza gelip Rusya’ya veya diğer komünist ülkelerin insanlarına ve kültürlerini aşağılamayın. Unutmayın ki biz günahkarlara değil, günaha karşı olan insanlarız Hristiyanlar olarak.
Ben kendim Asya milletlerini çok sevdiğim için (hatta Çinli bir kaç flörtüm de olmuştu) kilisemde komünist damgası yemiş biriyim ((: Şu aralar da Rusça öğrenmekteyim mesela.
Aslında Türkiye'deki şehirler daha çok geçiyor da neyse... Haritayı hazırlayan arkadaş biraz özet geçmiş galiba...