

Bir oyunun sizi "yaşlandırdığını" ilk ne zaman hissettiniz?
Benim için ilginç bir farkındalıktı. Eskiden yeni bir oyuna başlar başlamaz her şeyi kurcalardım. Gizli mekan bulayım, bütün görevleri yapayım, saatlerce uğraşayım... Hiç acelem olmazdı. Şimdi aynı oyunu açıyorum, ilk düşündüğüm şey şu oluyor: "Boş yere zaman kaybettirecek görev var mı?" Galiba yaş almak oyun zevkini değil, oyuna bakış açısını değiştiriyor.
Benden bugünlük bu kadar arkadaşlar, sistemi kapatıyorum
Bir fikri savunmaya başladıktan sonra, onu gerçekten mi savunuyoruz yoksa egomuzu mu?
Bir konuda fikrimizi söylüyoruz. Sonra biri mantıklı bir karşı argüman getiriyor. O anda fikrimizi değiştirmek yerine, eski fikrimizi korumak için yeni gerekçeler üretmeye başlıyoruz. İşin ilginç tarafı, bazen içten içe karşı tarafın haklı olabileceğini hissediyoruz. Ama yine de geri adım atmıyoruz.
Bazı rap parçaları teknik olarak mükemmel olmasa bile daha “gerçek” hissettiriyor
Bazı parçaların mixi kusursuz değil, flow belki çok teknik değil, hatta bazen kayıt kalitesi bile düşük oluyor ama yine de insana daha fazla geçiyor.
Bazen oyuna “az kafa dağıtayım” diye giriyorum ama 20 dakika sonra kendimi hayat memat meselesi yaşıyormuş gibi buluyorum... Normalde amaç eğlenmek, ama bir yerden sonra kaybetmemek, takımın açığını kapatmak, doğru hamleyi yapmak derken oyun resmen sınava dönüyor. Sonra maç bitiyor, sinirliyim ama yine de “bir tane daha atayım” diyorum.