Tevbe 30 ayetinde adı geçen Üzeyir kimdir?
Selam arkadaşlar.
Bildiğiniz gibi bu ayet İslam tarihinde en çok tartışılan ayetlerden biri olmuştur. Gayrimüslim çevrelerde de Kuran’a karşı kullanılmıştır.
“Yahudiler ‘Üzeyir Allah'ın oğludur.’ dediler; Hristiyanlar da ‘Mesih Allah'ın oğludur.’ dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.” (Tevbe 30)
Klasik tefsirlerde Üzeyir genellikle Babil Sürgünü sonrası Yahudilere liderlik eden katip ve kahin Ezra ile özdeşleştirilir. Ancak bu özdeşleştirme ilk bakışta göründüğü kadar sorunsuz değildir. En temel problem şudur: Yahudilik tarihinde Ezra’ya “Tanrı’nın oğlu” diyen herhangi bir Yahudi mezhebi, cemaat veya doktrin bilinmemektedir. Bu nedenle Üzeyir’in kimliği meselesi yeniden değerlendirilmeye açıktır. Bu yazıda, Üzeyir’in aslında Ezra değil Mişna döneminin en büyük hukuk otoritelerinden biri olan Haham Eliezer ben Hyrcanus olabileceği ihtimalini ele alacağım.
Filolojik açıdan bakıldığında Kur’an’daki isim:
عُزَيْر (ʿUzayr)
Ezra’nın İbranice adı ise:
עזרא (ʿEzra)
Arapça Kitabı Mukaddes tercümelerinde Ezra’nın karşılığı da genellikle:
عزرا (ʿAzrā)
olarak geçmektedir.
Dolayısıyla Kur’an’ın kullandığı form ile Yahudi ve Hristiyan Arap geleneğinde kullanılan form aynı değildir.
Buna karşılık Eliezer ismine baktığımızda ilginç bir durum ortaya çıkar.
İbranice:
אֱלִיעֶזֶר (Eliʿezer)
Bu isim iki parçadan oluşur:
El = Tanrı
ʿezer = yardım
İsmin ikinci yarısı olan “ʿezer” kısmı fonetik olarak Üzeyir’e Ezra’dan daha yakındır. Özellikle Aramice ve halk telaffuzlarında ilk hecenin düşmesiyle:
Eliezer → Liezer → ʿEzer → ʿUzeyir
benzeri gelişimler teorik olarak mümkündür.
Bu tek başına bir kanıt değildir. Ancak Üzeyir’in mutlaka Ezra olması gerektiği yönündeki yaygın varsayımı ciddi biçimde zayıflatmaktadır.
Peki Yahudi tarihinde Eliezer kimdir?
Haham Eliezer ben Hyrcanus, erken rabbanî dönemin en büyük hukukçularından biridir. Hocası, Kudüs’ün düşüşünden sonra Yahudi geleneğinin yeniden inşasında merkezi rol oynayan Yohanan ben Zakkai’ydi. Rabbanî kaynaklarda Eliezer için “Kireçlenmiş sarnıç gibidir; kendisine öğretilen hiçbir şeyi kaybetmez” (Mişna, Pirkei Avot 2:8) denilir. Mişna’da adı en çok geçen 5.hahamdır ve yüzlerce kez ondan bahsedilir. Modern istatistiksel çalışmalarda, Akiva dışındaki bütün tannaim arasında en etkili isimlerden biri olduğu gösterilmiştir. Onun görüşleri Yahudi hukukunun oluşumunda belirleyici rol oynamıştır. Yani burada sıradan bir hahamdan değil, Yahudi hukukunun kurucu babalarından birinden bahsediyoruz.
Eliezer’in kariyerinin en meşhur olayı “Akhnai Fırını” tartışmasıdır. Hahamlar ile Eliezer arasında hukuki bir tartışma çıkar ve Eliezer görüşünü kanıtlamak için çeşitli mucizeler gösterir: keçiboynuzu ağacı yerinden sökülür, su kanalı ters akar, çalışma salonunun duvarları eğilir.
Ancak hahamlar bunları delil kabul etmez. Bunun üzerine göklerden bir ses gelir ve Eliezer’i şöyle destekler:
“Neden Haham Eliezer ile tartışıyorsunuz? Çünkü halaha her yerde onun görüşüne uygundur.” (Bava Metzia 59b)
“Halaha” sözcüğü Yahudi dini hukuku ve yaşam kurallarının tamamını ifade eden bir terimdir. Burada dikkat çekici olan şey, göksel sesin doğrudan hukuki otorite konusunda müdahale etmesidir. Buna göre Eliezer’in dini meselelerdeki her görüşü doğrudur, helal dedikleri helal ve haram dedikleri haramdır.
Ancak mesele sıradan bir övgüden çok daha fazlasıdır. Babil Talmudu’ndan daha eski kabul edilen ve MS 4.yüzyılda derlenen Kudüs Talmudu’nda gökten gelen ses daha farklıdır:
“Halaha oğlum Eliezer’i takip eder.” (Yeruşalim Moed Katan 3:1)
Yani burada yalnızca Eliezer’in haklı olduğu söylenmez.
Eliezer, Tanrı tarafından “beni” (oğlum) diye anılır.Bu nokta son derece önemlidir çünkü bağlam herhangi bir dua, övgü veya duygusal bir hitap değil doğrudan hukuki egemenliktir. Başka bir deyişle Tanrı, hukuki bir ihtilafta Eliezer’in yanında yer almakta ve onu “oğlum”diye nitelemektedir. Bu da “ilahi oğulluk” kavramını salt mecazi sevgi dilinden çıkarıp hukuki otorite tartışmasının merkezine taşımaktadır.
Yahudi kaynaklarında çeşitli kişiler için mecaz anlamda “Tanrı’nın oğlu” unvanının kullanıldığı yönünde bir itiraz yapılabilir. Ancak burada önemli olan yalnızca “oğlum” kelimesinin kullanılması değil ifadenin hangi bağlamda kullanıldığıdır. Örneğin Hanina ben Dosa için anlatılan mucize hikâyelerinde veya bazı mistik rivayetlerde “oğlum” ifadesi daha çok dindarlık ve yakınlık vurgusudur. Eliezer örneğinde ise mesele tamamen farklıdır. Burada tartışılan konu Tanrı adına kimin hüküm verebileceği sorusudur. Göksel sesin müdahalesi de doğrudan hukukî otoriteye ilişkindir. Dolayısıyla Eliezer’in “oğlum” olarak anılması, basit bir sevgi ifadesinden daha ağır bir teolojik yük taşımaktadır.
Nitekim hahamlar “Tevrat gökte değildir” diyerek Eliezer’in görüşünü reddettiklerinde ve onu aforoz ettiklerinde öfkesiyle tüm dünyaya zarar verdiği söylenir:
“Gözlerini öfkeyle dikti; dünya zarar gördü. Zeytinlerin üçte biri, buğdayın üçte biri ve arpanın üçte biri yok oldu. Bazıları şöyle der: Hamurdaki kadınların ellerindeki hamur bile bozuldu. Bir Tanna şöyle öğretti: O gün Haham Eliezer’in gözünü çevirdiği her yer yanıp kül oldu.“ (Bava Metzia 59b)
Buradan da Eliezer’in sıradan bir beşer olmadığı, öfkesiyle kozmik olaylar yaşatabilen ve ilahi güçlere sahip insanüstü bir figür olarak tasvir edildiği anlaşılıyor. Eliezer hayatının son yıllarında diğer hahamlar tarafından uzaklaştırılsa da öğretileri Yahudi hayatının her alanını etkilemiş ve şekillendirmiştir. Öyle ki o olmadan Mişna da olamazdı.
Ve böylece tekrardan Kuran’a dönüyoruz:
“Onlar (Kitap Ehli), Allah'ın yanı sıra hahamlarını ve rahiplerini rabbler edindiler. Ve Meryem Oğlu Mesih’i. Oysa onlar, bir tek olan İlah'a kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından uzaktır.” (Tevbe 31)
Üzeyir’in adı anıldıktan hemen sonra Yahudilerin hahamlarını rabler edinmelerinin eleştirilmesi, ayetin bağlamını göz önünde bulundurunca Eliezer ihtimalini güçlendirmektedir. Nitekim klasik İslam kaynaklarında da bu ayet haham ve rahiplerin helali haram, haramı helal kılma yetkisine itaate bağlanmıştır. Dolayısıyla buradaki eleştiri din adamlarının otoritesiyle ilgilidir.
Ayrıca bu ihtimal tamamen modern bir teori de değildir. Klasik İslam tefsir geleneğinde de Üzeyir’i Eliezer ile ilişkilendiren yorumlar bulunmaktadır. Örneğin 12.yüzyılda yaşayıp Yahudilikten İslam’a geçen Semev’el el-Mağribî, Üzeyir ismini Eliezer ile ilişkilendiren bir yaklaşım sergilemiştir. Dolayısıyla burada ileri sürülen ihtimal, klasik tefsir geleneğinden tamamen kopuk yeni bir varsayım değildir.
Sonuç olarak Kuran’da “Üzeyir” adıyla anılan kişinin Haham Eliezer olmasının daha olası olduğunu düşünüyorum. Çünkü:
- Kuran’daki Üzeyir ismi, Arapça Kitab-ı Mukaddes’teki Ezra formuyla birebir örtüşmemektedir.
- Eliezer ismindeki “ʿezer” unsuru filolojik açıdan dikkat çekicidir.
- Eliezer, erken rabbanî Yahudiliğin en büyük hukuk otoritelerinden biridir.
- Akhnai Fırını olayında göksel ses onun hukukî görüşünü desteklemektedir.
- Kudüs Talmudu’nun ilgili rivayetinde Göksel sesin “oğlum Eliezer” ifadesini kullandığı aktarılmaktadır.
- Tevbe 9:31’in konusu ise tam olarak dini-hukuki otorite ve hahamların rab edinilmesidir.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.