r/KuranMuslumani

İslam

Selamün Aleyküm arkadaşlar redditte ki İslam sohbetlerini görünce keyfim kaçıyordu İslamı fazlaca kişinin yobazlık kötü bir din olarak görmeleri moralimi bozuyordu ama burayı gördüm ve paylaşımlara baktım sohbetler konuşmalar beni mutlu etti böyle insanların olması çok güzel iyiki varsınız herkese iyi geceler ve sağlıklar dilerim

reddit.com
u/Electrical-Bag-9474 — 1 day ago

Cinler

İnsanlar gözle bu varlıkları görebilir mi bazıları insan şeklinde görülebilir diyor da anlamıyorum yoktan bir anda vücut mu var oluyor beyin kalp ciğer bunlar bir anda var mı oluyor anlamıyorum birde musallat olayları doğru mu mesela isveç gibi ülkelerde bu olayların pek olduğunu sanmıyorum nedense hep bizim ülkelerde böyle olaylar çoğunlukla oluyor vesveseyi anlarım ama vücudu ele geçirmek falan olayları gerçek midir durduk yere bir anda pat diye böyle olaylar yaşanabilir mi?

reddit.com
u/Delicious-Mobile2744 — 3 days ago

Kuran Mirasta Kadına Adaletsizlik Yapmıyor

Selamün aleyküm birçok kişi, ilgili ayetleri öne sürerek Kur'an'da miras eşitliği olmadığını savunmaktadır. Ancak objektif bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, günümüz hukuk sistemlerinde tam bir miras eşitliği zorunluluğu bulunmamaktadır; dileyen kişi mülkünü istediği kimseye devredebilir. Örneğin, bir baba kanuni yolları kullanarak tüm mirasını oğluna bırakabilir. Buna karşın dini bilen ve uygulayan bir Müslüman, Kur'an'ın kılavuzluğu sayesinde kız çocuğuna da mutlaka pay vermesi gerektiğini bilir. Dolayısıyla Kur'an, burada kadının miras hakkını doğrudan güvence altına almaktadır.

Dinin akıl ve fıtrat üzerine kurulu olduğu gerçeğinden hareketle, ayetteki ifadeleri doğru kavramak gerekir. Kur'an, insanları "daha iyi" veya "daha kötü" olarak ayırmadığı için, mirasa konu olan kişilerin aynı niteliklere sahip eşit bireyler olduğunu varsayarız. İslam alimlerinin de belirttiği gibi akıl ve fıtrat ilkeleri kullanıldığında, bu sistemin derinliği daha net anlaşılır. Modern toplumların ötesinde; Irak, Hindistan veya Afrika gibi dünyanın geniş bir kesimini oluşturan, erkeğin baskın ve imkanların kısıtlı olduğu coğrafyalarda bu ayetler kadınlar için büyük bir nimettir. Kur'an, kadının hiçbir hakkının olmadığı dönemlerde dahi onun pay alacağı adil sistemlerin temelini atmış ve bir bakıma modern toplum ilkelerine öncülük etmiştir.

Tarihsel bağlama bakıldığında, İslam öncesi Cahiliye toplumunda (örneğin 610'lu yıllarda) kadın, vefat eden kişinin malı sayılarak üvey oğluna miras kalabilen bir nesne konumundaydı. Kur'an bu yapıyı tamamen yıkarak kadını bir "ürün" olmaktan çıkarmış; onu doğrudan miras alan, hak sahibi bir birey olarak konumlandırmıştır.

Ayetteki 3'e 1 pay oranının mantığı ise ekonomik sorumluluk ilkesine dayanır. Tarih boyunca ve çöl şartlarında ailenin tüm maddi yükü erkeğin omuzlarındaydı. Kur'an, erkeğin bu ekonomik sorumluluğu üstleneceğini varsaydığı için ona daha fazla pay vererek adaleti sağlamıştır. Buradaki "erkek" ifadesini biyolojik bir cinsiyetten ziyade "ekonomik sorumluluğu yüzde yüz üstlenen birey" olarak okumak gerekir.

Aklımızı kullanarak günümüzden bir senaryo düşündüğümüzde: Eğer bir ailede tüm geçim yükü ve bakmakla yükümlü olunan kişiler kadının omuzlarındaysa, erkeğin ise hiçbir maddi sorumluluğu yoksa durum değişebilir. Ekonomik sorumluluğun kadına geçtiği bir senaryoda pay kadına kayabilir; sorumluluklar eşit paylaşıldığında ise miras eşit dağıtılabilir. Bu açıdan bakıldığında Kur'an'ın getirdiği ölçü, dönemin şartlarına ve sorumluluk dengesine göre şekillenen mükemmel bir adalet modelidir.

reddit.com
u/Technical_Process_76 — 3 days ago

Duaların Hiçbir İşe Yaramaması

Yaklaşık 6 yıl önce müslüman oldum, 6 yıldır Kur’an okuyup elimden geldiğince tüm emirlere uymaya çalışıyorum fakat son zamanlarda anladım ki bunun hiçbir önemi yok.

Covid’den beri bir hastalıkla uğraşıyorum, yıllardır dua etmeme rağmen hiçbir şey olmadı. İş konusunda da ilişkiler konusunda da ne kadar dua edersem edeyim hiçbir şey değişmiyor. Kabul oldu dediğim tek bir duamı hatırlamıyorum. Daha dün yola çıkmadan önce “bizi kazalardan koru” diye çıktığım yolculukta kaza yaptım :D

Aynı şekilde Filistin’deki pek çok kişi de dua etmesine rağmen hiçbir şey değişmiyor ve görünüşe göre değişmeyecek.

Deizm’in Tanrısı’nı bilirsiniz, sistemi kurup bırakmıştır. Allah’da öyle mi? En azından benim hem kişisel deneyimim hem de dünyadan gördüğüm kadarıyla öyle. Allah hiçbir şey yapmıyor, her şey şansa ve rastgeleliğe bağlı.

Kur'an'daki ayetler bunun tam tersini söylüyor, sürekli etkin bir Allah'ın olduğunu söylüyor biliyorum ama ben o "etkin" Allah'ı bir kere bile görmedim şu hayatta ve görmediğim için tamamen laftan ibaret kalıyor bu ayetler benim için.

reddit.com
u/Promethepol — 4 days ago

Şeriat konusunda kafama takılan bazı şeyler var

Şeriatla yönetilen bir yerde bir Müslüman alkol içerse ve kanıtlanırsa bu kişi cezalandırılıyor. Sigara için de, farklı farklı şeyler için de benzer durumlar var. Lakin anlamadığım şu: Yapılan tüm günahlarda cezaya mı tabi tutuluyoruz?

Kafama en çok yatmayan kısım ise “Benim yaptıklarım benim ile Allah arasında değil mi?” Zaten burada işlediğim günahların cezasını öbür dünyada çekeceğim. Bir Müslüman olarak nasıl yaşayacağıma karar vermemi çok zorlaştırmıyor mu? Müslümanın, mesela alkol tüketmek istediğinde, şu an bunu engelleyen bir şey olmaması; nasıl yaşadığının kendisine bırakılması gerekmez mi? Ama şeriat buna sınır koymuyor mu?

Son olarak da Müslüman olmayan kişilerin Müslüman olan bir kişiyle sorunları çıktığında onu Allah’ın kanunlarıyla yargılamak ne kadar doğru? Çünkü adama göre bunların hiçbiri anlam ifade etmiyor ve ona ters şeyler.

reddit.com
u/CoatIll6427 — 3 days ago

Hıristiyanlar neden bu kadar saçma argümanları ve soruları var

Sadece 2 ekran görüntüsü attığıma bakmayın tartıştığım ve tartışılan çoğu hıristiyan böyle argümanlar sunuyorlar, sundukları argümanları cevaplayınca Muhammed pedofiliydiye götürüyorlar ona da cevap verince İsa'nın merhametini Hz Muhammed'in savaşçılığını, barbarlığından ve insan öldürmesinden bahsediyorlar bunu da eski ahitte'ki savaşan peygamberlerden bahsederken olay yavaş yavaş islamfobiye ve (beyaz üstünlükçü avrupalı hıristiyanlar tarafından) ırkçılığa dönüyor çok garip bi topluluk Hıristiyanlar hakkında ne düşünüyorsunuz, sizin de böyle anınız varmı buna benzer

u/CreeperBlaster62 — 5 days ago

Hz. Muhammedin Kuran harici mucizesi olmamasina rağmen diğerleri ona nasıl iman etti

bir süredir kafama takılan bir soruydu internette pek cevabını bulamadım o yüzden buraya sormak istedim

reddit.com
u/Vorkenta — 5 days ago

Adem İle Havva Elma Mı Yedi?

Selamün aleyküm kardeşlerim. Birçok kişi Hz. Âdem ile Havva'nın yediği meyvenin elma olduğunu söyler; lakin bu bilgi hiçbir kutsal kitapta geçmez. Tevrat'ta Yaratılış bölümünde meyvenin adı verilmez, "iyiyle kötüyü bilme ağacının meyvesi" olarak tanımlanır. Kur'an-ı Kerim'de ise "bu ağaç" der ve daha az metafor yapar.

Hiçbir kutsal kitapta elma geçmemesinden dolayı farklı yorumlar yapanlar var. Kimisi bunun bir metafor olduğunu, bir meyve yenilmediğini söyler. Kimisi incir yaprağı ile vücutlarını örttükleri için "incir" der; kimi İslam alimleri de buna "buğday" derler.

Ama önemli olan burada ne yendiği değil, elmanın nereden geldiği ve kabul edildiğidir. Bunu söyleyen kişi Aziz Jerome'dur. Latince "kötülük" anlamına gelen malus sözcüğü ile "elma" anlamına gelen mālum sözcüğünün benzerliğinden dolayı bir kelime oyunu yapmıştır. Zamanla Batı dünyası, edebiyatı ve sanatı bu simgeyi benimsediği için halk arasında elma olarak yaygın hale gelmiştir.

Yani elma ifadesi, hiçbir teolojik dayanağı olmayan, İbrahimi dinlerde adı geçmeyen, halk arasında kabul görmüş bir meyvedir. Bu yüzden şunu söyleyebilirim ki elma, Hz. Âdem ile Havva'nın yediği meyve değildir. Muhtemelen metafordur ya da Tevrat'ta bahsedildiğine göre daha kutsal ve dünyada olmayan efsanevi bir meyvedir. Elma olma ihtimali en düşük olandır; çünkü hiçbir dayanağı olmayan bir halk efsanesidir.

reddit.com
u/Technical_Process_76 — 5 days ago
▲ 38 r/KuranMuslumani+1 crossposts

Neden İslam'da LGBT'nin Günah Olduğunu Söylüyorlar?

İslam'da kesin bir şekilde eşcinselliğin ve LGBT'nin günah olduğuna dair bişey yazmaması rağmen neden Müslüman'lar çok büyük bi günahmış gibi bakıyor? Lut kavmi ne dayanarak günah diyorlar fakat lut kavminde sadece erkeklerin kadınları bırakıp erkek erkeğe cinsel ilişkiye girip iğrenç davranışlar sergililediği ve bunun yasak olduğu söyleniyor ama LGBT ve eşcinselliğin günah olduğu söylenmiyor hem islam da kişi kontrol edemediği his ve duygulardan sorumlu tutulmaz o zaman eşcinsellik günah demek bununla çelişir ben bu yüzden LGBT kapsayıcı İlerici islam görüşündenim siz ne düşünüyorsunuz?

u/Dangerous_Okra584 — 7 days ago
▲ 93 r/KuranMuslumani+1 crossposts

Mustafa Kemal Atatürk may not have been a Quranist, but he paved the way for the Quran-only movement in Turkey

Mustafa Kemal Atatürk was not a Quranist himself, and I don't think there's any reason to pretend that he was. But whether he intended it or not, the transformation he carried out in Turkey created an environment in which Quranist thought could eventually emerge and develop.

When Atatürk established the Republic, he radically dismantled the old religious institutions. The caliphate was abolished in 1924, the madrasas and religious courts were closed, and the traditional religious establishment lost much of its institutional authority. At the same time, the new Republic placed religious affairs under the state through the Diyanet and pushed Turkey toward a modern, secular educational system.

But one of the most interesting parts of this transformation was the emphasis on making the Qur'an accessible to Turkish people in their own language. In the 1920s, the Republic commissioned a Turkish Qur'an translation and tafsir, and Turkish translations of the Qur'an became increasingly available. This was significant because it made it much easier for ordinary Turkish Muslims to engage directly with the Qur'an rather than relying exclusively on traditional Arabic-language scholarship and inherited religious institutions.

Atatürk obviously did not do this with the intention of creating Quranism. In fact, the official Qur'an commentary commissioned by the Republic was written by Elmalılı Hamdi Yazır, a traditional Sunni scholar. But the long-term consequence was that Turkey developed a population that was increasingly educated, literate and capable of engaging with the Qur'an directly in Turkish, while the traditional religious establishment no longer possessed the same authority it had under the Ottoman system. And several decades later, something very interesting happened.

In the 1970s, Hüseyin Atay emerged as one of the earliest major Turkish thinkers to argue for a much more Qur'an-centered understanding of Islam. He questioned the authority traditionally given to hadith, later scholarship and inherited jurisprudence, arguing for the centrality of the Qur'an and reason. He also produced his own Turkish Qur'an translation.

Then came Yaşar Nuri Öztürk, who was a student of Atay and helped take these ideas to a mass audience. His books and television appearances made Qur'an-centered reformism enormously popular in Turkey. He challenged many traditional interpretations and repeatedly emphasized returning to the Qur'an itself.

And eventually you get Edip Yüksel, who went further toward an explicitly Quran-only position. After encountering Rashad Khalifa's ideas in the 1980s, Yüksel rejected the authority of hadith altogether and became one of the most prominent advocates of the Qur'an Alone position.

Atatürk was not a Quranist. Atatürk wanted to secularize and modernize Turkey, but the intellectual space created by his revolution eventually gave birth to the the Quran-only movement that exists in Turkey today.

u/Pretend_Door8037 — 8 days ago

Kuran'ı okuyarak anlamak istiyorum

Arkadaşlar iyi günler ve iyi akşamlar, Arapça bilmediğim için ne yazık ki Kuran-ı okumak istediğim zaman anlayarak okuyamıyorum. Tamamen Türkçe olan veya bana önerebileceğiniz Türkçe mealli kuran var mı? İyi bilgili bir müslüman değilim o yüzden Kuranı iyi bir şekilde okuyup anlamak için ne yapacağımı bilmiyorum.

reddit.com
u/talven3 — 6 days ago

insan inanmadığı bir şeyden sorumlu tutulabilir mi?

suan belirli bir inancım yok ama deizme yakınım. uzun bir süre müslümandım ve aklımı kurcalayan bir soru var.

kurana göre özgür irade var mı? insanlar neye maruz kalırlarsa ona inanıyorlar. evet kuran aklınızı kullanın diyor. ama yine Allah'ın bize verdiği akıl onu reddetmemize neden olabiliyor. kuranın bize verdiği bize verdiği gerçekten somut bir delil var mı? öyle olsaydı herkesin müslüman olması gerekmez miydi? öyle değilse tanrı bizi inanmamızdan sorumlu tutabilir mi?

reddit.com
u/rui1wwb — 8 days ago

Tevbe 30 ayetinde adı geçen Üzeyir kimdir?

Selam arkadaşlar.

Bildiğiniz gibi bu ayet İslam tarihinde en çok tartışılan ayetlerden biri olmuştur. Gayrimüslim çevrelerde de Kuran’a karşı kullanılmıştır.

“Yahudiler ‘Üzeyir Allah'ın oğludur.’ dediler; Hristiyanlar da ‘Mesih Allah'ın oğludur.’ dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.” (Tevbe 30)

Klasik tefsirlerde Üzeyir genellikle Babil Sürgünü sonrası Yahudilere liderlik eden katip ve kahin Ezra ile özdeşleştirilir. Ancak bu özdeşleştirme ilk bakışta göründüğü kadar sorunsuz değildir. En temel problem şudur: Yahudilik tarihinde Ezra’ya “Tanrı’nın oğlu” diyen herhangi bir Yahudi mezhebi, cemaat veya doktrin bilinmemektedir. Bu nedenle Üzeyir’in kimliği meselesi yeniden değerlendirilmeye açıktır. Bu yazıda, Üzeyir’in aslında Ezra değil Mişna döneminin en büyük hukuk otoritelerinden biri olan Haham Eliezer ben Hyrcanus olabileceği ihtimalini ele alacağım.

Filolojik açıdan bakıldığında Kur’an’daki isim:
عُزَيْر (ʿUzayr)
Ezra’nın İbranice adı ise:
עזרא (ʿEzra)
Arapça Kitabı Mukaddes tercümelerinde Ezra’nın karşılığı da genellikle:
عزرا (ʿAzrā)
olarak geçmektedir.

Dolayısıyla Kur’an’ın kullandığı form ile Yahudi ve Hristiyan Arap geleneğinde kullanılan form aynı değildir.
Buna karşılık Eliezer ismine baktığımızda ilginç bir durum ortaya çıkar.
İbranice:
אֱלִיעֶזֶר (Eliʿezer)
Bu isim iki parçadan oluşur:
El = Tanrı
ʿezer = yardım
İsmin ikinci yarısı olan “ʿezer” kısmı fonetik olarak Üzeyir’e Ezra’dan daha yakındır. Özellikle Aramice ve halk telaffuzlarında ilk hecenin düşmesiyle:
Eliezer → Liezer → ʿEzer → ʿUzeyir
benzeri gelişimler teorik olarak mümkündür.

Bu tek başına bir kanıt değildir. Ancak Üzeyir’in mutlaka Ezra olması gerektiği yönündeki yaygın varsayımı ciddi biçimde zayıflatmaktadır.

Peki Yahudi tarihinde Eliezer kimdir?

Haham Eliezer ben Hyrcanus, erken rabbanî dönemin en büyük hukukçularından biridir. Hocası, Kudüs’ün düşüşünden sonra Yahudi geleneğinin yeniden inşasında merkezi rol oynayan Yohanan ben Zakkai’ydi. Rabbanî kaynaklarda Eliezer için “Kireçlenmiş sarnıç gibidir; kendisine öğretilen hiçbir şeyi kaybetmez” (Mişna, Pirkei Avot 2:8) denilir. Mişna’da adı en çok geçen 5.hahamdır ve yüzlerce kez ondan bahsedilir. Modern istatistiksel çalışmalarda, Akiva dışındaki bütün tannaim arasında en etkili isimlerden biri olduğu gösterilmiştir. Onun görüşleri Yahudi hukukunun oluşumunda belirleyici rol oynamıştır. Yani burada sıradan bir hahamdan değil, Yahudi hukukunun kurucu babalarından birinden bahsediyoruz.

Eliezer’in kariyerinin en meşhur olayı “Akhnai Fırını” tartışmasıdır. Hahamlar ile Eliezer arasında hukuki bir tartışma çıkar ve Eliezer görüşünü kanıtlamak için çeşitli mucizeler gösterir: keçiboynuzu ağacı yerinden sökülür, su kanalı ters akar, çalışma salonunun duvarları eğilir.
Ancak hahamlar bunları delil kabul etmez. Bunun üzerine göklerden bir ses gelir ve Eliezer’i şöyle destekler:

“Neden Haham Eliezer ile tartışıyorsunuz? Çünkü halaha her yerde onun görüşüne uygundur.” (Bava Metzia 59b)

“Halaha” sözcüğü Yahudi dini hukuku ve yaşam kurallarının tamamını ifade eden bir terimdir. Burada dikkat çekici olan şey, göksel sesin doğrudan hukuki otorite konusunda müdahale etmesidir. Buna göre Eliezer’in dini meselelerdeki her görüşü doğrudur, helal dedikleri helal ve haram dedikleri haramdır.

Ancak mesele sıradan bir övgüden çok daha fazlasıdır. Babil Talmudu’ndan daha eski kabul edilen ve MS 4.yüzyılda derlenen Kudüs Talmudu’nda gökten gelen ses daha farklıdır:

“Halaha oğlum Eliezer’i takip eder.” (Yeruşalim Moed Katan 3:1)

Yani burada yalnızca Eliezer’in haklı olduğu söylenmez.
Eliezer, Tanrı tarafından “beni” (oğlum) diye anılır.Bu nokta son derece önemlidir çünkü bağlam herhangi bir dua, övgü veya duygusal bir hitap değil doğrudan hukuki egemenliktir. Başka bir deyişle Tanrı, hukuki bir ihtilafta Eliezer’in yanında yer almakta ve onu “oğlum”diye nitelemektedir. Bu da “ilahi oğulluk” kavramını salt mecazi sevgi dilinden çıkarıp hukuki otorite tartışmasının merkezine taşımaktadır.

Yahudi kaynaklarında çeşitli kişiler için mecaz anlamda “Tanrı’nın oğlu” unvanının kullanıldığı yönünde bir itiraz yapılabilir. Ancak burada önemli olan yalnızca “oğlum” kelimesinin kullanılması değil ifadenin hangi bağlamda kullanıldığıdır. Örneğin Hanina ben Dosa için anlatılan mucize hikâyelerinde veya bazı mistik rivayetlerde “oğlum” ifadesi daha çok dindarlık ve yakınlık vurgusudur. Eliezer örneğinde ise mesele tamamen farklıdır. Burada tartışılan konu Tanrı adına kimin hüküm verebileceği sorusudur. Göksel sesin müdahalesi de doğrudan hukukî otoriteye ilişkindir. Dolayısıyla Eliezer’in “oğlum” olarak anılması, basit bir sevgi ifadesinden daha ağır bir teolojik yük taşımaktadır.

Nitekim hahamlar “Tevrat gökte değildir” diyerek Eliezer’in görüşünü reddettiklerinde ve onu aforoz ettiklerinde öfkesiyle tüm dünyaya zarar verdiği söylenir:

“Gözlerini öfkeyle dikti; dünya zarar gördü. Zeytinlerin üçte biri, buğdayın üçte biri ve arpanın üçte biri yok oldu. Bazıları şöyle der: Hamurdaki kadınların ellerindeki hamur bile bozuldu. Bir Tanna şöyle öğretti: O gün Haham Eliezer’in gözünü çevirdiği her yer yanıp kül oldu.“ (Bava Metzia 59b)

Buradan da Eliezer’in sıradan bir beşer olmadığı, öfkesiyle kozmik olaylar yaşatabilen ve ilahi güçlere sahip insanüstü bir figür olarak tasvir edildiği anlaşılıyor. Eliezer hayatının son yıllarında diğer hahamlar tarafından uzaklaştırılsa da öğretileri Yahudi hayatının her alanını etkilemiş ve şekillendirmiştir. Öyle ki o olmadan Mişna da olamazdı.

Ve böylece tekrardan Kuran’a dönüyoruz:

“Onlar (Kitap Ehli), Allah'ın yanı sıra hahamlarını ve rahiplerini rabbler edindiler. Ve Meryem Oğlu Mesih’i. Oysa onlar, bir tek olan İlah'a kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından uzaktır.” (Tevbe 31)

Üzeyir’in adı anıldıktan hemen sonra Yahudilerin hahamlarını rabler edinmelerinin eleştirilmesi, ayetin bağlamını göz önünde bulundurunca Eliezer ihtimalini güçlendirmektedir. Nitekim klasik İslam kaynaklarında da bu ayet haham ve rahiplerin helali haram, haramı helal kılma yetkisine itaate bağlanmıştır. Dolayısıyla buradaki eleştiri din adamlarının otoritesiyle ilgilidir.

Ayrıca bu ihtimal tamamen modern bir teori de değildir. Klasik İslam tefsir geleneğinde de Üzeyir’i Eliezer ile ilişkilendiren yorumlar bulunmaktadır. Örneğin 12.yüzyılda yaşayıp Yahudilikten İslam’a geçen Semev’el el-Mağribî, Üzeyir ismini Eliezer ile ilişkilendiren bir yaklaşım sergilemiştir. Dolayısıyla burada ileri sürülen ihtimal, klasik tefsir geleneğinden tamamen kopuk yeni bir varsayım değildir.

Sonuç olarak Kuran’da “Üzeyir” adıyla anılan kişinin Haham Eliezer olmasının daha olası olduğunu düşünüyorum. Çünkü:

  1. Kuran’daki Üzeyir ismi, Arapça Kitab-ı Mukaddes’teki Ezra formuyla birebir örtüşmemektedir.
  2. Eliezer ismindeki “ʿezer” unsuru filolojik açıdan dikkat çekicidir.
  3. Eliezer, erken rabbanî Yahudiliğin en büyük hukuk otoritelerinden biridir.
  4. Akhnai Fırını olayında göksel ses onun hukukî görüşünü desteklemektedir.
  5. Kudüs Talmudu’nun ilgili rivayetinde Göksel sesin “oğlum Eliezer” ifadesini kullandığı aktarılmaktadır.
  6. Tevbe 9:31’in konusu ise tam olarak dini-hukuki otorite ve hahamların rab edinilmesidir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

reddit.com
u/Natural-Cost5494 — 8 days ago

Cenabetin tanımı nedir

Dostlar Kur'an Müslümanı olduğumdan beridir kafamı en çok karıştıran konu bu oldu: Cünuplukta asıl mesele cinsellik midir, yoksa meni çıkışı mıdır? Klasik İslam fıkhı meni de çıksa cima da eyleseniz cünup olursunuz diyor. Hadislerden hüküm almayan bizler bu durumu nasıl açıklıyoruz? Ben uzun uzun araştırdım, eski tefsir kitapların baktım, en eski Arapça sözlükleri karıştırdım, yapay zekaya sordum ama net bir sonuç alamadım. İnternetten hocalardan dinleyeyim dedim hepsi ehl-i sünnet ve klasikçi hocalardı.

Cünupluk en eski sözlüklerde bile "uzak, yan, taraf" gibi manalara geliyor. Maide 6'da Allah: Ey iman edenler! (...) Cünüp olduysanız temizlenin (yıkanın)! Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) (...) * demiş. Yani buradan da net bir çıkarım yapamıyoruz. Ordaki cünup ifadesini yan, taraf, uzak sözcüklerinden biri ile yer değiştirdiğimizde de anlamlı bir sonuç çıkmıyor.

Bu konuda beni aydınlatmak isteyen var mı?

reddit.com
u/CosmoticCosmos — 8 days ago

İlerde Tasfiye Edilirmiyiz?

Bugün size garip bir soru sormak için geldim biliyorsunuzki bizim toplum çok özgürlükçü değil genel kafa yapısına sahip olmayan dışlanır işte şimdi türkiyede kurancılık ve ahitçilik artıyor ee biliyorsunuzki devletin ve toplumun hoşuna gitmeyen ve buna katılan veya inanların oranı %20 yi geçiyorsa ve devletin hoşuna gitmiyorsa tasfiye edilirler sürgün edilirler ilerde kurancılık ve ahitçilik sayısı bu kadar olursa sizce bize baskılar yapılacakmıdır

reddit.com
u/Proper-Perception759 — 9 days ago

Bir soru

Arkadaşlar bu inanmayanların Kur'an da işte tarık 7 vesair ayetlere bilim dışı demesini ya da talak 4 ayetinden çocuk evliliğine İslam izin veriyor demesini nasıl buluyorsunuz

reddit.com
u/Fantastic-Alfalfa61 — 10 days ago

Yorgunum ve iç dökme

Selamün aleyküm herkese tekrardan

bilmiyorum belki benim burada bir sürü postumu görüp benden ve iç dökmelerimden bıkmış kişiler vardır ama yine de devam edeceğim çünkü iyi geliyor rahatsız olanlar kusuruma bakmasınlar

çok uzatmayacağım

yaklaşık 1 buçuk yıldan beridir kötüyüm

aylarca vesvesede kalıp allahın benden hoşlanmadığını mı düşünmedim
alay konusu mu olmadım
aşkımı farklı kişilerle mi görmedim
parasız mı kalmadım
geceler boyu mu ağlamadım
emeklerim çöpe mi gitmedi

vesaire vesaire

neler neler var da çok uzatmak istemiyorum

dediğim gibi çok uzun zamandır zordayım, bu zaman zarfında bazen güldüm bazen ağladım bazen mideme kramplar girdi mentalitemden...

Her şey bitti derken 18 yaşına girer girmez doğum günümde işe başladığımdan beri her şey daha kötü olmaya başladı

çalışıyorum diye ağlamayacağım, sızlanışım sadece her şey kötü giderken üstüne bir de fiziksel olarak yorulmam

gece 12 buçukta eve geliyorum, işim dıştan bakınca hamallığa benzemiyor ama hamallık yaptırıyorlar 8 saatin 7-7 buçuk saati ayakta kalıyorum

bu iş sürecinde gün içinde zaten sürekli düşünüyorum nerede hata yaptım neden bunları yaşıyprum neden bitmedi gibi gibi

allaha güvenemiyorum

güvenip dua etmeme rağmen hiçbir şey değişmediği için, aylarca acıdan kıvranmama rağmen hiçbir şey olmamasından, yalnız bırakılmamdan, hissiyatsızlığımdan, tutacak elim olmadığından yavaş yavaş allaha güvenim bitiyor

umudum kalmıyor

şu 1.5 yılda çektiğim acıyı size anlatamam. Belki 'abartma' diyeceksiniz 'insanlar neler neler yaşıyor' diyeceksiniz ama zaten kimseye yaşadığım her şeyi anlatmıyorum, kim bilir belki de o 'neler neler yaşayan' insanlardan biri de benimdir

sonuç olarak o kadar acı çektim ki nasıl sağlam, tek parça, psikolojisi bozulmadan çıktım hayret ediyorum

dua ederken bile olmayacağına garanti vererek dua ediyorum

bilmiyorum ben garanti veremem ama maalesef rabbim beni biraz güçlü şekilde sınıyor ve tüm bunlar ümidimi kaybetmeme yol açıyor

yine de rabbimi seviyorum
gönülden seviyorum
her ne kadar beni bazenleri yalnız bıraksa da
her ne kadar bazen beni umursamadığını düşünsem de

Belki de ben yanlış biliyorum

büyük ihtimalle yanlış biliyorum, allah noksanlıklardan uzaktır ve beni yalnız bırakmaz biliyorum

Ama insan işte, o kadar acının içinde doğruyu göremiyor

Yine de seviyorum seni allahım

Yine de demek kendimi günahkar hissettiriyor ama inanın bana gerçekten kolay değil

okuduğunuz için teşekkür ederim kardeşlerim

bugüne not düşeyim bari .d

15.08.2026 00.43

reddit.com
u/_Shikaitran — 7 days ago

Hadislerin Dinde Yeri

Hadis-i şerifleri neden dinî açıdan bağlayıcı bir kaynak olarak kabul etmiyorsunuz? Sonuçta Kur’an’da Hz. Muhammed’in son peygamber olduğu ve onun Allah’ın mesajını insanlara ilettiği belirtiliyor. Eğer Hz. Muhammed gerçekten bir söz söylemişse, bunun din açısından neden dikkate alınmaması gerektiğini anlamıyorum.

Örneğin Kur’an’da namaz emrediliyor; hadislerde ise Hz. Muhammed’in namazı nasıl kıldığına dair uygulamalar aktarılıyor. Eğer Peygamber’in söz ve uygulamaları din açısından bağlayıcı değilse, Kur’an’daki bazı emirlerin nasıl uygulanacağını hangi kaynağa göre belirliyorsunuz?

reddit.com
u/gheonn_ — 10 days ago