Kuran Mirasta Kadına Adaletsizlik Yapmıyor
Selamün aleyküm birçok kişi, ilgili ayetleri öne sürerek Kur'an'da miras eşitliği olmadığını savunmaktadır. Ancak objektif bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, günümüz hukuk sistemlerinde tam bir miras eşitliği zorunluluğu bulunmamaktadır; dileyen kişi mülkünü istediği kimseye devredebilir. Örneğin, bir baba kanuni yolları kullanarak tüm mirasını oğluna bırakabilir. Buna karşın dini bilen ve uygulayan bir Müslüman, Kur'an'ın kılavuzluğu sayesinde kız çocuğuna da mutlaka pay vermesi gerektiğini bilir. Dolayısıyla Kur'an, burada kadının miras hakkını doğrudan güvence altına almaktadır.
Dinin akıl ve fıtrat üzerine kurulu olduğu gerçeğinden hareketle, ayetteki ifadeleri doğru kavramak gerekir. Kur'an, insanları "daha iyi" veya "daha kötü" olarak ayırmadığı için, mirasa konu olan kişilerin aynı niteliklere sahip eşit bireyler olduğunu varsayarız. İslam alimlerinin de belirttiği gibi akıl ve fıtrat ilkeleri kullanıldığında, bu sistemin derinliği daha net anlaşılır. Modern toplumların ötesinde; Irak, Hindistan veya Afrika gibi dünyanın geniş bir kesimini oluşturan, erkeğin baskın ve imkanların kısıtlı olduğu coğrafyalarda bu ayetler kadınlar için büyük bir nimettir. Kur'an, kadının hiçbir hakkının olmadığı dönemlerde dahi onun pay alacağı adil sistemlerin temelini atmış ve bir bakıma modern toplum ilkelerine öncülük etmiştir.
Tarihsel bağlama bakıldığında, İslam öncesi Cahiliye toplumunda (örneğin 610'lu yıllarda) kadın, vefat eden kişinin malı sayılarak üvey oğluna miras kalabilen bir nesne konumundaydı. Kur'an bu yapıyı tamamen yıkarak kadını bir "ürün" olmaktan çıkarmış; onu doğrudan miras alan, hak sahibi bir birey olarak konumlandırmıştır.
Ayetteki 3'e 1 pay oranının mantığı ise ekonomik sorumluluk ilkesine dayanır. Tarih boyunca ve çöl şartlarında ailenin tüm maddi yükü erkeğin omuzlarındaydı. Kur'an, erkeğin bu ekonomik sorumluluğu üstleneceğini varsaydığı için ona daha fazla pay vererek adaleti sağlamıştır. Buradaki "erkek" ifadesini biyolojik bir cinsiyetten ziyade "ekonomik sorumluluğu yüzde yüz üstlenen birey" olarak okumak gerekir.
Aklımızı kullanarak günümüzden bir senaryo düşündüğümüzde: Eğer bir ailede tüm geçim yükü ve bakmakla yükümlü olunan kişiler kadının omuzlarındaysa, erkeğin ise hiçbir maddi sorumluluğu yoksa durum değişebilir. Ekonomik sorumluluğun kadına geçtiği bir senaryoda pay kadına kayabilir; sorumluluklar eşit paylaşıldığında ise miras eşit dağıtılabilir. Bu açıdan bakıldığında Kur'an'ın getirdiği ölçü, dönemin şartlarına ve sorumluluk dengesine göre şekillenen mükemmel bir adalet modelidir.