From True Belief to the Proof of the Existence and Uniqueness of the True Believer and the Qur’an as His Revelation

1.) True belief exists. Because the claim “True belief does not exist” refutes itself. If the negation of a proposition is contradictory, then that proposition is true.

2.) True belief exists through true believing, and true believing exists through a true believer. In other words, a true believer exists.

3.) A true believer never makes a mistake in any of his beliefs. A true believer correctly believes every true proposition that exists, because if there were a true proposition that he did not correctly believe, he could not be considered a true believer. Therefore, his beliefs concerning events and facts that exist within time and space—from the movement of photons to the movement of galaxies—are also true. However, only one who encompasses and observes time and space can be infallible in his beliefs concerning events and facts and correctly believe every true proposition. Furthermore, a being that exists within time and space is itself temporally limited and therefore cannot eternally hold true beliefs about realities that exist throughout all time.

4.) The one who encompasses space is unique, because he encompasses it from every direction. He is exalted because he transcends space. Since he encompasses space in its entirety and transcends it, and since he alone possesses supreme greatness beyond space, his greatness is infinite.

5.) Throughout history, the Qur'an is the only source that consistently and without contradiction describes a true believer who is unique, all-encompassing, exalted, and infinite in greatness. This constitutes evidence that the Qur'an was revealed to humanity by the True believer.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 4 days ago

Doğru İnançtan, Doğru İnananın Varlığına, Tekliğine Ve Kur'an'ın Onun Vahyi Olduğuna Yolculuk

1.) Doğru inanç vardır. Çünkü "Doğru inanç yoktur." iddiası kendi kendisini çürüten bir iddiadır. Bir yargının çelişiği çelişkili ise o önerme doğrudur.

2.) Doğru inanç, doğru inanma ile doğru inanma da doğru inananla vardır. Yani; doğru inanan vardır.

3.) Doğru inanan, hiçbir inancında hiçbir zaman yanılmaz. Doğru inanan, var olan her doğru önermeye her zaman doğru inanandır; çünkü doğru inananın doğru inanmadığı bir doğru önerme varsa, o artık doğru inanan olarak kabul edilemez. O hâlde; doğru inananın zaman ve mekân içinde var olan olaylarla, olgularla (fotonların hareketinden galaksilerin hareketine kadar) ilgili inançları da doğrudur. Ancak zamanı ve mekânı kuşatıp gözlemleyen ve her doğru önermeye doğru inanan yalnızca O, olaylar ve olgularla ilgili inançlarında yanılmaz olabilir. Ayrıca, zaman ve mekân içinde var olan bir varlık, kendisi zamansal olarak sınırlı olduğu için, tüm zaman boyunca var olan gerçeklikler hakkında sonsuza dek doğru inançlara sahip olamaz.

4.) Mekânı kuşatan tektir çünkü onu her yönden kuşatır. O, mekânı aştığı için yücedir. Mekânı bütünüyle kuşattığı ve onu aştığı için ve mekânın ötesinde yüce büyüklüğe yalnızca O sahip olduğu için, O'nun büyüklüğü sonsuzdur.

5.) Tarih boyunca Kur'an, eşsiz, her şeyi kuşatan, yüce ve büyüklüğü sonsuz olan bir doğru inananı tutarlı ve çelişkisiz bir şekilde tanımlayan tek kaynaktır. Bu, Kur'an'ın insanlığa Doğru İnanan tarafından vahyedildiğine dair bir kanıt teşkil eder.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 5 days ago

From True Belief to the Proof of the Existence and Uniqueness of the True Believer and the Qur’an as His Revelation

1.) True belief exists. Because the claim “True belief does not exist” refutes itself. If the negation of a proposition is contradictory, then that proposition is true.

2.) True belief exists through true believing, and true believing exists through a true believer. In other words, a true believer exists.

3.) A true believer never makes a mistake in any of his beliefs. A true believer correctly believes every true proposition that exists, because if there were a true proposition that he did not correctly believe, he could not be considered a true believer. Therefore, his beliefs concerning events and facts that exist within time and space—from the movement of photons to the movement of galaxies—are also true. However, only one who encompasses and observes time and space can be infallible in his beliefs concerning events and facts and correctly believe every true proposition. Furthermore, a being that exists within time and space is itself temporally limited and therefore cannot eternally hold true beliefs about realities that exist throughout all time.

4.) The one who encompasses space is unique, because he encompasses it from every direction. He is exalted because he transcends space. Since he encompasses space in its entirety and transcends it, and since he alone possesses supreme greatness beyond space, his greatness is infinite.

5.) Throughout history, the Qur'an is the only source that consistently and without contradiction describes a true believer who is unique, all-encompassing, exalted, and infinite in greatness. This constitutes evidence that the Qur'an was revealed to humanity by the True believer.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 5 days ago

What Is Knowledge?

​

In his paper entitled "Is Justified True Belief Knowledge?", Gettier states that Chisholm regarded the following conditions as necessary and sufficient for knowledge:

S knows that p if and only if:

S accepts (believes) that p,

S has adequate evidence for p, and

p is true.

In the same paper, Gettier states that Ayer formulated the conditions as follows:

S knows that p if and only if:

p is true,

S is certain that p is true, and

S has the right to be certain that p is true.

As can be seen, the conditions that Chisholm and Ayer considered necessary and sufficient for knowledge do not conflict with one another. For, assuming that the other conditions remain the same, if S has adequate evidence for p and accepts p on the basis of that evidence, then S has the right to be certain that p is true, and S is certain that p is true.

Clifford's statement, "It is wrong always, everywhere, and for anyone, to believe anything upon insufficient evidence," and the statement attributed to the Prophet Abraham in the Qur'an, "Those who believe and do not mix their belief with wrongdoing—it is they who have earned the right to security, and it is they who are rightly guided" (Qur'an 6:82, translated by Abdulbaki Gölpınarlı), are consistent both with each other and with the conditions that Chisholm and Ayer regarded as necessary and sufficient for knowledge.

From these statements, it is possible to draw a reasonable conclusion about the relationship between knowing and believing: Knowing is a kind of believing, but this believing must be based on sufficient evidence and must not be mixed with falsehood. Only such a belief can justify certainty regarding the truth of a proposition. This kind of belief cannot contain conjecture, opinion, or any belief formed on insufficient evidence or sustained by false belief.

Therefore, we may express it as follows: Since this kind of believing contains no false belief, it can rightly be described as true belief. Moreover, because this true belief satisfies the necessary and sufficient conditions for knowledge, it is itself knowledge. In other words, knowing and true believing are the same thing, and knowledge and true belief are identical. Therefore, knowledge is true belief.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 13 days ago

Bilgi Nedir?

Gettier, ''Gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?'' adını verdiği makalesinde; Chisholm'un, bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartları şöyle sıraladığını ifade etmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. S, p'yi kabul ederse

ii. S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve

iii. p doğruysa bilir.

Aynı makalede gettier, aynı şartları Ayer'in şu şekilde sıraladığını belirtmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. p doğruysa

ii. S, p'nin doğru olduğundan eminse ve

iii. S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı varsa bilir.

Anlaşıldığı üzere chisholm ve ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli olduğunu düşündükleri şartlar birbiriyle çelişmemektedir. Çünkü, diğer şartlar aynen kabul edildiğinde; S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve bu kanıtlara dayanarak p'yi kabul ederse, S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı vardır ve S, p'nin doğru olduğundan emindir.

Clifford'un "Bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak, herkes için, her zaman ve her yerde yanlıştır." sözü ile Kur'an'da olan ve peygamber İbrahim'e atfedilen ''İnananlar ve inançlarını haksızlıkla karıştırmayanlardır emin olmaya hak kazananlar ve onlardır doğru yolu bulmuş olanlar.'' (En'am Suresi 82. ayet türkçe meali, Abdulbaki Gölpınarlı) sözü hem kendi aralarında hem de Chisholm ve Ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartlarla uyumludur.

Bu alıntılardan bilmek ile inanmak arasındaki ilişkiyle ilgili mantıklı bir çıkarım yapmak mümkündür: Bilme, öyle bir inanmadır ki bu inanma yeterli delile dayanmalı ve bu inanmaya yanlış karışmamalıdır. Sadece böyle bir inanmayla herhangi bir önermenin doğruluğundan emin olunabilir. Bu tür bir inanmanın içinde zan, sanı gibi yetersiz delile dayanan ya da yanlış inanmayla var edilmeye çalışılan inançlar bulunamaz. O halde; şöyle ifade edebiliriz: Bu tür bir inanma; içinde yanlış inanma bulunmadığından, doğru olarak nitelendirilebilir; bu inanma doğru inanmadır ve bu doğru inanma, bilme için gerekli ve yeterli şartları sağladığından bilmedir. yani; bilme ile doğru inanma, bilgi ile doğru inanç aynı şeydir. Demek ki; bilgi, doğru inançtır.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 13 days ago

Bilgi Nedir?

Gettier, ''Gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?'' adını verdiği makalesinde; Chisholm'un, bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartları şöyle sıraladığını ifade etmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. S, p'yi kabul ederse

ii. S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve

iii. p doğruysa bilir.

Aynı makalede gettier, aynı şartları Ayer'in şu şekilde sıraladığını belirtmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. p doğruysa

ii. S, p'nin doğru olduğundan eminse ve

iii. S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı varsa bilir.

Anlaşıldığı üzere chisholm ve ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli olduğunu düşündükleri şartlar birbiriyle çelişmemektedir. Çünkü, diğer şartlar aynen kabul edildiğinde; S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve bu kanıtlara dayanarak p'yi kabul ederse, S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı vardır ve S, p'nin doğru olduğundan emindir.

Clifford'un "Bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak, herkes için, her zaman ve her yerde yanlıştır." sözü ile Kur'an'da olan ve peygamber İbrahim'e atfedilen ''İnananlar ve inançlarını haksızlıkla karıştırmayanlardır emin olmaya hak kazananlar ve onlardır doğru yolu bulmuş olanlar.'' (En'am Suresi 82. ayet türkçe meali, Abdulbaki Gölpınarlı) sözü hem kendi aralarında hem de Chisholm ve Ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartlarla uyumludur.

Bu alıntılardan bilmek ile inanmak arasındaki ilişkiyle ilgili mantıklı bir çıkarım yapmak mümkündür: Bilme, öyle bir inanmadır ki bu inanma yeterli delile dayanmalı ve bu inanmaya yanlış karışmamalıdır. Sadece böyle bir inanmayla herhangi bir önermenin doğruluğundan emin olunabilir. Bu tür bir inanmanın içinde zan, sanı gibi yetersiz delile dayanan ya da yanlış inanmayla var edilmeye çalışılan inançlar bulunamaz. O halde; şöyle ifade edebiliriz: Bu tür bir inanma; içinde yanlış inanma bulunmadığından, doğru olarak nitelendirilebilir; bu inanma doğru inanmadır ve bu doğru inanma, bilme için gerekli ve yeterli şartları sağladığından bilmedir. yani; bilme ile doğru inanma, bilgi ile doğru inanç aynı şeydir. Demek ki; bilgi, doğru inançtır.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 13 days ago

Bilgi Nedir?

Gettier, ''Gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?'' adını verdiği makalesinde; Chisholm'un, bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartları şöyle sıraladığını ifade etmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. S, p'yi kabul ederse

ii. S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve

iii. p doğruysa bilir.

Aynı makalede gettier, aynı şartları Ayer'in şu şekilde sıraladığını belirtmiştir:

S, p'yi ancak ve ancak

i. p doğruysa

ii. S, p'nin doğru olduğundan eminse ve

iii. S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı varsa bilir.

Anlaşıldığı üzere chisholm ve ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli olduğunu düşündükleri şartlar birbiriyle çelişmemektedir. Çünkü, diğer şartlar aynen kabul edildiğinde; S'nin p için yeterli kanıtı varsa ve bu kanıtlara dayanarak p'yi kabul ederse, S'nin p'nin doğru olduğundan emin olmaya hakkı vardır ve S, p'nin doğru olduğundan emindir.

Clifford'un "Bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak, herkes için, her zaman ve her yerde yanlıştır." sözü ile Kur'an'da olan ve peygamber İbrahim'e atfedilen ''İnananlar ve inançlarını haksızlıkla karıştırmayanlardır emin olmaya hak kazananlar ve onlardır doğru yolu bulmuş olanlar.'' (En'am Suresi 82. ayet türkçe meali, Abdulbaki Gölpınarlı) sözü hem kendi aralarında hem de Chisholm ve Ayer'in bilgi için gerekli ve yeterli gördüğü şartlarla uyumludur.

Bu alıntılardan bilmek ile inanmak arasındaki ilişkiyle ilgili mantıklı bir çıkarım yapmak mümkündür: Bilme, öyle bir inanmadır ki bu inanma yeterli delile dayanmalı ve bu inanmaya yanlış karışmamalıdır. Sadece böyle bir inanmayla herhangi bir önermenin doğruluğundan emin olunabilir. Bu tür bir inanmanın içinde zan, sanı gibi yetersiz delile dayanan ya da yanlış inanmayla var edilmeye çalışılan inançlar bulunamaz. O halde; şöyle ifade edebiliriz: Bu tür bir inanma; içinde yanlış inanma bulunmadığından, doğru olarak nitelendirilebilir; bu inanma doğru inanmadır ve bu doğru inanma, bilme için gerekli ve yeterli şartları sağladığından bilmedir. yani; bilme ile doğru inanma, bilgi ile doğru inanç aynı şeydir. Demek ki; bilgi, doğru inançtır.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 13 days ago

İslama Göre Kur'an'ın Doğrudan Allah'ın Vahyi Olduğuna Dair Kur'an'dan Deliller

"Kur'an doğrudan Allah'ın vahyi değildir." iddiası, Kur'an'ın kendi beyanlarıyla bağdaşmaz. Kur'an, defalarca kendi kaynağını açıklar ve vahyin Allah'tan geldiğini bildirir. Aşağıdaki ayetler bunu açıkça ortaya koymaktadır.

  1. Kur'an'ın Allah tarafından indirildiği açıkça bildirilir.

"Şüphesiz bu, âlemlerin Rabbinin indirmesidir. (Şuarâ 26:192)

"Onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine indirdi. (Şuarâ 26:193-194)

Bu ayetlerde vahyin kaynağı Allah, Cebrail ise yalnızca vahyi ulaştıran elçi olarak tanıtılır.

Benzer şekilde:

"Elif Lâm Râ. Bu, ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan tarafından ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır. (Hûd 11:1)

"Rahmân. Kur'an'ı öğretti." (Rahmân 55:1-2)

  1. Kur'an, Allah'ın sözü (kelâmı) olarak nitelenir.

"Eğer müşriklerden biri senden sığınma isterse ona sığınma ver ki Allah'ın sözünü (kelâmını) işitsin... (Tevbe 9:6)

Kur'an burada doğrudan "Allah'ın sözü" olarak isimlendirilmektedir.

  1. Peygamber vahyi kendiliğinden söylemez.

"O, hevasından konuşmaz. O (bildirdikleri), kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir." (Necm 53:3-4)

Kur'an'ın kaynağı Hz. Muhammed'in düşünceleri değil, Allah'ın vahyidir.

  1. Peygambere yalnızca vahyi tebliğ etmesi emredilir.

"Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et..." (Mâide 5:67)

"De ki: Ben yalnızca bana vahyedilene uyuyorum." (Ahkâf 46:9)

Peygamberin görevi vahiy üretmek değil, kendisine vahyedileni eksiksiz bildirmektir.

  1. Kur'an'da konuşan doğrudan Allah'tır.

Kur'an'ın birçok yerinde Allah doğrudan birinci tekil şahısla konuşmaktadır.

"Şüphesiz ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl." (Tâhâ 20:14)

"Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zâriyât 51:56)

"Ben size şah damarınızdan daha yakınım." (Kâf 50:16)

Bu ifadelerin Hz. Muhammed'e ait olduğu söylenemez. Konuşan doğrudan Allah'tır.

  1. Kur'an'ın Allah'tan başkasına nispet edilmesi reddedilir.

"Yoksa 'Onu uydurdu.' mu diyorlar? De ki: Eğer doğru söyleyenlerseniz onun benzeri on sure getirin..." (Hûd 11:13)

"Yoksa 'Onu uydurdu.' mu diyorlar? De ki: Öyleyse onun benzeri bir sure getirin..." (Yûnus 10:38)

"De ki: İnsanlar ve cinler bu Kur'an'ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine destek olsalar bile onun benzerini getiremezler." (İsrâ 17:88)

Bu meydan okumalar, Kur'an'ın Allah'ın vahyi olduğu iddiasına dayanmaktadır.

  1. Kur'an, Allah'tan başkasına ait olsaydı çelişkiler içerirdi.

"Hâlâ Kur'an'ı gereği gibi düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından olsaydı, içinde birçok çelişki bulurlardı." (Nisâ 4:82)

Bu ayet, Kur'an'ın Allah'tan geldiğinin delillerinden birinin kendi iç tutarlılığı olduğunu bildirir.

Özetle

Kur'an'ın kendi beyanına göre:

Kur'an, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. (Şuarâ 26:192)

Cebrail yalnızca vahyi ileten elçidir. (Şuarâ 26:193-194)

Kur'an, Allah'ın sözü olarak isimlendirilmiştir. (Tevbe 9:6)

Peygamber yalnızca kendisine vahyedilene uyar ve onu tebliğ eder. (Necm 53:3-4; Mâide 5:67; Ahkâf 46:9)

Kur'an'da konuşan birçok yerde doğrudan Allah'tır. (Tâhâ 20:14; Zâriyât 51:56; Kâf 50:16)

Kur'an, Allah'tan başkasına nispet edilmesini reddeder ve insanlara benzerini getirme meydan okumasında bulunur. (İsrâ 17:88; Yûnus 10:38; Hûd 11:13)

Kur'an, Allah'tan başkası tarafından yazılmış olsaydı çelişkiler içereceğini bildirir. (Nisâ 4:82)

Dolayısıyla Kur'an'ın kendi açık beyanları dikkate alındığında, "Kur'an doğrudan Allah'ın vahyi değildir." iddiası Kur'an ile bağdaşmamaktadır. Kur'an kendisini açıkça Allah'ın indirdiği, Allah'ın kelâmı olan vahiy olarak tanıtmaktadır.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 14 days ago

A Proof of God's Existence, Oneness, and the Divine Origin of the Qur'an

  1. Knowledge exists. For the proposition "Knowledge does not exist" is self-contradictory. If the negation of a proposition is self-contradictory, then the proposition itself must be true.

  2. Knowledge exists by virtue of the act of knowing. The agent of the act of knowing is the knower. Since knowledge exists, there must necessarily exist a knower who possesses knowledge through the act of knowing.

  3. There is knowledge of events and states of affairs—from the motion of photons to the motion of galaxies. Events and states of affairs exist within time and space; therefore, they are necessarily bounded by time and space. However, only one who encompasses and observes time and space can know the totality of these events and states of affairs. A being that does not encompass time and space cannot know all events and states of affairs occurring within them. Furthermore, a being that exists within time and space is itself temporally limited and therefore cannot eternally possess knowledge of realities that exist throughout all time.

  4. The one who encompasses space is unique, because he encompasses it from every direction. He is exalted because he transcends space. Since he encompasses space in its entirety and transcends it, and since he alone possesses supreme greatness beyond space, his greatness is infinite.

  5. Throughout history, the Qur'an is the only source that consistently and without contradiction describes a knower who is unique, all-encompassing, exalted, and infinite in greatness. (Notice that I am not referring to a generic concept of God.) This constitutes evidence that the Qur'an was revealed to humanity by the Knower.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 19 days ago

A Proof of God's Existence, Oneness, and the Divine Origin of the Qur'an

  1. Knowledge exists. For the proposition "Knowledge does not exist" is self-contradictory. If the negation of a proposition is self-contradictory, then the proposition itself must be true.

  2. Knowledge exists by virtue of the act of knowing. The agent of the act of knowing is the knower. Since knowledge exists, there must necessarily exist a knower who possesses knowledge through the act of knowing.

  3. There is knowledge of events and states of affairs—from the motion of photons to the motion of galaxies. Events and states of affairs exist within time and space; therefore, they are necessarily bounded by time and space. However, only one who encompasses and observes time and space can know the totality of these events and states of affairs. A being that does not encompass time and space cannot know all events and states of affairs occurring within them. Furthermore, a being that exists within time and space is itself temporally limited and therefore cannot eternally possess knowledge of realities that exist throughout all time.

  4. The one who encompasses space is unique, because he encompasses it from every direction. He is exalted because he transcends space. Since he encompasses space in its entirety and transcends it, and since he alone possesses supreme greatness beyond space, his greatness is infinite.

  5. Throughout history, the Qur'an is the only source that consistently and without contradiction describes a knower who is unique, all-encompassing, exalted, and infinite in greatness. (Notice that I am not referring to a generic concept of God.) This constitutes evidence that the Qur'an was revealed to humanity by the Knower.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 20 days ago

A Proof of God's Existence, Oneness, and the Divine Origin of the Qur'an

  1. Knowledge exists. For the proposition "Knowledge does not exist" is self-contradictory. If the negation of a proposition is self-contradictory, then the proposition itself must be true.

  2. Knowledge exists by virtue of the act of knowing. The agent of the act of knowing is the knower. Since knowledge exists, there must necessarily exist a knower who possesses knowledge through the act of knowing.

  3. There is knowledge of events and states of affairs—from the motion of photons to the motion of galaxies. Events and states of affairs exist within time and space; therefore, they are necessarily bounded by time and space. However, only one who encompasses and observes time and space can know the totality of these events and states of affairs. A being that does not encompass time and space cannot know all events and states of affairs occurring within them. Furthermore, a being that exists within time and space is itself temporally limited and therefore cannot eternally possess knowledge of realities that exist throughout all time.

  4. The one who encompasses space is unique, because he encompasses it from every direction. He is exalted because he transcends space. Since he encompasses space in its entirety and transcends it, and since he alone possesses supreme greatness beyond space, his greatness is infinite.

  5. Throughout history, the Qur'an is the only source that consistently and without contradiction describes a knower who is unique, all-encompassing, exalted, and infinite in greatness. (Notice that I am not referring to a generic concept of God.) This constitutes evidence that the Qur'an was revealed to humanity by the Knower.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 20 days ago

Epistemolojik Kanıt: Tanrı'nın Varlığının, Tekliğinin ve Kur'an'ın Tanrı'nın Vahyi Olduğunun İspatı

1.) Bilgi vardır. Çünkü "Bilgi yoktur." önermesi çelişkilidir ve bir yargının çelişiği çelişkili ise o yargı doğrudur.

2.) Bilgi, bilme fiili ile vardır. Bilme fiilinin faili bilendir. Bilgi var olduğuna göre, bilme fiili ile ona sahip olan bir bilen de mutlaka vardır.

3.) Olayların, olguların bilgisi vardır (Fotonların hareketinden, galaksilerin hareketine kadar...) ve olaylar, olgular zaman ve mekan içinde var olur. Dolayısıyla; olaylar, olgular zaman ve mekan ile sınırlıdır. Ancak zamanı ve mekanı kuşatan ve gözlemleyen bu olayların, olguların bilgisini bilebilir. Çünkü; zamanı ve mekanı kuşatamayan bir varlık, zaman ve mekan içindeki tüm olayları, olguları bilemez. Zaten; zamanın ve mekanın içinde olan bir varlık, zamanla sınırlı olduğundan; her zaman var olan bir bilgiyi, her zaman bilen bir kimse olamaz. 

4.) Mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.

5.) Tek, kuşatıcı, yüce ve sonsuz büyüklükte olan bir bilenden tarihte, çelişkisiz bir şekilde bahseden tek kaynak Kur'an'dır. (Dikkat edin; herhangi bir Tanrı tasavvurundan bahsetmiyorum.) Bu durum; Kur'an'ın, Bilen tarafından bize gönderilmiş olduğuna delildir.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 21 days ago

Tanrı'nın Varlığının, Tekliğinin ve Kur'an'ın Tanrı'nın Vahyi Olduğunun İspatı

1.) Bilgi vardır. Çünkü "Bilgi yoktur." önermesi çelişkilidir ve bir yargının çelişiği çelişkili ise o yargı doğrudur.

2.) Bilgi, bilme fiili ile vardır. Bilme fiilinin faili bilendir. Bilgi var olduğuna göre, bilme fiili ile ona sahip olan bir bilen de mutlaka vardır.

3.) Olayların, olguların bilgisi vardır (Fotonların hareketinden, galaksilerin hareketine kadar...) ve olaylar, olgular zaman ve mekan içinde var olur. Dolayısıyla; olaylar, olgular zaman ve mekan ile sınırlıdır. Ancak zamanı ve mekanı kuşatan ve gözlemleyen bu olayların, olguların bilgisini bilebilir. Çünkü; zamanı ve mekanı kuşatamayan bir varlık, zaman ve mekan içindeki tüm olayları, olguları bilemez. Zaten; zamanın ve mekanın içinde olan bir varlık, zamanla sınırlı olduğundan; her zaman var olan bir bilgiyi, her zaman bilen bir kimse olamaz. 

4.) Mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.

5.) Tek, kuşatıcı, yüce ve sonsuz büyüklükte olan bir bilenden tarihte, çelişkisiz bir şekilde bahseden tek kaynak Kur'an'dır. (Dikkat edin; herhangi bir Tanrı tasavvurundan bahsetmiyorum.) Bu durum; Kur'an'ın, Bilen tarafından bize gönderilmiş olduğuna delildir.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 21 days ago

Tanrı'nın Varlığının, Tekliğinin ve Kur'an'ın Tanrı'nın Vahyi Olduğunun İspatı

1.) Bilgi vardır. Çünkü "Bilgi yoktur." önermesi çelişkilidir ve bir yargının çelişiği çelişkili ise o yargı doğrudur.

2.) Bilgi, bilme fiili ile vardır. Bilme fiilinin faili bilendir. Bilgi var olduğuna göre, bilme fiili ile ona sahip olan bir bilen de mutlaka vardır.

3.) Olayların, olguların bilgisi vardır (Fotonların hareketinden, galaksilerin hareketine kadar...) ve olaylar, olgular zaman ve mekan içinde var olur. Dolayısıyla; olaylar, olgular zaman ve mekan ile sınırlıdır. Ancak zamanı ve mekanı kuşatan ve gözlemleyen bu olayların, olguların bilgisini bilebilir. Çünkü; zamanı ve mekanı kuşatamayan bir varlık, zaman ve mekan içindeki tüm olayları, olguları bilemez. Zaten; zamanın ve mekanın içinde olan bir varlık, zamanla sınırlı olduğundan; her zaman var olan bir bilgiyi, her zaman bilen bir kimse olamaz. 

4.) Mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.

5.) Tek, kuşatıcı, yüce ve sonsuz büyüklükte olan bir bilenden tarihte, çelişkisiz bir şekilde bahseden tek kaynak Kur'an'dır. (Dikkat edin; herhangi bir Tanrı tasavvurundan bahsetmiyorum.) Bu durum; Kur'an'ın, Bilen tarafından bize gönderilmiş olduğuna delildir.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 21 days ago

İncil'in ve Tevrat'ın Değiştirildiğine İki Kanıt

Tevrat'tan Kanıt:

Yaratılış 32:22-28

22Yakup o gece kalktı; iki karısını, iki cariyesini, on bir oğlunu yanına alıp Yabbuk Irmağı'nın sığ yerinden karşıya geçti. 23Onları geçirdikten sonra sahip olduğu her şeyi de karşıya geçirdi. 24Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti. 25Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup'un uyluk kemiği çıktı. 26Adam, “Bırak beni, gün ağarıyor” dedi.

Yakup, “Beni kutsamadıkça seni bırakmam” diye yanıtladı.

27Adam, “Adın ne?” diye sordu.

“Yakup.”

28 Adam, “Artık sana Yakup değil, İsrail[a] denecek” dedi, “Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin.”

İncil'den Kanıt:

  1. Yuhanna 5:7 (Comma Johanneum): "Gökte tanıklık eden üç kişi vardır: Baba, Söz ve Kutsal Ruh; ve bu üçü birdir." (Tarihsel olarak en açık teslis ifadesi olsa da, en eski Yunanca el yazmalarında bulunmadığı ve sonradan eklendiği bilimsel olarak tartışılmaktadır.) [1, 2, 3]
reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 29 days ago

Filistin

Münafıkların günahı,

Müslümanların ödediği bu bedel.

Yıllardır;

Çocuk, genç, yaşlı demeden

Eksiliyor, biner biner.

Göğe yükseliyor,

Mazlumların ahı.

Yine yıllardır,

"Kahrolsun İsrail!" sesleri...

Fazlası değil,

Sadece sesler.

Bu mu, Allah'ın emrettiği din?

Kahrolan hep öksüz ve yetim,

Kahrolan hep Filistin.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 1 month ago

Filistin

Münafıkların günahı,

Müslümanların ödediği bu bedel.

Yıllardır;

Çocuk, genç, yaşlı demeden

Eksiliyor, biner biner.

Göğe yükseliyor,

Mazlumların ahı.

Yine yıllardır,

"Kahrolsun İsrail!" sesleri...

Fazlası değil,

Sadece sesler.

Bu mu, Allah'ın emrettiği din?

Kahrolan hep öksüz ve yetim,

Kahrolan hep Filistin.

reddit.com
u/Knowledge-truebelief — 1 month ago