Cumhuriyet Düşmanlığı Uğruna Tarihi Eğip Bükmeyin
Az önce bu subredditte gördüğüm ama sonra kaybettiğim paylaşım, bir kısım Müslümanın tarih anlatısını nasıl propaganda malzemesine dönüştürdüğünün tipik bir örneğiydi. Musul ve Kerkük'ün sözde 500 bin sterline satıldığı gibi tarihî hiçbir temeli olmayan bir iddia, sanki büyük bir keşif yapılmış gibi servis ediliyordu. Kaynak diye ortaya konulan şeyler de ciddi tarihçilikle ilgisi olmayan, güvenilirlikten uzak, ideolojik söylemlerden ibaretti. Cumhuriyet'i ve kurucu kadrolarını karalamak uğruna, kulaktan dolma anlatılar "tarih" diye pazarlanıyor; ardından da bunlar sorgulanmaksızın savunuluyor.
İronik olan, doğruluk ve ahlak üzerine en fazla nutuk atan bir kısım Müslümanın, konu Cumhuriyet'e ve Atatürk'e gelince en basit tarih yalanlarını bile sorgulama ihtiyacı hissetmemesidir. Bu açık bir çifte standarttır. Tarih kahvehane dedikodusuyla yazılmaz, önüne geleni "kaynak" ilan ederek de gerçek üretilmez. Belge gösterin, arşiv gösterin, akademik çalışma gösterin. Bunlar yoksa anlattığınız şey tarih değil, ideolojik masaldır.
Cumhuriyet'i eleştirmenize kimsenin itirazı yok. Ama bunu uydurma hikâyelerle değil, doğrulanabilir belgelerle yapın. Gerçekler hoşunuza gitmiyor diye tarihi yeniden yazamazsınız. Propagandayı ne kadar tekrar ederseniz edin, belge ve tarihî yöntem karşısında değeri yoktur. Cumhuriyet'e yöneltilen eleştirilerin ciddiye alınmasını istiyorsanız, önce iddialarınızı masallarla değil kanıtlarla desteklemeyi öğrenin.