u/Puzzled-Can-9399

Doğum oranlarının düşmesi küresel bir planın sonucu mu? Yoksa modern dünyanın getirdiği bir rehavet mi?

Doğum oranlarının düşmesi küresel bir planın sonucu mu? Yoksa modern dünyanın getirdiği bir rehavet mi?

Arkadaşlar başlıkta soruyu sordum, sizden gelecek cevapları merakla bekliyorum.

u/Puzzled-Can-9399 — 4 days ago

Bildiğimiz bilimin ne kadarı gerçek?

Şuan bilimsel diye kabul ettiğimiz bilgilerin bazıları propaganda ve sahte olabilir. Örnegin 1930'larda doktorlar, sigara içmenin yararlı olduğunu ve hastalıklara iyi geldiğini diyordu, fakat sonradan bunun propaganda olduğu net şekilde anlaşıldı. Acaba, bugünde bilimsel sandığımız şeylerin bir kısmı tamamen sahte olabilir mi?

u/Puzzled-Can-9399 — 2 months ago

Hayatın Anlamsızlığı

Düşünün, doğdunuz ve daha siz doğduğunuz anda; dilin, görünüşün, ülken, sosyal çevren, sosyoekonomik durumun ve dinin belirlendi. Siz ırkçıysanız, başkalarının sizin için yarattığı kutunun içinde yaşıyorsunuz. Dindarsanız doğuştan gelen dininizin kurallarına uyuyorsunuz.

Buraya kadar tamam, doğduktan sonra ilk 6-7 yılınızda hayatınız bulanık, dürtü ile yaşıyorsunuz. Sonra bir anda okul geliyor, size gerçek hayatta hiçbir faydası olmayan boş bilgileri verip, beyninizi köreltiyor ve zamanınızdan çalıyor.

Sonra üniversite dönemi geliyor, stresler icinde çabalıyorsunuz her gün gece uyku gözünüze girmiyor, sonra sınava girdiniz ve daha bitmedi; sınav sonuçları, yerleşme, yurt derdi, staj, finaller ve iş bulma derdiyle uğraştınız; ergen yaşınız ile bunlara katlandınız. Bunlar sizi epey yordu, ama başkaları zaten doğuştan sizin elde etmeye çalıştıklarınızın 10 veya 100 hatta daha fazla katına sahipti. Bunu da kabullendiniz.

Sonra asgari ücret, ve yükselme dönemi. Derken hayatınız hızla akıp geçti, o sıkıcı rutinler sanki vampirmiş gibi sizi kuruttu. Ve yükseleceğim derken 50 yaşına geldiniz, artık karşı cinsin peşinde eskisi kadar odaklı koşamaz ve eğlenceli şeyler yapamazdınız.

Ama bir dakika, siz zaten hayatınızı bunları özgürce yapmak için harcamıştınız, ama ona ulaşmaya çalışırken artık vakit geçti. Emeklilik kovalıyor ve sıkıcı bir yaşlı oluyorsunuz, çünkü fizyolojiniz buna izin veriyor, derken iyice yaşlandığınızda hayatınız hakkında pişman oluyorsunuz. Keşke diyorsunuz ama zaman geri gelmiyor.

Size sattıkları başarı masalının aslında yalnızca küçük bir kesim için geçerli olduğunu fark ediyorsunuz, ama artık elinizde baston. Üzülerek kabulleniyorsunuz. Ve mutsuz şekilde bir gece uyurken ölüyorsunuz, ve cenazenize birkac kişi ayıp olmasın diye katılıyor, birkaç kişi gösteriş, birkaç kişi verilen yemeklerden faydalanmak için.

Sonra mezarda, sizi birkaç kez en yakınlarınız ziyarete geliyor. Bir süre sonra onlar da sizi unutuyor. Ve mezarınız tahrip oluyor, ve sizi hatırlayan son nesil ölünce tamamen dünyadan iziniz siliniyor. Ve bitmedi, birkaç on yıl sonra belediye ekipleri gelip mezarınızı başkasına tahsis ediyor kemikleriniz toplanıyor.

Gördüğünüz gibi; seçmediğiniz kişiligi oynadınız, hayatınızı başkasını zengin etmek icin geçirdiniz, hayallerinizi başkasi yaşadı ve siz sadece yaşlandınız, sonra da ölüp unutuldunuz.

Peki öyleyse, yaşamın anlamı ne? Herhangi bir anlamı yok, birkaç aptal gen öyle istedi diye. Ne kadar boş.

reddit.com
u/Puzzled-Can-9399 — 2 months ago