Uzun Vadeli Masaüstü Topluyorum

PS5 kullanıcısıyım. Uzun vadeli bir PC sistemine geçmeye karar verdim. Amacım 5–7 yıl boyunca 4K yüksek ayarlarda sorunsuz oyun oynayabileceğim güçlü bir sistem kurmak.

Sistemi Samsung Neo QLED 65” TV ile kullanmayı planlıyorum.

Kurmayı düşündüğüm sistem:

🧠 İşlemci
AMD Ryzen 7 9800X3D

🎮 Ekran Kartı
RTX 5090 (MSI Gaming Trio / ASUS TUF)

🧩 Anakart
MSI MAG X870 Tomahawk WiFi / ASUS TUF X870-PLUS

🧠 RAM
64 GB (2x32) DDR5-6000 CL30

💾 SSD
2 TB NVMe (990 Pro / SN850X / KC3000)
4 TB Gen4 oyun diski
(Gen5 SSD’leri oyun performansına etkisi olmadığı için tercih etmedim)

❄️ Soğutma
Arctic Liquid Freezer III 360

🏠 Kasa
Lian Li Lancool 217 / Fractal North XL / Corsair 5000D Airflow

🔌 PSU
1200W ATX 3.1 (Seasonic / Corsair / be quiet!)

🪟 Windows 11 Pro

Sistemde değiştirmemi önerdiğiniz, mantıksız veya gereksiz gördüğünüz bir parça var mı?

reddit.com
u/ScoobieNoobieDoo — 1 day ago
▲ 197 r/botw

Love The Game

I just started my Nintendo adventure with this game, and I love it.

We have an idiom that says: “You are running with salt to someone who says they have cucumbers.” I feel like I’m doing that throughout this whole game.

Someone says they lost their cuccos, so I’m searching for them in a village. Ten minutes later, a Zora shows up and says their people need saving, and suddenly I’m helping save an entire race.

This is wild!!

u/ScoobieNoobieDoo — 13 days ago
▲ 19 r/oyun+1 crossposts

Sessiz Savaş: DRM

Aslında çok az konuşulan ama oyun, film, dizi ve müzik sektörünü doğrudan etkileyen bir konu var: DRM (Digital Rights Management – Dijital Hak Yönetimi).

DRM, en basit haliyle içeriklerin kullanımını kontrol eden sistemler bütünü. Ancak son kullanıcı açısından sonuç çoğu zaman aynı hissi yaratıyor: Satın aldığımız şeyin aslında tam anlamıyla “sahibi” değil, ona erişim hakkı olan bir kullanıcı olduğumuzu fark ediyoruz.

Eskiden fiziksel medyada bir oyunu, filmi ya da albümü aldığımızda bu ürün bize aitti. Bugün ise dijital platformlarda içerikler abonelik sistemlerine taşındı. Netflix, Spotify gibi servislerde içeriklere erişim, abonelik sürdüğü sürece mümkün. Oyun tarafında ise durum daha farklı bir noktada: “oyunu satın almak” çoğu zaman aslında bir lisans satın almak anlamına geliyor.

Bu da pratikte şuna dönüşüyor: İnternet bağlantısı, hesap doğrulaması ya da platform kuralları değiştiğinde, daha önce satın aldığımız içeriğe erişimimiz kısıtlanabiliyor. Tek oyunculu bir oyun bile, bazı durumlarda ilk kurulumda veya belirli aralıklarla lisans doğrulaması gerektirebiliyor.

Bu durum özellikle “offline kullanım” senaryolarında daha görünür hale geliyor. İnternetin olmadığı bir ortamda ya da bağlantı kesildiğinde, daha önce sahip olduğumuzu düşündüğümüz içeriğe erişememek, sahiplik algısını doğrudan etkiliyor.

Bunun yanında ilginç bir durum daha var: Oyun ve film topluluklarında asıl yapısal konular yerine çoğu zaman daha yüzeysel tartışmalar öne çıkıyor. “Hangi oyun overrated?”, “hangi karakter daha güçlü?”, “şu karakter olmalı mıydı?” gibi konular daha çok konuşulurken, sahiplik, lisanslama ve dijital haklar gibi daha temel meseleler geri planda kalıyor.

Elbette buna karşı bireysel tepkiler de var. Bazı kullanıcılar satın alma davranışlarını değiştirerek, DRM veya abonelik sistemlerine karşı mesafeli durmayı tercih ediyor. Bunun ne kadar etkili olduğu tartışılır, ama en azından hiçbir şey yapmamaktan farklı bir yaklaşım olduğu kesin.

Benim burada asıl dikkat çekmek istediğim şey ise şu: Dijital içerik tüketimi arttıkça, sahiplik algımız da sessizce değişiyor. Ve bu değişim çoğu zaman fark edilmeden, tartışılmadan ilerliyor.

u/ScoobieNoobieDoo — 27 days ago

Can I Play Games Offline If I Get a Nintendo Switch 2

I am a seaman, so I don't have always internet connection. I don't want DRM control. So if I get one of these consoles can I play games offline or should I have to connect to internet for DRM etc.?

Note: I asked the AI. It always answers; you don't always need the DRM control. I asked several times I need never DRM control, answer was always same. So I am not sure about it.

reddit.com
u/ScoobieNoobieDoo — 28 days ago

Gelin Size RDR2 Hikayesinin Neden En İyi Hikayelerden Biri Olduğunu Anlatayım (RDR1&2 TLOU Part II Spoiler içermektedir)

'RDR2 hikayesi o kadar da iyi değil' tarzı çıkarımların artması üzerine bu tarz bir post yazmam gerektiğini düşündüm. Burada kişisel düşüncelerimden çok hikayenin inşası ve karakter gelişimleri üzerine konuşacağım.

İlk olarak hikaye tek başına bir hikaye değil. Önceki hikayenin boşlukları doldurulmak için yazılmış bir hikaye ve bunu çok iyi yapıyor. Hatta John'un yüzündeki yaranın nasıl oluştuğuna kadar, bu yaraya John'un kendisinin ve Arthur'un ne yorumlar yaptığına kadar detaylı anlatıyor. Yine de aynı teknik kullanılarak ucu açık noktalar bırakılıyor. Bu da bitmek bilmeyen teoriler dizisini beraberinde getiriyor. Örneğin, ilk hikayede geçen aşağıdaki konuşma;

John: I'm pretty good at remembering faces. (Yüzleri hatırlamada gayet iyiyimdir)

Strange Man: Are you? Do you remember Heidi McCourt's face?
(Öyle misin? Heidi McCourt'un yüzünü hatırlıyor musun?

John: Who?
(Kim)

İlk hikayede geçen kızın Dutch'ın vurduğu kız olduğunu biliyoruz, nasıl vurdu, neden vurdu, bilmiyoruz. İkinci hikayede de bu kıza geri dönülüyor ve Arthur ve Javier arasında geçen konuşma;

Arthur: “What really happened on that boat?”
(Gerçekten o botta ne yaşandı)

Javier: “We got the money. It seemed fine.”
(Parayı aldık. Her şey iyi görünüyordu.)

Arthur: “And suddenly?”
(ve aniden?)

Javier: “They were everywhere. Pinkertons… lawmen…”
(Her yerdelerdi. Pinkertonlar, kanun adamları...)

Arthur: “That many?”
(O kadar çok?)

Javier: “There is no way they could have planned for that. Something went wrong.”
(Bunu planlamış olmalarının yolu yoktu. Bir şey yanlış gitti.)

Arthur: “And Dutch shot a girl.”
(Ve Dutch bir kızı vurdu.)

Javier: “It was a bad situation. It ain’t like him, but… I think he did what he had to do.”
(Kötü bir durumdu. Onun yapacağı bir şey değildi, ama... Bence yapmak zorunda olduğu şeyi yaptı.)

Bu kıza ikinci hikayede de geri dönülüyor ve bu hikayenin ucu bilerek açık bırakılıyor. Yazar isterse bu hikayeye dönebilir, Sadie ile ilgili bir hikaye yazabilir, Jackle ilgili bir hikaye yazabilir. Hepsi bilerek ucu açık bırakılmış hikayeler olmasına rağmen topluluğun bu hikayelere doymuş olması sebebiyle yepyeni bir hikaye de yazabilir. Her ne kadar orijinal yazar Rockstardan ayrılmış olsa da kullandığı bu teknik hâla geçerli ve herhangi bir yazar, ki umarım yerine geçen de önceki yazar kadar iyi olur, gelip bu hikayeleri kaldığı yerden veya yeni bir noktadan yazabilir.

Aynı şekilde ilk hikayede ucu tamamen açık bırakılıp, ikinci hikayede tamamen bağlanan konular da var. Bunlara konu daha fazla uzamasın diye girmiyorum. Yine de John'un ölüme terk edilmesi, Dutch'ın o kararının artık lider özelliğini tamamen kaybedip delirmeye başlaması ve paranoyasıyla ilgili olması güzel işlenmiş.

Benim en çok ilgilendiğim kısım aslında karakter gelişimi ve karakterlerin kararlarının ve hatta günlük hayattaki hareketlerinin dahi karaktere oturmuş olması.

Karşılaştırma yapmak gerekirse yine çok sevdiğim TLOU part I ile TLOU part II de Joel veya Ellie'nin durum ne olursa olsun, yapmış oldukları kendilerine ait olmadığı hissedilen hareketler vardı. Mesela Tommy gerçek isimlerini bir yabancıya söylerken Joel'un bunu hiç umursamaması; bu karaktere uygun olmayan bir hareket, çünkü durum ne kadar yoğun olursa olsun, bizim tanıdığımız Joel her zaman ihtiyatlı davranırdı ama bu durumda Tommy gerçek isim verdiğinde Joel'dan şaşırma tepkisi veya herhangi başka bir tepki görmüyoruz. Bu da sahnede bir gariplik olduğunu hissettiriyor. Ellie nin elinde levyeyle acımasızca Nora yı dövmesi, sahne sonrasında Ellie kendini kötü hissetse dahi karaktere uygun bir davranış olmadığından oyuncuya bir garip hissettiriyor. En azından durum benim için böyle ve bu benim oyun deneyimimi gerçek anlamda bozmadı, sadece puan düşürmeme sebep oldu.

Bu tarz bir garipliği RDR2 de görmüyoruz. Arthur o anki karakteri neyi gerektiriyorsa onu yapıyor. Arthur kötü bir adam, başında ödül olan bir suçlu ve çete üyesi ve hikaye başladığında bu şekilde hareket ediyor. Başkalarının müdahalesi olmadığında Arthur hep bencilce ve kötü sonuçlar doğuracak kararlar veriyor. Dutch sürekli plan yapan bir adam ve sürekli plan yapıyor. Micah hain ve ihanet ediyor. Arthur hikayenin ilerleyen zamanlarında ölümle yüzleşiyor ve tövbe etme zamanının geldiğini hissetmeye başlıyor. Buradan sonra Arthur'un verdiği kararlar daha çok iyilik yapma yönünde oluyor. John ölümle bir kaç kez yüzleşene kadar aynı şekilde suçlu, yalnız kovboy kimliğini koruyor. Ölümle yüzleştikten sonra karakteri aile adamına doğru kaymaya başlıyor. Bunların hepsi genelde en azından bana "burada bu karakter bunu yapmazdı" dedirtmeden yapılıyor.

Sonuç olarak elimizde hikayesiyle ve karakterleriyle neredeyse hiç sarsılmayan bir oyun kalmış oluyor. Bu sebeplerden ötürü RDR2 oynadığım en iyi oyunlardan biri, oynanış olarak artıları ve eksileri olsa da benim hiç çekinmeden 9/10 diyebileceğim bir oyun.

Okuduğunuz için teşekkürler.

u/ScoobieNoobieDoo — 28 days ago
▲ 5 r/oyun

Gelin Size RDR2 Hikayesinin Neden En İyi Hikayelerden Biri Olduğunu Anlatayım (RDR1&2 TLOU Part II Spoiler içermektedir)

'RDR2 hikayesi o kadar da iyi değil' tarzı çıkarımların artması üzerine benim de bu tarz bir post yazmam gerektiğini düşündüm. Burada kişisel düşüncelerimden çok hikayenin inşası ve karakter gelişimleri üzerine konuşacağım.

İlk olarak hikaye tek başına bir hikaye değil. Önceki hikayenin boşlukları doldurulmak için yazılmış bir hikaye ve bunu çok iyi yapıyor. Hatta John'un yüzündeki yaranın nasıl oluştuğuna kadar, bu yaraya John'un kendisinin ve Arthur'un ne yorumlar yaptığına kadar detaylı anlatıyor. Yine de aynı teknik kullanılarak ucu açık noktalar bırakılıyor. Bu da bitmek bilmeyen teoriler dizisini beraberinde getiriyor. Örneğin, ilk hikayede geçen aşağıdaki konuşma;

John: I'm pretty good at remembering faces.
(Yüzleri hatırlamakta gayet iyiyimdir.)

Strange Man: Are you? Do you remember Heidi McCourt's face?
(Öyle misin? Heidi McCourt'un yüzünü hatırlıyor musun?)

John: Who?
(Kim?)

İlk hikayede geçen bu kızın Dutch'ın vurduğu kız olduğunu biliyoruz, nasıl vurdu, neden vurdu, bilmiyoruz. İkinci hikayede de bu kıza geri dönülüyor ve Arthur ve Javier arasında geçen konuşma;

Arthur: “What really happened on that boat?”
(Gerçekten o teknede ne yaşandı?)

Javier: “We got the money. It seemed fine.”
(Parayı almıştık. Her şey iyi görünüyordu.)

Arthur: “And suddenly?”
(ve aniden?)

Javier: “They were everywhere. Pinkertons… lawmen…”
(Her yerdelerdi. Pinkertonlar, Kanun adamları...)

Arthur: “That many?”
(O kadar çok?)

Javier: “There is no way they could have planned for that. Something went wrong.”
(Bunu planlamış olmalarının bir yolu yok. Bir şey yanlış gitti)

Arthur: “And Dutch shot a girl.”
(ve Dutch bir kızı vurdu.)

Javier: “It was a bad situation. It ain’t like him, but… I think he did what he had to do.”
(Kötü bir durumdu. Onun yapacağı bir şey değildi, ama... Bence yapmak zorunda olduğu şeyi yaptı.)

Bu kıza ikinci hikayede de geri dönülüyor ve bu hikayenin ucu bilerek açık bırakılıyor. Yazar isterse bu hikayeye dönebilir, Sadie ile ilgili bir hikaye yazabilir, Jackle ilgili bir hikaye yazabilir. Hepsi bilerek ucu açık bırakılmış hikayeler olmasına rağmen topluluğun bu hikayelere doymuş olması sebebiyle yepyeni bir hikaye de yazabilir. Her ne kadar orijinal yazar Rockstardan ayrılmış olsa da kullandığı bu teknik hâla geçerli ve herhangi bir yazar, ki umarım yerine geçen de önceki yazar kadar iyi olur, gelip bu hikayeleri kaldığı yerden veya yeni bir noktadan yazabilir.

Aynı şekilde ilk hikayede ucu tamamen açık bırakılıp, ikinci hikayede tamamen bağlanan konular da var. Bunlara konu daha fazla uzamasın diye girmiyorum. Yine de John'un ölüme terk edilmesi, Dutch'ın o kararının artık lider özelliğini tamamen kaybedip delirmeye başlaması ve paranoyasıyla ilgili olması güzel işlenmiş.

Benim en çok ilgilendiğim kısım aslında karakter gelişimi ve karakterlerin kararlarının ve hatta günlük hayattaki hareketlerinin dahi karaktere oturmuş olması.

Karşılaştırma yapmak gerekirse yine çok sevdiğim TLOU part I ile TLOU part II de Joel veya Ellie'nin durum ne olursa olsun, yapmış oldukları kendilerine ait olmadığı hissedilen hareketler vardı. Mesela Tommy gerçek isimlerini bir yabancıya söylerken Joel'un bunu hiç umursamaması; bu karaktere uygun olmayan bir hareket, çünkü durum ne kadar yoğun olursa olsun, bizim tanıdığımız Joel her zaman ihtiyatlı davranırdı ama bu durumda Tommy gerçek isim verdiğinde Joel'dan şaşırma tepkisi veya herhangi başka bir tepki görmüyoruz. Bu da sahnede bir gariplik olduğunu hissettiriyor. Ellie nin elinde levyeyle acımasızca Nora yı dövmesi, sahne sonrasında Ellie kendini kötü hissetse dahi karaktere uygun bir davranış olmadığından oyuncuya bir garip hissettiriyor. En azından durum benim için böyle ve bu benim oyun deneyimimi gerçek anlamda bozmadı, sadece puan düşürmeme sebep oldu.

Bu tarz bir garipliği RDR2 de görmüyoruz. Arthur o anki karakteri neyi gerektiriyorsa onu yapıyor. Arthur kötü bir adam, başında ödül olan bir suçlu ve çete üyesi ve hikaye başladığında bu şekilde hareket ediyor. Başkalarının müdahalesi olmadığında Arthur hep bencilce ve kötü sonuçlar doğuracak kararlar veriyor. Dutch sürekli plan yapan bir adam ve sürekli plan yapıyor. Micah hain ve ihanet ediyor. Arthur hikayenin ilerleyen zamanlarında ölümle yüzleşiyor ve tövbe etme zamanının geldiğini hissetmeye başlıyor. Buradan sonra Arthur'un verdiği kararlar daha çok iyilik yapma yönünde oluyor. John ölümle bir kaç kez yüzleşene kadar aynı şekilde suçlu, yalnız kovboy kimliğini koruyor. Ölümle yüzleştikten sonra karakteri aile adamına doğru kaymaya başlıyor. Bunların hepsi genelde en azından bana "burada bu karakter bunu yapmazdı" dedirtmeden yapılıyor.

Sonuç olarak elimizde hikayesiyle ve karakterleriyle neredeyse hiç sarsılmayan bir oyun kalmış oluyor. Bu sebeplerden ötürü RDR2 oynadığım en iyi oyunlardan biri, oynanış olarak artıları ve eksileri olsa da benim hiç çekinmeden 9/10 diyebileceğim bir oyun.

Okuduğunuz için teşekkürler.

reddit.com
u/ScoobieNoobieDoo — 28 days ago
▲ 167 r/RDR2

RDR3 (GTA VI Is Coming, So We’re Talking Far Into the Future)

I’ve played Red Dead Redemption 2 more times than I can count, and my conclusion is that if Rockstar ever makes RDR3, it will most likely focus on either Sadie Adler or Jack Marston.

There are two main reasons why.

If Rockstar decides to continue with a female protagonist, the obvious choice would be Sadie Adler. Personally, I don’t think Rockstar cares much about following industry trends, but Sadie is still a strong candidate. The problem is that she doesn’t carry the same legacy as Jack Marston. To put Sadie in the spotlight, Rockstar would have to push Jack aside, and that would feel like a waste of a character with so much potential.

Jack, on the other hand, inherited his father’s legacy. We already know he’s following in John Marston’s footsteps, and I think his story could serve as a perfect conclusion to the Red Dead Redemption series. Between the two options, I’m on the Jack Marston side, although I’d still love to see a game focused on Sadie.

There is also a third possibility: another prequel.

Rockstar could take us back to the early days of the Van der Linde gang and finally show us what really happened during the Blackwater ferry job. As Javier tells Arthur:

“There is no way they could have planned for that. Something went wrong.”

However, I don’t think the ferry job should be treated as a standalone DLC. To understand why it went wrong, and why even the gang itself never fully understood what had happened, we would also need to see how the gang was formed, how Dutch, Hosea, Arthur, and the others built their relationships, and how the ideals that once held the gang together slowly evolved into the situation we see in RDR2.

The Blackwater massacre should be the climax of that story, not the entire story itself. That’s why I believe it would work much better as a full game than as a DLC.

Thanks for reading.

u/ScoobieNoobieDoo — 1 month ago

I Think Both Sides May Hate This, But Still…

I saw some posts saying that people who don’t like the show are idiots, and other posts saying the same thing about people who do like it.

First of all, I love the show, even though I haven’t watched any episodes of Season 4 yet. However, I don’t think it’s a problem if someone dislikes something that I love. The real problem is when people can’t accept that others may love, dislike, or even hate the show.

A TV show shouldn’t be treated like a romantic relationship where you idealize your partner and believe everyone else should love them too. Thinking that way, not just about this show, but about anything, limits our perspective and prevents us from seeing beyond our own opinions.

What we should avoid is the mindset of: “This show is bad because I think it’s bad, and anyone who likes it is an idiot,” or the opposite. If we can listen to other people’s perspectives and discuss things respectfully, we might even change our minds and realize, “Oh, that’s actually a good point.” Or we may keep our original opinion and simply have had a good conversation.

Thanks for reading.

u/ScoobieNoobieDoo — 1 month ago