

Öylesine dert yanıyorum sizlik bişi yok.
Fark ettim ki, buraya bişeyler yazınca ve biraz zamana atınca biraz hafifleme oluyor. Nedenini bilmiyorum ama iyi hissettirdi. Bugüne kadar genelde olayları içime atar, konu gündeme yada gözlerimin önüne geldiğinde de içimde patlamaya devam ederdi. Birkaç kez buraya olaylarımı, hayat hikayemi vs başından başlayarak yazmıştım sonra sabah ayık kafa bakınca “napıyorum lan ben, millete ne senin derdinden” diyip, yazdığım yazıyı silmemle sonuçlandı. Yazıyı okuyan kişi de zaten 1 elin parmağını geçmediği için olayları en başa sarmadan direk konuya bodozlama dalıcam. Kendini bunu okumaya adamış ve şu cümleye kadar gelmiş arkadaşım, valla hiç gerek yok kendini yorma. Diğer postlara geç. Bura benim anı defterim gibi bişey oldu çünkü.
Neyse vaktini çalacağım arkadaştan da özür dilediğime kendi yazıma döneyim. Benim bu güzellik için ettiğim kavga sonrası okul müdür yardımcımız anneme ve babama ulaşamadığı için nereden bulduğuna emin olmadığım bir şekilde benden 2-3 yaş büyük üvey abimi aradı. 🐴 kafası onu niye arıyorsun. Kaç kere kavga etmişim, kaç kere yumruk yumruğa birbirimizi öldürürcesine dövmüşüz. Tabii adam nerden bilsin. Bi buna ulaşabildik diye çağırmış onu. Nasıl yaptı ve dedi bilmiyorum benim güzelliğin numarasını almış. Kaç yıl geçti aradan hala ne ara aldı, ne dedi de aldı bilmiyorum. Kavga sonucu ben 2 hafta uzaklaştırma. Kavga ettiğim çocuğa hiç bişey olmadı. E telefonda yok güzelliğe de ulaşamıyorum. Ben bu 2 haftayı en iyisi biraz kafa dinliyim diye evden hiç çıkmayarak, işten eve-evden işe giderek geçirdim. E görüşmedim de tabii kimseyle.
2 haftanın sonunda tekrar telefonu hallettim. Okula geldim. Ağzım yüzüm de düzelmiş biraz ama izler var hala. Çocuk beni gördüğü yerde kafasını eğiyor felan. Okul girişi bahçede benimki yok. Sınıftada yok. okula gelmemiş. Ertesi gün geldi suratıma bakmıyor. Yanına gidiyorum konuşmak için, müsait değilim demeler vs. Kızım ayrıldık mı noldu diyorum. Ne ayrılması ya iyi değilim felan diyor. Sıkmadım fazla. Belki canı sıkkındır felan diye. Sonra okul çıkışı yine işe gitmek için otobüs durağına doğru gidiyorum. Tanımadığım bir numaradan bi mesaj geldi. Benimkinin mahalleden arkadaşıymış. Numaramı telefonundan gizli gizli almış. Bana bişey diyecekmiş felan. Benimki benim üvey abimle takılıyormuş. Hatta pazartesi (okula gelmediği gün) okuldan kaçmışlar. Sinema, kafe, park, bahçe gezmişler. İnanmadım. Saçmalama numarasını nerden bulsun da, tanışsınlarda, böyle böyle olsun da falan filan diye kendimi avutuyorum. Abi resim attı kız bana. Bizim gittiğimiz parkta, bizim oturduğumuz bankta dudak dudağa resmi var. Beynimden vurulmuşa döndüm. Gözümün önü karardı. Otobüsten herhangi bir durakta indim. Kaldırıma oturdum. Resme bakakaldım böyle mal gibi. O dakikaya kadar aldatmanın böylesini hiç görmedim. Lan daha 14-15 yaşlarındayız. Bu nasıl travma. Çocuğun birisi kolunu omzuna attı diye uğruna ortalığı ayağa kaldırdığım kız beni üvey abimle aldatıyor.
Ulan memlekette adam mı kalmadı? Ayrıl benden napıyorsan yap. Kocaaaaa okul, kocaa memleket bitti kala kala abim mi? Aradan seneler geçti hala şu cümleleri yazarken boğazıma bişey düğümleniyor. Elim titriyor sinirden. Aradım bunu. Kızı değil üvey olanı. Çağırdım bilindik bi parka. Tek gel dedim. Geldi. Ama tek değil. 5 kişi arabaya doluşup gelmişler. Benim sizle bi işim yok şunla bi işim var dedim ama ne çare. Güzel dayak yedim 5 kişiden. Şuan sağ elimdeki kesik izini soranlara çocukken oldu diyorum. Olaylar aklıma geliyor. 2 hafta da rapor aldık o dayağın üstüne. Çok detay vermicem o geceyle ilgili. Parktaki güvenlik görevlisi ambulans çağırıp çocukları da kovalayınca acile yetiştirdiler çok şükür.
Sonra bunlar ne oldu, ne yaptılar bilmiyorum. Aramadım, sormadım hiç. Tenefüslerde dışarı filan çıkmıyordum. Denk gelmemek için elimden geleni yapıyordum. Bu güzellik lise 2de kendimi açığa aldırdı. Üveyle de bidaha hiç görüşmedim. Numaramı da değiştirdim. Güzellik sağdan soldan numaramı istemiş haberi geldi. Verdirmedim.
Lisede başka sevgili olayı vs yapmadım. Yapamadım da. Yaklaşmaya çalışan oldu. Başka okulda sevgilim var diyip geçiştirdim. Evden işe, işten okula, okuldan işe, işten eve geçiştirdim lise hayatını. Sonra 4. Sınıfa yeni geçtiğimizde haberi geldi. Daha yaşlar 17 o zaman. Çocuğun birisi gelmiş, iş-güç sahibi. Evlenmek isterse tanışalım felan diye. Bu kabul etmiş. 17 yaşında evlendirdiler bunu.
Şuan gelecekten bildiriyorum. 2 çocuğu olmuş. Evlendiği adam ağır alkolik. Bizim ortak arkadaşla buluştuk geçenlerde. Bağırışlar, çağırışlar susmuyor evin içinde diyor. İçince kafası gidiyormuş. Dövüp dövüp sokağa atıyormuş kızı. En son kızı annesi babası kaçırmışlar. Ama adam psikopat. Yeri göğü inletiyormuş “bulacam onu. Ya benim ya toprağın diye”
Buna ilahi adalet demek istemiyorum. Ortada masum 2 çocuk var. Muhtemelen beni unutmuştur zaten. Onun hayatında o kadar büyük etki yarattığımı düşünmüyorum. O benim hayatımda büyük etkiler yarattı. Şuan nerede, nasıl onu da bilmiyorum. Bana yaşattığı onca şeyden sonra ve aradan geçen yıllar hatrına “umarım iyidir” demekten başka yapabileceğim bişey yok.
Sanırım burada bana yardımcı olabilecek birileri çıkar
Herkese merhaba, Resimdelerde ki ürün zannediyorum bir render. İğrenç yapılmış. Bunu bir e-ticaret sitesine yükleyeceğiz fakat gerçekci bir görüntü oluşturmak istiyoruz. Aynı zamanda sağdan, soldan, objektiften görüntüsü gerekli. Herhangi bir ortamda, kullanımdayken vs yapmak için neler gerekli? Tekrar modelletmek istedim ama çok aşırı aşırı yüksek fiyatlar çektikleri için öyle bir bütçem yok. Aranızda nereden ve nasıl ücretsiz yada cüzzi ücretlere öneri sunabilecek arkadaşlar var ise çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
Mobilya satış sitesi arayüzü arayışındayım
Başlıkta da belirttiğin gibi. Bir mobilya satış web sitesi projesi var. Fakat nasıl bir tasarım istediğimize henüz karar veremedik. Sizin beğendiğiniz var ise, tasarımı olsun, ödeme ekranı, ürün görselleri vs örnekler verebilir misiniz?
Ben ona yazamıyorum. Ona yazıyormuşum gibi buraya yazacağım. Sizlik bir durum yok.
Ben tercihen yalnız olmayı hiç seçmedim. Yalnız olarak doğdum. Nasıl mı? Şöyle anlatayım. Babam işi sebebi ile sürekli seyahat eden, 2-3 ayda maximum 1-2 kere görebildiğim, annem ise ya memlekette, ya herhangi bir kursta yada belediyenin açtığı değişik değişik gezilerde olan birisi. Her ikisinin de sorumsuz aileler olduğunu anlamam senelerimi aldı. Çünkü ben herkesin ailesini kendim gibi sanıyordum. Kendim aç kalmamak için yemek yapar, yada dolaptaki günler öncesinden kalan yemekleri ısıtır, bakkala gidip ekmek yazdırırdım. İlkokul ve lisedeki veli toplantılarıma bakkaldaki zeki abiyi, komşumuz canan ablayı veya mahallede “abi” rolü üstlenen herhangi bir x kişisini veli toplantıma katılması için ikna etmeye çalışırdım. Ama tekrar söylüyorum, ben olayların içinde hep bu şekilde büyüdüğüm için asla bu durumları yadırgamaz sanki herkes benim gibi yaşıyormuşcasına büyüyüp bu yaşıma geldim. Mesela benim berbat bir midem vardır. Çok kötü yemekleri yiyebiliyorum. Çünkü kendimde yemek yapamıyorum. E küçücük çocuğa git 2 yumurta kırıp ye dersen ve kendi kendine o işi öğrenmesini istersen iğrenç bir tad alma duyusu gelişir. Yemek aşırı tuzlu, aşırı ekşi, acı vb farketmiyor. Çünkü normalinin nasıl olduğu konusunda açıkcası pekte bir fikrim hiçbir zaman oluşmadı.
İlkokul biraz hızlı geçti. Pel bişey hatırlamıyorum. Sabahtan öğlene kadar okulda, okuldan çıkınca internet kafede, internet kafeden çıkınca parkta oturmaca, sonrasında uyuyuş ve kapanış. Ara sıra harçlık çıkartmak için birkaç ufak çaplı iş. Okulda hocalara yardım, pazara gelen kişilerin poşetlerini taşıma ufak çaplı harçlıklar anlayacağınız.
İlkokul hızlı bittikten sonra lisenin zorunlu olmadığını öğrendim bir arkadaşımdan. Okumakta hiçbir zaman gözüm olmadığı için bir fabrikada işe girdim. Bu benim hayatım boyunca aldığım en kötü kararların başlarında geliyor. Yaşım 13-14 felandı. Fabrikada benden bir büyük kişi 25li yaşlarda felandı sanırım. Bunu üşenmeden okuyan illaki birileri çıkar. Onun midesini bulandırmamak için söylemicem ama parmak uzuvlarımdan birisinin kaybıyla sonuçlandı. Zaten sigortasız bir çalışanım. Zaten rica minnet işe girmişim. Bu olay üzerine okumamanın saçmalığını anlayıp liseye kaydoldum.
Liseye gitmek demek; özellikle mahallede olan bir lise değilse otobüse binmek demekti benim gözümde. Otobüse binmek demek öğle yemeğini dışarda yemem demek. Ve bunlarda benim için maddiyat sağlamam gerek demek. Hem okuyup hem maddiyat sağlayabileceğim bir şey yapmam lazımdı. Bende yine internet kafeden ve okuldan birkaç arkadaşımın sürekli maçlara gittiğini gözlemledim. Hafta sonları maç çıkışlarında (gerel bir klüp) atkı, bere, ayakkabı bağcığı felan satarak geçimimi ufakta olsa sağlıyordum. Daha sonraları lise 2de tanıştığım bir arkadaşımla (kendisi sazcıydı) hafta sonları mahalle düğünlerinde o çalarken ben tesisatı ayarlamaya, havaya atılan bahşişleri felan toplamaya, çay getir-götür vs işleri felan yapmaya başladım. Çünkü bu atkı-bere işinde felan 3-4 kere zabıta ve polisler içeri alınca iş sakata binmeye başlamıştı.
Neyse lise geçimimi bu şekilde sağlıyordum. Şimdi acıklı kısımlara geçiyorum yavaştan. 3-4 kişilik bir arkadaş grubumuz vardı. Hala hatırlıyorum. Coğrafya hocamız şey derdi. Şehirde 4 tane ipsiz sapsız nasıl birbirinizi aynı sınıfta buldunuz merak ediyorum derdi :) haksız da sayılmazdı. Arkadaşlarımdan birisinin ilkokuldan tanıştığı bir kız arkadaşı ona mesaj atıyor ve okulun nasıl olduğunu, kaydını oraya aldırıp aldıramayacağını soruyor. Buda yardımcı oluyor ve bu kız okula annesiyle gelip kaydını aldırıyor. Ben ve diğer arkadaşlarım olayı sadece kulağımızın ucuyla dinlediğimiz için hayal meyal hatırlıyorum. Pazartesi günü de okulun ilk günü ilk tenefüs saati koridorda yine 3-4 kişi takılırken koridorun sonundan bişey geliyo. Herkes takılmış resmen. Kafasını çevirip bakıyor felan. Aşırı dikkat çekiciydi. Belki de o yaşıma kadar gördüğüm en en en güzel şeylerden birisi olabilirdi o. Adını söylemicem. Anmakta istemiyorum. Okulda ilk günü olduğu için kimseyi tanımıyordu. Bizim yanımıza geldi ve arkadaşa selam verdi. Bizimle tanıştırdı. Bende tutukluk oldu, hiç unutmuyorum kekeleyerek adımı söylemiştim. Aradan seneler geçti hala o halim aklıma geldikçe gülümserim :)
Çok yakışıklı değildim. 10 numara ceketim yoktu. 2. Elciden almıştım. Pantolonumla renk tonu farkı vardı çünkü ütülemeye çalışırken yakmıştım. Gömleğim komşumuzun eşi hakan abinindi. Benden 4 beden iri olduğu için bana büyük geliyordu. Ayakkabımın ucundaki plastik yerde ufak ufak kabarcıklar vardı çünkü ateşte kuruturken yakmıştım. Ve o an üzerimde tam olarakta bu dediklerimden oluşan bir kombin vardı. O ise zannediyorum o an “melek” veya “prenses” kavramında ki bişeydi. Saçı, yüzü, duruşu, gülümseyişi. Bazı insanlar “özenilerek yaratılmış” kelimesini çok duyardım. İlk defa şahit olmuştum. Sonraki birkaç gün tenefüste yanımıza gelmesi, benim kekemelik, konuşamama durumu vs derken geçti. Arkadaşlarım da durumu çok üstelememişti. Sonra bigün telefonuma mesaj geldi akşam üstü. Numaramı arkadaşımdan almış. Bana direk “merhaba” diye attığı mesajı aradan yıllar geçmesine rağmen hala çok iyi hatırlıyorum. Konuşmaya bu şekilde başlamıştık. Onun sınıfı koridorun en sonundaydı ve beni görmek için o koridordan yürürken hep şey derdim. “çok güzelsin lan” “çok şanslıyım lan” tenefüsteki konuşmalarımız, görüşmelerimiz yetmemeye başladı. Okul çıkışında görüşmeye başladık. Bişey de yapmıyoruz yani. Herhangi bir bankta oturup saatlerce sohbet ediyor sonra onu dolmuşuna bindirip kendimde havalara uçarak eve gidiyordum.
Şuanda neden diye sorsalar bi açıklama yapamam ama o zamanlar muhtemelen ergenliğin verdiği yetkiyle saçma bir harekette bulundum. Zaten aşırı dikkat çekiyordu. Bu dikkat çekmesi üst sınıftan birisinin buna asılmasıyla devam etti. Ben yine koridorun başında onu beklerken çocuk geldi ve birden bire benim dokunmaya kıyamadığımın elini omzuma attı. Gözümde şimşekler çaktığını hatırlıyorum. O koridorda koşuşumu ve ağzına yumruk attığım o çocuk yere düşmüş ben hırsımı alamayıp üstüne çıkıp suratına yumruk atmaya devam ettim. Şuanki kafam olda bu kadar büyük tepki vermem. Tepkisiz kalırım demiyorum. Bu kadar büyüğünü vermem. Bikaç dişini kırmışım. Kaç tane dikiş atıldı hatırlamıyorum. Ben orda koşarken sadece benim güzelliğin bana “yapma dur” diye bağırdığını hatırlıyorum. Gerisi pek de keskin hatırlar değil. Arkadaşlar, öğretmenler, çevredeki diğer çocuklar vs ayırdılar bizi. Müdür yardımcısının odasında aileme ulaşılmaya çalışırken hatırlıyorum. Babamın telefonu kapalıydı. Annemde muhtemelen yabancı numara diye açma yada telefonu evdeydi bilmiyorum. Aileden kimseye ulaşamadılar. Sonuç 2 hafta uzaklaştırma. Karşı aile benden şikayetçi olmadı. Muhtemelen çocuklarının nasıl yılışık bir tip olduğunu onlarda biliyor. Olaydan 1-2 ay sonra okul çıkışı 5-6 kişiden harika ötesi bir sopa yedim. Ama o konuya girmicem. Müdür yardımcı nasıl ulaştığı hakkında ufacık fikrim yok ama gördüğümde aşırı şaşırdığım üvey kardeşime ulaştı. Evet üvey. Babamız aynı ama onun annesi farklı. Benden 3-4 yaş felan büyük. Güzel de bir hayatı vardı o zamanlar. Şimdi nasıl bilmiyorum. Altında motoru, arabası vs.
Onun okula gelmesi benim hayatımda yaptığım yada karşıma çıkan belkide hayatımı değiştiren en büyük hatalardan birisi olabilir. Üvey kardeş diyorum ama kanlı bıçaklı düşmanım desem daha yerinde olabilir. Konunun bundan sonrasını yazmak isterdim ama gerçekten çok yoruldum. Belki yazarım. Belki yazmam. Bilmiyorum. Çok eskiden girdim konuya. Taaa liseleri felan açtım. Üzerinden yıllar geçmiş ama etkisi geçmemiş konular.
Okuduysanız, zamanınızı aldığım için özür dilerim. Birileri okusun diye yazmadım. Ona yazamıyorum. Bari buraya yazayım dedim.
1.5 aydır her kuruşumu biriktirerek yaptığım sepetim bu şekilde. Yorum, öneri ve tavsiyelerine sonuna kadar açığım
Yatırım konusunda daha emekleme adımları atan birisiyim. Genellikle orta-uzun vadede bakıyorum olaya. Son 1.5-2 aydır da elime geçen her kuruşu biriktirmeye çalışıyorum. Burada daha önce tavsiye veren arkadaşlardan da teşekkür ederim. Gerçekten yararlı bilgiler sağladılar. Şuan güncel sepetim bu şekilde. Her ay üzerine eklemeye de devam edeceğim. Yorumlarınızı, önerilerinizi ve tavsiyelerinizi seve seve dinlerim. Teşekkürler.
IGL fonuna düzenli para yatıran tek ben miyim?
Grubu düzenli takip ediyorum, yorumları okuyorum. Kendimce bişeyler yapmaya çalışıyorum. Ama bu fon hakkında ne bir yorum gördüm ne bir öneri