İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliği yetkililerinden Andrew Ryan, Lozan Konferansı'na katılan Türk delegelerinin bazılarıyla ilgili olarak hazırladığı notlar
▲ 104 r/Turkey+1 crossposts

İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliği yetkililerinden Andrew Ryan, Lozan Konferansı'na katılan Türk delegelerinin bazılarıyla ilgili olarak hazırladığı notlar

​

İsmet Paşa - Aşırı eğilimli; görüşmelerde inatçı; Mustafa Kemal'in sadık yardımcısı;

​Dr. Rıza Nur - Belirli görüşleri olmayan, macerasever, aşırı eğilimli, en çok para ödeyenlere bağlılıkla hizmet eder; Bolşeviklerden ödenek alır;

​Hasan Bey - Maliye uzmanı ama mali konularda pek az bilgisi var;

Muhtar Bey - Eskiden İstanbul'un Bayındırlık Bakanlığı'nın tanınmış ve saygın yetkilisi; kendi özel sahasında yetenekli teknik uzman; güçlü bir ulusçu\[nasionalist\\\]; oldukça zeki ve dürüst;

​Hamit Bey - Fransız mali çevreleriyle sıkı ilişki içinde; çalışkan ve çabuk anlayışlı, ama genellikle etkili olmaktan çok bir araç \\\[alet\\\], yağcı \\\[dalkavuk\\\], kendisiyle kolay ilişki kurulur, tavrı biraz kaba; kişisel görüşlerinde uzlaşmaz;

​Ruşen Eşref - Tanınmış ve çalışkan bir propagandacı; her açıdan katı;

​Cevat Bey - Eskiden İngilizlerle ilişkisi olmasına karşın güvenmediğim bir kişi;

​Haim Nahum Efendi - Zeki, varlıklı ve daha da zengin olma hevesinde; Siyonistlere karşıt; Paris ve ABD'de ilişkileri var; ılımlı duygular gösterir ve görüşlerinde görünürde Mustafa Kemal'e karşı İttihat ve Terakki'nin davranışlarına benzer biçimde bir muhalefet kurmaya çalışanlardan biri; Türkiye'de kendi kişisel tutkularını sağlamaya yardımcı olacak herhangi bir yöntemi destekleyebilir;

​Cahit Bey - Burada \\\[Lozan'da\\\] en tanınmış gazetecilerden biri; İttihat ve Terakki'nin 1908'den bu yana en iyi bilinen politika yazarı; daha sonra kamu borçları komisyonunda Türk üye olarak görev yaptı; Cavit'le sıkı işbirliği yapar ve şimdi onunla birlikte Mustafa Kemal'e karşı İttihat ve Terakki'yi diriltmeye çalışıyor; ikinci derecede önemli

Cevdet Bey - İkdam gazetesi sahibi, ama bu gazeteyi dış ülkelerden yönetmeyi yeğ tutar;

​Reşit Safvet - Almanlara ve Ermenilere karşıt; Fransız mali çevreleriyle ilişkileri var; İstanbul'da kısmen yabancı kuruluşlarda semiz \\\[bol\\\] paralı görev peşinde;

​Münir Bey - Yetenekli;

​Celal Bey - Eski Ekonomi Bakanı

​Celâlettin Arif - Roma'daki Kemalist temsilcisi; gerçekten 'domuz' gibi bir hukukçu; İtalyanlara özveride bulunulmasını destekler ve herhalde bundan çıkar bekler

Gizli Belgelerle Lozan Konferansı'nın Perde Arkası Salâhi Ramadan Sonyel sf 45

u/dexter_morgan51 — 1 month ago
▲ 32 r/Turkey+1 crossposts

Türkiye'nin Paylaşılması Hakkında 100 Proje (1281-1913)

Rumen diplomat Trandafir G. Djuvara tarafından yazılmış ve 1914 yılında Paris'te yayımlanmış çok önemli bir tarihi araştırma eseridir

u/dexter_morgan51 — 2 months ago

​Kadir Mısıroğlu’na göre: Allah Türk Dilini Yaratırken İki Eksik Bırakmış Sonra Bu Eksikleri Arapça'yla Kapatmış Türkçe kökenli olanlar: Soysuz, p*ç kelimeler. Arapça kökenli olanlar Soylu, asil kelimeler.

Hurufat ve lugat inkılâbçısı” Kadir Mısıroğlu “Doğru Türkçe Rehberi Yahud Bin Uydurma Kelimeyi Boykot” kitabında diyor ki:

​“Yüce rabbimiz, biz (Türkleri) cihad (sıcak vuruşma) için yaratmış”, biz Türkleri sıcak savaşın “gerekli kıldığı vasıflarla techiz etmiş” (s. 27) “İslam’dan evvelki hayatımız, ilahi bir tayinle, edebiyat ve hikmet’ten ziyade, harbe (kanlı vuruşmalara) tahsis edilmiş olduğundan, o zamanda teşekkül etmiş (oluşup bitmiş) bulunan lisanımız da, bu asli vazifelendirilişimizden (kanlı savaşlar konusunda uzman olalım, başka konulara bakmayalım diye yaratılmış olduğumuzdan) doğan iki eksiklik arz eder. Birincisi: Türk dilinde hikmet için gerekli olan “mücerret mevhumlar” (soyut kavram adları) eksiktir. İkincisi: Türk dilinde edebiyat (uyumlu güzel söz söyleme) için gerekli “ahengin temel unsuru olan uzun heceler” eksiktir. Gelgelelim, sıcak savaş için gerekli olan “vur!, kır!, as!, kes!, dur!, gel!, git!, gibi tek heceli emirler” boldur. (s. 28) çünkü, İslam’dan önceki “devrimiz, şeklen cihad’ten farklı olmayan daimi bir harb-darb halinde; bir ‘benlik’ ve ‘cihangirlik’ davası uğruna ‘kuru kavga’ ve ‘mücadele’ler ile geçmiş”tir. (s. 28) İslam’dan önce “gayesiz”, “edebiyatsız”, “hikmetsiz” eli kanlı savaşçılar sürüsü olarak yaşayan Türkler; İslam olunca “gayeli”, Arapça’dan kelimeler alınca da “hikmetli”, “edebiyatlı” bir millete dönüşmüşlerdir. Allah Türkleri yaratırken bilerek bıraktığı eksiklikleri; sonradan Türkleri İslam’a katmakla böylece gidermiştir. Şimdi dilimize girmiş bulunan Arapça kökenli kelimeleri dilimizden çıkarmaya çalışanlar vardır. Bu, Türkleri yeniden İslam’dan önceki “basit ifade imkanlarına” dönüştürmek için, dolayısıyla Türkleri İslam’dan çıkarmak için yapılmaktadır. Dil Devrimi, dinsizliktir. Dil Devrimcileri de Kur’an, İslam, Allah düşmanlarıdır!.. Mısıroğlu’nun görüşü bu

Mısıroğlu’ya Göre: ​Osmanlıca = Gerçek Türkçe ​Öz Türkçe = "Piç Türkçe" ​Kadir Mısıroğlu, "DoğruTürkçe Rehberi,.." kitabında “gerçek Türkçe”, içinde çok sayıda Arapça-Farsça kökenli sözler bulunan Osmanlıca’dır. (s. 108.) İçinde Arapça-Farsça kökenli sözler bulunmayan, özü Türk kökenli sözlerden oluşan Türkçe ise, “gerçek Türkçe” olmayıp, *“piç Türkçe”*dir. (s. 7.) Demek ki Orhon Yazıtları –Mısıroğlu’na göre- uyduruk, piç bir Türkçe ile dikilmiştir. Çünkü içinde Arapça-Farsça kökenli sözlere yer yoktur. ​Mısıroğlu’ya göre: ​Türk diline Arap-Fars kökenli yabancı sözler katılmasaydı, Türk dili *“İslami Mefhumları ifade edemez”*di, (s. 93). “İslam’ın doğru olarak anlaşılması ve anlatılmasını sağlayacak olan” (s. 65) Arapça kökenli sözleri “yaşatmak ciddi bir iman borcumuzdur.” (s. 71). Dilimize sokulan Arapça sözler “terk edildiği takdirde, en basit bir dini metnin dahi anlaşılmasına imkan ve ihtimal yoktur,” (s. 71). Dilimize sokulan Arapça sözler çıkartılır, yerine özü Türkçe sözler konur ise “hiçbir dini meseleyi izah kaabil olmayacaktır,” (s. 108). Dilimiz “lâdini bir üsluba tabi olacak” (dinsiz bir söyleme bağlanacaktır.) (s. 92). ​Türkün diline sokulan Arapça-Farsça kökenli sözleri çıkartıp, yerlerine özü Türkçe sözleri koymak, Kur'an–İslam düşmanlığıdır. Lâdiniliktir (dinsizliktir).. ​Dilimizden Arapça kökenli sözleri çıkartıp yerlerine Türkçe kökenli “piç” sözleri koymak isteyenler, Araplaşmaya karşıyız deseler de özünde İslamlaşmaya karşıdırlar, çünkü: “Arap kültürü” sözünün aslı, “İslam kültürü”dür. Arapların İslam’dan aykırı bir kültürü yok ki?” (s. 57). Demek oluyor ki, Türklerin İslam olması, Türklerin Araplaşması ile birdir. Türkler ne denli Araplaşırlar ise, o denli İslam olmuş olurlar. Türk dilinin Araplaşması, Türk dilinin İslamlaşması demektir... Bu da Türklerin İslam olmasının ön koşuludur.

​1- Türkçe kökenli olanlar: Soysuz, piç kelimeler.

2- Arapça kökenli olanlar: Soylu, asil kelimeler.

​Kitap boyunca Türkçe kökenli sözleri: “köksüz ve asaletsiz kelimeler” (s. 62), “piç, kelimeler” (s. 63), “soysuz kelimeler” (s. 64), “sırf Kur’an düşmanlığı yüzünden uydurulmuş asaletsiz karşılıklar” (s. 74), “mevsimlik kelimeler” (s. 78), “saptıklıklar” (s. 90), “uyduruk piç ve asaletsiz kelimeler” (s. 79), “bir yığın piç ve asaletsiz kelime” (s. 99), “İslam menşeli mukabilini mahkum etmek kasdıyla uydurulmuş kelimeler” (s. 109) diye aşağılayan, suçlayan Kadir Mısıroğlu, dilimize Arapça’dan giren sözcükleri ise: “asil kelimeler” (s. 106), “menşe’i Kur’an olan kelimeler” (s. 62), “İslam menşe’li kelimeler” (s. 68), “incelik kazanmış kelimeler” (s. 78), “milli hafıza ve şuurda yoğrulmuş kelimeler” (s. 78), “derin manalı ve ahengli kelimeler” (s. 109), “bizim kelimelerimiz” (s. 112), “kendi kelimelerimiz” (s. 68) diyerek ululuyor, yüceltiyor. Mısıroğlu bu bölümü öz-be-öz Türk kökenli olup da dilimize Arapça’dan giren sözlerin yerine konulan “her (öz Türkçe sözü), cinayet, hırsızlık ve buna benzer (...) fiiller gibi görmeye mecburuz!” (s. 109) diyerek bitiriyor.

Cengiz özakıncı körlerin kör kılavuzları sf 265

u/dexter_morgan51 — 3 months ago