▲ 13 r/myst

URU CC or Live?

I have never ever played URU CC or Live version, and I want to give it a try, is there any difference between the two (apart from the online multiplayer feautre ofc.) and which one would you guys recommend ? Are there still players in Live? Thanks!

reddit.com
u/ghentkatarn — 3 days ago
▲ 3 r/trsaat

Gurlevik Saatler Hk.

https://preview.redd.it/7ehuin3c87jh1.png?width=1633&format=png&auto=webp&s=633009e8dad2ea484685b04c18b4089f9d5b585b

Son dönemde bolca karşıma çıkıyor bu marka ancak ne /trsaat sub'unda ne de farklı mecralarda bu marka hakkında ne bir inceleme, ne bir yazı ya da video gördüm, ne de paylaşan, soran, kullanan bir kullanıcıya rastladım.

Marka Türk, tasarımları son derece özgün ve Türk kültürüne uygun görünüyor, incelediğimde saatler de oldukça kaliteli, mekanizma Miyota 9000 , merak ediyorum neden bu marka hiç ilgi görmedi? Açıkçası tasarımsal olarak bir çok mikromarka ile yarışabilecek düzeyde kendine özgü dizaynlara sahip bir marka. Türk olması da cabası, daha çok desteklenmesi ve tanıtılması gerekmez miydi? Venezianico veya Spinnaker Türkiye temalı bir saat çıkardığında anında stoklar biterken, ya da Rusların Vostokları vs. deli gibi sorulurken, kendi markamıza bu şekilde davranılması garip geliyor.

Aranızda sahip olan, düşünen var ise konuyu tartışmak ve konuşmak isterim :)

reddit.com
u/ghentkatarn — 7 days ago

How long?

How long should I wait more for that bloody godpack? When did you get yours or are there any other fellow losers like me too?

u/ghentkatarn — 2 months ago
▲ 45 r/trsaat

Rolex Milgauss ref. 116400GV

1950'lerde nükleer araştırma laboratuvarları, elektrik santralleri ve tıp merkezlerinde çalışan mühendisler çok büyük bir sorunla karşı karşıyaydı: Ortamdaki güçlü elektromanyetik alanlar, mekanik kol saatlerinin içindeki hassas parçaları mıknatıslandırarak saatlerin tamamen bozulmasına veya yanlış zamanı göstermesine neden oluyordu.

Normal bir saat 50 ila 100 gauss gücündeki manyetik alanda pes ederken, Rolex bu sorunu çözmek için kolları sıvadı ve 1956 yılında Milgauss'u (Referans 6541) piyasaya sürdü.

Rolex, saatin yeteneklerini kanıtlamak için Cenevre'deki CERN laboratuvarlarında çalışan fizikçi ve mühendislerle doğrudan iş birliği yaptı. CERN, saati gerçek laboratuvar koşullarında zorlu testlere tabi tuttu ve Milgauss'un 1.000 gauss seviyesindeki manyetik akıya dahi mükemmel şekilde direndiğini resmi olarak onayladı.

Saatin adı da tamamen bu mühendislik başarısından gelir.

Mille: Fransızca "Bin" anlamına gelir.

Gauss: Manyetik alan yoğunluğu ölçü birimidir.

Rolex'in CERN mühendislerine olan bağlılığı sadece saatin içiyle (Faraday kafesi koruması) sınırlı kalmadı. 1960'larda üretilen Milgauss Ref. 1019 modelinde CERN laboratuvarlarının talebi üzerine çok özel bir değişiklik yapıldı. CERN'deki hassas deneylerde, karanlıkta parlayan radyoaktif "trityum" maddesinin ölçüm cihazlarını etkileme riski vardı. Bilim insanlarının isteği üzerine Rolex, kadrandaki tüm fosforlu (trityum) maddeleri kaldırarak sadece siyah emaye kaplı indeksler kullandı. Saat dünyasında "CERN Kadranı" olarak bilinen bu steril model, günümüzde koleksiyonerlerin en çok aradığı nadide parçalardan biridir.

Mühendislerin ve bilim dünyasının kalbini çalan iki büyük tasarım detayı vardır:

  1. Yıldırım Şeklindeki Saniye İbresi;

Saatin elektrik, enerji ve elektromanyetizma ile olan bağını simgeleyen ikonik turuncu yıldırım ibresidir.

  1. Yeşil Safir Cam (Glace Verte);

2007'deki modern geri dönüşünde eklenen, Rolex tarihinde başka hiçbir modelde kullanılmayan ve laboratuvar tüplerini anımsatan yeşil tonlu özel cam.

Rolex, niş bir kitleye hitap eden bu modelinin üretimini 2023 yılında tamamen durdurdu.Ancak Milgauss, arkasındaki bu güçlü CERN mirası sayesinde saat tarihinin en karakteristik modellerinden biri olarak kalmaya devam ediyor ve değeri her geçen gün katlanarak artıyor.

Fotoğraftaki saatim ref. 116400GV modelidir.

Herkese keyifli okumalar.

u/ghentkatarn — 2 months ago
▲ 5 r/trsaat

Bir Venedik Festival Kahramanı : Venedik Arlecchino

https://preview.redd.it/n15f6gnjczzg1.jpg?width=1536&format=pjpg&auto=webp&s=e2acdb09f2061f8f07ae852cb5f3f7db7a730d2f

Bazı saatler sadece zamanı göstermek için değil, bir hikayeyi, tarihi anlatmak, bir kültürü yansıtmak ve bir duyguyu yaşatmak için tasarlanır. Benim için bu hikaye heyecanlı bir siparişle başladı; ancak Körfez’deki savaşın yarattığı lojistik engeller nedeniyle Katar’daki adresime ulaşması beklediğimden çok daha uzun sürdü. Neyse ki bu maceralı yolculuk sona erdi ve nihayet bu özel parça , kazasız belasız bir şekilde elime dün ulaştı.

Saat dünyasında birbirine benzeyen binlerce model arasında, bileğe takıldığı an bulunduğu ortamın tüm enerjisini değiştiren saatlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Ancak özellikle Rolex’in fitilini ateşlediği o cesur ve kuralları yıkan, çocuksu, eğlenceli ve rengarenk tasarımlara sahip kadranlar bugün çok az markanın cesaret edebildiği bir oyun alanı. Rolex’in "Celebration Dial" (balonlu) ve kadranında puzzle parçaları, tarih penceresinde de emojiler barındıran "Day-Date Jigsaw Puzzle" modelleri gibi öncülerden sonra şimdi de renkli harf bloklarından oluşan yeni "Multicolored Jubilee" bu çok renkli kadran en popüler saatleri. Zaten "çok renkli kadranlı saatler" yazıp google'ladığınızda da göreceğiniz saatlerin çoğunluğu bu saatler olacak, ki zaten toplam sayı bir elin parmağını geçmez.

Soldan Sağa en renkli Rolex modelleri : Day Date Jigsaw Puzzle, Celebration ve Multicolored Jubilee.

İşte Venezianico Arlecchino’yu ilk gördüğüm an, bu renkli kadran cümbüşünün İtalyan estetiği ve tarihiyle nasıl harmanlandığına hayran kaldım ve lansmanı dahi yapılmadan önce markaya ulaşarak saniyesinde siparişimi verdim.

Saat, ismini ve ruhunu Venedik Karnavalının ikonik karakteri Arlecchino’dan (*İngilizce:*Harlequin, Türkçe:Soytarı - Palyaço) alıyor. 16. yüzyıl Commedia dell’arte tiyatrosunun bu zeki ve kurnaz hizmetkarı, meşhur elmas (baklava) desenli kostümüyle bilinir. Bu desenler zamanla onun sembolü haline gelmiş ve özellikle Venedik Karnavalı ile özdeşleşmiştir. Maskesi genellikle siyah olur ve yüz ifadesi biraz yaramaz, biraz da alaycıdır.

Saatin alametifarikası, üç boyutlu işlenmiş zemin üzerine, her bir hücrenin tek tek elde doldurulduğu "Soğuk Enamel" (Emaye) işçiliği kullanılmış kadranı şüphesiz. Işığın açısına göre değişen metalin, renk üçgenleri arasından yarattığı yansımalar, saati sıradan bir aksesuar olmaktan çıkarıp bir sanat eserine dönüştürüyor. Rendetore serisine ait olan bu modelde, markanın diğer saatlerinde gördüğümüz saat 6:00 istikametinde olması gereken Venezianico logosuna yer verilmemiş ve kadran olabildiğine renklere ayrılmış. İndislerin de belirgin olmamasıyla 38mm olan saat bakıldığında daha büyük gibi algılanabiliyor. Yine iç bilezikten (rehaut) yansıyan renklerle birleştiğinde ortaya gök kuşağı gibi bir görsel şölen çıkıyor. Aynı yaklaşımın arka kapakta da devam etmesi çok hoş bir detay; arkadaki Harlequin figürünün yine emaye işçiliği ile renklendirilmiş olması ve etrafındaki anlamlı yazı, saatin hikâyesini tamamlıyor.

Arlecchino danza fra gli inganni del mondo, colorando il caos con l'astuzia di un sorriso... Türkçesi : Arlecchino bir gülümsemenin kurnazlığıyla kaosu renklendirerek, dünyanın aldatmacaları arasında dans eder.

Meraklılar için, Emaye kadran nedir? Merak etmiyorsanız italik paragrafları geçiniz :)
Metal bir yüzey üzerine cam tozunun eritilerek dökülmesi ve yüksek sıcaklıktaki fırınlarda pişirilmesi sonucu ortaya çıkan kadranlardır. Saat dünyasında bu tekniğe "Métiers d’Art" (Sanat Zanaatları) denir çünkü boya veya baskı gibi endüstriyel yöntemlerin aksine, tamamen el işçiliği ve yüksek risk barındıran bir süreçtir. Kadran, yaklaşık 800°C - 1200°C arasındaki fırınlara atılır. Cam tozu eriyerek metal yüzeyle bütünleşir ve pürüzsüz, camsı bir katman oluşturur. Tek bir pişirme genelde yetmez. İstenilen derinlik ve renk yoğunluğu için bu işlem defalarca tekrarlanır. Her fırınlama, kadranın çatlaması veya hava kabarcığı oluşması riskini taşır; bir hata olursa tüm emek çöpe gider.

İnci beyazı, sıcak enamel kadranıyla Seiko Presage, asla solmayacak bir güzellik...

Arlecchino’nun kadranında, geleneksel cam tozunun fırınlanmasıyla elde edilen sıcak emayeye alternatif olarak geliştirilen "Soğuk Emaye" (Cold Enamel) tekniği kullanılmış. Soğuk emaye, genellikle seramik veya cam parçacıklarıyla güçlendirilmiş, iki bileşenli bir reçinedir. "Soğuk" denmesinin sebebi, bin derecelik fırınlarda pişirilmeye gerek duymamasıdır. Oda sıcaklığında veya düşük ısılı fırınlarda (yaklaşık 50°C - 100°C) kürlenerek sertleşir. Yüksek kaliteli bir pigmentli reçine teknolojisi olan bu yöntem, özellikle bu kadar karmaşık ve keskin geometrik desenlerde kusursuz sonuç veriyor. Yani saatinin kadranındaki keskin baklava dilimi (elmas) desenlerini geleneksel sıcak emaye ile yapmak ekstrem derecede zordur. Sıcak emaye fırında eridiğinde yayılır ve o çok keskin sınırları korumak her zaman mümkün olmaz. Reçine bazlı emaye, bu hücrelerin içine çok daha kontrollü bir şekilde doldurulabilir. Geleneksel emayede renkler fırından çıktıktan sonra değişebilir (sürprizli bir süreçtir). Soğuk emayede ise tam olarak istediğin Pantone kodunu yakalanabilir. Arlecchino'nun canlı ve "patlayan" renk paletini bu yöntemle elde etmek çok daha garantidir. Her bir hücrenin elde tek tek doldurulmasıyla oluşturulan bu yüzey; boyanın aksine hissedilebilir bir hacim, cam gibi bir parlaklık ve büyüleyici bir renk doygunluğu sunuyor. Geleneksel sıcak (fırınlama ile sertleştirilen) yöntem kadar kırılgan olmaması ve renklerin canlılığını on yıllarca koruyabilmesi, saatin sanatsal yönünü teknik bir dayanıklılıkla birleştiriyor.

Peki neden bu kadar değerli? Normal kadranlar güneş ışığı (UV), nem veya zamanla sararabilir ya da solabilir. Emaye ise aslında bir cam olduğu için asırlar sonra bile kutudan çıktığı günkü rengini korur. Antika cep saatlerinin bazılarının bembeyaz ve parlak olmasının sebebi budur. Emaye kadranların kendine has bir yumuşaklığı ve derinliği vardır. Işık yüzeye çarptığında sıradan boya gibi geri yansımaz; camın içine girer ve içeriden parlıyormuş hissi verir. El işçiliği olduğu için hiçbir emaye kadran bir diğerinin %100 aynısı değildir. Bu da her saati aslında eşsiz kılar. Bu işçiliğe başka örnek olarak Seiko Presage verilebilir. Bembeyaz, inci beyazı gibi kadranları da enamel kullanarak üreten marka, bu sayede asırlarca solmayan beyaz rengi yakalamakta.

Arlecchino'nun kadranının her bir hücresi, tek tek enamel doldurulurken

Boyut tarafında da oldukça dengeli bir saat. 38 mm çap, 44.2 mm lug-to-lug ve 9.4 mm kalınlık sayesinde bilekte hem zarif hem de konforlu duruyor. 316L paslanmaz çelik kasa, içten anti-reflekte kaplamalı safir cam ve kalbinde yer alan Miyota 9039 mekanizma da teknik anlamda güzel detaylar. Günlük sapma hızı -10 ile +30 saniye arasında olan bu mekanizma, 42 saatlik güç rezervi sunuyor ve dakikada 28.800 vuruş (4 Hz) ile çalışıyor. Baltic Aquascape gibi modellerde de gördüğümüz, son derece güvenilir bir mekanizma. Saatin 50m’lik su geçirmezlik değeri de bu tarz bir saat için yeterli.

Modelin üretiminin limitlenmiş olması da koleksiyon tarafında ekstra bir çekicilik katıyor. 400 adetle sınırlı olan saat, numaralandırılmış olmasından ziyade bence sokakta kimsenin kolunda göremeyeceğim bir model olması sebebiyle benim için çok daha anlam kazanıyor. Böyle farklı, ender ve konuşma başlatan diye tabir edilen saatleri seviyorum.

Bileğm 16 cm. İnce bir bilekte bile gayet güzel durabilen, zarif bir kasaya sahip, Rendetore serisi.

Gelelim saatin eksiklerine. İddialı ve karışık renkli kadran tasarımının bir bedeli var: okunabilirlik. Açık konuşmak gerekirse, özellikle hızlı bir şekilde saate bakmak istediğinizde kadranı okumak oldukça zor. Renkler ve detaylar o kadar ön planda ki, akrep ve yelkovan zaman zaman kaybolabiliyor. Kolları görebilmek için bakış açınızı değiştirmeniz gerekiyor, bu da benim için net bir eksi. Tabi indislerin, kadrandaki figürle karışıyor olması da başka bir zorluk. Saatin tam olarak kaç olduğunu anlamak için, normalden daha uzunca bir süre kadrana bakmak gerekiyor. Bir diğeri , marka neden ısrarla şu mat renkli tepeyi parlak cilalanmış kasalı saatlerinde hala kullanıyor bilmiyorum. Tepenin logolu olması güzel bir detay olsa da, bu kasaya parlak cilalı bir tepe yakışırdı. Yine saatin kordonu da İtalyan derisi ancak ben çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Bence saate biraz basit kaçıyor, kalite olarak da çok tatmin etmedi. Hem ince, hem de delikleri yeterli değil, bana bir tık bol geliyor. Bu arada bir de yeşil renkli İtalyan deri kayışı armağan edildiğini ekleyeyim. Normalde kutudan çıkan bir aksesuar değil, Alberto Morelli (şirket sahibi ve CEO'su) ile bizzat konuşarak satın aldığım için küçük bir jest yapmış.

https://preview.redd.it/cmjiyl8okzzg1.jpg?width=896&format=pjpg&auto=webp&s=229f254c884a7a3fb22c97314a4ea08dba2734ba

Ekstra gelen yeşil deri, beyaz dikişli kordon.

Genel olarak Arlecchino, mekanik teknikten ziyade, sanatsal uygulamaya, duygulara ve görsele hitap eden bir saat. Tasarım, hikaye ve işçilik ön planda. Eğer farklı, dikkat çeken ve koleksiyon değeri olan bir parça arıyorsanız çok keyifli. Günlük kullanımda her türlü kıyafete uyabilen bir kadrana sahip. Kasa ve seri itibariyle bir dress watch da olabilir, casual giyime de gider.

Etrafımdan aldığım yorumlara bakılırsa biraz “sev ya da nefret et” durumu oluşmuş vaziyette. Beğenenler kadar nefret edenler de oldu peki ya sizler ne düşünürsünüz? Yorumlarda buluşalım.

Herkese keyifli okumalar.

Notlar: Bir kaç fotoğrafta ve yazının düzenlenmesinde A.I kullanılmıştır.

Kullanılan fotoğraflar :

  • Rolex fotoğrafında üç ayrı fotoğraf, Gemini kullanılarak kolaj haline getirilmiştir.
  • Saatin yukarıdan çekilmiş siyah ve yeşil bileklikli fotoğrafları normalde yatağımın üzerinde çekildiği için, arka plan silinmesi amacıyla Gemini kullanılmıştır. Saat bilekliklerinde bir oynama yoktur, kendi desen ve renklerindedir, ancak kadrandaki logo ve akrep - yelkovan birebir değildir.
reddit.com
u/ghentkatarn — 3 months ago