r/Yazar

▲ 3 r/Yazar

Turing testi günümüzde hala iyi bir fikir mi?

Psikolojik gerilim ve bilim kurgu içeren eserler için Turing testi hala kullanılabilir mi yoksa fazla mı klişe oldu?

Kişisel kimlik, bilinç ve klonlama/zamanda yolculuğun psikolojik yönü üzerine düşünürken aklıma Turing testine benzer bir test oluşturmak geldi. Bir insanın konuştuğu kişinin yapay zeka olup olmadığını anlamaya çalışması ve genel olarak insandan düşünce tarzı bakımından ayırt edilemez bir yapay zeka olup olmadığını görmek yerine, birbirinden sadece bir cam duvar ile ayırılan iki odanın içerisindeki birisi klon iki kişi olması ve hangisinin klon olduğunu anlama çabasını düşündüm. İyi bir fikir mi bilmiyorum bu sebeple sormak istedim. Eğer bu konuda bir yazı yada kitap yazacak olursam durumu psikolojik bir gerilim gibi işlemek isterim.

reddit.com
u/Kenakrn — 1 day ago
▲ 2 r/Yazar

Hayatın Taklidi 1. Bölüm

Onu üç haftadır izliyordum. Yürüyüşündeki o hafif aksama, korktuğunda sağ kaşını seğirmesi... Kusursuz bir insandı. Sokak lambasının altına geldiğinde bıçağımın ağırlığını avcumda hissettim. Kalbim ritmik bir zevkle çarpmaya başladı.

Tam arkasından yaklaşıp şah damarına bir noktalama işareti koyacaktım ki... Durdum.

Boynundan yükselen o koku. Ter, tuz ve yaşam kokmuyordu. Kimyasal, donuk, ucuz bir plastik kokusu.

Mide bulandırıcı bir sahtelik. Yine mi?

Üç haftalık emeğim, o estetik heyecan, tavan yapan dopaminim tek bir nefeste buharlaştı. İçimdeki bütün heves söndü. Bıçağımı kılıfına yavaşça kaydırdım. Derin bir nefes alıp belimdeki Glock’u çıkardım. Adam —ya da o zavallı taklit— arkasını dönüp bana insanımsı bir sırıtışla baktığı an, suratının tam ortasına iki el sıktım. Merminin o yapay kafatasında açtığı deliğe bakmadım bile.

Cebimden sigaramı çıkarıp yaktım. Dumanı gecenin nemli havasına üflerken düşündüm: Bu lanet şehirde, ağız tadıyla boğazını kesecek tek bir gerçek insan bile kalmamıştı.

-

Okul kapısından içeri her girdiğimde; selam veren görevlinin, flört eden öğrencilerin, otoriter öğretmenlerin, pedofili müdür yardımcılarının beni gerçekten ne kadar tanıdıklarını düşünmeden edemiyorum.

Dağınık saçımı sevdiklerini, beninle sohbet etmenin eğlenceli olduğunu, beraber öğle yemeği yemek istediklerini, daha sık görüşmemiz gerektiğini söylüyorlar. Benimle arkadaş olmaya çalışıyorlar.

“Günaydın Bay McIntyre.” dedi koridorda yanımdan geçen kız öğrencilerden biri.

Yüzünde bir hayranlık vardı. Acaba benim için bir insan hayatından bile daha değersiz olduğunu, zihnimde sadece deri ve kemikten ibaret bir gürültü olarak yer kapladığını bilse yine böyle gülümser miydi?

Sadece başımı hafifçe sallayıp o alıştıkları samimi tebessümle yetindim.

Sınıfa girip omuzdaki çantayı masaya bıraktım. Sınıfa göz gezdirdikten sonra “Oturun.” dedim.

Tahtaya dönüp her gün farklı yüzlere aynı kelimeleri sattığım rutinime koyuldum. Bembeyaz tebeşirle iri harflerle yazarken sordum: "Edgar Allan Poe. Tanıyan var mı?"

İsmi tahtanın ortasına kazıyıp öğrencilere döndüm. Yine aynı tiyatro... Belli başlı birkaç kişi anında el kaldırdı. Cevabı bilmeyenler bile sadece gözüme girmek, o sığ varlıklarını bana kanıtlamak için ukalaca parmaklarını havaya dikiyordu. Zihinsel kapasiteleri bir hamamböceğininkinden farksız olan bu biyolojik gürültü kümesine edebi estetik anlatmak, bir domuza piyano dinletmek gibiydi.

Ön sıradaki Sarah'a başımla işaret ettim. "Evet, Sarah. Poe denince zihninde ilk ne canlanıyor?"

"Karanlık, Bay McIntyre. Delilik ve ölüm," dedi gururla.

İçimden acı bir tebessüm geçti. Delilikmiş. Cinayeti bir sanat, bir mimari değil de sadece kontrolden çıkmış bir "delilik" sanan o sıradan zihinlerden biri daha.

"Çoğu yüzeysel okuyucu öyle sanır," dedim sınıfta yavaşça yürümeye başlayarak. "Oysa Poe bir deli değildi. O bir matematikçiydi. Bir cinayeti ya da bir şiiri kurgularken duygularına yenilmezdi; milim milim, soğukkanlılıkla bir estetik inşa ederdi."

“Eğer benim Poe hakkındaki düşüncelerimi öğrenmek istiyorsan dersi iyi dinle. Olur mu?”

Önünde durduğumda tek elimle bir yanağını okşadım. Dışarıdan bakıldığında sınırları ihlal eden, uygunsuz bir öğretmen şefkati gibi duruyordu. Ama parmaklarımın altındaki şey insansı bir esneklik değildi

Kalbimde o tanıdık tiksinti dalgası belirdi. Titrek ve kesik bir nefes alıp elimi yavaşça çektim.

Bir tane daha mı? Hemde benim sınıfımda…

“Ve dersten sonra sınıfta kal.” dedim. Sesimdeki o babacan tonu korumak için zihnimi zorladım. "Bu konuyu biraz daha derinlemesine konuşmamız gerekecek."

-

Son öğrencide sınıftan çıktıktan sonra Sarah yavaşça, utanıyormuşcasına ayağa kalkıp yaklaştı.

Bende yüzümde bir tebessümle ayağa kalktığım gibi elimdeki dolma kalemi boğazına saplayıp onu ittim.

Sırt üstünü yere düştüğünde koyu kanı çoktan küçük bir gölet oluşturmuştu bile. Kolları kararırken yerde kıvranıyor, nefes almaya çalışıyordu.

Yerdeki iğrenç yaratık acı çekerken bende kendi kolumu ısırdım. Yaralı görünmem gerekiyordu. Kolumu kanattım, gömleğimi biraz yırttım.

Yerdeki şeyin insanımsı formu büzüşüp morarırken, dolma kalemimin ucundan damlayan o siyahımsı sıvıyı temiz bir mendille sildim. Kolumdaki sızı bana hâlâ yaşadığımı hissettiren tek gerçek şeydi. Kapıya doğru yürüyüp kilidi açmadan önce derin bir nefes aldım. Bir kopyayı daha yok etmiştim ama içimdeki o estetik açlık her zamankinden daha derin bir çukur oluşturuyordu. Çığlık atmak ve yardım istemek için koridora adımımı attım.

reddit.com
u/fyurrrr — 3 days ago
▲ 3 r/Yazar

02:13

***Deniz, dedesinden kalan eski evde ilk gecesini geçiriyordu.***

***Ev yıllardır boştu. Duvarlarda eski fotoğraflar, tavanda örümcek ağları ve koridorun sonunda kilitli bir oda vardı.***

***Dedesinin vasiyetinde yalnızca bir cümle yazıyordu:***

***“Gece 02.13'te koridordan bir çocuk sesi gelirse, sakın cevap verme.”***

***Deniz bunu saçma buldu.***

***Saat 02.12'de yatağına uzandı.***

***Ev sessizdi.***

***02.13.***

***“Abi...”***

***Deniz gözlerini açtı.***

***Koridordan bir çocuk sesi gelmişti.***

***“Abi, kapıyı açar mısın?”***

***Deniz cevap vermedi.***

***Ses tekrar geldi.***

***“Abi... çok karanlık.”***

***Deniz battaniyeyi üzerine çekti.***

***Sonra ses değişti.***

***Bu kez annesinin sesiydi.***

***“Deniz, kapıyı aç.”***

***Deniz'in telefonu çaldı.***

***Arayan:***

***Annesi.***

***Deniz telefonu açtı.***

***Annesi uykulu bir sesle:***

***“İyi misin?”***

***dedi.***

***Deniz cevap vermeden önce koridordan yine annesinin sesi geldi:***

***“Deniz, kapıyı aç.”***

***Deniz'in telefonu hâlâ kulağındaydı.***

***Annesi:***

***“Evde misin?”***

***diye sordu.***

***Deniz fısıldadı:***

***“Evet...”***

***Annesinin sesi bir anda değişti.***

***“O zaman koridordaki kim?”***

***Telefon kapandı.***

***Deniz yataktan kalkmadı.***

***Kapının altından ince bir gölge geçti.***

***Sonra durdu.***

***Bir süre sessizlik oldu.***

***Ardından kapıya üç kez vuruldu.***

***Tak.***

***Tak.***

***Tak.***

***Deniz gözlerini kapattı.***

***Kapının arkasından çocuk sesi geldi:***

***“Beni içeri almazsan dedem kızacak.”***

***Deniz'in nefesi kesildi.***

***Çünkü dedesi üç yıl önce ölmüştü.***

***Kapı kolu yavaşça aşağı indi.***

***Ama kapı açılmadı.***

***Çocuk:***

***“Tamam.”***

***dedi.***

***“O zaman ben içeri gelirim.”***

***Deniz yatağın altına baktı.***

***Boştu.***

***Dolaba baktı.***

***Boştu.***

***Pencereye baktı.***

***Kapalıydı.***

***Sonra arkasından bir fısıltı duydu:***

***“Beni neden dışarıda arıyorsun?”***

***Deniz dondu.***

***Çünkü ses...***

***yatağının altından geliyordu.***

***Telefonu tekrar çaldı.***

***Ekranda bir mesaj vardı.***

***Mesaj dedesinden gelmişti.***

***Gönderim tarihi:***

***3 yıl önce.***

***Mesajda sadece şu yazıyordu:***

***“Eğer bunu okuyorsan, ilk geceyi atlattın demektir. Ama sakın yatağın altına bakma.”***

***Deniz yavaşça yatağın altına baktı.***

***Karanlığın içinde iki göz açıldı.***

***Sonra bir çocuk yüzü ortaya çıktı.***

***Çocuk gülümsedi.***

***Ve fısıldadı:***

***“Dedem sana söylemememi istemişti.”***

***Deniz geri çekildi.***

***Çocuk yatağın altından çıkmadı.***

***Sadece elini uzattı.***

***Elinde eski bir fotoğraf vardı.***

***Fotoğrafta dedesi, Deniz'in annesi ve...***

***Deniz vardı.***

***Ama fotoğrafın çekildiği tarih Deniz doğmadan 18 yıl önceydi.***

***Deniz fotoğrafı elinden düşürdü.***

***Çocuk başını eğdi.***

***“Şimdi hatırladın mı?”***

***Deniz hiçbir şey hatırlamıyordu.***

***Çocuk gülümsedi.***

***“Ben de hatırlamıyordum.”***

***Saat yeniden 02.13 oldu.***

***Ve evin bütün odalarından aynı anda çocuk sesleri yükseldi:***

***“Abi...”***

***“Abi...”***

***“Abi...”***

***Deniz gözlerini kapattı.***

***Son duyduğu şey, yatağın altındaki çocuğun fısıltısıydı:***

***“Bu sefer sen dışarıda kalacaksın.”***

reddit.com
u/Important-State8791 — 6 days ago
▲ 6 r/Yazar

Çalıştığınız ve önerdiğiniz bir yayınevi var mı?

Kitabımı yazmayı bitirdim ve yayınevi arama sürecine girdim. Hizmet bedelli yayın evlerini de geleneksel yayınevlerini de araştırıyorum fakat içime sinmiyor. Sizlerin daha önce çalıştığınız yayınevleri var mı?

reddit.com
u/ProcessStock7553 — 7 days ago
▲ 1 r/Yazar

Diyalog tonları

İki tarafın katıldığı, upuzun diyaloglar barındıran bir şey yazıyorum. Ama sadece iki kişi olunca, diyaloglarda uzayınca bir sorun çıkıyor, aynı ağız. Aslında biri küfürlü, dobra konuşuyor diğeri ise mesafeli analitik ve dikkatli. Ama yine de okurken benzerlikler sırıtır mı dedim. Ton farklılığını nasıl sağlıyorsunuz?

reddit.com
u/bisikyapamayanadam — 10 days ago
▲ 2 r/Yazar

Dalga geçmeyin ciddi bir paranormal olay yaşadım

Dün Gece kalkıp tuvalete gittim sonra kapıya birisi tıklattı bekle çıkcam diye bağırdım sonra tuvaletten çıktım ama herkes uyuyordu bende hızlıca korkudan odama gittim sonra ışığı açtım ve lamba patlar gibi oldu ve yine sôndü ilk defa oldu bu sonra yine ışığı kapatıp açtım sorunsuzca açıldı biraz ışık açık telefona baktım sonra uyudum garip bir rüya gördüm ağlıyordum rüyamda sonra eskiden izlediğim bir filmden bilinç altımda kalmış herhalde Abdulkadir Geylani hazretleri yardım et diye bağırıyordum sonra da yardıma geldiğini görüp sevinmiştim

reddit.com
u/Mordynixh — 10 days ago
▲ 4 r/Yazar

Biri benimle benzer bir fikir ortaya sunmuş.

Merhaba, öncelikle roman değil grafik roman yazıyorum. En uygun yer olarak burasını gördüm ama yeri değilse silerim, sorun değil.

Hiç yazdığınız bir şeyi yayınlamadan önce bir benzerini bir başkasının eserinde gördünüz mü?

Her şey mükemmel ilerliyordu, korku temasında bir karakter yazıp tasarlamıştım ama tam işe koyuldum derken birinin benimle benzer bir karakter yazıp tasarladığını gördüm. Beni strese sokup yazma ve çizme isteğimi elimden aldı çünkü ilerleyen zamanlarda insanların beni “Kopyacı” diye zorbalamalarını istemiyorum. Belki de ben çok düşünüyorumdur. Sonuçta hiçbir şeyi bir yerden kopyalamadım.

Yardımcı olursanız çok sevinirim.

reddit.com
u/murasakiqw — 12 days ago
▲ 1 r/Yazar

Eksik

İnsan, aradığını kendinde bulmadıkça dışarıda ne bulursa bulsun, o bulduğu eksiktir.

reddit.com
u/anka_06 — 13 days ago