FEARS TO FATHOM - CARSON HOUSE

FEARS TO FATHOM - CARSON HOUSE

Noah Baker 18 yaşında bir lise öğrencisiydi.

Bir gün babası Walter ona, tanıdığı ve müşterisi olan medya yöneticisi Roy Carson'ın birkaç günlüğüne şehir dışında olacağını ve evine göz kulak olacak birine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Karşılığında Noah'a 100 dolar verecekti.

Noah işi kabul etti.

Babası onu akşam saatlerinde Carson ailesinin büyük evine bıraktı. Eve girmek için bahçedeki sahte kayanın altında bulunan yedek anahtarı bulması gerekiyordu.

Anahtarı bulduğunda Roy'un köpeği Zeke onu karşıladı.

Noah eve girdi.

Ev oldukça büyüktü ve içeride çok sayıda oda vardı. Babası gitmeden önce ona kapıları kilitlemesini ve yabancılara kapıyı açmamasını söyledi.

Noah kısa süre sonra Roy'dan mesaj aldı.

İlk görevi Zeke'yi beslemekti.

Daha sonra Roy, bilgisayarında bir virüs olduğunu ve Noah'ın bilgisayarlardan anladığı için bunu düzeltmesini istedi. Noah bilgisayarla uğraşırken aynı sistemin evdeki güvenlik kameralarını da kontrol ettiğini fark etti.

Bu kameralar ileride çok önemli olacaktı.

Noah bir yandan okul ödevlerini yapıyor, bir yandan da kız arkadaşı Evelyn ile mesajlaşıyordu.

Konuşmalarından Noah'ın daha önce Cara isimli bir kızla ilişkisinin kötü şekilde bittiğini öğreniyoruz.

Noah artık Evelyn ile birlikteydi.

Bir süre sonra Roy, Noah'dan markete gidip birkaç şey almasını istedi.

Noah, Roy'un oğluna ait bisikleti alarak Knuck's isimli markete gitti.

Markette arkadaşları Andy ve Turner ile karşılaştı.

Onlar Noah'a, eski sevgilisi Cara'nın biraz önce markette olduğunu söylediler.

Cara çok sayıda içki almıştı.

Noah bu durumdan rahatsız oldu ama fazla üzerinde durmadı.

Marketten Carson evine geri döndü.

Gece ilerlerken Andy, Noah'a Roy Carson'ın internetteki haberlerine bakmasını söyledi.

Noah araştırınca Roy'un eski eşi Allisa Brown ile oldukça olaylı bir boşanma sürecinde olduğunu öğrendi.

Allisa'nın bazı hayranlarının Roy'a karşı öfkeli olduğu ve daha önce Carson'ın evinin önüne kadar geldikleri ortaya çıktı.

Bu yüzden Noah, evin çevresindeki garip olayların Roy'un boşanmasıyla bağlantılı olabileceğini düşündü.

Bir süre sonra kapı çaldı.

Güvenlik kamerasından baktığında kapıda bir pizza teslimatçısı gördü.

Noah pizzayı aldı.

Roy'un gönderdiği ortaya çıktı.

Noah pizzasını yerken televizyon izledi.

Bir süre sonra tekrar kapı çaldı.

Fakat bu kez kapının önünde kimse yoktu.

Sadece bir çiçek buketi bırakılmıştı.

Noah çiçekleri içeri aldı.

Henüz bunların kimin tarafından bırakıldığını bilmiyordu.

Daha sonra çalışma odasına geçip ödevini yapmaya başladı.

Gece saat 1.36'ya geldiğinde elektrikler bir anda kesildi.

Noah dışarıdan Zeke'nin havladığını duydu.

Elektrik kutusunu kontrol etmek için dışarı çıktı ve elektriği tekrar açtı.

Sonra telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

Mesajdaki kişi Noah'ı tanıyor gibiydi.

Noah mesajları fazla önemsememeye çalışıp ödevine döndü.

Fakat ev artık eskisi gibi değildi.

Alt kattan bir ses geldi.

Noah aşağı indiğinde mutfaktaki fırının kendi kendine açıldığını gördü.

Daha da garip olan şey, mutfaktaki bıçaklardan birinin ortadan kaybolmuş olmasıydı.

Noah bunun Turner'ın yaptığı bir şaka olduğunu düşündü ve Andy'yi aradı.

Ama Andy ve Turner hâlâ birlikteydiler.

Yani evde olanların onların şakası olma ihtimali yoktu.

Noah güvenlik kameralarını açtı.

Ve o anda onu gördü.

Evde bir kadın vardı.

Kadın koridorda ilerliyordu.

Noah ekrana bakarken kadının çalışma odasına doğru geldiğini fark etti.

Kadın kapının önünde durdu.

Elinde mutfaktan alınmış bir bıçak vardı.

Noah kapıyı kilitledi.

Kadın onunla konuşmaya başladı.

Önce sakin görünüyordu.

Sonra Noah onun kim olduğunu anladı.

Cara.

Noah'ın eski sevgilisi.

Cara, Noah ile konuşmak istediğini söylüyordu.

Ama Noah onun gitmesini istedi.

Cara'nın tavrı giderek değişti.

Öfkelenmeye başladı ve Noah'ı ve Evelyn'i tehdit etti.

Noah artık bunun sıradan bir tartışma olmadığını biliyordu.

Cara gerçekten eve girmişti.

Ve Noah'a zarar vermek istiyordu.

Noah çalışma odasından çıkıp yakındaki çamaşır odasına saklandı.

Sessizce bekledi.

Cara çalışma odasına girdi ve Noah'ı aramaya başladı.

Noah onun dikkatinin başka yöne kaymasını bekledi.

Sonra fırsatını bulduğu anda odadan çıktı.

Merdivenlere koştu.

Aşağı indi.

Ve Carson'ın evinden kaçmayı başardı.

Dışarı çıkar çıkmaz babası Walter'ı aradı.

Walter polisi aradı.

Ancak polisler Carson evine ulaştığında Cara çoktan kaçmıştı.

Daha sonra olayın tamamı ortaya çıktı.

Noah ve Cara daha önce internet üzerinden tanışmıştı.

İlişkilerinin başlamasından bir süre sonra Cara'nın hayatında ciddi sorunlar ortaya çıkmış ve Noah ilişkiyi bitirmişti.

Cara bunu kabul edememişti.

O gece Carson'ın evine kadar Noah'ı takip etmişti.

Çiçekleri bırakan kişi de oydu.

Elektriği kesen de oydu.

Eve gizlice giren de oydu.

Ve mutfaktan aldığı bıçağı Noah'ı tehdit etmek için kullanmıştı.

Carson'ın güvenlik kameraları ise bütün bu olayları kaydetmişti.

Polisler daha sonra Cara'nın kimliğini tespit etti.

Böylece Noah'ın yaşadığı korkunç gece sona erdi.

Noah hayatta kaldı.

Ama o geceden sonra Carson House'ta yaşananları asla unutmadı.

Hikâyenin en ürkütücü tarafı ise şuydu:

Noah bütün gece boyunca evde yalnız olduğunu sanmıştı.

Oysa biri çoktan onu takip ediyor ve evin içinde onu bekliyordu.

Oyun için;

https://store.steampowered.com/app/2120900/Fears_to_Fathom__Carson_House/

u/Important-State8791 — 15 hours ago
▲ 3 r/GizliSayfalar+1 crossposts

FEARS TO FATHOM - NORWOOD HITCHHIKE

Holly Gardner, bir oyun fuarından eve dönüyordu.

Uzun bir yolculuğun ardından artık tek istediği evine ulaşmak ve dinlenmekti. Ancak ana yolda yoğun trafik vardı. Saatlerce trafikte beklemek istemeyen Holly, daha tenha ve uzun bir yolu tercih etti.

Bu yol onu Norwood Valley adlı ormanlık bölgeye götürdü.

Gece ilerledikçe çevresindeki yollar giderek daha ıssız hâle geldi.

Bir süre sonra Holly'nin benzini azaldı ve yol üzerindeki bir benzin istasyonunda durdu.

İstasyondaki görevliyle konuşurken adam ona Norwood Valley hakkında tuhaf hikâyeler anlattı.

Bölgede insanların kaybolduğunu ve özellikle köprünün yakınlarında garip olaylar yaşandığını söyledi.

Holly bunların yerel efsanelerden ibaret olduğunu düşündü.

Fakat görevli ayrılmadan önce ona bir konuda özellikle uyarıda bulundu:

Eğer yolda beyaz ya da mavi elbiseli bir kadın görürse sakın durmamasını söyledi.

Holly bu konuşmadan rahatsız olsa da arabasına dönüp yoluna devam etti.

Bir süre sonra radyoda garip parazitler oluşmaya başladı.

Sonra yolun üzerinde iki büyük kütük gördü.

Kütükler yolu tamamen kapatmıştı.

Holly arabadan inmek zorunda kaldı ve kütükleri kenara çekti.

Ancak tekrar arabasına binip motoru çalıştırdığında araç çalışmadı.

Telefonunda da çekim yoktu.

Artık yardım çağırmasının tek yolu yoldan geçen birinden yardım istemekti.

Bir süre sonra bir araç durdu.

Direksiyondaki adam, benzin istasyonunda daha önce gördüğü Jason isimli kişiydi.

Jason, Holly'yi arabasına aldı.

Holly eşyalarını aracın arkasına yerleştirdi ve birlikte yola çıktılar.

Jason'ın konuşmaları Holly'yi biraz rahatsız ediyordu. Özellikle benzin istasyonundaki konuşmayı biliyor olması dikkatini çekmişti.

Bir süre sonra Jason onu yol üzerindeki Rodeway Inn isimli motelin önünde bıraktı.

Motel arabası için yol yardımı da sağlıyordu.

Holly resepsiyona giderek bir oda tuttu.

Çalışanlardan Tommy, arabasını sabah kontrol edeceğini söyledi.

Holly odasına geçti.

Fakat gece boyunca kendisini rahatsız eden şeyler devam etti.

Bir ara odasının penceresinden dışarı baktığında birinin onu izlediğini fark etti.

Holly artık yalnızca yorgun olmadığını, gerçekten tehlikede olabileceğini düşünmeye başladı.

Uyanık kalabilmek için kahve almak üzere dışarı çıktı.

Fakat kahveyi içtikten kısa süre sonra kendisini kötü hissetmeye başladı.

Başı dönüyor, görüşü bulanıklaşıyordu.

Holly güçlükle odasına döndü.

Sonra bilincini kaybetti.

Uyandığında saatler geçmişti.

Odasında bir şeylerin yanlış olduğunu fark etti.

Kahvenin normal olmadığından şüphelenmeye başladı.

Daha da kötüsü, odasında başka birinin bulunmuş olabileceğini düşündüren izler vardı.

Holly korkuyla resepsiyona gitti ve motel görevlisi Joe ile konuştu.

Joe ise Holly'nin anlattıklarını ciddiye almak yerine onun diğer müşterileri rahatsız ettiğini söyledi.

Holly kahve makinesinden bahsettiğinde Joe'nun tavrı daha da garipleşti.

Çünkü motel görevlisine göre orada böyle bir kahve makinesi yoktu.

Holly tekrar baktığında gerçekten de makine ortadan kaybolmuştu.

Artık burada güvende olmadığını düşünüyordu.

Joe ona odasına dönmesini söyledi.

Holly odasına geri döndü.

Gece yeniden ilerledi.

Sonra kapısı çalındı.

Dışarıdaki adam yardım istediğini söylüyordu.

Holly kapıyı açmadı.

Adam gitmek yerine giderek daha saldırgan davranmaya başladı.

Kapıya zorla girmeye çalışıyordu.

Holly korkuyla odadaki dolaba saklandı.

Adam sonunda içeri girdi.

Holly nefesini tutarak saklanırken adam odanın içinde onu aramaya başladı.

Tam onu bulmak üzereyken başka biri geldi.

Joe.

Joe saldırgan adamı etkisiz hâle getirdi ve Holly'nin kurtulmasını sağladı.

Fakat olay burada tamamen çözülmedi.

Holly, Joe'nun neden polisi aramak istemediğini sorgulamaya başladı.

Bütün gece boyunca yaşananlar birleşince Norwood Valley'de çok daha büyük ve karanlık bir şeyler döndüğünden şüphelendi.

Takip edildiğini, arabasının sabote edilmiş olabileceğini ve motelde yaşananların tesadüf olmayabileceğini düşündü.

Bölgede insanları hedef alan organize bir grubun veya başka bir yapılanmanın bulunabileceğinden şüphelendi.

Sabah olduğunda Tommy Holly'nin arabasını tamir etmişti.

Holly hiç vakit kaybetmeden arabasına bindi.

Norwood Valley'den uzaklaştı.

O geceden sonra uzun araba yolculuklarına bakışı tamamen değişti.

Bir daha böyle tenha bir yolda tek başına seyahat etmemeye karar verdi.

Gelecekteki oyun fuarlarına bile mümkün olduğunca uçakla gitmeye karar verdi.

Holly hayatta kalmıştı.

Ama Norwood Valley'de o gece gerçekten neler yaşandığına dair bütün soruların cevaplarını hiçbir zaman öğrenemedi.

Ve en korkutucu ihtimal şuydu:

Belki de o gece yaşananların hiçbiri tesadüf değildi.

Belki Holly daha benzin istasyonuna girdiği anda biri onu çoktan takip etmeye başlamıştı.

Oyun için; https://store.steampowered.com/app/1763050/?utm_source=chatgpt.com

u/Important-State8791 — 2 days ago
▲ 4 r/GizliSayfalar+1 crossposts

Fears to Fathom - Home Alone

Yazın ortasıydı.

Miles, ailesi iş için şehir dışına çıktığından beri evde yalnızdı.

Akşam saat 8 civarında uykusundan uyandı. Yapması gereken kimya ödevi vardı ama önce yemek yemeye karar verdi.

Annesi ona mesaj atmıştı:

“Buzdolabında lazanya var.”

Miles lazanyayı ısıtırken televizyonu açtı.

Her şey normal görünüyordu.

Ta ki dışarı baktığında bahçede bir adam görene kadar.

Adam evin önünde öylece duruyordu.

Miles bir süre onu izledi.

Sonra adam yavaşça uzaklaştı.

Miles bunun sadece garip bir yabancı olduğunu düşünüp fazla önemsemedi.

Yemeğini yerken arkadaşı Mason'dan mesaj geldi. Mason'ın o gece Miles'ın yanına gelmesi planlanmıştı fakat planı iptal oldu.

Artık Miles gerçekten yalnızdı.

Yemeğini bitirdikten sonra kimya ödevinin başına geçti. Birkaç saat boyunca çalıştı ve sonunda ödevini tamamladı.

Saat gece yarısını geçmişti.

Miles yatağına gitti.

Fakat yaklaşık yarım saat sonra susayarak uyandı.

Saat 1.16 civarıydı.

Aşağı kata indi ve buzdolabından bir şişe su aldı.

Tam tekrar odasına çıkacakken telefonuna annesinden bir mesaj geldi.

Mesajın içinde karanlıkta çekilmiş bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta evin önünde duran bir adam görünüyordu.

Miles hemen annesine bunun kim olduğunu sordu.

Annesi fotoğrafı komşuları Paula'nın gönderdiğini söyledi. Paula, bir süredir evin çevresinde dolaşan bu adamı fark etmişti.

Daha da kötüsü, adam sanki evin pencerelerinden içeriyi gözetliyordu.

Miles'ın annesi hemen polisi arayacağını söyledi.

Miles'a da bütün kapıları kilitlemesini ve polis gelene kadar güvende kalmasını söyledi.

Miles yukarı çıktı.

Odasına girdi.

Kapıyı kapattı.

Ve yatağının altına saklandı.

Birkaç saniye sonra...

CRASH!

Alt kattan cam kırılma sesi geldi.

Miles'ın kalbi hızlandı.

Adam eve girmişti.

Miles hareket etmeye bile cesaret edemiyordu.

Tam o sırada kapı zili çalmaya başladı.

Bir kez.

Sonra tekrar.

Sonra tekrar.

Ding-dong. Ding-dong. Ding-dong.

Miles telefonuna baktı.

Annesinden yeni mesaj vardı.

Kapıdaki kişinin Paula olduğunu söylüyordu.

Annesi Miles'ın kapıyı açıp Paula'nın evine gitmesini istiyordu.

Miles bunun güvenli olup olmadığını düşündü.

Sonunda odasından çıktı.

Merdivenlere doğru sessizce ilerledi.

Tam aşağı inmeye hazırlanırken ailesinin yatak odasından bir ses geldi.

Gıcır...

Miles durdu.

Anne ve babasının yatak odasının kapısı yavaşça açılıyordu.

Kapının arkasından karanlık bir siluet ortaya çıktı.

Miles donup kaldı.

Adam gerçekten evin içindeydi.

Ve artık Miles'ın birkaç metre uzağındaydı.

Miles hemen arkasını dönüp odasına koştu.

Kapıyı kapattı ve saklandı.

Artık tek yapabileceği şey polisin gelmesini beklemekti.

Dakikalar geçmek bilmiyordu.

Sonra dışarıdan siren sesleri duyuldu.

Polis gelmişti.

Miles bir süre daha odasından çıkmadı.

Ev sessizleşti.

Davetsiz kişi kaçmıştı.

Polislerin gelişiyle tehlike sona ermişti.

Miles sonunda aşağı indi.

Kapıyı açtığında karşısında Paula'yı ve polisleri gördü.

Paula, Miles'ın iyi olduğundan emin olmaya çalışıyordu.

Miles o geceyi sağ salim atlatmıştı.

Fakat en korkutucu soru hâlâ cevapsızdı:

O adam Miles'ın evine neden girmişti?

Oyun için; https://store.steampowered.com/app/1671340/Fears\_to\_Fathom\_\_Home\_Alone/?utm\_source=chatgpt.com

Oyunda adamın amacı açıkça açıklanmıyor. Ancak davranışları, sıradan bir hırsız olmadığını düşündürüyor. Öncesinde evi gözlemlemesi ve Miles'ın yalnız olduğunu bilmesi, onun asıl hedefinin evdeki eşyalar değil, Miles olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Ve böylece Miles'ın o korkunç gecesi sona eriyor.

Ama davetsiz kişinin akıbeti bilinmiyor.

u/Important-State8791 — 2 days ago

Duvar Nasıl Dinlenir (Fazla Küfürlü)

1. Yöntem

Bardakla duvar dinleme olayı şu: Karşı odadaki orospu çocuklarının ne konuştuğunu duymak istiyorsan yapıyorsun. Klasik, ucuz, sik gibi basit yöntem.

Şöyle yapacaksın:

Boş, ince kenarlı cam bardak bul. Plastik siktir et, işe yaramaz. Camın ağzını duvara **sıkı sıkı** bastır, kenarlar tam otursun, hava kaçmasın. Kulağını bardağın dibine yapıştır gibi dayayıp dinle. Ses, duvarın titreşimini alıp doğrudan kulak zarına iletir. Fizik bu amk, katı maddede ses daha iyi gider.

En iyi yerler: Priz kenarları, kapı çerçeveleri, boruların geçtiği ince duvarlar. Kalın beton duvarda siktir et, hiçbir bok duymazsın. Alçıpan veya eski ince duvarlarda daha net çalışır.

Kendi nefesini tut, gürültü yapma, gece sessizken dene. Yoksa kendi sesin bile bozar, hiçbir şey duymazsın.

Bu kadar. Başka fancy alet arıyorsan o ayrı, ama bardakla duvar dinleme bu: basit, ucuz, işe yarıyor.

2. Yöntem (çok uzun)

Malzemelerini topla. Şimdi daha sofistike dinleme ekipmanına geliyoruz. Kendi başına bir dinleme stetoskopu yapabilir veya bir tane satın alabilirsin. Hazır modeller sana zaman kazandıracak ancak paraya mal olacaktır. Bununla birlikte, önceden hazırlanmış bir modelin aksine, kendi stetoskopunu yapmanın, hâlihazırda oldukça iyi bir MP3 çaların olması koşuluyla, muhtemelen daha düşük bir maliyeti olacaktır.

Yerel eczanende genellikle yaklaşık 50-100 TL’ye bir stetoskop bulabilirsin. Stetoskopun kalitesinin büyük bir fark yaratması olası değildir.

Ayrıca mikrofona ihtiyacın olacak. Stereo multimedya mikrofonları, ucuz oldukları (yaklaşık 50 TL), ancak oldukça iyi ses özelliklerine sahip oldukları için tercih edilir. Yani, onlarla oldukça kolayca ve iyi kalitede ses alabilmelisin.

Son olarak, ses kaydetmek için bir MP3 oynatıcının yanı sıra 3,5 mm (mini) Stereo Y adaptör kablosuna ihtiyacın olacak. Kablo oldukça ucuz olacak, yaklaşık 15-20 TL. Hâlihazırda sahip değilsen MP3 oynatıcı en pahalı ürün olacaktır. Kayıt yapabilmesi gerektiğini unutma, bu da muhtemelen daha yeni bir modele ihtiyacın olacağı anlamına gelir (eski modellerin çoğu kaydetmez, yalnızca müzik çalar).

Step 2 Mikrofonları sök.

Mikrofonları sök. Kablolara ulaşmak, üstleri veya başlıkları çıkarmak ve mikrofonları serbest bırakmak için mikrofonların ortasını kesmen gerekecektir. Daha sonra açığa çıkan mikrofonları stetoskop kulaklıklarına yerleştireceksin.

Bunu yapmak için iyi bir araç bir X-Acto bıçağıdır. Mikrofonun dış kısımlarını temiz bir şekilde kesecek ve iç kısımlara ulaşmana izin verecektir. Elinde 2 mikrofon ve 3,5 mm'lik konektörler (kablolar) kalması gerekir.

Stetoskopu MP3 çalara bağla. Son olarak, stetoskopu ve mikrofonları MP3 çalara tak. Mikrofonları MP3 çalara bağlamak için Y adaptör kablosunu kullan. Duvardan aldığın ses artık mikrofonlar tarafından toplanacak ve güçlendirilecek, MP3 çalara iletilecek ve kaydedilecek.

Tek stereo konektörünü bir MP3 çalara tak. Casus stetoskopun artık hazır olmalıdır.Dinlemeye başla. Önce stetoskopunla pratik yap. Sıradan bir camda olduğu gibi, duvarda iyi bir yerleşim bulmak veya kaydı sağlamak için biraz deneme yapman gerekebilir. Bununla birlikte, duvarlar çift camlı veya kalın bir yalıtıma sahip olmadıkça, karşı tarafta söylenenleri duyabilmelisin.

Detaylı ve daha fazla yöntem için https://www.wikihow.com.tr/Duvar-Arkas%C4%B1-Nas%C4%B1l-Dinlenir

u/Important-State8791 — 3 days ago

🐬 Yunusların birbirlerine isim verdiğini biliyor muydunuz?

Yunuslar, kendilerine özgü ıslıklar kullanarak birbirlerini tanıyabiliyor. Hatta bazı yunuslar, belirli bir yunusu çağırmak için onun kendine özgü ıslığına benzer bir ses çıkarabiliyor. 🐬

Yani bir bakıma yunusların kendi aralarında “isimleri” varmış gibi düşünebiliriz. 👀

Sizce başka hangi hayvanların birbirlerine özel isimlerle seslendiğini düşünüyorsunuz? 🧐

reddit.com
u/Important-State8791 — 3 days ago

🦎 Kertenkelelerin kuyruğu neden kopunca tekrar çıkıyor?

Kertenkeleler tehlikede olduklarında kuyruklarını bırakabilir. Buna ototomi denir. 🫨

Yırtıcı hayvan kuyruğa saldırdığında, kertenkele kaçıp kurtulabilir. Daha sonra zamanla yeni bir kuyruk oluşur. Ancak yeni kuyruk, eski kuyruğun tamamen aynısı değildir; özellikle kemik yapısı farklı olur.

Peki sizce bir kertenkele kuyruğunu kaç kez yenileyebilir? 👀

u/Important-State8791 — 4 days ago
▲ 0 r/Yazar

DEATH NOTE — BENİM HİKÂYEM BÖLÜM 1 & 2

Bölüm 1: Siyah Defter

Okuldan eve dönerken kaldırımın kenarında siyah bir defter gördüm.

Üzerinde sadece:

DEATH NOTE

yazıyordu.

Etrafıma baktım.

Kimse yoktu.

Defteri çantama koyup eve götürdüm.

Akşam odama geçtiğimde merak edip ilk sayfasını açtım.

İçinde İngilizce ve Japonca yazılmış bazı kurallar vardı.

En dikkat çekici olanı şuydu:

“Bu deftere adı yazılan kişi ölür.”

Güldüm.

“Kim böyle bir şaka yapar ki?”

Sayfaları çevirmeye devam ettim.

Bir sürü kural vardı.

İsim yazmak.

Yüzü bilmek.

Ölüm şeklini belirlemek.

Hepsi saçma geliyordu.

Ama yine de merak ettim.

Televizyonda haberleri izlerken aranan bir suçlunun ismi ekranda çıktı.

Defteri önüme koydum.

Kalemi aldım.

Bir süre düşündüm.

Sonra ismini yazdım.

Hiçbir şey olmadı.

Defteri kapatıp yatağa girdim.

Yaklaşık kırk dakika sonra salondan annemin sesi geldi.

“Haberlere baksana!”

Televizyonun sesini açtım.

Az önce adını yazdığım adamın kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği söyleniyordu.

Yerimden kalkamadım.

Deftere baktım.

Tekrar televizyona baktım.

“Tesadüf.”

Kendimi buna inandırmaya çalıştım.

Ertesi gün bir kez daha denedim.

Bu kez televizyonda hakkında haber çıkan başka birinin adını yazdım.

Yine bekledim.

Saatler geçti.

Hiçbir şey olmadı.

“Demek gerçekten tesadüfmüş.”

Defteri çekmeceye koydum.

Tam çekmeceyi kapatırken arkamdan bir ses geldi.

“İkinci kez denediğine göre merak etmişsin.”

Bir anda arkamı döndüm.

Odamda daha önce hiç görmediğim garip bir yaratık duruyordu.

Elinde elma vardı.

“Sen kimsin?”

Yaratık sakin bir şekilde cevap verdi:

“Ryuk.”

“Buraya nasıl girdin?”

“Ben buraya girmedim.”

“Ne demek o?”

Ryuk defteri gösterdi.

“O defter benim dünyamdan.”

Defteri elime aldım.

“Bunun gerçekten çalıştığını biliyor muydun?”

“Tabii.”

“Peki neden bana bıraktın?”

Ryuk elmasını ısırdı.

“Canım sıkılmıştı.”

O gece uzun süre deftere baktım.

Henüz ne yapacağımı bilmiyordum.

Ertesi gün haberlerde önceki iki olaydan bahsedildi.

Polis olayları araştırıyordu.

Ama kimsenin aklına cinayet gelmemişti.

İlk olay kalp krizi olarak kayda geçmişti.

İkinci olay da doğal nedenlerle açıklanıyordu.

Bir polis memuru kameraların karşısında:

“Şu an için iki olay arasında herhangi bir bağlantı bulunmuyor. Bunların tesadüf olması mümkün.”

dedi.

Televizyonu kapattım.

Ryuk yanımda oturuyordu.

Bana baktı.

“Şimdilik kimse bir şey bilmiyor.”

Defteri masanın üzerine koydum.

İlk kez gerçekten düşündüm:

Eğer bu güç gerçekten benim elimdeyse... onu nasıl kullanacağıma ben karar verebilirdim.

Ama daha önemli bir soru vardı.

Bunu kullanmaya devam edersem ne olacaktı?

O gece defteri tekrar açtım.

Kalemi elime aldım.

Ve bir isim yazdım.

Bu kez...

tesadüf olmayacaktı.

Bölüm 2: İlk Şüphe

Ertesi sabah uyandığımda aklımda tek bir şey vardı.

Gece yazdığım isim.

Telefonumu elime aldım ve haberleri açtım.

Henüz hiçbir şey yoktu.

Okula giderken sürekli telefonu kontrol ettim.

Öğle arasında sonunda bir son dakika haberi geldi.

Hakkında haberlerde gördüğüm adamın hayatını kaybettiği açıklandı.

Nedeni yine aynıydı:

Kalp krizi.

Telefonu kapattım.

Kimse hiçbir şeyden şüphelenmiyordu.

Ama ben artık emindim.

Death Note gerçekten çalışıyordu.

Akşam eve döndüğümde Ryuk odada beni bekliyordu.

“Bugün üç tane isim yazdın.”

Ona baktım.

“Beni mi izliyorsun?”

“Ben her şeyi görüyorum.”

“Peki neden bir şey söylemiyorsun?”

Ryuk güldü.

“Çünkü ne yapacağını görmek daha eğlenceli.”

Defteri açtım.

Sayfaları dikkatlice inceledim.

Sonra önemli bir şeyi fark ettim.

Deftere yalnızca isim yazmak zorunda değildim.

Ölüm şeklini de belirleyebiliyordum.

Ama bunu hemen denemek istemedim.

Önce sınırlarını öğrenmeliydim.

Ertesi gün haberlerde yine birkaç suçlunun öldüğü söylendi.

İnsanlar bunu garip bulmaya başlamıştı.

Ama polis hâlâ herhangi bir bağlantı bulamamıştı.

Televizyondaki polis memuru:

“Son olayların birbirinden bağımsız olduğunu düşünüyoruz.”

dedi.

Ryuk televizyona bakıp güldü.

“Şimdilik.”

Ben ise sessiz kaldım.

Çünkü artık bir planım vardı.

Rastgele isimler yazmayacaktım.

Önce Death Note'un sınırlarını öğrenecektim.

O gece küçük bir defter çıkardım.

Başına tek bir kelime yazdım:

“Deneyler.”

Death Note'u masanın yanına koydum.

İlk satıra bir kural yazdım.

Sonra ikinciyi.

Üçüncüyü.

Her denemede sonuçları not ettim.

Bir süre sonra defterin kurallarını daha iyi anlamaya başladım.

Ama bir şey dikkatimi çekti.

Haberlerdeki ölümlerin sayısı arttıkça insanlar da konuşmaya başlamıştı.

Sosyal medyada biri:

“Son zamanlarda çok fazla suçlu kalp krizinden ölüyor.”

diye paylaşım yapmıştı.

Binlerce kişi bunu tartışıyordu.

Bazıları bunun sadece istatistiksel bir tesadüf olduğunu söylüyordu.

Bazıları ise başka bir açıklama arıyordu.

Ben telefonu kapattım.

Henüz kimse benim varlığımı bilmiyordu.

Ve en önemlisi...

Kimse Death Note'un varlığından bile haberdar değildi.

O gece Ryuk bana baktı.

“Mutlu musun?”

“Bilmiyorum.”

“Pişman mısın?”

Bir süre düşündüm.

“Hayır.”

Ryuk gülümsedi.

“O zaman daha yeni başlıyoruz.”

Masadaki Death Note'a baktım.

Sayfaları yavaşça çevirdim.

Ve ilk kez aklıma şu düşünce geldi:

Eğer bu güç benim elimdeyse, dünyayı değiştirebilirim.

Ama bunun bedelinin ne olduğunu henüz bilmiyordum.

reddit.com
u/Important-State8791 — 4 days ago

Kedimin benim kedim olduğunu anlayamıyorum lütfen okuyun yardım lazım 😭

Arkadaşlar herkese merhaba 3 gün önce kedim Ares kaybolmuştu o gün içerisinde onu bir şekilde bulmuştuk ev getirdiğimiz de çok garipti rengi birebir aynıydı ama kendisi öyle değildi yani durup dururken sürekli bana bakıyordu rahatsız oluyordum en sevdiği ödül mamasın dan verdim yemedi otur diyince oturuyordu ama artık hiçte öyle değil sanki benim kedim değildi durup dururken bir yere gözlerini dikiyor televizyon izliyor bunların hiç birini yapmazdı ne olduysa kaybolduktan sonra oldu ama gözleri, tasması, rengi falann birebir aynı lütfen yardım edin veterinere götürdük ama hiç bir sıkıntısı yok dedi gayet sağlıklı dedi tüyleri de olması gerektiği gibi biraz da agresifleş'ti bazen sanki ilk defa yürüyormuş gibi yürüyor sanki düşecekmiş gibi yardım edin 😭😭 ben eski kedimi özledim 😭

reddit.com
u/Important-State8791 — 5 days ago

DEATH NOTE — BENİM HİKÂYEM BÖLÜM 3

Bölüm 3: Tesadüfler

Aradan birkaç hafta geçti.

Her şey normal görünüyordu.

Okula gidiyor, derslere giriyor, eve dönüyordum.

Ama geceleri Death Note'u kullanmaya devam ediyordum.

Her ismi yazdığımda aynı şey oluyordu.

Kalp krizi.

Kimse benim yaptığımı bilmiyordu.

Haberlerde ise ölümlerden bahsedilmeye başlanmıştı.

Bir akşam televizyonda bir polis memuru açıklama yaptı:

“Son haftalarda benzer şekilde gerçekleşen ölümlerin sayısında artış var. Ancak şu an için bunların arasında kesin bir bağlantı kuramadık.”

Ryuk koltuğun üzerinde oturmuş elma yiyordu.

“Yaklaşıyorlar.”

“Beni mi bulacaklar?”

“Hayır.”

Ryuk gülümsedi.

“Henüz değil.”

Televizyonu kapattım.

O sırada telefonuma bir bildirim geldi.

Okul grubundan bir mesajdı.

Bir öğrenci:

“Sizce son zamanlardaki ölümler garip değil mi?”

Başka biri cevap verdi:

“Bence tamamen tesadüf.”

Ben telefonu kapattım.

Ertesi gün okulda herkes aynı konuyu konuşuyordu.

Ama kimsenin aklına benim gelmemişti.

Hatta sınıftaki arkadaşlarımdan biri bana dönüp:

“Son zamanlarda suçluların hepsi kalp krizinden ölüyor. Dünya iyice garipleşti.”

dedi.

Gülümsedim.

“Evet. Garip.”

Ama içimden başka bir şey düşünüyordum.

“Bunu ben yapıyorum.”

Akşam eve geldiğimde Death Note'u açtım.

Bu kez bir ismin yanında küçük bir not yazdım.

“Kalp krizi.”

Sonra başka bir isim.

Yine aynı.

Bir süre sonra durdum.

Ryuk bana baktı.

“Ne oldu?”

“Böyle devam edersem bir gün biri fark edecek.”

Ryuk elmasını ısırdı.

“Belki.”

“Belki mi?”

“İnsanlar aptal değildir.”

Bu cümle kafama takıldı.

O gece Death Note'u kullanmadım.

Ertesi sabah haberlerde beklemediğim bir şey gördüm.

Bir polis memuru kameraların karşısına geçmişti.

“Şu anda elimizde kesin bir kanıt yok. Ancak son dönemdeki ölümlerin zamanlamalarını ve ortak noktalarını incelemeye başladık.”

Kalbim hızlandı.

İlk kez gerçekten araştırıyorlardı.

Ama yine de benim adımı bilmiyorlardı.

Hatta Death Note'un varlığından bile haberleri yoktu.

Akşam odama çıktığımda Ryuk pencerenin yanında duruyordu.

“Bundan sonra daha dikkatli olmalısın.”

“Biliyorum.”

Death Note'u çekmeceden çıkardım.

Sayfayı açtım.

Kalemi elime aldım.

Sonra bir isim yazmak yerine deftere baktım.

Artık bunun sadece bir oyun olmadığını anlamıştım.

Benim yaptığım her şey...

bir gün birilerinin dikkatini çekebilirdi.

Ve o gece ilk kez kendime şu soruyu sordum:

“Beni yakalamaya çalışırlarsa, onları nasıl kandıracağım?”

Ryuk arkamdan güldü.

“İşte şimdi işler ilginçleşiyor.”

reddit.com
u/Important-State8791 — 5 days ago

Fears the fathom serisi gelsin mi?

Fears to Fathom Serisi (Carson House, Woodbury Getaway vb. gerçek olaylardan uyarlanan bölümler

Fear Night Tales - Do You Like Coffee? (Kafede geçen gece vardiyası bölümü)

Relive the Fear: Perfect Neighbor (Komşu temalı gerilim oyunu)

Hangisi gelsin?

reddit.com
u/Important-State8791 — 5 days ago

FEARS THE FATHOM serisi gelsin mi?

Fears to Fathom Serisi (Carson House, Woodbury Getaway vb. gerçek olaylardan uyarlanan bölümler)yani bakirkertenkele31 çekmişti bu hikayeleri gelsin mi?

reddit.com
u/Important-State8791 — 5 days ago

DEATH NOTE — MY STORY

Chapter 1: The Black Notebook

On my way home from school, I found a black notebook lying at the edge of the sidewalk.

It had only two words written on it:

DEATH NOTE

I looked around.

There was no one there.

I put the notebook in my bag and took it home.

That evening, when I went to my room, I opened the first page out of curiosity.

There were several rules written in English and Japanese.

The most striking one was:

“The person whose name is written in this notebook will die.”

I laughed.

“Who would make a joke like this?”

I kept turning the pages.

There were dozens of rules.

Writing a name.

Knowing the person's face.

Choosing the cause of death.

It all seemed ridiculous.

But I was still curious.

While watching the news on TV, the name of a wanted criminal appeared on the screen.

I put the notebook in front of me.

I picked up a pen.

I thought about it for a while.

Then I wrote his name.

Nothing happened.

I closed the notebook and went to bed.

About forty minutes later, I heard my mother calling from the living room.

“Come look at the news!”

I turned up the volume on the TV.

They were reporting that the man whose name I had just written had died of a heart attack.

I couldn't move.

I looked at the notebook.

Then I looked back at the TV.

“A coincidence.”

I tried to convince myself.

The next day, I tried again.

This time, I wrote the name of another person who had appeared in the news.

I waited again.

Hours passed.

Nothing happened.

“So it really was just a coincidence.”

I put the notebook in the drawer.

Just as I was closing the drawer, a voice came from behind me.

“You got curious enough to try it a second time.”

I suddenly turned around.

A strange creature I had never seen before was standing in my room.

It was holding an apple.

“Who are you?”

The creature calmly replied:

“Ryuk.”

“How did you get in here?”

“I didn't come in here.”

“What do you mean?”

Ryuk pointed at the notebook.

“That notebook is from my world.”

I picked up the notebook.

“Did you know this thing actually works?”

“Of course.”

“Then why did you leave it for me?”

Ryuk took a bite of his apple.

“I was bored.”

That night, I stared at the notebook for a long time.

I still didn't know what I was going to do.

The next day, the news mentioned the previous two incidents.

The police were investigating.

But no one suspected anything.

The first incident had been recorded as a heart attack.

The second was also being explained as natural causes.

A police officer said in front of the cameras:

“At this time, we have found no connection between the two incidents. It is possible that they are simply coincidences.”

I turned off the TV.

Ryuk was sitting beside me.

He looked at me.

“For now, no one knows anything.”

I put the notebook on the table.

For the first time, I really thought about it:

If this power was truly in my hands... I could decide how to use it.

But there was a more important question.

What would happen if I kept using it?

That night, I opened the notebook again.

I picked up the pen.

And wrote a name.

This time...

it wouldn't be a coincidence.

When I woke up the next morning, there was only one thing on my mind.

The name I had written the night before.

I picked up my phone and opened the news.

There was nothing yet.

On my way to school, I kept checking my phone.

During lunch break, a breaking news alert finally appeared.

The man I had seen on the news had been reported dead.

The cause was the same:

A heart attack.

I put my phone away.

No one suspected anything.

But now I was certain.

The Death Note really worked.

When I got home that evening, Ryuk was waiting for me in my room.

“You wrote three names today.”

I looked at him.

“Are you watching me?”

“I see everything.”

“Then why don't you say anything?”

Ryuk laughed.

“Because it's more entertaining to see what you'll do.”

I opened the notebook.

Then I noticed something important.

I didn't have to simply write a name.

I could also determine the cause of death.

But I didn't want to try that immediately.

First, I needed to learn its limits.

The next day, the news reported that several more criminals had died.

People were starting to find it strange.

But the police still couldn't find any connection.

The police officer on TV said:

“We believe the recent incidents are unrelated.”

Ryuk looked at the TV and laughed.

“For now.”

I stayed silent.

Because I already had a plan.

I wasn't going to write random names.

First, I would learn the limits of the Death Note.

That night, I took out a small notebook.

At the top, I wrote a single word:

“Experiments.”

I placed the Death Note beside me on the desk.

I wrote down the first rule.

Then the second.

Then the third.

With every experiment, I recorded the results.

After a while, I began to understand the rules of the notebook better.

But something caught my attention.

As the number of deaths reported on the news increased, people began talking about them.

Someone posted on social media:

“There have been way too many criminals dying of heart attacks lately.”

Thousands of people were discussing it.

Some said it was simply a statistical coincidence.

Others were looking for another explanation.

I turned off my phone.

No one knew I existed yet.

And most importantly...

No one even knew the Death Note existed.

That night, Ryuk looked at me.

“Are you happy?”

“I don't know.”

“Do you regret it?”

I thought for a while.

“No.”

Ryuk smiled.

“Then we're just getting started.”

I looked at the Death Note on the desk.

I slowly turned the pages.

And for the first time, a thought crossed my mind:

If this power was in my hands, I could change the world.

But I still didn't know what the price would be.

reddit.com
u/Important-State8791 — 5 days ago