r/kibeleSalon

Trans öğretmen linç kampanyasının ardından işini kaybetti: “MEB'in sistematik şiddetinin sonucu ortada yapayalnız bırakıldım”
▲ 120 r/kibeleSalon+1 crossposts

Trans öğretmen linç kampanyasının ardından işini kaybetti: “MEB'in sistematik şiddetinin sonucu ortada yapayalnız bırakıldım”

İktidara yakın medya tarafından hedef gösterilen trans öğretmen Zoe Lila'nın görev yaptığı özel okul, sözleşmesini yenilemedi. Lila, yaşananları KaosGL.org’a anlattı.

LGBTİ+ düşmanı hedef göstermeler, çalışma hakkı ihlallerine bir yenisini daha ekledi. İstanbul Sarıyer'de faaliyet gösteren Özel Açı Ortaokulu'nda İngilizce öğretmeni olarak görev yapan trans öğretmen Zoe Lila'nın iş sözleşmesi, iktidara yakın medya tarafından hedef gösterilmesinin ardından yenilenmedi. Lila, okul yönetiminin velilere yönelik düzenlediği "Cinsel Kimlik Gelişimi" semineri ve öğrencilerle paylaşılan uyum sürecinin hedef gösterilmesinin ardından işten çıkarıldı.

Lila, yaşananları KaosGL.org’a anlattı. 2021 yılının ağustos ayından bu yana okulda görev yaptığını, son iki yıldır ise sınıf rehber öğretmeni olarak çalıştığını belirten Lila, aynı zamanda okulun kapsayıcılık ve sosyal sorumluluk komitelerinde gönüllü çalışmalar yürütüyordu.

Süreci okul yönetimiyle paylaştı

Lila, Haziran 2024'te yasal cinsiyet uyum sürecine başladığını, çok sayıda psikiyatrik ve tıbbi değerlendirme ile hormon tedavisinin ardından ameliyat iznini aldığını anlattı.

Sürecin en başından itibaren okul yönetimini bilgilendirdiğini söyleyen Lila, "2024-2025 eğitim öğretim yılının başında okul yöneticileriyle tüm süreci açıklıkla paylaştım. Hepsi oldukça destekçiydi ve tüm süreçte yanımda olacaklarını ifade ettiler" dedi.

Lila, okul yönetiminin öğrencilerle paylaşım sürecine ilişkin dışarıdan uzman desteği aldığını, kapsayıcılık politikalarının güncellenmesi için çalışmalar yürüttüğünü ve öğrencilerle yapılacak paylaşımın içeriğinin okul yönetimi ile uzmanların önerileri doğrultusunda hazırlandığını söyledi.

"Öğrenciler beklediğimden daha kapsayıcıydı"

11 Haziran'da öğretmenlere, birkaç gün sonra ise yaklaşık 125 öğrencinin bulunduğu altı sınıfa trans olduğunu açıkladığını belirten Lila, öğrencilerin süreci olumlu karşıladığını ifade etti:

"Bir dakikayı geçmeyen kısa bir konuşmaydı. Öğrencilerin tepkileri beklediğimden daha olumlu ve daha kapsayıcıydı. İsim hitabı dışında hayat olağan akışındaydı."

Lila, aynı gün düzenlenen veli seminerinde de süreç hakkında bilgi verildiğini, velilerin büyük bölümünün destekleyici bir tutum sergilediğini belirterek, derslerine umutla devam ettiğini söyledi.

"Tehdit mesajları aldım, kendi evimde güvende değildim”

Sürecin, iktidara yakın medya kuruluşlarında hedef gösterilmesinin ardından değiştiğini anlatan Lila, şunları söyledi:

"Haberleri görüp görmediğimi sormak için dersten çıkarıldım. Haberin yıkıcılığı ve hak ihlallerinin sonrasında öğrencilerle vedalaşmadan okuldan ayrıldım."

Hedef gösterilmesinin ardından çok sayıda destek mesajı aldığını ancak ölüm tehdidiyle de karşı karşıya kaldığını belirten Lila, güvenlik gerekçesiyle kendi evinde dahi kalamadığını ifade etti.

"10-15 kadar veliden destek e-postaları aldım. Görüşmediğim bir akrabam tarafından ölüm tehdidi mesajı aldım. Hafta sonu farklı lokasyonlarda güvenliğimi sağladım. Kendi evimde de güvende değildim."

"Ameliyatımdan bir gün önce sözleşmemin yenilenmeyeceği söylendi"

Lila, ameliyatı öncesinde okul yönetiminin kendisine dinlenmesi için okula gelmemesini önerdiğini, daha sonra çevrimiçi yapılan görüşmede sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini aktardı:

"Genel Müdür ve okul müdürü, ellerinden geleni yaptıklarını ve maalesef sözleşmemi yenilemeyeceklerini söylediler. Ameliyatımdan bir gün önce MEB'in sistematik şiddetinin sonucu ortada yapayalnız bırakıldım. Çalışma hakkım gasp edildi. İnsan hakları ihlalinin yaşayan somut örneği oldum."

"Yarın da eğitimci olacağım"

Yaşadıklarını Milli Eğitim Bakanlığı'nın LGBTİ+ karşıtı politikalarının bir sonucu olarak değerlendiren Lila, "Hak mücadeleme devam edeceğim. Dün de eğitimciydim, bugün de eğitimciyim, yarın da eğitimci olacağım. Devletin 'Aile Yılı' ilanıyla birlikte varoluşum hedef alındı” ifadelerini kullandı.

“Anayasanın açık ihlali”

Lila'nın avukatı Furkan Yurt, müvekkilinin hedef gösterilmesinin ardından iş sözleşmesinin yenilenmemesinin hem ulusal hem de uluslararası hukuk açısından hak ihlali olduğunu belirterek, "Bu fesih kararı ve öncesinde yürütülen dijital linç süreci, hukukun evrensel ilkelerinin, Anayasa'nın ve yürürlükteki mevzuatın açık ihlalidir" dedi.

4857 sayılı İş Kanunu'nun eşit davranma ilkesini düzenleyen 5. maddesine dikkat çeken Yurt, cinsiyet uyum sürecinin bir çalışanın mesleki yeterliliğinin ölçütü olamayacağını vurguladı:

"Müvekkilimizin Türk Medeni Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca tamamen hukuki ve tıbbi zeminde yürüttüğü cinsiyet uyum süreci, öğretmenlik liyakatinin ya da mesleki başarısının ölçütü olamaz. Sırf varoluşu ve yasal haklarını kullanmış olması gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi, İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca açık bir tazminat sebebidir."

“İşveren linç kültürüne ortak oluyor”

Yurt, eğitim kurumlarının nefret söylemlerine teslim olmak yerine çalışanlarının haklarını korumakla yükümlü olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına da işaret eden Yurt, cinsiyet kimliği ve cinsiyet uyum sürecinin özel hayatın gizliliği kapsamında korunduğunu hatırlatarak "Medyanın bunu bir 'skandal' olarak sunması suç teşkil ettiği gibi, işverenin de bu linç kültürüne ortak olarak iş akdini feshetmesi anayasal ihlalin tescilidir” diye konuştu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Christine Goodwin/Birleşik Krallık ve Y.Y./Türkiye kararlarını hatırlatan Yurt, devletlerin transların kimliklerini tanıma, koruma ve ayrımcılığı önleme yükümlülüğü bulunduğunu belirtti. Yurt, "Kişilerin cinsiyet kimlikleri nedeniyle çalışma haklarının ellerinden alınması demokratik bir toplumda asla kabul edilemez" dedi.

Nefret içerikleri hakkında hukuki süreç başlatıldı

Yurt, Zoe Lila'yı hedef gösteren medya organları hakkında erişim engeli ve içeriklerin kaldırılması talebiyle İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurduklarını, iş sözleşmesini fesheden kurum hakkında da hukuki süreç başlattıklarını açıkladı:

"Zoe Lila yalnız değildir. Eğitim hakkı ve eğitimci olma hakkı, nefret koridorlarında tırpanlanamayacak kadar kutsaldır ve anayasal güvence altındadır."

kaosgl1.org
u/Dyspchordia — 2 hours ago
▲ 16 r/kibeleSalon+1 crossposts

Solaklık "Hastalığı", önlenmesi ve tedavisi: 1935 yılından nadide(!?) bir eser

Yanlış okumadınız. Böyle bir kitap var ve oldukça ciddi.

İnsanlık tarihinde neyin normal, neyin hastalık olduğu hep tartışma konusu olmuştur. Tarihte bugün için güleceğimiz birçok durum, hastalık olarak kabul edilmiş ve hatta utanç verici şekilde tedavi edilmeye çalışılmıştır.

1935 yılı itibarıyla solaklık için hikaye buydu.

Kitabın içeriğini okudum. 38 sayfalık daha çok bilgilendirme kitapçığı gibi desek yeridir. Solakların ileride iş yaşamında ne zorluklar çekebileceğini, sağ eli kullanmanın önemini, bunun yanlışlık olduğunu savunarak başlıyor.

Hatta bu hastalığın erken dönemde yakalanması gerektiğini, "en az Rickets veya Zatürre kadar ciddi" olduğunu belirtiyor!

Sonraki dönemlerde bebeklikten itibaren yatış pozisyonları, oyuncaklar, yapılacak aktiviteleri tarifliyor. Sağ eli kullanmayı zorunlu kılacak masalar, araç-gereçler ile eğitim vb öneriyor.

Geçmişte yapılan bazı hastalık tanımları, tedaviler, veya bilimsel olarak görünen konseptler bugün ya çöp niteliğinde, ya da komik kalabiliyor. İşin acı yanı kimilerinin bir ömrü bugün güldüğümüz şeylere adamış olması...

Acaba gelecekte bugün yaptığımız nelerin tamamen boşuna olduğunu fark edeceğiz, veya güleceğiz, insan merak ediyor...

u/Geldingmustang — 4 days ago
▲ 63 r/kibeleSalon+1 crossposts

Asclepius and his daughter Hygieia. In Greek mythology, Asclepius was the god of healing and medicine. Hygieia represented health, cleanliness, and protection. The word “hygiene” is derived from her name. Istanbul Archaeological Museums.

u/Geldingmustang — 6 days ago

Brother, Can You Spare A Dime - Bing Crosby (1932 yılından büyük buhran dönemini anlatan bir hit)

1932 yılından bir hit paylaşıyorum. Tabii o yılın hit şarkısı çok yakın zamandaki büyük buhran ile ilgili olmayacaktı da ne olacaktı?

"Brother, Can You Spare a Dime?" (veya diğer adıyla "Buddy, Can You Spare a Dime?"), Büyük Buhran döneminin en bilinen Amerikan şarkılarından biridir. Söz yazarı E. Y. "Yip" Harburg ve besteci Jay Gorney tarafından 1931'de yazılan bu eser, 1932 yapımı "New Americana" müzikalinin bir parçasıydı; şarkının melodisi, Gorney'nin çocukken duyduğu bir Rus ninnisine dayanıyordu. Ancak şarkı, asıl ününü Bing Crosby ve Rudy Vallee'nin seslendirdiği kayıtlarla kazandı. Her iki versiyon da Franklin Delano Roosevelt'in başkan seçilmesinden hemen önce piyasaya sürüldü ve her ikisi de listelerde bir numaraya yükseldi. Crosby'nin Brunswick etiketiyle yayınlanan kaydı, döneminin en çok satan plağı oldu ve o çağın yıkılan hayallerinin bir marşı olarak görülmeye başlandı.

Şarkının sözleri, demiryollarını ve gökdelenleri inşa eden, savaşta (I. Dünya Savaşı) çarpışan, toprağı işleyen ve uluslarının kendilerinden talep ettiği her şeyi yerine getiren insanların; işler bitip emeklerine artık ihtiyaç kalmadığında neden kendilerini terk edilmiş ve ekmek kuyruklarında bulduklarını sorgular.

Sözlerinde vatanseverliğe bir gönderme olan "Yankee Doodle Dum" ifadesine yer verir; ayrıca gazilere yapılan atıf, o dönemde gündemde olan bir konu olan askeri ikramiyeleri de çağrıştırır.

Şarkı, bir Broadway eseri için alışılmadık bir yapıya sahiptir. İlk olarak, çoğu Broadway şarkısının aksine majör bir tonda değil, daha karanlık ve Buhran dönemine daha uygun olan minör bir tonda başlar. Şarkı, refah dolu geçmişten ve demiryollarının inşasından bahsederken bir oktav yükselip kısa süreliğine majör tona geçerek enerji ve iyimserlik hissi uyandırır. Ardından, "Once I built a railroad, made it run / Made it race against time" (Bir zamanlar demiryolu inşa ettim, işlettim / Zamanla yarıştırdım) dizelerindeki "time" (zaman) kelimesinde tekrar minör tona döner; bu geçiş, refah dolu günlerin sona erdiğini işaret eder ve havayı hüzünlü bir atmosfere büründürür. Şarkı daha sonra bir kabulleniş havasıyla değil, öfkeyle sona erer; (Broadway şarkılarında alışılageldiği üzere) başlangıç ​​kısmı bir oktav yukarıdan tekrarlanır ancak önemli bir değişiklikle: samimi tondaki "Brother, can you spare a dime?" (Kardeşim, bir on sentin var mı?) ifadesinin yerini, saldırgan bir tondaki "Buddy, can you spare a dime?" (Dostum, bir on sentin var mı?) ifadesi alır.

Videoda canlı bir performans olmadığı için 1932 kaydına dönemin bazıları bugün ikonik olan fotoğrafları eşlik ediyor.

youtube.com
u/Geldingmustang — 10 days ago