▲ 6 r/maskesiz+2 crossposts

Hayatının gizli yöneticisi ne?

İnsanlar ömürlerini hiç tanımadıkları kişilere tepki vererek heba ediyor. Zaten seni anlamaya niyeti olmayan insanlara kendini anlatmaya çalışmak zaman kaybından başka bir şey değil...

Oysa kaçırılan nokta şu ki dikkatiniz yani odağınız sizin tek gerçek gücünüz. Odağınızı kim veya ne kontrol ediyorsa hayatınızı da en nihayetinde o yönetiyor demektir. En büyük güç birine kendini zorla dinletmek falan değil. Tam aksine o kişinin artık seni dinleyemeyeceğine ve zihninde tek bi saniye bile yer alamayacağına karar vermekten ibaret.

Etrafta sürekli ruhu emilmiş gibi gezen insanlara bi bakın. Bu insanların problemleri zeka falan değil, her hıyarı olana tuzla koşmaktan... Birisi sırf kötü bir cümle söyledi diye bütün günü o lafı kafasında döndürerek gerçiyorlar. Birine verdiğin her duygusal tepki o kişiye senin huzurunu bozma yetkisini altın tepside sunmaktır. Senin tepkisizliğin ise o insanın elindeki tek kozu alır.

Burada düşülen bir diğer bana kalırsa hata ise haksız olduğunu kanıtlayacağım kafasıyla intikam peşine düşmek. Birine kendini kanıtlamaya çalışmak bile o kişiyi hala zihninin merkezinde ağırladığını gösterir. Asıl zafer birini tartışmada yenmek değil o insanı zihninden tamamen silip yok saymaktır.

Olay tamamen basit bir zaman ve tecrübe hesabında bitiyor aslında 24 yaşında biri günde 12 saat uyuyorsa teknik olarak sadece 12 yıllık bir hayat tecrübesine sahiptir, muhtemelen de insanlar arasındaki en büyük fark neye ve kimlere zamanını ayırdığından kaynaklı bir denklem içerisinde. Zihninizi bu tarz hiçbir şey katmayacak boş etkileşimlerle doldururken, başka bir insan o sırada kendi hedeflerine odaklanıp yolunda ilerliyor. Günün sonunda o insan bir şeyler başarıp farkı açarken üst üste binen '' her şeye yetiişme ve kendini savunma ihtiyacından'' sınırlı olan zamanını kenara fırlatma....

u/Bensizolmazz — 12 days ago
▲ 14 r/maskesiz+2 crossposts

Biriyle değil, onun kafasındaki sizinle konuşuyorsunuz. Bu sub neden var?

Her sosyal etkileşimde aslında iki farklı gerçeklik var. Birincisi senin gerçekten kim olduğun, ikincisi ise insanların farkında bile olmadan sana yüklediği o psikolojik rol.

Çoğu insan tüm hayatını hiç seçmediği bu rollerin içinde hapsolarak geçiriyor: İyi evlat, sessiz arkadaş, komik olan, her şeyi halleden o sorumluluk sahibi insan...

Bir çevre senin kim olduğuna bir kere karar verdi mi, attığın her adım artık o filtreden geçmeye başlıyor. Büyümen, gelişmen bile gözlerine şüpheli görünür. Çünkü sen tahmin edilebilir kaldığında insanlar kendini güvende hisseder. Senin değişmediğin bir düzen, onların konfor alanını korur. Biçtikleri rolden saptığın an ise gerilim başlar.

Bunu ilk başta küçük şeylerde hissedersin.

  • Biraz daha özgüvenli olursun, hemen "kibirli" derler.
  • Kendini sürekli açıklamayı bırakırsın, bir anda "soğuk biri" olursun.
  • Sınır çizmeye başlarsın, insanlar sessizce senden uzaklaşır.

Kötü biri olduğun için değil bu. Sadece işlerine gelen, rahatça kullandıkları o eski versiyonun kaybolduğu için. İnsanlar senin zayıf olmana içerlemez, onları geride bırakma ihtimaline içerler.

Yani işin özü şu: Çoğu insan seninle iletişim kurmuyor. Kendi kafalarındaki seninle, kendi korkularıyla, yetersizlikleriyle ve hayal kırıklıklarıyla konuşuyorlar.

Anlaşılmak hiçbir zaman tamamen senin elinde olmadı. Çünkü birini anlamak ciddi bir öz farkındalık ister. İnsanların çoğu ise kendi yansımalarının ötesini görecek kadar derinleşemiyor.

Bu yüzden bazı insanlar değiştiğin için seni cezalandırır. Açıkça değil, ince ince... Ses tonları değişir, enerjileri düşer. Onların kafasındaki karaktere oynamayı bıraktığın an, aranızdaki o destek bir anda buharlaşır.

İşin en garip yanı ne biliyor musun? Ne kadar kendin olursan, çevrendekiler yanında o kadar rahatsız hisseder. Çünkü doğallık, kurdukları o sosyal yalanları bozar. Çoğu ilişki söze dökülmemiş gizli bir anlaşmaya dayanır: "Sen benim beklediğim kişi olmaya devam et, ben de senin istediğin gibi davranayım." Biri bu kuralı bozduğu an rahatlık kaçar.

Pek çok insanın bir ortamdan çıktıktan sonra neden bu kadar tükendiğini sanıyorsunuz? Sadece konuşmaktan yorulmuyorlar, o rolü oynamaktan yoruluyorlar. Karşısındakine göre şekil almaktan ve artık kendilerine ait hissetmedikleri o eski kabuğu taşımaktan bıkıyorlar.

Zamanla o sahte yüz, gerçek kişiliğinden daha çok takdir görmeye başlar. İlk başta seni koruyan o kabuk, bir süre sonra hapishanen olur.

Onay aldıkça o rolden çıkmak imkansızlaşır. "İyi insan" öfkesini gösteremez olur, "güçlü insan" canının yandığını söyleyemez, "zeki insan" bilmediğini itiraf etmekten korkar. En sonunda da kimse kimseyle dürüstçe bağ kuramaz.

İnsanlar değil, sadece maskeler birbiriyle konuşur durur.

u/Bensizolmazz — 24 days ago