
burada gezdikçe yeteneksiz hissediyorum
herkes o kadar iyi ciziyor ve o kadar yaratıcı ki kötü hissediyorum. neyse, 8. sınıfta güzel sanatlar lisesine hazirlanirken çizdiğim bir şey (kazanamadim)

herkes o kadar iyi ciziyor ve o kadar yaratıcı ki kötü hissediyorum. neyse, 8. sınıfta güzel sanatlar lisesine hazirlanirken çizdiğim bir şey (kazanamadim)
kitapları bu yüzden seviyorum. çünkü dümdüz dikdörtgen biçimindeler.
yuvarlak hatlara sahip arabaları da hiç sevmiyorum. bu yüzden eski arabalar ya da volvo, rolls royce tarzı arabalar gözüme çok daha hoş geliyor. yeni suvlar bence hoş değil. neden bir şeylerin köşeleri yuvarlatılmaya çalışılır ki? estetik algıma hiç hoş gelmiyor.
yuvarlak hatlara sahip insanları da itici buluyorum. özellikle bir insan şişmanlayınca yuvarlaklaşıyor ve bu gayet kötü bir şey. daha keskin hatlara sahip insanları daha çekici buluyorum. bu yüzden kendim bile aynaya bakınca keskin hatlar görmek istediğimden dolayı hep fit kalmaya çalışıyorum.
iphone'ların ve new samsungların ara yüzleri de genelde yuvarlak hatlara sahip. bunu aşırı rahatsız edici buluyorum. bu yüzden nispeten daha keskin hatlara sahip one ui 6 kullanıyorum. eğer yeni bir telefon alacak olsam bu samsung s23 ultra olurdu. çünkü kenarları düz.
çoğu insan gök cisimlerine hayran kalır. ben kalmam. çünkü onlar yuvarlak. ben afrika haritasındaki sınır çizgilerine bakarak mutlu olurum.
toplu sporlardan da hoşlanmıyorum. bugüne kadar hiç başarılı olmadım da. çünkü yuvarlak şeyleri sevmem.
sanırım yuvarlak hatlar insanda belirsizliğe çağrışım yapıyor. belirsizlikten hoşlanmam. keskin hatlar da netliği simgeliyor. netliği severim. ama yuvarlaklar her yerdeler. bu yüzden onlarla savaşmak yerine çıkar ilişkisine dayalı bir anlaşma yapmalıyım. onları yeteri kadar kullanmalıyım ve varlığından her zaman rahatsız olmamalıyım.
bu kadar örnek verdiğim yeter. sanırım yuvalaktan hoşlanmıyorum.
Çocukla bugün ve yarin gorusemeyecegiz çünkü kuzeninin bugün kınası var yarın da düğünü var. Ben de birkaç kişiye serinin devamı için söz verdim bu yüzden şimdi de yaklaşık 1.5 hafta önce olan bir olayi anlaticam, bence o olaydan sonra zaten daha da yakinlastik gibi hissettim. Ben o gün piknikten dönüyordum ve oncesinde de zaten 1 haftalik tatildeyim çocuğu yaklaşık 8-10 gün kadar göremedim yani. Akşam 10 piknikten dönerken mahalledekleri gördüm ileri de 7,8 kişiler zaten karanlik yakinlasinca farkettim. Çocuğa X diyelim X de ordaydi bakiyolardu bana zaten Ben gittim selam verdim hepsine sonra X'e sarıldım. Çocuk tepki vermedi zaten tek kolumu boynuna doladim 1,2 saniye sonra bir iki kişiye daha sarıldım sonuçta arkadaşlarıma özlem duyuyordum. Benim eve gidip poşet birakmam gerekiyordu ve X de siz gidin (bakkala gidiyorlardı) ben nur'u beklicem dedi. İşte benim kapima gittik ben yukarı çıkıp indim felan biz de gittik sonrasında dondurma almaya. Giderken piknikte yaptiklarimi anlatiyordum işte 2 kuzenim, ben ve 2. Kuzenimin cocukluk arkadaşı da ordaydi. Çocuğun ismi yusuf, ben dedim yusuf ben ve ...( Kuzenlerim) Lunaparka gittik takildik felan o da bir anda bir kaşını kaldirip "yusuf?" Diye sordu ben de dedim işte kuzenimin cocukluk arkadaşı felan diye. Bir de bana dedi ki özledim seni işte çok dışarı cikmadim zaten sen yokken bazen diğer erkek arkadaşları çağırınca cikiyormus onlarla. HAJAJAJAJ BİR DE BANA YUSUF MU DAHA UZUN BEN Mİ DİYE SORMUŞTU (İKİSİNİN TİPİNİ BENZETMİŞTİM). Neyse bir de bunun kardeşi var erkek, ikizler zaten de işte biz merdivende oturuyorduk ama kapi küçük olduğu için her basamakta 2 kisi oturuyordu. Bir de üst kısım vardı ayaga kalkip oturman lazimdi, neyse ben oturuyordum alt kisimlardan birinde o da en ustteydi uzatiyordu ayaginu tek oturuyordu sonra ikizi yanima gecmek icin uzaninca kalkti ondan önce geçmeye çalıştı çık felanndemisti. İkizi de baya salak ve gicik biri yalan yok "yoook" felanndemisti sonra hemen yan kismimdaki demirlige geldi ayakta yaslanarak durdu X işte. O gün de öyle bir gündü arkadaşlar. Bu tür olaylar yüzünden her zaman ikilemde kalıyorum, çocuk hem bu tür seyler yapiyor hem de birine aşık oldunmu hiç diye sorduğumda " ben kimseyi arkadaştan öte gormuyorum, kimseden hoslanmadim hiç" felan diyor.
Ben şahsen yolda bir trafik kazası gördüğümde -eğer benim bir zararım yoksa- bundan heyecan duyuyorum. Ya da toplumsal bir felaket olduğunda da yine -bana gelen bir zarar yoksa- heyecan duyuyorum. Ve sanırım bundan kirli bir zevk alıyorum. Sanırım insanın yaratılışı bu şekilde. İnsanlar huzuru arzu ettiklerini söylüyorlar ama rahatlığa erişince, olmadık sorunlar ortaya çıkararak kaosun başlamasını bekliyorlar.
İnsanlar ömürlerini hiç tanımadıkları kişilere tepki vererek heba ediyor. Zaten seni anlamaya niyeti olmayan insanlara kendini anlatmaya çalışmak zaman kaybından başka bir şey değil...
Oysa kaçırılan nokta şu ki dikkatiniz yani odağınız sizin tek gerçek gücünüz. Odağınızı kim veya ne kontrol ediyorsa hayatınızı da en nihayetinde o yönetiyor demektir. En büyük güç birine kendini zorla dinletmek falan değil. Tam aksine o kişinin artık seni dinleyemeyeceğine ve zihninde tek bi saniye bile yer alamayacağına karar vermekten ibaret.
Etrafta sürekli ruhu emilmiş gibi gezen insanlara bi bakın. Bu insanların problemleri zeka falan değil, her hıyarı olana tuzla koşmaktan... Birisi sırf kötü bir cümle söyledi diye bütün günü o lafı kafasında döndürerek gerçiyorlar. Birine verdiğin her duygusal tepki o kişiye senin huzurunu bozma yetkisini altın tepside sunmaktır. Senin tepkisizliğin ise o insanın elindeki tek kozu alır.
Burada düşülen bir diğer bana kalırsa hata ise haksız olduğunu kanıtlayacağım kafasıyla intikam peşine düşmek. Birine kendini kanıtlamaya çalışmak bile o kişiyi hala zihninin merkezinde ağırladığını gösterir. Asıl zafer birini tartışmada yenmek değil o insanı zihninden tamamen silip yok saymaktır.
Olay tamamen basit bir zaman ve tecrübe hesabında bitiyor aslında 24 yaşında biri günde 12 saat uyuyorsa teknik olarak sadece 12 yıllık bir hayat tecrübesine sahiptir, muhtemelen de insanlar arasındaki en büyük fark neye ve kimlere zamanını ayırdığından kaynaklı bir denklem içerisinde. Zihninizi bu tarz hiçbir şey katmayacak boş etkileşimlerle doldururken, başka bir insan o sırada kendi hedeflerine odaklanıp yolunda ilerliyor. Günün sonunda o insan bir şeyler başarıp farkı açarken üst üste binen '' her şeye yetiişme ve kendini savunma ihtiyacından'' sınırlı olan zamanını kenara fırlatma....
sıcaktan mı acaba?