



Şehirciliğin Sosyal Yaşam ve Hobilerimize Etkisi
Artık dayanamıyorum. Bizim şehirlerimizde neden hiç gerçek hobi alanları yok?
Arkadaşlarla kafeye oturup 101 oynamak, pub'a gidip bira içmek, AVM gezmek, piknik veya mangal yapmak gibi aktivitelerden hoşlanmıyorsanız hayat gerçekten dayanılmaz bir hal alıyor.
Kaçınızın evinden çıkıp 5-6 km içinde güvenle yürüyüş yapabileceği ya da bisiklet sürebileceği bir alan var? Kaçınızın evinin 8-10 km çevresinde en basitinden masa tenisi, tenis, padel veya badminton oynayabileceği; tırmanış duvarı, mini golf sahası bulabileceği ya da yeni nesil kutu ve kart oyunları oynayabileceği bir kafe var?
Bedavasını geçtim, parasıyla bile bu aktivitelere ulaşmak için neden minimum 15km (yaklaşık 1 saat) yol gitmek zorundayım ? Zaten oynayacağım 1 saatlik masa tenisi için 2 saatimi yolda geçirmek zorunda mıyım?
Hobi alanlarının bu kadar kısıtlı olması bence ülke olarak sosyal ilişki dinamiklerimizi de bozuyor. İnsanlar gerçekten kafa dengi, hayatta benzer şeylerden keyif aldığı kişilerle tanışamıyor. Tanıştığımız insanlar çoğunlukla sadece okul ve iş hayatında rastgele denk geldiğimiz kişilerden oluşuyor. Bu da hem kadın-erkek ilişkilerimizin hem de hemcinslerimizle kurduğumuz ilişkilerin daha sığ ve yüzeysel olmasına neden oluyor. Sonuç olarak daha mutsuz ve daha tatminsiz bir topluma dönüşüyoruz.
Biz ne zaman Avrupa'daki gibi bisiklete atlayıp 8-10 dakika içinde kadın-erkek karışık bir tenis kulübüne veya bir kutu oyunu, pokemon vs. oynabileceğimiz bir kafeye gidip, önüne bisikletimizi bağlayıp 1 saat eğlenip biraz sosyalleşip tekrar evimize dönebileceğiz ? Ya da gerçekten hiç bu standarda ulaşabilecek miyiz, gerçekten çok merak ediyorum.