Köy mevlüdü 🌷

4 tepsi şekerpare

4 tepsi börek

2 tencere sarma

2 kazan pilav

1 kazan tavuk

20lt ayran..

Biraz yorucu oldu ama çok eğlenceliydi hazırlıklar🥰

u/Kalorifercinizz — 2 months ago

Çikolata ve vişneli kurabiye

Süte batırıp yedik, tadı gerçekten baya güzeldi geçen yaptığımdan çok daha iyi oldu bu sefer

u/Kalorifercinizz — 2 months ago

Küçük bir doğum günü sürprizi 🍰✨

Annenizi sevin ona değer verin doğum gününü kutlayın.

Mozaik pastaya ufak dokunuşlarla güzel hale geldi, makarna salatası, cookie, pizza malzemeleri ile milföy.

u/Kalorifercinizz — 2 months ago

Erkeğin Tesettürü

İslam'da Erkeğin Tesettürü

Toplumda tesettür dendiğinde akla ilk olarak kadınların giyim kuşamı gelse ve sürekli gündemde tutulsa da unutulan bir konu vardır ki bu da erkeğin tesettürüdür. Toplumda birçok kişinin bunu ya hiç bilmediğini ya da yanlış bildiğini görüyoruz ne yazık ki. Dinimiz örtünme, iffet ve mahremiyet ölçülerini her iki cins için de zorunlu kılmıştır. Erkeğin tesettürü de sadece belli bölgelerin kapatılmasından ibaret olmayıp, mümin bir erkeğin hem kendi bedenine hem de toplumsal hayata karşı ahlaki sorumluluğunu ifade eder.

Bedenin Örtülmesi (Avret Bölgesi)

Fıkhi kurallara göre erkeklerin diğer erkeklerin ya da mahremi olmayan (kendisiyle evlenebileceği) kadınların yanında örtmesi gereken asgari bölge, "göbek deliği ile diz kapağı arasıdır". İslam alimlerinin çoğunluğuna göre diz kapağı da bu avret sınırına dahildir. Dolayısıyla bir erkeğin bu bölgeyi açıkta bırakacak şekilde (örneğin kısa şortlarla) toplum içine çıkması ya da namaz kılması dinen uygun görülmemiştir.

Ancak tesettürün sadece asgari sınırı yapmak yeterli değildir; bedeni teşhirden korumak, dar ve şeffaf olmayan, vücut hatlarını belli etmeyen uygun giysiler tercih etmek gerekir.

Gözlerin Tesettürü

Erkek tesettürünün en önemli ve ilk adımı kalpte ve gözlerde başlar. Nur Suresi 30. ayette bu durum net bir şekilde ortaya konmuştur:

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar.” Bu ayet, erkeğin dış dünyadaki harama karşı ilk olarak göz kapaklarıyla tesettür sağlaması gerektiğini hatırlatır. Bakışları kontrol etmek, zihni ve kalbi kötülüklerden korumanın ilk şartıdır.

Giysi Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

İslam, erkeğin de kadının da giyiminde lüks, kibir ve israftan kaçınılmasını öğütler. Bir erkeğin kıyafetinde dikkat etmesi gereken temel ölçüler şunlardır:

- Vücut Hatlarını Belli Etmemek

- Karşı Cinse Benzememek

- Şöhret ve Kibri Kıyafete Yansıtmamak

Unutulmamalıdır ki tesettür kadın erkek her kula farz kılınmıştır. Erkeğin tesettürü kadınınkinden daha önemsiz değildir. Farklı bahaneler öne sürerek tesettürü yerine getirememek kabul edilebilir değildir. Özellikle yaz mevsiminde karşımıza çıkan bu bahaneler Allah katında geçerli bir yere sahip değildir :)

reddit.com
u/Kalorifercinizz — 2 months ago

Şavurma

Döneri aşırı seven biri olarak ara sıra şavurma yiyorum farklı bir tat için. Fiyatına göre gerçekten bol ve iyi. Biraz ağır bir tat olsa da Arap mekanları fiyat performans bana göre. En azından paranızın hakkını veriyorlar. Yedikten sonra yürüyen sarımsak gibi oluyorsunuz ama :d

u/Kalorifercinizz — 2 months ago

Kesb Ve Halk Gabih Midir?

Selamün aleyküm. Bir önceki postta anlattığım kesb ve halk konusu üzerinden akla gelen bir soruya cevap vereceğiz.

Kelam ilminde kulun iradesi (kesb) ile ilahi kudret (halk) arasındaki ilişki, eylemlerin ahlaki niteliği ve sorumluluk açısından tartışma konularından biridir. Mâtürîdî mezhebinde, kulun kötü bir eylemi seçmesi "kesb", Allah'ın o eylemi dış dünyada var etmesi ise "halk" olarak adlandırılır. Bu noktada kulun eylemi (kesb) çirkin (kabih) sayılırken, Allah'ın o eylemi yaratması (halk) çirkin kabul edilmez. Bu durum (mutezileye muhalif olarak) şu üç mantıki delille temellendirilir:

  1. Kötülük eylemin kendisinde değil, onu tercih eden iradenin niyetindedir. Kul, cüzi iradesiyle yasağı çiğnemeyi ve kötülük yapmayı amaçladığı için onun seçimi ve yönelmesi kabihtir. Allah’ın o fiili yaratmaktaki amacı ise kötülüğe ortak olmak değil, evrendeki imtihan nizamını ve insanın seçme özgürlüğünü korumaktır; bu sebeple yaratma eylemine kabih denemez.

  2. Mâtürîdîliğe göre ilahi iradenin her fiili bir hikmete dayanır. Kötülüğün kendisi çirkin olsa da, insana verilen özgür iradenin işlevsel kalabilmesi için o kötülüğün dış dünyada meydana gelmesine izin verilmesi genel düzen açısından bir zorunluluktur. Eğer Allah kulun her kötü tercihinde yaratmayı durdursaydı imtihan zemini ve sorumluluk ortadan kalkardı; dolayısıyla adaleti tecelli ettirmek için fiili yaratmak kabih değil, hikmettir. Kabih görünende de bir hikmet olması muhtemeldir, kul bunu her daim bilemeyebilir.

  3. Kelami kurallara göre bir şeyi yaratmak, o şeyin vasfıyla nitelenmeyi gerektirmez. Kul, çirkinliği bizzat uygulayan ve üzerine alan taraf olduğu için o günahın sıfatı kula ait olur. Allah ise kötülüğü veya zulmü yaratır ama kendisi zalim olmaz, çünkü yarattığı eylemi kulun irade etmesi ile yaratmıştır.

(Çikolatalı süt asılda güzeldir, elbiseye dökülmek ile kötüdür)

Mutezile mezhebi ise bu konuda Ehl-i Sünnet’ten ayrılır. Onların mantığına göre, bir eylem doğası gereği çirkinse onu var etmek de kabihtir ve Allah kabih iş yapmaktan münezzehtir. Mutezile, "Eğer kulun kötü fiilini Allah halk ediyor derseniz, Allah'a kabihlik isnat etmiş olursunuz" diyerek halk kelimesinin de kabih olacağını savunur. Bu çelişkiden kaçmak için de kulun, kendi fiillerinin hem kesbedeni hem de bizzat yaratıcısı (halıkı) olduğunu ileri sürer.

Mâtürîdîler ise Mutezile'nin bu yaklaşımını reddeder. Çünkü bir fiilin çirkinlik vasfı, onu fiziksel olarak var edene (halık) değil, kendi iradesiyle tercih edip işleyene (fail) yapışır. Katilin cinayet işlemesi için gereken gücü ve ölümü evrende var eden Allah "katil" olarak nitelendirilemez. Üstelik Allah'ın dünyada kötülüğün işlenmesine zemin hazırlaması ve imtihan gereği buna izin vermesi mutlak bir hikmete dayanır. Dolayısıyla evrende Allah'tan başka bir yaratıcı kabul etmek (Mutezile'nin iddiası) tevhid ilkesine aykırıdır; halk eylemi her halükarda temizdir, kabih olan yalnızca kulun kötüye yönelik kesbidir.

reddit.com
u/Kalorifercinizz — 3 months ago

Kelam İlminde Halk Ve Kesb Mevzusu

Selamün aleyküm.

İslam kelamında "halk" ve "kesb" kavramları, ilahi kudret ile insan sorumluluğunun sınırlarını çizmek için kullanılan iki temel terimdir. Olayın mantığı, eylemin meydana gelişindeki rol dağılımı ile ilişkilidir. Mezheplerin görüşleri üzerinde halk ve kesbe ufak bir giriş yapalım.

Halk (Yaratma)

İslam'a göre evrendeki tek yaratıcı güç Allah’tır. Fiziksel dünyadaki oluşumlar gibi, insanın gerçekleştirdiği eylemler de biyolojik, nörolojik ve fiziksel süreçlere tabidir. İnsanın bir eylemi varlık sahnesine çıkarma, onu yoktan var etme gücü yoktur. Fiilin fiziksel olarak meydana gelmesi, yani var edilmesi "halk" olarak adlandırılır ve bu tamamen ilahi kudrete aittir.

Kesb (Kazanma)

İnsan, eylemlerini seçerken özgür bir iradeye (cüz'i irade) sahiptir. Bir davranışı yapmayı istemek, ona yönelmek ve karar vermek insanın kendi tercihidir. İnsanın bu tercih ve yönelme aşamasına "kesb" denir. Kul, eylemi fiziksel olarak yaratmaz; ancak özgür iradesiyle o eyleme yönelerek onun ahlaki ve hukuki sorumluluğunu üzerine almış olur. Bu sorumluluğa "teklif" denilir.

İşleyişin mantığı şudur:

İnsan, iradesini kullanarak bir eylemi yapmayı tercih eder (kesb). Allah da insanın bu özgür tercihine bağlı olarak o eylemi fiziksel olarak yaratır (halk).

Bu mantık, insanı tamamen iradesiz gören "Cebriyye" mezhebi ile insanı Allah'tan bağımsız bir yaratıcı gibi gören "Mutezile" akımlarının ortasında yer alır. Amaç tevhid ilkesini korurken, insanın yaptığı seçimlerden ötürü sorumlu tutulabilmesinin (adalet) mantıki zeminini kurmaktır. İnsan, yaratmadığı eylemin sadece niyet ve tercih aşamasına yöneldiği için ondan sorumlu olabilir.

reddit.com
u/Kalorifercinizz — 3 months ago