
u/KulOrkhun

Yunancadan Arapçaya ve Arapçadan Türkçeye geçen bir kaç sözcük:
Yunancadan Arapçaya ve Arapçadan Türkçeye geçen bir kaç sözcük:
Kanun
Kırtas
Defter
Kimya
Felsefe
Kalem
Burç
Harita
İklim
Namus
Cins
Bodrum
İksir
Diplom
Mendil
Elmas
Sirat (Sirat köprüsü)
Yaşname Geleneği
​
Yaşnameler, Türk halkları arasında insan hayatını doğumdan ölüme kadar yaşlara göre anlatan destansı şiirlerdir. Genellikle âşıklar tarafından koşma biçiminde söylenir ve âşık edebiyatı ürünleri arasında yer alırlar. Yaşnamelere ayrıca Yaş Destanı, Yaş Türküsü, Ömür Destanı, Hayat Destanı, Vücudname ve Mahrasnâme adları da verilmiştir.(Yrd. Doç. Dr. Doğan Kaya, Yasnameler, s.1) (Esma Şimşek, Türk halk şiirinde Yaşnameler ve Yunus Emre'nin "Düşdi Gönül" adlı şiiri üzerine bir değerlendirme, Prof. Dr. Bayram Durbilmez'e Armağan, c.1, 2023, İstanbul, Kriter Yayınevi, s.439)
İlk çalışmalar:
Türkiye'de Yaşnameler üzeri çalışmalar ilk Veysel Arseven tarafından yapılmıştır. Arseven ayrıca Aşık Ömer'e ait bir yaşname şiirini de yayınlamıştır. (Veysel ARSEVEN, Yaş Çağları, Türk Folklor Araştırmaları, C. 2, s. 48, Temmuz, 1953.) İkinci çalışma Hayrettin İvgin (Hayrettin İVGİN, Halk Şiirinde Yaş, Çağrı, Sayı 267, Nisan 1980, s. 16), Üçüncü çalışma ise değişik tarihi yazarlardan derlenmiş 57 yaşname tarzı şiiri bir araya getiren Alim Çelebioğlu tarafından yapılmıştır. (Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 151-286.)
Türleri:
Yaşnameler genelde insanın ana rahmine düşmeden ve ya doğumdan sonra başlayarak, ölüme kadar bir insanın hayatını anlatır. Çoğunluğu erkek yaşamını ele alırken kadınların yaşamı ile ilgili yazılmış yaşnameler de bulunmaktadır. Bazı yaşnameler dini ve tasavvufi görüşlerle ele alınmışken, diğerleri düpedüz şairin hayatını işlemektedir.(Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 153) ( Mehmet Vefa Nalbant,Yaşname Geleneği İçinde Kutadgu Bilig
ve Kutadgu Bilig’de Yaş Konusu, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 13. Sayı 4. Aralık 2016, s.180)
Tarihi:
Yaşname geleneği ilk Türkistan'da ortaya çıkmıştır. İlk temsilcileri Yusuf Has Hacib ve Ahmet Yesevi olan (Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 154) bu gelenek, Oğuzların batıya göçmesi ile Azerbaycan sahası ve Anadolu 'da da ortaya çıkmıştır, hatta Alevi - Bektaşi olan bir çok temsilci de kazanmıştır. (Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 154) Kırgızların Manas destanında da geçen bu gelenek, Azerbaycan ve Orta Asya'da Sovyet dönemine kadar sürdüğü gibi (Elmira Memmedova-Kekeç, Sovyetler dönemi Yaşnamelerin Muhteva Özellikleri,folklor/edebiyat, cilt:22, sayı:88, 2016/4, s.218), Anadolu(Yrd. Doç. Dr. Doğan Kaya, Türk edebiyatında Yaşnameler, s.18-31), (Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 155) ve Kıbrıs sahasında da 20. yüzyıla kadar halk şairleri tarafından sürdürülmüştür.(Elmira Memmedova, Kıbrıs yaş destanları üzerine genel değerlendirme, Motif Akademi Halkbilimi Dergisi / 2013-1,Ocak-Haziran, Kıbrıs Özel Sayısı-I, s.243-259). Şiir olarak ilk yaşname örnekleri Yusuf Has Hacib ve Ahmet Yesevi'ye dayanırken, Türkçede yaşname olarak adlandırabileceğimiz ilk yazılı kayıt, Bilge Kağan yazıtının doğu yüzünde bulunan bilgilerdir. Bilge Kağan orada, kendi hayatlarından sözeden yaşname şairleri gibi, 8 yaşından kırk yaşına kadar yaptıklarını anlatmaktadır. (Talat Tekin, Orhon yazıtları, Simurg Yayınevi, 2. Baskı, 1998, İstanbul, s.67-77)
"Kangım (D 14) kaan uçdukda özüm sekiz yaşda kaltım. Ol törüde üze ecim kaan olurtı. [...]yegirmi yaşımka Tarduş bodun üze şad olurtum. Ecim kaan birle ilgerü Yaşıl ügüz Santung yazıka tegi süledimiz, kurıgaru Temir Kapıka tegi süledimiz, Kögmen asa Kırkız yiringe tegi süledimiz.
[...]Yeti yegirmi yaşıma Tangut tapa süledim. Tangut bodunug buzdum. Oğlın, yultuzın, yılkısın barımın anta altım. Sekiz yegirmi yagzıma altı çub [Soğdak] (D 25) tapa süledim. Bodunug anta buzdum."
Aktarım:
"Babam kağan uçtuğunda(öldüğünde) kendim sekiz yaşındaydım. Töreye göre amcam kağan oldu. On dört yaşımda Tarduş budunu üzeri şad oturdum. Amcam kaan ile Yeşil Irmak (Sarı Irmak) Şantung ovasına kadar sefer ettik, batıda demir kapıya kadar sefer ettik, köğmen ötesinde Kırgız ülkesine kadar sefer ettik. On yedi yaşında Tangut'a kadar sefer ettim, Tangut budununu bozguna uğrattım. Oğullarını, kadınlarını, at sürülerini ve varlıklarını aldım. On sekiz yaşında Soğdak'a sefer ettim. Budunu (soğdakları) orada bozdum."
Türkistan ve Azerbaycan:
Yaşname geleneğinin İlk temsilcileri Yusuf Has Hacib ve Ahmet Yesevi olmuştur. (Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 154) 11. yüzyılda Yusuf Has Hacib'in Hakani Türkçesi ile yazdığı Kutadgu Bilig adlı eserin 6391‑6408 arası beyitlerinde insanın dünyaya gelişi, yaşlanması ve sonunda ölümden kurtulmayarak göçmesi ele alınmıştır. (M. Vefa Nalbant, Yaşname Geleneği İçinde Kutadgu Bilig’de Yaş Konusu, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
Cilt 13, Sayı 4,Aralık 2016, ss. 181)
361‑377. beyitlerinde gençlikten başlayarak kırktan altmışa kadar süren yaşam macerası ve ölüm korkusu ele alınmıştır. (M. Vefa Nalbant, Yaşname Geleneği İçinde Kutadgu Bilig’de Yaş Konusu, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 13, Sayı 4,Aralık 2016, ss. 182)
Metin örneği:
"Küsüş tut yigitlik keçer sinde terk
Kaçar bu tiriglik neçe tutsa berk
Seniŋde yava bar erken yigitlik küçi
Yava kılma ta̒at tapug kıl tuçı
Küser men yigitlikke öknür özüm
Ökünçüm asıg yok keser men sözüm
Kimiŋ kırkta kesçe tiriglik yılı
Esenleşti erke yigitlik tili
Tegürdi maŋa elgin elig yaşım
Kugu kıldı kuzgun tüsi teg başım
Okır emdi altmışmaŋa kel tiyü
Busug bolmasa bardım emdi naru
Otuz yıgmışın yandru aldı elig
Negü kılgay altmış tegürse elig
Negü kıldım erki elig men saŋa
Nelük türdüŋ emdi bu öçke maŋa
Tatıg erdi barça yigitlik işim
Agu kıldı emdi maŋa yir aşım
Yigitlik negü yıgdı erse maŋa
Karılık kelip aldı kelgey saŋa
Aya çergüçi kel mini çergüle
Yıl ay tutgunı boldum emgek bile"
Aktarım:
361 Sıkı tut gençliği, çabuk geçer
Nice sıkı tutsan da gençlik kaçar
362 Sende varken gençlik gücü
İbadet et, boşa geçirme bunu
363 Pişmanım, gençliğe öykünür özüm
Öykünmek yararsız, keseyim sözüm
364 Kimin kırkı geçerse yaşanmış yılı
Esenleşir onunla gençliğin dili
365 Elli yaşım değdirdi bana elini
Kuğu tüyüne döndürdü kuzgun gibi saçımı
366 Altmış yaş çağırır gel diye beni
Ecel pususu olmasa giderim şimdi
367 Kimin yaşı geçmişse altmışı
Tadı yok onun, kış olur yazı
368 Otuza dek koruduğumu aldı elli
Ne yaparım altmış değdirirse elini
369 Ne yaptım ki elli yaşım ben sana
Neden geldin şimdi bu öçle bana
370 Tatlı gelirdi bana gençlikte her işim
Zehir oldu şimdi yediğim aşım
371 Bedenim ok gibiydi, gönlüm yay
Gönlümü ok gibi yapmalıyım, bedenim oldu yay
372 Gençlik ne topladıysa bana
Yaşlılık gelip aldı, gelir sana da
373 Ey çergeci, gel beni çergile
Yıl, ay tutsağı oldum eziyet ile
İkinci örnek 12. yüzyılda yaşamış olan Haci Ahmet Yesevi'nin Hakani Türkçesi ile yazılan hikmetleridir. Bir hikmetinde bir yaşından 63 yaşına kadar hayatını anlatır.
(Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 254-267)
Metin örneği:
Bir yaşımda ervâh menge uluş berdi
(Bir yaşımda ruhlar bana pay verdi;)
İki yaşta peygamberler kelip kördi
(İki yaşta peygamberler gelip gördü;)
Üç yaşımda çil-ten kelip hâlim sordı
(Üç yaşımda Kırklar gelip halimi sordu)
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge
(O sebepten altmış üçte girdim yere.)
Tört yaşımda Hak Mustafa berdi hurmâ
(Dört yaşımda Hakk Mustafa verdi hurma.)
Yol körsettim yolğa kirdi neçe gümrâh
(Yol gösterdim, yola girdi, nice günahkar)
Kayda barsam Hızr babam menge hemrâh
(Nereye varsam Hızır Baba'm bana yoldaş)
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge
(O sebepten altmış üçte girdim yere.)
Beş yaşımda belim bağlap ta'at kaldım
(Beş yaşımda belimi bağlayıp ibadet eyledim)
Tatavvu ruze tutup âdet kıldım
(Nafile oruç tutup âdet eyledim)
Keçe kündüz zikrin aytıp râhat kıldım
(Gece gundüz zikrini deyip rahat eyledim)
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge
(O sebepten altmış üçte girdim yere.)
Alta yaşda turmay kaçtım halâyıkdın
(Altı yaşta durmadan kaçtım insanlardan)
Kökke çıkıp ders örgendim melâyikdin
(Göğe çıkıp ders öğrendim meleklerden;)
Dâmen kesip hemme ehl-i alâyıkdın
*İlgimi kesip bütün tanıdık bağlardan;)
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge
(O sebepten altmış üçte girdim yere)
Orta Asya'nın üçüncü büyük yaşname yazarı, 18. yüzyılda yaşayan Türkmen Mahtumkulu'dur. Mahtumkulu da yaşname geleneğine uygun olarak insan hayatını doğumdan ölüme kadar anlatmıştır. (G. Selcan Sağlık Şahin, Mahtumkulu’nun Yaşnâme Türünde Yazılmış Şıırlerınde İnsanoğlunun Yaş Yılları, Foklor Akademi Dergisi, Doğumunun300. Yılında Mahtumkulu Firaki ve Türkmen Edebiyatı Özel Sayısı. Cilt:7, s.34)
Metin örneği:
Dokuz ay yatmışam enem garnında,
(Dokuz ay yatmışım anne karnında)
Göz açıp dünyäge düşen günlerim,
(Göz açıp dünyaya düşen günlerim)
Dört ayakda gezdim enem elinde,
(Emekleyip gezdim anam elinde)
Sekiz ayda hem gülüşen günlerim.
(Sekiz ayda da gülüşen günlerim)
bebeklikten ilk çocukluk çağına uzanan 1-3 yaşı, bebeğin artık dişlerinin çıkıp sütten kesildiği ve katı gıdalar yediği bir dönem olarak “Sana Geldiñ” (İnsan Oldun) şiirinde ele alır:
Birden ikä gitdi yaşıñ
(Birden ikiye gitti yaşın)
Yıglamakdır seniñ işin
(Ağlamaktır senin işin)
Üç yaşında çıkdı dişi
(Üç yaşında çıktı dişin)
“Düşen Günlerim” şiirinde 2 yaşında anne-babasını seçebildiğini, tanıdığını; 3 yaşında konuşmaya başladığını ifade eder:
Birimde bilmedim yagşı-yamanı
(Birimde bilmedim iyiyi-kötüyü)
İkimde tanıdım ata-enäni
(İkimde tanıdım ata-anamı)
Üç yaşımda Tañrı berdi zıbanı
(Üç yaşımda Tanrı verdi dili)
Dört yaşımda daş atışan günleri
(Dört yaşımda taş atışan günlerim)
Azerbaycan sahasında tanınan yaşnamecilerden biri, 16. yüzyılda yaşamış Kurbani'dir.(Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s.204)
Metin örneği :
Beğim sana sayım çağ evranını
Uşağa ilk ana ata yahşıdır
Bir yaşından üç yaşına yetende
Komşular kolunda yata yahşıdır
2
Beş yaşında uyar eş yoldaşına
Oynar toz toprakta gider hoşuna
Altısında aklı gelir başına
Tezden bir hocaya yete yahşıdır
3
Yedisinde büyük küçüğü sayar
Benliklenir kavim kardeşin öğer
Sekizinde her bir ahvali duyar
Zihni hoş fikire çata yahşıdır
4
Dokuzunda artık ilme ulaşır
Binbir hayal kurar gamsız dolaşır
On yaşında kuvvet tapar güleşir
Canın koşmasa zahmete yahşıdır
Kazaklar arası 18., 19. ve 20. yüzyılda yazılmış Yaşname örnekleri de bulunmaktadır.
1840 yılında doğmuş ve 1915 yılında ölmüş Kultuvma Sarmuratulı'nın 'Ömir Tuvralı' şiiri (Bes Gasır Jarlaydı, Ekinşi Tom, Almatı, 1989, s.83-84), 1939 yılında ölmüş Turmuğambet İzzelevov'un iki şiiri( Yard. Doç. Dr. Ali Akar, Kazak Türkçesinden Dört Yaşname Örneği, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 12/2, Güz/II, 2001,s.578), 18. yüzyılda yaşamış Bukar Jırav'ın "Tilek" adlı şiiri (Bes Gasır Jarlaydı, Birinşi Tom, Almatı, 1989, s.94-95), 18. ve 19. yüzyılda yaşamış Şal Akın'ın bir "Kerilik" adlı yaşname türü şiiri bulunmaktadır. (Bes Gasır Jarlaydı, Birinşi Tom, Almatı, 1989, s.145-146)
Metin örnekleri:
Sarmuratulı, Ömir Tuvralı:
On jastan jiyırma degen bastıq jasqa
(On yaştan yirmiye kadar bastık yaşa)
Joq boldı jumısımız qızdan basqa
(Yoktu yumuşumuz=işimiz, kızdan başka)
Kisini qırıqqa kelgen şal devşi edik
(Kişi kırka gelince yaşlı derdik)
Bul künde son beri keldi basga
(Bu günde sonunda geldi başa)
Jiyırmadan sıqgannan son otız bardıq
(Yirmiden çıkıp sonunda otuza vardı)
Sol kezde qabındadı urlıq-garlıq
(Şu kuz baş gösterdi uğurluk-hırsızlık, arsızlık)
Subardın argımağın mise tutpay
(Şubarın atından memnun olmayıp)
At bar dep tekejavmıt, Şambıl bardıq
(At var deyip, Şambıl'a vardık)
Otızdan sığıp bardıq del qırıqgqa
(Otuzdan çıkıp vardık kırka)
Sol künde tanıs boldıq talay jurtga
(Şu günde tanıştık bütün herkesle)
Buvindip, almas qılış golıma alıp
(Güçlenip, elmas kılıcı kola aldık)
Qayratka şıday almay sıqtık sırtga
(Arzuyu yenemeyip düştük yola)
( Yard. Doç. Dr. Ali Akar, Kazak Türkçesinden Dört Yaşname Örneği, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 12/2, Güz/II, 2001,s.577)
Bukar Jırav, Tilek:
Ay Abılay sen on bir jasında
Aseyin aq ul edin.
(O zaman ak oğul idin)
On bes jasga kelgende
Argada Äbilmembet törenin
(Abilmembet törenin arkasında)
Tüyesin baqgan qul edin.
(Devesine bakan kul idin)
Abılay adın joq edi,
(Abılay, atın yoktu)
Sabalaq atpen jür edin.
(Yeleli atla yürürdün)
Onı da körgen jerim bar
(Onu da gördüğüm yerin var)
Janıs Qarabaydın golında
(Janıs Karabay'ın elinde)
Tünde tuvgan ul edin.
(Gece doğan oğuldun)
Jiyırma beske kelgende
Baqıt berdi basında.
(Baht verdi başına)
Taqıt berdi astına.
(Taht verdi altına)
Otız jasga kelgende
...
(Yard. Doç. Dr. Ali Akar, Kazak Türkçesinden Dört Yaşname Örneği, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 12/2, Güz/II, 2001,s.581)
Bundan başka Yaşname geleneği Orta Asya ve Azerbaycan'da sovyetler dönemine kadar devam etmiştir. Örneğin 1879-1930 yılları arası yaşamış Mollamurt, yazarı belli olmayan ve Karakalpak dilinde Kontrobay adlı kişi için yazılmış bir yaşname ve 1901 - 1976 yılları arası Kuzey Azerbaycan'da yaşamış Aşık Behmen. (Elmira Memmedova-Kekeç, Sovyetler dönemi Yaşnamelerin Muhteva Özellikleri,folklor/edebiyat, cilt:22, sayı:88, 2016/4, s. 218-223)
Anadolu :
Anadolu bölgesinde yaşname geleneği 13. ve 14. yüzyılda yaşamış Yunus Emre ve 14. yüzyılda yaşamış Aşık Paşa ile başlamıştır.
(Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s.154-155) Yunus Emre'nin yaşname tarzında şiiri için "Düşdi Gönül" şiiri (Tatçı, Mustafa (2005), Yûnus Emre Külliyâtı II / Yûnus Emre Divânı / Tenkitli Metin (Gözden Geçirilmiş İlaveli Baskı), İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, s.152-153) örnek gösterilmektedir. (Çapan, Pervin, 1991, “Yunus’un Yaşnâmesi Üzerine Bir Tahlil”, Fırat Üniversitesi Dergisi (Sosyal Bilimler), C. 5, S. 2, s. 181-195.) Bu Yaşname geleneğine daha sonra Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet Üstadım, Dadaloğlu, Kul Mehemmed (17. yy), Aşık Ömer (17. ve 18. yy), Türkçe yazan Ermeni kökenli Aşug Vartan (18. yy), Ispartalı Aşık Seyrani (19. yy), Develili Aşık Seyrani (19. yy), Zahmi (19. yy) Aşık Mustafa Lutfi (19. yy) gibi şairler katılmış ve aynı gelenek 20. yüzyılda Çankırılı Ali Rıza, Aşık Hüseyin, Kul Ahmed, Aşık Reyhani gibi aşıklar tarafından sürdürülmüştür.(Âlim ÇELEBİOĞLU, Türk Edebiyatında Yaşnameler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 1984, s. 154-155)
(Yrd. Doç. Dr. Elmira Memmedova-Kekeç, Türk Tasavvuf Şiirinde Elifname - Yaşnamenin Senkretik Bir Örneği Üzerine,
- yüzyılda Türk Dünyası Uluslararası Sempozyumu, 02-05 Aralık, 2010, Lefke - KKTC, s.231-243)
(Tulgar, Yıldız ve Nihat Öztoprak. “Seyrânî’ye Ait Yeni Bir Yaş Destanı.” Zemin, s. 9,2025: 84-109.)
(Emel Şimşek, Alevi Sözlü Kültüründen Derlenen Develili Seyrani'ye ait Yaşname'nin İncelenmesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi,Yaz-Haziran 2025, Sayı 114, 111-132
Yunus Emre metin örneği:
"Ata belinden bir zamân anasına düşdi gönül
Hak’dan bize destûr oldı hazîneye düşdi gönül
Anda beni cân eyledi et ü sünük kan eyledi
Dört on günü diyicegez değirtmege düşdi gönül
Yürüridüm anda pinhân Hak buyruğı virmez amân
Vatanumdan ayırdılar bu dünyaya düşdi gönül
Beni beşige urdılar elim ayagum sardılar
Öndin acısın virdiler tuz içine düşdi gönül
Günde iki kez çözerler başıma akça dizerler
Agzuma emçek virdiler nefs kabzına düşdi gönül
Bu nesneyi terk eyledüm yürimege ‘azm eyledüm
On’iki sünügüm yazarlar elden ele düşdi gönül
Oglan iken sultân kopar kim elin kim yüzin öper
‘Akıl bana yoldaş oldı sultânlıga düşdi gönül
Bu çagılasakal biter görenün gülregi tutar
Güzeller katında biter sev-sevüye düşdi gönül
Hayırdan şerri çok sever işlemege becid iver
Nefsinün dilegin kovar nefs evine düşdi gönül
Kırk beşinde sûret döner kara sakala ak iner
Bakup şeybetin göricek yoldurmaga düşdi gönül
Yola gider başaramaz yiğitlige eli varmaz
Bu nesneleri koyuban yavunmaga düşdi gönül
Ogl eydür bunadı ölmez kız eydür yirinden durmaz
Hîç kendü hâlinden bilmez hâlden hâle düşdi gönül
Ölicegez şükr edeler sinden yana iledeler
Allah adın zikr edeler çok şüküre düşdi gönül
Su getüreler yumaga kefen saralar komaga
Agaç ata bindireler teneşire düşdi gönül
Eger varısa ‘amelün gin olısar sinün senün
Eger yogısa amelün oddan şarâb içdi gönül
Yûnus anlayuvar hâlün şuna ugrayısar yolun
Bunda elün ireriken hayr işlere düşdi gönül"
(Esma Şimşek, Türk halk şiirinde Yaşnameler ve Yunus Emre'nin "Düşdi Gönül" adlı şiiri üzerine bir değerlendirme, Prof. Dr. Bayram Durbilmez'e Armağan, c.1, 2023, İstanbul, Kriter Yayınevi, s.446, 447)
Tatçı, Mustafa (2005), Yûnus Emre Külliyâtı II / Yûnus Emre Divânı / Tenkitli
Metin (Gözden Geçirilmiş İlaveli Baskı), İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı
Yayınları, s. 152-153)
Develili Aşık Seyrani'ye ait Yaşname.
Gerçek adı Mehmed olan Seyrani, 19. yüzyılda Kayseri'nin Develi (Everek) ilçesinde doğmuştur. Yaşadığı dönemde adı Balkanlara kadar yayılmıştır.
- Bir yaşında açar gözlerin biraz
İkisinde olur bir şāh-ı mümtāz
Üç yaşında olur bir ṭatlu āvāz
Dört yaşında ḳumrı lisāna döner
- Beş yaşında ana baba yavrusı
Altısında siyāh gözler āhūsı
Yedisinde olur ṭatlu ḳamusı
Sekizinde şehlā mestāna döner
- Ṭoḳuzunda ider ḫocaya ḫiẕmet
On yaşında oḳur elīf-bā ‘ibret
On birinde bulur Ḳur’ān’da leẕẕet
On ikide ebrū kemāna döner
- On üçünde olur ba‘żılar ḥaset
On dördünde ma‘lūm [ol] henūz ceset
On beşinde oḳur sūret-i ebcet
On altı yaşında ‘irfāna döner
- On yedi yaşında olur merdāne
On sekiz yaşında döner insāne
On ṭoḳuzda ḳarşı ṭurur düşmāne
Yigirmi(sin)de yigit aṣlana döner
- Yi(gi)rmi beşinde ol(ur) ajder ḳuvvetlü
Otuzunda devlet-vār ‘aṭūfetlü
Otuz beş yaşında ḫūb sa‘ādetlü
Ḳırḳ yaşında kemālcenāna döner
- Ḳırḳ beşinde olur kemāl-i insān
Ellisinde belli her ḥāli el-‘ān
Elli beş yaşında gözedir īmān
Altmışında özi Raḥmān’a döner
- Altmış beş yaşında aġır ebsemce
Yetmişinde olur şeyṭān edhemce
Yetmiş beş yaşında biraz sersemce
Sekseninde ‘aḳlı dīvāne döner
- Seksen beş yaşında Mevlā’dır ẕikri
Doḳsanında artar dilinden şükri
Doḳsan beş yaşında āḫretdir fikri
Yüz yaşında ṣābī ṣıbyāna döner
- Yüz beşinde ümīd kesmiş Ḫudādan
Yüz onunda ḫaber gözler uḫrādan
Yüz on beşde göçer ba‘ẓı dünyādan
Yüz yi(gi)rmide ölü giryāne döner
(Tulgar, Yıldız ve Nihat Öztoprak. “Seyrânî’ye Ait Yeni Bir Yaş Destanı.” Zemin, s. 9,2025: 84-109)
Ispartalı Aşık Seyrani (19. yy)
- yüzyılın sonlarında Mısır'daki Kaygusuz Abdal dergahında doğan ve Bektaşi bir Gezgin olan Ahmet Bey, çıktığı seyahat sayesinde bir çok yeri gezmiş ve sonunda Isparta'ya yerleşmiştir. Seyrânî'nin Vak'a-i Hayriye Destanı, Seyahatname, Vücutname ve Alemdar Mustafa Paşa adlı eserleri bulunmaktadır.
(Kıyıcı, Mahmut (1998). Ispartalı ve Isparta'ya Hizmet Etmiş Büyük Adamlar. Isparta: Göltaş Kültür Yay.
Kocatürk, Vasfi Mahir (1963). Başlangıçtan Bugüne Kadar Türk Edebiyatının Saz Şiiri Tarzında Yazılmış En Güzel Şiirleri. Ankara: Ayyıldız Matbaası.
Köprülü, Fuat (1940). Türk Saz Şairleri Antolojisi. İstanbul: Kanaat Kitabevi.)
Ispartalı Aşık Seyrani yaşnamesi:
Beşikte sallanır bir esrük aslan
Ne adı bellidir ne misli ayan
Altı ayda söyler lisanı süt nan
Bir yaşına girer hod lisân olur
Bir buçuk yaşında sürünür gezer
İkisinde sütten kesilir bezer
Üç yaşında şirin kelamın düzer
Dört yaşında merd-i yezdân olur
Beş yaşında olur bülbül misâli
Altısında olur tıfl-ı sultâni
Yedisinde olur mektep mekânı
Sekizinde sünnet ve iskân olur
Dokuzunda durmaz okur Kuran’ı
On yaşında anlar yahşı yamanı
Onbirinde yazar nüsha divanı
Onikide hilal kaş keman olur
On üçünde eyler hoş musahabet
On dördünde eder tenhaca sohbet
On beşinde eder hublarla ülfet
On altı yaşında nev-civân olur
On yedi yaşında düşer sevdâya
On sekizde uğrar kuru kavgâya
On dokuzda sunar destin sahbâya
Yirmisinde merd-i sühandân olur
Yirmi beş yaşında olur bir dayı
Otuzunda saymaz adlı ankayı
Otuz beş yaşında yıldırır bayı
Kırk yaşında merd-i merdân olur
Kırk beşinde yiğit erer kemâle
Ellisinde döner Rüstem-i Zal’e
Elli beş yaşında bir başka hâle
Altmışında aklı perişân olur
Altmış beş yaşında ak pak sakalı
Yetmişinde düşer ölüm hayali
Yetmiş beş yaşında kalmaz mecali
Sekseninde pir-i nâtüvân olur
Seksen beş yaşında aziz-i cihan
Doksanında hata çıkmaz lisandan
Doksan beş yaşında kalır nam ü şan
Yüz yaşında ağlar hânümân olur
Cümlemize kerem ede Kirdigâr
Yüz beşinde cürmün anıp eder zâr
Yüz onunda olur ölümü naçâr
Yüz on beş yaşında teslim cân olur
Kimse bilmez hiç kimsenin amelin
Öksüz bırakır da gider eşmelin
Gelir komşuları diker kefenin
Koyarlar tabuta yol revân olur
İşit ben ölmüşüm kınalar yakın
Âşık lisanına dikkatle bakın
Dü cihana gafil aldanma sakın
Mülkü bu dünyanın hep yalân olur
Kurban hayvanının dalı bulunmaz
Gurbette ölenin şalı bulunmaz
Seyrânî’nin başka malı bulunmaz
İki divan koşma bir destân olur
(Namık Açıkgöz, Ispartalı Aşık Seyrani'nin Yaşnamesi, Teke Yöresi Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Cilt 1, s.184-186)
"taluyka kiçig tegmedim, Tüpütke kiçig tegmedim."
"taluyka kiçig tegmedim, Tüpütke kiçig tegmedim."
Kül Tigin Yazıtı, güney yüzü
Geleneksel çeviri ve görüş:
Talat Tekin: "Denize pek az kala durdum, Tibet'e pek az kala durdum."
Mehmet Ölmez: "Denize bir kez bile varmadım, Tibet'e bir kez bile varmadım."
Tuncer Gülensoy bu görüşe karşı başka bir görüş sunar. Yazıda geçen kiçig, yani küçük sözcüğü "az" ile aynı anlama sahiptir. Gülensoy hocanın örneği ile "babanın ekmeğini az yemedik" gibi bir cümlede az sözcüğü 'çok, epey' anlamında kullanılır. Yani "babanın ekmeğini çok yedik" demektir. Bundan dolayı, Gülensoy hocaya göre, Göktürkçe yazı şöyle okunulmalı:
"Denize pek çok kez eriştim, Tibet'e bir çok kez eriştim."
Yani:
"Denize az erişmedim, Tibet'e az erişmedim"
Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, Türk dili araştırmaları, Bilge Kültür Sanat Yayın., İstanbul, Eylül 2020, S.18
Diyarbakırlı Süleyman Nazif Bey'in bir yazısında Atatürk ve İttihat Terakki ile ilgili yorumu:
Diyarbakırlı Süleyman Nazif Bey'in bir yazısında Atatürk ve İttihat ve Terakki ile ilgili yorumu:
"Yüz binlerce fedakârân-ı vatanın mübarek naaşları üstünde yalnız Enver Paşanın âbide-i şerefi yükseliyor ve idbâr ve hezîmetin sebepleri de cemiyetin istidatsızlığına ve talihsizliğine tahmil olunuyordu. Koca Mustafa Kemal, kurşun ve ateş tufanlarına Anafartalar önünde emr-i tevakkuf vermişken, namı bir kere olsun, yâd ettirilmedi. Çünkü İttihat ve Terakkinin harekâtına Fethi Beyle birlikte muhalefet ve itiraz ediyordu."
Diyarbakırlı Süleyman Nazif Bey'in (1869-1927) Adam Yetiştirmek adlı yazısından, Hadisat Gazetesi, tarih; 5 Nisan 1335 (1919)
Cihat Taşçı, Süleyman Nazif'in Hadisat Gazetesindeki Yazıları, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul, 2015, s.96
Amedspor taraftarları "biji apo" şarkısı ile paylaşım yaptı.
facebook.comKaynak :
https://www.instagram.com/p/DX4xcCGDAd4/?igsh=MTQ3b2ZkaHN4N2U0
Ek bilgi: Hamza Kürkçü aslen Urfa, Siverekli. Bundan başka Kuşadası Siverekliler Derneği Başkanı. 2024 yılında CHP'nin Siverek oy oranı ise 0,00%