r/secilmiskitap

Kitap Okuyucum Sayesinde 4 senede 200 Kitap Okudum (2)

https://preview.redd.it/k0havymd38kh1.jpg?width=1782&format=pjpg&auto=webp&s=0f8ddf89617858361604bea62911ced5809dbacc

Sub'da bu başlığa sahip, sabitlenmiş bir konum var. Oraya artık cevap yazılamıyor. Özelden sürekli sorular geldiği için bu konuyu açayım dedim. Sorularınız varsa sorabilirsiniz ama önce diğer konuya bakın çünkü çok ayrıntılı şekilde aklıma gelen her şeyi yazmıştım.

Şu anda Koreader'da kullandığım ve önerdiğim eklentileri de paylaşacağım.

++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Şu anda kullandığım eklentiler (Türkçe dil seçenekleri mevcut):

1- Bookshelf

Koreader'ın kullanışlı ama sıkıcı havasını değiştiriyor ve ekstra özellikler ekliyor.

https://github.com/AndyHazz/bookshelf.koplugin

BOOKSHELF Eklentisi

,

BOOKSHELF Eklentisi

+++++++++++++++++++++++++++++++

2- Wordreference Eklentisi

www.wordreference.com adresinden aldığı bilgileri ekranınıza getiriyor. İnanılmaz iyi bir sözlük. İnternet üzerinden çalışıyor.

https://github.com/kristianpennacchia/wordreference.koplugin

Wordreference Eklentisi

,

Wordreference Eklentisi

+++++++++++++++++++++++++++++++

3- X-Ray Eklentisi

Okuduğunuz kitaptaki karakterleri, olayları, mekanları otomatik olarak indiriyor ve unuttuğunuz bir karakter, olay falan olursa oradan bakıp hafızanızı tazeleyebiliyorsunuz. Özellikle yüzlerce karaktere sahip Rus romanlarında veya çok uzun olan Monte Kristo Kontu, Sefiller gibi kitaplarda çok işe yarıyor. Kurulum için ücretsiz bir yapay zeka (chatGPT, Gemini vb.) hesabı gerekiyor.

https://github.com/ultimatejimmy/xray.koplugin

X-Ray Eklentisi

,

X-Ray Eklentisi

+++++++++++++++++++++++++++++++

4- Glimpse Eklentisi

Görsellere veya haritalara sahip kitaplarda, bulunduğunuz sayfadan ayrılmadan istediğiniz görselleri anlık olarak görüntülemenize olanak sağlıyor.

https://github.com/Fank1/glimpse

Glimpse Eklentisi

+++++++++++++++++++++++++++++++

5- Z-Library Eklentisi:

E-okuyucunuz üzerinden Z-library'ye bağlanarak kitap indirmenize sağlıyor.

https://github.com/ZlibraryKO/zlibrary.koplugin

Z-Library Eklentisi

6- SimpleUI Eklentisi:

Çok sade ve kullanışlı bir arayüz.

https://github.com/doctorhetfield-cmd/simpleui.koplugin

SimpleUI Eklentisi

,

SimpleUI Eklentisi

,

SimpleUI Eklentisi

,

SimpleUI Eklentisi

reddit.com
u/vycmajoris — 1 day ago

Hiç edebi bir karakterden hoşlandınız mı?

Sorum net. Alay etmezseniz sevinirim çünkü ciddiyetle soruyorum. Burada edebi / zihinsel anlamda bir hoşlantıyı kastediyorum. Bazen bir karakterin iç dünyası ve sözcükleri insana çok hoş gelebiliyor.

Beyaz Geceler'i okumaya başladım. Anlatıcı kendini anlatırken, hayallerini dillendirirken ben de düşlere dalıp gittim. Sonra anlatıcıyı biraz fazla hoş bulduğumu fark ettim. Sadece içsel bir monolog okuyor gibi hissediyorum. Sanırım kitabı hemen bitirmeyeceğim. İnsan bazı kitapları uzun uzun okumak ister, karaktere çabucak veda etmemek için.

Sizlere de hiç böyle oldu mu?

u/mervearte — 1 day ago

E-kitap okuyucular okuma sıklığınızı nasıl etkiledi?

Fiziksel baskı kitaplar aşırı pahalı olmaya başladığı ve klasik telefon ekranları gözümü yorduğu için e-kitap okuyucu almayı düşünüyorum. Yalnız merak ettiğim bir konu var. E-kitap okuyucular okuma alışkanlığınızı nasıl etkiledi? Belirgin bir değişim gözlemlediniz mi?

reddit.com
u/uldurulenf1modu — 1 day ago

Kindle ve Kindle Cihazları Üzerinde Jailbreak Hakkında Bilgi/Soru & Cevap

Herkese merhaba. Bir süredir e-okuyucular hakkında kitap subredditlerinde yeni açılan gönderiler ve atılan yorumlar görüyorum, cihazlar popülerleşmeye başladıkça sorular da artıyor tabii ki. Eğer siz de yakın zamanda bir e-okuyucu almayı düşünüyorsanız ve aklınızda birtakım soru işaretleri varsa aklıma gelen soruları kendimce cevaplamak istedim. Eğer yanlış anlattığım ya da eklemem gereken bir şey olduğunu düşünüyorsanız lütfen çekinmeyin ve yorum atın. Bu konunun uzmanı değilim tabii ki ama çok ilgili olduğum bir konu olduğu için bilgimi paylaşmak istedim.

Ben Kindle Paperwhite 2024 12. Nesil 16 GB (Reklamsız) kullanıyorum. Bu yüzden genel bir gönderi olsa da bazı yorumlar sadece Kindle cihazları için olacaktır. Diğer e-okuyucuların kullanımı hakkında detaylı bilgim yok.

  • İlk olarak, e-ink nedir? En önemli sorulardan biri bu sanırım çünkü birçok insan "bunu alacağıma tablet alırım başka şeyler için de kullanırım" diye düşünüyor. E-ink dediğimiz şey e-okuyucularda kullanılan ekran teknolojisidir. Normal telefon/tablet ekranı gibi kendi ışığını doğrudan gözünüze göndermek yerine, kağıt üzerindeki mürekkebe benzer şekilde bir görüntü oluşturuyor. Bu yüzden uzun süre yazı okumak birçok kişi için telefon veya tabletten daha rahat oluyor. Bir diğer büyük avantajı da görüntü sabit kaldığında çok az enerji tüketmesi tabii ki. Sayfa değiştirirken ekranı yenilemek için enerji harcadığı için pil ömrü de telefon veya tabletlere kıyasla çok daha uzun oluyor. Bunun karşılığında da telefonlardaki gibi akıcı bir ekran beklememek gerekiyor tabii, sayfa çevirirken kısa bir yenilenme/yanıp sönme görebiliyorsunuz.
  • Ön aydınlatma nedir? E-ink ekranın kendisi ışık üretmiyor ama e-okuyucularda ekranı aydınlatmak için ön tarafta küçük LED'ler bulunuyor. Bu yüzden karanlıkta da rahatlıkla okuyabiliyorsunuz.
  • Warm light nedir? Karanlıkta ya da gece okurken göz yorgunluğunuzu azaltan bir özellik. Kindle ekranı beyaz ışıktır fakat yeni modellerde (örneğin benim kullandığım modelde) sarı ışık seçeneği var. Gözlerim çok hassas diyorsanız warm light özelliği olan modellere yönelebilirsiniz, Benim gördüğüm kadarıyla kullananların çoğu bunu çok seviyor ve bazıları için vazgeçilmez bir özellik. Fakat kişisel olarak ben neredeyse hiç kullanmıyorum ve gözlerimde bir problem yaşamadım.
  • Basic ve Paperwhite arasındaki fark ne? Ekran boyutu, ışık özellikleri, pil ve su geçirmezlik. Tabii bu özellikler nesilden nesile göre değişebiliyor. Benim Basic modele yönelmememin tek sebebi pil konusuna önem veriyor olmamdı. Fakat Basic daha küçük, daha hafif ve genellikle daha ucuz. Warm light, su geçirmezlik gibi özellikler ilginizi çekmiyorsa Basic işinizi görecektir. Ben kişisel olarak manga okumuyorum fakat eğer manga için alacaksanız ben ekran boyutu yüzünden Paperwhite'a yönelirdim.
  • Depolama konusu? Gidip 32 GB cihazlara daha fazla para vermenize gerek yok çünkü kitaplar zaten küçük dosyalar olduğu için yüzlerce kitap yükleyip hala boş alana sahip olabilirsiniz. Tabii ben manga okuyacağım diyorsanız bu durum biraz değişiyor.
  • İkinci el alınır mı? Alınır. Hatta ekonomi sizin önceliğiniz ise temiz kullanılan, güvenilir bir satıcı bulduysanız sıfır almanız için öyle pek bir sebep bile yok diyebilirim. Fakat alırken dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var. Mesela Amazon'dan banlanmamış ya da çalıntı bir cihaz olmaması gerekiyor, bu durumun yaşandığını görmüştüm daha önce. Ekrana da dikkat edin lütfen çünkü e-ink cihazların ekranı çok hassas olduğu için ekranda ölü piksel/ghosting, çizgi, siyah leke veya kırık/çatlak olmaması önemli.
  • Reklamlı mı, reklamsız mı? Şöyle ki reklamlar sadece siz cihazı kilitlediğinizde ekranda kilit ekranı şeklinde görülen reklamlar oluyor. Yani telefon oyunları gibi siz okumanızı yaparken bir anda karşınızda reklamlar belirmiyor. Buna dikkat ederek seçiminizi yapabilirsiniz. Reklam kaldırma olayı önceden Amazon'a mail atarak oluyordu diye biliyorum fakat şu an oluyor mu emin değilim, eğer bu konu sizin için önemliyse bence buna çok güvenmeyin. Ek olarak jailbreak yaparsanız reklamlardan kurtulabiliyorsunuz.
  • Kindle'ı kullanmak için sürekli internet bağlantısı şart mı? Hayır, değil.
  • Eski cihazlar kullanılır mı? İlla en yenisi mi olmalı? Kullanılır ve hayır. Yeni modellerin aldığı her güncelleme eski cihazlara gelmeyebiliyor ama temel amacı kitap okumak olan bir cihaz için inanın eski bir Kindle hala işinizi görecektir. Açıkçası benim için yeni güncellemelerin çoğu çok büyük bir fark yaratmıyor zaten.
  • Eski cihazlara jailbreak yapılır mı? Evet. Jailbreak konusunda cihazın yaşından çok modeli ve üzerinde bulunan firmware sürümü önemli. Yeni firmware'lerde jailbreak yöntemi bulunmayabilir, bu yüzden yeni sürüme yeni bir jailbreak yöntemi gelmesini bekleyebilirsiniz. Bunların tamamını https://kindlemodding.org/jailbreaking/ ya da r/kindlejailbreak üzerinden takip edebilirsiniz.
  • Kitapları nasıl cihaza aktaracağım? Kindle aslında Amazon kitapları için tasarlanmış bir sistem, ama sideloading dediğimiz şeyi tabii ki yapabiliyoruz. Bunları başlıca Send to Kindle ve Calibre gibi yöntemlerle yapabilirsiniz. Send to Kindle dediğimiz şey şöyle: Amazon hesabınıza bağlı Kindle'ınıza özel bir e-posta adresi oluyor. Bu adrese desteklenen bir dosya göndererek belgeler kolayca yükleniyor. (https://www.amazon.com/sendtokindle) Calibre ise Amazon'dan bağımsız olan açık kaynaklı bir e-kitap kütüphane yönetim programı. Programı bilgisayarınıza indirdikten sonra Kindle'ınızı USB kablosuyla bilgisayarınıza bağlıyorsunuz ve programa attığınız kitap dosyalarını direkt olarak cihaza yollayabiliyorsunuz. Ayrıca Calibre üzerinde kitapların metadatasını (başlık, yazar, kapak, yayıncı, açıklama vb.) da düzenleyebiliyorsunuz. Bunun hakkında YouTube üzerinde bir sürü video bulabilirsiniz. Takıldığınız bir yer olursa sormaktan çekinmeyin.
  • Korsan kitap yükleyebiliyor muyum? Evet.
  • Korsan kitap yüklemek için illa jailbreak mi yapmam lazım? Tabii ki hayır. Jailbreak yapmanız "gereken" bir şey değil, tamamen quality of life dediğimiz bir tercih.

Jailbreak

  • Jailbreak nedir? Jailbreak dediğimiz şey basitçe Kindle'ın yazılımındaki belirli kısıtlamaları aşarak cihaza Amazon'un resmi olarak desteklemediği yazılımları, özelleştirmeleri ve değişiklikleri yükleyebilmenizi sağlar. Kindlemodding.org'un açıklamasıyla: "Jailbreak işlemi yalnızca cihazınızda harici kod çalıştırmanıza olanak tanır (Örneğin, KOReader veya diğer uygulamalar). Kindle başka hiçbir şekilde etkilenmez, bu nedenle diğer tüm özellikler (Kindle Unlimited, Mağaza vb.) korunur. Bu, Android rootlama veya iOS jailbreak işlemine benzer. Jailbreak bir işlemdir, işletim sistemi veya yazılım değildir, bu nedenle jailbreak'i "kuramazsınız", kendi başına bir uygulama değildir."
  • Kindle alırsam illa jailbreak yapmak zorunda mıyım? Hayır.
  • Neden jailbreak yapmalıyım? Jailbreaksiz (stock) bir Kindle'da neler var? Yukarıda da dediğim gibi jailbreak "yapmanız gereken" bir şey değil, fakat yaparsanız okuma deneyiminizin kalitesini yükseltebilecek bir şey. Stock yani jailbreaksiz bir cihazda Amazon'un yazılımı ve kendi kitap okuyucusu vardır ve bir dosya açtığınızda bunu Kindle'ın kendi okuyucu uygulaması işler ve aslında bu okuyucunun yaptığı şeyler gayet yeterlidir: yazı tipi ve boyutunu değiştirmek, sayfa düzenini ayarlamak, yer imleri, notlar, sözlük, okuma ilerlemesi... vb. Fakat bazı özellikler vardır ki bunları yapmak istediğinizde duvara tosluyorsunuz.
  • KOReader nedir? KOReader, e-ink cihazlar için bir belge görüntüleyici, okuyucudur. Desteklenen dosya formatları arasında EPUB, PDF, DjVu, XPS, CBT, CBZ, FB2, PDB, TXT, HTML, RTF, CHM, DOC, MOBI ve ZIP dosyaları bulunur. Kindle, Kobo, PocketBook, Android ve Linux masaüstü işletim sistemleri için kullanılabilir.
  • KOReader ile ne yapabilirim? https://koreader.rocks/ sitesi üzerinden detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Aklıma gelen bütün özellikleri sıralarsam: Çok daha fazla dosya formatı, EPUB üzerinde İNANILMAZ fazla kontrol (font değiştirme/ekleme, font boyutu/kalınlığı, satır/paragraf aralığı, sayfa marginleri, metin hizalama, kelime ve karakter aralıkları... vb. Hatta biraz daha tekniğe girmek isterseniz CSS style tweaks bile yapabilirsiniz), PDF'ler konusunda stock Kindle'dan çok daha fazla kontrol sunması (crop, zoom, reflow, landscape ve iki sütunlu belgeleri daha rahat okuma gibi), Rakuyomi, manga okumayı büyük ölçüde geliştirmesi yukarıda saydığım özelliklerden dolayı), ekranı ters çevirerek açık yazı/koyu arka plan şeklinde kullanabilme, ghosting ve tam ekran yenilemesi arasındaki dengeyi ayarlayabilme, "gesture" sistemi (ekranın farklı bölgelerine tap, double tap, swipe vb. hareketler atayabilme. Örneğin sağ alt köşeye swipe yaptığınızda sonraki bölüme geçmek, uzun bastığınızda sözlüğün açılması gibi), hızlı menü özelliği, arayüzü değiştirebilmek, açık kaynak olması ve topluluk tarafından geliştirilen plugin/patch'lerle genişletilebilmesi, profiles özelliği (Örneğin PDF için bir profil, manga için başka bir profil oluşturup zoom, crop, orientation gibi ayarları tek tek yapmak yerine hazır profili seçebiliyorsunuz), her şeyi tek tek değiştirmek yerine sadece hazırladığınız profili seçiyorsunuz ve o size ayarlıyor, okuma istatistikleri, Calibre entegrasyonu, USB kullanmadan Wi-Fi üzerinden kitap aktarabilmek, Wallabag gibi servislerle web'de kaydettiğiniz makaleleri daha sonra Kindle üzerinden okuyabilmek, sözlük/çeviri, arama, kendi dosya yöneticisi olması, cihazı yatay kullanabilme, otomatik sayfa çevirme, kilit ekranı ekleme ve biraz daha devam edersem bu gönderiyi gerçekten bir romana çevirecek daha birçok özellik. İnsanlar KOReader ile ne yapıyor diye merak ediyorsanız r/koreader ve r/kindlejailbreak bakabilirsiniz.
  • Jailbreak nasıl yapabilirim? https://kindlemodding.org/ ile başlayabilirsiniz. Ben de kendi cihazımda bu rehberi kullandım ve sorun yaşamadım.
  • Jailbreak yaparsam cihazım bozulabilir mi? Her jailbreakte olduğu gibi tabii ki böyle bir risk var. Yanlış bir işlem yapılırsa cihazda sorun çıkarma veya cihazı kullanılmaz hale getirme riski var. Bu yüzden kullandığınız yöntemle ilgili güncel talimatları takip etmek ve her adımı dikkatlice uygulamak çok önemli. Ben daha önce hiç jailbreak yapmamış olmama rağmen Kindle Modding'in rehberini takip ederek sorunsuz şekilde yaptım.
  • Jailbreak yaptıktan sonra jailbreaki kaldırabilir miyim? Evet. Jailbreak'i kaldırıp cihazı tekrar stock hale getirebilirsiniz. Ancak nasıl kaldırılacağı kullanılan jailbreak yöntemi ve kurduğunuz modlara göre değişebilir. Bunun bilgisine yine yukarıda adresini verdiğim Kindle Modding üzerinden ulaşabilirsiniz.
  • Jailbreak yaptıktan sonra da stock/default okuyucuyu kullanabilir miyim? Evet.
  • Şimdi Kindle alsam hemen jailbreak yapabilir miyim? Bu tamamen cihazın üzerinde hangi firmware sürümüyle geldiğine bağlı. Yeni bir cihaz henüz jailbreak yöntemi bulunmayan daha yeni bir firmware ile gelebilir, bu yüzden cihazın modelini ve firmware sürümünü kontrol etmek gerekiyor.
  • Jailbreak yaptıktan sonra KOReader kullanmak zorunda mıyım? Hayır. Jailbreak ve KOReader birbirinden farklı şeyler. Jailbreak, üçüncü parti yazılımları çalıştırabilmenizi sağlar ve KOReader ise bu sayede yükleyebileceğiniz uygulamalardan biridir. İsterseniz jailbreak yapıp başka modlar kullanabilir, KOReader'ı hiç kullanmayabilirsiniz.
  • Jailbreak yapmanın dezavantajları ne? En büyük dezavantajı uğraştırması bence. Bir şeyleri yanlış yaparsanız sorun yaşama ihtimaliniz var. Bu yüzden Kindle Modding üzerindeki yönlendirmeleri çok dikkatlice okumanız ve uygulamanız çok önemli. Stock Kindle'ın “aç ve oku” rahatlığından biraz uzaklaşıyorsunuz. Eğer Kindle'ı sadece kitap açıp okumak için kullanıyorsanız jailbreak sizin için gereksiz olabilir. Açıkçası ben çok takıntılı ve pimpirikli biri olarak ya cihazı kullanılamaz hale getirirsem endişesiyle aylarca kendimi tuttum fakat en sonunda dayanamadım.
  • KOReader Kindle'ın kendi okuyucusundan daha mı iyi? Bence kesinlikle evet. Ama bu sorunun cevabı sizin ihtiyaçlarınıza göre değişir. Özelleştirme yapmak benim için önemli diyorsanız bu sorunun cevabı net olarak evet olacaktır.

Aklıma gelenler bunlar. Başka bir sorunuz olursa lütfen sormaktan çekinmeyin. DM üzerinden de sorularınıza elimden geldiğince yardımcı olabilirim.

Teşekkürler ve iyi okumalar!

u/Superb-Daikon-3330 — 1 day ago

Çeviri yapamayan çevirmenler

İthaki’den Gümüş Yayın Tanrısı isimli kitabı okuyorum. Çeviren Özge Akdeniz. “çadırın önünde uzun çizgi vardı”- line (sıra), “üç bakır yüzüğe sana satarım” - copper rings (bakır halka/para), “kraliyet mahkemesinin orada olanlardan bu kadar haberdar olduğunu bilmiyordum” - royal court (kraliyet sarayı) gibi çeviriler var. İnanasım gelmiyor. Bunu kontrol eden olmadı mı? Yapay zekaya mı yaptırılıp verilmiş. Gerçekten anlamıyorum.

reddit.com
u/evrenak — 2 days ago
▲ 5 r/secilmiskitap+1 crossposts

Bu kitabın Türkiye satışını bulamadım, nasıl bulabilirim. Siz Türkiyede olmayam kitapları nasıl temin ediyorsunuz?

Evrim Ağacı platformunda Çağrı Abi'nin önerdiğini gördüm ve almaya karar verdim. Başta biraz araştırdım ancak Türkçesini bulamadım-yazarın yerelleştirilen kitapları vardı ve arasında bu yoktu o şekilde bu kanıya vardım-, neyse ingilizcesini okurum dedim ancak oda Türkiyede yok. Bende yeterince iyi araştırmamış olabilirim ancak pek yabancı kitap okuma alışkanlığım yoktur hedefimde bir nebze ingilizceme katkıda bulunması ve elbette güzel bir eser okumak ancak masmaalesef ki bu kitaba nasıl ulaşabilirim bilmiyorum. Malum partinin malum hareketleri sağolsum yurtdışından alışverişi bitirdiler, artık herşey karaborsa vs gelebilir ancak kitabı öylede bulmam pek mümkün değil. Sizce nerelere bakabilir, nasıl edinebilirim?

Tavsiyeler ve yanıtlanırınız için şimdiden çok teşekkür ederim, iyi forumlar.

u/phantom_p0 — 1 day ago

Kız arkadaşımın hikaye denemesi.

BÖLÜM I: ESARET

"Babam tanrı inancı olan biriydi sanırım doktor. Çünkü ne zaman bizi kemiklerimiz çatırdayana kadar dövse, hakaretlerin ardından hıçkıra hıçkıra Tanrı'ya yalvarırdı. Bu dayaklar pazar ayini gibiydi; haftada bir olurdu her hafta gözlerinin altindan mor cocuklar doğardı annemin. Öyle ki, zaman zaman odama kaçmanın bir çare olmadığını anlardım. Annem... Annem sabırlı bir insandı ama o bile bir yerden sonra yoruldu. Dayanamadı, bizi o cehennemde bırakıp terk etti. Abim öylesine dayaklar yiyordu ki, bir gün babam çenesini kırdı. Bir hafta doktora gitmedik. Sonra babam salonda oturup ağlayarak özür dilerken o kırık kemiği eliyle yerine oturtmaya çalıştı. Yapamayınca acile gittik çığlıklar tirmalar kulağımı hala...

Babam bizi bir günde bu hale getirmedi doktor. Epey zaman aldı. Bilmiyorum, belki benim suçumdu, belki annemin... Ama en çok babamın, o şişelerin içindeki zehrin suçuydu. Hayatım boyunca içmeseydi ne olurdu diye düşündüm durdum."

"Peki baban size neden böyle davranırdı, Edward?"

"Çok alkolikti tanriyi şişenin dibinde arayan tiplerdendi. Eskiden, annemle ilk evlendiği zamanlar gençti, mutluydu. Albümlerde görmüştüm o parlayan gözlerini. Belki zaman, belki de o meslekte gördüğü şeyler onu bu hale getirdi."

"Anneniz sizi hiç korumadı mı?"

"Annem uzun bir deneyimin ürünüydü... Aklı pek yerinde değildi zaten, rüzgarda savrulan bir yaprak gibiydi. Bir gün bizi komşuya bıraktı kaçalım diye. Babam bizi orada buldu. Saçımızdan sürüyerek çıkardı o evden. Ama tuhaf olan neydi biliyor musun? Babam bunları yaparken hep özür diliyor, çocuk gibi ağlıyordu. Bir gün öfkeden deliren adam, sonraki gün dizlerimize kapanıp yalvarıyordu. Bir gün barda kavga çıkarıp nezarete düştü. İki gün orada kaldı. Hayatımızın en huzurlu iki günüydü... Bize bunları yaşatan o adamı yine de özlüyordum. O zamanlar çocuk aklı diyordum ama... Şimdi de özlediğimi fark ettim."

11 Ağustos 1989 – Florida

"Arthur, baksana bir buraya!"

"Ne var Maya?"

"Bu asabi tavırların can sıkmaya başladı artık." Elindeki gazeteyi masaya, tam önüme fırlattı. "Senin bu işinin sonu yok galiba. Her gün yeni bir drama, her gün yeni bir ceset."

"Ee, ne ilk ne de son," dedim sesimi düz tutmaya çalışarak.

"Çocuğa yazık olmuş ama..." dedi Maya iç çekerek.

"Olmuşsa olmuş. Kötü bir yere gitmiyorlar ya." Gazetenin arkasını çevirip bulmaca sayfasına göz attım.

Maya hafifçe gülümsedi. "Bulmacaları ne zaman çözdün ara ara? Sende de az iş yok ha."

"Benim işe dönmem lazım, gazeteyi de harap etme daha bitirmedim." Ceketimi aldım.

"Yemedik lan gazeteni!" diye arkamdan bağrdı, sesi neşeliydi. O zamanlar neşeliydi sabahları güneş iki kez doğardı bana...

Ağustos ayının ortalarıydı. Hava dışarıda hafifçe çiseliyordu. Büroya adımımı atar atmaz kasvetli hava yüzüme çarptı; yeni bir cinayet ihbarı vardı. Büro müdürümüz, o yarı ak ve seyrek saçlarını stresle kaşıyarak masasının başında bir şeyler geveliyordu. Beni görünce sesini yükseltti:

"Arthur, buraya gel!" Kaşlarını çatarak devam etti. "Neden büroya geç geliyorsun ha? Her gün aynı şey. Bunu bir daha yaparsan o istifa dilekçeni işleme koymaktan geri durmayacağım."

Yirmi kişinin ortasında, koskoca adamların gözü önünde çocuk gibi azarlanmak canımı feci sıkmıştı.

"Ayrıca... Yine leş gibi alkol kokuyorsun Arthur." Müdür cebinden parlak bir metal kalem çıkarıp önündeki bültene not almaya başladı. "Meksika göçmeni bir aile. Tahminimizce dün akşam saatlerinde bir kadın ve iki çocuk vahşice katledilmiş. Adli tıptan gelen ilk bilgilere göre her birinde ikişer kurşun var. Ardından kadının başı bedeninden ayrılmış. Sabah karşı daireden gelen kokulardan kaynaklı, komşular tatilden dönünce fark etmiş." Kalemi cebine koyup yüzüme baktı.

"Kurşun seslerini duyan olmamış mı?" diye sordum.

"Dedim ya, yan daireler tatildeymiş. Sabah fark edilmiş."

"Koca nerede?"

"Koca kayıp. İzi sürülüyor." Müdür tehdit edercesine kaşlarını kaldırdı. "Bu işi sen devralıyorsun. Jose'yi de yanına al."

"İyi de ben konu hakkı—"

Sözümü kesti. Masasındaki kahve dolu bardağı alıp arsızca sırıttı. "Jose sana yolda anlatır." Bardağını eğlenircesine havaya kaldırıp bürodan çıktı.

"Göt herif..." diye mırıldandım arkasından. "JOSE! Gidiyoruz!"

Olay yerini kelimenin tam anlamıyla kan götürüyordu. Jose kan görmeyi pek sevmezdi; tıpkı mesleğe ilk başladığım o toy gençlik yıllarımdaki ben gibiydi. İçeriden çıkan çaylak polis elini burnuna siper ederek inledi:

"Tanrım... Bu da ne böyle?"

"Sakin ol amirim," dedim sesimdeki buz gibi tonu koruyarak. "Kan ilk defa gördüğümüz bir şey değil."

Tam o sırada kafamı kaldırdım. Tavan pervanesine vahşetle asılmış, yavaşça dönen o kesik kadın başını gördüm. Hayatım boyunca böyle bir vahşeti üçüncü görüşümdü. Ruhuma tuhaf bir his yayıldı. Dejavu.

"Arthur, siktir!" dedi Jose gerileyerek. "Nasıl böyle sakin kalabiliyorsun? Bir de eğleniyorsun ha!"

"Ne eğlencesi be... Ben değil ama, birileri bunu yaparken feci eğlenmiş gibi."

Jose daha fazla dayanamayıp dışarı fırladı, kaldırıma kustu. Fotoğrafçı içeri girerken, olay yerindeki amir durumu idare etmeye çalışıyordu. Kan fırtınasına baktım ama içimde en ufak ürperme yoktu.

"Başı kestiği yetmemiş, bir de pervaneyi mi açmış? Zevkli herifmiş," diye mırıldandım kendi kendime.

Amir şok içinde bana baktı. "İyi de katilin bir erkek olduğunu nereden anladın?"

"Boyu o pervaneye uzanacak kadar uzun," dedim tavanı göstererek. "Ayrıca yerdeki kan gölünde sandalye izi falan yok. Ayakkabı izi de yok ama bak, şurada belirgin bir çorap izi var. Ve bu çorap bir kadın için oldukça büyük. Ya buraya devasa ayaklı bir kadın geldi ya da katilimiz net bir erkek. Üstelik koca da kayıp... Muhtemelen ondan başkası değildir."

Amir de dayanamayıp yüzünü ekşiterek dışarı çıktı. Arkasından seslendim: "Arabaları var mıymış?"

"Eski bir kamyonet," dedi dışarıdan bir ses. "O kadar eski ki giderken arkasında boya döküyormuş."

Jose ağzını silerek içeri girdi. "Jose, buraya gel. Çocuklar nerede?"

"Çocuklar... Eeh, şey amirim..."

"KONUŞSANA OĞLUM!"

"İçeride... Mikrodalgada... Herif çocukları orada eritmiş."

"Aman be..."

Adımlarımı mutfağa yönlendirdim. Kapağı açık mikrodalgaya baktığımda içimdeki o eski dedektif bile iğrendi. Böyle bir şeyi daha önce hiç görmemiştim; duymuştum ama çiğ gerçekliğiyle yüzleşmek bambaşkaydı. Midem kasıldı.

"Ben çıkıyorum." dedikten sonra arkama bakmadan kapıya yürüdüm.

"Arthur! Nereye gidiyorsun dursana, daha olayı çözmedik!" diye bağırdı Jose.

"SİKERLER JOSE! KATİL ERKEK, UZUN BOYLU. O KOCA AYAĞI BULUVERİN İŞTE AYRICA ŞU SANAT ÇALIŞMASINA DA BIR ŞERIT ÇEKIN!"

Kendimi ÇAPA'nın kapısını açarken buldum. Ayaklarımı kontrol edemiyordum; o sahneden kaçan bedenim beni doğrudan bu izbe bara getirmişti.

"Arthur... Nasılsın görmeyeli? Uzun zaman oldu." Tezgahın arkasındaki barmen Barney, o devasa gövdesiyle öne doğru eğildi. Sol elini o gür kır sakallarına götürüp yavaşça sıvazlamaya başladı. Seyrek saçlarının altındaki o derin gözlerle beni süzdü. "Geçmişin hayaletleri yine mi peşinde?"

"Kelime oyunu yapma bana Barney," dedim tabureye çökerken.

Barney ben daha ağzımı açmadan önüme o kehribar rengi viskiyi çoktan doldurmuştu. "Uzun zamandır buraya gelirsin, seni iyi tanırım Arthur. Ama epeydir seni hiç böyle görmemiştim."

Viskiyi tek dikişte yudumlarken mırıldandım: "Nasıl yani?"

"Genelde öfkeden kıpkırmızı olursun içeri girdiğinde," dedi Barney sakalını sıvazlamaya devam ederek. "Ama bugün... Bembeyaz kesilmişsin. Ruh gibisin."

"Herkes... Herkes kendi bataklığında boğulur Barney," dedim bardağı tezgaha vurarak. "Başkasının bataklığına girenleri i-girenleri ise... Bataklıktan öte şey-şeyler boğar..."

Sohbetin o puslu ritminde farkında olmadan dört kadeh viskiyi devirmiştim bile. Normalde dört kadeh beni sarsmazdı ama o yanik et kokusu burnumdan çıkmıyordu.

Barney bardağı boşaltırken sırıttı. "Sohbetine doyum olmuyor Arthur ama... Viskinin yarısına su katmama rağmen sarhoş musun ne? Sıkı bir şey görmüş olsan gerek büroda."

"Sıkı bir şey gör... düm..." diye geveledim, dilim damağıma dolanıyordu. "Ama sana dahhaaa sıkı bir şey göstereceğim. Bir daha... Bir daha benim viskime su kkatmaya kalkma."

Barney o ağır gövdesiyle diğer müşteriye doğru yöneldi. Ben ise kendimi dışarı atıp bir taksiye postaladım. Sonrasını hatırlamıyorum.

Sabah evde, yatağın içinde uyandım. Kafam çatlıyordu. Yanımda oturan Maya'nın sol gözü yine mosmordu; diğer gözü ise gece boyu ağlamaktan şişmişti. Hepsi... Hepsi yine benim yüzümdendi. Sırtını bana dönüp mutfağa doğru yürürken anlamsızca mırıldandı. O an, gece boyu uykumda arkamdan bir bıçak yiyecekmişim gibi tekinsiz bir his çöktü içime.

"Kahvaltı hazır," dedi Maya. Hızlı adımlarla salondan uzaklaşıp gözden kayboldu. Bir serap gibiydi.

Odadan çıktım, mutfağa doğru yürüyordum ki koridorda Edward'la burun buruna geldik. Gözleri yaşarmıştı. "Özür dilerim baba..." dediğini duydum. Sonra o da abisinin yanına doğru kaçtı. Bu durum sık olurdu; haftada bir bu tiyatroyu yaşardık. Ayıldıktan sonra pek çok kez dizlerine kapandım, ayaklarını öpüp özür dilerdim ama gece olunca yine o alkolün tuzağına düşerdim. Maya beni pek çok kez affetti ama... Aması öyle işte.

"BIRAKSANA EDWARD!"

İçeriden Sam'in o sert, kırık sesle bağırdığını duydum. Mutfağa girdiğim an ikisi de bir anda kavgayı kesti, yüzlerini nefretle başka tarafa çevirdiler.

"Günaydın," dedim masaya yaklaşarak.

Hepsi hep bir ağızdan, dilsiz birer robot gibi mırıldandı: "Günaydın..."

Masaya doğru bir adım atarken ayağımın altına keskin bir acı saplandı. Bir cam parçası batmıştı; dün geceki cinnetten kalma olmalıydı. Bozuntuya vermedim, masaya oturup kahvaltıya başladım. Edward'ın gizlice, korkuyla bana baktığını fark ettim. Sam ise... Sam daha farklı, daha karanlık bakıyordu. Maya başını tamamen öteye çevirmişti.

Boğazımı temizleyip masadan kalktım. Tıraş olup büroya çıkacaktım ki salona doğru seslendim:

"Maya... MAYA!"

Maya koşar adımlarla yanıma geldi, başı eğikti.

"Maya... Özür dilerim. Beni affet," dedim yüzünü tutmaya çalışarak.

Öylece duruyordu ama gözleri asla gözlerimi bulmadı. Yüzüme sürdüğüm tıraş losyonunun kokusundan bile nefret ediyordu, besbelliydi. Sadece gitmemi istercesine derin bir sessizliğe gömülmüştü. Çıkmadan önce onu öpmeye çalıştım; elimi saçına doğru kaldırınca kırbaç yiyecek bir hayvan gibi aniden ürperdi. Kalbim sıkıştı. Başından öpüp kendimi dışarı attım.

"Bu ilk değildi... Umarım son olur," diye mırıldandım içimden sokakta yürürken.

Arkamdan gelen o sesle irkildim. Maya, evimizin kapısını yüzüme feci bir hızla, çarpıp kapatmıştı.

reddit.com
u/Willing_Fan_9374 — 1 day ago

Kan Merdiyeni Çevriliyor!

İthaki yayınlarının sitesine bakınca gördüm. Aşırı mutluyum. İki gün sonra satışa çıkacak. Evil Trio'nun tek üyesi kaldı çevrilecek. Çok mutluyum ya. Bu arada sizce çevirisi iyi olur mu?

reddit.com

E-Reader ve tablet kullanan var mı?

Yatmadan önce telefona bakmadan uyuyamıyorum ama biliyorsunuz mavi ışık uyku kalitesini çok düşürüyor. Kitap okuyayım diyorum bu sefer kitaplar çok pahalı hemde istediğim romanların veya çizgi romanları ingilizcesinide bulamıyorum. E-Reader veya tablet almayı düşünüyorum. 15k gibi bir bütçeye çıkabilirim en fazla, Kobo Libra Colour ilgimi çekti çizgi romanda okuduğum için ama biliyorum ki tablet alsam çizgi romanlar daha güzel gözükecek ve verdiğim paraya daha gelişmiş bir şey alıcam. Huawei Matepad paper ekranlı olduğundan göz yormama için ayarlama yaparak ne kadar e reader standartına getirebilirim bilmiyorum. Tablette veya reader da okuyanlarınız varsa deneyimlerini veya önerilerini paylaşabilir mi?

reddit.com
u/Indianlookalike — 3 days ago

Kedi Gezegeni (Kitap Yorumu)

Masalsı bir kurgunun ardında, ölmekte bir uygarlığın tahlili...

İnceleme sonunda spoiler olduğunu söylemem gerekiyor ama okusanız da hevesiniz kaçmaz bence, çünkü bu kitabın olayı, kurgusunun ilginçliği değil. Peki nedir?

Bir uzay gemisi Mars'a çarpar ve gemidekilerden yalnızca bir Çinli adam, gezegendekilerin ona sonradan vereceği adla "Bay Dünya" hayatta kalır. Bay Dünya, Kedi İnsanları denen, suratları kediye benzeyen Marslı bir tür tarafından götürülür.

Kedi İnsanları son derece dejenere olmuş bir toplumdur. Hırsızlık, yalan söylemek ve birbirlerine kazık atmak sıradandır. Tembel ve zevk düşkünleridir. Ciddi işleri yabancılara bırakırlar. Kedi İnsanları yabancılardan korkar, onların sözlerini dinler ve yalnızca yabancılara güvenirken içlerinde büyük bir kopukluğa sahiptir.

Kedilerin imparatoru ülkenin zenginliklerini, antik eserlerini ve arsalarını yabancılara satarken onlar yalnızca günü kurtarır. Herkes devlet memuru olmaya çalışır ve bunu başarınca da yan gelir yatarlar.

Ayrıca Kedi insanları aşırı derecede cinsiyetçidir ve üst düzey bürokratlar, güçlerini birden fazla cariye alarak ispatlar. Bir bölümde Bay Dünya, ölen bir büyükelçinin karısı ve sekiz cariyesiyle tanışır. Büyükelçinin karısı sürekli büyülü yaprak yemediği ile övünmekte ve cariyelere "uğursuz" diye hakaret etmektedir.

Kitapta dikkatimi en çok çeken eğitimin bozulması oldu. Hatta her şeyi başlatanın eğitimdeki bozukluk olduğunu söylemek mümkün. Şöyle ki kedi insanlarının yavruları okula başladığı ilk gün üniversite mezunu olurlar. Gerçek bir eğitim görmezler, kitap bile okumazlar. Öğretmenlere ve müdürlere şiddet uygulayabilirler. Öğretmenlik ülkedeki en değersiz meslektir.

Kitap, alegorik bir anlatıma sahip. Mesela kitapta büyülü yaprak adında bir yaprak cinsi var, Kedi İnsanlarının temel besini. Bu yaprak yiyenleri keyiflendiriyor, tembel olmalarının nedeni de bu, iş yapmalarını engelliyor fakat onsuz da yaşayamıyorlar. Büyülü yaprağa bağımlı olmuşlar.

Büyülü yaprağın afyonu temsil ettiğini düşündüm. Zira 19. yüzyılda İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, Hindistan'da ürettiği afyonu yasa dışı yollarla Çin'e sokmaya başladı ve kısa sürede milyonlarca Çinli afyon bağımlısı olmasına neden oldu. Çin imparatoru afyonları imha ettirince de İngilizler Çin'e savaş açtı. Bu olaya Afyon Savaşları denir.

Kedi İnsanları'nı anlatırken aslında Çin'in mevcut durumunu eleştiren Lao She, bunu belli etmemek için arada "Aydınlık Çin, yüce Çin asla böyle değildi" gibi tabirler kullanıyor. Başta "Yazar memleketini kayırmış," demiştim ama okudukça meseleyi daha anladım.

Kitap ilerledikçe didaktik bir yapıya kavuşuyor. Kedi İnsanlarının siyasetteki ve eğitimdeki yozlaşmışlığının analizini Küçük Akrep adındaki genç karakterin ağzından sayfa sayfa okuyoruz. Burada "Aman, yazar kendi ülkesini eleştiriyor," deyip geçmemek gerekiyor. Çünkü bazı satırlarda, ne yazık ki Türkiye'nin bugünkü durumundan da izler buldum.

"En başarılı olanlara en az ödül verilirdi. Kedi İnsanların mantığı böyleydi." diye bir alıntı var mesela. Bizim de dilimize pelesenk olmuş ve hayatta izlerini gördüğümüz bir replik değil midir, "Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz."

Her okur zaten bu soruları kendi içinde soracaktır.

Kitap ilerledikçe daha didaktik bir anlatıma kavuşuyor. Yazar, Mars'a giden bir adamın maceralarını araç olarak kullanarak "Nasıl bir toplum olunmamalı?" ya da "Bir uygarlık nasıl yok olur?" kılavuzu yazmış.

Nitekim kitabın sonu da "kısa boylular" diye tarif edilen -Japonları temsil ettiğini düşünüyorum- başka bir türün Kedi İnsanları'na acımasızca saldırması ve sivil, yaşlı, çocuk dinlemeden öldürmesiyle gelir.

u/matriyarka — 2 days ago

Yunan Mitolojisiyle alakalı kitaplar

Nolanın filminden sonra bende bir araştırma okuma isteği geldi yunan mitolojisine karşı(Biliyorum Nolanın filmindeki her şey doğru değil).Chatgpt le biraz araştırdım hangi kitapları okumam gerektiğiyle alakalı ama buraya da bilgili arkadaşlara da sormak istedim.Benim gibi çok bilgisi olmayıp yunan mitolojisini ciddi bi şekilde öğrenmek isteyen birisine hangi kitapları önerirsiniz ?

reddit.com
u/theseeenutzzz — 3 days ago

ingiliz edebiyatı bölümü bitirdim ama okumadığım o kadar şey var ki deniz derya bütün eserlerin hepsini okumak istiyorum

bi de üninin başında 6 set kitap almıştım içinde en az 15 tane kitap vardır(dünya klasikleri, felsefe vs) 14 ayda 140tl ödemiştim.

u/WorthWasabi2321 — 3 days ago
▲ 94 r/secilmiskitap+1 crossposts

Geçen hafta tavsiye istemiştim, ekitap okuyuculara mesafeli birisiy(d)im. Tüm on yargılarım boşa çıktı, inanılmaz memnun kaldım. Herkese teşekkür ederim. Özellikle manga okuma performansına şaşırdım, normal manga ile cihaz aynı boyda olduğu için okuması çok iyi oluyor.

Aydınlar üzerinden Kindle Paperwhite 12. Nesil aldım. Kobo Clara hoştu ama 6 inçlik boyutun bana yetersiz geleceğini düşündüm, Basic modeli de bu yüzden elemiştim.

Geniş bir fiziksel arşivime ek olarak dijital bir arşivim de var. Mangaları RAR'a çevirip kapaklarını ekledikten sonra EPUB'a dönüştürüp Kindle'a atıyorum. Çizgi roman için çok yetersiz ama manga ve normal kitaplar için harika bir cihaz.

Anna's Archive ve özellikle NewTokrasi sağ olsun, 15-20 yıl kitap almasam yetecek kadar EPUB indirdim. Sadece PDF'leri beceremedim, dönüştürürken sürekli hata aldım.

Son olarak jailbreak yapmak da istemedim; daha doğrusu emin olamadım. O konuda tavsiyelerinize açığım.

Fontları ayarlamak, sayfa düzenini değiştirmek ve gece saat 03.00'te karanlık bir odada hiçbir ışık kaynağına ihtiyaç duymadan okuyabilmek muazzam bir şey. Bir hafta içerisinde, normalde bir ayda okuduğum kadar kitap okudum desem abartılı olmaz. İştahımı ciddi anlamda açtı. Cidden tavsiye ederim.

Ben bunu tamamen dijitale geçmek için almadım; fiziksel arşivime ek, tamamlayıcı bir cihaz olarak aldım. Çünkü hem maddi açıdan hem de odamın doluluk seviyesine ulaşması nedeniyle böyle bir şeye ihtiyacım vardı. Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Eksi olarak ne var derseniz, arayüz berbat ve fazlasıyla zayıf. Koskoca Amazon'un bunun üzerine nasıl daha fazla düşmediğini anlamıyorum. Malzeme kalitesi de keşke metal olsaydı. Hani 50 gram daha ağır olsun ama en azından tok ve kaliteli hissettirsin diye düşünüyorum.

u/olstoyevski — 4 days ago

tekrardan okumaya başlamak

merhaba on dokuz yaşındayım. geçen sene on ikinci sınıftım yks nedeniyle birçok hobim gibi okumayı da bıraktım. sınav bittiğinden beridir de tekrar bir şey okumadım. bir zamanlar okumak benim için bir numaralı aktiviteydi, en çok zevk aldığım şeydi ve elimden kitap düşmezdi.

tekrardan okumaya başlamak istiyorum ama bunu yapmaya kuru kuru başlayasım gelmiyor. beraber aynı kitapları okuyacagım veya aynı kitapları okumasam da birileriyle okuduklarım hakkımda konuşacağım uygulamalar var mı? eğer yoksa bunun için bu subdan birileriyle okuduklarımızı karşılıklı paylaşmayı da tercih edebilirim tabii.

reddit.com
u/wanderlosttai — 3 days ago