"Sabit Fikirler" Nelerdir?
Sabit fikirler kavramının kökenleri erken psikolojiye dayanır ve Max Stirner da bir istisna olmamak üzere 1800'lerin sanat ve edebiyatı üzerinde bir etki bırakmıştır. Bu kavram kesinlikle onun düşüncesinin daha iyi bilinen yönlerinden biridir, ancak sabit fikir ile ne kastedildiği bazen onun eserindeki hayaletler (phantasms) gibi diğer kavramlarla karıştırılabilmektedir.
"Sabit fikir" veya Fransızca adıyla "idée fixe", 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış psikolojik bir terimdir. Bu terim sıklıkla, fikirlerin sabitliği ve yüceltilmesini içeren kısmi bir hezeyan (deliryum) durumu olarak tanımlanan monomani ile birlikte kullanılıyordu. [1] Stirner'ın aktardığına göre annesinin "sabit bir fikir"den muzdarip olması ve hayatının büyük bir kısmını akıl hastanelerine girip çıkarak geçirmesi göz önüne alındığında, bu durumun Stirner'ın felsefesi üzerinde kesinlikle bir etkisi olmuştur.[2]
Bununla birlikte, Stirner'ın eserinde sabit fikir kavramını kullanış biçimi klinik olmaktan çok uzaktır ve çok daha geniş bir kültürel anlamda uygulanabilir. Stirner'a göre sabit fikir, "insanları kendisine tabi kılmış olan bir fikirdir." (Bats in the Belfry (iv) 2:3) İtaat talep eder ve kişinin kendini ifade etme kapasitesine müdahale eder.
Bazen sabit fikirler ve hayaletlerin (spooks/phantasms) bir ve aynı şey olduğu kabul edilir. Bunlar kesinlikle el ele gidebilse de —örneğin bir sabit fikrin hayalete dönüşmesi veya tersi (My Power (iii) 20:1-3)— aralarında ince bir çizgi vardır. Bir hayalet; ahlak, özgürlük, aile, toplumsal cinsiyet, ulus vb. kavramların cismani olmayan (soyut) doğasına işaret eder. Başka bir deyişle, betimleyicidir (descriptive). Diğer taraftan sabit fikir, bir kişinin bir hayalete tutunup onu kutsallaştırması durumudur; kural koyucudur / buyrukçudur (prescriptive). Sabit fikirler, nesnel bir evrensel gerçeklik olduğunu ima eder görünür: "perceived as as [an] Belfry (iv) 11:1) Örneğin, sabit fikre sahip bir kişi, evlatlık görevinin (filial piety) etik standart olması nedeniyle ailesini onurlandırmak *zorunda* olduğunu düşünebilir. Ya da belki de, içinden gelen gerçek bir arzudan ötürü değil de, geleneksel olarak yapılması gereken şey bu olduğu için kendisini öngörülen toplumsal cinsiyet rollerine uymak zorunda hissedebilir. Bir fikir dokunulmaz hale geldiğinde ve birey ona hizmet etmekle yükümlü hissettiğinde, sabit bir fikir haline gelir.
Sabit fikirler, insanları hesaplanabilir kılmaya yarar ve kişinin kendisine göre ölçülebileceği bir ideal yaratır; ancak durmaksızın değişen ve biricik olan bireyi ebedi bir ideale göre ölçmeye kalkıştığı için, birey her zaman bu idealin gerisinde kalacaktır (bkz. Stirner'ın "Öteki" hakkındaki görüşleri nelerdir?). Bu sebepten ötürü Stirner, bu hayaletlerin bizi alıp götürmesine izin vermememizi ve onların mülkiyetini üstlenmemizi ister. Bu fikirler bize hizmet etmeyi bıraktığında, onlardan kurtulabilmemiz gerekir (Liberalism (iv) 14:4-6, 1).
{İçindekiler Tablosuna Geri Dön}
Tüm SSS içerikleri, Late Nights at Hippel's Discord Sunucusu'ndaki güvenilir katkı sağlayıcılarımızın izniyle sunulmuştur. Dipnotlar:
[1] Par une Société de Médecins et de Chirurgiens, Dictionnaire des Sciences Médicales (Paris: C.L.F. Panckoucke), 1819.
[2] John Henry MacKay, Max Stirner: His Life and His Work. İngilizceye çeviren: Hubert Kennedy. (Concord, California: Peremptory Publications, 2005), s.204.