
Agatha cristie
DOGU EKSPRESİNDE CİNAYETTEN VE ON KİŞİYDİLERDEN SONRA OKUNABİLECEK AGATHA CRİSTHE KİTAP ONERİSİ OLAN VAR MI

DOGU EKSPRESİNDE CİNAYETTEN VE ON KİŞİYDİLERDEN SONRA OKUNABİLECEK AGATHA CRİSTHE KİTAP ONERİSİ OLAN VAR MI
(Fotoğraf öylesine)
Acaba aranızda kitap okumanın önemiyle, kütüphanelerin yararlarıyla vb. konularla ilgili bir belgesel bilen var mı? Yaklaşık 4 ile 10dk arası bir uzunluğu olması lazım. Uzunsa da olur, hiç fark etmez. Bilgisi olan rica ediyorum🙏🙏
bilim kurgu kitapları okumayı çok seviyorum şuan isaac asimov kitaplarını baştan sona yeniden okumaya başladım çok uzun zaman önce okumuştum unutmuşum. etrafımdaki insanlar ile kitaplar üzerine hiç arkadaşlık geliştirmedim. bu beceriyi galiba pek geliştiremediğim için insanlar ile nasıl kitaplar hakkında konuşulur bilmiyorum ama bu tarz arkadaşlıklarım olsun isterdim.
Beklediğimden çok çok daha kaliteli cıktı sayfaları bile acayip özenli ve tam kitaplıga eklemelik parca
“Dün gece rüyamda yine Manderley’deydim.”
Her şey bu cümleyle başlıyor. Otelde yaşayan evli bir çiftin günlük, sıradan ve sıkıcı yaşamından kesitler görüyoruz. Derken, birden anlatıcı geçmiş zamana gidiyor. Onun yakışıklı, zengin ve varlıklı bir dul olan 42 yaşındaki Maxim de Winter ile nasıl tanıştığını öğreniyoruz. Yani kocasıyla…
Anlatıcı son derece silik bir karakter. Yaşayan ama etkisiz olan bir kadın, belki bu yüzden asla ismini öğrenemiyoruz. Ona kitapta Bayan de Winter deniliyor.
Kurguda garip bir tezat var. Ölmüş bir kadının hatırası, yaşayan birinden (anlatıcıdan) çok daha canlı duruyor. Bu kadın, kitaba ismini veren ilk eş Rebecca’dan başkası değil. Anlatıcımız büyüleyici, zarif, harika bir kadın ve eş olarak anılan Rebecca’nın varlığını, Manderley isimli bu özel mülkte hissetmeye ve kendisini onunla kıyaslamaya başlıyor. Rebecca onun olamadığı her şeydir.
Sayfalar ilerledikçe geçmişe dair uğursuz olaylar açığa çıkıyor. Bilinmeyenin karanlık yüzü aydınlanıyor. Gerilim ve sonrasında ne olacağına dair merak güçleniyor.
Bu roman Maxim, iki eşi ve Manderley’e dair bir romandı. Rebecca’yı severek okudum. Her ne kadar kitabın ilk 100 sayfasında anlatıcının düşük özgüveni beni çileden çıkarsa da devamında böyle bir şey olmadı. Karakterler güçlüydü. Bazen biraz delilerdi. Bir bölümde Bayan Danvers’ten biraz korktum. Betimlemeler çok canlıydı. Denizin kokusunu hissettim, koruda adeta ben de dolaştım. Manderley’in tüm odalarında anlatıcıyla birlikte ben de gezindim. Kitap pek beklemediğim şekilde bitti. Ama çok beğendim!
1938 yılında, yayımlanmış roman. Bu kitaba dair Jane Eyre’nin değişik bir yorumu da deniliyor. Ayrıca yazar, hem Rebecca’ya hem de anlatıcıya kendi kişilik özelliklerini vermiş. Kapağı da 1940 yılındaki Rebecca filminden sanıyorum.
Kitaplar nasıl bu arada? Doğru yatırım mı?
ahali kitaplıgımın son hali bu sekildeydi biraz karisik, okudugum seylere göre bana kitap önerebilir msiiniz sevebilcegim tarzdan
Lev Tolstoy'un beğendiği sözleri topladığı Bilgelik Kitabı'ndan alıntı.
Çocukken çok kitap okurdum ve yasitlarimla çok anlaşıp bağ kuramadigim için kitapları arkadaşım olarak görürdüm. Ailem de çocuğumuz kitap okuyor diye sevinirler ne okuduğumu vs asla denetlemezlerdi halbuki her şeyin fazlası zarar ben 11 yasinda intiharlı seyler yazardım :D
Dostlar selam. Kitap okurken karakterler ne kadar iyi betimlenirse betimlensin asssla karakterlerin dış gorunusunu kafamda canlandıtamıyorum. Sadece böyle yaptiklari el kol haraketleri olsun mimik olsun onlar var, bazen aklımda olusuyor goruntu ama daha once bi insan gorduysem o oluyor. Yada bazen direkt yuz olmuyor zihnimde sanki et parcasiymis gibi. Aslında cok takılmamda cevremdeki herkes iste kitap okuyorum karakterleri istedogim gibi dizayn rdiyorum vs vs diyo dedim noluyoruz aww bende konusan et yıgını zihnimde canlanıyor. Cok muhim degil ama iste okudugum kitaplarin
daha icerisine girmek istiyorum ondan sorayim
dedim
Doomscrollamaktan uzaklaştırıcak sarsan korku gerilim kitabı önerilerinizi bekliyorum
Ayda yılda bir içimdeki ergeni beslemek için romantik cringe denilen ama sürükleyen bir kitap okumak isterim. Bu yüzden bana wattpad dışı romantik bir kitap önerir misiniz?
Bana böyle 150 300 sayfalık roman lazım akıcı değişik ve bol bol betimleme yapmayan(1 koltuga yarim sayfa betimleme seklinde)bir roman lazım
Sanırım çoğu kitabını okudum. Komiser Nevzat’ın hikayeleri olsun bağımsız eserleri olsun kaleminin akıcılığını seviyorum. Hatta bir keresinde İstanbul’un bir ara sokağında denk gelmiştik ve “nasıl bu kadar akıcı yazıyorsunuz?” Minvalinde saçma bir soru sormuştum sanırım üniversite döneminde saçmala hakkı oluyor insanın. Tüm kibarlığı ve pos bıyıkları ile “bazen öyle olur” demişti. Tabi saçmalama hakkım olsa da maalesef karakterlerinin psikolojik derinlikleri bulunmadığına yönelik eleştirimi yapamamıştım, en büyük eleştirim halen budur.
İngilizce öğren demeyin lütfen :(
Örnek olarak türk düşmanı Dostoyevski. Dostoyevski türk düşmanı /düşmanıydı diye okumamak sizce mantıklı bir şey mi?
Daha önce hiç kitap serisi okumadım ve şu sıralar vaktim oldukça direkt dalmak istiyorum ama daha önce hiç bilimkurgu fantezi vb okumadım sadece distopik olarak 1984 okumuştum onun dışında okuduğum romanlar hep gerçekçiydi ancak şuan hiç birkaç rubleyle geçen bir rus romanı falan okumak istemiyorum. Şuanda sarıcak fantastik-bilimkurgu ve artık gerçekçilik dışında herhangi bir türde güzel bir seri okumak istiyorum. Felsefi alt tabanı vb olursa mutlu olurum ama benim için en önemli olan şey kesinlikle akıp gitmesi, okuma alışkanlığımı geri kazanmak istiyorum.
OKUYAN BİR İŞÇİ SORUYOR
Yedi kapılı Thebai şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnız, kralların adını yazıyor,
Yoksa krallar mı taşıdı kayaları?
Bir de Babil varmış boyuna yıkılan,
Kim kurmuş Babil'i her seferinde?
Altın şehir Lima'nın, hangi evinde otururmuş acaba
Yapı işçileri?
Nereye gittiler dersin Çin Seddi'nin bittiği gece,
Duvarcılar?
Yüce Roma'da zafer anıtı ne kadar çok!
Kimlerdir acaba bu anıtları diken?
Sezar kimleri yendi de kazandı bu zaferleri?
Dillere destan olmuş koca Bizans'ta,
yok muydu saraylardan başka oturacak yer?
Atlantis'te, o masallar diyarında bile,
Boğulurken insanlar uluyan denizde bir gece yarısı,
Bağırıp imdat istemişler,
Kölelerinden.
Genç İskender Hindistan'ı zaptetti!
Bir başına mı?
Sezar, Galyalıları yendi!
E bir aşçı olsun yok muydu yanında?
İspanyalı Filip ağlamış derler batınca tekmil filosu,
Ondan başkası ağlamadı mı acaba?
Kitapların her sayfasında bir zafer.
Ama pişiren kim zafer aşını?
Her on yılda bir büyük adam.
Ödeyen kim faturayı?
İşte bir sürü olay sana.
Ve bir sürü soru.
Bertolt Brecht