
u/infundibulum42

Contradictory Grace
I look at his smooth, soft, and innocent face,
Like the most untouched, quiet sanctuary in the world.
You would think no evil could ever rest on his soft skin,
As if a fragile holiness is hidden in every line of his face.
He stands before me so pure, so sinless,
Carrying a light that could easily make my inner darkness ashamed.
But right behind that gentle, quiet mask,
Lies the wild, feral tension that suddenly snaps between us.
His untouchable innocence, contrasted with
The raw, heavy sexual gravity pulling us together...
It is such a magnificent, contradictory beauty,
Like a violent storm tearing through the middle of paradise.
Every time I look at that clean, boyish face,
I want to ruin it, to defile it with my own hands.
To grip that delicate skin tightly, to crush that innocence with pure lust,
And completely lose myself in this sharp, dangerous hunger.
This contradiction melts me, entirely taking over my mind;
The purest thing in the world becomes my darkest, most beautiful sin.
Branded
He is made of pure, smooth porcelain,
A flawless canvas of pristine flesh.
Looking at his face is a dangerous addiction,
It completely took over my mind system.
I am trapped in this beautiful fixation,
And I never want to escape.
We started as whispers in the dark,
Slowly getting closer until the distance died.
Step by step, every boundary dissolved,
And he gave me his deepest trust.
He told me his family secrets and his soul,
Sinking deeper and deeper into my gravity.
Now, the night belongs to our burning heat.
I send him the raw, wet images of my skin,
And his quiet mind completely breaks.
I watch him ruin his own flesh,
Masturbating desperately to the sight of my body,
Pleasuring himself until he is completely undone.
Seeing him lose control for my flesh
Fills me with a wild, intoxicating triumph.
I look at him with sharp, murderous eyes,
Wanting to sex like wild, feral animals;
A brutal storm of sweat and skin.
And when he talks about our future,
Whispering those words, let’s get married,
I listen with a dark, heavy joy.
My chest fills with a powerful wave of conquest;
He thinks he is planning a beautiful dream,
But I am celebrating a total victory,
Watching the trap quietly snap shut.
I am hopelessly addicted to his dependency,
Completely bound to this sweet ruin.
I want to bite through the miles between us,
Tear into his throat and swallow his breath,
Until there is nothing left of him;
Only a part of my own desire.
He thinks he is making a gentle promise,
But he has already been branded.
Eternally.
İnsta kullanan insanlar mal mıdır?
Arkadaş çevremden, akrabalarımdan vesaire gözlemlerim bu yönde. Hayat gayesini kaybetmiş, bir şeyler kaçırıyorum anksiyetesine sahip (FOMO), özenti, kendi fikirleri olmayan, eleştirel düşünce yetisini kaybetmiş, yetmemiş odak süresini de kaybetmiş aptal insan sürüsü ve mal olduklarını iddia ediyorum. İnanılmaz bir özentilik var, insanlar sürekli kendi fotoğraflarını, vücutlarını, gittikleri yerleri paylaşarak adeta bir açık hava kerhanesi yarattılar. Herkes kendini sergileme ve başkalarından onay alma derdinde.Tabii bunun beyin tarafı da var, ödül-beklenti-haz üçgeni içine sıkışmış bir beyin yapısı mevcut. Reels gibi kısa videolar beynin ödül merkezini sürekli ve belirsiz bir dopamin bombardımanına tutuyor. Beyin bir süre sonra bu yapay ve yoğun hazza alışıyor, normal hayattaki şeylerden keyif alamaz ve anlık uyaranlar dışında hiçbir şeye odaklanamaz hale geliyor. Sohbet etmeye çalışıyorum, odak süreleri o kadar düşük ve derin düşünme yetileri o kadar körelmiş ki (berbat insta mizahını saymıyorum). Zaten birkaç arkadaşım var, onları hiç ya da minimum insta kullananlardan seçiyorum.
Sizce aşk olmadan, sevgiyle ilişki yürür mü?
İlişkinin başında aşık olmadığınız ama zamanla sevdiğiniz biriyle ilişkiniz oldu mu, olduysa uzun ömürlü sürdü mü?Tecrübelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
Sub'ımızda sınav ve nota dair postlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
reddit.com🏥 Türkiye’nin En Güçlü 20 Tıp Fakültesi (2026)
Tıp fakültelerini değerlendirirken yalnızca taban sıralamaları değil; araştırma performansı, akademik itibar, yayın ve atıf gücü, uluslararası görünürlük ve eğitim kalitesi gibi birçok kriter göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu görsel; QS World University Rankings, Times Higher Education (THE), SCImago Institutions Rankings ve EduRank Medicine 2026 verileri birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır.
📌 Unutulmamalıdır ki her sıralama sistemi farklı kriterlere önem verdiği için listeler değişiklik gösterebilir. Bu nedenle çalışma, farklı kaynakların ortak değerlendirmesini yansıtmaktadır.
Kaynaklar:
• QS World University Rankings by Subject (Medicine) 2026
• Times Higher Education Clinical & Health Rankings 2026
• SCImago Institutions Rankings 2026
• EduRank Medicine 2026
Varoluşsal krizlerimin sebebini psikoloji/felsefede ararken kalın bağırsağımdaki bakterilere toslamış olmamın absürtlüğü
Selam herkese,
Yıllardır kendimi bildim bileli üzerimde bir "hafif ama kalıcı" mutsuzluk, bir distimi bulutu var. Yıllarca bu durumu çözmek için edebiyata ve psikolojiye gömüldüm, Oblomov okuyup "lanet olsun ben de böyleyim işte" diye kendimi teselli ettim, melankoliyi bir karakter personası haline getirdim. Kısacası duygu durumumun sebebini hep yüce varoluşsal krizlerde, derin psikolojik travmalarda ya da entelektüel bir yabancılaşmada aradım.
Ama derslerde gördüğüm nörobilim ve gastroenteroloji üzerine çalışırken karşıma çıkan bir gerçekle kelimenin tam anlamıyla sarsıldım ve dürüst olmak gerekirse biraz da bozuldum.
Meğer benim o "derin, felsefi, melankolik ruhumun" sebebi, Rus edebiyatı hayranlığım değil, kalın bağırsağımda yaşayan ve karbonhidratları görünce agresifleşen bir avuç hiperaktif bakteri olabilirmiş.
Beyin bağırsak aksını (gut-brain axis) illa ki duymuşsunuzdur ama işin içine girince durumun absürtlüğü daha da artıyor. Vücudumuzdaki serotoninin (hani o mutluluk hormonu denilen, hayat kalitemizi, iç huzurumuzu belirleyen hormon) %90'ından fazlası bağırsaklarda üretiliyor ve oradaki yararlı bakteriler bu üretimin orkestra şefi. Eğer benim gibi çocukluktan beri gelen bir flora bozukluğunuz (disbiyozis) varsa, o bakteriler stres eksenini (HPA aksı) tetikliyor, triptofanı serotonin yerine inflamatuar yolaklara kaydırıyor ve vagus siniri üzerinden beyne 7/24 "aşağıda işler kesat, canımız sıkkın" sinyali gönderiyor. Üstüne bir de hamur işi yediğinizde bağırsaklar fermantasyon şöleni yapıp davul gibi şişince, o fiziksel gerginlik beyne doğrudan anksiyete ve distimi olarak tercüme ediliyor.
Şimdi bi düşünün, siz kafanızda "hayatın anlamı yok, her şey çok manasız" diye nihilizm kasıyorsunuz, ama arka planda biyolojik gerçeklik şu: Bağırsaklarındaki bakteriler buğdaydaki fruktanı fermente etti. Çok ironik, değil mi?
Duygularımızı, karakterimizi bu kadar ruhani ve zihinsel bir olgu zannederken, her şeyin bu kadar redüksiyonist bir şekilde bağırsaktaki mikrobiyotaya bağlanması kulağa inanılmaz absürt ve komik gelmiyor mu? Hayatımın anlam arayışını bir psikiyatristle veya filozofla değil, bir gastroenterologla çözmek zorunda kalma ihtimalim beni hem güldürüyor hem de kişisel olarak biraz yaralıyor.
Küçük bir not: Distimiyi, depresyonu ya da melankoliyi küçümsemiyorum, sadece biyolojik tetikleyicilerin yarattığı o muazzam ironiyi tartışmak istedim.
Müsait olunca dünyada bu yaklaşımı benimseyen psikiyatristler var mı diye araştırma yapacağım. Eğer bilginiz varsa yorumlarda buluşalım. Okuduğunuz için teşekkürler.
Varoluşsal krizlerimin sebebini psikoloji/felsefede ararken kalın bağırsağımdaki bakterilere toslamış olmamın absürtlüğü
Selam herkese,
Yıllardır kendimi bildim bileli üzerimde bir "hafif ama kalıcı" mutsuzluk, bir distimi bulutu var. Yıllarca bu durumu çözmek için edebiyata ve psikolojiye gömüldüm, Oblomov okuyup "lanet olsun ben de böyleyim işte" diye kendimi teselli ettim, melankoliyi bir karakter personası haline getirdim. Kısacası duygu durumumun sebebini hep yüce varoluşsal krizlerde, derin psikolojik travmalarda ya da entelektüel bir yabancılaşmada aradım.
Ama derslerde gördüğüm nörobilim ve gastroenteroloji üzerine çalışırken karşıma çıkan bir gerçekle kelimenin tam anlamıyla sarsıldım ve dürüst olmak gerekirse biraz da bozuldum.
Meğer benim o "derin, felsefi, melankolik ruhumun" sebebi, Rus edebiyatı hayranlığım değil, kalın bağırsağımda yaşayan ve karbonhidratları görünce agresifleşen bir avuç hiperaktif bakteri olabilirmiş.
Beyin bağırsak aksını (gut-brain axis) illa ki duymuşsunuzdur ama işin içine girince durumun absürtlüğü daha da artıyor. Vücudumuzdaki serotoninin (hani o mutluluk hormonu denilen, hayat kalitemizi, iç huzurumuzu belirleyen hormon) %90'ından fazlası bağırsaklarda üretiliyor ve oradaki yararlı bakteriler bu üretimin orkestra şefi. Eğer benim gibi çocukluktan beri gelen bir flora bozukluğunuz (disbiyozis) varsa, o bakteriler stres eksenini (HPA aksı) tetikliyor, triptofanı serotonin yerine inflamatuar yolaklara kaydırıyor ve vagus siniri üzerinden beyne 7/24 "aşağıda işler kesat, canımız sıkkın" sinyali gönderiyor. Üstüne bir de hamur işi yediğinizde bağırsaklar fermantasyon şöleni yapıp davul gibi şişince, o fiziksel gerginlik beyne doğrudan anksiyete ve distimi olarak tercüme ediliyor.
Şimdi bi düşünün, siz kafanızda "hayatın anlamı yok, her şey çok manasız" diye nihilizm kasıyorsunuz, ama arka planda biyolojik gerçeklik şu: Bağırsaklarındaki bakteriler buğdaydaki fruktanı fermente etti. Çok ironik, değil mi?
Duygularımızı, karakterimizi bu kadar ruhani ve zihinsel bir olgu zannederken, her şeyin bu kadar redüksiyonist bir şekilde bağırsaktaki mikrobiyotaya bağlanması kulağa inanılmaz absürt ve komik gelmiyor mu? Hayatımın anlam arayışını bir psikiyatristle veya filozofla değil, bir gastroenterologla çözmek zorunda kalma ihtimalim beni hem güldürüyor hem de kişisel olarak biraz yaralıyor.
Küçük bir not: Distimiyi, depresyonu ya da melankoliyi küçümsemiyorum, sadece biyolojik tetikleyicilerin yarattığı o muazzam ironiyi tartışmak istedim.
Müsait olunca dünyada bu yaklaşımı benimseyen psikiyatristler var mı diye araştırma yapacağım. Eğer bilginiz varsa yorumlarda buluşalım. Okuduğunuz için teşekkürler.
Tıp Fakültesi Yazmayı Düşünenler İçin Tercih Yardımı
Selamlar YKS gazileri,
YKS maratonunu geride bıraktınız, şimdi en kritik aşama olan tercih dönemi kapıda. Eğer tercih listenize tıp fakültesi eklemeyi düşünüyor, "Tıp yazılır mı?", "X üniversitesinin kampüsü nasıl?", "Hangi şehrin hasta profili daha çeşitli?" gibi sorular soruyorsanız sizlere yardımcı olmak için buradayız.
Aday arkadaşlara birinci ağızdan, en doğru ve sansürsüz bilgileri ulaştırabilmek için r/MedicalSchoolTurkey sub'ımızda dev bir Tercih Megathread'i başlattık. Şimdiden Türkiye'nin dört bir yanındaki 10'dan fazla farklı tıp fakültesinden meslektaşlarımız postun altında yerini aldı ve "Kendi okulumla ilgili soruları yanıtlamaya hazırım" diyerek yardımcı olmayı bekliyor! Kafanızdaki tüm soru işaretlerini gidermek ve doğrudan o okulda okuyan birinden tavsiye almak için hepinizi bekliyoruz.
Sorularınızı sormak veya okulları incelemek için link: https://www.reddit.com/r/MedicalSchoolTurkey/s/OQ2jVnhKrN
Tercih sürecinde hepinize bol şans, umarım her şey gönlünüzce olur!
2026 YKS Tıp Fakültesi Tercih Rehberi ve Soru-Cevap Başlığı
Herkese selamlar,
2026 YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte tıp fakültesi yazmayı düşünen, sıralamasına göre okul seçmeye çalışan veya "Tıp yazılır mı?" ikileminde kalan tüm aday arkadaşlarımızı tebrik ederiz!
r/MedicalSchoolTurkey topluluğu olarak tercih sürecinizde kafanıza takılan her şeyi yanıtlamak için buradayız.
Ana sayfa kirliliğini önlemek adına, "X Tıp mı Y Tıp mı?", "Şu sıralamaya tıp gelir mi?", "Tıp fakültesi okunur mu?" tarzındaki tüm tercih dönemi postlarını kısıtlamak istiyoruz. Tercihle ilgili tüm sorularınızı sadece bu postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz. Ana sayfada açılan münferit tercih postları silinecektir.
Üst Dönem Tıp Öğrencilerinden Ricamız:
Sub'daki aktif tıp öğrencisi arkadaşlarımız, adaylara yardımcı olmak adına bu postun altına hangi üniversitede ve kaçıncı sınıfta olduğunuzu belirten bir yorum bırakabilirsiniz (Örn: "X Üniversitesi Tıp Fakültesi - Dönem 2, sorularınızı sorabilirsiniz"). Böylece aday arkadaşlarımız da doğrudan ilgilendikleri okullarda okuyan bu üst dönemlerin yorumlarının altına sorularını yazarak birinci ağızdan, en doğru bilgileri alabilirler.
Adaylar İçin: Sorunuza Daha İyi Cevap Alabilmek İçin Bunları Belirtin:
Üst dönemlerimizin size tam nokta atışı tavsiyeler ve kıyaslamalar verebilmesi için yorumunuza şu detayları eklemeyi unutmayın:
1. Sayısal Sıralamanız: (Net ya da yaklaşık aralık olarak)
2. Kafanızdaki Üniversiteler: (Örn: "A Tıp mı, B Tıp mı?" veya "Şehir dışına çıkmalı mıyım?")
3. Öncelikleriniz: (Eğitim kalitesi, hastane yoğunluğu, şehir hayatı, kampüs imkanları, entegre mi komite mi sistemi olduğu vb.)
4. Eğitim Dili Tercihiniz: (Türkçe mi, %100 İngilizce mi istiyorsunuz?) vesaire...
Tıp fakültesine adım atmayı düşünen tüm meslektaş adaylarımıza başarılar dileriz. Söz sizde, merak ettiğiniz her şeyi aşağıya yazabilirsiniz. Bol şans!
Yatay Geçiş, Sınıf Geçme ve Not/Sınav Hesaplama Soru-Cevap Başlığı
Herkese selamlar,
Bildiğiniz üzere finallerin, bütünlemelerin ve hemen ardından gelecek olan yatay geçiş döneminin tam ortasındayız. Sub'ımızda genel düzeni korumak, ana sayfanın tek tip sorularla dolmasını engellemek ve sizden gelen şikayetleri çözüme kavuşturmak adına bu konuları tek bir çatı altında topluyoruz.
Artık ana sayfada münferit olarak açılan şu tarz postlar silinecektir:
"X üniversitesinden Y üniversitesine MYP/GANO ile geçebilir miyim?"
"Finalden/bütlerden kaç alırsam geçerim?"
"Şu not ortalamasıyla tıp fakültesinde sınıf geçilir mi, baraj nasıl hesaplanıyor?"
Soru Sormadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler:
1. Arama Çubuğunu Kullanın: Merak ettiğiniz üniversiteyi veya konuyu önce sub'ın arama kısmında aratın. Muhtemelen daha önce benzer bir soru sorulmuş ve yanıtlanmıştır.
2. Detay Verin: Eğer bir yatay geçiş sorusu soruyorsanız, lütfen mevcut okulunuzu, hedeflediğiniz okulu, giriş yılınızı, ÖSYM puanınızı ve GANO'nuzu net bir şekilde belirtin ki tecrübeli üyeler size doğru yardımcı olabilsin.
3. Mevzuatları Kontrol Edin: Her okulun yatay geçiş yönergesi ve tıp fakültesi eğitim-öğretim yönetmeliği kendi kurumsal sitelerinde PDF olarak yer alır. Buraya yazmadan önce o kılavuzlara göz atmak işinizi hızlandıracaktır.
Merak ettiğiniz, hesaplayamadığınız veya danışmak istediğiniz her şeyi bu postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz. Deneyimli hocalarımız, üst dönemlerimiz ve süreci aktif takip eden arkadaşlarımız bilgisi dahilinde yardımcı olacaktır.
Hepinize bol şans ve keyifli forumlar dilerim!
Körpe mod olarak selam vermek istedim
Herkese merhabalar,
u/bontempsd hocamızın açtığı yeni sub'a artık gerek kalmadığını resmen ilan ediyorum, çünkü burayı canlandırmaya niyetliyim. Yeterince aktiflik sağlayacağımı taahhüt ederim.
r/MedicalSchoolTurkey'i daha aktif, tıp öğrencileri ve doktorlar için daha faydalı ve keyifli bir yer haline getirebilmek amacıyla topluluğu birlikte şekillendirelim istiyorum. Sub'da ne görmek istersiniz? (flair düzenlemeleri, haftalık/aylık megathread'ler, AMA konsepti vb.) Şikayetleriniz, düzenlenmesini veya değişmesini istediğiniz şeyler neler? Her türlü fikrinize açığım. Hepinize keyifli forumlar ve iyi çalışmalar dilerim!
Yalnız olmamam ucube olmadığım anlamına gelmiyor
Make the same old mistakes...
​
Uyumayan varsa konuşalım azcık
Kitabe-i Seng-i Mezar
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
​
Nasırdan çektiği kadar
​
Hatta çirkin yaratıldığından bile
​
O kadar müteessir değildi;
​
Kundurası vurmadığı zamanlarda
​
Anmazdı ama Allah'ın adını,
​
Günahkar da sayılmazdı.
​
Yazık oldu Süleyman Efendiye
​
Mesele falan değildi öyle,
​
To be or not to be kendisi için;
​
Bir akşam uyudu;
​
Uyanmayıverdi.
​
Aldılar, götürdüler.
​
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
​
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
​
Haklarını helal ederler elbet.
​
Alacağına gelince...
​
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
​
Tüfeğini depoya koydular,
​
Esvabını başkasına verdiler.
​
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
​
Ne matarasında dudaklarının izi;
​
Öyle bir rüzgar ki,
​
Kendi gitti,
​
İsmi bile kalmadı yadigar.
​
Yalnız şu beyit kaldı,
​
Kahve ocağında, el yazısıyla:
​
'Ölüm Allah'ın emri,
​
Ayrılık olmasaydı.'
We will be live Dr. Göt
Reddit reklamlarına bayılıyorum her gün farklı bir güzellik 😍