
Bu esere dair ölünüp bitilecek olan her neyse ben kaçırdım.
200.sayfadayım ve yazarın şok değeri taşısın diye yerleştirdiği mızrağa geçirilmiş kafalar,deşilen organlar, çocuk ölümleri ve buna benzer her türden acımasız vahşet tablolarına duyarsızlaşmış durumdayım.
Kimliği,kökeni,geçmişi,zaafları hiçbir şeyi olmayan karakterlerle sürekli aynı olayları yaşayıp duruyoruz.
Haliyle empati yok,sempati zaten yok hikayedeki herkes salt ve amaçsız kötülükte.
Uzun çöl yolculukları,yağmalanan kasabalar,tecavüzler,soyulan kervanlar...
Kabak tadı veriyor çünkü hikayenin içine yeni bir giz,açığa çıkarılan bir sır,karakterlere dair öğrendiğimiz yeni bir bilgi hiçbir şey eklenmiyor.
Kurgu olduğu yerde sayıyor ve yani kitabın tek esprisi bol vahşet içermesi ise bu bana "wow,ne kadar sert ve gaddar bir evren,böylesini hiç görmemiştim!" dedirtmedi.
Abartıla abartıla bitirilemeyen yargıç Holden'ın da karakter tanıtımı olarak son derece etkisiz ve silik olduğunu düşünüyorum.Çete üyeleri ne yapıyorsa Holden da onu yapıyor "bu yargıç ne kadar korkunç bir herif" diye bana kafayı yedirtecek ekstra ne katkısı var romana anlamış değilim.
Kitabın bundan başka vadettiği bir şey var da ben mi kaçırıyorum?