Zheltorossiya olarak tam seferberlik ilan ettik ! Enternasyonali desteğe davet ediyoruz ! Proletaryanın zafer kaçınılmazdır

Zheltorossiya olarak tam seferberlik ilan ettik ! Enternasyonali desteğe davet ediyoruz ! Proletaryanın zafer kaçınılmazdır

u/Content_Raccoon6079 — 15 days ago

Dünyanın tüm devrimci hükümetlerinin yeni kurulacak Enternasyonale davet ediyoruz !

Katılmak isteyenler bize ulaşabilirler !

u/Content_Raccoon6079 — 15 days ago

Yoldaş Troçki'nin Japon rejime karşı bildirisi ve dünyaya yaptığı konuşması

"Anavatana bir ültimatom göndermişsiniz. Bu kâğıtta, süngülerinizin gölgesini kibirli sesini duyduğunuzu sanıyorsunuz. Fakat tarihin akışını ne bir savaş gemisi durdurabilir ne de bir imparatorun mührü değiştirebilir.

Siz, Asya halklarını 'medeniyet' adına zincire vururken kendinizi güçlü sanıyorsunuz ve o sömürü yapınız yok edildi, kendi işçilerinize karşı en adi suçu işlediniz ve şimdide emparyalist sömürü imparatorluğunuzu geri inşa etme çabası içindesiniz.

Oysa her işgal, her yağma ve her infaz, yalnızca kendi çöküşünüzün temel taşlarını döşemektedir. Emperyalizm, zaferlerinin içinde kendi mezar kazıcısını taşır.

Biz tehditlerinizi reddediyoruz !

Çünkü bir Sovyet Cumhuriyeti sınırlarını yalnızca toprak olarak görmez. Bizim savunduğumuz şey, emekçinin alnındaki ter, köylünün toprağı ve işçinin fabrikasıdır. Bunlar pazarlık konusu değildir.

Eğer savaş istiyorsanız, biliniz ki karşınızda yalnızca bir ordu bulmayacaksınız. Karşınızda Vladivostok'tan, Amur'a kadar ayağa kalkmış işçileri, Sibirya'nın ve Mançurya'nın köylülerini ve dünyanın dört bir yanındaki sömürülen halkların vicdanını bulacaksınız. Bugün bize doğrulttuğunuz silah, dün Tokyo'nun fabrikalarındaki Japon işçilerine de doğrultulmuş ve yarında özgür dünyaya karşı doğrultulucaktır. Biz onların düşmanı değiliz; onların gerçek düşmanı, onları fetih uğruna ölüme süren kendi efendileridir.

Ültimatomunuzun dili zorbalığın dilidir. Bizim cevabımız ise tarihin dilidir. Sovyet yönetimi boyun eğmeyecektir. Devrim pazarlık masasında satılmaz. Eğer sınırlarımızı geçmeye kalkışırsanız, her adımınız size pahalıya mal olacaktır. Ve sonunda, sizi yenecek olan yalnızca Kızıl Ordu değil; kendi yarattığınız çelişkiler, kendi işçilerinizin öfkesi ve tarihin acımasız hükmü olacaktır.

Biz barışı isteriz; fakat köleliğin barışını değil. Eşitlerin barışını isteriz. Eğer bunu reddederseniz, dünya bilsin ki ilk kurşunu atan siz olacaksınız; son sözü söyleyecek olan ise emperyalizm değil, tarih olacaktır."

u/Content_Raccoon6079 — 15 days ago

Zheltorossiya'da Devrim

Yaşanan tarım kıtlığı ve mevcut olarak bitmiş Pekin Savaşından dolayı iflas edip, ülkemizi terk eden Japon şirketlerinin sebebiyet verdiği ekonomik kriz sonrası başbakan Kerenski görevinden istifa etti. Bundan sonra meclis çoğunluğunu krizi fırsata çevirerek kazanan Milyukov liderliğinde ki liberaller, ordumuz ve Kızıl Milislerinin tüm taleplerine rağmen görevi bırakmaması üzerine darbe yapmıştır.

Hukuksuzluğu bahene göstermek üzere tüm mevcut hatalı ve köhnemiş kişilik siyasetten kesin olarak alınmıştır. Ordu mensuplarının ve askerlerin demokratik bir şekilde seçimi üzerine genelkurmay kumandanı Lev Troçki ve Bolşevik Parti iktidara gelmiştir.

Troçki üzerine işaret ettiği şu politikalar yürürlüğe girmiştir:

Tarım ve Endüstri Kolektivizyonu

Halk Konseylerinin Yerel İş Yerlerinde Kurulması ve Buna Göre Merkezi Planlanma Direktiflerine Uyması

Sovyet Kurumlarını Oluşturup, Güçlendirilmesi

Bürokrasinin Tasfiyesi

5 Yıllık, İlk Plan

[Bu doğrultuda yapılan kolektivizyon ile iki askeri, bir sivil fabrika kazandık, bir teknoloji geliştirdik.]

u/Content_Raccoon6079 — 20 days ago

Dungeon Meshi ne zaman Türkçe basımı başlayacak ?

Önceden böyle bir haber gördüğü mü hatırlıyorum ? Bir ses soluk var mı ?

u/Content_Raccoon6079 — 20 days ago

Büyük Savaştan sonra Rus İmparatorluğu, Kuzey Mançurya'da önemli toprak kazanımları elde etmeyi başardı. 1919 Devrimi'nin başarısız olması ve Kolçak diktatörlüğünün üstün gelmesiyle, geriye kalan Cumhuriyetçiler, Entelektüeller ve Sosyalistler Uzak Doğu'ya kaçarak bu devleti kurdu. Rusya, kurtulacak

Zheltorossiya rp ye katıldı !

u/Content_Raccoon6079 — 22 days ago

Hello, I'm playing the mod for the first time. How do I bring the The Reach and The Riverlands under my control ?

After winning the war, the other kingdoms submitted to me, but these two remained as they were. What should I do?

u/Content_Raccoon6079 — 1 month ago

Ankara Cinayeti

16 Ekim 1945 tarihinde, Ankara'da başarılı bir doktor ve Sovyet elçiliğinde çalışan, Sovyetler Birliği büyükelçisinin de bulunduğu birçok kişiyi tedavi etmişti sosyalist Neşet Naci Arzan'ın Ulus Samanpazarı'ndaki muayenehanesinde dönemin Genelkurmay Başkanı Kâzım Orbay'ın oğlu Haşmet Orbay tarafından yedi kurşunla vurularak katledildi. (İlginç bir ek detay olarak; cinayetin yakınlarda, siyasetçi ve eski Başbakan Bülent Ecevit'in babası Fahri Ecevit de tıp pratiği yapıyordu ve sonrasında davada tanıklık yapacak kişilerinden arasında bulunacak)

Haşmet Orbay, 1929'dan beri Ankara Valisi olan ve aynı zamanda Ankara Belediye Başkanı ve il CHP teşkilatı başkanı olarak görev yapan Nevzat Tandoğan'ın özel sekreteriydi. Ankara Valisi Nevzat Tandoğan (kendisi Anadolu halkına, "Ulan öküz anadolulu! sizin milliyetçilik ile, komünizm ile ne işiniz var? milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. komünizm gerekirse onu da biz getiririz. sizin iki vazifeniz var: çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, askere çağırdığımızda askere gelmek." diyen kişidir) Haşmet'in ev arkadaşı ve Robert Koleji'nden okul arkadaşı Reşit Mercan'ı ayağına getirtti ve ona suçun sorumluluğunu kesinlikle üstlenmesi gerektiğini söyleyerek af teklif etti. Mercan, isteneni baskı ve hayatına kast edilmesi tehtidi altında yaptı ve ertesi gün polise teslim oldu. Suçu işlediğini itiraf etti. Haşmet Orbay'ın ona silahı sağladığını Orbay da doğruladı.

Ceva davasının seyri şu şekilde gerçekleşti, Ankara'daki Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ceza davası, 14 Ekim 1945'e kadar altı gün süren duruşmalarla sonuçlandı. Gazeteci Mekki Sait Esen'in ifadesine göre, Haşmet Orbay, Reşit Mercan'ı 100.000 TL vaat ederek suçu üstlenmeye ikna etmeye çalışmış ve Mercan, tutuklandıktan sonra Vali Tandoğan ile görüşmüştür. Mercan görüşmeyi doğrulamış ancak içeriği hakkında daha fazla ayrıntı vermemiştir. Sonuç olarak, şüphelinin görünümünü Reşit Mercan'ın gerçek görünümünden oldukça farklı olarak tanımlayan görgü tanıklarını dinlemeden, Ağır Ceza Mahkemesi, Mercan'ın talep ettiği sağlık raporunu alamadığı için suçu işlediğine dair ilk ifadesini ve Haşmet Orbay'ın kendisine silahı verdiğine dair ifadesini kabul etmiştir. Reşit Mercan'ı cinayetten 20 yıl hapis cezasına , Hashmet Orbay'ı ise adaleti engellemek ve silah temin etmekten sadece bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ortaya çıkan 'demokratikleşmeden' faydalanan basın, yetersiz soruşturmadan memnun kalmayarak davayı bırakmadı. O dönemde Yargıtay Başsavcısı olan Fahrettin Karaoğlan, aşırı hafif bulduğu cezadan memnun kalmadı ve en yüksek mahkeme olan Yargıtay'a itiraz etti . Temyiz sürecinde Yargıtay, gerekçelerindeki tutarsızlıklar nedeniyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını bozdu ve davayı Ankara'dan Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk etti. Duruşma basın tarafından büyük bir ilgiyle takip edildi. Bolu mahkemesi daha sonra olay yerindeki görgü tanıklarının ilk kez ifadelerini dinledi ve görgü tanıkları oybirliğiyle orada gördükleri kişinin Haşmet Orbay olduğunu belirtti.

Reşit Mercan, gerçek failin Haşmet Orbay olduğunu ve valinin tehditleri sonucu suçu üstlendiğini ifade etti. Vali Nevzat Tandoğan mahkemeye çağrıldı ve sorgusu sırasında hakim ve avukatlar tarafından baskı altına alındı. 17 yıl Ankara valisi, belediye başkanı ve CHP partisinin il başkanı olan Tandoğan, tanık olarak mahkemeye çağrılmış ve sorgusunun ardından kamuoyunda sanık olarak görünmüştü. Basın, onu soruşturmayı kasten engellemekle ve hatta başkasını suçlanmaya zorlamakla suçladı.

Yargıtay önünde ilk mahkeme kararının iptali için savunma yapan ve böylece Tandoğan'ın zor durumuna neden olan Başsavcı Karaoğlan, 16 Haziran 1946'da arabasında ölü bulundu. Kamuoyu önündeki aşağılanmaya ve adalet taleplerinin baskısına dayanamayan Nevzat Tandoğan, 9 Temmuz 1946 gecesi başına ateş ederek intihar etti. Cesedin bulunmasıyla ilgili iddia edilen koşullar, Tandoğan'ın intihar ettiği yönündeki resmi bulguyla tamamen tutarlı değildir. Bu anlatımlara göre, cesetten yaklaşık 3 metre uzaklıkta bir radyatörün üzerinde bir ateşli silah bulundu, (İntaharın bir süs olduğu çok açık, skandalın daha da büyümesinden ve pis işlerinin ortaya çıkmasından korkanlar Tandoğan'ın 'işini bitirdiler')

Bunun ardından Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay, 30 Temmuz 1946'da görevinden istifa etti. Bolu'daki yargılama devam etti. Orbay sonunda cinayetten ölüm cezasına, Mercan ise yardım ve yataklıktan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar, Yargıtay'ın yetkili ceza heyeti tarafından 13 noktada bozuldu; çünkü sebepler ve güdüler yeterince açıklığa kavuşturulmamıştı ve bu nedenle önceden tasarlama varsayımı hukuka aykırıydı. Başsavcının bu karara karşı yaptığı itiraz üzerine, Yargıtay'ın Büyük Ceza Heyeti bu kararı onayladı. Bunun üzerine Bolu'daki mahkeme, 12 Temmuz 1948'de Orbay'ı 18 yıl, Mercan'ı ise 9 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Demokrat Parti'nin 1950 parlamento seçimlerindeki zaferinin ardından, bu zaferin kutlanması amacıyla verilen bir af kapsamında iki mahkum, Haşmet Orbay ve Reşit Mercan serbest bırakıtı. Dp bu olayın üstünü örtüp kapattı ve suçlamaları durdurdu. Haşmet Orbay daha sonra, eylemi o zamanki Türk gizli servisi Milli Emniyet Hizmeti Riyasetinin emriyle gerçekleştirdiğini itiraf etti, itirafının üzerine asla gidilmedi ve kendisinin susması yönünde devletin üst makamlarından tehtidler aldı. 1960 askeri darbesiyle Menderes'in devrilmesi ve DP liderliğindeki hükümetinin sona ermesinin ardından, istifa eden Genelkurmay Başkanı Orbay, 1961'de Ulusal Meclis Başkanı oldu ve sonrasında kontenjan senatörü yapıldı

Bu olayın bize gösterdiği şey bu ülkede ki paramiliter yapıların ve devletin, devlet eliyle kendi halkına suikastlar düzenlemesinin çok daha geçmişe gittiğidir. Neşat Naci gibi kaç okumuş, kaç aydın, kaç entelektüel, kaç sanatçı, kaç vatansever bu şekilde öldürülmüş ve üstü kapatılmıştır maalesef ki belki de asla bilemeyeceğiz.

https://preview.redd.it/q1ourxc086dh1.png?width=880&format=png&auto=webp&s=253407ba473c5aaca99d725f514d13432aba7aa1

https://preview.redd.it/5t1ys9p186dh1.png?width=500&format=png&auto=webp&s=cf8d7df3146d96e522498a83c80c781296e307f7

https://preview.redd.it/ervjadg286dh1.png?width=500&format=png&auto=webp&s=3633b3e3385c639a9fc386ac4fa5ef61decacec8

https://preview.redd.it/jt7rapa386dh1.png?width=152&format=png&auto=webp&s=82c16fb8f7fcb4c78f4569e31111cdb88dd24f87

reddit.com
u/Content_Raccoon6079 — 1 month ago
▲ 579 r/SOL+1 crossposts

Hasan Tahsin, 107 yıl önce bugün ilk kurşunu sıktı: "- Biz ki Osmanlı sosyalistleriyiz.. Bizim iki amalımız (emelimiz) vardır. Biri sınıfı zalimiyeyi hak vermeye icbar etmek, ötekisi sınıfı mazlumiyeyi istihsal hakkına muktedir kılmak.."

https://www.sozcu.com.tr/15-mayis-1919da -izmirde-ne-oldu-kuvayi-milliyenin-kivilcimi-neden -izmirde-parladi-wp4746546

u/Content_Raccoon6079 — 3 months ago
▲ 124 r/CHP+1 crossposts

Özgür Özel: "Dünyanın en adaletsiz vergi düzeni dolaylı vergi, Türkiye'deki vergilerin %65'i. En zengini de en fakiri de aynı vergiyi ödüyor memlekette. Bunu alaşağı etmeden ne emekli kurtulur, ne emekçi kurtulur!"

u/Content_Raccoon6079 — 4 months ago