Image 1 — The world of cretaceous era. How many distinct civilizations would be? and where? In this timeline where the homo-sapiens evolved when the world map looked like this. Like ~80 mya
Image 2 — The world of cretaceous era. How many distinct civilizations would be? and where? In this timeline where the homo-sapiens evolved when the world map looked like this. Like ~80 mya

The world of cretaceous era. How many distinct civilizations would be? and where? In this timeline where the homo-sapiens evolved when the world map looked like this. Like ~80 mya

The world of cretaceous era feels like it could maintain a greater civilization, with more population, more civilizations, more kingdoms, higher trade volume, and richer history thanks to ancient traderoad integration of americas to the other continents.

Seçim ittifakları, aynı fikirdeki partiler ile değil de, aynı sistemin parçası olmak isteyen farklı partiler ile olursa nasıl olur?

Herkesin de görebilceği üzere, ülkedeki partilerin önemli bir kısmı, pokemon gibi batı tarafından toplanmış. Bir parti sözde muhafazakarları temsil ediyorken bir diğeri sözde milliyetçileri, bir diğeri ise sözde solcuları veya Atatürkçüleri temsil ediyor. Ama hepsinin amacı kendilerine çıkar sağlarken, bu süreçte de okyanus ötesinden aldıkları emirleri yerine getirmek ve tiyatro oynamak.

Şuna bakmak gerekli. Bir akpli, dini değerleri ön plana alan cahil biriyse ve tek istediği dinin iyi yanlarının ülke yönetimine şöyle veya böyle harmanlanmasıysa, o zaman oyları ve iradesi boşa gidiyor demektir. Aynı şekilde, eğer İzmirli teyzenin tek istediği Atatürkün fikirlerinin, onun anlayamadığı bir şekilde de olsa ülkenin geleceğine pozitif yön vermesi ise, o zaman bu teyzenin de oyları ve iradesi boşa gidiyor. Keşke bilinçli seçmen olsalardı, ama gerçekler çok açık. Öyle değiller.

Bu durumda, geçen seçimde, ülkenin iradesinin %35 + %10 +%25(bir kısmı) + %10(bir kısmı) yok sayılmış ve temsil edilmiyor demektir. (Milletvekili dağılımı ve davranışlarının hesabıyla daha net bir sayı bulunabilir.)

Bu durumun kayağı ise, bu partilerin hepsinin yurt dışındaki odaklara bağlı olmaları. Bunun sonucunda da demokrasi onların hileli tiyatrolarına alet edilmiş bir tiyatro sahnesi olarak kullanılıyor.

Öyleyse bizim seçmemiz gereken şey falanca parti değil ki. Partiler sistemi. Çünkü bir milliyetçinin hassaiyetleri, bir solcunun, ve bir muhafazakarın hassasiyetlerinden çok daha doğru , ve farklı değil. "muhafazakar" partilerin yolsuzluk ve kul hakkıyla mücadele ettiği, solcu partilerin kürtdofaşizme karşı halkı bilinçlendirdiği, milliyetçi partilerin ise dünya sahnesindeki jeopolitik gerçekleri, bu halkın yararına kullanma stratejilerini geliştirdiği bir ülkedir özgür olan, demokrasi olan(Türkiyede is tam tersi var, lol). Ve bu yüzden bence oy verilecek parti değil, kendi kulvarında dürüst ve en saf partilerin, hepten yeni bir siyasi ekosistem kurmasına odaklanmak lazım. Çünkü bize her ne kadar cumhur ve millet İttifakları diye görünüyorlarsa da, gerçek ittifak akp + mhp + chp + dem arasında. O zaman biz de bir şekilde kendi yeni sistemimizi, komple bu "ülke kapkaççılarına" karşı olarak desteklemeliyiz. Bu yüzden ben ZP + TKP + İYİ + YRP + Yeni ve daha nicelerinin ittifak, veya hiç olmazsa bir işbirliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Burada adını verdiğim partiler, temiz demiyorum, placeholder olarak koydum.

Eklemek veya eleştireceğiniz kısımları yorumlarda tarışalım. Devrim gerek devrim sözleri hariç. Eğere devrim gerekiyorsa bile orası apayrı bir konu.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 3 days ago

Seçim ittifakları, aynı fikirdeki partiler ile değil de, aynı sistemin parçası olmak isteyen farklı partiler ile olursa nasıl olur?

Herkesin de görebilceği üzere, ülkedeki partilerin önemli bir kısmı, pokemon gibi batı tarafından toplanmış. Bir parti sözde muhafazakarları temsil ediyorken bir diğeri sözde milliyetçileri, bir diğeri ise sözde solcuları veya Atatürkçüleri temsil ediyor. Ama hepsinin amacı kendilerine çıkar sağlarken, bu süreçte de okyanus ötesinden aldıkları emirleri yerine getirmek ve tiyatro oynamak.

Şuna bakmak gerekli. Bir akpli, dini değerleri ön plana alan cahil biriyse ve tek istediği dinin iyi yanlarının ülke yönetimine şöyle veya böyle harmanlanmasıysa, o zaman oyları ve iradesi boşa gidiyor demektir. Aynı şekilde, eğer İzmirli teyzenin tek istediği Atatürkün fikirlerinin, onun anlayamadığı bir şekilde de olsa ülkenin geleceğine pozitif yön vermesi ise, o zaman bu teyzenin de oyları ve iradesi boşa gidiyor. Keşke bilinçli seçmen olsalardı, ama gerçekler çok açık. Öyle değiller.

Bu durumda, geçen seçimde, ülkenin iradesinin %35 + %10 +%25(bir kısmı) + %10(bir kısmı) yok sayılmış ve temsil edilmiyor demektir. (Milletvekili dağılımı ve davranışlarının hesabıyla daha net bir sayı bulunabilir.)

Bu durumun kayağı ise, bu partilerin hepsinin yurt dışındaki odaklara bağlı olmaları. Bunun sonucunda da demokrasi onların hileli tiyatrolarına alet edilmiş bir tiyatro sahnesi olarak kullanılıyor.

Öyleyse bizim seçmemiz gereken şey falanca parti değil ki. Partiler sistemi. Çünkü bir milliyetçinin hassaiyetleri, bir solcunun, ve bir muhafazakarın hassasiyetlerinden çok daha doğru , ve farklı değil. "muhafazakar" partilerin yolsuzluk ve kul hakkıyla mücadele ettiği, solcu partilerin kürtdofaşizme karşı halkı bilinçlendirdiği, milliyetçi partilerin ise dünya sahnesindeki jeopolitik gerçekleri, bu halkın yararına kullanma stratejilerini geliştirdiği bir ülkedir özgür olan, demokrasi olan(Türkiyede is tam tersi var, lol). Ve bu yüzden bence oy verilecek parti değil, kendi kulvarında dürüst ve en saf partilerin, hepten yeni bir siyasi ekosistem kurmasına odaklanmak lazım. Çünkü bize her ne kadar cumhur ve millet İttifakları diye görünüyorlarsa da, gerçek ittifak akp + mhp + chp + dem arasında. O zaman biz de bir şekilde kendi yeni sistemimizi, komple bu "ülke kapkaççılarına" karşı olarak desteklemeliyiz. Bu yüzden ben ZP + TKP + İYİ + YRP + Yeni ve daha nicelerinin ittifak, veya hiç olmazsa bir işbirliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Burada adını verdiğim partiler, temiz demiyorum, placeholder olarak koydum.

Eklemek veya eleştireceğiniz kısımları yorumlarda tarışalım. Devrim gerek devrim sözleri hariç. Eğere devrim gerekiyorsa bile orası apayrı bir konu.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 4 days ago

Seçim ittifakları, aynı fikirdeki partiler ile değil de, aynı sistemin parçası olmak isteyen farklı partiler ile olursa nasıl olur?

Herkesin de görebilceği üzere, ülkedeki partilerin önemli bir kısmı, pokemon gibi batı tarafından toplanmış. Bir parti sözde muhafazakarları temsil ediyorken bir diğeri sözde milliyetçileri, bir diğeri ise sözde solcuları veya Atatürkçüleri temsil ediyor. Ama hepsinin amacı kendilerine çıkar sağlarken, bu süreçte de okyanus ötesinden aldıkları emirleri yerine getirmek ve tiyatro oynamak.

Şuna bakmak gerekli. Bir akpli, dini değerleri ön plana alan cahil biriyse ve tek istediği dinin iyi yanlarının ülke yönetimine şöyle veya böyle harmanlanmasıysa, o zaman oyları ve iradesi boşa gidiyor demektir. Aynı şekilde, eğer İzmirli teyzenin tek istediği Atatürkün fikirlerinin, onun anlayamadığı bir şekilde de olsa ülkenin geleceğine pozitif yön vermesi ise, o zaman bu teyzenin de oyları ve iradesi boşa gidiyor. Keşke bilinçli seçmen olsalardı, ama gerçekler çok açık. Öyle değiller.

Bu durumda, geçen seçimde, ülkenin iradesinin %35 + %10 +%25(bir kısmı) + %10(bir kısmı) yok sayılmış ve temsil edilmiyor demektir. (Milletvekili dağılımı ve davranışlarının hesabıyla daha net bir sayı bulunabilir.)

Bu durumun kayağı ise, bu partilerin hepsinin yurt dışındaki odaklara bağlı olmaları. Bunun sonucunda da demokrasi onların hileli tiyatrolarına alet edilmiş bir tiyatro sahnesi olarak kullanılıyor.

Öyleyse bizim seçmemiz gereken şey falanca parti değil ki. Partiler sistemi. Çünkü bir milliyetçinin hassaiyetleri, bir solcunun, ve bir muhafazakarın hassasiyetlerinden çok daha doğru , ve farklı değil. "muhafazakar" partilerin yolsuzluk ve kul hakkıyla mücadele ettiği, solcu partilerin kürtdofaşizme karşı halkı bilinçlendirdiği, milliyetçi partilerin ise dünya sahnesindeki jeopolitik gerçekleri, bu halkın yararına kullanma stratejilerini geliştirdiği bir ülkedir özgür olan, demokrasi olan(Türkiyede is tam tersi var, lol). Ve bu yüzden bence oy verilecek parti değil, kendi kulvarında dürüst ve en saf partilerin, hepten yeni bir siyasi ekosistem kurmasına odaklanmak lazım. Çünkü bize her ne kadar cumhur ve millet İttifakları diye görünüyorlarsa da, gerçek ittifak akp + mhp + chp + dem arasında. O zaman biz de bir şekilde kendi yeni sistemimizi, komple bu "ülke kapkaççılarına" karşı olarak desteklemeliyiz. Bu yüzden ben ZP + TKP + İYİ + YRP + Yeni ve daha nicelerinin ittifak, veya hiç olmazsa bir işbirliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Burada adını verdiğim partiler, temiz demiyorum, placeholder olarak koydum.

Eklemek veya eleştireceğiniz kısımları yorumlarda tarışalım. Devrim gerek devrim sözleri hariç. Eğere devrim gerekiyorsa bile orası apayrı bir konu.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 4 days ago

Size göre Mars Terraformasyonu süreci nasıl işleyecek?

Kimisi iyimser, kimis ise kötümser yaklaşıyor, ve marsın teraformasyonunun mümkün olmadığını söylüyor. Peki sizin fikirleriniz neler? Bence marsı dünya kadar teraforme etmek zorunda değiliz, ama ekvator çevresinin kanada/rusya gibi yapabiliriz gibi, ki bunu yaparsak 100 milyon civarı insan yaşayabilir.

Size göre bu süreç nasıl işleyecek, ve ne kadar sürecek?

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 7 days ago
▲ 28 r/Turkey

Pkk ve türevlerininin, LGBTQ, Feminist, alt, ve benzeri kişilere yaranmasının altında yatan predator davranış

Hepimizin de bildiği üzere pkk ve türevi terör hareketleri, diyarbakırdaki kürtçü ortayaşlı kadınların altın günlerinde planlamıyor. Bu süreçlerde insan psikoljisi, ve sosyoloji gibi alanlarda uzman kişiler yer almakta.

Bu teröristlerin solcu, LGBTQ, alt-kültür, "feminist" ve benzer gruplarda çok "tutulmasının" sebebine dikkat çekmek isterim. Bence bunun sebebi, bu kişilerin hepsinin değişen seviyelerde farklılıkları olan, farklı düşünen veya farklı hisseden kişiler olması. Ve haliyle kendilerini toplumdan daha ayrı görmeye, ve hatta dışlanmaya/dışlamaya meyilliler. Ve onların bu doğası da kendilerini, pkk gibi terör örgütleri için harika bir "av" yapıyor. Çünkü kendisini yanlız ve dışlanmış hisseden bu kurbanlara, sanki onları anlayan bir alternatif, bir arkadaşmış gibi yaklaşıyorlar. Ve böylece, Türk toplumunun genel cahilliğinden dolayı bu insanlara haketmedikleri tepkilerin verilmesiyle ötekileştirilmesinin de katkısıyla, bu kişilerde birikmiş olan öfke ve negatif enerjiyi, adeta bu kişlerin "villain arc"larını tetiklemek için kullanıyorlar. Örneğin LBGTQlar, kendilerini ve kendilerinin kimlikleri haline getirdikleri bu farklılıklarını, kürdofaşist yaklaşımlarla da özdeşleştirip, bu dışlanmışlığa daha da bağlanabiliyorlar. Yani bildiğiniz, çizgi filmlerde arkadaşlarıyla kavga edip küskün küskün ormanda dolaşan çocuğun aklını çelen iblisin hikayesi.

Bununla başa çıkmak için de kendimizi ona göre ayarlamalıyız. LGBTQ her insan kaliteli olacak diye birşey yok, kendine feminist diyenlerin içinde antisosyal kişilik bozukluğuna sahip feminaziler olmayacak diye birşey yok, toplumun her kesimi için bu geçerli. Ama kendi farklılıklarından dolayı birşeyleri sorgulamakta olan, ve bu süreçte de kendilerini yanlız/dışlanmış hisseden kişilerin en başta yanlız ve dışlanmış hissetmesini de engellemek gerek. Ki bunu da zaten terörle mücadeleden de önce, genel hoşgörü ve vatandaşlık bilinciyle yapmak gerekli. Maalesef bizim toplumumuzun bu konuda kısa vadede kendini dönüştürmesi mümkün görünmüyor, hele ki dini takıntıları göz önünde bulundurulduğunda.

Ama yine de aklınızda bulunsun, eğer mantıklıysa, eklemek istediğiniz, eleştireceğiniz noktaları da yorumlarda konuşalım.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 11 days ago

Türklerin düşman ve kötücül grup/ülke/örgüt/oluşumlara gereksiz “hoşgörüsünün” sebebi hayatlarında sürekli hile ile kaybettirilmeleri, ve mağdur edilmelerinden dolayı, tatmin olacakları bir hayat kalitesine gelmelerinin engellenmesi sonucu olarak açığa çıkan bir suçluluk duygusu olabilir mi?

Malum yolsuz, grupları veya bunların destekçilerini, sempatizanlarını kastetmiyorum, niyetim onları savunmak da değil. Sözlerim, adil olmayan bir genellemeye kurban giden, belki de bu ülkenin yarısına, biraz fazlasına, ya da biraz azına.

Bilindiği gibi, ülkemiz yolsuzluk konusunda epeyce liyakatli. Ama bu problemi, toplumun bir karakteri gibi düşünmek yerine, bir sistem ve süreç olarak düşünmek bence daha doğru. Çünkü insanoğlu büyük ölçüde içine koyulduğu kabın şeklini alan bir mahluk. Ve Türk milletinin içinde konulduğu sistem, Teğmenlerimizi hapse atarken pkklılara özel af çıkarıyorsa; Sokağa Dışkılanan Çocukları korurken, kendilerini savunmaya çalışanları hapse tıkıyorsa; önemli muhalefet partileri, onmilyonlardan topladığı yüzmilyonlarca liranın üzerine, Gazilerin yüzüne baka baka yalan söyleyip, onları ve vatanı yüzüstü bırakıyorsa; halkın genelindeki yolsuzluk ne oranda bu halkın has özniteliğidir? Gecekonducuya arsa vererek ödüllendiren bir sistem. Emeklilik sisteminin içinden geçip milyonları mağdur bırakan bir sistem. Her türlü ürünün mafyasına göz kırpan, hatta lavaş mafyasına kadar bile ilerleyen bir sistem. Çürüklere koruyan ve besleyen bir sistem kısacası. Peki, adil çalışanların suçu ne? Adalet duygusuyla hareket edenlerin, özveriyle uğraş verenlerin suçu ne? Daha iyi bir köy, şehir, çevre, ülke, toplum için çalışıp da neden bu onurlu davalar uğruna çalışmaması gerektiği kendisine bizzat sistem tarafından öğretilenlerin suçu ne? Almanya'da da böyle mi işliyor sistem? isveçte? norveçte? Ya eski dönemlerde? 

Demem o ki, bu halk özünde tembel değildir (Atatürk, 1933). Ama şartlana şartlana, şu anki içinde bulunduğumuz pek çirkin hale getirilmiştir. Elbette eskiden de sıkıntılarımız, bol bol çürüklerimiz varmıştır. Ama sistemin sıkıntısının, bu halkı uğrattığı mağduriyeti de küçümsememeliyiz. Her bir sorunumuz, sistemin sonucu olmadığı gibi, bu halkın kendi niteliği de değildir.

Gözden kaçabilen bir nokta ise: İnsanların kendilerinden ve sistemden bekledikleri, hak ettiklerini düşündükleri hayatı elde edememelerinin psikolojisi. Buna da bakmak gerek. Bu insanlar travmalarını nasıl işleyecekler? Bu adaletsizliğin insanların bilinçaltına vereceği mesaj ne olacak? İşte burada, bence, önemli bir suçluluk duygusu da işin içine girebilir. Kişi, hayatında normalde olmamasını beklediği sıkıntılardan, sanki kendi suçuymuş gibi utanç duyabilir. Kronik olarak kontrol edemediği adaletsizliklere maruz kalan kişi, zamanla yaşadığı başarısızlıkları kişiselleştirebilir; bu da bilinçaltında utanç, değersizlik ve düşük özgüvene sebep olabilir. Hatta bunlar belki de aşağılık kompleksine bile dönüşebilir.

Peki bunun sonucunda, kendisini nasıl konumlandıracak bu dünyada? Olması gerektiğinden daha düşük konumlandıracak. Ama mesela Mersin'de arı kovanı mafyacılığını dahi yapan ve yaptıkları yanlarına kâr kalanlar kendilerini olması gerektiğinden daha yüksek konumlandıracaklar, arsız olacaklar. Ve bunun sonucunda da, bir tarafta Türklerin katliamı söz konusu olduğunda buna üzüntü ve öfke duysa da, kendisini ahlaki üstün pozisyona sokması gerektiği durumlarda bile sokmayacak, ve sözde alçakgönüllü özde travmatik bir bakış açısıyla, kendisine düşmancıl hisler besleyen kişilerin onayını/dostluğunu arayacak kişler olacak. Diğer taraftaki de ister dağdan inmiş barbar olsun. Kendisine, Türkleri yaşadıkları köyden kovmayı dahi hak görecek.

Yani demem o ki, bence insanların düşünceleri, ve duygusal dünyaları bile sosyoekonomik durumlarından etkileniyor, hatta bance o kadar büyük bir etki ki, hür irade, bilinç dediğimiz kavramlardan daha büyük. Yine bu durumdan dolayı gelir eşitliği çok kritik bir mesele oluyor modern dünyada köle olmak istemeyen toplumlar için, ki bu başlı başına ayrı bir konu.

Aklınızda bulunsun diye yazdım, eğer mantıklı bulursanız. Eklemek istediğiniz, eleştireceğiniz noktaları da yorumlarda konuşalım.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 11 days ago

Türklerin düşman ve kötücül grup/ülke/örgüt/oluşumlara gereksiz “hoşgörüsünün” sebebi hayatlarında sürekli hile ile kaybettirilmeleri, ve mağdur edilmelerinden dolayı, tatmin olacakları bir hayat kalitesine gelmelerinin engellenmesi sonucu olarak açığa çıkan bir suçluluk duygusu olabilir mi?

Malum yolsuz, grupları veya bunların destekçilerini, sempatizanlarını kastetmiyorum, niyetim onları savunmak da değil. Sözlerim, adil olmayan bir genellemeye kurban giden, belki de bu ülkenin yarısına, biraz fazlasına, ya da biraz azına.

Bilindiği gibi, ülkemiz yolsuzluk konusunda epeyce liyakatli. Ama bu problemi, toplumun bir karakteri gibi düşünmek yerine, bir sistem ve süreç olarak düşünmek bence daha doğru. Çünkü insanoğlu büyük ölçüde içine koyulduğu kabın şeklini alan bir mahluk. Ve Türk milletinin içinde konulduğu sistem, Teğmenlerimizi hapse atarken pkklılara özel af çıkarıyorsa; Sokağa Dışkılanan Çocukları korurken, kendilerini savunmaya çalışanları hapse tıkıyorsa; önemli muhalefet partileri, onmilyonlardan topladığı yüzmilyonlarca liranın üzerine, Gazilerin yüzüne baka baka yalan söyleyip, onları ve vatanı yüzüstü bırakıyorsa; halkın genelindeki yolsuzluk ne oranda bu halkın has özniteliğidir? Gecekonducuya arsa vererek ödüllendiren bir sistem. Emeklilik sisteminin içinden geçip milyonları mağdur bırakan bir sistem. Her türlü ürünün mafyasına göz kırpan, hatta lavaş mafyasına kadar bile ilerleyen bir sistem. Çürüklere koruyan ve besleyen bir sistem kısacası. Peki, adil çalışanların suçu ne? Adalet duygusuyla hareket edenlerin, özveriyle uğraş verenlerin suçu ne? Daha iyi bir köy, şehir, çevre, ülke, toplum için çalışıp da neden bu onurlu davalar uğruna çalışmaması gerektiği kendisine bizzat sistem tarafından öğretilenlerin suçu ne? Almanya'da da böyle mi işliyor sistem? isveçte? norveçte? Ya eski dönemlerde? 

Demem o ki, bu halk özünde tembel değildir (Atatürk, 1933). Ama şartlana şartlana, şu anki içinde bulunduğumuz pek çirkin hale getirilmiştir. Elbette eskiden de sıkıntılarımız, bol bol çürüklerimiz varmıştır. Ama sistemin sıkıntısının, bu halkı uğrattığı mağduriyeti de küçümsememeliyiz. Her bir sorunumuz, sistemin sonucu olmadığı gibi, bu halkın kendi niteliği de değildir.

Gözden kaçabilen bir nokta ise: İnsanların kendilerinden ve sistemden bekledikleri, hak ettiklerini düşündükleri hayatı elde edememelerinin psikolojisi. Buna da bakmak gerek. Bu insanlar travmalarını nasıl işleyecekler? Bu adaletsizliğin insanların bilinçaltına vereceği mesaj ne olacak? İşte burada, bence, önemli bir suçluluk duygusu da işin içine girebilir. Kişi, hayatında normalde olmamasını beklediği sıkıntılardan, sanki kendi suçuymuş gibi utanç duyabilir. Kronik olarak kontrol edemediği adaletsizliklere maruz kalan kişi, zamanla yaşadığı başarısızlıkları kişiselleştirebilir; bu da bilinçaltında utanç, değersizlik ve düşük özgüvene sebep olabilir. Hatta bunlar belki de aşağılık kompleksine bile dönüşebilir.

Peki bunun sonucunda, kendisini nasıl konumlandıracak bu dünyada? Olması gerektiğinden daha düşük konumlandıracak. Ama mesela Mersin'de arı kovanı mafyacılığını dahi yapan ve yaptıkları yanlarına kâr kalanlar kendilerini olması gerektiğinden daha yüksek konumlandıracaklar, arsız olacaklar. Ve bunun sonucunda da, bir tarafta Türklerin katliamı söz konusu olduğunda buna üzüntü ve öfke duysa da, kendisini ahlaki üstün pozisyona sokması gerektiği durumlarda bile sokmayacak, ve sözde alçakgönüllü özde travmatik bir bakış açısıyla, kendisine düşmancıl hisler besleyen kişilerin onayını/dostluğunu arayacak kişler olacak. Diğer taraftaki de ister dağdan inmiş barbar olsun. Kendisine, Türkleri yaşadıkları köyden kovmayı dahi hak görecek.

Yani demem o ki, bence insanların düşünceleri, ve duygusal dünyaları bile sosyoekonomik durumlarından etkileniyor, hatta bance o kadar büyük bir etki ki, hür irade, bilinç dediğimiz kavramlardan daha büyük. Yine bu durumdan dolayı gelir eşitliği çok kritik bir mesele oluyor modern dünyada köle olmak istemeyen toplumlar için, ki bu başlı başına ayrı bir konu.

Aklınızda bulunsun diye yazdım, eğer mantıklı bulursanız. Eklemek istediğiniz, eleştireceğiniz noktaları da yorumlarda konuşalım.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 11 days ago

Pkk ve türevlerininin, LGBTQ, Feminist, alt, ve benzeri gruplara yaranmasının altında yadan predator davranış

Hepimizin de bildiği üzere pkk ve türevi terör hareketleri, diyarbakırdaki kürdofaşist ortayaşlı kadınların altın günlerinde planlamıyor. Bu süreçlerde insan psikoljisi, ve sosyoloji gibi alanlarda uzman kişiler yer almakta.

Bu teröristlerin solcu, LGBTQ, alt-kültür, "feminist" ve benzer gruplarda çok "tutulmasının" sebebine dikkat çekmek isterim. Bence bunun sebebi, bu kişilerin hepsinin değişen seviyelerde farklılıkları olan, farklı düşünen veya farklı hisseden kişiler olması. Ve haliyle kendilerini toplumdan daha ayrı görmeye, ve hatta dışlanmaya/dışlamaya meyilliler. Ve onların bu doğası da kendilerini, pkk gibi terör örgütleri için harika bir "av" yapıyor. Çünkü kendisini yanlız ve dışlanmış hisseden bu kurbanlara, sanki onları anlayan bir alternatif, bir arkadaşmış gibi yaklaşıyorlar. Ve böylece, Türk toplumunun genel cahilliğinden dolayı bu insanlara haketmedikleri tepkilerin verilmesiyle ötekileştirilmesinin de katkısıyla, bu kişilerde birikmiş olan öfke ve negatif enerjiyi, adeta bu kişlerin "villain arc"larını tetiklemek için kullanıyorlar. Örneğin LBGTQlar, kendilerini ve kendilerinin kimlikleri haline getirdikleri bu farklılıklarını, kürdofaşist yaklaşımlarla da özdeşleştirip, bu dışlanmışlığa daha da bağlanıyorlar. Yani bildiğiniz, çizgi filmlerde arkadaşlarıyla kavga edip küskün küskün ormanda dolaşan çocuğun aklını çelen iblisin hikayesi.

Bununla başa çıkmak için de kendimizi ona göre ayarlamalıyız. LGBTQ her insan kaliteli olacak diye birşey yok, kendine feminist diyenlerin içinde antisosyal kişilik bozukluğuna sahip feminaziler olmayacak diye birşey yok. Ama kendi farklılıklarından dolayı birşeyleri sorgulamakta olan, ve bu süreçte de kendilerini yanlız/dışlanmış hisseden kişilerin en başta yanlız ve dışlanmış hissetmesini de engellemek gerek. Ki bunu da zaten terörle mücadeleden de önce, genel hoşgörü ve vatandaşlık bilinciyle yapmak gerekli. Maalesef bizim toplumumuzun bu konuda kısa vadede kendini dönüştürmesi mümkün görünmüyor, hele ki dini takıntıları göz önünde bulundurulduğunda.

Ama yine de aklınızda bulunsun, eğer mantıklıysa, eklemek istediğiniz, eleştireceğiniz noktaları da yorumlarda konuşalım.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 11 days ago

Pkk ve türevlerininin, LGBTQ, Feminist, alt, ve benzeri gruplara yaranmasının altında yadan predator davranış

Hepimizin de bildiği üzere pkk ve türevi terör hareketleri, diyarbakırdaki kürdofaşist ortayaşlı kadınların altın günlerinde planlamıyor. Bu süreçlerde insan psikoljisi, ve sosyoloji gibi alanlarda uzman kişiler yer almakta.

Bu teröristlerin solcu, LGBTQ, alt-kültür, "feminist" ve benzer gruplarda çok "tutulmasının" sebebine dikkat çekmek isterim. Bence bunun sebebi, bu kişilerin hepsinin değişen seviyelerde farklılıkları olan, farklı düşünen veya farklı hisseden kişiler olması. Ve haliyle kendilerini toplumdan daha ayrı görmeye, ve hatta dışlanmaya/dışlamaya meyilliler. Ve onların bu doğası da kendilerini, pkk gibi terör örgütleri için harika bir "av" yapıyor. Çünkü kendisini yanlız ve dışlanmış hisseden bu kurbanlara, sanki onları anlayan bir alternatif, bir arkadaşmış gibi yaklaşıyorlar. Ve böylece, Türk toplumunun genel cahilliğinden dolayı bu insanlara haketmedikleri tepkilerin verilmesiyle ötekileştirilmesinin de katkısıyla, bu kişilerde birikmiş olan öfke ve negatif enerjiyi, adeta bu kişlerin "villain arc"larını tetiklemek için kullanıyorlar. Örneğin LBGTQlar, kendilerini ve kendilerinin kimlikleri haline getirdikleri bu farklılıklarını, kürdofaşist yaklaşımlarla da özdeşleştirip, bu dışlanmışlığa daha da bağlanıyorlar. Yani bildiğiniz, çizgi filmlerde arkadaşlarıyla kavga edip küskün küskün ormanda dolaşan çocuğun aklını çelen iblisin hikayesi.

Bununla başa çıkmak için de kendimizi ona göre ayarlamalıyız. LGBTQ her insan kaliteli olacak diye birşey yok, kendine feminist diyenlerin içinde antisosyal kişilik bozukluğuna sahip feminaziler olmayacak diye birşey yok. Ama kendi farklılıklarından dolayı birşeyleri sorgulamakta olan, ve bu süreçte de kendilerini yanlız/dışlanmış hisseden kişilerin en başta yanlız ve dışlanmış hissetmesini de engellemek gerek. Ki bunu da zaten terörle mücadeleden de önce, genel hoşgörü ve vatandaşlık bilinciyle yapmak gerekli. Maalesef bizim toplumumuzun bu konuda kısa vadede kendini dönüştürmesi mümkün görünmüyor, hele ki dini takıntıları göz önünde bulundurulduğunda.

Ama yine de aklınızda bulunsun, eğer mantıklıysa, eklemek istediğiniz, eleştireceğiniz noktaları da yorumlarda konuşalım.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 11 days ago

Could AI be the modern "lead"?

The Romans knew lead was poisonous, and they nevertheless suffered from lead pollution, resulting in increased violence and lower cognitive capabilities. I think AI will have a similar effect on making people dumber over the upcoming decades/centuries. So what are your opinions?

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 14 days ago

I believe its not Azerbaijanis Fault that they are not a democracy. I have a question.

Azerbaijan had Ebulfez Elçibey at first. Then Heydar Aliyev forcefully took the power. Was that because of russia and kgb?

If yes. This means you were not independent/strong enough to leave the orbit of russia, which is a natural thing, not something to be ashahmed of. Be aware that its them that made your country into this. Maybe the people might not be thinking in the most progressive and indepentent way. But it is something to be earned along the journey.

What I want to also point is. Your country and its government is criticised by the west in a hypocritical way without mentioning the role russia played to end your democracy trials. Even if you were the first Turkic republic.

I am not here to tell you that the future will be bright(hopefully will be), but to tell you do not be ashamed of your current situation. It might suck, but inependence is not an easy thing to be earned. Many western countries, as you can also see, are not independent either. The are like dumb kids born to rich parents. I just want to tell you that do not compare yourselves too harshly.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 2 months ago
▲ 609 r/Silksong

Plot twist: "The Sea of Sorrow DLC have became unexpectly big so it will be a new game."

Why the DLC has not been released yet, there is not even a release date we know of.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 2 months ago

Polonyanın yapması gereken en mantıklı hamle 1683de bizim tarafımıda savaşmak değil miydi?

Fransayla da müttefik oldular tarihte zaten, Fransa da bizim "müttefikimizdi". Eğer polonya bizim safımızda savaşa katılsaydı uzun vadede biz yine de yıkılırdık ama napolyon-polonya ortaklığı muhtemelen avrupa kıtasındaki nihai dengeyi sağlayacak güçler olurdu. Ben bu açıdan bakınca polonyanın dini sebeplerle gaza geldiğini ve biz bölgeden atılınca iki alman, bir rus imparatorluğuyla çevrelenip kendi yıkılışlarına körükle gittiklerini düşünüyorum.

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 2 months ago

Japonya mançuryada durup çin ile barış yapabilir miydi? yapabilseydi, ve elindeki bölgeleri kolonileştirmeye odaklansaydı günümüzde yaşadığı nüfus düşüşü problemini yaşar mıydı? Batı buna izin verir miydi? ne düşünyorsunuz

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 2 months ago

Chp'nin seçilmiş kadrosu için yedekte bir tane parti olduğuna gerçekten eminmiyiz?

umarım vardır. Yoksa ne olurdu, şu anda kursalar seçime yetişebilirler mi?

reddit.com
u/Hour-Conversation728 — 2 months ago