Şuanda hangi şarkıyı dinliyorsunuz? Yada aklınızda hangi şarkı çalıyor?

Şuanda hangi şarkıyı dinliyorsunuz? Yada aklınızda hangi şarkı çalıyor?

Şu şarkı aşırı sardı grubu yeni yeni keşfediyorum müthiş bir şey ya, günde 1000 defa dinliyorum.

u/nakoshi_susumu_ — 3 days ago

Ölmek istiyorum.

Ne oluyor bana? Bilmiyorum ama çok kötü hissediyorum, sanki başıma çok kötü bir şey gelmiş gibi. Böyle olsun istemiyorum, eskisi gibi olsun istemiyorum. Bundan kaçmanın yolu yokmu? Yıllardır bunu yaşamıştım ama şuan tekrar yaşayınca hatırladım ki bununla başa çıkmanın ve kaçmanın yolu yok. Beni korkutuyor bu acı.

Eskiden o kadar kötüydüm ki, her gün her gece kendime zarar verirdim psikoz etkisiyle. Sürekli kafamda aynı sesler yankılanırdı ve hepsi aynı şeyi anlatırdı. Bu benim kaderim, varoluş amacım bu, acı çekmek. Bu ölümle bitecek derlerdi. Kafamı duvarlara vururdum ama susmazlardı. Şanstı, şuan öyle olmamamın tek sebebi şanstı. Birazcık daha, birazcık daha kötü şeyler yaşamam ve acı çekmem lazım öyle olmam için.

Psikiyatriye gidemem, eskiden giderdim, 5 yıl boyunca ağır tedavi gördüm durumumun kötülüğünden. Bırakalı 1 sene oldu, ancak şuan ne devlete ne de özele gidebilirim. Özel sebepler, söylemek istemiyorum ama gerçek bu. Keşke bu acı gitseydi, mutlu bir insan olsaydım. Çünkü biliyorum ve tanıyorum bu acıyı. Bu acı eskiden içinde olduğum cehennemde çektiğim azaba benziyor. Bu acı insana nefes aldırmaz, konuşamazsın. Biri sana seslendi mi cevap veremezsin, kitlenirsin. Vücudun donup kalır ve sadece ölme ister. Seni yiyip bitirir ve korkudan uyuyamazsın.

6 yıldır ağlamadım, bugün yine ağlamak istiyorum ama yapamıyorum. Gözlerimin altını kesip akıtmaktan başka yolu olsaydı keşke, çünkü içimdekileri boşaltmazsam kalbimi tekrar çürütecek. Bu sefer ya iyileşemezse? Kaldıramam, bir daha o korkunç cehenneme, eski halime dönersem beni Tanrı dahi kurtaramaz. Korkuyorum ve acı çekiyorum. Neden böyle olmak zorundaydı ki? Neden insan olarak doğmak zorundaydım? İnsanlar, yaşam biçimleri, ilişkileri ve her şeyleri beni korkutuyor. Bundan ziyade, ait hissetmiyorum. Burası benim ev olarak bildiğim yerden çok uzak, bunu biliyorum. Ne zaman evimden uzak bir yerde kalma gitsem yaşadığım o hissi varoluşsal olarak çekiyorum.

Keşke ölseydim, bunları yaşamayı hak etmedim. Sadece ölebilirim, küçük masum bir çocukken, bu pislik şeyleri öğrenmeden ve bilmeden ölebilirdim. Ancak çok geç değil mi? Bu saatten sonra ölsem bile gerçekler değişmeyecek, kimse gerçekleri değiştiremez. Ben değişmeyeceğim. Öleceğim, ölmek istiyorum.

İntihar edeceğim sanırım, durmazsa intihar edeceğim.

reddit.com
u/nakoshi_susumu_ — 9 days ago
▲ 2 r/sinema

Avengers Doomsday'in tam hikayesi

Avengers Doomsday'in tam olay örgüsü açıklaması:

Avengers: Doomsday, Tobey Maguire'ın Spider-Man'inin dünyasında, New York'ta başlıyor. Tobey, kendi evrenlerini bir istiladan kurtarmak için Beast tarafından Tobey'nin dünyasını yok etmek üzere gönderilen, gezegen öldürücü bir bombayla oraya gönderilen Deadpool ve Wolverine ile savaşıyor. Tobey, cihazı yerleştirmeyi başaran Hugh Jackman'ın Wolverine'iyle savaşıyor. Wolverine, cihaz patladığında geride kalıyor ve hem o hem de Tobey'nin Spider-Man'i - o dünyadaki herkesle birlikte - ölüyor. Deadpool kaçıyor ve kendi dünyasına geri dönüyor, bunu uzaktan görüyoruz. Charles Xavier, aşağıda yıkılmış dünyayı üzüntüyle izliyor... ama başka seçenekleri yoktu. Daha sonra Tony'nin cenazesine geçiyoruz. Steve, Taşları geri vermeden önce Ant-Man de dahil olmak üzere bazı kahramanlarla konuşuyor. Zamanda geriye gidiyor ve Peggy ile kalmayı seçiyor. Jim adında bir oğulları oluyor. Bir gün Loki onları ziyaret eder - bu, Loki 2. sezon finalinden önce olur. Steve'e TVA'dan bahseder ve yakında bu zaman çizgisini budayacakları konusunda onu uyarır, çünkü Steve'in orada yaşaması veya bir oğlu olması asla planlanmamıştır. Loki onlara bir çıkış yolu sunar: onları var olmadıkları ve huzur içinde yaşayabilecekleri bir evrene, Fantastik Dörtlü'nün evrenine götürebilir. Ayrılmadan önce Loki, Steve'e kendisiyle iletişime geçmesi için özel bir kart verir.

Steve ve ailesi orada on yıl yaşar.

Daha sonra Doktor Doom'un Sue ve Franklin'i ziyaret ettiğini görürüz. Birbirlerini açıkça tanıyorlar. Doom, Reed ile konuşmaya geldiğini söyler. Onu İstilalar konusunda uyarır ve evrenlerinin sırada olduğunu açıklar. Bir plan önerir - ancak onunla birlikte Dünya-616'ya seyahat etmeleri gerekir. Doom ayrıca Reed'e başka bir evrenden birinin onların evreninde yaşıyor olmasının mümkün olup olmadığını sorar. Gezegeni tararlar ve bir anormallik keşfederler: Steve ve ailesi.

On yıl orada yaşadıktan sonra onları tanıyan Steve ile yüzleşirler. İstila olaylarını açıklıyorlar ve Avengers'ı Doom'un planına güvenmeye ikna etmek için 616 evrenine gelmesini istiyorlar. Oraya gidiyorlar ve Steve, kahramanları dinlemeye ikna etmeyi başarıyor.

Ardından, X-Men evrenini ziyaret ediyorlar - ancak X-Men düşmanca davranıyor. Birden fazla İstila olayından sağ kurtulmuşlar ve kimseye güvenmiyorlar. MCU kahramanlarının ve Fantastik Dörtlü'nün onları yok etmek için geldiğini varsayıyorlar ve saldırıyorlar.

Reed ve Doom çözümlerini açıklıyor: Evrenleri kalıcı olarak ayıracak ve İstila olaylarını durduracak devasa toplar inşa etmek. Takımlara ayrılacaklar ve her biri başka bir Dünya'ya gidip oraya bir top yerleştirecek.

Bu arada, Steve, Thor'a hala hayatta olan bir Loki ile tanıştığını söylüyor. Thor, Steve'den onu Loki'ye götürmesini istiyor. Loki'nin kartını kullanarak TVA'yı buluyorlar - ancak vardıklarında herkes ölmüş ve Loki'nin kalbi sökülmüş. Doom'un sorumlu olduğunu anlıyorlar.

Steve, Doom'la yüzleşmek için geri döner ve Doom gerçek planını açıklar: Çoklu Evreni kendi imajına göre yeniden inşa etmek ve ölü ailesini diriltmek için İstilaların gerçekleşmesine izin vermek. Steve'i kendi dünyasındaki Latveria'daki şatosuna götürür. Orada Steve, Doom'un takipçileriyle -maskeli cadılarla- tanışır. Bunlardan biri, onu manipüle etmek için Peggy kılığına girer.

Doom, Steve'in evrenlerindeki varlığının İstilayı tetiklediğini, çünkü oraya ait olmadığını açıklar. Bu aynı zamanda Doom'un ailesinin ölümüne de yol açmıştır: Doom, İstilayı durdurmaya takıntılı hale gelmiş, tehlikeli deneyler yapmıştır - bunlardan biri başarısız olmuş, ailesini öldürmüş ve kendisini sakat bırakmış, zırh ve maske takmaya zorlamıştır.

İntikam olarak Doom, Steve'in oğlunu onun önünde öldürür.

Doom, Yenilmezler'in geldiğini duyurur ve Latveria savaşa hazırlanır. Fantastik Dörtlü, Yenilmezler ve X-Men birleşerek Latveria'ya doğru yürürler. Thor, Odin'e dua eder ve Odin, Valhalla'dan savaşa katılmak üzere bir ordu gönderir.

Dünyalar çarpışmaya başlayınca büyük bir savaş patlak verir. Sonunda evrenler birbirine çarparak yok olur ve herkes ölür.

Doom hariç herkes.

Loki'nin güçlerini çaldığı ortaya çıkar. Bu güçleri kullanarak Battleworld'ü yaratır, herkesi diriltir ve anılarını siler. Battleworld'ün var olan tek şey olduğuna inanırlar.

Bu sahte gerçeklikte yeni hayatlar yaşadıklarını görürüz.

Doom, Battleworld İmparatoru olarak tahtına oturur.

Son.

Secret Wars 2015 okuyanlar bilir bence mantıklı bir hikaye ama heyecansız, sıkıcı.

u/nakoshi_susumu_ — 10 days ago

1

Tek 1 şey kaldı intiharıma, artık dayanamıyorum ve öfkeliyim. Bir zamanlar dünyadaki hiçbir insanın hayatta kalamayacağı kadar korkunç bir cehennemdeydim. İnsanlığımı hiç sevmedim ve teslim ettim şeytana. Şimdi anlıyorum ki cehennem boşuna var değil, dünya ve insanlar, hepsi aşağılık ve pislik yaratıklar. Yanıldım, hiçbir şey doğru gitmeyecek. Kaderim bu, ben nefret etmek ve edilmek için yaratıldım. Herhangi bir ailem yok, cehennem benim ailem oldu.

O kadar sıkıldım ki, onlara göstereceğim. Öfkeme direnmeyeceğim, artık hiçbir şey dinlemeyecek. Bunca zamandır bana attıkları iftiraları, beni aşağılamalarını, hor görmelerini. Hepsinin bedelini ödeteceğim, @lmeyi ve cehenneme gitmeyi hak ediyorlar.

1 şey kaldı, eğer şu siktigimin hayatında bir şey daha yanlış gider ve beni artık cehennemin tek yol olduğuna yine ikna ederse o zaman bu pis insan bedenini ve iğrenç dünyayı terk edeceğim. Hiç kimseye bir şey borçlu değilim, beni insan zannedipte benden beklentisi olanların ruhu umarım en korkunç acıları yaşar. Ölüm tek yol.

u/nakoshi_susumu_ — 11 days ago
▲ 111 r/batman

Who's your favorite Robin and why?

Tbh best robin is definitely Dick but my favorite one will always be Jason, not just as a robin but as a character among other robins. This question isn't about who the best Robin is, but rather which of the people who have played Robin is your favorite, so you could include Red Hood or Nightwing or more.

u/nakoshi_susumu_ — 16 days ago

Korkuyorum.

Her şey tekrar eskisi gibi, aynı çukura düşüyor demek ki.

Onca travma, onca kriz ve psikiyatrik hastalıklar ve kabuslar. Yıllar boyunca çoğu insanın kaldıramayacağı şeyler yaşadım, çoğunu atlatsamda bazıları beni bırakmadı ve bırakanlarda bana kötü bir hediye verdi. Şuan, hayatımı iyiye çevirmek için ümidim olan nadir anlardan birinde bile beni bırakmıyorlar.

Atlattığım her şeye, tüm zorluklara rağmen halen aynı noktada olmak çok kötü bir şey. Korkum ileride yaşayacağım zorluklarında böyle olması, boşu boşuna olması. Yalnızım ve korkuyorum dünyadan, ait olmadığım bir yerde hayatta kalmak zorunda olmaktan. Güçlü olmaktan yoruldum amk. Bir şeyin uğruna güçlü olmadıkça ne anlamı var? Gelecekten korkuyorum, ya hiçbiri olmazsa ve bunların hepsi şuan ki olduğu gibi aynı bok çukuruna düşerse?

Her şey sahte aslında, gerçek olan bir şey bulamayacağız ve bunu bizi her şey bırakınca, terk edip gidince anlıyoruz. Hayalini kurduğum o hayat en küçüğüyle bile olmayacak lan, hepsi başıma kötülük olarak geri dönecek. Öyle bir hakkım yok benim hayal kurmak ümit etmek, hep böyle oldu zaten. Bundan sonrada böyle olursa şaşırmam sadece intihar ederim.

Siz her zaman çabalayın hayalleriniz için, elbet bir gün alacaksınız. İyi geceler<3

u/nakoshi_susumu_ — 17 days ago

Hayalet.

Uzun bir yazı ama okursanız ve düşüncelerinizi belirtirseniz sevinirim, yapmazsanız da canınız sağolsun.

Hayatım boyunca bir yabancıydım, insanlara ve dünyaya. Sadece ait hissetmek istedim, bir evim olsun ve içinde bir ailem, sevenlerim olsun istedim. Hep rüyasını gördüm ve her uyandığımda kalbim sadece özlem duyuyordu. İnsan bedenine, tanımadığım bir insanın vücuduna sıkışmış bir hayalet gibiyim. Bir hayatım var ama ondan hep nefret ettim, sahte olduğunu billiyordum içten içe. Bir ailenin erkek çocuğu, şu olacak bu olacak. Neden bunları bana yaşattın ki Tanrım? Ben hiçbir zaman erkek yada kadın hissetmedim, insan hissetmedim. Bunun acısını her gün yoğun şekilde çekiyorum ve ağlayamıyorum, kalbimi soldurdu bu. Eğer ki cidden öyleysem, bir insansam bile bu dünyanın insanı değilim. Burayı hiç tanımak istemezdim, belki de gözlemlemek için gelebilirdim ama burada yaşayanların arasında olmak bana korkunç geliyor. Tıpkı cennetten düşmüş bir melek gibi, insanlar arasında savunmasız ve zayıf bir şekilde yaşıyorum. Umursamadığım ve istemediğim şeylerden dolayı yargılanıyorum.

Beni gören ve hakkımda bir şey düşünen insanlardan nefret ediyorum, okulda, dışarda veya evde. Bana bakıyorlar ve derslerim, hayatım, görünüşüm, kişiliğim hakkında yorumlar yapıyorlar. Ancak bunların hepsi bana atılan bir iftira, düşündükleri her şey yalan. Okul ve Üniversite okumak, derslerin iyi olması iş sahibi olmak, biriyle aile kurmak, ev ve araba sahibi olmak, insan olmak. Ne anlatıyorsunuz lan?

Hepsinden nefret ettim, beni bunlarla yargılayan ve hangilerine sahip olduklarıma göre değer biçen insanlardan daha fazla nefret ettim, hepsini vahşice oldurmek istiyorum. Hepsinden önce şu bedeni öldürmek istiyorum çünkü o olmasaydı insanlar beni tanımayacaktı ve kendilerinden zannetmeyeceklerdi. Görmem gereken çok güzel şeyleri bu beden yüzünden kaçırdım.

Her zaman her şeyin değişebileceğine inandım ama bu benim geçerli olmadı, olmayacakta. Bazen merak ediyorum dünya üzerinde benim kadar hayata inatçı olan var mı diye. İstesemde istemesem de ruhum bunu kendine görev olarak edindi, değişemem, sadece istediğim neyse onu isterim. Ölümümle başlıyor. Geçmişe dönüp bakınca öyle bir çocuk görüyorum ki, bir döngü içerisinde ve o döngüden çıkıp başka bir tanesine giriyor. Hayatı istiyor, değişmek ve büyümek istiyor ama başaramıyor. Sadece bir çocuk muydum yoksa cidden aptal mıydım bilmiyorum ama çok yanlış şeyler yapmışım. Başka bir şey yapamıyordum ama neden böyle yaşadım ki?

Durum böyle ya bunu da kabullenip bir şeyler yapabilirdim, yapabilseydim insanların çektiği acıları, kötü olayların travmalarını onlardan söküp alır ve kendime takardım. Ben çekerdim onların yerine o acıları ve üzüntüleri. Cidden bunu istedim, hepsinin acısını kendim çekmeyi ve onları o hislerden kurtarmayı göze aldım. Bu acılar ne kadar kötü olursa olsun yine de yaşayabilirdim çünkü ben hissetsem de bana ait olan acılar değiller onlar, eski sahiplerine de ait değiller, başıboşlar. Bende öyle olduğum sürece onlar beni incitemezdi,ama bunu yapamadım, en azından bir fedakarlık yapabilirdim ama bu imkansız çünkü hiçbir yere ait olmamama rağmen öyleymişim gibi yaşamak zorundaydım. Halen bir insanım, bir kişiyim ve beni bu dünya bırakmaz, arkadaşlarım ailem çevrem beni ister. Ben istemiyorum.

Hafızam gittikçe kötüleşiyor, şuan tıbben Alzheimer başlangıcındaki biriyle aynı seviyede hafıza kaybına sahibim. Cidden hayatımı kötüleştiriyor ve her Allah'ın günü merak ediyorum acaba tek başıma yapamayacağım seviyeye ne kadar yakınım diye. O gün hiç gelecek mi ki? Neden oldu bilmiyorum ama ya nörolojik bir şey yada beyin hasarı, kafamı eskiden psikoz etkisiyle duvarlara vururdum. Ama hayattan fazlasıyla koptum, benim için çok geç.

Yaşamak istemiyorum, ölmek istiyorum. Yaşamamı isteyen ve beni sorumlu tutan insanlar beni buna daha çok sürükledi. Umarım ölünce sonunda onları ve bütün bunları unutur ve huzur bulurum. Kendinize iyi bakın arkadaşlar sizleri seviyorum<3

reddit.com
u/nakoshi_susumu_ — 29 days ago

Such is the shape of your soul that it’s etched so deeply in my mind, I will never again crave for one’s love like how my worn out heart yearns for you.

İnsanlar insan değiller, bir şeyler yanlış. Benim gördüğüm insanlar böyle değillerdi, hatırlıyorum. İnsan diye bir şekil yok, herkes olduğu kadarı. Ruhları ve kaderleri şekillerine bürünmüş bir yaratığa dönüşmeliyiz. Bunakladıkça çürümeyen, güzeli ve çirkini olmayan bir yaratık.

O gün bugündür kalbim huzursuz, ruhum bunu hissedebiliyor. Bedenim kayıtsız, onun yüzünde nefret var. Yine aynı şeyleri yaşıyorum, kendimi unutuyorum. Kim olduğumu tekrar hatırlamamaya başladım. Kaçıncı sefer oluyor bilmiyorum, ama bana neden nefret ettiğimi hatırlatıyor her defasında. Kendimden ve herkesten nefret ediyorum, ormanlara ve herkesin unuttuğu yerlere gitmek, bedenimden kurtulmak ve ruhumu sonsuza dek hapsetmek istiyorum oraya. Zamanda sıkışmış bir parça, aynı yer aynı zaman ve her seferinde unuttuğum bir paradoks.

İnsanlar dünya üzerinde yaşamamalı, buradan çok uzak bir yerde yaşamalı. Sadece bizim gibiler yaşamalı yeryüzünde. Bu fark ölüler, mezarlarında yatan o insanlar ve yaşayanlar arasında ki gibi. Ancak neden burada sıkışmak zorundaydım ki? Neden ruhlarımız bizim en büyük hediyemiz olmasına rağmen bedenimiz kadar iğrenç bir hapishaneye tıkadın onu Tanrım? Hayaletler en çok evini özlerler.

Ölünce bir ailem olacak.

u/nakoshi_susumu_ — 1 month ago

Normalde böyle şeyleri yapmam ama bunu yapasım geldi🙃

Bingöl sevdam gibi editlemişim kb.

u/nakoshi_susumu_ — 1 month ago

I need to talk to someone.

I just want to talk to someone, 19-25 years old would be good. I'm 19M, I just want to talk and maybe you can talk with me about your problems and stuff.

reddit.com
u/nakoshi_susumu_ — 1 month ago

Favori Radiohead Albümünüz ve Şarkınız nedir?

Benim favori albümüm OK Computer ama fav şarkım kesinlikle All I Need yada Let down. Sizinkiler neler?

u/nakoshi_susumu_ — 1 month ago

Kader

Uzun, okursanız sevinirim, okumazsanızda canınız sağolsun

Kader hayatımıza kaç defa zar atar düşündünüz mü hiç? Kimse hayatının en başından beridir aynı zar ile devam ettiğini görmemiştir, belki de göremezdir. Zaman ilerledikçe başka bir kumar oynanır ve hayatımız değişir, bir kişiye aşık oluruz, hayatımızı değiştiren bir haber alırız iyi ya da kötü, birisi ölür. Kader birden fazla zar atar. Ancak bazen durum böyle değildir, unutulanlar vardır. Aynı zar üzerine tüm hayatı boyunca yapışmış ve peşini bırakmayı reddetmiş birileri var dünyada.

Monotonluktan ziyade bir lanete dönüştürdü kendisini bu zar, bir paradoksa. 12 yaşındayken bir gün aynanın karşısına geçip ağladım ve birinin ya da bir şeyin hayatımı sabote ettiğini, bilinçli olarak mahvettiğini ve onu bulup acı çektireceğimi söyledim. Üzerinden yıllar geçti ama bu sadece bir anıya dönüştü. Ama haklıydım sanırım, beni sabote eden şey hep zar gibi geldi bana. Çoğu insan kaderin, doğaüstü bir gücün varlığına din ile, ümit veya tutku ile inanma zorunluğunu hisseder. Ancak benim için maalesef durum böyle değil, beni buna iten şey nefretim oldu. Hayatım boyunca sadece nefret ettim, ailemden, dünyadan, kendimden, inandığımda tanrıdan, inanmadığımda insanlardan. Her şey bana sahte geliyordu, çünkü ait olmadığım bir yerde olduğumu adım kadar biliyordum.

Apateistim aslında, bunların hiçbirinin din ile şunla bunla alakası yok, insanlara ve inançlarına tahammülüm yok, bana göre bu saçmalıklara inananların sadece yeteri kadar deneyimi yoktur. O yüzden lütfen bana bir şey pazarlamayın, cevabını aradığım soru bu değil.

Sadece çok geç, değişim için çok geç. Yıllar boyu bu paradoksun içerisinde sadece hayal kırıklığı ve nefret ile karşılaştım ve bu saatten sonra küçük bir fark bile benim için bir anlam ifade etmeyecek. Bunu ben seçmedim, hissiz ve duygusuz birine dönüştüm istemeden. Hafızamın kötüleşmesi ve beyin sisi bir yana, yaşadıklarım ve yaşayacaklarım beni sadece tiksindiriyor. Değil mi ha, siktiğimin kaderi 2 yıl önce yalandan da olsa bir zar daha atsaydı belki de inanırdım. "Her şey doğduğunda belli oldu." lafına ayak uydurmazdım.

Kader, ancak eğer böyle bir şey yoksa bu da çok aptalca gözükür. Eğer başıboş isem bunlara, acılara ve zorluklara rağmen nasıl hayattayım amk? Ben güçlü birisi değilim, zayıfım da diyemem sadece birisiyim bildiğim kadarıyla. O da şüpheli olsada şu bok çukurunun içinde kör olduğumun farkında olmamın nedeni ne o zaman? İstemiyorum lan değmez, değmeyecek bana ne verseler koca dünyada hepsinin anasını avradını sikim, uyuşturucu kullanmış gibi hiç bir şey bazı şeylerin yerini tutamıyor. Bu dünyada öyle bir şey yok. İnsanların aptalca yorumlarına inanmayı bırakalı çok oldu, isteyerek veya istemeyerek. Sonuçta hiçbir şey değişmedi ve değişmiyor değil mi? Öyleyse tutunamam, yediremem bunu kendime. Aptal yahut enayi olamam.

Kimi kandırıyorum ki? Hiçbir şey değişmeyecek, bundan yıllar sonra bile nefret içinde olacağım. Bunları yazmam bile bir anlam ifade etmiyor. Bu iğrenç gürültüler ve öfke etrafımda olduğu sürece neyi hissetmeye gücüm var ki? Hak ettiğim tek şey bu, hak ettikleri tek şey bu. Dünyanın gelme amacım nefret etmek ve önüme gelen her şeyin beni öfkemle mahvetmesine izin vermek. Ait olduğum bir yer yok, insan olma kapasitem bu kadar. Ölseydim daha iyiydi.

reddit.com
u/nakoshi_susumu_ — 1 month ago

Ruining my life

Since these problems started, my life has been slowly fading away; I can't do anything, and I'm just decaying. It drives me crazy that my family, my friends, and doctors are taking such a disgusting stance, telling me, "There's nothing wrong with you, you're healthy, and you're making excuses. Stop being lazy and live your life." I don't want to blame anyone because they're right about one thing: there's no official diagnosis, and it doesn't look like there will be. I don't know what I should do, but I just want to live my life to the fullest. Here are some of the symptoms I'm experiencing:

Misremembering or completely forgetting things from minutes ago

Searching for my phone for minutes while it's in my hand

Remembering almost nothing from the past

Not remembering what I did or ate during the day.

Forgetting the faces of people I know and have seen.

Not remembering the current day or date.

Finding things I don't remember doing or experiencing before, finding messages and texts on my phone that I didn't know I wrote even an hour ago.

Constantly asking the same questions throughout the day.

Forgetting places and times, having distorted perceptions.

Forgetting what I thought or did seconds ago. Forgetting my plans.

Mistaking and getting confused about days

Forgetting sentences, numbers, or words immediately after reading them.

Significant decline in intelligence and learning ability.

High loss of focus and attention deficit.

Forgetting where I put things. Not remembering them at all, even if it was seconds ago.

Forgetting daily routines

Forgetting whether I went to the gym yesterday

Remembering things that never happened

Forgetting that something I put with me is there 5 seconds later and searching for it.

Forgetting most of the things I've experienced.

Forgetting a task I need to do during the day.

Brain fog.

Not remembering what I did 10 seconds ago, writing the same thing over and over, doing the same things repeatedly.

Forgetting things I've learned and know well.

These things happen even within seconds, and many people experience them that way. It's been going on for a year and is getting worse at the same rate, regardless of anything else. I don't know what to do, please advise me about how to deal.

reddit.com
u/nakoshi_susumu_ — 2 months ago

Bu albümü biliyor musunuz?

The Caretaker'ın Everywhere At The End Of Time albümü var olmuş en iyi albümlerden biridir bence.

Çoğu kişi sosyal medyada o ürkünç viral müziklerden bazılarını duymuştur. Örneğin It's just a burning memory yada Libet's Delay gibi. Ancak bu şarkıların ve albümün olayı sadece ürkünçlükten çok fazla.

Önce albümü tanıyalım, Albüm toplam 6 bölümden oluşuyor ve her bölüm belirli şarkılar içeriyor, bu şarkıların yapısı, çalış şekli, ürkünçlüğü ve zihinde bıraktığı yer her bölümde değişiyor. 1. Bölüm daha düzenli, net ve anlaşılır bir şekilde ilerlerken 6. Bölüme gittikçe müzikler daha dağınık, bulantılı, ürkünç bir hale gelmeye başlıyor. Sanki siliniyor gibi.

İşte albümün ortaya çıkış amacı da bu. Sanatçı albümünde Alzheimer hastalığını anlatıyor, albümün her evresi Alzheimerın evrelerini simgeliyor. Parçaların kapaklarından tut şarkıların isimlerine, müziğin düzenine kadar işlemiş bu anlatı. Şarkıların yapısı bile hastalığın evrelerini anlatıyor, hatta arkada bakım evi sesleri kullanılıyor diyen bile var. Biraz ürkünç ama bir şaheser.

Albüm hakkında daha fazla bilgi öğrenmek isterseniz şu videoyu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/C9jxWmCrO4Q?si=DFCCHNIV6WmWiR4T

Albümün tamamı: https://youtube.com/playlist?list=PLkbxNibXiLx\_ak8IuhZiutd2Fxe7\_KAon&si=Reyde164GbmUo-8w

Albümü tanımak için önerdiğim şarkılar:

A1, It's Just A Burning Memory

F7, Libet Delay (Yeşil kapaklı)

A4, Childishly Fresh Eyes

E1, Back There Benjamin

u/nakoshi_susumu_ — 2 months ago

Psikologların manipülasyonu

Ben mi paranoyağım bilmiyorum ama psikologların artık bazı şeyleri sadece reklam amaçlı kullandığını düşünüyorum, gizli depresyon, tükenmişlik sendromu, anksiyete vs. bunları insanlara pazarlamaya çalışıyorlar. Olup olmadığı umurlarında değil, sadece sende olmasa bile seni olduğuna ikna edip kafana düşüne sokmaya, şüphelendirmeye başlıyorlar ki müşteri kazansınlar.

Şu cümleyi bile okuyan ve psikoloji hakkında bilgisi olmayan bir insan (özellikle yaşı olan insanlar) kendisini sorgulayabilir. En azından belirli bir kısım. Ne düşünüyorsunuz?

u/nakoshi_susumu_ — 3 months ago

Odada sigara içmek.

Odamda Mangolu Oris Mentollu Sigara içmek istiyordumda arkadaşım içme kokusunu alırlar diyor. Annem sigara içen birisi ve odaya girdiğinde anlamasından korkuyorum, kokunun kamufle olması ve gitmesi için elimden geleni yaparım ama halen riskli, taktiği var mı bunun?

reddit.com
u/nakoshi_susumu_ — 3 months ago