10 senelik arkadaş grubumu engelledim

bende paranoya var ve ben ne zaman atak geçirsem beni bir şekilde bunların hareketleri tetikliyor ve bugün artık dayanamayıp görüşmek istemiyorum diyip hepsini engelledim. işin garibi hiç bir şey hissetmedim ve hâlâ hissetmiyorum. düşününce ortak bir yönümüz bile yoktu ayda yılda bir dışarı çıkar geçmişi konuşurduk ve bu kadar. yakın olduğumuz süre boyunca sadece müptezellik yaptık. bilmiyom bence doğru bir karar verdim. siz daha önce hiç böyle bir şey yaptınız mı?

reddit.com
u/smichTW — 6 days ago
▲ 11 r/felsefe

sadece "filozoflar" mı felsefe yapabilir.

Geçen yine bir yakınımla felsefe konuşurken, “Söylediklerin hiçbir felsefi düşünceye uymuyor, düşüncelerin yanlış olabilir,” dedi.
Benim anlamadığım şey şu: Binlerce yıl önce baldıran zehrini içip ölmüş insanların söyledikleri fikirler, günümüzün şartlarında geçerliliğini yitirebiliyorsa, kendi fikirlerimizi üretmek neden yanlış olsun?
Sanki sokaklara çıkıp insanlara fikirlerimizi anlatmıyor, Yunan tragedyalarıyla halkı bilinçlendirmeye çalışmıyor ya da bir üniversitede felsefe hocalığı yaparken bir anda her şeyi bırakıp kitaplar yazmıyorsak, kısaca filozof gibi takıkmıyorsak kalıp fikirlerin çerçevesinin dışına çıkamayız, yeni bir şey öneremeyiz gibi davranılıyor. felsefe konuşmak demek fikir üretmekken bazıları için sadece felsefe tarihini konuşmamız gerekiyor. bence bu çok aptalca. resim yapmak yerine yapılan resimlere bakıp "benim tarzım bu" demek kadar aptalca

reddit.com
u/smichTW — 2 months ago

tuhaf hikayeler yazıyorum sizce nasıl olmuş?

Bildiğim tek evrende dolaşmaya başladığım günden beri görülmesi gereken, duyulması gereken, pek çok noktada dokunup hissedilmesi gereken yerlerde bulundum; bunları listeledim ve kendime günlükler oluşturdum. Bir sonu olmadığına inanmaya başladığım, gezdiğim, tanıdığım, her seferinde bir başka şeye şaşırmama neden olabilen bu evrenin içinde kendim ve bedenlerim dışında düşünmekle meşgul olan bir türle karşılaşmadım. Kabuklu memeliler, uçan balonlar, yüzen bulutlar, bir arada gezip bir anda tek vücut olabilen böcekler... Ayağıma geçirdiğim bir böcek türü bile gördüm ki çok rahattı.
Yolculuk ettiğim bu süre boyunca kendime bir ortak isteğimin hiç olmadığı kadar fazla arttığı, artık o yerden çok uzakta olduğum ve bir umut kalmadı diye düşündüğüm yerde; sakinlerinin "Dünya" dediği, mavi ve kahverengi tonları taşıyan, yer yer yeşil rengi görebildiğim, pek çok yönden kusursuz bir yer buldum. Burada akıllı yaşam formları, yani "insanlar" bulunuyor. Ben onlara "Rambana" demeyi tercih ederdim; gezegenimde bulunan, yürüyen ama başka hiçbir şey yapmayan bir bitki türünün ismidir bu. İnsanlar da sürekli yer değiştiriyor ama sıklıkla oldukları ortamda hiçbir şey değiştiremiyorlar. Neyse, bu ilk akıllı türe bir miktar saygı duymamdan ötürü onlara bu şekilde seslenmeye devam edeceğim.
Bu insanlar yuvalarından bir saatliğine dışarı çıktıklarında ya da ellerine aldıkları, elektrikle çalışan ve hafızalarının tamamını depolayan "telefon" dedikleri cihazda kendi türlerinin milyon, hatta milyarlarca farklı alternatifini görmelerine rağmen, kendilerinin özel olduğuna inanmak gibi ilginç bir benlik oluşturmuşlar ve buna her biri sıkı sıkıya inanmakta. Ve benim tabii ki bir anda çıkıp buna “Hayır, özel değilsiniz,” demem bu canlıların kırılgan egolarına aşırı zarar verir ve onları muhtemelen kendilerini ya da birbirlerini öldürecek kadar asabi ve saldırgan bir hâle getirir. Ki bu gezegende benlik sahibi olan başka türler bulunmasına rağmen, onların konuştukları dilleri bilmedikleri için oldukça rahat bir şekilde diğer türleri öldürebiliyorlar. Hatta insanlar bazı türleri evcilleştirip yanlarına alıyor ve onlara isimler, karakterler, giysiler, odalar, oyuncaklar gibi kişiselleştirmeye uygun, farklı varyasyonları mevcut etiketlerle yine kendi benliklerine uygun hâle getirerek onları seviyor ve besliyorlar. İnsanlar bu canlılar için “Keşke konuşsalar,” dese de, muhtemelen duyacakları şeylerin iyi şeyler olmayacağını bildiklerinden, konuşmamalarından içten içe mutlu oluyorlar.
Tabii ki haklarını yememek lazım; binlerce yıl boyunca sadece birkaç tane gerçekten farklı, işe yarar kişi ortaya çıkıyor; toplulukları din, bilim, kültür vb. yönlerde bir yola sokuyor ve geri kalan insanlar da nesiller boyu bu kişilerin sözleri ve öğütleriyle devam ediyor. Tıpkı bir kara deliğin çok hızlı bir şekilde bir galaksinin içinden geçip giderken geride kalan yıldızların, gezegenlerin, göktaşlarının, kuyruklu yıldızların; küçük büyük demeden oluşan tüm gök cisimlerinin tek bir yöne, yani kara deliğin peşine takılarak savrulması gibi... Tıpkı güçlü bir kütlenin uzay-zamanı bükmesi gibi, insanlar da içleri boş ve kontrolleri dışında bu insanların peşinden savruluyor. Ve bir başka insan gelip bu insanları başka bir yola sokana kadar, gittikleri yolda birbirlerini eziyor, kanlarını akıtıyor, dışkılarına bulanıyor, birbirlerini öldürüyor, savaşıyor, barışıyor, sevişiyor ve yiyip içiyorlar.
Onları uzunca bir süre izlemiş biri olarak hepsinin işe yaramaz yaratıklar olduğuna karar verdim. Her biri sadece kendisi için çalışıyor. Bir diğerine “Neden ben daha iyiyim?”i anlatmaya çalışıyor ve koca bir türe atılım yaptıran önderler bile bu yozlaşmış düşünce ve fikirlerden nasiplenmiş oluyor. Kesinlikle yaşıyorlar ama aynı anda öldüklerini akıl edemiyorlar. Yetinmeyi bir kudret sanıyorlar; çünkü yetinmeyip fazlasını arayan kişiye hep birlikte saldırıyorlar. Kısacası biyolojik gelişime değil, bireysel hırslarına odaklanıyorlar. Ve bu zaten onların sonu olacaktı. Çünkü tam tersini yapan biz, yani ben; tersini yapıp onların kaderlerine karar verecek kadar geliştim.

u/smichTW — 3 months ago

hikaye yazdım nasıl sizce?

Bildiğim tek evrende dolaşmaya başladığım günden beri görülmesi gereken, duyulması gereken, pek çok noktada dokunup hissedilmesi gereken yerlerde bulundum; bunları listeledim ve kendime günlükler oluşturdum. Bir sonu olmadığına inanmaya başladığım, gezdiğim, tanıdığım, her seferinde bir başka şeye şaşırmama neden olabilen bu evrenin içinde kendim ve bedenlerim dışında düşünmekle meşgul olan bir türle karşılaşmadım. Kabuklu memeliler, uçan balonlar, yüzen bulutlar, bir arada gezip bir anda tek vücut olabilen böcekler... Ayağıma geçirdiğim bir böcek türü bile gördüm ki çok rahattı.
Yolculuk ettiğim bu süre boyunca kendime bir ortak isteğimin hiç olmadığı kadar fazla arttığı, artık o yerden çok uzakta olduğum ve bir umut kalmadı diye düşündüğüm yerde; sakinlerinin "Dünya" dediği, mavi ve kahverengi tonları taşıyan, yer yer yeşil rengi görebildiğim, pek çok yönden kusursuz bir yer buldum. Burada akıllı yaşam formları, yani "insanlar" bulunuyor. Ben onlara "Rambana" demeyi tercih ederdim; gezegenimde bulunan, yürüyen ama başka hiçbir şey yapmayan bir bitki türünün ismidir bu. İnsanlar da sürekli yer değiştiriyor ama sıklıkla oldukları ortamda hiçbir şey değiştiremiyorlar. Neyse, bu ilk akıllı türe bir miktar saygı duymamdan ötürü onlara bu şekilde seslenmeye devam edeceğim.
Bu insanlar yuvalarından bir saatliğine dışarı çıktıklarında ya da ellerine aldıkları, elektrikle çalışan ve hafızalarının tamamını depolayan "telefon" dedikleri cihazda kendi türlerinin milyon, hatta milyarlarca farklı alternatifini görmelerine rağmen, kendilerinin özel olduğuna inanmak gibi ilginç bir benlik oluşturmuşlar ve buna her biri sıkı sıkıya inanmakta. Ve benim tabii ki bir anda çıkıp buna “Hayır, özel değilsiniz,” demem bu canlıların kırılgan egolarına aşırı zarar verir ve onları muhtemelen kendilerini ya da birbirlerini öldürecek kadar asabi ve saldırgan bir hâle getirir. Ki bu gezegende benlik sahibi olan başka türler bulunmasına rağmen, onların konuştukları dilleri bilmedikleri için oldukça rahat bir şekilde diğer türleri öldürebiliyorlar. Hatta insanlar bazı türleri evcilleştirip yanlarına alıyor ve onlara isimler, karakterler, giysiler, odalar, oyuncaklar gibi kişiselleştirmeye uygun, farklı varyasyonları mevcut etiketlerle yine kendi benliklerine uygun hâle getirerek onları seviyor ve besliyorlar. İnsanlar bu canlılar için “Keşke konuşsalar,” dese de, muhtemelen duyacakları şeylerin iyi şeyler olmayacağını bildiklerinden, konuşmamalarından içten içe mutlu oluyorlar.
Tabii ki haklarını yememek lazım; binlerce yıl boyunca sadece birkaç tane gerçekten farklı, işe yarar kişi ortaya çıkıyor; toplulukları din, bilim, kültür vb. yönlerde bir yola sokuyor ve geri kalan insanlar da nesiller boyu bu kişilerin sözleri ve öğütleriyle devam ediyor. Tıpkı bir kara deliğin çok hızlı bir şekilde bir galaksinin içinden geçip giderken geride kalan yıldızların, gezegenlerin, göktaşlarının, kuyruklu yıldızların; küçük büyük demeden oluşan tüm gök cisimlerinin tek bir yöne, yani kara deliğin peşine takılarak savrulması gibi... Tıpkı güçlü bir kütlenin uzay-zamanı bükmesi gibi, insanlar da içleri boş ve kontrolleri dışında bu insanların peşinden savruluyor. Ve bir başka insan gelip bu insanları başka bir yola sokana kadar, gittikleri yolda birbirlerini eziyor, kanlarını akıtıyor, dışkılarına bulanıyor, birbirlerini öldürüyor, savaşıyor, barışıyor, sevişiyor ve yiyip içiyorlar.
Onları uzunca bir süre izlemiş biri olarak hepsinin işe yaramaz yaratıklar olduğuna karar verdim. Her biri sadece kendisi için çalışıyor. Bir diğerine “Neden ben daha iyiyim?”i anlatmaya çalışıyor ve koca bir türe atılım yaptıran önderler bile bu yozlaşmış düşünce ve fikirlerden nasiplenmiş oluyor. Kesinlikle yaşıyorlar ama aynı anda öldüklerini akıl edemiyorlar. Yetinmeyi bir kudret sanıyorlar; çünkü yetinmeyip fazlasını arayan kişiye hep birlikte saldırıyorlar. Kısacası biyolojik gelişime değil, bireysel hırslarına odaklanıyorlar. Ve bu zaten onların sonu olacaktı. Çünkü tam tersini yapan biz, yani ben; tersini yapıp onların kaderlerine karar verecek kadar geliştim.

u/smichTW — 3 months ago

okumaya değer mi sizce puanlayın.

bu yazdığım kısa bir metin, okumayı sever sizlerin yorumanızı ve puanlamanızı istiyorum. iyi okumalar. (yersiz küfür olmadığı sürece her yorum okay)

Bildiğim tek evrende dolaşmaya başladığım günden beri görülmesi gereken, duyulması gereken, pek çok noktada dokunup hissedilmesi gereken yerlerde bulundum; bunları listeledim ve kendime günlükler oluşturdum. Bir sonu olmadığına inanmaya başladığım, gezdiğim, tanıdığım, her seferinde bir başka şeye şaşırmama neden olabilen bu evrenin içinde kendim ve bedenlerim dışında düşünmekle meşgul olan bir türle karşılaşmadım. Kabuklu memeliler, uçan balonlar, yüzen bulutlar, bir arada gezip bir anda tek vücut olabilen böcekler... Ayağıma geçirdiğim bir böcek türü bile gördüm ki çok rahattı.
Yolculuk ettiğim bu süre boyunca kendime bir yoldaş isteğimin hiç olmadığı kadar fazla arttığı, artık o yerden çok uzakta olduğum ve bir umut kalmadı diye düşündüğüm yerde; sakinlerinin "Dünya" dediği, mavi ve kahverengi tonları taşıyan, yer yer yeşil rengi görebildiğim, pek çok yönden kusursuz bir yer buldum. Burada akıllı yaşam formları, yani "insanlar" bulunuyor. Ben onlara "Rambana" demeyi tercih ederdim; gezegenimde bulunan, yürüyen ama başka hiçbir şey yapmayan bir bitki türünün ismidir bu. İnsanlar da sürekli yer değiştiriyor ama sıklıkla oldukları ortamda hiçbir şey değiştiremiyorlar. Neyse, bu ilk akıllı türe bir miktar saygı duymamdan ötürü onlara bu şekilde seslenmeye devam edeceğim.
Bu insanlar yuvalarından bir saatliğine dışarı çıktıklarında ya da ellerine aldıkları, elektrikle çalışan ve hafızalarının tamamını depolayan "telefon" dedikleri cihazda kendi türlerinin milyon, hatta milyarlarca farklı alternatifini görmelerine rağmen, kendilerinin özel olduğuna inanmak gibi ilginç bir benlik oluşturmuşlar ve buna her biri sıkı sıkıya inanmakta. Ve benim tabii ki bir anda çıkıp onlara “Hayır, özel değilsiniz,” demem bu canlıların kırılgan egolarına aşırı zarar verir ve onları muhtemelen kendilerini ya da birbirlerini öldürecek kadar asabi ve saldırgan bir hâle getirir. Ki bu gezegende benlik sahibi olan başka türler bulunmasına rağmen, onların konuştukları dilleri bilmedikleri için oldukça rahat bir şekilde diğer türleri de öldürebiliyorlar. Hatta bu öyle bir ego ki; insanlar bazı türleri evcilleştirip yanlarına alıyor ve onlara isimler, karakterler, giysiler, odalar, oyuncaklar gibi kişiselleştirmeye uygun, farklı varyasyonları mevcut etiketlerle yine kendi benliklerine uygun hâle getirerek onları seviyor ve besliyorlar. İnsanlar bu canlılar için “Keşke konuşsalar,” dese de, muhtemelen duyacakları şeylerin iyi şeyler olmayacağını bildiklerinden, konuşmamalarından içten içe mutlu oluyorlar.
Tabii ki haklarını yememek lazım; binlerce yıl boyunca sadece birkaç tane gerçekten farklı, işe yarar kişi ortaya çıkıyor; toplulukları din, bilim, kültür vb. yönlerde bir yola sokuyor ve geri kalan insanlar da nesiller boyu bu kişilerin sözleri ve öğütleriyle devam ediyor. Tıpkı bir kara deliğin çok hızlı bir şekilde bir galaksinin içinden geçip giderken geride kalan yıldızların, gezegenlerin, göktaşlarının, kuyruklu yıldızların; küçük büyük demeden oluşan tüm gök cisimlerinin tek bir yöne, yani kara deliğin peşine takılarak savrulması gibi... Tıpkı güçlü bir kütlenin uzay-zamanı bükmesi gibi, insanlar da içleri boş ve kontrolleri dışında bu insanların peşinden savruluyor. Ve bir başka insan gelip bu insanları başka bir yola sokana kadar, gittikleri yolda birbirlerini eziyor, kanlarını akıtıyor, dışkılarına bulanıyor, birbirlerini öldürüyor, savaşıyor, barışıyor, sevişiyor ve yiyip içiyorlar.
Onları uzunca bir süre izlemiş biri olarak hepsinin işe yaramaz yaratıklar olduğuna karar verdim. Her biri sadece kendisi için çalışıyor. Bir diğerine “Neden ben daha iyiyim?”i anlatmaya çalışıyor ve koca bir türe atılım yaptıran önderler bile bu yozlaşmış düşünce ve fikirlerden nasiplenmiş oluyor. Kesinlikle yaşıyorlar ama aynı anda öldüklerini akıl edemiyorlar. Yetinmeyi bir kudret sanıyorlar; çünkü yetinmeyip fazlasını arayan kişiye hep birlikte saldırıyorlar. Kısacası biyolojik gelişime değil, bireysel hırslarına odaklanıyorlar. Ve bu zaten onların sonu olacaktı. Çünkü tam tersini yapan biz, yani ben; tersini yapıp onların kaderlerine karar verecek kadar geliştim.

u/smichTW — 3 months ago

hayat bir türlü yüzüme gülmüyor.

yıllardır kovalamadığım iş yapmadığım girişim kalmadı. elimden geldiğince bir işin ucundan tutmak için gecemi gündüzüme katıp çalıştım. ama bir şekilde hep önüme bir taş çıktı ve yola engel oluşturan cinsten değil baya yolu kapayan çinsten taşlar oldu. grafik tasarımcı olarak 8 sene çalıltım, yapay zeka çıktı işimi kaybettim. sosyal medya ya içerik ürettim, şuan bana iş veren abim işle ilgilen video falan çekersen istifa et dedi videoyu bıraktım. bana verilen her işi yaptım. (hiç alakalm olmamasına rağmen junier yazılımcılık yapıyorum) Üstüne bişeyler katmak için uğraştım, seni aşan şeylerle uğraşma dendi. son 6 aydır maaşlı işimden ayrı bir marka kurdum onun sitesini hazırladım trendyola mağazasını açtım 60 küsür bin tl yatırım yaptım (3D yazıcı işi ama profesyonel sanatçı olduğum için baskıyı yap gönder gibi bir iş değil) hatta trendyol mağazamı geçen hafta açtım ilk iki günde iki sipariş aldım. ama gel gelelim hayat denen garabet yakamı bir türlü bırakmıyor. önce kargo şirketi ürünü almak için 3 gün gecikti, sonra kargoyu almaya gelince emanet ettiğim kişi yanlış kutuyu kargocuya vermiş. şimdi evinde ürün bekleyen müşterime bir kutu peçete gidiyor... durumu nasıl izah edicem gerçekten bilmiyorum. kısaca ilk dk dan patladım yine. artık çok yoruldum 26 yaşıma geldim ne denesem ya ben batırıyorum (ki buna karşı bir üzüntüm yok yaptığım hatanın ceremesini çekerim susarım) ya da hayat bir şekilde çelme takıyor, ve baya sakatlamalı çelme takıyor buna kuruluyorum. önce fiziksel sağlığım gitti sonra prikolojim bozuldu kendi kendime zaten yeterince engelim varken bu kadar uğraşın sonunda yine bir adım ileri gidemiyorum. bir öneri ya da tavsiyeniz var mı böyle devam ederse adalet sarayı önüne gidip benzinle kendimi yakıcam canıma tak etti

u/smichTW — 4 months ago

selam insanlık 🖖 bir sorum var.

arkadaşlar ben bir korku sanatçısıyım ve çizimlerimi bu şekilde heykelleştirmeyi planlıyorum. tarzım klasik sanat dünyasının dışında kaldığı için altkültüre ait olan sizlere sormak istedim. bu tarz anahtarlık, raflar için süs eşyasına sahip olmak ister miydiniz? koleksiyon oluşturmak ister miydiniz?

u/smichTW — 4 months ago

bu tarz çizimlerim doldu taştı, acaba tabloya dönüştürsem değeri ne olur?

insanlar odalarına ya da evlerine böyle şeyler asmak ister mi bilmiyorum ama bunları tabloya dönüştürmek istiyorum. sizde sanatsal bir değer varmı bu tarz çizimlerin?

u/smichTW — 4 months ago

cehennneeemmm evet erkek kardeeşşşş!!!

bence bu evren büyütülmeli ve daha da ilerletilmeli bana kalırsa kurgusu sayesinde moder bilimkurgu nun başyapıt...

u/smichTW — 5 months ago