Efendilerine yaranmak için her şeyi yaptılar
▲ 24 r/Turkey

Efendilerine yaranmak için her şeyi yaptılar

Savaş örgütü NATO’nun 36’ncı zirvesinin ilk oturumu bugün Ankara’da başlayacak. Geleceğini ABD’nin dizinin dibinde arayan Saray rejimine karşı ise halkın geniş kesimleri ülkenin bağımsızlığına sahip çıkmakta kararlı. Tüm baskılara rağmen yurttaşlar bulunduğu her alanda emperyalistleri de iş birlikçilerini de bu topraklarda istemediklerini ortaya koyuyor. NATO karşıtı eylemler bugün de ülkenin çeşitli bölgelerinde devam edecek.

Saray yönetiminin emperyalistler uğruna seferber olduğu NATO Zirvesi geldi çattı. Ankara’da iki gün boyunca sürecek ve 36’ncısı düzenlenecek olan NATO zirvesinin ilk oturumu bugün NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin konuşmasıyla başlayacak. Zirve boyunca 56 bin emniyet personeli görev yapacak.

Toplantıda, onlarca savaşın mimarı ve milyonlarca insanın katili savaş örgütü NATO’nun önümüzdeki dönem politikası ve yol haritası tartışılacak. NATO 3.0’ın nasıl uygulanacağı, Orta Doğu’ya yansımasının ne olacağı ve Türkiye’ye biçilecek rol ise merak konusu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın büyük bir önem atfettiği zirve için verilecek tüm görevlere talip olan rejim, dışarıdan aradığı meşruiyeti pekiştirmeye çabalıyor.

Tom Barrack’ın Türkiye ve bölgeye “monarşi” önermeleriyle gelinen aşamada NATO tarafından “yetenekli müttefik” olarak sunulan AKP iktidarı, özellikle başkentten başlayarak bu övgülere gölge düşürecek her bir hamleye karşı neredeyse fiili bir OHAL ilan etti.

500’Ü AŞKIN GÖZALTI, 170’İ AŞKIN TUTUKLAMA

Günlerdir ülkenin dört bir yanında halkın bağımsızlık iradesine sahip çıkan yurttaşlara karşı geniş operasyon dalgası başlatılırken ülke genelinde 500’e yakın insan gözaltına alındı. 170’i aşkın insan tutuklandı.

NATO’YA MESAJ VERİLİYOR

Rejim bağımsızlık sesini yükselten tüm kesimleri görünmez kılmak isterken yandaş medyanın tamamı ise emperyalistlerle olan ilişkiyi öve öve bitiremiyor.

Savaş örgütü NATO’yu meşrulaştırmaya çalışan birçok yandaş medya, “Dünyanın merkezi Ankara”, “Ukrayna’da Ankara umudu”, “ABD’nin yerini Türkiye doldurur” manşetleriyle toplumu bu bağımlı ilişkiye ikna etme derdinde.

Meşruiyetini ABD emperyalizminde arayan Saray yönetimi ise iktidarını sürdürmek için NATO Zirvesi’ni bir fırsat olarak görüyor. Halka, reva görmediği ne varsa emperyalistlere sunulmaya devam ediliyor.

NATO PARASI BASTIRILDI

Son olarak hazırlıklar kapsamında Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi anısına tedavülde kullanılabilecek özel tasarımlı 5 lira hatıra parası bastı. Bu kapsamda hazırlanan hatıra parasının tura yüzünde NATO logosu, zirvenin düzenlendiği yer ve tarih ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın grafik görseli yer alıyor. Diğer yüzünde ise 5 liranın tedavüldeki tasarımı bulunuyor.

Zirve öncesinde başkentte geniş kapsamlı yasak ve kısıtlamalar da yürürlüğe girdi. Çok sayıda yol trafiğe kapatılırken belirlenen güzergâhlarda park ve motokurye yasağı uygulanmaya başladı. Esenboğa Havalimanı’nda ise belirli saatlerde hava trafiği dahi durdurulacak.

Yolları asfaltlayan, binaların cephelerini boyayan, gecekondu mahalleleri gözükmesin diye şeyler çeken iktidar liderlere de özel araç tahsis etti. Liderler, TOGG marka genişletilmiş limuzinlerle zirveye katılacak.

NATO’YA KARŞI YÜRÜYORUZ

Öte yandan rejimin tüm saldırılarına karşı ülkenin bağımsızlık iradesini gösteren yurttaşlar, yurdun dört bir yanında eylem çağrıları da yapmaya devam ediyor. Kayseri, Sivas, Balıkesir ve Gaziantep’te “NATO Defol!” başlıklı eylemler düzenlenirken zirvenin ilk günü Ankara, İzmir ve İstanbul’da emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı yürüyüşler düzenlenecek.

NATO’ya Hayır Koordinasyonu, zirveye karşı Ankara ve İzmir’de eylem çağrısı yaptı. Koordinasyon, 7 Temmuz Salı günü saat 11.00’de Kurtuluş Parkı’nın Kolej girişinde, İzmir’de ise saat 19.00’da Şirinyer İZBAN Durağı önünde eylem çağrısında bulundu. Eylem “NATO Defol, bu memleket bizim!” başlığıyla duyuruldu.

İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri 7 Temmuz günü saat 19.00’da Taksim AKM önünde buluşma çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada “68’in geleneğini sürdürüyoruz. Dolmabahçe’ye yürüyoruz” ifadeleri kullanıldı.

DALGA GEÇİYORLAR!

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rutte’ye, Hollandalı bir gazeteci tarafından komedyen Deniz Göktaş hakkında yürütülen süreç ve NATO Zirvesi öncesindeki gözaltılar da soruldu.

Gazeteci, “Ev sahiplerine teşekkür ettiniz. Son birkaç hafta içinde burada muhaliflere ve özellikle bir komedyene yönelik atılan adımlar var. Ankara sizce liberal demokrasilerin toplanması için en iyi yer mi? Bu konular Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşülecek mi?” diye sordu.

Rutte ise demokrasinin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığını vurgulayarak şu yanıtı verdi:

“Demokrasi seçimden çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda özgür medya demektir, bağımsız medya demektir. İstediğiniz soruları sorabilmeniz, istediğiniz yazıları yazabilmeniz, istediğiniz araştırmaları yapabilmeniz demektir. Demokrasi aynı zamanda insanların istediği gibi gösteri yapabilmesidir. Bu sadece özgür seçimler anlamına gelmez. Medyaya geldiğiniz zaman tabii ki NATO içinde medyanın NATO toplantılarına erişebilmesi de çok önemlidir.”

17 YIL SONRA GELEN İLK BAŞKAN

ABD Başkanı Donald Trump, 17 yıl aradan sonra Türkiye’ye gelen ilk ABD Başkanı olacak. Ankara’da son olarak nisan 2009’da Barack Obama ağırlanmıştı. Erdoğan ve Trump ise en son 25 Eylül 2025’te Beyaz Saray’da yüz yüze görüşmüştü.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve “Ortadoğu Valisi” Tom Barrack bu görüşmeye dair “Trump, Erdoğan’a ihtiyaç olan meşruiyeti verecek” demişti.

Erdoğan’ı sandalyesini çekerek nezaketle masaya oturtan Trump, Türkiye’ye fahiş fiyata şişirilmiş doğal gaz (LNG) ve 225 adet Boeing yolcu uçağı satmıştı. BOTAŞ’ın Mercuria şirketi aracılığıyla 20 yıl boyunca yaklaşık ABD’den 70 milyar metreküp LNG tedarik etmesini öngören anlaşma kapsamında Türkiye mayısa kadar 5 ayda ABD’den 305,5 milyar fit küp gaz ithal etti. Buna 2 milyar 667 milyon dolar ödeme yapıldı.

Trump salı günü öğleden sonra Ankara’ya gelecek ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından devlet töreniyle karşılanacak. Saat 15.00’te ikili görüşmeye geçilecek. Görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılması bekleniyor.

Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye’deki cihatçı HTŞ yönetiminin lideri Colani ile de bir araya geleceği bildirildi.

SEFERBERLİK TABLOSU

İktidarın NATO için yaptığı hazırlıkların küçük bir listesi şöyle:

● Liderlerin geçiş güzergâhları, konaklama tesisleri ve toplantı alanları “kırmızı alan” ilan edildi. Bu alanlara demir bariyerler yerleştirilerek yoğun kimlik, ehliyet, üst ve bagaj araması uygulamasına geçildi.

● Liderlerin iniş yapacağı Esenboğa ve Etimesgut Havalimanları ile çevrelerindeki güzergâhlarda Jandarma Komando timleri özel nöbet ve devriye görevine başladı.

● Güvenlik riski oluşturabileceği değerlendirilen kırmızı alanlar içerisindeki tüm açık/kapalı otoparklar, Karum AVM otoparkı dahil, ve yol kenarı park alanları araç kullanımına kapatıldı.

● Ankara Valiliği kararıyla, zirve süresince il genelinde açık alanlarda her türlü toplanma, basın açıklaması, gösteri ve protesto yürüyüşleri geçici olarak yasaklandı.

● Protokol hatları üzerinde bulunan bazı kritik medya organlarına ve iş yerlerine, güvenlik gerekçesiyle zirve günlerinde kapalı kalmaları yönünde tebligatlar yapıldı.

● Liderlerin ve heyetlerin geçiş güzergâhında bulunan eski binaların dış cepheleri, kötü görüntüyü engellemek adına ücretsiz olarak boyandı veya görsel kaplamalarla kapatıldı.

● Şehrin ana arterlerinde ve zirve alanına çıkan yollarda apar topar geniş çaplı asfaltlama ve peyzaj/ağaçlandırma çalışmaları yapıldı.

● Zirve süresince şehir içi ulaşım ve güvenliği sağlamak amacıyla taksicilere yönelik tek tip kıyafet zorunluluğu getirildi.

● Çankaya’da kreşler kapatıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un sabah koşusu için ormanlar ve parklar kapatıldı.

● Ankara genelindeki kamu ve şehir hastanelerinde normal şartlarda 5 dakika civarında olan muayene süreleri, zirve süresince hastane içindeki ve çevresindeki insan/araç hareketliliğini minimumda tutmak amacıyla 20 dakikaya yükseltildi.

birgun.net
u/Dyspchordia — 8 hours ago
▲ 6 r/Turkey

Gazeteciler Hazar Dost ve Kayhan Ayhan gözaltında

Gazeteci Hazar Dost, 2018'de katıldığı bir eylem gerekçe gösterilerek manavdan alışveriş yaparken gözlatına alındı. BirGün muhabiri Kayhan Ayhan da İstanbul’da evinde gözaltına alındığını sosyal medya hesabından "Gözaltına alınıyorum" mesajıyla duyurdu.

bianet.org
u/Dyspchordia — 8 hours ago
▲ 46 r/Turkey

“Aile Yılı değil, direniş yılı”: NATO operasyonunda gözaltına alınan Yıldız Tar tutuklandı! - Terörle ilgili hiçbirşey sorulmadı, aile yılı bahane edildi!

NATO Zirvesi öncesinde Ankara'da gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 23 Haziran sabahı düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan Tar, emniyetteki işlemlerinin ardından Ankara Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine çıkarılan Tar hakkında tutuklama kararı verildi.

Tutuklananlar arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Umut-Sen sözcülerinden Burcu Arıkan ve Halkevleri Genel Yönetim Kurulu üyesi Hediye Yıldırım da yer aldı.

Edinilen bilgiye göre, Tar'a ifade işlemleri sırasında NATO’ya ilişkin herhangi bir soru yöneltilmedi. Bunun yerine hükümetin ilan ettiği "Aile Yılı" politikalarına ilişkin beyanları soruldu.

Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında ise, şüphelilerin "Türkiye'nin terörle anılan bir ülke olması gayreti içinde terör eylemi gerçekleştirebilecekleri" iddiasına yer verildi.

kaosgl1.org
u/Dyspchordia — 12 days ago
▲ 33 r/Turkey

Madencilerle konuşan TEMA gönüllüsü piknikçiler de 'NATO Zirvesi'nden gözaltına alınmış | T24

42 piknikciden 40 i

t24.com.tr
u/Dyspchordia — 12 days ago
▲ 92 r/Turkey

ÇHD Ankara Şube (@chdankara1): Ankara Emniyeti hem gözaltındaki kişileri hem avukatını ayrı ayrı darp edip, ifade işlemlerini kesintiye uğratıp suç işlemektedir.

Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde, saat 08.50’de, NATO sebebiyle yapılan gözaltılar takip edilirken, derneğimiz üyesi avukatın gözü önünde müvekkili merdivenden itilmiş ve merdivenden düşürülmüş, tepki gösteren meslektaşımız da aynı şekilde kolundan tutulup savrularak darp edilmiştir. Bunun üzerine ilgili kolluk personeli hakkında işlem yapılması ve dosyayla ilgili tüm işlemlerden çekilmesi gerektiği söylenmiş, personel hakkında şikayetçi olunmuş fakat gereği yapılmamıştır. Bunun üzerine tutanak tutmak üzere gelen Ankara Barosu yetkilisi içeri alınmamıştır. Meslektaşlarımızın bu koşullarda mesleklerini ifa etmeleri mümkün değildir. Ankara Emniyeti hem gözaltındaki kişileri hem avukatını ayrı ayrı darp edip, ifade işlemlerini kesintiye uğratıp suç işlemektedir.

x.com
u/Dyspchordia — 13 days ago

Threatening to cut off peoples heads are not being banned but Legaly operating LGBTQI+ assocs. accs. are being banned in Turkish instagram.

Title.

reddit.com
u/Dyspchordia — 13 days ago
▲ 194 r/Turkey

Ankarada şuan herkes gözaltına alınıyor NATO imzacısı olsun olmasın

2 saate kaynak atarım, solcular zaten almıssınızdır mesajları, dikkatli olun.

reddit.com
u/Dyspchordia — 14 days ago
▲ 155 r/altkultur+1 crossposts

Trans activists pop up in Kadıköy as massive police force guarded 'nothing' in Taksim after decoy parade

Activists managed to hold the gathering but were surrounded by police shortly afterward. Police detained several activists and two journalists following the event.

The 12th İstanbul Trans Pride March took place today in the Fenerbahçe area of the Kadıköy district on the Asian side of the city despite official bans.

Activists gathered in the unannounced location to circumvent restrictions and read a statement to the public, as they have done in recent years.

During the march, participants commemorated murdered trans individuals whose right to life was taken away, naming Hande Kader, Poyraz, Arya, Cindy Çağla, Dora Özer, Okyanus Efe, Roşin Çiçek, Ecem Seçkin, İrem Okan, Nida Nazlıer, Selen Özkula, Dilek İnce, Gökçe Saygı, Mira Güneş, and Günay Özyıldız.

"We will build a world where trans people grow old and die," the activists said, emphasizing trans-feminist solidarity.

MP Özgül Saki from the pro-Kurdish Peoples' Equality and Democracy (DEM) Party also attended the demonstration.

Police officers later arrived at the scene and surrounded the group and detained several people, including journalists Yusuf Çelik and Doğa Tekneci.

Massive police presence in Taksim

Prior to the event, authorities deployed thousands of officers, particularly around Taksim Square and its surroundings, to prevent the pride demonstration.

The Beyoğlu and Kadıköy district governor's offices had anticipated the protest and declared bans on demonstrations across their respective districts. Police forces were also stationed at main avenues and public transit station exits throughout the city.

In Taksim, metro and funicular stations were completely shut down. Taksim Square remained empty while police officers blocked side streets leading to İstiklal Avenue. Authorities even restricted local residents trying to reach their homes, demanding proof that they lived in the area.

Because the actual demonstration took place in a completely different location, the heavy police deployment in Taksim guarded an empty area.

------------------------------------------------------------------------------------------------

Aktivistlerin yürüyüş sarasında yaptığı açıklama şöyle:

"Bugün burada 12. Trans Onur Yürüyüşünü gerçekleştiriyoruz.
Tüm şehir abluka altında! Ama biz 12. Trans Onur Yürüyüşü’nde bir aradayız, yanyanayız, güçlüyüz! Çünkü biz tahayyül ederiz ve gerçek olur!
Ne demiştik bu yıl; ‘Özgürce hayal kurabilmek politik bir eylemdir. Her şeyi dönüştürmek mümkündür ve her şey sorgulanabilir.’ Dediğimizi de eyledik! Özgürce hayal kurduk! Şehri ve alışılagelmiş yolları dönüştürdük!
Son yıllarda bıkmadan denedikleri gibi yine tüm şehri ablukaya alıp bizi engellemeye çalıştılar, ancak yine buradayız. Birbirimizi sokaklarda, kentin dört bir yanında bulduk. Birbirimize çare, nefes olduk.
Biz translar patriyarkal kapitalizmin, devletlerin, ırkçı ekonomi ve cinsiyet rejimlerinin dayattığı sınırlara karşı mücadele ediyoruz. Devletin trans bedenler üzerinde sürdürdüğü politikalara karşı örgütleniyoruz. Yok 11. yok 12. yargı paketi, yok pandemiden beri devam eden fiili hormon kısıtlamaları, beden uyum süreci yaşının anayasaya aykırı biçimde yükseltilmesi…
Hukuksuzca, kafalarına göre, hormon kullanımını kısıtlamaya kalktılar. Ama tüm bu politikalarına rağmen biz ne yapıyoruz? Dönüyoruz; hormonlu dönüyoruz, hormonsuz dönüyoruz. Kendi kaynaklarımızla, dayanışmamızla ve onlara rağmen dönüyoruz; devletten bizim olanı istemekten bıkmadan usanmadan dönüyoruz.
Bu yıl, devletin baskı ve şiddetini en fazla hissettiğimiz yıllardan biri olmasına rağmen, örgütlenmemizden vazgeçmedik. Gerek hormon kısıtlamalarına karşı hastane önlerindeydik, gerekse nefret politikalarını ifşa etmek için metrolarda, sokaklardaydık.
Devletin translara karşı sürdürdüğü düşmanlaştırma politikaları arkadaşımız Eylem’in hapsedilmesine kadar vardı. Ancak vazgeçmedik! Bulunduğumuz tüm alanlarda transların tüm şehirde olduğunu her fırsatta hatırlattık.
Biz translar her gün, her an; başka türlü yaşamanın mümkün olduğunu herkese gösteren bedenlerimize, zihinlerimize, hayallerimize yönelen nefrete, şiddete rağmen yaşıyoruz. Tümüyle kurgu olan, kimsenin sığamadığı, o yere batası ‘normal’i koruyan aile, toplum, devlet baskısı ve sindirme politikalarına rağmen yaşıyoruz. Sinmiyoruz! Varoluşumuz için özür dilemiyoruz!
Yaşatmadığınız arkadaşlarımızın öfkesi ve yasıyla da kenetleniyoruz. Eylül Cansın’ı 2015’te kaybettik. Ölüme giderken bile birlikte yaşadığı köpeğini düşünen insanların ahıyla yaşamak ağır, bu yüzden tüm baskılara rağmen bugün Eylül’ün ahı ile buradayız. Evinde dahi barındırmadığınız Deniz’in isyanıyla buradayız! Peki ya Okyanus Efe? Babası ve amcasının ‘As kendini de kurtulalım’ demesi sonucu ‘Ne boka yaradı normal olmak’ notuyla Okyanus Efe intihar etti. Oysa sizin bu düzeninize kaybedecek tek bir arkadaşımız bile yok. Biz translar ecelimizle ölmek istiyoruz.
Trans hayatlarının değerli olduğu bir toplum yaratmak ve kaybettiğimiz arkadaşlarımızın yasını özgürce tutmak istiyoruz. Buradan tüm katledilen arkadaşlarımıza sözümüz olsun, transların yaşlanarak öldüğü bir dünyayı kuracağız!
Hande Kader’in, Poyraz’ın, Arya’nın, Cindy Çağla’nın, Dora Özer’in, Okyanus Efe’nin, Roşin Çiçek’in, Ecem Seçkin, İrem Okan, Nida Nazlıer, Selen Özkula, Dilek İnce, Gökçe Saygı, Mira Güneş, Günay Özyıldız’ın hesabını sormak için buradayız.
Devlet ve şiddet aygıtları biz transları nefret politikalarıyla dört bir yandan sarsa da, bizler burada olmaya devam edeceğiz. Ne bedenlerimiz ne hayatlarımız üzerindeki tahakkümleri kabul etmiyoruz!
İsyanımız çok büyük, 87’de Gezi’de açlık grevi yapan seks işçisi trans kadınların direnciyle alanlardayız. Bizler ilk vazgeçilenler, gözden çıkarılanlar olmak istemiyoruz! Bir mahallede gökdelenler dikilecekse yaşam alanlarından sürgün edilenler hep trans seks işçileri oldu. Kentin dört bir yanında polis şiddetine, işkencesine direnen de seks işçileri oldu. Seks işçilerini bu kentin dışına sürenler, evlerini mühürleyenler, sokaklarını dar edenler, sonra da bu şiddeti görünmez sananlar bilsin: Biz unutmadık. Hangi sokakta kimin şiddete maruz kaldığını, hangi karakolda kimin susturulmaya çalışıldığını, hangi mahkemede hangi failin korunduğunu biliyoruz. Hangi evin mühürlendiğini, hangi kapının polis zoruyla kapatıldığını da biliyoruz. O mühürler trans kadın seks işçilerini evlerinden, sokaklarından, hayatlarından söküp atmaya çalışan bu düzenin suç kaydıdır.
Bizler saldırıların nasıl cezasız bırakıldığını da biliyoruz. Hangi failin hangi üniformanın, hangi mahkemenin, hangi erkekliğin arkasına saklandığını biliyoruz. Hande Buse Şeker’i katleden polis Volkan Hicret için ne denildi biliyor musunuz? ‘Öldürmenin basit hali.’ Bizler Hande Buse için, Çağla Joker için, Esra Ateş için ve tüm katledilen seks işçilerinin yasıyla ve direnişleriyle bugün buradayız! Heteronormatif patriyarkal aile düzeniniz batsın!
Aile diye diye bize dayattıkları ne peki? Onların ‘kutsal’ ailesi bizim hayatlarımız için ne anlama geliyor? Aile demek trans çocukların yok sayılması, interseks çocukların sakat bırakılması, kadınların emeğinin sömürülmesi, öldürülmesi, erkek şiddetine maruz bırakılması demek. Bizim için ‘aileyi yok ediyor’ diyenlere sesleniyoruz: Suçlamalarınız doğru, kadınlar ve translar için şiddet yuvası olan ailenizi reddediyoruz! ‘Kutsal’ ailenize karşı yaşasın trans feminist dayanışmamız!
1987’de Gezi Parkı’nda açlık greviyle yükselen sesimizle 2000’lerde dernekler, örgütler kuruldu, translar hem devletin şiddetine hem harekette yok sayılmalarına karşı öz hareketlerini her seferinde yeniden yarattı; Stonewall’daki ilk taşı attı, Taksim’den Kadıköy’e direndi. VOLTRANS’I, KADIN KAPISI’NI, T KULÜP’Ü UNUTMAYACAĞIZ. Gezi direnişinde en önde polisle çatışan travestilerden sonra
Onur Yürüyüşü 100 bin kişiye ulaştı. Şimdi de suskun değil sokaktayız, saklı değil örgütlüyüz. Taksim’den, Kadıköy’e Poyraz olup estik, eseceğiz!
Onur Yürüyüşümüze iki gün kala içerisinde LGBTİ+ geçen sosyal medya kanallarımızı kapatmaya çalıştılar. Ana akım medyanın devlet aklıyla bizleri hedef göstermesine rağmen başaramadılar. Zannediyorlar ki sosyal medyalarımız olmasa birbirimizi bulamayız; zannediyorlar ki hedef gösterirlerse karşılık bulur.
‘Barış’ diyorlar! Barıştan ne anlıyorlar? Translar olmadan barış olmayacağını anlamıyorlar. Gelecek haftalarda NATO zirvesi yapacaklar! Halk yoksulluktan kırılıyor, devlet başkanlarına havalimanı açıyorlar. Erdoğan Amerika'nın Orta Doğu bekçiliğini yapmaya devam ediyor! Barıştan anladıkları ‘Güçlü Türkiye’ söylemi altında Erdoğan’ın ve çevresindeki sermaye grubunun gücünden, zenginliğinden başka bir şey değil. Dünyanın dört bir yanında süren savaşa taraf oluyorlar; kapitalizm yarattığı derin yoksulluğu savaşla, ölümle, sömürüyle çözmeye çalışıyor. AKP barış sürecine dair hiçbir adım atmadı, Kürtler açısından ne Bakur ne Suriye coğrafyası ne de Rojava güvenli.
Filistin’de soykırım sürüyor, Amerika ve İsrail İran’a karşı açtığı savaşı sürdürüyor, ama biz barışta ısrar ediyoruz.
Biz translar, patriyarkanın, kapitalizmin, devletlerin, sömürgecilerin dayattığı sınırları söküp atmak için buradayız. Uzun süredir translar, lubunyalar faşizmin saldırılarında hedef oluyor. Tekrarlayalım: Bize ne yaşatırlarsa yaşatsınlar hayallerimizi çalamazlar. Faşizmi yıkmayı, ekmeği, adaleti, barışı, transların özgürce yaşadığı, hormona eriştiği, okuduğu, çalıştığı, yaşlandığı bir toplumu hayal ediyoruz ve kuracağız!
Yaşasın trans var oluşlarımız, yaşasın Trans Onur Yürüyüşümüz!"

Polis dağılan grubu ablıkaya aldı

Öte yandan yürüyüşün ardından aktivistler olaysız dağıldı. Ancak bu sırada polis dağılan grupların etrafını çevirerek ablukaya aldı. Gözaltı yaptı. En az 7 kişinin gözaltına alındığı bilgisi var.

Eylemi takip eden gazeteciler Yusuf Çelik ve Doğa Tekneci de gözaltına alınanlar arasında.

https://bianet.org/haber/12-istanbul-trans-onur-yuruyusu-yasak-dinlemedi-320752

bianet.org
u/Dyspchordia — 16 days ago
▲ 107 r/altkultur+2 crossposts

Taksim'e bu kez de "12. Trans Onur Yürüyüşü" OHAL'i

Kaymakamlık, sosyal medya üzerinden Beyoğlu sınırları içinde toplanma çağrıları yapıldığını tespit ettiğini belirtti.

Genellikle 1 Mayıs İşçi Bayramı ve 31 Mayıs Gezi Direnişi günlerinde polisin yoğun olarak konuçlandırıldığı ve adeta OHAL görüntülerine sahne olan Taksim ve çevresinde bu kez 12. Trans Onur Yürüyüşü nedeni ile yasaklama kararları kamuoyuna duyuruldu.

Beyoğlu Kaymakamlığı, 21 Haziran'da lçede yapılması planlanan tüm toplanma ve gösteri etkinliklerini yasakladığını açıkladı.

Kaymakamlık, bu kararla birlikte 21 Haziran Pazar günü gerçekleşmesi planlanan 12. İstanbul Trans Onur Haftası kapsamında düzenlenecek Trans Onur Yürüyüşü’nü engellemeyi planlıyor.

Kaymakamlık, sosyal medya üzerinden Beyoğlu sınırları içinde toplanma çağrıları yapıldığını tespit ettiğini belirtti. Bu çağrıların kamu düzenini ve toplumsal barışı olumsuz etkileyebileceğini değerlendirdiğini ifade etti. Bu değerlendirme doğrultusunda ilçede geniş kapsamlı bir yasak kararı aldı.

21 Haziran günü saat 00.01 itibarıyla Beyoğlu sınırları içindeki tüm açık alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, bildiri dağıtma, oturma eylemi ve benzeri tüm etkinlikleri 24 saat boyunca yasakladı.

Kaymakamlık ayrıca Taksim Meydanı ve çevresi için de geniş güvenlik önlemleri planladı. Saat 10.00 itibarıyla Taksim Meydanı’nda bulunan Cumhuriyet Anıtı çevresini bariyerlerle kapatacağını, meydanın belirli bölümlerinde yaya ve araç trafiğini gerektiğinde tamamen durduracağını duyurdu.

Gezi Parkı çevresinde de benzer şekilde bariyerleme yapacağını ve gerektiğinde yaya geçişlerini sınırlayacağını açıkladı. İstiklal Caddesi ile caddeye bağlanan tüm ara sokakları Tünel Meydanı’na kadar bariyerlerle kapatacağını, ihtiyaç halinde bu bölgelerde araç ve yaya geçişine izin vermeyeceğini bildirdi.

Karaköy Meydanı ve çevresinde de aynı güvenlik tedbirlerini uygulamayı planladı. Mete Caddesi, Gümüşsuyu Caddesi, Sıraselviler Caddesi, Billurcu Sokak, Meşelik Sokak, Divan Kavşağı, Kazancı Yokuşu, Balo Sokak, Yeni Çarşı Caddesi, Şişhane Meydanı ve çevresi ile Firuzağa Meydanı ve bağlantılı sokaklarda da bariyerleme yapacağını duyurdu.

Kaymakamlık, gün içinde yaşanabilecek toplumsal olayları dikkate alarak Beyoğlu’nun farklı noktalarında da gerektiğinde araç ve yaya trafiğini geçici olarak durdurabileceğini belirtti.

Valilik açıklaması

İstanbul Valiliği’nin talebi doğrultusunda Metro İstanbul da Taksim bölgesine ilişkin geçici düzenlemeler yaptığını açıkladı. Metro İstanbul, 21 Haziran Pazar günü saat 10.00 itibarıyla ikinci bir duyuruya kadar M2 Yenikapı–Hacıosman Metro Hattı’nın Taksim İstasyonu’nu kapattı. Aynı şekilde F1 Taksim–Kabataş Füniküler Hattı’nı da işletmeye kapalı hale getirdi.

Şirket ayrıca M2 hattındaki Şişhane İstasyonu’nun Kasımpaşa çıkışı dışındaki tüm giriş ve çıkışlarını yolcu kullanımına kapattı. Metro seferleri Taksim İstasyonu’nda durmadan yoluna devam edecek.

Hangi yollar açık

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, aldığı güvenlik tedbirleri kapsamında Beyoğlu ve Şişli’de birçok cadde ve sokağı trafiğe kapatma kararı aldı. 21 Haziran saat 10.00 itibarıyla Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi başta olmak üzere Sıraselviler, Atıf Yılmaz, Turnacıbaşı, Hamalbaşı, Kamer Hatun, Yeni Çarşı, Meşrutiyet, Bostanbaşı, İlk Belediye, Hayriye, Asmalı Mescit, Cihangir, Tak-ı Zafer ve Galip Dede caddeleri trafiğe kapalı olacak.

Zambak, Meşelik, Mis, Billurcu, Balo, Sadri Alışık, Akarsu Yokuşu, Defterdar Yokuşu, Kazancı Yokuşu, Kumbaracı Yokuşu, Osmanlı, Dünya Sağlık, Akyol, Halas ve Nuri Ziya sokaklarında da araç geçişi duracak.

Emniyet, Selime Hatun Cami, Çiftevav ve Miralay Şefikbey sokakları ile İnönü, Mete ve Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu caddelerinde de gerek duyulursa trafiği kapatacağını açıkladı.

Alternatif güzergah olarak Meclis-i Mebusan, Cumhuriyet, Yedikuyular, Irmak, Bülent Demir, Bahriye, Fişekhane Deresi, Dereboyu, Evliya Çelebi, Akağalar, Kurtuluş, Elmadağ, Abdülhak Hamit, Dolapdere ve Taksim caddeleri ile Barbaros, Piyalepaşa ve Tarlabaşı bulvarlarını gösterdi.

Şişli’de ise Taşkışla ve Askerocağı caddeleri gerektiğinde trafiğe kapatılacak. Bu bölgede sürücüler Abdi İpekçi, Mim Kemal Öke, Kadırgalar, Dolmabahçe Gazhane, Maçka, Teşvikiye, Vali Konağı ve Cumhuriyet caddelerini alternatif olarak kullanabilecek.

(EMK)

bianet.org
u/Dyspchordia — 16 days ago
▲ 95 r/Turkey

Ankara Onur Yürüyüşü: LGBTİ+’lar tüm engelleme çabalarına rağmen şanlattı; en az 3 kişi gözaltına alındı!

Ankara Onur Yürüyüşü, tüm engelleme girişimlerine rağmen yapıldı. Yürüyüş tamamlandıktan sonra polis ara sokaklarda bulunan en az 4 kişiyi gözaltına aldı.

Yürüyüşte yapılan açıklamada, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık, nefret politikaları ve 12. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelere tepki gösterildi. Açıklamada, “Türkiye’de LGBTİ+’lar yıllardır sistematik bir nefret siyasetiyle, hedef göstermelerle, ayrımcılıkla, şiddetle ve görünmezleştirme politikalarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bizler bu topraklarda var olduğumuz günden beri yalnızca kimliğimizle değil; yaşam hakkımız, barınma hakkımız, sağlık hakkımız, ifade özgürlüğümüz ve örgütlenme hakkımız için mücadele ediyoruz” denildi.

Açıklamada, 12. Yargı Paketi’nde yer aldığı belirtilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin, özellikle transların cinsiyet uyum sürecine erişimini hedef aldığı belirtilerek şöyle denildi:

“Bir insanın kendi bedeniyle barış içinde yaşayabilmesi için üreme hakkından vazgeçmeye zorlanması; beden özerkliğine, sağlık hakkına ve insan onuruna açık bir saldırıdır. Bizim bedenlerimiz devletin kontrol edeceği, üzerinde karar vereceği ya da izin mekanizmalarıyla yöneteceği alanlar değildir. Transların hayatları bir ‘düzenleme konusu’ değildir. Bizim bedenlerimiz deney alanı, kimliklerimiz tartışma malzemesi, yaşamlarımız siyasi hesapların aracı değildir.”

“Mücadeleye devam edeceğiz”

Basın açıklamasında son dönemde LGBTİ+ dernekleri ve hak örgütlerinin sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine de değinildi. Açıklamada, erişim engellerinin yalnızca dijital platformlara yönelik olmadığının altı çizilerek şu ifadeler kullanıldı:

“LGBTİ+ derneklerinin ve hak örgütlerinin sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri; yalnızca birkaç dijital platformun kapatılması değildir. Bu kararlar LGBTİ+’ların sesini kısmaya, dayanışma ağlarını zayıflatmaya ve örgütlü mücadeleyi görünmez hale getirmeye yönelik sansür politikalarının bir parçasıdır.”

Açıklamada ayrıca Esat ve Eryaman’da trans kadınlara yönelik saldırılar ve yıllardır süren adalet mücadelesi hatırlatılarak, transfobinin örgütlü bir şiddet biçimine dönüştüğüne dikkat çekildi.

LGBTİ+’lar, açıklamanın sonunda şu mesajı verdi:

“Bedenlerimiz üzerinde söz sahibi olamazsınız. Kimliklerimizi yok sayamazsınız. Örgütlenmemizi engelleyemezsiniz. Sesimizi susturamazsınız. LGBTİ+’lar bu ülkenin gerçeğidir. Bizler buradayız. Yaşıyoruz. Mücadele ediyoruz. Onurumuzla, öfkemizle, sevgimizle ve dayanışmamızla yaşamlarımızı savunmaya devam edeceğiz.”

Basın açıklamasının tamamı şöyle:

Bedenlerimiz, kimliklerimiz, sesimiz ve özgürlüğümüz üzerinde kurduğunuz tahakkümü kabul etmiyoruz!

Türkiye’de LGBTİ+’lar yıllardır sistematik bir nefret siyasetiyle, hedef göstermelerle, ayrımcılıkla, şiddetle ve görünmezleştirme politikalarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bizler bu topraklarda var olduğumuz günden beri yalnızca kimliğimizle değil; yaşam hakkımız, barınma hakkımız, sağlık hakkımız, ifade özgürlüğümüz ve örgütlenme hakkımız için mücadele ediyoruz.

Bugün karşımızda duran tablo; tek tek hak ihlallerinden ibaret değildir. Bu, LGBTİ+’ların yaşam alanlarını daraltmaya, görünürlüğünü yok etmeye ve bizi toplumdan dışlamaya çalışan örgütlü bir nefret politikasının parçasıdır.

  1. Yargı Paketi kapsamında gündeme getirilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler, bu politikanın hukuk eliyle kurumsallaştırılmaya çalışıldığını göstermektedir. Transların bedenleri üzerinde söz sahibi olma hakkını hedef alan; beden uyum sürecine erişimi zorlaştırmayı, süreci 18 yaşından 25 yaşına çıkarmayı ve bir kişinin beden uyum sürecine başlayabilmesi için üremeden yoksun sayılması gibi insan haklarına aykırı şartları gündeme getiren bu yaklaşımı kabul etmiyoruz.

Bir insanın kendi bedeniyle barış içinde yaşayabilmesi için üreme hakkından vazgeçmeye zorlanması; beden özerkliğine, sağlık hakkına ve insan onuruna açık bir saldırıdır. Bizim bedenlerimiz devletin kontrol edeceği, üzerinde karar vereceği ya da izin mekanizmalarıyla yöneteceği alanlar değildir.

Transların hayatları bir “düzenleme konusu” değildir. Bizim bedenlerimiz deney alanı, kimliklerimiz tartışma malzemesi, yaşamlarımız siyasi hesapların aracı değildir.

Bu saldırılar yalnızca meclis koridorlarında ya da yasa tasarılarında kalmıyor. Sokakta, evde, iş yerinde ve dijital alanda LGBTİ+’ların varlığı hedef alınmaya devam ediyor.

LGBTİ+ derneklerinin ve hak örgütlerinin sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri; yalnızca birkaç dijital platformun kapatılması değildir. Bu kararlar LGBTİ+’ların sesini kısmaya, dayanışma ağlarını zayıflatmaya ve örgütlü mücadeleyi görünmez hale getirmeye yönelik sansür politikalarının bir parçasıdır. Kaos GL gibi LGBTİ+ hakları alanında çalışan kurumların sosyal medya hesapları ve dijital yayın alanları erişim engelleriyle karşı karşıya kalmış, bu durum ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.

Bugün LGBTİ+ derneklerinin, dayanışma ağlarının ve hak savunucularının sesini kısmaya çalışanlar şunu bilmelidir: Bir hesabı kapatmak, bir ekranı karartmak, bir paylaşımı görünmez kılmak bizim varlığımızı ortadan kaldıramaz.

Çünkü bizim mücadelemiz yalnızca sosyal medyada değildir. Biz sokaktayız. Mahallelerdeyiz. Evlerdeyiz. Birbirimizin hayatındayız. Bizim dayanışmamız bir algoritmaya, bir mahkeme kararına ya da bir erişim engeline bağlı değildir.

Ankara Esat ve Eryaman’da trans kadınlara yönelik saldırılar ve yıllardır süren adalet mücadelesi, bu ülkede transfobinin nasıl örgütlü bir şiddete dönüştüğünün göstergesidir. Trans kadınların yaşam alanlarından koparılmaya çalışılması, hedef gösterilmeleri ve şiddetle karşı karşıya bırakılmaları; bugün bedenlerimiz üzerinde kurulmak istenen baskının sokaktaki karşılığıdır.

Esat’tan Eryaman’a, sokaklardan mahkeme salonlarına, sosyal medyadan meclis kürsülerine kadar aynı nefret dili büyütülmeye çalışılıyor. Ama biz biliyoruz ki bu nefret politikaları karşısında en büyük gücümüz birbirimize tutunmaktır.

Bizler buradan açıkça söylüyoruz:

Bedenlerimiz üzerinde söz sahibi olamazsınız.

Kimliklerimizi yok sayamazsınız.

Örgütlenmemizi engelleyemezsiniz.

Sesimizi susturamazsınız.

LGBTİ+’lar bu ülkenin gerçeğidir.

Bizler buradayız. Yaşıyoruz. Mücadele ediyoruz.

Onurumuzla, öfkemizle, sevgimizle ve dayanışmamızla yaşamlarımızı savunmaya devam edeceğiz.

LGBTİ+’lar vardır, var olacak.

kaosgl1.org
u/Dyspchordia — 17 days ago
▲ 214 r/altkultur+2 crossposts

LGBTİ+ dernekleri ve LGBTİ+ hakları konusunda paylaşım yapan derneklerin X hesapları erişime engellendi!

**"...**Türkiye’den erişime engellendi. Aralarında 17 Mayıs Derneği, GALADER, Genç LGBTİ+ Derneği, HEVİ LGBTİ+ Derneği, Lambdaİstanbul, LİSTAG, Muamma LGBTİ+, Pembe Hayat, SPoD ve Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu çok sayıda örgüt, X tarafından gönderilen elektronik posta ile erişim engeli kararından haberdar edildi.

Erişime engellenen hesaplar arasında İnsan Hakları Derneği LGBTİ+ Komisyonu, Kadının İnsan Hakları Derneği, Feminist Gece Yürüyüşü, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ve Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi de yer aldı...."

ayrıca TIP LGBTI gibi parti büroları da engellenmis

kaosgl1.org
u/Dyspchordia — 18 days ago
▲ 7 r/ankara

Çankata ASKI faturaları hk.

İki aydır yaklasık 450 lira atik su + katı atık bedeli oduyorum, ondan onceki aylarda bu toplamda sadece 70 80 lira falan oluyordu

bu işte bir yaramazlık var gibi

reddit.com
u/Dyspchordia — 20 days ago
▲ 47 r/Turkey

Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu hk. CHP, DEM Parti ve İYİ Parti komisyonu terk etti: Bu tiyatroyu devam ettirmeyeceğiz

CHP, DEM Parti ve İYİ Parti milletvekilleri, Meclis önünde öğretmenlere yönelik polis müdahalesini protesto ederek komisyon toplantısını terk etti.

CHP, DEM Parti ve İYİ Parti milletvekilleri, öğretmenlere yönelik polis müdahalesini protesto ederek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu” toplantısını terk etti.

Milletvekilleri, Meclis önünde öğretmenlerin darbedilerek gözaltına alınmasını protesto ettiklerini belirterek komisyon çalışmalarına katılmayacaklarını açıkladı.

“Bu tiyatroyu devam ettirmeyeceğiz” ifadeleriyle komisyonu terk eden muhalefet partileri, yaşanan polis müdahalesine tepki gösterdi.

DEM Parti’den açıklama

DEM Parti Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun, yaşananlara ilişkin yaptığı açıklamada, DEM Parti ve diğer muhalefet partileri olarak Meclis önünde öğretmenlere yönelik müdahaleyi protesto ettiklerini ve komisyonu terk ettiklerini söyledi.

Hun, eğitim emekçilerine yönelik şiddeti kabul etmediklerini belirterek, “Öğretmene copu, gençlere baskıyı, halka ise yoksulluğu reva gören bu anlayış; ne eğitimin sorunlarını çözebilir ne de toplumsal barışı sağlayabilir” dedi.

Hun, demokratik haklarını kullanan öğretmenlere yönelik müdahaleye karşı mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

‘Öğretmenlerin talepleri yerine getirilmelidir’

DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş ise şunları yazdı:

“Bugün okullardaki şiddetin nedenlerinin tespit edilmesine dair kurulan meclis araştırma komisyonu toplantısında eğitim sendikalarını dinlemeyi planlıyorduk. Ancak yıllardır her yerde, günlerdir de Ankara’nın göbeğinde, Meclis’in önünde direnen Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenler Sendikası üyesi eğitim emekçilerine dönük yapılan saldırılar, bu toplantının bugünkü “varlığını” anlamsız kıldı.

Öğretmenlerin insanlık dışı koşullarda çalıştırıldığı, sokak ortasında darp edildiği ve gözaltına alındığı bir anda, okullarda şiddetin bitirilmesine dair tartışmak abesle iştigal bir durum olacağı için Komisyonun DEM Partili üyeleri olarak bugünkü toplantıya katılmama kararı aldık.

Okullardaki şiddeti bitirmenin yolu, eğitim emekçilerine insanca çalışma koşulları yaratmaktan ve demokratik okulların inşa edilmesinden geçtiği bir an olsun akıldan çıkarılmamalıdır!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformunun talepleri haklı taleplerdir. Öğretmenlerin talepleri amasız fakatsız, ertelemesiz şekilde bir an önce yerine getirilmelidir.

Eğitim emekçilerinin mücadelelerinde yanında olmaya devam edeceğiz!”

Ne olmuştu?

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında toplanan öğretmenlerin Ankara’daki eylemleri devam ederken, TBMM Çankaya kapısı önünde toplanan öğretmenlere polis müdahale etti.

Açlık grevini sürdüren öğretmenler de dahil olmak üzere çok sayıda kişinin ters kelepçeyle gözaltına alındığı belirtildi.

Müdahale sırasında öğretmenlerin taleplerini iletmek üzere bölgeye gelen CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliği’ne tepki gösterdi.

Öğretmenlerin talepleri

Eylemde öne çıkan başlıca talepler şunlar:

-Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş düzenlemesi
-Mülakat mağduru 1.611 öğretmenin mağduriyetinin giderilmesi
-Özel öğretim kurumlarında 10 aylık sözleşme uygulamasının kaldırılması ve belirsiz süreli sözleşmeye geçilmesi

ilketv.com.tr
u/Dyspchordia — 20 days ago
▲ 80 r/direnis+1 crossposts

Açlık grevindeki öğretmenlere bir kez daha polis müdahalesi: 14 öğretmen gözaltına alındı!

Özel sektör ve mülakat mağduru eğitimcilerin başlattığı eylem ülkenin dört bir yanında sürerken Ankara'daki öğrtmenler bir kez daha polis müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. 14 öğretmen öğretmen ters kelepçeyle gözaltına alındı.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında toplanan öğretmenlerin Ankara'daki eylemleri sürüyor. Açlık grevini sürdüren ve bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Çankaya kapısı önünde toplanan 14 öğretmen ters kelepçeyle gözaltına alındı.

Müdahalenin yapıldığı Çankaya kapısı önüne gelen CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, öğretmenlerin dertlerini anlatmak istediğini vurgulayarak İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliği'ne tepki gösterdi.

Özçağdaş şu ifadeleri kullandı: "Bunlar öğretmen. Öğretmenlere şiddet uyguluyorsunuz. Seslerini duyurmak istediler, gördükleri muameleye bak. Sürekli bir zulüm oluyor burada. Yerlerde sürüklenerek insanlar alınıyor. Bu ülke öğretmenlerine zulmederek okul saldırılarını falan engelleyemez. Bıktık bu AK Parti'nin işlerinden."

birgun.net
u/Dyspchordia — 20 days ago
▲ 0 r/ankara+1 crossposts

Ankara Onur Yürüyüşü Çağrısı

20 Haziran’da birlikte yürümek için: https://forms.gle/8mgoVF3cc2uHbkjH8

"Günaydın, iyi öğlenler belki de geceler lubunya 🤭
Biz bi’ sabah yürüyüşündeydik. 🏃🏽
Esat’tan Eryaman’a; tüm Ankara’da şanlatacağımız yürüyüşümüz için bayraklarımızı havalandırmaya başladık. ​​🏳️‍🌈
20 Haziran’da sokaklarda ablukayı tersine döndürmek üzere görüşelim."

https://www.instagram.com/p/DZpBpDOpcY_/

u/Dyspchordia — 21 days ago

Ankara Pride Onur Yürüyüşü çağrısı

20 Haziran’da birlikte yürümek için: https://forms.gle/8mgoVF3cc2uHbkjH8

BİZ HEP BURADAYDIK. 20 HAZİRAN’DA SOKAĞA DÖNÜYORUZ!

Ankara’nın sokaklarında, kampüslerinde, hastane koridorlarında, evlerinde, işyerlerinde, parklarında, barlarında, kuytularında ve meydanlarında hep vardık.

Yasaklarla, ablukalarla, hormona erişim engelleriyle, müstehcenlik bahanesiyle, işsizlikle, yoksullukla, şiddetle ve görünmezleştirmeyle hayatımızı daraltmaya çalışanlara karşı; hafızamızla, neşemizle, öfkemizle ve onurumuzla yeniden yan yanayız.

Bu yıl 5. Ankara Onur Yürüyüşü’nde sokağı, birbirimize açtığımız alanı ve lubunya hafızasını birlikte büyütüyoruz.

Abluka dönecek, lubunya yürüyecek!

Takipte kalın: https://www.instagram.com/p/DZmgjVoEdKX/?img_index=1

u/Dyspchordia — 22 days ago
▲ 69 r/Turkey

Eti Maden’de devlet aklı: Grev yasak, bor ABD’ye - Uğur Zengin - Evrensel

Resmi kurumların raporları genellikle sıkıcı, bürokratik dille yazılmış, bolca hamaset ve “başarı” hikayesiyle doldurulmuş metinler olarak görülür. Oysa o kalın raporların satır aralarına, tabloların dipnotlarına dikkatli bakıldığında, Türkiye’deki ekonomi politiğin, devlet-sermaye ilişkilerinin ve emeğin nasıl acımasızca yağmalandığının net röntgeni çekilebilir.

Eti Maden’in bu yıl yayımladığı “2025 yılı faaliyet raporu”, tam da böyle bir metin. Bu rapor, sadece bir şirketin yıllık bilançosu değil; aynı zamanda 2025 yılı içinde maden işçilerinin yasal, anayasal grev hakkının “milli güvenlik” gerekçesiyle bir gece yarısı kararnamesiyle neden ve kimler için yasaklandığının resmi itirafnamesi. Bu itirafname aynı zamanda ‘devlet aklının’ ulusal-uluslararası sınıf ifşası.

Hamaset perdesini aralayıp rakamların arkasındaki akla bakalım.

Grev yasağının altından çıkan kâr

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam da 1 Mayıs 2025’te “Grev hakkını rasyonel bir zemine oturttuk” diyordu. Tam 90 gün sonra greve hazırlanan Eti Maden işçilerinin karşısına o bildik “milli güvenlik” duvarını dikti. Bu kez başkanı olduğu Varlık Fonu bünyesindeki şirkette gerçekleşecek grevi bizzat patron olarak yasakladı.

İşçinin hak arayışının tehlikeye attığı o “güvenlik” gerçekte ne? Bir ülkede üretilen, yüzde 97’si ülke dışına çıkartılan bir ham madde nasıl oluyor da bunu satan ülkenin milli güvenliğini tehdit ediyor?

Yanıt devasa kâr marjı ve sınıf ilişkilerinde.

Eti Maden dünya bor pazarının yüzde 61’ini tek başına domine ediyor. Türkiye’nin en kârlı sanayi işletmesi. 2025’te 2.4 milyon ton bor satan şirketin geliri 1.2 milyar dolar.

Ortada korkunç bir sömürü çarkı var. 2025 verilerine göre, memurlar hariç tutulduğunda kurumdaki her bir işçi (Kadrolu, sözleşmeli, taşeron fark etmeksizin) yılda tek başına tam 330 ton rafine bor üretiyor. İşçinin yerin altında, zehirli tozları soluyarak, iş cinayetleriyle burun buruna kalarak ürettiği bu değerin kuruma yansıması, işçi başına 7.7 milyar TL gelir ve 3.2 milyon TL net kâr anlamına geliyor.

İşçinin sırtından milyonlarca lira kâr eden devlet, aynı işçi “Ücretimi artır” dediğinde, grev çadırını daha kurmadan söküp atıyor.

‘Devlet aklı’ dedikleri ABD’nin tedarik zinciri

“Rasyonalitenin” ve devlet aklı denilen mekanizmanın aslında nasıl çalıştığını görmek için şu soruyu soralım: Anadolu topraklarından çıkarılan bu madeni kim alıyor?

Eti Maden’in toplam satış gelirlerinin yüzde 97’si doğrudan yurt dışından geliyor. Satışların yüzde 16’sı doğrudan ABD’ye yapılıyor. Daha da çarpıcısı, ABD’nin devasa küresel bor tüketiminin yüzde 24’ünü tek başına Türkiye karşılıyor. Amerikan emperyalizmi için bor, sıradan bir maden değil. ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından “kritik mineral” statüsüne alınan bor; Amerikan askeri zırhlarından nükleer teknolojiye, uzay sanayisinden elektrikli araçların lityum bataryalarına kadar stratejik bir ham madde.

İşte madencinin grevinin yasaklanmasının arkasındaki asıl “güvenlik” meselesi. Karşımızdaki tablo tam olarak şu: Türkiye’de devletin kurumunda çalışan, devletin anayasasına tabi işçilerin devlet tarafından tanınmış grev hakkının, yine devlet tarafından ellerinden alındığı, buna da yine “devlet” güvenliği dendiği karanlık bir trajedi. Ve bu yasağın arkasında ABD’ye kesintisiz ihracat ve ülkeye girecek sıcak dolar var.

Doğayı yıkıp geleceği satmak

Tüm bu yağma düzeni, raporda “milli madencilik”, “sürdürülebilirlik” ve “karbon ayak izi” gibi çevreci makyajlama laflarıyla örtülmeye çalışılıyor. Oysa ortada ne millilik var ne de çevrecilik. Sistemi ayakta tutan şey; Türkiye’nin nadir elementini haraç mezat satıp, Anadolu’nun doğasını üstünde açan tek bir çiçek bile bırakmamacasına kırıp dökerek ve işçiyi boğaz tokluğuna çalıştırarak elde edilen döviz girişi.

Devlet aklı dedikleri şey; yer altı kaynaklarımızı ABD’li tekellerin, uluslararası silah ve teknoloji devlerinin üretim bantları bir saniye bile durmasın diye, işçinin grev hakkını gasbetmek. Sadece bu örnek, milli güvenliğin değil, küresel kapitalizme entegre olmuş ‘aklın’ tescili. Madencinin yerin dibinden tırnaklarıyla kazıyıp çıkardığı o devasa artı değer, işte bu yüzden doğrudan okyanus ötesine, emperyalist kasalara akmaya devam ediyor.

Uğur Zengin

evrensel.net
u/Dyspchordia — 22 days ago