u/Dyspchordia

Özellikle Ankara'da kariyer-iş-emek deneyimi olan açık kimlikli translar

Bilinmeyen, platform verilebilecek insanları arıyorum, translara yönelik bir toplantıda deneyimlerini aktarmak isteyen konuşmacılar bana ulaşabilirse DM den, IG den veya etc. çok iyi olur.

Tanıdığınız varsa haber de verebilirseniz çok mutlu olurum.

reddit.com
u/Dyspchordia — 1 day ago

A weird experience with my HDD and hibernation

Okay, yesterday my windows machine failed to wake up from hibernation, and after reset i lost the HDD with EFI partition in BIOS, it seems like windows re-install kept my EFI there despite installing windows at one of my SDDs.

Anyway, i shifted my EFI into that SDD, and could launch windows no problem, but of course that HDD was not there, data loss, sad whatever, remounted it and left it there, checked again after 30 min no power, still no.

Today, i was using my pc, and realized the HDD was there, weird; i remember i succeeded a hibernation cycle today; and afaik hibernation boot is a bit different than cold boot, but i have no idea about details.

The disk is Seagate Surveillance model, ST2000VX006; i think 8 years old now; SMART shows no oddities.

Can HDDs OR motherboard SATA controller get stuck on certain states during failed hibernation shut downs/wake ups, that cant be fixed by cold boot, but somehow get fixed on the next successful hibernation boot?

I will not be trusting this HDD regardless rn, but if this is some edge case that can happen, and does not indicate a failure on HDDs part, i dont wanna throw it away.

reddit.com
u/Dyspchordia — 2 days ago
▲ 12 r/ankara

Kızılcaşar, Alacaatlı civarında fobik olmayan veya az fobik gymler nereler? Öneri var mı bilenden?

Transım, hangi soyunma odası falan çok derdim yok en kötü dışarıda giyinirim ama; çok böyle üstüme gelmeyecekleri, sadece para veriyorum diye tolere etmeyecekleri gymler var mı bölgede?

reddit.com
u/Dyspchordia — 8 days ago
▲ 22 r/transturkiyem+1 crossposts

Ankara Pride 2026 Açık Çağrı

🗓️ 18 Mayıs Pazartesi

⏰ 18.00

📍 Konum bilgisi formu dolduranlarla paylaşılacaktır: https://forms.gle/Zes3hi3fHjM2wUhM6

Lubunya, bu şehir bizimle dönüyor! 🌈

Aile yılına, yargı paketlerine, yasaklara, hormona erişim engellerine ve lubunya hayatını daraltmaya çalışan tüm baskılara karşı Ankara Pride’26’yı birlikte örüyoruz.

Daha önce hiç gelmediysen de gel. Ne yapacağını bilmiyorsan da gel. Fikrinle, emeğinle, neşenle, öfkenle, sadece “ben de buradayım” demek için gel.

Ankara Onur Yürüyüşü’nü ve Haftası’nı hep beraber büyütmek için son açık çağrıda buluşuyoruz.

https://www.instagram.com/p/DYUZxdDjDtx/

u/Dyspchordia — 9 days ago
▲ 72 r/Turkey

Savcılık, trans erkek mahpus Poyraz’ın ölümüne ilişkin dosyayı kapattı!

Avukatların paylaştığı rapora göre Poyraz’a koğuşta bulunmasının ardından 21 dakika boyunca müdahale edilmedi. Savcılık ise Poyraz’ın “intihar etmesinin kurum görevlileri tarafından bilinebilir olmadığı” değerlendirmesiyle “kovuşturmaya yer yok” dedi.

Hukuk kurumları, Sincan Cezaevi’nde G-3 koğuşunda hayatını kaybeden trans erkek mahpus Poyraz için basın açıklaması yaptı. Kurumlar adına basın açıklamasını ÇHD’den Nilüfer Irmak Özkan okudu. Kurumlar, başlatılan soruşturmada savcılığın tüm somut delillere ve ağır ihmallere rağmen dosyayı kapattığını açıkladı.

Savcılık, kararında Poyraz’ın “intihar etmesinin kurum görevlileri tarafından bilinebilir olmadığı” değerlendirmesinde bulunarak, kurum personeline “bilmeleri mümkün olmayan bir olayı önleme yükümlülüğü yüklenemeyeceğini” öne sürdü.

Adalet İçin Hukukçular, ÇHD Ankara Şube, Demokrasi İçin Hukukçular, Hukukçu Dayanışması, İHD Ankara Şube, ÖHD Ankara Şube ve Toplumsal Hukuk’un imzacı olduğu açıklamada kararın bir son olmadığını belirtilerek “Yargının hapishane rejimine olan sadakatini gösteren bu kararı bizim için hukuki bir son değil, mücadelenin yeni bir aşamasıdır. Poyraz’ın yaşam hakkını tecritle, ihmalle ve son olarak bu hukuksuz kararla gasp edenlerin peşini bırakmayacağız” denildi.

Soruşturma kapsamında talep edilen bilgiler eksiksiz şekilde sunulmadı

Basın açıklamasının ardından avukatlar Nergiz Görnaz ve Senem Doğanoğlu, Poyraz’ın ölümü ve soruşturma sürecine ilişkin hazırladıkları değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı.

Rapora göre, soruşturma kapsamında talep edilen bilgi ve belgeler süresinde ve eksiksiz şekilde sunulmadı. Hapishane idaresinin, Poyraz’ın ölümüne ilişkin sorumluluğu başından itibaren inkar ettiği ya da gizlemeye çalıştığı, bu durumun da soruşturmanın sağlıklı ilerlemesini engellediği ifade edildi.

Raporda ayrıca, 1 Aralık’ta Poyraz’ın asılı halde bulunduğu ve hastaneye sevk edildiği bilgisinin savcılıktan saklandığı belirtildi. Ölümün ardından savcının hapishaneye geldiği sırada diğer trans mahpusların bir odaya kapatıldığı ve savcıyla görüşmelerinin engellendiği kaydedildi.

Sağlık kayıtları dikkate alınmadı

Hapishane tarafından savcılık dosyasına sunulan kamera görüntülerinde önemli eksiklikler bulunduğu, bu nedenle ham kayıtların talep edildiği aktarıldı. Hapishane idaresinin, bu ve benzeri birçok konuda maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyici ve geciktirici bir tutum sergilediği ifade edildi.

Raporda, Poyraz’a ait sağlık kayıtlarının da dikkate alınmadığı; ölüm koşullarının, özellikle G-3 koğuşuna zorla sevk edilmesi ve öncesindeki tecrit uygulamalarıyla birlikte değerlendirilmediği vurgulandı.

Değerlendirme raporunda G3 koğuşuna ilişkin şu ifadelere de yer verildi:

“Transların kapatıldığı G3 özel tecrit koğuşunun trans kimliği cezalandıran, sosyal haklardan mahrum bırakan bir izolasyon alanı olduğu gerçeği, savcılıkça ‘tedavi süreci’ olarak nitelendirilerek çarpıtılmıştır. Poyraz’ın son telefon görüşmesi, bu koğuşun bir ‘çıkışsızlık’ mekanı olduğunu kanıtlamaktadır.”

Poyraz’a 21 dakika boyunca müdahale edilmemiş!

Rapora göre, Poyraz’a ölümünün ardından müdahale edilmesinde ciddi gecikme yaşandı. Üç gün süren tecrit sürecinin ardından tek başına G3 koğuşuna yerleştirilen ve ardından koğuşta ölü bulunan Poyraz’ın, yaklaşık 2,5 saat sonra battaniyeyle taşınarak sedyeye konulduğu ve hapishaneden çıkarıldığı belirtildi. Raporda, saat 16.42’de butona basılması ile 17.03’te ambulansın gelmesi arasında geçen 21 dakika boyunca Poyraz’a müdahale edilmediği ifade edildi.

“Mücadelemizi sürdüreceğiz”

Değerlendirme raporunda da savcılık tarafından verilen “kovuşturmaya yer yok” kararına tepki gösterilerek, şu ifadeler kullanıldı:

“Poyraz’ın ölümü; yalnızlaştırma, görünmezleştirme, utandırılma ve çaresiz kılınma politikalarıyla örülü bir hapishane rejiminin doğrudan sonucudur. Savcılığın şiddeti 'yasal tedbir', ağır ihmali ise 'öngörülemez bir risk' sayarak verdiği bu kararı, sorumluluğu örtbas etme gayretidir. Ancak bizler, ölüme yol açan bu kurumsal işleyişin hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

haber sayfasından rapora ulaşabilirsiniz.

kaosgl1.org
u/Dyspchordia — 14 days ago

Vatan haini bir hakaret olarak kullanılamaz, bölücü de

PKK ve Apo ile derdi soldan olan birinin; "bölücü" "vatan haini" kelimeleri kullanması turnusol işlevi görür; "orospu" "saksocu" "fahişe" kelimelerini kullanması da şiarını belirler.

Bir anarşistin, "bölücülük" ithamı ile, vatana "sadakat" sizlik tartışması ile bir derdi OLAMAZ.

Hele hele bu derdini mizojinizm, fobiklik ile anlatıyorsa; faşisttir, tertemiz faşisttir.

Her bir insanın, veya insan grubunun içinde bulundukları herhangi bir seviyede; hierarşiden uzaklaşma, bölünme, iş ve tüketim olarak bağlı oldukları toprakları da koparma hakkı MUTLAK olarak vardır.

Anarşist değilsen UKKTH'nin dışına çıkamaz, ÖZNEYE senin komforlu pozisyonundan amaç dikte edemezsin. Senin ülkenin, toplumunun, itaat beklentisini, kendi itaat beklentini bu insanlara VURAMAZSIN.

Kürde de, lubunyaya da, kadına da; öznesi olmayıp; devlete İTAAT vaazı veriyorsan, FAŞİSTSİN.

Sen PKK ya APO ya praxis kritiği verebilirsin, lümpenlikle suçlayabilirsin, ama ağzından BÖLÜCÜ ve TERÖRİST gibi devlet hükmünü kucaklamış; devletin bütünlüğünü ve devlete sadakati bir değer olarak gösteren söylemlere atlıyorsan, VE bunu yaparken mizojini yapıyorsan, arkadaşım sen FAŞİSTSİN.

Ayrıca KEMALİZM DE FAŞİZMDİR.

bu unsulara bu unsurların solundakiler kritik verebilir kemalist veremez, sus kemalist, açma o ağzını.

reddit.com
u/Dyspchordia — 14 days ago
▲ 84 r/transturkiyem+2 crossposts

Resmi Gazete’de yayımlanan genelgeyle 2026-2035 yılları “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edilirken, aileyi ve nüfus artışını önceleyen politikaların kamu kurumlarında esas alınacağı belirtildi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Resmi Gazete’de yayımlanan genelgeyle 2026-2035 yıllarını “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan etti. Erdoğan, bu çerçeveyi geçtiğimiz yıl Uluslararası Aile Forumu’nda duyurmuştu; yayımlanan genelgeyle birlikte karar resmiyet kazandı.

Genelgede, “aile ve nüfus yapısının korunması, doğurganlığın desteklenmesi, evliliğin teşvik edilmesi” hedefleri sıralanırken, her yıl mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacağı belirtildi.

Genelgede LGBTİ+’lar hedef alındı

Metinde LGBTİ+’lar ise “cinsiyetsizleştirme” ifadesi üzerinden hedef alındı. Genelgede şu ifadeler yer aldı:

“Cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri, milli ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştır. Günümüzde demografik yapımızda medeni durum, hane büyüklüğü, yaş profili ve mekansal dağılım boyutlarıyla belirgin bir dönüşüm yaşanmaktadır.”

“Dijital aile kalkanı” oluşturulacak

Genelgeye göre kamu kurum ve kuruluşları, faaliyetlerini “aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı” bir yaklaşımla yürütecek. Resmi belgeler, planlar ve eğitim içeriklerinde de aile ve nüfus politikasıyla uyumlu bir çerçevenin esas alınacağı ifade edildi.

Ayrıca genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesine yönelik mekanizmaların güçlendirileceği, çok çocuklu aile yapısının destekleneceği ve çocuk sahibi olmayı özendiren uygulamaların hayata geçirileceği belirtildi.

Genelgede, “dijital aile kalkanı” oluşturulacağı, aile dostu yayıncılığın teşvik edileceği ve “sorumlu medya kullanımı” bilincinin yaygınlaştırılacağı da kaydedildi.

u/Dyspchordia — 20 days ago

Instagram paylaşımı

"20 Kasım 2024’ten bu yana transların hormona erişimi adım adım kısıtlanıyor.
E-reçete sistemi üzerinden getirilen engeller, F64 tanı koduyla ilaç yazılamaması, yaş sınırı uygulamaları ve keyfi denetimler…
İlaç var ama erişim yok.
Süreç var ama işlemez hale getirilmiş.
Hak var ama fiilen gasp ediliyor.
Bu süreçte CİMER üzerinden yaptığımız başvurulara ya hiç yanıt verilmedi ya da sorularımızı karşılamayan, belirsiz cevaplar gönderildi.
Şeffaflık yok, açıklama yok, sorumluluk alan yok.
Bu yüzden şimdi birlikte soruyoruz.
Bu yüzden dilekçemizi birlikte veriyoruz.
📍 20 Nisan Pazartesi
🕑 14:00
📌 Sağlık Bakanlığı (Bilkent Şehir Hastanesi yanı)
Dilekçe örneği orada olacak.
Gel, birlikte verelim.
Gel, birlikte soralım.
Gel, bu sessizliği birlikte bozalım.
Çünkü hormon haktır.
Çünkü sağlık hakkı pazarlık konusu değildir."

u/Dyspchordia — 1 month ago