▲ 19 r/RusyaTR+1 crossposts

Rus Milletvekili Vitaly Milonov Bekar Rus Kadınlarının Türkiye'ye Seyahat Etmesinin Yasaklanmasını Talep Etti! Sebep Olarak Türk Erkeklerinin Rus Kadınlarını Baştan Çıkartması!

u/EllaDellaMeyya — 21 days ago
▲ 21 r/RusyaTR

Saçma kararlar aldığınızda üzülmeyin! Çünkü bir zamanlar Çar II. Nikolay Rusya'da votkayı yasaklamayı denemişti!

1914 yılı, I. Dünya Savaşı patlak vermiş. Rusya seferberlik ilan ediyor, ordu cepheye gidiyor. Çar II. Nikolay'ın kafasında basit bir mantık var: askerler sarhoş olmasın, üretim düşmesin, halk daha sağlıklı olsun. Çözüm olarak votka satışını tamamen yasaklıyor. Hatta bunu kalıcı yapmaya karar veriyor, sadece savaş süresi için değil.

Kağıt üzerinde mantıklı duruyor. Rusya'nın 1905'te Japonya'ya karşı kaybettiği savaşta askerlerin sarhoşluğu önemli bir sebep gösterilmişti, Nikolay aynı hatayı tekrarlamak istemiyordu. Ama bir sorun vardı k i o da votka satışı devlet gelirinin üçte birini oluşturuyordu. Çar bu parayı, kendi tabiriyle, "halkın ruhunu ve ekonomisini çökerten" bir kaynaktan almak istemiyordu.

Yasak çıkar çıkmaz devlet bütçesinin üçte biri anında buharlaştı. Tam da bir dünya savaşını finanse etmeye çalışırken. Rusya bu açığı kapatmak için parayı bastırmaya başladı, bu da enflasyonu fırlattı. Köylüler ise votka olmadan duramayınca evlerde kendi içkilerini, samogon denen ev yapımı alkolü üretmeye başladılar. Bu da tahılın yiyecek üretiminden alkole kaymasına yol açtı.

SONUÇ: Şehirlerde Ekmek Kıtlığı!

Garib olan ise yasağın kendisi bir noktada işe yaramıştı. Sarhoşluk oranları düştü, üretkenlik arttı, ordu hızlı seferber oldu. Ama ekonomik faturası çok daha büyük çıktı. Devlet parasız kaldı, halk açlıkla boğuştu, hoşnutsuzluk büyüdü. 1917'ye geldiğimizde, Mart ayında "Kadınlar Günü" gösterileri başlıyor, sebep ekmek kıtlığı. Bu gösteriler büyüyerek Çar'ı tahttan indiren devrime dönüşüyor. Tarihçiler Rusya İmparatorluğu'nun çöküşünü tek bir sebebe bağlamıyor elbette, savaş cephesindeki başarısızlıklar, siyasi baskı gibi başka faktörler de var. Ama votka yasağının yarattığı ekonomik çöküntü bu listenin en tepesinde sayılıyor. Bolşevikler iktidara geldiğinde yasağı kaldırmadılar, aynen sürdürdüler. Yasak toplamda 11 yıl sürdü, 1925'te Stalin kaldırdı, çünkü devletin paraya ihtiyacı vardı...

u/EllaDellaMeyya — 4 months ago

3 senedir Rusya'da üniversite okuyorum, deneyimlerim:

Türkiye'de üniversite sınavlarından bunalan, yurt dışı olur mu acaba diye düşünen biriydim. Gerek Amerika, gerek Hollanda gerekse de Almanya yahut İtalya'ya uzanan bir süreç yaşadım ve en son Rusya seçeneği önüme geldiğinde çok araştırmadım açıkçası, biraz cesaret biraz körü körüne bir karar. Üç yıl sonra geriye bakınca pişman değilim ama keşke şunu bilseydim dediğim çok şey var.

Hazırlık yılı ve dil meselesi

İlk yıl KFU'da (Kazan Federal Üniversitesi) Rusça hazırlık okudum. Kazan'da başlamak aslında iyi oldu, şehir daha sakin, daha az bunaltıcı. Ama hazırlık yılı sandığımdan çok daha zordu. Rusça öğrenmek sadece kelime ezberlemek değil, kafanı tamamen farklı bir dil mantığına sokmak demek. Türkçe ile hiçbir benzerliği yok, her kelimenin altı farklı hali var, fiiller başlı başına bir dünya. İlk üç ay gerçekten bunaltıcıydı. Markette basit bir şey sormak bile zordu. Ama dördüncü aydan sonra bir şeyler oturmaya başladı. Yıl sonunda konuşabiliyordum, okuyabiliyordum. Hazırlık atlıyorum diyenler var, kesinlikle tavsiye etmiyorum. Dil olmadan Rusya'da üniversite okumak çok zor ama dili bir kez öğrenince her şey çok kolay ve ayrıcalıklı bir hayatın kapılarını sonuna kadar açıyorsunuz..)

Kazan'dan Moskova'ya geçiş

İkinci yıldan itibaren RUDN'a geçtim. Moskova başka bir dünya. Kazan'a alışmış biri olarak ilk hafta şehrin büyüklüğü karşısında küçük hissettim. Metro tek başına öğrenmesi bir hafta sürdü. Ama alıştıktan sonra Moskova'nın imkanları kıyaslanamaz. Her şey burada, her millet burada, her düşünce burada. RUDN özelinde konuşursam, çok uluslu bir okul. Sınıfta Avrupalı, İskandinav Asyalı, Latin Amerikalı öğrencilerle birlikte oturuyorsunuz. İngilizce konuşmak zorunda kalıyorsunuz bazen, Rusça bazen. Bu garip ama aynı zamanda inanılmaz bir şey. Bu ortam kendiliğinden bir pratik aslında kendini geliştirmek isteyen insanlar için, bu kadar millet arasında Rus hiç mi yok? E tabii var. Mesela bizim sınıfta 32 kişi var, bunlardan 24 tanesi Rus kalanı ise dengeli şekilde yabancılar dağıtılmış. Kız/Erkek oranlamasına da gelirsek Rusya'da üniversitelerin hemen hemen %80'i kız ağırlıklı - erkekler çok üniversite kapısından geçmiyor denebilir. Rusya, kadınların omuzunda yükseliyor ❤️

Rusya'da öğrenci olmak finansal olarak ne demek?

Türkiye'deki özel üniversite fiyatlarıyla kıyaslarsanız Rusya gerçekten ucuz. RUDN'da yıllık eğitim ücreti bölüme göre değişiyor ama genel olarak 3.000 ile 4.500 dolar arasında. Yurt kalırsanız aylık kira yok denecek kadar az, 35-60 dolar civarı. Moskova'da dışarıda yaşarsanız tabi bu rakam değişiyor, şehir pahalı. Yemek, ulaşım, market masrafları Türkiye'den ucuz. Öğrenci kartıyla metroda indirim var. Genel olarak aylık 300-500 dolar arası yaşayabilirsiniz Moskova'da, tasarruflu giderseniz daha az bile ve tasarruf yapacağınız tonlarca şey var, ben biraz keyfime düşkün ve lüks yaşıyorum aylık hemen hemen 500 dolara yakın harcıyorum.

Sosyal hayat ve Ruslarla ilişkiler

Ruslar ilk başta soğuk gelir. Bu kültürel bir şey, kişisel algılamayın. Sokakta gülümsemiyorlar, sormadıkça konuşmuyorlar. Ama bir kere içeri girdikten sonra, yani gerçekten arkadaş olduklarında, çok samimi insanlar. Türk öğrenci topluluğu Moskova'da oldukça geniş. İstersen sadece Türklerle takılıp geçirebilirsin üç yılı. Ama bu Rusya'ya gelmenin en büyük israfı olur bence. Dili, kültürü, insanları tanımak için biraz zorlaman lazım kendini ve de bir kez de tanıdın mı bırakamazsın ne Rusları ne de Rusya'yı, benden söylemesi, hiç ön yargılı olmayın çünkü ön yargılarınız yıkılacak : )

Pişman mısın, tavsiye eder misin?

Pişman değilim. Ama "herkes için değil" diyebilirim. Eğer dil öğrenmeye, yeni bir sisteme adapte olmaya, bazen yalnızlığa katlanmaya hazırsan çok şey katıyor. Eğer sadece "ucuz bir diploma" peşindeysen orası da var zaten, ama o yoldan gidenlerin mezun olunca yaşadıkları sıkıntıları da gördüm. Doğru üniversiteyi seçmek, hazırlığı atlatmak ve süreci baştan ciddiye almak şart.

Sorularınız varsa cevaplamaya çalışırım - herkese başarılar!

u/EllaDellaMeyya — 4 months ago
▲ 148 r/RusyaTR+1 crossposts

1973'te Sovyet Rusya tarafından verilen bu dairede aynı aile nesillerdir yaşıyor

1970'lerde Sovyetler Birliği'nde milyonlarca insan devlet tarafından tahsis edilen apartman dairelerinde yaşamaya başladı. Bugün internette gördüğümüz birçok "Rus Babaannesi Evi" aslında o dönemin ürünü. II. Dünya Savaşı sonrası hızlı kentleşme ve konut açığı nedeniyle Sovyet yönetimi devasa toplu konut projeleri başlattı. Amaç mimari şaheserler yaratmak değil, mümkün olduğunca kısa sürede mümkün olduğunca fazla insanı konut sahibi yapmaktı.

Bu yüzden bugün Rusya'nın birçok şehrinde görülen panel apartmanlar ortaya çıktı. Dışarıdan bakınca birbirine benzeyen, sade ve işlevsel binalar. Buna karşılık milyonlarca aile için ilk kez kendilerine ait mutfak, banyo ve özel yaşam alanı anlamına geliyordu. O dönem için büyük bir yaşam standardı artışı olarak görülüyordu. İnternette bazen bu evlerle dalga geçildiğini görmek mümkün ama Sovyet şehir planlamasını anlamak için ilginç bir örnek. Çünkü bu apartmanların önemli bir kısmı 50-60 yıl sonra bile hâlâ kullanılıyor ve milyonlarca insan yaşamını bu binalarda sürdürüyor.

via (instagram): nastya_abroad

u/CrownEducationRussia — 4 months ago
▲ 19 r/RusyaTR+1 crossposts

Dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Rusya temalı oyun

I Have No Change, dondurucu bir kış günü yılbaşı arifesinde, Rusya'da küçük bir büfede (kioskta) geçen hikaye odaklı bir dram oyunudur. Oyunun temel konusu ise 27 yaşında, yalnız ve hayattan bıkmış Matvey adında bir büfe çalışanın yılbaşı gecesi vardiyasında çalışmasını konu ediyor. Eski tanıdıklardan kaybolmuş gezginlere kadar büfeye gelen çeşitli müşterilere hizmet ediyor ve ürün satıyorsunuz. Müşterilerin hikayelerini dinleyip onlarla sohbet ederek hem Matvey'in yalnızlığına ortak oluyor hem de etkileyici, karlı ve kasvetli bir şehir atmosferinde günü tamamlamaya çalışıyorsunuz...

u/EllaDellaMeyya — 4 months ago

Adidas nasıl Post-Sovyet Rusya’nın gayriresmi üniformasına dönüştü?

Bugün internette eski Rus mahalle videolarına, gopnik meme’lerine ya da 90’lar post-Sovyet kültürüne bakınca bir şey direkt dikkat çekiyor: herkes Adidas eşofman giyiyor gibi duruyor. Bunun sebebi sadece moda değil aslında, baya tarihsel arka planı var. 1980 Moskova Olimpiyatları bu hikâyenin başlangıç noktalarından biri. Adidas, Sovyet olimpiyat takımı için spor ekipmanları sağlıyor ve o dönem SSCB içinde Batılı marka görmek zaten aşırı nadir bir olay. Televizyonda sürekli üç çizgili eşofmanları gören insanlar için Adidas bir anda “Batı” hissiyatıyla özdeşleşmeye başlıyor.

Sovyetler dağıldıktan sonra ise olay tamamen başka yere gidiyor. 90’larda ekonomi çöküyor, suç oranları yükseliyor, ülkede inanılmaz kaotik bir dönem başlıyor. O dönemde özellikle working-class gençler arasında gopnik kültürü yayılıyor. Apartman önlerinde takılan, sigara içen, squat oturuşuyla meme olan tayfa işte. Adidas eşofmanlarının bu kültürle birleşmesinin sebebi biraz da pratik olması. Rahat, dayanıklı ve pazarlarda kolay bulunan kıyafetler. Ama bir noktadan sonra mesele rahatlıktan çıkıyor, direkt sokak kültürünün parçasına dönüşüyor.

Bugün bile Post-Sovyet estetiği denince insanların aklına ilk gelen şeylerden biri Adidas tracksuit. O üç çizgi artık sadece spor markası değil, direkt bir dönemin sembolü gibi duruyor.

u/EllaDellaMeyya — 5 months ago

Rusya’da yaşadıktan sonra Türkiye’deki şehir gürültüsünü fark ettim

Bunu Türkiye’de yaşarken hiç fark etmiyordum ama Rusya’ya geldikten sonra baya dikkatimi çekmeye başladı. Özellikle bir süre burada yaşayıp Türkiye’ye geri gidince insan direkt hissediyor.. Mesela burada gece belli saatten sonra şehir gerçekten sakinleşiyor. 3 büyük şehirden de örnek verebilirim Moskova olsun Saint Peter ya da Kazan olsun fark etmez, eğer siz şehrin işlek sokaklarında değilseniz hayat son derece sakinleşiyor. Özellikle apartman bölgelerinde bazen camı açıyorsun bildiğin hiçbir ses yok. İlk geldiğimde aşırı garip gelmişti hatta, insan sürekli bir korna sesi falan bekliyor nasıl travma kalmışsa Türkiye'den artık :d, sonra Türkiye’ye dönünce olay tokat gibi vuruyor. Nerede olduğun fark etmeksizin trafik sesi, motor sesi, korna, sokakta bağırarak konuşan insanlar falan bir anda aşırı yoğun geliyor. Daha önce normal gelen şeyler bu sefer kaotik hissettirmeye başlıyor. Metro kısmı da öyle. Rusya’da toplu taşımada insanlar genel olarak daha sessiz. Türkiye’deki gibi herkesin telefonla son ses konuştuğu ortam çok daha az. İlk başta “insanlar soğuk galiba” diye düşünüyordum ama bir süre sonra kafa yormayan bir ortam olduğunu anlıyorsun. Şimdi Türkiye’ye gidince ilk birkaç gün özellikle İstanbul baya overstimulating geliyor bana açıkçası. Türkiye’de yaşarken bunu hiç düşünmüyordum bile... kafa rahatlığa alışınca kolay kolay eski gürültülü günlere tahammül edemiyor...

u/EllaDellaMeyya — 5 months ago

II. Nikolay’ın Bilinen Tek Ses Kaydı (1902)

1902’de Fransa Cumhurbaşkanı Émile Loubet’nin Rusya ziyaretinde kaydedilen bu video, Çar II. Nikolay’ın bilinen tek ses kaydını içeriyor. Videoda Çar’ın Fransızca yaptığı kısa diplomatik konuşma duyuluyor ve bu konuşma dönemin Rusya–Fransa ittifakının dostluk mesajlarını yansıtıyor. Bu kayıt, hem tarihsel açıdan büyük önem taşıdığı hem de Çar’ın aristokrasiye özgü kusursuza yakın Fransızca aksanını ortaya koyduğu için dikkat çekiyor. Romanov ailesinin trajik sonu düşünüldüğünde kayıt duygusal bir etki yaratıyor.

youtu.be
u/EllaDellaMeyya — 5 months ago
▲ 157 r/RusyaTR+1 crossposts

Rusya’da apartmanların dışı ve içi neden bu kadar farklı olabiliyor?

Rusya’da özellikle Sovyet döneminden kalma apartman bölgelerinde dikkat çeken ilginç bir kontrast var. Dışarıdan bakınca birçok bina oldukça eski, gri ve yıpranmış görünebiliyor. Fakat aynı binaların içindeki dairelere girildiğinde bazen tamamen farklı bir ortamla karşılaşıyorsunuz.

Modern mutfaklar, yenilenmiş iç mimari, kaliteli elektronikler ve oldukça düzenli yaşam alanları görmek çok yaygın. Bu durumun temel sebeplerinden biri, Sovyet döneminde binaların estetikten çok hızlı ve işlevsel şekilde inşa edilmesi.

Yıllar içinde insanlar bina dış cephesinden çok kendi yaşam alanlarına yatırım yapmaya başladı. Özellikle 1990’lardan sonra ekonomik farklılıkların artmasıyla birlikte aynı apartmanda birbirinden tamamen farklı yaşam standartlarına sahip daireler oluştu. Bu yüzden Rusya’da bir binanın dış görünüşü çoğu zaman içeride nasıl bir yaşam olduğunu anlamaya yetmiyor. Özellikle Moskova, Saint Petersburg ve Kazan gibi şehirlerde bu kontrastı görmek oldukça normal hale gelmiş durumda.

u/CrownEducationRussia — 5 months ago
▲ 17 r/RusyaTR+1 crossposts

Rusya’da satılan ilk Batı ürünü olan Pepsi’nin ilginç hikayesi

Soğuk Savaş yıllarında, ABD Başkanı Eisenhower’ın Sovyet vatandaşlarına kapitalizmin komünizmden daha iyi olduğunu gösterecek bir proje aramasıyla başlıyor bu hikâye. Bunun sonucu olarak 1959 yılında Amerikan hükümeti, Moskova’da “Amerikan Ulusal Fuarı” açmaya karar veriyor. O dönem başkan yardımcısı olan Richard Nixon da bu işle görevlendirilip SSCB’ye gönderiliyor.

Fuar sırasında Nixon, Sovyet lideri Khrushchev ile sohbet ederken yanlarında bulunan ve o sıralar Pepsi’nin pazarlama müdür yardımcısı olan Donald M. Kendall, Khrushchev’in sıcaktan bunaldığını fark ediyor ve ona bir bardak Pepsi uzatıyor. Yukarıdaki fotoğraf da tam o anda çekiliyor. O dönem için Pepsi adına inanılmaz bir PR başarısı sayılıyor bu.

Aradan yıllar geçiyor. Donald Kendall artık Pepsi’nin başkanı olmuş durumda, Nixon ise ABD Başkanı. Kendall, Nixon ile olan yakınlığını kullanarak Sovyetler Birliği’nde Pepsi satmanın yollarını aramaya başlıyor.

1972 yılında Pepsi ile Sovyetler arasındaki anlaşma neredeyse tamamlanıyor. Pepsi, Sovyetler’de satılan ilk Batılı ürün olacak. Ama küçük bir problem var: Sovyetler’de ruble dışında doğru düzgün kullanılabilen bir para birimi yok ve rublenin uluslararası piyasada değeri bulunmuyor.

Bunun üzerine taraflar trampa sistemine geçiyor. Sovyetler, Pepsi’ye para yerine votka ile ödeme yapmayı teklif ediyor. Ülkede satılan votkanın büyük kısmı zaten devlet üretimi olduğu için, ödemelerde Stolichnaya votkası kullanılmaya başlanıyor.

İşin ilginç taraflarından biri de şu: Ödemede kullanılan Stolichnaya’nın tarifinin, periyodik cetvelin mucidi Dmitri Mendeleyev’in geliştirdiği reçetelerden birine dayandığı söyleniyor.

Anlaşma imzalanıyor ve Pepsi, Sovyetler Birliği’nde satılan ilk Batılı ürün oluyor. Aynı süreçte şirket ABD’de alkollü içki pazarına da giriyor çünkü artık elinde satması gereken tonla Rus votkası var ama olay burada da bitmiyor.

1989’a gelindiğinde ilk anlaşmanın süresi dolmak üzere. Sovyet halkı Pepsi’yi baya sevmiş durumda ve Pepsi’nin Sovyet topraklarında artık 20 fabrikası var. O noktada iş milyar dolarlık pazara dönüşüyor ama Sovyetler’in elindeki votka bu büyüklükteki ticareti karşılamaya yetmiyor. Ruble ise hâlâ uluslararası piyasada işe yaramıyor.

Bunun üzerine Sovyetler bu kez ödeme olarak askeri ekipman teklif ediyor.

Evet, bildiğiniz savaş araçları.

Anlaşma sonucunda Pepsi’ye 17 dizel denizaltı, 1 kruvazör, 1 destroyer ve 1 fırkateyn veriliyor. Ve teknik olarak Pepsi kısa süreliğine dünyanın en büyük 6. donanmalarından birine sahip oluyor. Daha sonra bu gemiler İsveç’te hurdaya ayrılıp satılıyor. Olaydan sonra Pepsi CEO’su Donald Kendall’ın yaptığı açıklama ise ayrı efsane:

>“Sovyetleri sizden daha hızlı silahsızlandırıyoruz.”

u/CrownEducationRussia — 5 months ago
▲ 16 r/RusyaTR+2 crossposts

Rusya’nın yerli otomobil kültürü neden Türkiye’dekinden tamamen farklı gelişti?

Rusya’da araba kültürü sadece “ulaşım” değil, direkt ülkenin tarihine bağlı bir mesele gibi duruyor. Özellikle Sovyet döneminden beri yerli üretim araçlar günlük hayatın merkezinde olduğu için, insanların arabaya bakışı da Türkiye’den baya farklı gelişmiş.

Sovyetler döneminde otomobil herkesin kolay ulaşabildiği bir şey değildi. Ama devlet, kendi üretim sistemini kurmaya çok önem verdi. Bunun en bilinen sonucu da AvtoVAZ ve doğal olarak Lada markası oldu. Bugün internette Lada’larla sürekli dalga geçiliyor ama olay aslında düşündüğünden daha derin. Çünkü o araçlar “ucuz araba” olmaktan çok, Sovyet sonrası dönemin hayatta kalma makineleri gibi görülüyor.

Özellikle eski Lada modelleri inanılmaz basit mantıkla üretilmişti. Elektronik az, mekanik yapı düz, tamiri kolay. Rusya gibi iklimin sert olduğu, yolların her yerde aynı kalite olmadığı bir ülkede bu büyük avantajdı. Araba bozulsa bile çoğu insan kendi garajında çözebiliyordu. Bu yüzden Rusya’da “eski ama yürüyen araba” kültürü hâlâ güçlü.

90’larda Sovyetler çökünce ülkedeki araba kültürü de tamamen değişti. Bir anda Alman ve Japon araçları prestij sembolüne dönüştü. Moskova’da Mercedes görmek “başardım” hissi verirken, eski Sovyet bloklarının arasında duran siyah S-Class’lar yeni dönemin sembolü oldu. Ama aynı anda milyonlarca insan hâlâ Lada kullanmaya devam ediyordu. Bu yüzden Rusya’da araba kültürü uzun süre iki ayrı dünyanın karışımı gibi gelişti.

Bugün ilginç olan şey ise şu: Batı markalarının büyük kısmı çekilmesine rağmen Rusya yine kendi üretim tarafını ayakta tutmaya çalışıyor. Modern Lada modelleri hâlâ piyasada. Üst tarafta ise Aurus gibi tamamen devlet destekli ultra lüks araç projeleri var. Yani aynı ülkede hem “çekiçle tamir edilen eski Lada” kültürü hem de Rolls-Royce seviyesinde gösterilmeye çalışılan yerli makam araçları aynı anda var oluyor.

Türkiye tarafıyla kıyaslayınca fark daha net görünüyor. Türkiye’de araba kültürü daha çok ithalat ve tüketim üzerinden gelişti son zamanlarda TOGG gibi atılımlar olmasına rağmen. Rusya’da ise yerli üretim, devlet politikası ve iklim şartları işin içine daha fazla girdiği için arabalar biraz daha “ülkenin karakterinin parçası” gibi duruyor. Bu yüzden Rusya’daki araba kültürüne bakınca sadece otomobil değil, direkt Sovyet mirasını ve ülkenin geçirdiği dönüşümü de görüyorsun.

Peki, Türkiye'de de zamanında Devrim projesiyle benzer bir yerli otomobil girişimi vardı ama süreç çok farklı ilerledi. Bazen düşününce insan merak ediyor: eğer o proje devam etseydi, Türkiye’de araba kültürü bugün daha farklı bir noktada olur muydu?

u/CrownEducationRussia — 5 months ago

Rus kızlarla nasıl tanışılır?

Rusya’da bu iş Türkiye’deki gibi tamamen Instagram DM kültürü üzerinden dönmüyor. Instagram hâlâ kullanılıyor ama özellikle son birkaç yılda insanlar farklı platformlara daha çok kaydı. O yüzden çoğu yabancının yaptığı ilk hata, sadece Instagram üzerinden yürümeye çalışmak oluyor. En yaygın yöntem hâlâ dating app’ler. Tinder eskisi kadar güçlü değil ama tamamen ölmüş de değil. Büyük şehirlerde hâlâ kullanılıyor. Son dönemde ise Mamba ve Twinby daha fazla görünmeye başladı. Özellikle Mamba baya eski ve Rusya tarafında hâlâ ciddi kullanıcı kitlesi olan bir uygulama. Twinby ise daha “yeni nesil” vibe’da ilerliyor. VK (VKontakte) hâlâ önemli. Dışarıdan bakınca “Rus Facebook’u” gibi görünüyor ama insanlar hâlâ aktif kullanıyor. Özellikle üniversite toplulukları, şehir grupları, etkinlik sayfaları falan burada dönüyor. Türkiye’deki gibi sadece stalk uygulaması değil, gerçekten sosyal ağ gibi kullanılıyor. İnsanlarla ortak ilgi alanı üzerinden tanışma kısmı burada daha doğal ilerliyor. Telegram da düşündüğünden daha büyük olay. Sadece mesajlaşma değil; şehir grupları, etkinlik kanalları, yabancı toplulukları, hatta direkt arkadaşlık/dating grupları bile var. Özellikle Moskova, Saint Petersburg ya da Kazan’daki birçok sosyal çevre Telegram üzerinden dönüyor. Instagram tarafında ise olay biraz farklı. Türkiye’deki gibi herkesin hesabı aşırı açık değil. Birçok kişi daha kapalı ve küçük çevre kullanıyor. O yüzden “random dm” kültürü burada daha düşük çalışıyor. Ortak arkadaş, ortak ortam ya da başka platformdan geçiş daha doğal oluyor. Bir de şu var: Rusya’da insanlar online’da tanışsa bile olayı çok hızlı ilerletmiyor. Türkiye’deki gibi 10 mesaj sonra aşırı samimiyet kurma olayı daha az. Önce biraz gözlemliyorlar. O yüzden fazla kasan ya da yapay davranan insanlar direkt göze batıyor. Rusya’da tanışma işi tamamen “tek uygulama” meselesi değil. Dating app + VK + Telegram + Sosyal Çevre kombinasyonu üzerinden ilerliyor. En büyük fark ise insanların biraz daha kontrollü ve mesafeli başlaması.

u/EllaDellaMeyya — 5 months ago
▲ 10 r/RusyaTR+1 crossposts

Rusya liglerinde Türk oyuncu çok çıkmadı ama çıkanlar arasında gerçekten “hikâye bırakmış” isimler var kaldı ki iki tanesi zaten herkesin bildiği gibi: Fatih Tekke ve Gökdeniz Karadeniz.

Fatih Tekke, Zenit’e gittiğinde takımın hücumuna direkt etki etti. 2008’de UEFA Kupası’nı kazanan kadrodaydı. Zenit’in o dönemde Avrupa’da yaptığı çıkışta payı olan oyunculardan biri olarak hatırlanıyor. Süresi çok uzun değildi ama zirve bir döneme denk geldi.

Gökdeniz Karadeniz ise işin başka boyutu. Rubin Kazan’da 10 yıl oynadı, 2 lig şampiyonluğu gördü ve kulübün sembol isimlerinden biri haline geldi. Hâlâ Rubin taraftarları için “bizden biri” gibi anılır. Türkiye’den gidip Rusya’da bu seviyede kalıcı olan başka oyuncu yok.

Bunların dışında Rusya’da oynamış ama aynı etkiyi bırakamamış isimler de var. Hasan Kabze yine Rubin Kazan’da uzun süre oynadı ama Gökdeniz kadar efsaneleşmedi. Caner Erkin kısa süre CSKA’da denendi ama tutmadı. Arda Turan kariyerinin son döneminde Rubin’e gitti ama fizik olarak eski halinde değildi.

Genel tablo ise Rusya Premier Ligi Türk oyuncular için zor bir lig gibi gözükebilir yahut da çok cazip olmayabilir son zamanlardaki FIFA yaptırımları nedeniyle. Fizik, disiplin, iklim… adapte olmak kolay değil. O yüzden çok oyuncu gidip kısa sürede dönüyor. Ama adapte olanlar da direkt iz bırakıyor ve uzun yıllar hatırlanıyor. Rus taraftarıysa son derece kucaklayıcı. Bu yüzden liste kısa ama net: gerçekten “efsane” diyebileceğin isim sayısı az, ama olanlar da gerçekten sağlam.

u/CrownEducationRussia — 5 months ago
▲ 73 r/RusyaTR+1 crossposts

Sovyet döneminden kalan en ilginç yapılardan biri “kapalı şehirler”. Rusça’da ZATO diye geçiyor. Klasik şehir mantığıyla işlemiyorlar; çoğu zaman haritalarda ya hiç görünmüyorlar ya da farklı isimlerle geçiyorlar ve dışarıdan birinin kafasına göre girip çıkması mümkün değil.

Bu şehirlerin kurulma nedeni genelde stratejik. Nükleer araştırma merkezleri, askeri tesisler, roket üretimi gibi alanlar bu şehirlerin içinde toplanmış. Sovyetler döneminde tamamen izoleydiler; şehirlerin adı bile gizli tutuluyordu. Posta adresleri bile “şehir adı + numara” şeklindeydi, gerçek isimler resmi olarak kullanılmıyordu.

Bugün tamamen ortadan kalkmış değiller. Rusya’da hâlâ onlarca kapalı şehir var ve sistem büyük ölçüde devam ediyor. İçeri girmek için özel izin gerekiyor. Orada yaşayan insanlar ise normal hayatlarına devam ediyor; okullar, hastaneler, marketler var. Yani içeride “normal bir şehir hayatı” var ama dış dünyayla bağlantısı kontrollü.

İlginç olan taraf ise bu şehirlerde yaşayanlara bazı avantajlar da sağlanıyor. Maaşlar genelde ortalamanın üstünde, altyapı daha düzenli ve güvenlik seviyesi yüksek. Bunun karşılığı ise hareket özgürlüğünün sınırlı olması ve dışarıyla temasın kısıtlı olması.

Dışarıdan bakınca biraz “kapalı kutu” gibi duruyor ama aslında bu şehirler, Sovyetler’den kalan güvenlik ve kontrol mantığının bugüne uzanan hali. Modern Rusya’da teknoloji ve savunma altyapısının önemli bir kısmı hâlâ bu sistem içinde dönüyor.

u/CrownEducationRussia — 5 months ago
▲ 86 r/RusyaTR+1 crossposts

1919–1922 arası Türkiye Kurtuluş Savaşı sürerken, Anadolu’da durum pek anlatıldığı kadar “yalnız başına” değildi. O dönem yeni kurulan Sovyet Rusya ile Ankara hükümeti arasında beklenmedik bir yakınlaşma vardı. İki tarafın da ortak bir düşmanı vardı: Batılı güçler ve özellikle İngiltere’nin bölgede kurmaya çalıştığı düzen.

Ankara hükümeti henüz uluslararası alanda tanınmazken, Sovyetler Türkiye’yi erken dönemde tanıyan ilk güçlerden biri oldu. 1920’den itibaren Moskova’dan Anadolu’ya ciddi miktarda yardım gönderildi. Bu sadece sembolik bir destek değildi; altın, silah ve mühimmat doğrudan savaşın kaderini etkileyen seviyedeydi. Bazı kaynaklara göre yaklaşık 10 milyon ruble altın, binlerce tüfek ve yüzlerce makineli tüfek Anadolu’ya ulaştırıldı.

Bu ilişki 1921 Moskova Antlaşması ile resmiyet kazandı. Antlaşma ile Sovyetler Misak-ı Milli sınırlarını büyük ölçüde tanıdı ve Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine açık destek verdi. Türkiye ise Sovyetlerle doğrudan bir ideolojik ittifaka girmeden, daha çok “çıkar dengesi” üzerinden bir ilişki yürüttü. Yani bu bir komünizm yakınlaşması değil, tamamen jeopolitik bir hamleydi.

İlginç olan taraf şu: Bugün Türkiye’de bu dönem genelde yüzeysel anlatılır, Rusya tarafında ise Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’na verilen destek çok daha net şekilde vurgulanır. İki ülke arasındaki bu erken dönem işbirliği, aslında bugünkü ilişkilerin temelini atan ilk ciddi temaslardan biri.

Bu hikaye şunu gösteriyor: Uluslararası ilişkilerde dostluk ya da düşmanlık kalıcı değil, çıkarlar kalıcı. 1920’lerde Türkiye ile Sovyetler’in aynı safta olması da bunun en net örneklerinden biri.

u/EllaDellaMeyya — 5 months ago

Genetik tarafıyla başlarsak; Rusya dediğin yer homojen değil. Slav, Tatar, Kafkas, Baltık… karışım bol. Bu da yüz hatlarında daha keskin jawline, açık ten, açık renk göz gibi özelliklerin daha sık görülmesine yol açıyor. Ama mesele sadece “güzel gen” değil, o genin nasıl taşındığı.

Burada kültür giriyor. Rusya’da dış görünüşe özen göstermek baya normal. Saç, makyaj, kombin… “özel gün” değil, günlük hayat standardı gibi. Türkiye’de ortalama bir günde göremeyeceğin özeni sokakta görüyorsun. Bu da ister istemez genel algıyı yukarı çekiyor.

Bir de feminenlik meselesi var. Rusya’da kadınların tavrı genelde daha net: feminen görünmekten çekinmiyorlar. Topuklu, etek, düzgün giyinme, bakımlı olma… Bunlar “fazla” sayılmıyor. Türkiye’de ise bu bazen ya abartı ya da “gereksiz” gibi algılanabiliyor. Dolayısıyla Türk erkeğinin alışık olduğu standartla Rusya’daki standart çarpışınca fark daha büyük hissediliyor.

Erkek-kadın dinamiği de etkiliyor. Rusya’da kadın-erkek rolleri biraz daha klasik kalmış durumda. Erkekten beklenti daha net, kadının kendini sunuşu daha belirgin. Bu da “aura” dediğimiz şeyi güçlendiriyor. Yani sadece fiziksel değil, davranışla gelen bir çekicilik var.

Bir de işin psikolojik tarafı var: “farklı olan her zaman daha çekici gelir.” Türkiye’de alıştığın profil başka, Rusya’da gördüğün başka. Beyin direkt “bu farklı” diye kodluyor, o da algıyı büyütüyor... yani özetle mesele sadece güzellik değil; genetik + bakım + feminenlik + farklılık hissi birleşince böyle bir etki çıkıyor.

u/EllaDellaMeyya — 5 months ago