


Osmanlı Tarihinin Dönüm Noktaları
Bu postu atma amacım, bizdeki yeni bir şey gelince yeniyi her yönüyle iyi, eskiyi her yönüyle kötü olarak değerlendiren anlayıştır. O yüzden Osmanlı'nın devlet politikalarından biraz bahsedeceğim.
İbn Haldun Mukaddimesinde "Devletler de insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür" der. Osmanlı'nın da akıbeti nihayetinde böyle olmuştur. 1. ve 2. Türk muhaceretinin etkisiyle Türk nüfusunun arttığı anadolunun ucunda bir beylik olan Osmanlılar, gaza ve cihat faaliyetleri izleyen bir siyaset takip etti. Osmanlı hiçbir zaman kendisine karşı siyaset takip edilmedikçe doğuya saldırmamıştır. Osmanlı batı da istimalet politikası ile sindire sindire yayılım gösteriyordu. Bu durum Yıldırım Bayezid ile hızlı bir fütuhata dönüşmüş, yine aynı hızla 1402de Ankara savaşı ile elden çıkmıştır
Türk veraset sistemince her hanedan mensubunun taht hakkının olmasının yarattığı belirsizlik, Osmanlı`yı da uğraştıran bir problem olmuştur. (fetret devri).Çünkü bu durum diğer Türk devletlerinde görülmeyen bir biçimde Avrupalıların "yalancı şehzadeler" yaratması gibi bir probleme de yol açmıştır. Fatih kanunnamesi ile kardeş katlinin gelmesi acı da olsa kısa yoldan merkezi otoriteyi güçlendiren bir hamle olmuştur. Yine Fatih ile gelen devşirme sistemi, Çandarlı gibi nüfuzlu ailelerin yönetime ortak olmasına mani olmuştur.
Yavuz Sultan Selim döneminde 2 kritik eşik olmuştur. Bunlardan İlki sanılanın aksine bir mezhep savaşı olmayan Çaldıran savaşıdır. Türk tarihinde devletler genelde doğudan batıya olan göçler ile kurulmuştur. Safevi bunun tam tersi şeklinde kurulmuştur. Her çağın en önemli kaynağı olan "insan" kaynağı iki devletin de varlık mücadelesi olmuştur. Çünkü Safeviler (Devlet-i Kızılbaşiyan) kurulunca Türkmenler doğuya yöneldi. İkinci bir mesele de Mısırın fethidir. Bu fetih ,İstanbulun fethi kadar mühimdir. İstanbul`un iaşesi güvence altına alınmış, Orhan Gaziden beri süren halifelik iddiası meşruluk kazanmıştır.
Kanuni döneminde yaşanan en önemli kırılma ise mohaç meydan savaşı olmuştur. Bu savaşta macar ordusunun iki saatte imha edilmesi, Habsburgların savaş Stratejisini değiştirmiştir. Bundan sonra 1532 Alman seferinde olduğu gibi Avrupalılar Osmanlı'nın sahip olduğu meydan muharebesi yeteneğine karşı gelmeyecektir. Onun yerine "trace italienne" tipi yıldız biçimli kale savunma biçimine geçecektir.
- Selim ile birlikte sefere çıkan padişah anlayışı değişecek, genişleyen sınırlar ve aynı anda yaşanan çatışmalar nedeniyle padişahların artık koordinatör/organizatör olarak İstanbul`da bir merkezi otorite figürü olduğu döneme geçilecektir. Ayrıca Yenilmez Türk imajı İnebahtı`da Osmanlı donanmasının yakılmasıyla zedelenecek, yine de Sokollu`nun "lengerleri gümüşten, yelkenleri atlastan yaparız" sözleriyle özetlediği devlet kapasitesi ile aynı kış eskisinden daha büyük bir donanma kurulmuş ve Akdeniz de yeniden üstünlük kurulmuştur .
Coğrafi keşifler neticesinde Portekiz ve İspanya\`nn "Tordesillas Anlaşması" ile eski ve yeni dünyayı aralarında paylaştığı dönemde Osmanlılar, Avrupalılar için bir denge aracı olacaktır. Osmanlı donanmasının akdenizde bulunması, İspanyol Yenilmez Armada`sının ikiye bölünmesine ve İngiltere`ye çıkarma yapamamasını sağlamıştır. (gravelines muharebesi)
Sancağa çıkma usulünün kaldırılması ile ekber ve Erşed sistemine geçiş, padişahları gerekli devlet tecrübesinden mahrum bırakmıştır. Bu durum Saray kadınlarının ve saray ağalarının devlet yönetiminde etkili olmasına sebep olmuştur. Eskiden kardeş katli uygulamasıyla ölüm korkusu yaşayan şehzadeler, bu sefer şimşirlik dairelerinde çıkan yeniçeri isyanlarıyla aynı korkuları yaşamaya devam etmiştir.
Batıda Habsburglar, Doğu da Safeviler, içeride Yeniçeri ve Celali isyanlarıyla aynı anda boğuşan devlet, "yıkılışının yükselişinden uzun sürdüğü" cihanşümul bir devlet olmuştur. 1683`de 2. Viyana kuşatmasıyla başlayan Türk geri çekilmesi, 1921`de ancak Sakarya nehrinin önlerinde durana kadar çok badireler yaşayacaktır. Sefere çıkan son padişah olan 2. Mustafa, Habsburgların savaş dahisi komutanı Prens Eugen karşısında 1697`de zenta muharebesinde başarısız olacak; bu savaşta Osmanlı hem birinci hem ikinci hem üçüncü kademe kurmay kadrosunu aynı savaşta kaybedecektir.
Provizyonist Osmanlı ekonomisi, sanayi devrimine ayak uyduramayacak, BaltaLimanı ticaret sözleşmesi ile yarı sömürge konumuna düşecektir. Avrupa`nın üstünlüğü karşısında Osmanlı ona benzemeye çalışacak, Fransız İhtilal`inin etkisiyle dağılmayı önlemek için uluslaşma çabası içerisinde olacaktır. Devlet`in ayakta kalmak için yaşatmaya çalıştığı bu dönüşüm, Osmanlı Aydınlarını ortaya çıkaracak, sistemin kendisini iyileştirmek adına açtığı kurumlardan yetişenler, sistemin kendisine olan en büyük muhalefeti yaratarak 1908 hareketini oluşturacaktır. Daha sonra ise 1. Dünya savaşı`nın ardından o kurumlardan yetişen kadrolar Cumhuriyet`in ilanında rol oynayacak, Rejim değişecek, Devlet kalmış olacaktır.