
Collini Davası
Ferdinand Von Schirach ve çevirmen Itır Arda'ya şapkamı çıkarıp saygılarımı sunuyorum.
Bazı kitaplar vardır içeriği elinizi kolunuzu bağlar değinemezsiniz, en küçük bir ima dahi yazarın özene bezene kurduğu gizemi açığa çıkarır, okumayı düşürür. Yorum yazarken çerçeve belli, arka kapak yazısı sınırları. Bitti.
Kendi halinde yaşayan bir adam günün birinde durduk yerde otele gidip fabrikatörü vuruyor. Collini Davası'nın gizemi bu: Neden öldürdü?
Karambole gitmesin diye not düşüyorum: Collini Davası okunduğunda insanı şanslı hissettiren sıra dışı bir 'eski defter' romanıdır.
Emekliye ayrılmış mekanik ustası Collini'yi romanın açılış sahnesinde Berlin'de bir lüks otele kendisine gazeteci süsü vererek girerken görüyoruz; ter içinde asansöre biniyor, dördüncü kata çıkıyor, oda 400 kapısını arıyor buluyor, kapıyı çalıyor, seksen beş yaşındaki fabrikatör Hans Meyer kapıyı açıyor, röportaj için beklediği Collini'yi içeri alıyor, fazla oyalanmadan Meyer'in kafasına dört kurşun sıkıyor, öfkesini alamayıp başını tekmeliyor, odadan çıkıyor, lobiye iniyor, bankodaki otel görevlisine "oda 400, ölü var. Polis çağırın" diyor, polise teslim oluyor, Collini cinayeti üstleniyor, savunma yapmayacağım avukat istemiyorum deyip sessizliğe gömülüyor.
Fakat sistem kendisine savunma avukatı olarak Caspar Leinen adında okulu yeni bitirmiş acemi bir avukat atıyor. Davanın da romanın da süreci başlıyor; dava son derece rutin ilerliyor, başı sonu belli, karar da belli, davayı kaybetmek üzere; Leinen bu rutini kırmak için çırpınıyor, bir adet delile ihtiyacı var ve sanık Collini ağzını sımsıkı kapamış konuşmuyor.
Bu İlk beş sayfa gelişmelerinden sonrasını sana bırakıyorum, ey okur.
Toparlarsak: Devletlerin 'görünmez el' ile kanun maddeleriyle oynanarak 'zaman aşımı', 'suçun tanımı' gibi davanın seyrini belirleyen hukuki kavramları kendi çıkarına eğip bükmek suretiyle halklarına nasıl sırtını dönüp de ihanet ettiğinin evrensel ve zamanlarüstü ibretlik anlatısıdır Collini Davası.