Spora yeni başlayacağım yardımınıza ihtiyacım var.
Merhaba 22 yaşındayım vücudumu bir forma sokmak istiyorum fakat nereden başlamam, hangi hareketleri yapmam gerektiğiyle ilgili gym konusunda sıfır bilgiye sahibim yardıma ihtiyacım var.
Merhaba 22 yaşındayım vücudumu bir forma sokmak istiyorum fakat nereden başlamam, hangi hareketleri yapmam gerektiğiyle ilgili gym konusunda sıfır bilgiye sahibim yardıma ihtiyacım var.
Bunun dışında Shion Uzuki karakterini anlamlandıramadığım bir biçimde anneme benzetiyorum, sizin postları beklemekteyim.
Dijital çizime merakım var spesifik olarak yanlış bilmiyorsam katmanlarla taslak atıp üzerine kolayca çizebilme özelliği olduğundan dolayı, sıfırdan düzgün öğrenmek istiyorum referanssız birşey çizemiyorum henüz ama hem çizim hemde procreate için hangi kurs vs. nereden başlamalıyım hiç emin değilim youtube'da drawlikeasir diye bir adam vardı onun videolarına bakıyordum bir ara, nereden başlamalıyım? Siz hangi süreçlerden geçerek çizimlerinizi geliştirdiniz?
I don't understand the distinction between what makes bands like escape the fate post-hardcore vs what makes bands like eighteen visions metalcore can someone elaborate?
Serinin en başı:
Tsubasa Kyoya'nın aksine gücünü başkalarının kendisini korkulacak bir figür olarak görmesinden almaz. Fakat sınırlarının ve zaaflarının henüz farkında değildir ve bunları aşabilmek için henüz bir çabası yoktur.
Bu yüzden yetersizliği gözünün önüne geldiğinde karanlık gücün etkisine girmiştir yani sertliğini gerçek bir güçten değil zayıf düşme korkusundan beslenerek almaya başlar. Bu yüzden gücünü artık zayıf düşme korkusundan almayan ve rakiplerinin güçlerini kabul edebilmiş, ulaştığı en son evrim noktasına gelmiş Kyoya'ya karşı 2. Sezonun başında kaybeder.
Daha sonra Tsubasa "gerçek gücün" zayıf düşme korkusundan gelmediğinin farkına varır ve çok daha güçlü bir blader haline gelir ama hiçbir zaman Kyoya gibi gücünü en zirve noktaya taşımak için bir çaba göstermez bu yüzden gücü Kyoya veya Gingka kadar ileri gitmemiştir.
Vardığı son nokta.
Serinin en başı:
Tsubasa Kyoya'nın aksine gücünü başkalarının kendisini korkulacak bir figür olarak görmesinden almaz. Fakat sınırlarının ve zaaflarının henüz farkında değildir ve bunları aşabilmek için henüz bir çabası yoktur.
Bu yüzden yetersizliği gözünün önüne geldiğinde karanlık gücün etkisine girmiştir yani sertliğini gerçek bir güçten değil zayıf düşme korkusundan beslenerek almaya başlar. Bu yüzden gücünü artık zayıf düşme korkusundan almayan ve rakiplerinin güçlerini kabul edip anlayabilmiş, ulaştığı en son evrim noktasına gelmiş Kyoya'ya karşı 2. Sezonun başında kaybeder.
Daha sonra Tsubasa "gerçek gücün" zayıf düşme korkusundan gelmediğinin farkına varır ve çok daha güçlü bir blader haline gelir ama hiçbir zaman Kyoya gibi gücünü en zirve noktaya taşımak için bir çaba göstermez bu yüzden gücü Kyoya veya Gingka kadar ileri gitmemiştir.
Vardığı son nokta.
İş yerinde mobbing uygulayanların sertlikleri güçten değil, zayıf düşme korkusundan beslenir. Zayıf ve korkaktırlar. Gerçekten güçlü olanlar acılara en çok dayanabilenler ve acı ne kadar büyük olursa olsun benliklerini teslim etmeyip onların mentalitesine geçmeyenlerdir.
Kaynak: Düşünceleri süzgeçten geçirme sürecim.
Serinin en başı:
Kendisini sert ve güçlüymüş gibi görebilmek için diğerlerinden kendisini korkulması gereken bir figür olduğu onayına ihtiyaç duyar. Gerçekten güçlü olsaydı böyle bir ihtiyacı olmazdı. İçten içe zayıf düşmekten korkar. Gingka'nın böyle bir korkusu olmadığından dolayı Gingka'ya kaybeder.
Kyoya buradan sonra Gingka'ya yenildikten sonra zayıflığını farkeder ve gücünü zayıf düşme ve onay alma korkusundan almaz. Sınırlarını zorlayan bir sonraki noktaya ulaşmaya çalışan biri haline gelir ama bunu tek başına yapmaya çalışır bu yüzden ancak belli bir noktaya kadar ulaşabilir. Gingka onun aksine sınırlarını aşan ama bunu tek başına değil dostlarıyla kurduğu bağdan güç alarak gerçekleştirir ve bu yüzden daha yüksek noktalara çıkabilir. Bu yüzden kyoya 10. bölümde gingka'ya tekrar kaybetmiştir.
Kyoya tam bu noktadan sonrasındaki evriminde de dostlarıyla bir sevgi bağı kurmasa dahi rakiplerinin gücünü reddetmek yerine kabul edip saygı duymayı öğrendiği için kendi tavan sınırlarını aşabilmiştir.
Vardığı son nokta.
Serinin en başı:
Kendisini sert ve güçlüymüş gibi görebilmek için diğerlerinden kendisini korkulması gereken bir figür olduğu onayına ihtiyaç duyar. Gerçekten güçlü olsaydı böyle bir ihtiyacı olmazdı. İçten içe zayıf düşmekten korkar. Gingka'nın böyle bir korkusu olmadığından dolayı Gingka'ya kaybeder.
Kyoya buradan sonra Gingka'ya yenildikten sonra zayıflığını farkeder ve gücünü zayıf düşme ve onay alma korkusundan almaz. Sınırlarını zorlayan bir sonraki noktaya ulaşmaya çalışan biri haline gelir ama bunu tek başına ve rakiplerinin gücünü reddederek yapmaya çalışır bu yüzden ancak belli bir noktaya kadar ulaşabilir. Gingka onun aksine sınırlarını aşan ama bunu tek başına değil dostlarıyla kurduğu bağdan güç alarak gerçekleştirir ve bu yüzden daha yüksek noktalara çıkabilir. Bu yüzden kyoya 10. bölümde gingka'ya tekrar kaybetmiştir.
Kyoya tam bu noktadan sonrasındaki evriminde de dostlarıyla bir sevgi bağı kurmasa dahi rakiplerinin gücünü reddetmek yerine kabul edebilip, saygı duyup, anlamayı öğrendiği için kendi tavan sınırlarını aşabilmiştir.
Vardığı son nokta.
Serinin en başı:
Kendisini sert ve güçlüymüş gibi algılayabilmek için diğerlerinin kendisini övdüğü ve korktuğu onayına ihtiyaç duyar. Gerçekten güçlü olsaydı böyle bir ihtiyacı olmazdı. İçten içe zayıf düşmekten korkar.
Kyoya buradan sonra Gingka'ya yenildikten sonra zayıflığını farkeder ve gücünü zayıf düşme ve onay alma korkusundan almaz. Sınırlarını zorlayan bir sonraki noktaya ulaşmaya çalışan biri haline gelir ama bunu tek başına ve rakiplerinin gücünü reddederek yapmaya çalışır bu yüzden ancak belli bir noktaya kadar ulaşabilir. Gingka onun aksine sınırlarını aşan ama bunu tek başına değil dostlarıyla kurduğu bağdan güç alarak gerçekleştirir ve bu yüzden daha yüksek noktalara çıkabilir. Bu yüzden kyoya 10. bölümde gingka'ya kaybetmiştir.
Kyoya tam bu noktadan sonrasındaki evriminde de dostlarıyla bir sevgi bağı kurmasa dahi rakiplerinin gücünü reddetmek yerine kabul edebilip, saygı duyup, anlamayı öğrendiği için kendi tavan sınırlarını aşabilmiştir.
Vardığı son nokta.
Bunu yaptığımdan beri herşeyin çok daha berraklaştığını ve hayatımda daha az kaosun yer almaya başladığını farkettim ve hepimiz ciddi anlamda bunu uygulamalıyız.
Beyin unutkan bir yapı, çürüttüğün bir sanrı o an bilince vursa bile onu bir yere kaydetmezsen eğer bilinçdışında sana tekrar saldırabilir ve cevabını unuttuğun bir soruya tekrar cevap verebilmek için zihinsel işlemeyi tekrar edersin bu da enerji ve tasarruf kaybı. Bunun aksine eğer bir harita şeklinde; Temel felseniz, daha sonra bundan doğan inançları vs. bir yere yazarsanız hayatınızın daha plana gireceğini görebilirsiniz kendim bizzat deneyimledim, tüm felsefe ve doğan inançlarımı notion adında bir site var oraya kaydettim yapay zeka yardımıyla daha bir düzene soktuğum, size de şiddetle öneriyorum ufak ufak düşüncelerinizi yazın daha sonra çok fazla birikmeye başlayınca aynısını yapın profilimde örnek olarak bir linki var.
Eğer zaten bir ai'a şunu sorarsanız daha kapsamlı bir cevap verecektir:
"Herşeyi bir yere yazmak, beynimizin haritasını çıkarıp bir yere kaydetmek neden önemlidir?
Jung'un buluntularıyla neden bunun doğru olduğunu açıkla."
Bunu yaptığımdan beri herşeyin çok daha berraklaştığını ve hayatımda daha az kaosun yer almaya başladığını farkettim ve hepimiz ciddi anlamda bunu uygulamalıyız.
Beyin unutkan bir yapı, çürüttüğün bir sanrı o an bilince vursa bile onu bir yere kaydetmezsen eğer bilinçdışında sana tekrar saldırabilir ve cevabını unuttuğun bir soruya tekrar cevap verebilmek için zihinsel işlemeyi tekrar edersin bu da enerji ve tasarruf kaybı. Bunun aksine eğer bir harita şeklinde; Temel felseniz, daha sonra bundan doğan inançları vs. bir yere yazarsanız hayatınızın daha plana gireceğini görebilirsiniz kendim bizzat deneyimledim, tüm felsefe ve doğan inançlarımı notion adında bir site var oraya kaydettim yapay zeka yardımıyla daha bir düzene soktuğum, size de şiddetle öneriyorum ufak ufak düşüncelerinizi yazın daha sonra çok fazla birikmeye başlayınca aynısını yapın profilimde örnek olarak bir linki var.
Eğer zaten bir ai'a şunu sorarsanız daha kapsamlı bir cevap verecektir:
"Herşeyi bir yere yazmak, beynimizin haritasını çıkarıp bir yere kaydetmek neden önemlidir?
Jung'un buluntularıyla neden bunun doğru olduğunu açıkla."
Eski bir postumu buraya da atmak istiyorum kolektif bilinci nasıl kirletip karanlığa gömüldüğünü iyi açıklıyor bence.
Çevreme bakıyorum çoğu insanın odak noktası kafa açmayan Türk dizileri, futbol vs.
Bunun böyle olmasının sadece tesadüf olduğunu düşünmüyorsunuzdur umarım, sezgisel olarak insanlığın planlı bir şekilde yüzeysel bir düzeye indirgendiğini düşünüyorum bunların deneylerinin de ilk olarak bu topraklarda şuan denenmekte olduğunu düşünüyorum geçenlerde fey'in bir videosunu izledim erdoğan neden kendi netflix'ini neden kurdu diye orda direkt önce türkiye sonra kuzey afrika ortadoğu bölgesine daha sonra globale açılıp netflix'e Amazon prime'a rakip olmak istediğinden bahsediyordu ilerleyen yıllarda büyük ölçüde nasıl desem muhafazakar bir kitle topluluğunun (zaten yanlış bilmiyorsam islam şuanda en hızlı büyüyen din) Batıdaki nüfusu fazlaca geride bırakarak üstün gelip dünyadaki baskın kültürü eline alacağını düşünüyorum, benzer zihinlerin ürettiği içeriklerle karşı karşıya kalacağız ve bir süre sonra kısıtlı bir zihin yapısının içinden çıkmak kitleler için daha da zorlaşacak gibi geliyor bana.
Eski bir postumu buraya da atmak istiyorum kolektif bilinci nasıl kirletip karanlığa gömüldüğünü iyi açıklıyor bence.
Çevreme bakıyorum çoğu insanın odak noktası kafa açmayan Türk dizileri, futbol vs.
Bunun böyle olmasının sadece tesadüf olduğunu düşünmüyorsunuzdur umarım, sezgisel olarak insanlığın planlı bir şekilde yüzeysel bir düzeye indirgendiğini düşünüyorum bunların deneylerinin de ilk olarak bu topraklarda şuan denenmekte olduğunu düşünüyorum geçenlerde fey'in bir videosunu izledim erdoğan neden kendi netflix'ini neden kurdu diye orda direkt önce türkiye sonra kuzey afrika ortadoğu bölgesine daha sonra globale açılıp netflix'e Amazon prime'a rakip olmak istediğinden bahsediyordu ilerleyen yıllarda büyük ölçüde nasıl desem muhafazakar bir kitle topluluğunun (zaten yanlış bilmiyorsam islam şuanda en hızlı büyüyen din) Batıdaki nüfusu fazlaca geride bırakarak üstün gelip dünyadaki baskın kültürü eline alacağını düşünüyorum, benzer zihinlerin ürettiği içeriklerle karşı karşıya kalacağız ve bir süre sonra kısıtlı bir zihin yapısının içinden çıkmak kitleler için daha da zorlaşacak gibi geliyor bana.
Aynı dünyayı paylaşmak, aynı ruhsal ve biyolojik altyapıya sahip olmak demektir.
Bu yüzden herhangi bir insan kendi bilinçaltı/bilinçdışısından kolektif bilinçaltı/kolektif bilinçdışına çok rahat ulaşabilir.
Peki kolektif bilinçaltında/kolektif bilinçdışında neler var?
Reddedilen korkular ve bastırılan duygular(gölgeler), negatif güçlerin oluşturduğu(archonlar), ve bunların bağlam eksikliğinden faydalanarak gönderdiği aldatmacalar(bunlar xenosaga evrenindeki gnosisler bunların işleyişi), davranış kalıpları (arketipler), unuttuğumuz veya farkında olmadığımız doğrular(altın gölgeler) ve toplumda hayatta kalmak için taktığımız personalar burada yer alır.
Bu gölge, altın gölge ve personalar aynı zamanda birer arketiptir ama yinede tek tek bahsedeyim dedim.
Şimdi bu konseptleri tam anlamıyla kavramak için bir örneklendirme üzerinden gideceğim:
Persona
Sert ve saldırgan
Gölge
Ezilmekten korkuyor
Archon(Sinsi ses)
Güçlü olanın istediğini yapması hakkıdır.
Gnosis(Mutlak durum)
Bu dünya böyle dönüyor, bunu değiştiremeyiz...
Hilbert Effect(gölge ile yüzleşmenin xenosaga evrenindeki terimi)
Başkalarına zulüm edebilmek kolaydır, Senin sertliğin güçten değil ezilme korkundan besleniyor. Bu seni zayıf ve korkak yapar. Gerçekten güçlü olanlar acılara en çok dayanabilenler ve benliğini teslim etmeyip senin mentalitene geçmeyenlerdir.
olaylar şuna dönüşür:
Yeni archon(Sinsi ses): sen bir korkaksın ve bunu anlayan herkes seni değersizin teki olarak görecek.
Yeni gnosis(mutlak durum): Bu dünya böyle dönüyor, sıradaki kurban benim.
Yeni Hilbert Effect (gölge ile yüzleşmenin xenosaga evrenindeki terimi): "Kendini kaderin masum bir kurbanı olarak ilan edip sorumluluktan kaçamazsın. Başına gelecek olan şey dünyanın acımasızlığı değil, senin ektiğin tohumların biçilmesidir. Kendi yarattığın canavarın karşısında sıradanlaş ve eylemlerinin bedelini öde.
Yeni Archon: Seni yokedecekler! Herşeyi yakıp yıkmalısın tek yol bu!
Yeni Gnosis: Yok olmamamın tek yolu bu... Başka çıkış yolu yok...
Yeni Hilbert Effect: "Kendi karanlığının tutsağı olarak kalmak bir zorunluluk değil, senin seçtiğin bir kaçıştır. Şefkat ve merhamet bir zayıflık değil, seni içeriden yutmaya çalışan o karanlığa teslim olmayacak kadar güçlü olabilmektir. Yakıp yıkmak istediğin bu dünya senin düşmanın değil; senin asıl savaşın, korkularının arkasına saklanan o karanlık benliğinle. Seni yok etmeye çalışan şey dışarıdaki insanlar değil, güce taparak kendi ellerinle büyüttüğün o canavar. Şimdi o korkunun arkasına saklanmayı bırak ve karanlığınla yüzleş."
Bu örnekler üzerinden bu kavramların daha iyi anlaşıldığını düşünüyorum. Ayrıca gnostik felsefedeki "Archon" ve Xenosaga evrenindeki "Gnosis" kavramlarına bir tanım yapmak gerekirse:
Archon: Kolektif bilinçdışındaki; Sahtekar, düzenbaz insanların aklına aldatmacalar sokan şeytan/cin/kötü varlıklardır.
Gnosis(Xenosaga evrenindeki işleyişlerine göre): Archonların insanlarda yarattığı, insanların yanlış inanışları, aldatmacalardır.
Şimdilik bu kadar.
Aynı dünyayı paylaşmak, aynı ruhsal ve biyolojik altyapıya sahip olmak demektir.
Bu yüzden herhangi bir insan kendi bilinçaltı/bilinçdışısından kolektif bilinçaltı/kolektif bilinçdışına çok rahat ulaşabilir.
Peki kolektif bilinçaltında/kolektif bilinçdışında neler var?
Reddedilen korkular ve bastırılan duygular(gölgeler), negatif güçlerin oluşturduğu(archonlar), ve bunların bağlam eksikliğinden faydalanarak gönderdiği aldatmacalar(bunlar xenosaga evrenindeki gnosisler bunların işleyişi), davranış kalıpları (arketipler), unuttuğumuz veya farkında olmadığımız doğrular(altın gölgeler) ve toplumda hayatta kalmak için taktığımız personalar burada yer alır.
Bu gölge, altın gölge ve personalar aynı zamanda birer arketiptir ama yinede tek tek bahsedeyim dedim.
Şimdi bu konseptleri tam anlamıyla kavramak için bir örneklendirme üzerinden gideceğim:
Persona Sert ve saldırgan
Gölge Ezilmekten korkuyor
Archon(Sinsi ses) Güçlü olanın istediğini yapması hakkıdır.
Gnosis(Mutlak durum) Bu dünya böyle dönüyor, bunu değiştiremeyiz...
Hilbert Effect(gölge ile yüzleşmenin xenosaga evrenindeki terimi) Başkalarına zulüm edebilmek kolaydır, gerçekten güçlü olanlar da acılara en çok dayanabilenler ve korkularıyla yüzleşebilenlerdir. Senin sertliğin güçten değil ezilme korkundan besleniyor. Bu seni zayıf ve korkak yapar.
olaylar şuna dönüşür:
Yeni archon(Sinsi ses): sen bir korkaksın ve bunu anlayan herkes seni değersizin teki olarak görecek.
Yeni gnosis(mutlak durum): Bu dünya böyle dönüyor, sıradaki kurban benim.
Yeni Hilbert Effect (gölge ile yüzleşmenin xenosaga evrenindeki terimi): "Kendini kaderin masum bir kurbanı olarak ilan edip sorumluluktan kaçamazsın. Başına gelecek olan şey dünyanın acımasızlığı değil, senin ektiğin tohumların biçilmesidir. Kendi yarattığın canavarın karşısında sıradanlaş ve eylemlerinin bedelini öde.
Yeni Archon: Seni yokedecekler! Herşeyi yakıp yıkmalısın tek yol bu!
Yeni Gnosis: Yok olmamamın tek yolu bu... Başka çıkış yolu yok...
Yeni Hilbert Effect: "Kendi karanlığının tutsağı olarak kalmak bir zorunluluk değil, senin seçtiğin bir kaçıştır. Şefkat ve merhamet bir zayıflık değil, seni içeriden yutmaya çalışan o karanlığa teslim olmayacak kadar güçlü olabilmektir. Yakıp yıkmak istediğin bu dünya senin düşmanın değil; senin asıl savaşın, korkularının arkasına saklanan o karanlık benliğinle. Seni yok etmeye çalışan şey dışarıdaki insanlar değil, güce taparak kendi ellerinle büyüttüğün o canavar. Şimdi o korkunun arkasına saklanmayı bırak ve karanlığınla yüzleş."
Bu örnekler üzerinden bu kavramların daha iyi anlaşıldığını düşünüyorum. Ayrıca gnostik felsefedeki "Archon" ve Xenosaga evrenindeki "Gnosis" kavramlarına bir tanım yapmak gerekirse:
Archon: Kolektif bilinçdışındaki; Sahtekar, düzenbaz insanların aklına aldatmacalar sokan şeytan/cin/kötü varlıklardır.
Gnosis(Xenosaga evrenindeki işleyişlerine göre): Archonların insanlarda yarattığı, insanların yanlış inanışları, aldatmacalardır.
Şimdilik bu kadar.
Bilinçaltı ve Bilinçdışı arasındaki fark.
Arkadaşlar buraya bunu sorulduğu için atıyorum Bu kavramlar çoğu zaman kullanılırken aslında aynı şeyleri kastetmek için kullanılır.
Sadece çok bilimsel mecralarda bunlar arasında benim çok gereksiz bulduğum çok küçük bir ayrım yapmışlar onuda şöyle düşünebilirsiniz ama ciddi literatürde bilin ki bilinçaltı diye bir terim yok;
Bilinçaltı/Önbilinç: Daha dün söylenen hatırladığımız şeyleri kapsar.
Bilinçdışı: Daha derinde bulunan şeyleri kapsar.
Ama bilinçaltının popüler kullanımı bilinçdışıyla aynıdır.
Bilinçaltı ve Bilinçdışı arasındaki fark.
Arkadaşlar buraya bunu sorulduğu için atıyorum Bu kavramlar çoğu zaman kullanılırken aslında aynı şeyleri kastetmek için kullanılır.
Sadece çok bilimsel mecralarda bunlar arasında benim çok gereksiz bulduğum çok küçük bir ayrım yapmışlar şöyle düşünebilirsiniz ama ciddi literatürde bilin ki bilinçaltı diye bir terim yok;
Bilinçaltı/Önbilinç: Daha dün söylenen hatırladığımız şeyleri kapsar.
Bilinçdışı: Daha derinde bulunan şeyleri kapsar.
Ama bilinçaltının popüler kullanımı bilinçdışıyla aynıdır.