unga bunga kabilesinin ulu totem babası şahidim olsun böyle orospu çocukluğu ne ayda görüldü ne güneşte görüldü

yıl milattan önce beş yüz bin civarı mamut taşşağı kadar soğuk bir kabile gecesinde mızraklarımızı götümüze sokmamak için ateşin etrafında büzüşmüşüz ben ve kabiledeki en maymun kafalı iki amcık alp mızrağın ucuna yaban domuzu taşşağı takmışız közde çeviriyoruz şef olan o piç ugga geldi dedi ki ungabunga böcek yeyin mamut avına gidin ulan amına koyayım zaten iki gündür bozuk mantar yemişim götümden cırcır akıyor kafam maymun taşşağı gibi olmuş sen ne anlatıyorsun orospu çocuğu ugga dedim elimdeki kemik parçasıyla bunun kafasına vurmamla bunun kabile tahtı yıkıldı gürültüye böğüren sabertooth kaplanı çalılıktan fırladı amk kaplan kabilenin anasını sikecek benim kafa leş sarhoş elimdeki alevli odunu fırlattım odun gitti kabilenin en güzel hatununun kıllı bacağına saplandı hatun çığlık ata ata şefin çadırını yaktı kaplan ortamdaki kaosu görünce ulan bunlar benden daha yabani diyip kaçtı amk şef ugga yerden kalktı beyinsiz ibne bana mızrak salladı ulan seni kabilenin totemi silsin dedim mızrağımı bunun götüne bir soktum adam mızrakla beraber kabile uçurumundan aşağı yuvarlandı aşağıda aç sırtlanlar adamı dımdızlak soydu ben de kabilenin yeni şefi oldum ama şeflik beş dakika sürmedi çünkü bozuk mantarın zehri vurdu bütün kabilenin önünde ağacın tepesinden aşağı cırcır fışkırttım kabiledekiler bana bakıp bu ne biçim salak ibne lider diyip taş yağmuruna tuttu götüm açıkta ağaçtan ağaca kaçtım amk

reddit.com
u/MaliHizm — 8 days ago

Bu adama ne yapardınız

Tam çay demlenecek, bir gürültü koptu, üst kattaki Orhan pezevengi yine sabahın sekizinde evin içinde koşu bandı çalıştırıyor amk, ulan adam yüz iki kilo, her bastığında bizim tavan sallanıyor, sıva dökülüyor çayın içine, ulan ayı oğlu ayı, senin o olmayan beynini sikeyim ben, spor salonu mu ulan burası, git parkta koş, mahalleyi deprem bölgesi yaptın amk. Pencereyi açtım, kafamı çıkardım, ulan Orhan seni sikerim dedim, herif duydu ama takmadı, daha hızlı koşmaya başladı, tavan zangır zangır titriyor amk.

reddit.com
u/MaliHizm — 9 days ago

Evrensel Göt Sikme Teorisi: Doğa, Fizik ve Develer Üzerine İnfaz Bildirisi

varoluşunu siktiğimin kainatı, maddesini molekülünü protonunu nötronunu ayrı ayrı sikiş bombardımanına tuttuğumun kütlesi, yeşilini oksijenini yaprağını fotosentezini sittiğimin ormanı, kökünü toprağa salıp bana hava üreten o ceddini cibilliyetini siktiğimin ağacı, dağını taşını jeolojik katmanını magma tabakasını ayrı sikiş krallığına çevirdiğim yerküresi, çölün ortasında o dik dik bakıp hörgücünü sallayan genetiğini evrimini siktiğimin devesi, gökyüzünde öylece salınan nemini buharını yağmurunu atmosferini sittiğimin bulutu, yerçekimini kütle çekim yasasını fiziğini isaac newtonunu ayrı ayrı sikeyim, fırtınasını rüzgarını poyrazını lodosunu fırlatan o doğa ananın iffetini sikeyim, nehrini deresini dalgasını h2o molekülünü su döngüsünü sittiğimin akarsusu, biyolojik çeşitliliğini ekosistemini gıda piramidini ayrı sikeyim, toprağın altından çıkan solucanını karıncasını böceğini sürüngenini entomolojisini sittiğimin canlıları, uzayını boşluğunu galaksisini samanyolunu karadeliğini sikiş arenasına çevirdiğim evrensel kaosu, zamanını akışını saniyesini salisesini kronometresini siktiğimin saati, ışığını dalga boyunu fotonunu tayfını sittiğimin güneşi, gecesini gündüzünü eksen eğikliğini mevsimini ayrı sikeyim, taşını çakılını mermerini bazaltını granitini siktiğimin madenleri, evrimsel süreçte karaya çıkan o ilk balığın da solungaçlarını karaciğerini ceddini sikeyim, hücresel mitokondrisini ribozomunu sitoplazmasını sittiğimin biyolojisi, dağın tepesinde duran o rüzgarın esişini fısıltısını yankısını sikeyim, çölün kumunu sahrasını tozunu fırtınasını sittiğimin coğrafyası, atmosferik basıncını hidrostatik kuvvetini termodinamiğini ayrı sikeyim, kıtasal kaymasını tektonik levhasını fay hattını depremini sittiğimin jeolojisi, deniz seviyesindeki o nem oranını tuzluluk miktarını mercan kayalığını sikeyim, kurbağasını kertenkelesini bukalemununu sürüngen familyasını ayrı sikiş bombardımanına tutayım, organik kimyasını karbon bazlı yaşamını amino asit zincirini sittiğimin hayatı, atom altı parçacığını kuarkını bozonunu alan teorisini sikeyim, toprağa basınca ayağa giren o sivri çakıl taşının sertlik derecesini mohs ölçeğini ayrı sikeyim, gökyüzünden süzülen kartalını şahinini martısını avradını sittiğimin kuşlar alemini, kışın soğuğunu yazın sıcağını baharın polenini alerjisini sikeyim, doğal seçilimini mutasyonunu adaptasyonunu survival of the fittest mantığını ayrı sikeyim, volkanını lavını bazaltını püskürmesini sittiğimin yanardağı, nehir yatağını delta ovasını alüvyonunu sikeyim, evrenin genişlemesini karanlık maddesini karanlık enerjisini kozmolojisini sittiğimin sonsuzluğu, hücresel solunumunu glikolizini atp sentezini sikeyim, yaprağın üstündeki çiğ tanesini suyunu yüzey gerilimini viskozitesini sittiğimin akışkanlar mekaniği, vahşi doğasını belgeselini besin zincirinin en üstündeki o kibirli varoluşunu ayrı sikeyim, uzay zaman dokusunu albert einsteinını görelilik kuramını sittiğimin kuantum alemi, bataklığını sazlığını çamurunu milini sikeyim, dünyanın dönme hızını açısal momentumunu eksenini sittiğimin rotasyonu, kayaların erozyonunu rüzgar aşındırmasını sarkıtını dikitini mağarasını ayrı sikeyim, çöldeki vahayı kaktüsü dikeni fotosentez mekanizmasını sittiğimin florası, biyomunu habitatını nişini ekolojik dengesini avradını sikiş matrisine çevirdiğimin dünyası, maddenin katı sıvı gaz plazma halini ayrı ayrı sikeyim, kertenkelenin kuyruk koparmasını bukalemunun renk değiştirmesini amfibik varlığını sittiğimin faunası, kozmik radyasyonunu güneş patlamasını manyetosferini sikeyim, yerin altındaki o maden damarını cevherini fosilini sittiğimin arkeolojisi, deniz anasını ahtapotunu balinasını derin deniz çukurunu marianasını sikeyim, rüzgarın taşıdığı tozu toprağı katmanlaşmayı tortullaşmayı sittiğimin tortul kayacı, canlıların genetik kodunu dna sarmalını rna dizilimini adenin thimin guanin sitozin bağını ayrı sikeyim, doğanın o acımasız dengesini dengesizliğini matematiğini geometrisini fibonacci dizilimini altın oranını avradını sittiğimin estetiği, yerin çekim ivmesini g sabitini termodinamiğin ikinci yasasını entropisini sikeyim, karıncanın yuvasını kolonisini kraliçesini işçisini sittiğimin hiyerarşisi, gecenin karanlığını ayın evrelerini gelgitini medcezirini sikeyim, doğanın o kendine has sessizliğini gürültüsünü uğultusunu yankısını ayrı sikeyim, hayatın kökenini primordial çorbayı abiyojenezini sittiğimin başlangıcı, kütlesi olan her bir zerre atomun o bağ enerjisini kimyasal reaksiyonunu katalizörünü sikeyim, toprağın humusunu verimini minerallerini magnezyumunu kalsiyumunu sittiğimin periyodik cetveli, zamanın geriye dönülmezliğini okun yönünü evrenin ısı ölümünü sikeyim

reddit.com
u/MaliHizm — 9 days ago

Türkler demesem ne olur? Ergin Altay (Karamazov Kardeşler’in çevirmeni- İletişim Yayınları)

Kitabın orjinalinde Türkler deniyor. Ama ben onu 70’lerde çevirirken Türkler demek içimden gelmedi. Zaten askerdim. Orduda Rusça öğretmenliği yapıyordum. Sıkıyönetim olduğu dönemlerdi. Ya o bölümü anlatacak ya da ismimi değiştirecektim. Yayınevine sormadan Türkler kelimesini kullanmadım. Yazara ihanet ettiğimi düşünmüyorum. Çünkü Dostoyevski orada Türkler’i değil, insanları kötülemek istiyor. Ha Türkler demişim, ha Çerkezler. Ha tecavüz demişim, ha akıl almaz işkenceler...

Ergin Altay’ın bu açıklamasını görünce sizin de fikrinizi merak ettim. Dostoyevski’nin orijinal metninde “Türkler” geçmesine rağmen, Altay 70’lerdeki çevirisinde dönemin koşulları ve kendi askerlik deneyimi nedeniyle bu ifadeyi kullanmamış. Üstelik bunu yayınevine danışmadan yaptığını da açıkça söylüyor.
“Yazara ihanet ettiğimi düşünmüyorum; çünkü Dostoyevski orada Türkler’i değil, insanları kötülemek istiyor” şeklindeki gerekçesi filolojik açıdan sizce ne kadar savunulabilir?
Bir çevirmenin, metnin anlamını koruduğunu düşündüğü gerekçesiyle kaynak metindeki etnik bir ifadeyi değiştirmesi nerede çevirmen inisiyatifi olmaktan çıkıp metne müdahaleye dönüşür? Özellikle de bu değişiklik tarihsel ve siyasal koşullardan etkilenmişse.
Siz bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?

reddit.com
u/MaliHizm — 12 days ago
▲ 2 r/Yazar

KAĞIT KESİKLERİ

Kağıt kesiklerini bilirsiniz. İlk başta acıdığını bile fark etmezsiniz. Sadece parmağınızda beyaz, incecik bir hat belirir. Kanamaz bile doğru dürüst. Ama sonra gün başlar. Elinizi her cebinize attığınızda, musluğu her açtığınızda, hatta sadece rüzgar estiğinde o küçücük yer sızlar. Öldürmez. Büyük bir yara değildir, kimseye gösterip "Bak ne kadar canım yanıyor" diyemezsiniz. Altı üstü bir kağıt kesiğidir işte. Ama oradadır. Gün boyu, durmaksızın kendini hatırlatır. İnsanın canını yavaş yavaş, sinsice sıkar.

İnsanların hayatımızdan çıkışı da büyük yangınlarla olmuyor her zaman. Keşke öyle olsaydı. Büyük bir kavga etseydik, kapıları çarpıp çıksaydık, birbirimize nefretimizi kussaydık. O zaman yas tutmak daha kolay olurdu belki. Ortada büyük bir enkaz kalırdı, o enkazın karşısına geçip açık açık ağlardık. Bitti derdik, yıkıldı. Ama öyle olmuyor. Çoğu zaman bir kağıt kesiği gibi sızım sızım, fark ettirmeden ilerleyip her şeyi tüketiyor ayrılıklar ve kopan bağlar.

Büyük trajediler insanı olgunlaştırır derler. Belki doğrudur, bilmiyorum. Ama bu küçük eksilmeler, bu her gün parça parça kopan şeyler insanı olgunlaştırmıyor sadece aşındırıyor. Eskitiyor içini. Limon sıkılmış bir yara gibi, canın yanıyor ama ortada gösterebileceğin bir kan yok. Her gün aynı şeyleri yaşayıp, hiçbir şey olmamış gibi davranmaktan yoruluyor insan. İçimde sessizce büyüyen o boşluğu kapatacak hiçbir şey bulamıyorum. Eskiden o boşluğu dolduran insanların bıraktığı yerler, şimdi keskin kenarlı anılarla dolu. Dokundukça kesiyor

reddit.com
u/MaliHizm — 17 days ago

kımıza su katan peçenek döllerinin anasını siktigim gün

Ulug tengri şahidimdir gök kubbe altında böylesi bir orospu çocukluğu görülmemiştir yıl dokuz yüz seksen altı bozkırın ayazında taşşaklarımız büzüşmüş titriyoruz ben ve obanın en gürbüz en amcık kafa alpları otağda toplanmışız ekşimiş at sidiği tadında kımız çekiyoruz ortam leş gibi keçi ve kımız kokuyor amk beyin oğlu olan kahpe tegin otağa girdi gelmiş bize diyor ki alp ertunga öldü mü ıssız acun kaldı mu ulan amına koduğumun Peçenek dölü adam öleli kaç asır olmuş hala ekmeğini yiyorsun at kafalı götveren senin ben bilgeliğini sikeyim dedim testiyi kafasına bir geçirdim adam otağın direğine yapıştı kımız her yere saçıldı tam o sıra obanın başı olan hakan kılıklı orospu evladı içeri daldı lan siz ne yaparsınız çeriler hatunlar dışarıda gürz sallıyor siz kımız içip birbirinizin amcık bıyığını okşuyorsunuz dedi lan sen kimsin amına koyayım geçen ay Karluklar iki ok attı diye hatunun eteğinin altına saklanan götveren değil misin sen dedim yayımı aldım sarhoş sarhoş dışarı çıktım gözüm hiçbir şeyi görmüyor kafam zurna gibi sarhoş gök tengriini sikeyim senin diyip oku bir saldım ok gitti beyin en sevdiği öz kımız atının tam taşşağına saplandı at öyle bir kişnedi ki beyin suratına çiftenin kralını bir koydu adamın beyni çiğ kımız gibi çayıra yayıldı amk o ara düşman çerileri gürzlerle üstüme doğru koşmaya başladı ben kılıcı çekeceğim kılıç kınına sıkışmış paslanmış amcık kılıcı gelmiyor bir yandan kımız kusuyorum bir yandan koşuyorum peçenek alpları yakaladı beni dımdızlak soydu kurganın arkasına bıraktı buz gibi bozkırın ortasında taşşaklarım rüzgarda dalgalana dalgalana oba oba kaçtım ulan böyle bahtın anasını sikeyim gök tengri bile yukarıdan bakıp bu ne biçim salak amcık diyip yüzüme tükürdü amk

reddit.com
u/MaliHizm — 21 days ago

Sistemim Hakkında Düşünceleriniz?

Selamlar herkese,

Bir süredir aktif olarak kurgu, ağır render ve prodüksiyon iş yüklerimde kullandığım ana iş istasyonum bu şekilde. Sistemi kurarken temel amacım uzun süreli yük altında tam kararlılık, yüksek veri aktarım hızı ve ProArt ekosisteminin o sade/endüstriyel çizgisini yakalamaktı.

Mevcut kurulum:

• İşlemci: Intel Core Ultra 9 285K
• Ekran Kartı: ASUS TUF Gaming RTX 5070
• Anakart: ASUS ProArt Z890
• RAM: G.SKILL Trident Z5 Royal 32GB DDR5-7600
• Depolama: Samsung 990 Pro 2TB + WD Black SN8100 2TB
• Soğutma: ASUS ProArt LC 360
• Güç Kaynağı: ASUS ROG Thor II 1000W Platinum
• Kasa: ASUS ProArt PA602

Günlük kullanım tecrübemde PA602’nin hava sirkülasyonu ve LC 360 ikilisi, uzun render süreçlerinde Ultra 9 285K’nın termal dengesini gayet iyi koruyor. 990 Pro ve SN8100 tarafında yaptığım işletim sistemi/önbellek-proje ayrımı yüksek boyutlu dosya transferlerinde ve timeline akıcılığında ciddi rahatlık sağlıyor. RAM’ler de 7600MHz XMP profilinde şu ana kadar işte veya sentetik testlerde en ufak bir kararsızlık yaşatmadı.

reddit.com
u/MaliHizm — 23 days ago

Eski sevgilimin dedesi ile kavga ettim

Eski manita benden ayrıldı tamam mı? Normalde "eyvallah" der geçerim ama bu kızın kendi iradesi olmadığını, arkasındaki gölge gücün 84 yaşındaki öz dedesi Süleyman olduğunu 3 ay önceden tespit etmiştim. Adam normal dede değil amk, evde koltukta otururken bile Napolyon gibi taktiksel duruş sergiliyor, gözleriyle odanın röntgenini çekiyor. Kız bana "biz anlaşamıyoruz" dediğinde arkada dedesinin çay kaşığını bardağa vurma ritminden anladım: Morse koduyla kıza manipülasyon çekiyordu.

Neyse, ben bu kurguyu kafamda çözdüm. Dün gece "eşyalarımı alacağım" bahsederken eve gittim. Amacım kızı değil, arkadaki Derin Devlet'i çökertmek. Kapıyı kız açtı, "içeri girme" falan filan. Ben kızı nazikçe pas geçip doğruca salona girdim. Dede televizyonda haber izliyor ama gözleri kapalı gibi, yani tek noktaya kilitlenmiş 4D chess oynuyor zihninde. Yanına yanaştım, "Süleyman Bey, bu ilişkiyi sizin bitirdiğinizi biliyorum, taktiksel hamlelerinizi deşifre ettim" dedim. Adam yüzüme bile bakmadan "Çıkar şu ayakkabılarını parkeyi çiziyorsun" dedi.

BAK ŞİMDİ HIZLI MANTIK KURUYORUM: Parke dediği şey 1998 yapımı ucuz laminat. Parkenin çizilmesi bir metafor. Yani bana "sen benim nüfuz alanıma giremezsin, sınır ihlali yapıyorsun" mesajı veriyor subliminal olarak.

Dedim ki "Parke mi çiziliyor yoksa sizin kurduğunuz vesayet rejimi mi?" Adam bir an durdu, kumandayı masaya yavaşça bıraktı. O an o odadaki bağıl nem oranı %80'e çıktı amk. Ayağa kalktı. Bakın beyler, 84 yaşında adam diyorsunuz ama o göğüs kafesi, o yaşlı kuvveti (old man strength) fiziğin temel yasalarına aykırı. Üzerime yürüdü, "Seni bu mahalleden davul zurnayla kovalarım enik" dedi. Dedim "Sen kimin derin devletine kafa tutuyorsun lan yaşlı kurt?" ve üstüne atladım.

Ulan adam bir hamle yaptı, yemin ediyorum 1972 Kore gazisi refleksleriyle elimi kıvırdı, halının üstüne yuvarlandık. Halı dediğim de Hasır İpek Klasik Motif amk, suratım halıya sürtünmekten 3. derece yanık oldu. "Beni yıldıramazsınız, kıza WhatsApp'tan engel attıran parmağını kırarım!" diye bağırıyorum. Adam boğazıma sarıldı ama başparmağı tam şah damarımın 1.5 cm soluna basıyor, yani adam anatomik olarak öldürme noktalarını biliyor! Ben de çaresizce dedenin takma dişlerini hedef aldım, elimi ağzına sokup alt damağını sökmeye çalıştım. Dede "Ulan şerefsiz!" diye kükreyip beni sırtımdan koltuğa savurdu. Kız çığlık atıyor, anneanne arkada bastonla sırtıma vuruyor, ortam tam bir kaos.

Ben koltuktan kalkıp hemen stratejik geri çekilme kararı aldım. Balkon kapısını açıp "BU İLİŞKİ BİTMEDİ, SADECE BİRİNCİ FAZ TAMAMLANDI!" diye bağırdım ve birinci kattan aşağı çimlere atladım. Şu an mahalledeki parkta bankta oturuyorum, üstüm başım çamur, sol kulağım çınlıyor ama zafer benim amk. Çünkü adamın gözündeki o korkuyu gördüm. Derin devleti sarstım beyler. Sizce yarın tekrar gidip ambarı mı basayım yoksa doğrudan emekli maaşını çektiği ATM'de mi pusuya yatayım? Mantıklı tavsiye verin kafam çok net.

reddit.com
u/MaliHizm — 24 days ago

Siz Kitap Okuduğunuzu Sanıyorsunuz

Arkadaşlar selam. Size biraz kendi yöntelimimden bahsetmek istiyorum çünkü insanların dışarıda kitap okudum diye gezmesi bana inanılmaz komik geliyor. Ben bir kitabı elime aldığımda onu sadece okumam, milim milim kendi defterime aktarırım.

Bunu öylesine bir hobi gibi düşünmeyin. Masamdaki düzen hiçbir zaman değişmez. Işık tam 45 derecelik açıyla sol üstten vurur, kullandığım siyah mürekkep kalemin uç kalınlığı istisnasız 0.38 milimetredir. Sol tarafa orijinal kitabı koyarım, sağ tarafa ise özel yaptırdığım dikişli, deri ciltli boş defterimi. Her gece tam aynı saatte oturur, tek bir ara bile vermeden saatlerce yazarım. Yazarın koyduğu her virgülde, her noktada dururum. Paragraf girintilerini cetvelle ölçerim; tam 1.5 santim olmak zorunda. Eğer 1.4 santim olursa o sayfa zihnimde sakat kalır.

En sert kuralım şu: Hata yapamazsın. Sayfa 340'tayken tek bir harf kayarsa, mürekkep azıcık dağılırsa ya da bir kelimeyi yanlış yazarsam düzeltmem. Düzeltici sürmek ya da üzerini çizmek bir lekedir. O sayfayı koparmam da imkansız çünkü defterin dikiş dengesi bozulur. Bütün defteri anında çöpe atarım ve birinci sayfadan, ilk harften tekrar başlarım. Geçen ay 400 sayfasını bitirdiğim bir kitapta 401. sayfada yanlışlıkla iki kere aynı kelimeyi yazdığım için bütün defteri çöpe attım ve sıfırdan başladım. Pişman değilim, kusursuz olmayan şey yaşamayı hak etmez.

İnsanlar bana neden böyle bir şey yaptığımı soruyor. Bu bir tercih değil, tek doğru yöntem. Kitabı sadece gözünle okuduğunda o bilgi senin olmaz, sadece zihninden turlar geçer. Ama kelime kelime elinle yazdığında o cümle senin kas hafızana kazınır. Sayfayı bitirdiğimde sağ parmağımda oluşan mürekkep nasırı ve boynumdaki o keskin ağrı bana o kitabın artık tamamen bana ait olduğunu hissettiriyor. Orijinal baskıyı bir daha asla açmam, rafa kilitlerim. Çünkü asıl nüsha artık benim defterimdir. Dışarıda üç günde roman bitirdim diye övünenler benim gözümde sadece kağıda bakıp geçen tiplerdir. Bir kitabı gerçekten okumak istiyorsanız onu kendi elinizle yeniden yazacaksınız, başka yolu yok.

(MİZAH AMAÇLIDIR)

reddit.com
u/MaliHizm — 30 days ago

Tek oturuşta kaç sayfa okuyorsunuz ve odağınızı ne kadar koruyabiliyorsunuz?

Tek oturuşta ortalama kaç sayfa kitap okuyorsunuz? Dikkat döngünüzü bozmadan ne kadar süre kesintisiz okumada kalabiliyorsunuz?

Belli bir sayfa sayısından sonra zihninizin dağılmaya başladığını hissediyor musunuz, yoksa bu tamamen kitabın türüne ve akıcılığına mı bağlı?

u/MaliHizm — 1 month ago

The Double Standard That Changed Everything

The moment I realized I was being subjected to a double standard, the love I had for her turned into pure hatred. My 8-year friendship with this girl ended. I’m a guy, and I had feelings for her. At first, she told me that we should end things because we were only going to hurt each other if we continued. I was hurt, obviously, but I actually understood her reasoning. I thought it was fair and logical, so I respected her decision.
But then I found out that she decided to stay friends with the guy she had been flirting with. And honestly, I’m almost certain she has feelings for him. The moment I saw and heard about this, something inside me snapped. It wasn’t simply jealousy or sadness. It was this insane, almost demonic anger.

Because suddenly, the logic she used with me didn’t seem to apply to him. With me, it was “we have feelings, we’ll hurt each other, so we need to distance ourselves.” Fine. I accepted that. I respected it even though I was emotionally invested. But when it came to another guy she clearly had feelings for, somehow they could still remain friends.

That’s what destroyed my perception of the whole situation. I’m not angry because she has someone else in her life. I’m angry because I realized that the standard apparently only applied to me. If being around someone you have feelings for is dangerous because you might hurt each other, then that logic should apply regardless of who the person is.
I spent eight years caring about this person, and even when I was hurt, I still tried to be reasonable. I accepted her explanation and respected her boundaries. But seeing her make an exception for someone else made me feel like I had been treated differently from the beginning.

And that’s when the love turned into resentment. Not because I suddenly stopped caring, but because I realized how unfair the situation felt. Sometimes you don’t start hating someone because they left. You start hating them because you realize the rules they gave you were never meant for everyone else.

reddit.com
u/MaliHizm — 1 month ago

eski sevgilinizle tesadüfen karşılaştınız mı

Hiç ayrıldığınız eski sevgilinizle hiç beklemediğiniz bir yerde tesadüfen karşılaştınız mı, mesela markette, kafede, sokakta, toplu taşımada veya yıllardır gitmediğiniz bir yerde bir anda karşınıza çıktı mı, o an ne yaptınız, konuşabildiniz mi yoksa ikiniz de birbirinizi görmemiş gibi mi davrandınız, özellikle kötü bir ayrılığın ardından böyle bir karşılaşma yaşadıysanız nasıl hissettiniz, geçmiş bir anda gözünüzün önünden geçti mi, yoksa gerçekten hiçbir şey hissetmeden yolunuza devam edebildiniz mi, merak ediyorum böyle bir durumda insan nasıl tepki veriyor

reddit.com
u/MaliHizm — 1 month ago

LOLİPOP GÖRDÜĞÜM AN ZİHİN FREKANSIMIN KİLİTLENMESİ (LOLİPOP FETİŞİ)

ben böyle fetişin ızdırabını sikeyim, kafa kalmadı bende amk. Geçen gün mahalledeki tekelin önünde oturuyorum, hava sıcak, kafada sıfır düşünce var. Bir anda karşı kaldırımdan bir kız geçmeye başladı, elinde kırmızı çilekli rocco lolipop var. Kız lolipopu öyle bir ambalajından çıkardı ki benim zihin frekanslarım bir anda kilitlendi amk. Lolipopu emiyor, çeviriyor, sonra tekrar ambalajına sokar gibi yapıp dalga geçiyor. Ben o an dünyadan koptum, uzay zaman büküldü. Tekelci dayı bana sigara uzatıyor, ben adama bakmıyorum, gözler direkt kızın lolipopunda. Dayı bana evlat iyi misin dedikodu mu var orada diyor, ben dayıya bakmadan evet dayı büyük mevzu var diyorum. Kız otobüs durağına doğru yürümeye başladı, ben hipnoz olmuş gibi peşine takıldım. Bak yemin ediyorum bilinçli yürümüyorum, lolipop çekim gücü oluşturdu beni kendine çekiyor amk. Kız durağa geldi, lolipopu yalamaya devam ediyor, her çevirişinde benim kalp ritmi 180 oluyor. Otobüs geldi, kız bindi, ben de hemen arkasından bindim. Panikten akbili basmayı unuttum, kart basma makinesine elimdeki çakmağı bastım amk. Şoför arkadan birader ne yapıyorsun sen dedi, ben hiç bozmadan geçiyorum abi arkada acil durum var dedim. Kız gitti en arkadaki ikili koltuğa oturdu, ben de tam karşısındaki tutacağa tutundum. Kız lolipopu ağzından çıkarıyor, ışığa tutuyor, sonra tekrar yalamaya başlıyor. Ben tutacağa öyle bir sarılmışım ki parmaklarımın kanı çekildi, sanki orada kuantum fiziği denklemi çözüyorum amk. Kız en sonunda benim bu manasız bakışlarımı fark etti, lolipopu ağzından çıkardı, bana baktı, birader ne bakıyorsun dik dik dedi. Ben o an panikten ne diyeceğimi bilemedim, abla çilek aromalı ürünlere karşı çocukluktan kalma ağır bir zaafım var dedim. Bütün otobüs bir anda sustu, herkes dönüp bana baktı, şoför dikiz aynasından bana bakıyor. Kız bana deli muamelesi yaptı, otobüsten ilk durakta indi. Ben de durağı kaçırdım, son durağa kadar gidip otobüs garajında muavinle çay içtim amk. Bu lolipop sevdası yüzünden yakında akıl hastanesine yatıracaklar beni.

olay basit bir uyarılma falan değil, işin derinine indiğinde tam anlamıyla biyokimyasal ve nörolojik bir kilitlenme amk. Şekerli lolipop yüzeyi dil ile her temas ettiğinde, tükürükteki müsin proteinleri ve amilaz enzimleri çözünen glikoz ile anında reaksiyona giriyor. Bu durum lolipopun pürüzsüz sert katmanında ince, şeffaf, hafif uzayan ve parlak bir mukus katmanı oluşturuyor. Dil lolipoptan her ayrıldığında o şekerli yapışkan sıvı mikroskobik iplikçikler halinde uzarken, dilin üzerindeki binlerce filiform ve fungiform papilla şekerin dairesel yüzeyinde kayarak muazzam bir sürtünme mekaniği yaratıyor. Kız lolipopu damak ile dil arasına alıp sıkıştırdığında dil kaslarının kasılıp gevşemesiyle oluşan o hareket, ağız içindeki tükürük birikimi ve hava sıkışmasıyla birleşip hafif ıslak bir vakum sesi çıkarıyor amk. Bu mikro akustik rezonans doğrudan işitme korteksine nüfuz ederken, şekerli sıvının dudak kenarlarına bulaşmasıyla oluşan yapışkan glikoz katmanı ortamdaki ışığın kırılma açısını değiştirip dudaklarda hiper-parlak bir ıslaklık efekti yaratıyor. Beyin ise evrimsel olarak ağız içindeki bu dairesel ve ritmik hareketleri doğrudan oral-genital temas motor kalıplarıyla eşleştirdiği için, kız orada sadece glikoz şurubu tüketirken senin nöronların subliminal bir biyo-mekanik simülasyon algılıyor ve zihin korteks seviyesinde tamamen felç oluyor amk**.**

u/MaliHizm — 1 month ago

Uğultulu Tepeler okurken zihni karışan tek ben miyim?

177. sayfadayım, valla kitabı yarıda bırakmama ramak kaldı, kitaba devam etmek için kendimi zor tutuyorum, öyle bir kurgu yapmışlar ki insanın sabrını zorluyor, ortada ne düzgün akan bir hikaye var ne de insanın empati kurabileceği bir karakter var, olaylar iç içe geçmiş anlatıcılar üzerinden aktarılıyor, hizmetçi Nelly ayrı anlatıyor kiracı Lockwood ayrı aktarıyor, üstüne bir de iki aile sürekli birbiriyle evlendiği için herkesin ismi birbirine girmiş durumda, bu karmaşayı çözmek için internetten Uğultulu Tepeler soy ağacı veya Wuthering Heights family tree diye aratıp bir şema bulmak şart, kafayı yememek ve kitabı fırlatıp atmamak için yanınızda o şemayı tutarak okuyun, yoksa benim gibi yarıda bırakma noktasına gelirsiniz.

u/MaliHizm — 1 month ago

Oblomov kitap analizi

(Dün bitirdim kitapı)

Abi valla Oblomov öyle bir kitap ki, hani bazen günün bütün yorgunluğu üstüne çöker de "bırakın beni, hiç kimseyle konuşmak istemiyorum" dersin ya, tam olarak o hissin 600 sayfalık roman hali. İletişim Yayınları’ndan Ergin Altay çevirisiyle okudum bu arada, adam harbiden Rus edebiyatının o ağır, hafif nemli ve kasvetli havasını Türkçeye öyle güzel yedirmiş ki, okurken sayfalar akıp gidiyor.

Kitabı ilk eline aldığında "Ulan bu adam niye yataktan kalkmıyor, bu kadar tembellik mi olur?" diye söylenerek başlıyorsun. İlya İlyiç Oblomov dışarıdan bakınca safi uyuşukluk, tam bir yatak-koltuk sevdalısı. Ama biraz ilerleyip adamın iç dünyasına girince fark ediyorsun ki mesele hiç de basit bir tembellik değil. Oblomov aslında o dönemin, hatta doğrudan günümüzün o bitmek bilmeyen "koşturmaca" kültürüne dürüstçe bir rest çekiyor. Sahte gülücüklerin havada uçuştuğu ortamlara gireceğime, milletin birbirinin kuyusunu kazdığı ikiyüzlü dünyayla uğraşacağıma çekerim ropdaşambırımı üzerime, yatarım daha iyi diyor. Bir nevi ruhunu koruma yöntemi adamınki. Çocukluğuna gittiğimiz o Oblomovka bölümü var ya, orası zaten romanın kilit noktası. O kadar korumacı, o kadar el bebek gül bebek büyütmüşler ki adamı, hayata karşı hiçbir kası gelişmemiş. Sorumluluk almak, karar vermek adama devasa bir yük gibi geliyor. Kötü biri mi? Asla. Ruhu pırıl pırıl, çocuk gibi temiz. Ama işte hayat sadece iyi bir insan olmakla yürümüyor.

Sonra Ştolts giriyor devreye, Oblomov’un tam zıddı. Biri ne kadar atılsa diğeri o kadar hareketli, disiplinli, Alman disipliniyle büyümüş bir eylem adamı. Ştolts’un Oblomov’u o koltuktan çekip çıkarma çabalarını izlerken içimden hep "Yapma kardeşim, zorlama adamı, olmuyor işte" demek geçti. Hele bir de Olga mevzusu var ki… Olga Oblomov’u sevdi ama onu değiştirebileceğine, adam edebileceğine inanarak sevdi. Bir insanı proje gibi sevip dönüştürmeye çalışırsan o iş patlar, nitekim patladı da. Oblomov Olga’yı çok sevdi ama o değişim baskısı bile adama ağır geldi, kendi kabuğuna daha da çekildi.

Agafya Pşenitsına ile kurduğu hayat ise tam onun aradığı şeydi işte. Sorgulamayan, hiçbir şey talep etmeyen, yemeğini önüne koyup onu olduğu gibi kabul eden bir kadın. Oblomov orada huzuru buldu ama o huzur aslında adamı için için bitiren, yaşayan bir ölüye dönüştüren bir huzurdu. Kitabı bitirip kapağını kapattığımda içimde çok garip bir burukluk kaldı. Hani bazen sabah alarm çaldığında erteleme tuşuna basıp yorganı kafana kadar çekersin ya, işte o an hepimizin içinde küçük bir Oblomov uyanıyor. Ştolts gibi sürekli koşup bir şeylerin peşinden mi sürüklenmeli, yoksa Oblomov gibi dünyadan elini ayağını çekip kendi iç huzurunda mı boğulmalı? Gonçarov cevabı sana bırakıyor :)

u/MaliHizm — 1 month ago

Rap jargonunu anlama hırsından filolog olan işsiz arkadaşım

elemanın hayatındaki tek motivasyon kaynağı yabancı rap dinlemek amk. Çocuk zamanında rap şarkılarını dinlerken "ulan bu adam ne diyor, arkadaki kelime oyununu kaçırıyorum" diye kafayı yedi. Bak yemin ediyorum abartmıyorum, sırf rapçilerin bar'larını, sokak jargonunu tam anlayabilmek için sıfırdan İngilizce öğrenmeye başladı. Biz başta dalga geçiyorduk "iki kafiye duyacaksın diye Oxford sözlüğü mü ezberleyeceksin amk" diye. Eleman durmadı. C1-C2 seviye İngilizce patlattı, o da yetmedi gitti üniversitede Amerikan Filolojisi okudu aq. Harbi harbi akademik düzeyde dil bilimci oldu lan sırf zenci raplerini analiz etmek için.
Şimdi çocukla oturuyoruz, arkada 50 Cent veya Kendrick çalıyor. "Bak kanka burada kullandığı imge aslında 90'lar Brooklyn sokak jargonunda şu anlama geliyor, orada gramer hatası yapmasının sebebi de Güney diyalekti" diye 45 dakika linguistik dersi veriyor. Ulan adam rap dinleyecek diye filolog oldu, harcanan mesaiye, adanmışlığa bak amk. Yabancı rap'çinin kendisi kendi yazdığı sözü bu kadar detaylı bilmiyordur.

Geçen bizim mekanda oturuyoruz, arkaya JID açtık. Lan normal insan ne yapar? Ritme kafa sallar, flow'a düşer değil mi? Biz tam ortama yükselmişiz, eleman pat diye müziği durdurdu amk. "Kanka bak" diyor, "JID burada 16 bar boyunca aynı ses fonetiğiyle aliterasyon yapıyor. Kullandığı argoyu da AAVE (African-American Vernacular English) gramer kalıbıyla birleştirip çift anlamlı kelime oyununa çevirmiş." Lan adam JID'in dakikada 300 kelime yardırdığı yeri durdurup hece hece morfolojik analizine ayırdı aq.

reddit.com
u/MaliHizm — 2 months ago

300 bin liralık Clio'yu GTR sanan sanayi faresi Anadolu ergeninin tam liste Anatomisi

Bu elemanların genetik kodlarında akıl sağlığı yerine sanayi egzoz dumanı ve çakma bbs jant tozu bulunur, altındaki iki bin dört model bir nokta iki motor yetmiş beş beygirlik teneke yığınını gtr35 zannetme halüsinasyonuyla güne başlarlar amk. Arabanın piyasa değeri üç yüz bin liradır ama piç içine iki yüz bin liralık çin malı tesisat ile amortisörü kesik yay koyduğu için kendini hızlı ve öfkeli setinde sanır. Koltuğu anasının amına kadar geriye yatırıp direksiyonu saat on iki yönünde tek elle tutar, kafasını da vites kutusuna doğru elli derece yatırarak sürer, dışarıdan bakınca arabanın içinde sürücü yok sanırsın amk. Ön cam dahil zifiri siyah film çektirir, gece önünü göremediği için piyasadaki en ucuz çin malı merceksiz ledi takar, karşıdan gelen adamın korneasını yakıp anasını ağlatır. Egzoza yaptırdığı o çakma warex ve patlatmalı yazılımla sokak arasında gaza bastığında çıkan ses bir arabaya değil, gırtlağına kemik kaçmış bir eşeğe benzer ama o dikiz aynasından millete bakıp şekil yaptığını zanneder. Sanayideki tornacı hüseyin ustayı hayatının mentoru bellemiştir, cebindeki son elli lirayla shell istasyonuna çekip on liralık benzin beş liralık poğaça alır, kalan parayla da beş kişi arabanın içinde bir kutu ucuz enerji içeceğini bölüşürler amk.

Şimdi gelelim bu zihniyetsiz piçlerin araba basma sevdasına, bu olay tam bir akıl tutulmasıdır. Cebinde çorba içecek parası olmayan dallama sanayideki uyduruk kaportacıya gidip orijinal amortisör yaylarını sprelle kestirir veya presletir. Arabanın şasisini yerle bir edip sıfır konforla gezmeyi mühendislik harikası sanarlar, yoldaki milimetrik taşın üstünden geçse beyin kanaması geçirir ama sırf dışarıdan araba yere yakın görünsün diye böbrek taşlarını yola döker amk. Yoldaki en küçük kasise geldiğinde trafiği anasının amına kadar felç edip arabayı kırk beş derece açıya getirip yan yan geçmeye çalışır, arkadaki elli araba buna söverken bu dikiz aynasından millete bakıp sırıtır. Arabanın altı yere sürtüp kıvılcım çıkardığında oradaki çamurluğun anası ağlarken yanındaki kankasına bakıp bak nasıl basık babba diye övünür, kaza anında arabanın alt takımı tamamen gövdeden ayrılsa bile o hala jantın çamurluğa girmesinden aldığı hazzı anlatır amk. Parası yetmediği için air süspansiyon yerine sanayi işi çakma basıklık yaptırır, araba düz yolda giderken bile kanguru gibi sekmekten iç organları yer değiştirir, arabaya binen adam fıtık olup kusma noktasına gelir ama bu aptal evladı babba araba fena sekiyor diyerek kendi kafasını sallamaya devam eder. Arabanın leğen plastik çamurluklarını sürtmesin diye sprelle genişletip üzerine çakma kamber verir, jantlar içeriye çapraz girer sanki araba aks kırmış gibi durur ama bunlar buna stance kültürü der amk. Altındaki yetmiş beş beygirlik teneke clio beş milimlik tümsekte asılı kalıp tekerlekleri boşa döndüğünde, yoldan geçen dolmuşçulardan yardım isteyip arabayı itletirken bile o pürüzsüz beyin hücreleriyle kendilerini duruş sahibi zannederler amk.

Bagajda iki bin wattlık çakma bass kutusu vardır, arabanın bütün bagaj kapağı ve plakası zangır zangır titrerken dışarıya yayılan tek şey bokum gibi bir cızırtı ve bass frekansıdır amk. Bunların sosyal medya hesaplarında mutlaka arabanın ön tamburuna yatırılmış bir kadraj, arkada vizyonsuz bir arabesk rap şarkısı ve plakanın yazdığı bir instagram kullanıcı adı etiketi bulunur. En büyük hobileri hafta sonu sanayide ya da boş bir oto yıkamada köpüklü yıkama yapıp o anı ağır çekim videoya çekmektir. Viraja kırk kilometre hızla girip el freni çekmeye çalışırken yan devrilme tehlikesi atlatırlar ama araçtan inince kanka arabayı iyi topladım diyerek kendi cehaletlerini kutsarlar amk. Ceplerinde sıfır lira paraları vardır ama arabaya taktırdıkları amerikan park ve çakma sparco koltuk kılıfıyla kendilerini krallığın tek varisi sanırlar, beyin hücreleri sadece egzoz patlatma zamanlamasına çalışır amk.

u/MaliHizm — 2 months ago

Ayın 30’undaki kuzen düğününe gitmiyorum

Ayin 30undaki kuzen dugunune gitmeme karari aldim bro, kiz tarafindan olmamiz falan umurumda bile degil tam bir bullshit organizasyonu. Aylardir aile grubunda bir hype bir tantana sanirsin nasa uzaya mekik firlatacak ama alt tarafi dandik bir salonda 4 saat boyunca kulak patlatan bas sesleri esliginde yapay gulumsemelerle Takisini Takan Kaçar simulate edilecek. Sirca kosklerinden inip 365 gun aramayan akrabalarin bir araya gelip kim ne giymis kim kime ne takmis gıybeti dondurmesini izlemek inanilmaz bir cringe festivali. Bir de ustune Kiz Tarafiyiz abi yuksek protokol takilmamiz lazim darlamasi var ki totally unacceptable. Masaya oturacaksin 80 yasindaki amca gelip ee senin Is Güc Nasil Sira Sana Ne Zaman Geliyor sorusuyla mental assault atacak, o gürültüde ne dedigini anlamayip mal gibi kafa sallayacaksin. Kimse kusura bakmasin ama benim weekend energy seviyemi bu tarz fake samimiyet sahnelerinde harcamaya hic niyetim yok. Karari aileye bildirdigim an Evin Aykiri Ve Vefasiz Evladi etiketi aninda yapistirildi ama zero regrets. Zaten eger bir insana deger veriyorsam bunu o curcunada degil kendi belirledigim zaman diliminde gösteririm, o curcuna tamamen time waste. Akil sagligimi ve personal space alanimi el alem ne der korkusuna satacak degilim. Siz bu tarz zorunlu akraba angaryalarina hala Boyun Egis modunda mi gidiyorsunuz yoksa benim gibi Hard Pass deyip evde takilan var mi?

reddit.com
u/MaliHizm — 2 months ago